• 2:266 Bakara: 266

    Sizden hangi biriniz arzu edip ister ki, kendisine ait altından (ortasından, etrafından) ırmaklar akan, (tatlı su kaynakları olan) hurmalardan ve üzümlerden (gönül okşayan) bir bahçesi olsun, içinde (hepsi) kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları da olsun, (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de hepsi (kuruyup) yanıversin? (Yani ömür sermayesini, Allah’ın verdiği nimet ve servetini; ahireti kazandıracak iman ve iyilikler yerine, küfür, kötülük ve cimrilikle heba edenler de sonunda çok pişman ve perişan oluvereceklerdir.) İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.

  • 3:40 Âl-i İmrân: 40

    (Hz. Zekeriya, hayret ve sevincinden) Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" (Cenab-ı Hakk ise:) "İşte böyle!.." (Her şey Allah’ın iradesiyle meydana gelir) dedi, "Allah dilediğini yapar" (diye uyarıverdi).

  • 11:72 Hud: 72

    (Hz. İbrahim’in hanımı Sare validemiz;) “Vay bana (ve başıma gelene!)” dedi. “Ben ihtiyarlamış bir kadın iken ve şu kocam da yaşlılığın sonuna dayanmış iken (hâlâ) doğuracak mıyım? Gerçekten bu şaşırtıcı bir şeydir!”

  • 12:78 Yusuf: 78

    (Kardeşleri:) "Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun çok büyük yaşta (ihtiyar) bir babası vardır (kendisini geri götüreceğimize dair ona söz verdik); onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz" diye (yalvarmaya girişmişlerdi.) [Not: Tarihi kayıtlara göre Hz. Yakup o sırada 120 yaşındaydı; ardından Mısır’a gittikten sonra, Hz. Yusuf’un yanında 15 yıl daha yaşamıştı.]

  • 14:39 İbrahim: 39

    "Hamd Allah'a aittir ki, O bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı İşiten (ve dileklerimizi veren)dir."

  • 15:54 Hicr: 54

    Dedi ki: “Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi (böyle hayret verici şekilde) beni müjdeleyip (bu haberi vermektesiniz?) Beni ne (acayip bir şey) ile müjdelemektesiniz?”

  • 16:70 Nahl: 70

    Allah sizi (hiç yoktan) yaratıvermiştir, sonra sizi öldürecektir; sizden kimi de, (birtakım şeyleri) öğrendikten sonra artık bazı şeyleri (tekrar unutup) bilemeyecek (ve hatırlamada zorluk çekecek hale gelsin) diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah Bilendir, her şeye güç yetirendir.

  • 17:23 İsrâ: 23

    Senin Rabbinin hükmü şöyledir: O'ndan başkasına kulluk yapmayın ve anne-babaya ihsan ve iyilikle davranın (diye emretmektedir). Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel (tatlı ve gönül alıcı) söz söyle (ki İslam ve insanlık bunu gerektirir).

  • 19:4 Meryem: 4

    “Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve başım, yaşlılık aleviyle tutuştu (saçlarım ağarıverdi). Rabbim, (itiraf ve teşekkür ediyorum ki) ben Sana dua etmekle (İslam davasını güdüp dileklerimi iletmekle) hiç mutsuz olmadım (mahrum bırakılmadım)” demişti.

  • 19:8 Meryem: 8

    (Zekeriya hayretle) Dedi ki: “Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? (Üstelik) Ben de yaşlılığın son basamağına gelmişim!”

  • 22:5 Hacc: 5

    Ey insanlar, eğer (hesaba çekilmek üzere) tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa; (şunları tefekkür edin:) muhakkak Biz sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Bunu size (hangi aşamalardan bu duruma geldiğinizi hatırlatmak için) beyan ederiz. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve ardından sizi bebek olarak (dünyaya) çıkartıveririz. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin (erkenden) canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri unutacak derecede ömrünün en düşük (ihtiyarlık) dönemine ulaştırılır. (Ve yine) Yeryüzünü (her kış) kupkuru vaziyette (ölmüş gibi) görürsün, fakat Biz (baharda) onun üzerine (yağmur) suyu indirdiğimiz zaman (nasıl) titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitiririz (ya, işte ahirette insanları da aynen böyle diriltiriz).

  • 28:23 Kasas: 23

    Nihayet (Tûr Dağı’ndaki) Medyen suyuna (kuyusuna) vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu bulup (garip bir olaya rastlamıştı.) Onların gerisinde de (hayvanları su başına) götürmekten çekinen iki kadın bulunmaktaydı. “Bu durumunuz (ve sorununuz) nedir, (niye bekleyip duruyorsunuz)?” diye (sorunca) kadınlar: “Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; (bize saygı duyup sıraya almazlar, çünkü) babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır (diye bizi hesaba katmazlar)” demişlerdi.

