• 2:64 Bakara: 64

    Siz ise, bundan sonra da (yine va’adinizden ve dininizden) yüz çevirdiniz. Eğer Allah'ın üzerinizdeki fazlı (lütfu ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacaktınız.

  • 2:121 Bakara: 121

    Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, (ayetleri anlamaya ve uygulamaya çalışanlar, Siyonist ve emperyalist zalimlerden uzak duranlar var ya) Ona (gerçekten) iman edenler işte bu kimselerdir. Kim de Onu (Kur’an’ı) inkâr (ve itiraz) ederse, artık işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

  • 3:149 Âl-i İmrân: 149

    Ey iman edenler! Eğer (kısmen veya tamamen Kur’ani hükümleri) inkâr edenlere (aldanıp) itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde gerisin geri (bâtıla) çevirirler, böylece büsbütün hüsrana (ziyana ve iflasa uğrayanlara) dönüp (o şaşkınlık ve perişanlık içinde kalırsınız).

  • 5:5 Maide: 5

    Bugün(den itibaren) size temiz ve güzel olan şeyler helâl kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin (haram karıştırılmayan) yemekleri size helâl, sizin de yemekleriniz onlara helâldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da; namuslu ve iffetli olmak, fuhuşta bulunmamak ve gizlice dostlar tutmamak (üzere yaşayan insanlar olmak) şartı ile -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- (evlenmek) size (helâl kılındı.) Kim imanı (ve İslam ahkâmını) tanımayıp küfre saparsa, elbette onun (hayır adına) yaptığı (her şey) boşa çıkıverecektir. O ahirette de hüsrana uğrayan kimselerdendir.

  • 5:30 Maide: 30

    Sonunda (Kâbil’in) nefsi ona kardeşini (Hâbil’i) öldürmeye (tahrik ve teşvik edip) kasten (günaha) itti; böylece (tutup) onu öldürüverdi, bu yüzden hüsrana uğrayanlardan olup gitti.

  • 5:53 Maide: 53

    (O küfür cephesi ve köle düzeni yıkıldığı zaman şuurlu ve onurlu) Mü’minler (münafıklara) şöyle (seslenip) diyeceklerdir: “Bunlar mıydı o, bütün güçleriyle sizinle beraber olduklarına (ve arkanızda durup sizi koruyacaklarına) yemin edenler?” (Bakın o tapınıp sığındığınız şeytani güç odakları nasıl da yıkılmış ve sizi sahipsiz bırakmışlardır?) Artık (münafıkların) bütün çabaları boşa çıkmış ve hüsrana uğramışlardır.

  • 6:12 En'am: 12

    (Onlara) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" (Cevaben) De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti Kendi üzerine yazmıştır. (Bütün kullarına ve mahlûkatına şefkat ve merhamet buyurmak Allah’ın şanıdır.) O sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. (Kendilerine yazık edip) Nefislerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar (bütün haber ve hükümleriyle Kur’an’a) inanmayanlardır.

  • 6:20 En'am: 20

    (Aslında) Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz Onu (Kur’an’ı ve Resulüllah’ı), çocuklarını tanır gibi tanımakta (ama bile bile inkâra sapılmakta)dır. Kendilerini hüsrana (en büyük ziyana) uğratanlar; işte onlar (inanmayanlardır ve) inanmayacaklardır.

  • 6:31 En'am: 31

    (Böylece) Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkmayı ve amellerinin karşılığını bulmayı) yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, "Dünyada yaptığımız kusurlardan ve sorumsuz davranışlardan dolayı yazıklar olsun bize” diye (hayıflanacak ve pişmanlık duyacaklardır. Öyle ise) Dikkatle bakın (ve ibret alın)! Yüklendikleri günah ne kadar kötü ve (cezası çok) ağırdır.

  • 6:140 En'am: 140

    (Meşru ve makbul) Hiçbir bilgiye (ve yetkiye) dayanmaksızın (masum) çocuklarını akılsızca (ve vicdansızca) öldürenler, (kürtajla bebeklerini katledenler, nesillerini ahlâk ve maneviyatla terbiye etmeyenler) ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini (kendi kafalarından ve takvalık taslayarak) haram kılanlar, elbette hüsrana (büyük bir kayba) düşmüşlerdir. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu da bulamamış kimselerdir.

  • 7:9 A'raf: 9

    Kimin tartıları (sevapları) hafif kalırsa, (günahları ağır basarsa) bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden (elçiyi ve gerçeği görüp bildikleri halde hıyanet ettiklerinden) dolayı nefislerini hüsrana (çok pişman ve perişan olacakları büyük bir kayba) uğratanlardır.

  • 7:23 A'raf: 23

    (Hz. Adem:) “Rabbimiz, biz ikimiz kendi nefislerimize zulmettik. Eğer bizi, mağfiret edip bağışlamazsan ve bize acıyıp merhamet buyurmazsan mutlaka hüsrana (en büyük zarara) uğrayanlardan oluruz” diyerek (hatalarını kabul edip bağışlanma dilemişlerdi).

  • 7:53 A'raf: 53

    Onlar (hâlâ) Onun te’vilinden (özel yorumlanması gereken, gizemli ve gelecekle ilgili bazı ayetlerin haberlerinden) başkasına bakmazlar (İslam’ın esasına ve şahsi sorumluluklarına ilgi duymazlar) mı? (Kur’an’ın yorumlarını bırakıp aslına başvurmazlar mı? Oysa) Onun te’vilinin geleceği gün, daha önce Onu unutanlar, diyecekler ki: “Gerçekten Rabbimizin elçileri bize Hakkı getirmişlerdi. (Ama biz keyfimize kapılıp, Kur’an ayetlerinin kendisine değil, te’villerine uyarak Hakk’tan uzaklaşan kimselerdik.) Şimdi bize yardım edecek şefaatçiler var mıdır? Veya (keşke) geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını (hayırlı davranışları) yapsak (da Mevlâ’mıza yaransak!..)” Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, (din adına) uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

  • 7:92 A'raf: 92

    (Sonunda) Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki 'hiç orada oturmamış ve refah içinde yaşamamışlar' gibi (yıkılıp yok) oldular; (böylece) Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl (büyük) hüsrana uğradılar.

  • 7:99 A'raf: 99

    (Ve yine) Onlar, Allah'ın (türlü) tuzağından güvence mi (almışlardı?) Allah'ın (zalim ve hain kavme) bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca kendilerini) güvende saymazlardı.

  • 7:149 A'raf: 149

    Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürülüverince ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görüp (fark edince): “Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız” deyip (yalvarmaya giriştiler).

  • 7:178 A'raf: 178

    Allah kime hidayet ederse onlar Hakk yolu bulan kimse(lerdir). Her kimi de (hıyaneti ve kötü niyeti yüzünden) şaşırtıp-saptırırsa onlar da mutlak hüsran ve ziyan içindedirler.

  • 8:37 Enfâl: 37

    Bu, Allah'ın murdar olan (küfür ve kötülük ehlini), pak ve temiz olan (iyi niyetli ve istikametli mü'minlerden) seçip ayırması (böylece herkesin ayarını ortaya koyması); murdar (olanların) bir kısmını bir kısmının üzerine (musallat) kılıp, (birbirlerinin pisliğini ortaya çıkarması, sonra) hepsini yığınlar halinde cehenneme atması içindir. İşte bunlar (dünya ve ahirette) hüsrana uğrayanlardır.

  • 10:95 Yunus: 95

    Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan (hükümlerini gereksiz ve geçersiz sayanlardan) da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olup kalırsın.

  • 11:21 Hud: 21

    (Din adına ortaya çıkarak insanları Allah'ın Hakk yolundan saptırıp alıkoyanlar ve İslam’ı yozlaştırıp çarpıtmaya çalışanlar var ya) İşte bunlar, kendilerini hüsrana (ziyana ve hayal kırıklığına) uğratanlardır ve yalan olarak uydurdukları (düzme nizamlar ve şeytani güç odakları da) onlardan uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.

  • 11:47 Hud: 47

    (Hz. Nuh) Dedi ki: “Ey Rabbim! Bilgim (ve yetkim) olmayan şeyi Senden istemekten (artık) Sana sığınırım... Ve (beşeri bir zaafiyet ve şefkatle yaptığım yanlışlıklardan dolayı) eğer beni bağışlamaz ve acıyıp merhamet buyurmazsan hüsrana uğrayanlardan olurum!” [Not: Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Hz. Nuh’un oğlu açık inkârcılardan değil, Müslüman görünen ama iman kalbine tam yerleşmeyen münafık tipli bir insandı. Çünkü açıkça kâfir olsaydı, Hz. Nuh’un onu gemiye almaya çalışması ve kurtuluşuna duacı olması uygun bulunmazdı.]

  • 18:103 Kehf: 103

    (Ey Resulüm!) De ki: “(Görünüşte çok hayırlı ve yararlı sanılan ama pek çok) Amelleri bakımından (ahirette) en fazla hüsrana (zarar ve ziyana) uğrayacak olan kimseleri, size haber vereyim mi?”

  • 21:70 Enbiya: 70

    Böylece ona (zalimler İbrahim Aleyhisselam’a) bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.

  • 23:34 Mü'minun: 34

    (Servetine ve siyasi yetkinliğine güvenen kimseler ise çevrelerini şu sözlerle etkileyip yönlendirmekteydi:) "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun (o takdirde), siz gerçekten hüsrana düşen (aciz ve şahsiyetsiz kimselersinizdir)."

  • 23:103 Mü'minun: 103

    Kimin de (günah ve kötülükleri ziyade, hayırlı amel) tartıları ise hafif gelirse, kendilerini hüsrana düşürenler ve ebedi kalacakları cehenneme sürüklenenler, işte bunlardır.

  • 29:52 Ankebut: 52

    De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. O, göklerde ve yerde olanı (canlı ve cansız tüm varlıkları ayrıntılarıyla) bilir. Bâtıla (yanlış, haksız ve bozuk yollara) inanan ve Allah'ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrana (pişmanlık dolu zarara) uğrayanlardır.” (Aslında bunlar, Müslüman görüntülü münafıklardır. Ve Hakka değil bâtıla inanıp zulme destek çıkan, böylece Allah'ın va’adini ve kudretini inkâr edip sapıtan insanlardır.)

  • 39:15 Zümer: 15

    “Siz de (imtihan için serbestsiniz), O’nun dışında dilediğinize ibadet edin (hepsi geçersizdir).” De ki: “Asıl hüsrana düşenler, (İslami ölçüleri hayat ve şeriat prensibi, Allah’ın rızasını ise asıl hedefi edinmeyenler) işte böylece kıyamet gününde kendilerine, ailesine, (yakın çevresine ve müntesiplerine) yazık edenlerdir. Haberiniz olsun, bu (ahiret kaybı) apaçık bir hüsranın ta kendisidir.”

  • 39:63 Zümer: 63

    Göklerin ve yerin kilitleri (ve bunların içerisindeki tüm varlıklar ve olaylarla ilgili hard disk misali, çok özel ve gizli bilgi hazinelerinin açılış şifreleri) O'nun (kudret elindedir. Anahtarları ise imanla birlikte akıl ve ilimdir). Allah'ın ayetlerine (karşı çıkıp bunlara itiraz ve) inkâr edenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.

  • 39:65 Zümer: 65

    Andolsun, Sana ve Senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette Sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”

  • 40:78 Mü'min: 78

    Muhakkak Biz Senden önce de resuller (nice elçiler ve davetçiler) gönderdik; onlardan kimilerini Sana aktarıp-anlattık ve kimilerini de hiç anlatmadık. Herhangi bir elçiye, Allah'ın izni olmaksızın bir ayeti (mucizeyi ve DİN ölçülerini) getirmek olacak şey değildir. Allah'ın emri geldiği zaman ise, (kesinlikle) Hakk ile hüküm verilir ve işte o zaman, (Hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar (ve bâtılı seçip savunanlar) hüsrana uğrayıp (gideceklerdir).

  • 40:85 Mü'min: 85

    (Evet) Artık Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, (bu itiraf ve) imanları kendilerine hiçbir yarar vermeyecek (son pişmanlık para etmeyecektir. Bu) Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir. (Adaletli sistemi ve âdetidir.) İşte kâfirler burada hüsrana uğramış (ve sonsuza kadar ziyan etmişlerdir.)

  • 41:23 Fussilet: 23

    “İşte bu sizin (yanlış) zannınız (kof kuruntularınız idi); Rabbiniz hakkında beslediğiniz (bu asılsız ve İslam’sız) zannınız sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana (büyük zarar ve ziyana) uğrayan kimseler olarak sabahlayıp (mahşere geldiniz).”

  • 41:25 Fussilet: 25

    Biz (inançsız ve ahlâksız tavırları yüzünden) onlara birtakım (kötü fıtratlı) yakın-arkadaşları (şeytanı ve şeytanileşmiş insanları musallat edip) 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık, (aralarında oyalayıcı dostluklar başlattık.)' onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları (önceki hatalarını ve gelecekteki yanlışlarını) kendilerine süslü gösterip (bunları aldatmışlardı. Sonunda) cinnlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip-geçmiş ümmetler için de (yürürlükte tutulan azap) sözü, onların üzerine de hak olmuştu. Artık onlar, hüsrana uğrayanlar olup çıkmışlardı.

  • 42:45 Şûrâ: 45

    (Ey Resulüm!) Onları görürsün ki, (ahirette) zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden gizlice (ve çaresizce ve zelil bir halde etrafa) bakışıverirler. İman edenler ise: "Gerçekten asıl hüsrana düşenler, (işte bu) kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem de ailesini ve ehlini hüsrana sürükleyenlerdir" diyecek (ve kendi hallerine şükredecek)lerdir. Haberiniz olsun; gerçekten (imansız) zalimler, kalıcı (ve kahra uğratıcı) bir azap içindelerdir.

  • 45:27 Câsiye: 27

    Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı ve tasarruf hakkı) Allah'ındır. (Gelmesi kesin olan İslami medeniyet ve sonrası kıyamet) Saatinin kopacağı gün, (evet işte) o gün, bâtılın peşine takılanlar (ve İslami kurum ve kuralları iptal etmeye kalkışanlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

  • 58:19 Mücâdele: 19

    (İşleri güçleri yalan olan ve bâtıla daldıkları halde kendi kendilerini hayırlı bir şey üzerinde sanan kimseleri) Onları şeytan kuşatmış (etkisi altına alıp ruhlarını kapsamış) ve kendilerine Allah'ı hatırlamayı (O’nun emir ve yasaklarına göre yaşamayı ve zikrullahı) unutturmuş (durumdadır). İşte (haramlara ve hayırsız yollara düşen) bunlar Hizbüşşeytan'dır. Ve Şeytan'ın partisi (tarafgirleri, ekibi, takipçileri) mutlaka hüsrana uğramışlardır (uğrayacaklardır).

  • 63:9 Münâfikun: 9

    Ey iman edenler (ve Müslümanlık iddiasında bulunanlar!) Ne mallarınız ne de evlatlarınız, sakın sizleri Allah’ı anmaktan (her durumda ve her konuda Kur’ani buyruklara göre inanıp yaşamaktan geri bırakmasın ve sakın tutkuyla dünyaya bağlanarak ahireti hatırlayıp hazırlanmaktan sizi) alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

  • 65:9 Talâk: 9

    Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlardır ve (kötü) işlerinin sonu (dünyada) tam bir hüsrandır (pişmanlık ve perişanlıktır).

  • 2:64 Bakara: 64

    ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۚ فَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    Siz ise, bundan sonra da (yine va’adinizden ve dininizden) yüz çevirdiniz. Eğer Allah'ın üzerinizdeki fazlı (lütfu ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacaktınız.

  • 2:121 Bakara: 121

    اَلَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِهٖۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهٖۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِهٖ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟

    Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, (ayetleri anlamaya ve uygulamaya çalışanlar, Siyonist ve emperyalist zalimlerden uzak duranlar var ya) Ona (gerçekten) iman edenler işte bu kimselerdir. Kim de Onu (Kur’an’ı) inkâr (ve itiraz) ederse, artık işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

  • 3:149 Âl-i İmrân: 149

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُطٖيعُوا الَّذٖينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرٖينَ

    Ey iman edenler! Eğer (kısmen veya tamamen Kur’ani hükümleri) inkâr edenlere (aldanıp) itaat ederseniz, sizi topuklarınız üzerinde gerisin geri (bâtıla) çevirirler, böylece büsbütün hüsrana (ziyana ve iflasa uğrayanlara) dönüp (o şaşkınlık ve perişanlık içinde kalırsınız).

  • 5:5 Maide: 5

    اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَ وَلَا مُتَّخِذٖٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ۟

    Bugün(den itibaren) size temiz ve güzel olan şeyler helâl kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin (haram karıştırılmayan) yemekleri size helâl, sizin de yemekleriniz onlara helâldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da; namuslu ve iffetli olmak, fuhuşta bulunmamak ve gizlice dostlar tutmamak (üzere yaşayan insanlar olmak) şartı ile -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- (evlenmek) size (helâl kılındı.) Kim imanı (ve İslam ahkâmını) tanımayıp küfre saparsa, elbette onun (hayır adına) yaptığı (her şey) boşa çıkıverecektir. O ahirette de hüsrana uğrayan kimselerdendir.

  • 5:30 Maide: 30

    فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخٖيهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    Sonunda (Kâbil’in) nefsi ona kardeşini (Hâbil’i) öldürmeye (tahrik ve teşvik edip) kasten (günaha) itti; böylece (tutup) onu öldürüverdi, bu yüzden hüsrana uğrayanlardan olup gitti.

  • 5:53 Maide: 53

    وَيَقُولُ الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذٖينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْۜ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِرٖينَ

    (O küfür cephesi ve köle düzeni yıkıldığı zaman şuurlu ve onurlu) Mü’minler (münafıklara) şöyle (seslenip) diyeceklerdir: “Bunlar mıydı o, bütün güçleriyle sizinle beraber olduklarına (ve arkanızda durup sizi koruyacaklarına) yemin edenler?” (Bakın o tapınıp sığındığınız şeytani güç odakları nasıl da yıkılmış ve sizi sahipsiz bırakmışlardır?) Artık (münafıkların) bütün çabaları boşa çıkmış ve hüsrana uğramışlardır.

  • 6:12 En'am: 12

    قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلْ لِلّٰهِۜ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فٖيهِۜ اَلَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    (Onlara) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" (Cevaben) De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti Kendi üzerine yazmıştır. (Bütün kullarına ve mahlûkatına şefkat ve merhamet buyurmak Allah’ın şanıdır.) O sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. (Kendilerine yazık edip) Nefislerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar (bütün haber ve hükümleriyle Kur’an’a) inanmayanlardır.

  • 6:20 En'am: 20

    اَلَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۢ اَلَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ۟

    (Aslında) Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz Onu (Kur’an’ı ve Resulüllah’ı), çocuklarını tanır gibi tanımakta (ama bile bile inkâra sapılmakta)dır. Kendilerini hüsrana (en büyük ziyana) uğratanlar; işte onlar (inanmayanlardır ve) inanmayacaklardır.

  • 6:31 En'am: 31

    قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَا حَسْرَتَنَا عَلٰى مَا فَرَّطْنَا فٖيهَاۙ وَهُمْ يَحْمِلُونَ اَوْزَارَهُمْ عَلٰى ظُهُورِهِمْۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَزِرُونَ

    (Böylece) Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkmayı ve amellerinin karşılığını bulmayı) yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, "Dünyada yaptığımız kusurlardan ve sorumsuz davranışlardan dolayı yazıklar olsun bize” diye (hayıflanacak ve pişmanlık duyacaklardır. Öyle ise) Dikkatle bakın (ve ibret alın)! Yüklendikleri günah ne kadar kötü ve (cezası çok) ağırdır.

  • 6:140 En'am: 140

    قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ قَتَلُٓوا اَوْلَادَهُمْ سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللّٰهُ افْتِرَٓاءً عَلَى اللّٰهِۜ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ۟

    (Meşru ve makbul) Hiçbir bilgiye (ve yetkiye) dayanmaksızın (masum) çocuklarını akılsızca (ve vicdansızca) öldürenler, (kürtajla bebeklerini katledenler, nesillerini ahlâk ve maneviyatla terbiye etmeyenler) ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini (kendi kafalarından ve takvalık taslayarak) haram kılanlar, elbette hüsrana (büyük bir kayba) düşmüşlerdir. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu da bulamamış kimselerdir.

  • 7:9 A'raf: 9

    وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ

    Kimin tartıları (sevapları) hafif kalırsa, (günahları ağır basarsa) bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden (elçiyi ve gerçeği görüp bildikleri halde hıyanet ettiklerinden) dolayı nefislerini hüsrana (çok pişman ve perişan olacakları büyük bir kayba) uğratanlardır.

  • 7:23 A'raf: 23

    قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    (Hz. Adem:) “Rabbimiz, biz ikimiz kendi nefislerimize zulmettik. Eğer bizi, mağfiret edip bağışlamazsan ve bize acıyıp merhamet buyurmazsan mutlaka hüsrana (en büyük zarara) uğrayanlardan oluruz” diyerek (hatalarını kabul edip bağışlanma dilemişlerdi).

  • 7:53 A'raf: 53

    هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا تَأْوٖيلَهُۜ يَوْمَ يَأْتٖي تَأْوٖيلُهُ يَقُولُ الَّذٖينَ نَسُوهُ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۚ فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَٓاءَ فَيَشْفَعُوا لَنَٓا اَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذٖي كُنَّا نَعْمَلُۜ قَدْ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

    Onlar (hâlâ) Onun te’vilinden (özel yorumlanması gereken, gizemli ve gelecekle ilgili bazı ayetlerin haberlerinden) başkasına bakmazlar (İslam’ın esasına ve şahsi sorumluluklarına ilgi duymazlar) mı? (Kur’an’ın yorumlarını bırakıp aslına başvurmazlar mı? Oysa) Onun te’vilinin geleceği gün, daha önce Onu unutanlar, diyecekler ki: “Gerçekten Rabbimizin elçileri bize Hakkı getirmişlerdi. (Ama biz keyfimize kapılıp, Kur’an ayetlerinin kendisine değil, te’villerine uyarak Hakk’tan uzaklaşan kimselerdik.) Şimdi bize yardım edecek şefaatçiler var mıdır? Veya (keşke) geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını (hayırlı davranışları) yapsak (da Mevlâ’mıza yaransak!..)” Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, (din adına) uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

  • 7:92 A'raf: 92

    اَلَّذٖينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فٖيهَاۚۛ اَلَّذٖينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَانُوا هُمُ الْخَاسِرٖينَ

    (Sonunda) Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki 'hiç orada oturmamış ve refah içinde yaşamamışlar' gibi (yıkılıp yok) oldular; (böylece) Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl (büyük) hüsrana uğradılar.

  • 7:99 A'raf: 99

    اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ۟

    (Ve yine) Onlar, Allah'ın (türlü) tuzağından güvence mi (almışlardı?) Allah'ın (zalim ve hain kavme) bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca kendilerini) güvende saymazlardı.

  • 7:149 A'raf: 149

    وَلَمَّا سُقِطَ فٖٓي اَيْدٖيهِمْ وَرَاَوْا اَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّواۙ قَالُوا لَئِنْ لَمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürülüverince ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görüp (fark edince): “Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız” deyip (yalvarmaya giriştiler).

  • 7:178 A'raf: 178

    مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدٖيۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    Allah kime hidayet ederse onlar Hakk yolu bulan kimse(lerdir). Her kimi de (hıyaneti ve kötü niyeti yüzünden) şaşırtıp-saptırırsa onlar da mutlak hüsran ve ziyan içindedirler.

  • 8:37 Enfâl: 37

    لِيَمٖيزَ اللّٰهُ الْخَبٖيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبٖيثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمٖيعًا فَيَجْعَلَهُ فٖي جَهَنَّمَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟

    Bu, Allah'ın murdar olan (küfür ve kötülük ehlini), pak ve temiz olan (iyi niyetli ve istikametli mü'minlerden) seçip ayırması (böylece herkesin ayarını ortaya koyması); murdar (olanların) bir kısmını bir kısmının üzerine (musallat) kılıp, (birbirlerinin pisliğini ortaya çıkarması, sonra) hepsini yığınlar halinde cehenneme atması içindir. İşte bunlar (dünya ve ahirette) hüsrana uğrayanlardır.

  • 10:95 Yunus: 95

    وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan (hükümlerini gereksiz ve geçersiz sayanlardan) da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olup kalırsın.

  • 11:21 Hud: 21

    اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

    (Din adına ortaya çıkarak insanları Allah'ın Hakk yolundan saptırıp alıkoyanlar ve İslam’ı yozlaştırıp çarpıtmaya çalışanlar var ya) İşte bunlar, kendilerini hüsrana (ziyana ve hayal kırıklığına) uğratanlardır ve yalan olarak uydurdukları (düzme nizamlar ve şeytani güç odakları da) onlardan uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.

  • 11:47 Hud: 47

    قَالَ رَبِّ اِنّٖٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لٖي بِهٖ عِلْمٌۜ وَاِلَّا تَغْفِرْ لٖي وَتَرْحَمْنٖٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    (Hz. Nuh) Dedi ki: “Ey Rabbim! Bilgim (ve yetkim) olmayan şeyi Senden istemekten (artık) Sana sığınırım... Ve (beşeri bir zaafiyet ve şefkatle yaptığım yanlışlıklardan dolayı) eğer beni bağışlamaz ve acıyıp merhamet buyurmazsan hüsrana uğrayanlardan olurum!” [Not: Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Hz. Nuh’un oğlu açık inkârcılardan değil, Müslüman görünen ama iman kalbine tam yerleşmeyen münafık tipli bir insandı. Çünkü açıkça kâfir olsaydı, Hz. Nuh’un onu gemiye almaya çalışması ve kurtuluşuna duacı olması uygun bulunmazdı.]

  • 18:103 Kehf: 103

    قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْاَخْسَرٖينَ اَعْمَالًاۜ

    (Ey Resulüm!) De ki: “(Görünüşte çok hayırlı ve yararlı sanılan ama pek çok) Amelleri bakımından (ahirette) en fazla hüsrana (zarar ve ziyana) uğrayacak olan kimseleri, size haber vereyim mi?”

  • 21:70 Enbiya: 70

    وَاَرَادُوا بِهٖ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَخْسَرٖينَۚ

    Böylece ona (zalimler İbrahim Aleyhisselam’a) bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık.

  • 23:34 Mü'minun: 34

    وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذًا لَخَاسِرُونَ

    (Servetine ve siyasi yetkinliğine güvenen kimseler ise çevrelerini şu sözlerle etkileyip yönlendirmekteydi:) "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun (o takdirde), siz gerçekten hüsrana düşen (aciz ve şahsiyetsiz kimselersinizdir)."

  • 23:103 Mü'minun: 103

    وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فٖي جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ

    Kimin de (günah ve kötülükleri ziyade, hayırlı amel) tartıları ise hafif gelirse, kendilerini hüsrana düşürenler ve ebedi kalacakları cehenneme sürüklenenler, işte bunlardır.

  • 29:52 Ankebut: 52

    قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْنٖي وَبَيْنَكُمْ شَهٖيدًاۚ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. O, göklerde ve yerde olanı (canlı ve cansız tüm varlıkları ayrıntılarıyla) bilir. Bâtıla (yanlış, haksız ve bozuk yollara) inanan ve Allah'ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrana (pişmanlık dolu zarara) uğrayanlardır.” (Aslında bunlar, Müslüman görüntülü münafıklardır. Ve Hakka değil bâtıla inanıp zulme destek çıkan, böylece Allah'ın va’adini ve kudretini inkâr edip sapıtan insanlardır.)

  • 39:15 Zümer: 15

    فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُمْ مِنْ دُونِهٖۜ قُلْ اِنَّ الْخَاسِرٖينَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلٖيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ

    “Siz de (imtihan için serbestsiniz), O’nun dışında dilediğinize ibadet edin (hepsi geçersizdir).” De ki: “Asıl hüsrana düşenler, (İslami ölçüleri hayat ve şeriat prensibi, Allah’ın rızasını ise asıl hedefi edinmeyenler) işte böylece kıyamet gününde kendilerine, ailesine, (yakın çevresine ve müntesiplerine) yazık edenlerdir. Haberiniz olsun, bu (ahiret kaybı) apaçık bir hüsranın ta kendisidir.”

  • 39:63 Zümer: 63

    لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟

    Göklerin ve yerin kilitleri (ve bunların içerisindeki tüm varlıklar ve olaylarla ilgili hard disk misali, çok özel ve gizli bilgi hazinelerinin açılış şifreleri) O'nun (kudret elindedir. Anahtarları ise imanla birlikte akıl ve ilimdir). Allah'ın ayetlerine (karşı çıkıp bunlara itiraz ve) inkâr edenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.

  • 39:65 Zümer: 65

    وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    Andolsun, Sana ve Senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette Sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”

  • 40:78 Mü'min: 78

    وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ مِنْهُمْ مَنْ قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ لَمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَأْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ۟

    Muhakkak Biz Senden önce de resuller (nice elçiler ve davetçiler) gönderdik; onlardan kimilerini Sana aktarıp-anlattık ve kimilerini de hiç anlatmadık. Herhangi bir elçiye, Allah'ın izni olmaksızın bir ayeti (mucizeyi ve DİN ölçülerini) getirmek olacak şey değildir. Allah'ın emri geldiği zaman ise, (kesinlikle) Hakk ile hüküm verilir ve işte o zaman, (Hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar (ve bâtılı seçip savunanlar) hüsrana uğrayıp (gideceklerdir).

  • 40:85 Mü'min: 85

    فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ اٖيمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّتٖي قَدْ خَلَتْ فٖي عِبَادِهٖۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ

    (Evet) Artık Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, (bu itiraf ve) imanları kendilerine hiçbir yarar vermeyecek (son pişmanlık para etmeyecektir. Bu) Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir. (Adaletli sistemi ve âdetidir.) İşte kâfirler burada hüsrana uğramış (ve sonsuza kadar ziyan etmişlerdir.)

  • 41:23 Fussilet: 23

    وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذٖي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

    “İşte bu sizin (yanlış) zannınız (kof kuruntularınız idi); Rabbiniz hakkında beslediğiniz (bu asılsız ve İslam’sız) zannınız sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana (büyük zarar ve ziyana) uğrayan kimseler olarak sabahlayıp (mahşere geldiniz).”

  • 41:25 Fussilet: 25

    وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَٓاءَ فَزَيَّنُوا لَهُمْ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فٖٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۚ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرٖينَ۟

    Biz (inançsız ve ahlâksız tavırları yüzünden) onlara birtakım (kötü fıtratlı) yakın-arkadaşları (şeytanı ve şeytanileşmiş insanları musallat edip) 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık, (aralarında oyalayıcı dostluklar başlattık.)' onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları (önceki hatalarını ve gelecekteki yanlışlarını) kendilerine süslü gösterip (bunları aldatmışlardı. Sonunda) cinnlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip-geçmiş ümmetler için de (yürürlükte tutulan azap) sözü, onların üzerine de hak olmuştu. Artık onlar, hüsrana uğrayanlar olup çıkmışlardı.

  • 42:45 Şûrâ: 45

    وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِعٖينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّۜ وَقَالَ الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِرٖينَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلٖيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِمٖينَ فٖي عَذَابٍ مُقٖيمٍ

    (Ey Resulüm!) Onları görürsün ki, (ahirette) zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden gizlice (ve çaresizce ve zelil bir halde etrafa) bakışıverirler. İman edenler ise: "Gerçekten asıl hüsrana düşenler, (işte bu) kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem de ailesini ve ehlini hüsrana sürükleyenlerdir" diyecek (ve kendi hallerine şükredecek)lerdir. Haberiniz olsun; gerçekten (imansız) zalimler, kalıcı (ve kahra uğratıcı) bir azap içindelerdir.

  • 45:27 Câsiye: 27

    وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ

    Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı ve tasarruf hakkı) Allah'ındır. (Gelmesi kesin olan İslami medeniyet ve sonrası kıyamet) Saatinin kopacağı gün, (evet işte) o gün, bâtılın peşine takılanlar (ve İslami kurum ve kuralları iptal etmeye kalkışanlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

  • 58:19 Mücâdele: 19

    اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    (İşleri güçleri yalan olan ve bâtıla daldıkları halde kendi kendilerini hayırlı bir şey üzerinde sanan kimseleri) Onları şeytan kuşatmış (etkisi altına alıp ruhlarını kapsamış) ve kendilerine Allah'ı hatırlamayı (O’nun emir ve yasaklarına göre yaşamayı ve zikrullahı) unutturmuş (durumdadır). İşte (haramlara ve hayırsız yollara düşen) bunlar Hizbüşşeytan'dır. Ve Şeytan'ın partisi (tarafgirleri, ekibi, takipçileri) mutlaka hüsrana uğramışlardır (uğrayacaklardır).

  • 63:9 Münâfikun: 9

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    Ey iman edenler (ve Müslümanlık iddiasında bulunanlar!) Ne mallarınız ne de evlatlarınız, sakın sizleri Allah’ı anmaktan (her durumda ve her konuda Kur’ani buyruklara göre inanıp yaşamaktan geri bırakmasın ve sakın tutkuyla dünyaya bağlanarak ahireti hatırlayıp hazırlanmaktan sizi) alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

  • 65:9 Talâk: 9

    فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا

    Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlardır ve (kötü) işlerinin sonu (dünyada) tam bir hüsrandır (pişmanlık ve perişanlıktır).