  • 30:54 Rum: 54

    Allah sizi bir zayıflıktan (meni, cenin ve emzirme dönemlerindeki aciz ve çaresiz durumlardan) yarattı. Sonra (bu) zaafın ardından sizde bir kuvvet kıldı (insana güç ve yetenek kazandırdı); sonra bu kuvvetin (ergenlik, gençlik ve yetişkinlikteki dinçliğin) ardından da (yine) bir zayıflık ve yaşlılık (dönemine) ulaştırdı. (Allah) Dilediğini yaratır. O (sonsuz) İlim ve Kudret sahibi olandır.

  • 37:133 Sâffât: 133

    Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerden (olmaktaydı).

  • 37:134 Sâffât: 134

    Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.

  • 37:135 Sâffât: 135

    Geride bırakılanlar arasında (kalan ve karısı olan) bir yaşlı kadın dışında.

  • 51:29 Zâriyât: 29

    Böylece (bunları duyan) karısı çığlıklar atarak dönüvermiş ve (hayretle) yüzüne vurarak: "(Benim gibi) Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?” demişti.

  • 2:266 Bakara: 266

    اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ فٖيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟

    Sizden hangi biriniz arzu edip ister ki, kendisine ait altından (ortasından, etrafından) ırmaklar akan, (tatlı su kaynakları olan) hurmalardan ve üzümlerden (gönül okşayan) bir bahçesi olsun, içinde (hepsi) kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları da olsun, (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de hepsi (kuruyup) yanıversin? (Yani ömür sermayesini, Allah’ın verdiği nimet ve servetini; ahireti kazandıracak iman ve iyilikler yerine, küfür, kötülük ve cimrilikle heba edenler de sonunda çok pişman ve perişan oluvereceklerdir.) İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.

  • 3:40 Âl-i İmrân: 40

    قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَتٖي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

    (Hz. Zekeriya, hayret ve sevincinden) Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" (Cenab-ı Hakk ise:) "İşte böyle!.." (Her şey Allah’ın iradesiyle meydana gelir) dedi, "Allah dilediğini yapar" (diye uyarıverdi).

  • 11:72 Hud: 72

    قَالَتْ يَا وَيْلَتٰٓى ءَاَلِدُ وَاَنَا۬ عَجُوزٌ وَهٰذَا بَعْلٖي شَيْخًاۜ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عَجٖيبٌ

    (Hz. İbrahim’in hanımı Sare validemiz;) “Vay bana (ve başıma gelene!)” dedi. “Ben ihtiyarlamış bir kadın iken ve şu kocam da yaşlılığın sonuna dayanmış iken (hâlâ) doğuracak mıyım? Gerçekten bu şaşırtıcı bir şeydir!”

  • 12:78 Yusuf: 78

    قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ اِنَّ لَهُٓ اَبًا شَيْخًا كَبٖيرًا فَخُذْ اَحَدَنَا مَكَانَهُۚ اِنَّا نَرٰيكَ مِنَ الْمُحْسِنٖينَ

    (Kardeşleri:) "Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun çok büyük yaşta (ihtiyar) bir babası vardır (kendisini geri götüreceğimize dair ona söz verdik); onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz" diye (yalvarmaya girişmişlerdi.) [Not: Tarihi kayıtlara göre Hz. Yakup o sırada 120 yaşındaydı; ardından Mısır’a gittikten sonra, Hz. Yusuf’un yanında 15 yıl daha yaşamıştı.]

  • 14:39 İbrahim: 39

    اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي وَهَبَ لٖي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبّٖي لَسَمٖيعُ الدُّعَٓاءِ

    "Hamd Allah'a aittir ki, O bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı İşiten (ve dileklerimizi veren)dir."

  • 15:54 Hicr: 54

    قَالَ اَبَشَّرْتُمُونٖي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

    Dedi ki: “Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi (böyle hayret verici şekilde) beni müjdeleyip (bu haberi vermektesiniz?) Beni ne (acayip bir şey) ile müjdelemektesiniz?”

  • 16:70 Nahl: 70

    وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفّٰيكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ قَدٖيرٌ۟

    Allah sizi (hiç yoktan) yaratıvermiştir, sonra sizi öldürecektir; sizden kimi de, (birtakım şeyleri) öğrendikten sonra artık bazı şeyleri (tekrar unutup) bilemeyecek (ve hatırlamada zorluk çekecek hale gelsin) diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah Bilendir, her şeye güç yetirendir.

  • 17:23 İsrâ: 23

    وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا

    Senin Rabbinin hükmü şöyledir: O'ndan başkasına kulluk yapmayın ve anne-babaya ihsan ve iyilikle davranın (diye emretmektedir). Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel (tatlı ve gönül alıcı) söz söyle (ki İslam ve insanlık bunu gerektirir).

  • 19:4 Meryem: 4

    قَالَ رَبِّ اِنّٖي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّٖي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

    “Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve başım, yaşlılık aleviyle tutuştu (saçlarım ağarıverdi). Rabbim, (itiraf ve teşekkür ediyorum ki) ben Sana dua etmekle (İslam davasını güdüp dileklerimi iletmekle) hiç mutsuz olmadım (mahrum bırakılmadım)” demişti.

  • 19:8 Meryem: 8

    قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتٖي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

    (Zekeriya hayretle) Dedi ki: “Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? (Üstelik) Ben de yaşlılığın son basamağına gelmişim!”

  • 22:5 Hacc: 5

    يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍ

    Ey insanlar, eğer (hesaba çekilmek üzere) tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa; (şunları tefekkür edin:) muhakkak Biz sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Bunu size (hangi aşamalardan bu duruma geldiğinizi hatırlatmak için) beyan ederiz. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve ardından sizi bebek olarak (dünyaya) çıkartıveririz. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin (erkenden) canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri unutacak derecede ömrünün en düşük (ihtiyarlık) dönemine ulaştırılır. (Ve yine) Yeryüzünü (her kış) kupkuru vaziyette (ölmüş gibi) görürsün, fakat Biz (baharda) onun üzerine (yağmur) suyu indirdiğimiz zaman (nasıl) titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitiririz (ya, işte ahirette insanları da aynen böyle diriltiriz).

  • 28:23 Kasas: 23

    وَلَمَّا وَرَدَ مَٓاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَۘ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِۚ قَالَ مَا خَطْبُكُمَاۜ قَالَتَا لَا نَسْقٖي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَٓاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَبٖيرٌ

    Nihayet (Tûr Dağı’ndaki) Medyen suyuna (kuyusuna) vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu bulup (garip bir olaya rastlamıştı.) Onların gerisinde de (hayvanları su başına) götürmekten çekinen iki kadın bulunmaktaydı. “Bu durumunuz (ve sorununuz) nedir, (niye bekleyip duruyorsunuz)?” diye (sorunca) kadınlar: “Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; (bize saygı duyup sıraya almazlar, çünkü) babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır (diye bizi hesaba katmazlar)” demişlerdi.

  • 30:54 Rum: 54

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَلٖيمُ الْقَدٖيرُ

    Allah sizi bir zayıflıktan (meni, cenin ve emzirme dönemlerindeki aciz ve çaresiz durumlardan) yarattı. Sonra (bu) zaafın ardından sizde bir kuvvet kıldı (insana güç ve yetenek kazandırdı); sonra bu kuvvetin (ergenlik, gençlik ve yetişkinlikteki dinçliğin) ardından da (yine) bir zayıflık ve yaşlılık (dönemine) ulaştırdı. (Allah) Dilediğini yaratır. O (sonsuz) İlim ve Kudret sahibi olandır.

  • 37:133 Sâffât: 133

    وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ

    Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerden (olmaktaydı).

  • 37:134 Sâffât: 134

    اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ

    Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.

  • 37:135 Sâffât: 135

    اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَ

    Geride bırakılanlar arasında (kalan ve karısı olan) bir yaşlı kadın dışında.

  • 51:29 Zâriyât: 29

    فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فٖي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقٖيمٌ

    Böylece (bunları duyan) karısı çığlıklar atarak dönüvermiş ve (hayretle) yüzüne vurarak: "(Benim gibi) Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?” demişti.

  • 2:266 Bakara: 266

    اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ فٖيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟

  • 3:40 Âl-i İmrân: 40

    قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَتٖي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

  • 11:72 Hud: 72

    قَالَتْ يَا وَيْلَتٰٓى ءَاَلِدُ وَاَنَا۬ عَجُوزٌ وَهٰذَا بَعْلٖي شَيْخًاۜ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عَجٖيبٌ

  • 12:78 Yusuf: 78

    قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ اِنَّ لَهُٓ اَبًا شَيْخًا كَبٖيرًا فَخُذْ اَحَدَنَا مَكَانَهُۚ اِنَّا نَرٰيكَ مِنَ الْمُحْسِنٖينَ

  • 14:39 İbrahim: 39

    اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي وَهَبَ لٖي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبّٖي لَسَمٖيعُ الدُّعَٓاءِ

  • 15:54 Hicr: 54

    قَالَ اَبَشَّرْتُمُونٖي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

  • 16:70 Nahl: 70

    وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفّٰيكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ قَدٖيرٌ۟

  • 17:23 İsrâ: 23

    وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا

  • 19:4 Meryem: 4

    قَالَ رَبِّ اِنّٖي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّٖي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

  • 19:8 Meryem: 8

    قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتٖي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

  • 22:5 Hacc: 5

    يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍ

  • 28:23 Kasas: 23

    وَلَمَّا وَرَدَ مَٓاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَۘ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِۚ قَالَ مَا خَطْبُكُمَاۜ قَالَتَا لَا نَسْقٖي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَٓاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَبٖيرٌ

  • 30:54 Rum: 54

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَلٖيمُ الْقَدٖيرُ

  • 37:133 Sâffât: 133

    وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ

  • 37:134 Sâffât: 134

    اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ

  • 37:135 Sâffât: 135

    اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَ

  • 51:29 Zâriyât: 29

    فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فٖي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقٖيمٌ