• 1:5 Fatiha: 5

    (Bu nedenlerle Ey Rabbimiz!) Biz (bütün mü’minler) ancak ve yalnız Sana ibadet eder (Senin buyruklarını uygular ve Yüce rızanı ararız) ve (her konuda) sadece Senden yardım diler (ve Senin avn-ü inâyetine sığınırız).

  • 2:128 Bakara: 128

    “Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yerlerini, şekillerini ve ilkelerini öğretip) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve Esirgeyensin.”

  • 2:133 Bakara: 133

    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada (hazır bulunan) şahitler miydiniz? (Hayır, bu tarihi gerçekleri Biz Sana bildirmekteyiz.) Ne zaman ki o, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olanlarız, Müslüman (insan)larız" demişlerdi.

  • 2:200 Bakara: 200

    Artık (hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde; (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız (onların şeref ve faziletlerini heyecanla anlatıp övmeye çalıştığınız) gibi; hatta ondan daha kuvvetli (ve içtenlikli) bir yalvarma ile, (bundan böyle) Allah’ı zikredip çağırın. (Bu ayette heyecanlı cehri-açık zikre izin ve teşvik vardır.) İnsanlardan öylesi vardır ki (ahireti önemsiz görüp): "Rabbimiz, bize (her nimeti) dünyada ver" der; (ahireti ve Allah’ın va’adini küçümser; elbette) onun ahirette nasibi yoktur, olmayacaktır.

  • 3:51 Âl-i İmrân: 51

    "Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (sadece) O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur” (diye öğüt verdi).

  • 4:36 Nisa: 36

    (Sadece) Allah'a ibadet (ve emirlerine itaat) edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına (işçi ve memurlarınıza ve özel nikâhlılarınıza) güzellikle davranın. Çünkü Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Onu alçaltıp intikamını alır.)

  • 4:172 Nisa: 172

    (Hz. İsa) Mesih ve yakınlaştırılmış melekler, Allah’a kul olmaktan, kesinlikle çekinmezler (iman ve itaatte gevşeklik göstermezler). Kim O’na ibadet etmeye (kulluğun gereğini yerine getirmeye) karşı isteksiz ve çekimser davranır ve büyüklenmeye kalkışırsa, (biliniz ki) onların hepsini, huzuruna haşredecek (ve hesaba çekecektir).

  • 5:72 Maide: 72

    Andolsun, "Meryem oğlu Mesih, kesinlikle Allah’tır" diyenler küfre sapmıştır. Oysa (İsa) Mesih'in dediği (sadece şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, Kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun varacağı barınma yeri ateştir. (Ahirette) Zulmedenlere yardımcı yoktur. (Hiçbir şey ve hiç kimse onları kurtaracak değildir.)"

  • 6:162 En'am: 162

    De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (hepsi ve sadece) âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Çünkü riyakârlık ve din istismarcılığı şirktir.)

  • 7:139 A'raf: 139

    “Onların içinde bulundukları şey (uydurma ve sapkın din) mahvolup gidicidir ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de bâtıl ve geçersizdir” (diye uyardı).

  • 7:206 A'raf: 206
    Secde

    Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, (milyarlarca nurani ve ruhani varlıklar) O'na ibadet etmekten asla büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (Öyle ise mü’mine yakışan gaflet değil, zikir ve ibadettir.)

  • 9:31 Tevbe: 31

    Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.

  • 9:112 Tevbe: 112

    Bunlar: (Hatalarından ve haksızlıklarından) Tevbeye yönelen (ve samimiyetle özür dileyenler, ardından bütün hayatlarını ve icraatlarını İlahi emir ve yasaklar çerçevesinde dizayn ve disipline ederek) ibadet (şuuru ve huzuru içinde hareket) edenler, (her an kendisine lütfedilen sayısız nimet ve faziletlerin sahibi olan Allah’a teşekkürle) hamd edenler, (İlmi, İslami ve insani gaye ve gayretler için) seyahat edenler, (İlahi emirlere ve adil devlet yönetimine itaatle boyun eğerek) rükû ve secde edenler, iyilikleri emredecek ve kötülükleri nehyedip engelleyecek (bir adalet düzeni kurulsun diye) hizmet verenler ve Hududullahı (Allah’ın sınırlarını, Kur’an’ın kurallarını) muhafaza edenler; (çevresinde, ülkesinde ve yeryüzünde; her türlü haksızlık ve ahlâksızlığa, İlahi değer ve dengelerin bozulmasına karşı mücadele verenler, işte bunlar gerçek ve örnek mü’minlerdir.) Sen, (bu özellikleri taşıyan ve Allah’ın sınırlarını koruyan) mü’minleri müjdele! (Ki onlar kurtuluşa ve sonsuz mutluluğa erişenlerdir.)

  • 10:28 Yunus: 28

    O gün, onların (insanların) tümünü bir arada toplayacağız, sonra (imanlarına) şirk katanlara: "(Şimdi) Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinizden ayrılmayınız!" deyip (durduracağız). Artık onların (müşriklerle sahte şefaatçilerin, mü’minlerle münafıkların) arasını açmışızdır. Şirk koştukları (kimseler ve nesneler ise): “Siz bize ibadet ediyor değildiniz (kendi çıkarlarınızı gözetmekteydiniz)” diyerek (onları suçlayacaklardır).

  • 10:29 Yunus: 29

    “Bizim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik” (deyip kendi başlarının çaresine bakacaklardır.)

  • 10:104 Yunus: 104

    (Ey Resulüm!) De ki: "Ey insanlar! Eğer Benim dinimden (ve davet ettiğim düzen ve disiplinden) yana bir kuşku içindeyseniz, (hiç aldırmıyorum zira) Ben, sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize tapınmıyorum (ve Kur’an’a aykırı kurallarınızı tanımıyorum). Ben ancak, sizin hayatınıza son verecek (ve hesaba çekecek) olan Allah'a ibadet ediyorum. Ben, mü'minlerden (iman ve itaat ehli kimselerden) olmakla emrolunmuş bulunmaktayım."

  • 11:2 Hud: 2

    Öyle ki; Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. (Sadece O’nun kurallarına uyup, yalnız O’nun rızasını gözetin. Şunu bilin ki) Gerçekten Ben, O’nun tarafından sizi ikaz eden ve müjdeleyen (bir peygamber)im.

  • 11:50 Hud: 50

    Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, (sadece) Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Ancak siz, yalan olarak (tanrılar uydurup düzenlerden ve) iftira edenlerden başkası değilsiniz.”

  • 11:61 Hud: 61

    Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve orada ömür geçirenler ve dünyayı imar edenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, (kullarına ve tüm yarattıklarına en) Yakın olandır, (duaları) Kabul edendir.”

  • 11:84 Hud: 84

    Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Onlara:) “Ey kavmim! (Sadece) Allah'a ibadet ediniz (ve her emrini yerine getiriniz) ki, O'ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir hayır (bolluk ve refah) içinde (gaflette) görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum” demişti.

  • 13:14 Ra'd: 14

    Hakk olan çağrı (dua ve ibadet) yalnızca O'na (olan)dır. Onların (Allah'tan) başka yalvarıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şeyle cevap veremez konumdadır. (Gafillerin ve kâfirlerin durumu) Sadece, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa (avucunu daldırıp doldurmadıkça) o su ona gelmez. (İşte bunun gibi) İnkâr edenlerin duası da, sapkınlık (ve şaşkınlık) içinde olmaktan başkası değildir (ve boşa gidecektir).

  • 15:99 Hicr: 99

    Ve Sana yakin (yani ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk ve ibadete (ve Kur’ani istikamete) devam et (ve kurtul ki, Biz herkesi sonunda mutlaka hak ettiğine ulaştıracağız!)

  • 18:110 Kehf: 110

    De ki: “Şüphesiz Ben, sadece sizin benzeriniz olan bir beşerim; ancak Bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir. (Ben size Allah’ın emirlerini tebliğ etmekteyim.) Kim Rabbine (O’nun rahmetine, cennetine ve rü’yetine) kavuşmayı umuyor (ve arzuluyor)sa, artık (İslami, insani ve milli görevlerini, meslek ve memuriyetini tam ve sağlam yaparak) salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O’na ortak etmesin (insanlara gösteriş ve riyakârlık yapıp amellerini boşa vermesin).”

  • 19:65 Meryem: 65

    (Allah) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde (sadece) O'na ibadet et ve O'na kulluğunda (emir ve yasaklarına uyma konusunda) kararlı ve sebatlı ol. (İsimlerinde ve takdirinde) Hiç O'nun adaşı (hâşâ yoldaşı ve iş ortağı) olan birini biliyor musun? (Böyle bir şey mümkün değildir, her şey O’nun elinde ve emrinde bulunmaktadır.)

  • 20:14 Taha: 14

    “Gerçekten Ben, (evet) Ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur; şu halde artık (yalnız) Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Çünkü namaz Allah’la irtibat aracıdır ve mü’minin mi’racıdır.)

  • 21:19 Enbiya: 19

    (Çünkü) Göklerde ve yerde kim (ve ne) varsa (hepsi ve her şey) O'nundur. O'nun yanında (katında-huzurunda) olanlar, O'na ibadet etmekte kibirlenip büyüklüğe kapılmazlar ve (bu hizmet ve gayretten asla usanıp) yorgunluk ve yılgınlık duymazlar. (Hepsi huzurla ve şuurla Allah’a ibadet ve hizmet üzerindedirler.)

  • 21:25 Enbiya: 25

    (Ey Nebim!) Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona: “Kesinlikle Benden (Rabbinizden) başka ilah yoktur; yalnız Bana ibadet edin” diye vahyetmiş (ve öğretmiş) olmayalım.

  • 21:73 Enbiya: 73

    Onları (Hz. İbrahim ve evlatlarını), Bizim emrimizle hidayete vesile olan (ibadet ve istikamet yoluna çağıran) imamlar (ve önderler) kıldık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât dağıtmayı vahyedip (uygulattık). Onlar (sadece samimiyetle) Bize ibadet eden (seçkin kullarımızdı.)

  • 21:84 Enbiya: 84

    Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.

  • 22:11 Hacc: 11

    İnsanlardan kimi de (Dinin tamamına sahip çıkmayıp, rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve) bir ucundan (tutarak ve tam inanmayarak) Allah’a ibadet etmektedir. Eğer, (Allah’ın takdir ve taksiminden ve Kur’an’ın hükümlerinden) kendisine hayır(lı ve yararlı gördüğü bir şey) dokunursa, bununla tatmin (ve razı) olup (teslimiyet gösterir). Yok eğer kendisine (sıkıntı verecek ve sorumluluk yükleyecek) bir fitne (kaza, bela ve hastalık) isabet ederse, (zor ve zahmetli bir emir gelse ve imtihandan geçirilse, hemen) yüzüstü dönmektedir. (Allah’ın emrini ve kaderini bilmezlikten gelir. Nefsi bahanelerle hizmet ve mesuliyetten kaçıverir. Bu gibileri,) Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu, (en büyük) ziyan ve en açık hüsran (demektir).

  • 22:67 Hacc: 67

    Biz her ümmete (takip ve tatbik ettikleri) bir ibadet şekli (hayat disiplini ve şeriat düzeni) tayin ve takdir ettik ki; onlar buna göre ibadet (ve hareket) ederlerdi. Bu sebeple (artık din) işlerinde asla Seninle çekişmesinler. Sen (insanları) Rabbinin (dinine ve prensiplerine) çağır, şüphesiz Sen en haklı ve hayırlı dosdoğru bir yol üzerindesin.

  • 22:77 Hacc: 77

    Ey iman edenler, rükû edin (Kur’ani hükümlere boyun eğin), secdeye gidin (tevazu ve teslimiyet gösterin, başta namaz ve diğer emirleri yerine getirip), Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin; umulur ki (bu sayede) kurtuluşa erişir (felaha, refaha ve huzura yetişir)siniz.

  • 23:32 Mü'minun: 32

    Onlara da kendi içlerinden: "Yalnız Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" (desin) diye elçi(ler) gönderdik.

  • 24:55 Nur: 55

    Allah, içinizden iman edenlere ve (taat, cihad, hayrü hasenât gibi) salih ameller işleyenlere (şunları) va’ad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, bunları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği (Hakk) dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak (İslami hükümleri tatbik imkânı ve iktidarı sağlayacak) ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirip (huzura ulaştıracaktır. Çünkü) Onlar, yalnızca Bana ibadet (ve kulluk) yaparlar (her hususta Kur’ani kuralları ve Nebevi düsturları esas alarak akıllarını ve vicdanlarını kullanırlar) ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Artık) Kim bundan sonra inkâr ederse (veya itiraz ve isyana yönelirse), işte onlar fasıkların ta kendileridir.

  • 25:55 Furkan: 55

    (Zavallı şaşkınlar ve sapkınlar) Allah’ı bırakıp kendilerine (gerçek anlamda) yarar ve zarar sağlayamayacak olan şeylere (zalim kişilere ve ülkelere) kulluk (ve hizmet) ediyorlar. İşte (asıl tehlikeli ve gizli) kâfir olan; kendi Rabbine (ve sadık mü’minlere) karşı (şeytani güçlere) arka çıkandır (veya; asıl kâfir, Rabbin hükümlerine karşı gelenlere destek olandır).

  • 27:91 Neml: 91

    (De ki:) "Ben ancak bu beldenin (kutsal kılınan Mekke’nin ve tüm medeniyet merkezlerinin) Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve (ben her konuda ve her konumda mutlaka) Müslümanlardan (taraf) olmakla emrolundum." (Hiçbir konuda kendi kafamdan ve nefsi hevâmdan hareket etmedim.)

  • 29:45 Ankebut: 45

    (Mü’minlere en önemli ve öncelikli farziyet olarak, meali ve manasıyla) Sana Kitap'tan vahyedileni (ayetleri dikkatle ve sürekli bir ciddiyetle) oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan (çirkin hayâsızlıklardan) ve münkerattan (tüm uygunsuz ve kötü davranışlardan mü’mini) alıkoyup (engelleyecektir. İnsanı ahlâksızlıktan ve bâtıla taraftarlıktan uzaklaştırmayan namaz, kuru bir şekilciliktir.) Allah'ı zikretmek (her durumda ve her sorunda Allah’ı hatırlamak, O’nun emir ve yasaklarına göre davranmak, en güzel ve en mübarek isimleriyle devamlı O’nu çağırıp yalvarmak) ise, muhakkak en büyük (ibadet)tir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilip (durmaktadır). [Not: Matematikte çözülen problemlerin doğruluğunu anlamak için “sağlama” yapıldığı gibi, kılınan namazların makbul olup olmadığı da, nefsimizi fuhşiyattan; (şehvet azdırıcı yayınlardan ve davranışlardan) ve münkerattan; (her türlü zulüm, küfür ve kötülükten ve bunları yapıp yaygınlaştıranlardan) bizi uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıyla anlaşılacaktır.]

  • 29:56 Ankebut: 56

    Ey iman eden kullarım, şüphesiz Benim Arz’ım (ihsan ve ikramım ve her türlü imkânlarım) geniştir; artık yalnızca Bana ibadet edin. (Dünyalık kaygılarla kâfir düzenlere ve zalim-hain yöneticilere boyun eğmeyin.)

  • 39:2 Zümer: 2

    (Ey Resulüm!) Sana bu Kitabı Hakk ile indirdik; öyleyse Sen de dini yalnızca O'na halis kılarak (her konuda mutlaka Kur’an’a uyarak ve yalnızca Rabbinin rızasını umarak) Allah'a ibadet et. (Zira kulluk yalnız O’na yapılır.)

  • 39:11 Zümer: 11

    De ki: “Bana, dini yalnız Allah’a halis kılarak (her konuda Kur’an’ı ve Resulüllah’ı ölçü alarak) O’na (ihlas ile) ibadet etmem emrolunmuş bulunmaktayım.”

  • 39:14 Zümer: 14

    De ki: “Ben dinimi (her konuda esas alıp uyacağım hayat prensiplerimi) sadece O'na has kılarak (Kur’an ve Sünneti ölçü tutarak) Allah’a ibadet ederim.”

  • 39:15 Zümer: 15

    “Siz de (imtihan için serbestsiniz), O’nun dışında dilediğinize ibadet edin (hepsi geçersizdir).” De ki: “Asıl hüsrana düşenler, (İslami ölçüleri hayat ve şeriat prensibi, Allah’ın rızasını ise asıl hedefi edinmeyenler) işte böylece kıyamet gününde kendilerine, ailesine, (yakın çevresine ve müntesiplerine) yazık edenlerdir. Haberiniz olsun, bu (ahiret kaybı) apaçık bir hüsranın ta kendisidir.”

  • 40:60 Mü'min: 60

    Rabbiniz buyurdu ki: "(Sadece) Bana (inanıp-sığınıp) dua edin, ki size icabet (cevap verip kabul) edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten (ve hükümlerimi yerine getirmekten) büyüklenen (müstekbir)ler; boyun bükmüş (hor ve hakir) kimseler olarak cehenneme gireceklerdir."

  • 41:37 Fussilet: 37
    Secde

    (Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).

  • 43:20 Zuhruf: 20

    (Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)

  • 46:6 Ahkaf: 6

    İnsanlar (ahirette hesaba çekilmek üzere) haşrolunduğu (bir araya getirildiği) zaman, (Allah'tan başka taptıkları) onlara düşman olacaklar ve (kendilerine) ibadet etmelerini de (inkâr edip onları) tanımayacaklardır.

  • 51:56 Zâriyât: 56

    Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. (Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında; sorumluluğu ve yükümlülükleri de vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp O’na ibadet, hizmet ve hilafet için yaratılmıştır.)

  • 66:5 Tahrim: 5

    (Ey Peygamber hanımları!) -Eğer O sizi boşayacak olursa- belki de Rabbi Ona, yerinize sizlerden daha hayırlı (olan); Müslüman, tam inanan, gönülden itaatkâr, tevbekâr, ibadette devamlı ve dikkatli olan, oruç (ve sır) tutan, (hicret ve cihad için) seyahate katlanan dul ve bakire eşler verir.

  • 72:19 Cinn: 19

    Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed), O'na dua (ibadet ve Hakkın hâkimiyeti) için her kalktığında, onlar (müşrikler) neredeyse çevresinde keçeleşiyor (kümeleşiyor)lardı; (yani bütün kötü cinnler, müşrikler ve münafık kimseler, Hz. Peygamber Efendimize düşmanlık hususunda birleşip kenetleşiyorlardı.)

  • 73:6 Müzzemmil: 6

    Şüphesiz gece (uyanıp İlahi huzura durma ve Kur’an’a yoğunlaşma) neş’eti (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti, kalpte irfan ve hikmet meydana gelmesi bakımından; beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak ve) etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır.

  • 94:7 İnşirâh: 7

    (Şu halde ey Habibim!) Boş kaldığın zaman, (tebliğ ve toplumu terbiye, cihad etme ve tehlikeleri defetme, sosyal ve siyasi görevler gibi, mecburi işlerinden sıyrıldığın an, durma hemen ibadete ve hayırlı hizmete) koyul ve uğraşıp yorul ki (manevi terfi ve terakki ancak sürekli ve sistemli bir çaba ile mümkün olacaktır).

  • 1:5 Fatiha: 5

    اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُۜ

    (Bu nedenlerle Ey Rabbimiz!) Biz (bütün mü’minler) ancak ve yalnız Sana ibadet eder (Senin buyruklarını uygular ve Yüce rızanı ararız) ve (her konuda) sadece Senden yardım diler (ve Senin avn-ü inâyetine sığınırız).

  • 2:128 Bakara: 128

    رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ

    “Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yerlerini, şekillerini ve ilkelerini öğretip) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve Esirgeyensin.”

  • 2:133 Bakara: 133

    اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُۙ اِذْ قَالَ لِبَنٖيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدٖيۜ قَالُوا نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَٓائِكَ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada (hazır bulunan) şahitler miydiniz? (Hayır, bu tarihi gerçekleri Biz Sana bildirmekteyiz.) Ne zaman ki o, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olanlarız, Müslüman (insan)larız" demişlerdi.

  • 2:200 Bakara: 200

    فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

    Artık (hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde; (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız (onların şeref ve faziletlerini heyecanla anlatıp övmeye çalıştığınız) gibi; hatta ondan daha kuvvetli (ve içtenlikli) bir yalvarma ile, (bundan böyle) Allah’ı zikredip çağırın. (Bu ayette heyecanlı cehri-açık zikre izin ve teşvik vardır.) İnsanlardan öylesi vardır ki (ahireti önemsiz görüp): "Rabbimiz, bize (her nimeti) dünyada ver" der; (ahireti ve Allah’ın va’adini küçümser; elbette) onun ahirette nasibi yoktur, olmayacaktır.

  • 3:51 Âl-i İmrân: 51

    اِنَّ اللّٰهَ رَبّٖي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

    "Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (sadece) O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur” (diye öğüt verdi).

  • 4:36 Nisa: 36

    وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبٖيلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ

    (Sadece) Allah'a ibadet (ve emirlerine itaat) edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına (işçi ve memurlarınıza ve özel nikâhlılarınıza) güzellikle davranın. Çünkü Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Onu alçaltıp intikamını alır.)

  • 4:172 Nisa: 172

    لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسٖيحُ اَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَمٖيعًا

    (Hz. İsa) Mesih ve yakınlaştırılmış melekler, Allah’a kul olmaktan, kesinlikle çekinmezler (iman ve itaatte gevşeklik göstermezler). Kim O’na ibadet etmeye (kulluğun gereğini yerine getirmeye) karşı isteksiz ve çekimser davranır ve büyüklenmeye kalkışırsa, (biliniz ki) onların hepsini, huzuruna haşredecek (ve hesaba çekecektir).

  • 5:72 Maide: 72

    لَقَدْ كَفَرَ الَّذٖينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَسٖيحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَسٖيحُ يَا بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِمٖينَ مِنْ اَنْصَارٍ

    Andolsun, "Meryem oğlu Mesih, kesinlikle Allah’tır" diyenler küfre sapmıştır. Oysa (İsa) Mesih'in dediği (sadece şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, Kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun varacağı barınma yeri ateştir. (Ahirette) Zulmedenlere yardımcı yoktur. (Hiçbir şey ve hiç kimse onları kurtaracak değildir.)"

  • 6:162 En'am: 162

    قُلْ اِنَّ صَلَاتٖي وَنُسُكٖي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتٖي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَۙ

    De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (hepsi ve sadece) âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Çünkü riyakârlık ve din istismarcılığı şirktir.)

  • 7:139 A'raf: 139

    اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ فٖيهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

    “Onların içinde bulundukları şey (uydurma ve sapkın din) mahvolup gidicidir ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de bâtıl ve geçersizdir” (diye uyardı).

  • 7:206 A'raf: 206
    ساجد
    Secde

    اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ

    Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, (milyarlarca nurani ve ruhani varlıklar) O'na ibadet etmekten asla büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (Öyle ise mü’mine yakışan gaflet değil, zikir ve ibadettir.)

  • 9:31 Tevbe: 31

    اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.

  • 9:112 Tevbe: 112

    اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ

    Bunlar: (Hatalarından ve haksızlıklarından) Tevbeye yönelen (ve samimiyetle özür dileyenler, ardından bütün hayatlarını ve icraatlarını İlahi emir ve yasaklar çerçevesinde dizayn ve disipline ederek) ibadet (şuuru ve huzuru içinde hareket) edenler, (her an kendisine lütfedilen sayısız nimet ve faziletlerin sahibi olan Allah’a teşekkürle) hamd edenler, (İlmi, İslami ve insani gaye ve gayretler için) seyahat edenler, (İlahi emirlere ve adil devlet yönetimine itaatle boyun eğerek) rükû ve secde edenler, iyilikleri emredecek ve kötülükleri nehyedip engelleyecek (bir adalet düzeni kurulsun diye) hizmet verenler ve Hududullahı (Allah’ın sınırlarını, Kur’an’ın kurallarını) muhafaza edenler; (çevresinde, ülkesinde ve yeryüzünde; her türlü haksızlık ve ahlâksızlığa, İlahi değer ve dengelerin bozulmasına karşı mücadele verenler, işte bunlar gerçek ve örnek mü’minlerdir.) Sen, (bu özellikleri taşıyan ve Allah’ın sınırlarını koruyan) mü’minleri müjdele! (Ki onlar kurtuluşa ve sonsuz mutluluğa erişenlerdir.)

  • 10:28 Yunus: 28

    وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ

    O gün, onların (insanların) tümünü bir arada toplayacağız, sonra (imanlarına) şirk katanlara: "(Şimdi) Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinizden ayrılmayınız!" deyip (durduracağız). Artık onların (müşriklerle sahte şefaatçilerin, mü’minlerle münafıkların) arasını açmışızdır. Şirk koştukları (kimseler ve nesneler ise): “Siz bize ibadet ediyor değildiniz (kendi çıkarlarınızı gözetmekteydiniz)” diyerek (onları suçlayacaklardır).

  • 10:29 Yunus: 29

    فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِلٖينَ

    “Bizim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik” (deyip kendi başlarının çaresine bakacaklardır.)

  • 10:104 Yunus: 104

    قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖي شَكٍّ مِنْ دٖينٖي فَلَٓا اَعْبُدُ الَّذٖينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ اَعْبُدُ اللّٰهَ الَّذٖي يَتَوَفّٰيكُمْۚ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَۙ

    (Ey Resulüm!) De ki: "Ey insanlar! Eğer Benim dinimden (ve davet ettiğim düzen ve disiplinden) yana bir kuşku içindeyseniz, (hiç aldırmıyorum zira) Ben, sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize tapınmıyorum (ve Kur’an’a aykırı kurallarınızı tanımıyorum). Ben ancak, sizin hayatınıza son verecek (ve hesaba çekecek) olan Allah'a ibadet ediyorum. Ben, mü'minlerden (iman ve itaat ehli kimselerden) olmakla emrolunmuş bulunmaktayım."

  • 11:2 Hud: 2

    اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنَّنٖي لَكُمْ مِنْهُ نَذٖيرٌ وَبَشٖيرٌۙ

    Öyle ki; Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. (Sadece O’nun kurallarına uyup, yalnız O’nun rızasını gözetin. Şunu bilin ki) Gerçekten Ben, O’nun tarafından sizi ikaz eden ve müjdeleyen (bir peygamber)im.

  • 11:50 Hud: 50

    وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ

    Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, (sadece) Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Ancak siz, yalan olarak (tanrılar uydurup düzenlerden ve) iftira edenlerden başkası değilsiniz.”

  • 11:61 Hud: 61

    وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًاۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فٖيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّٖي قَرٖيبٌ مُجٖيبٌ

    Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve orada ömür geçirenler ve dünyayı imar edenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, (kullarına ve tüm yarattıklarına en) Yakın olandır, (duaları) Kabul edendir.”

  • 11:84 Hud: 84

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ وَلَا تَنْقُصُوا الْمِكْيَالَ وَالْمٖيزَانَ اِنّٖٓي اَرٰيكُمْ بِخَيْرٍ وَاِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُحٖيطٍ

    Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Onlara:) “Ey kavmim! (Sadece) Allah'a ibadet ediniz (ve her emrini yerine getiriniz) ki, O'ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir hayır (bolluk ve refah) içinde (gaflette) görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum” demişti.

  • 13:14 Ra'd: 14

    لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ لَا يَسْتَجٖيبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِهٖۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِرٖينَ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ

    Hakk olan çağrı (dua ve ibadet) yalnızca O'na (olan)dır. Onların (Allah'tan) başka yalvarıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şeyle cevap veremez konumdadır. (Gafillerin ve kâfirlerin durumu) Sadece, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa (avucunu daldırıp doldurmadıkça) o su ona gelmez. (İşte bunun gibi) İnkâr edenlerin duası da, sapkınlık (ve şaşkınlık) içinde olmaktan başkası değildir (ve boşa gidecektir).

  • 15:99 Hicr: 99

    وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَقٖينُ

    Ve Sana yakin (yani ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk ve ibadete (ve Kur’ani istikamete) devam et (ve kurtul ki, Biz herkesi sonunda mutlaka hak ettiğine ulaştıracağız!)

  • 18:110 Kehf: 110

    قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّهٖ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهٖٓ اَحَدًا

    De ki: “Şüphesiz Ben, sadece sizin benzeriniz olan bir beşerim; ancak Bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir. (Ben size Allah’ın emirlerini tebliğ etmekteyim.) Kim Rabbine (O’nun rahmetine, cennetine ve rü’yetine) kavuşmayı umuyor (ve arzuluyor)sa, artık (İslami, insani ve milli görevlerini, meslek ve memuriyetini tam ve sağlam yaparak) salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O’na ortak etmesin (insanlara gösteriş ve riyakârlık yapıp amellerini boşa vermesin).”

  • 19:65 Meryem: 65

    رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهٖۜ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا۟

    (Allah) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde (sadece) O'na ibadet et ve O'na kulluğunda (emir ve yasaklarına uyma konusunda) kararlı ve sebatlı ol. (İsimlerinde ve takdirinde) Hiç O'nun adaşı (hâşâ yoldaşı ve iş ortağı) olan birini biliyor musun? (Böyle bir şey mümkün değildir, her şey O’nun elinde ve emrinde bulunmaktadır.)

  • 20:14 Taha: 14

    اِنَّنٖٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْنٖيۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْرٖي

    “Gerçekten Ben, (evet) Ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur; şu halde artık (yalnız) Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Çünkü namaz Allah’la irtibat aracıdır ve mü’minin mi’racıdır.)

  • 21:19 Enbiya: 19

    وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَۚ

    (Çünkü) Göklerde ve yerde kim (ve ne) varsa (hepsi ve her şey) O'nundur. O'nun yanında (katında-huzurunda) olanlar, O'na ibadet etmekte kibirlenip büyüklüğe kapılmazlar ve (bu hizmet ve gayretten asla usanıp) yorgunluk ve yılgınlık duymazlar. (Hepsi huzurla ve şuurla Allah’a ibadet ve hizmet üzerindedirler.)

  • 21:25 Enbiya: 25

    وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا نُوحٖٓي اِلَيْهِ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدُونِ

    (Ey Nebim!) Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona: “Kesinlikle Benden (Rabbinizden) başka ilah yoktur; yalnız Bana ibadet edin” diye vahyetmiş (ve öğretmiş) olmayalım.

  • 21:73 Enbiya: 73

    وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَاٖيتَٓاءَ الزَّكٰوةِۚ وَكَانُوا لَنَا عَابِدٖينَۙ

    Onları (Hz. İbrahim ve evlatlarını), Bizim emrimizle hidayete vesile olan (ibadet ve istikamet yoluna çağıran) imamlar (ve önderler) kıldık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât dağıtmayı vahyedip (uygulattık). Onlar (sadece samimiyetle) Bize ibadet eden (seçkin kullarımızdı.)

  • 21:84 Enbiya: 84

    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهٖ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدٖينَ

    Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.

  • 22:11 Hacc: 11

    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِهٖۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِهٖ۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ

    İnsanlardan kimi de (Dinin tamamına sahip çıkmayıp, rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve) bir ucundan (tutarak ve tam inanmayarak) Allah’a ibadet etmektedir. Eğer, (Allah’ın takdir ve taksiminden ve Kur’an’ın hükümlerinden) kendisine hayır(lı ve yararlı gördüğü bir şey) dokunursa, bununla tatmin (ve razı) olup (teslimiyet gösterir). Yok eğer kendisine (sıkıntı verecek ve sorumluluk yükleyecek) bir fitne (kaza, bela ve hastalık) isabet ederse, (zor ve zahmetli bir emir gelse ve imtihandan geçirilse, hemen) yüzüstü dönmektedir. (Allah’ın emrini ve kaderini bilmezlikten gelir. Nefsi bahanelerle hizmet ve mesuliyetten kaçıverir. Bu gibileri,) Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu, (en büyük) ziyan ve en açık hüsran (demektir).

  • 22:67 Hacc: 67

    لِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْاَمْرِ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَۜ اِنَّكَ لَعَلٰى هُدًى مُسْتَقٖيمٍ

    Biz her ümmete (takip ve tatbik ettikleri) bir ibadet şekli (hayat disiplini ve şeriat düzeni) tayin ve takdir ettik ki; onlar buna göre ibadet (ve hareket) ederlerdi. Bu sebeple (artık din) işlerinde asla Seninle çekişmesinler. Sen (insanları) Rabbinin (dinine ve prensiplerine) çağır, şüphesiz Sen en haklı ve hayırlı dosdoğru bir yol üzerindesin.

  • 22:77 Hacc: 77

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ

    Ey iman edenler, rükû edin (Kur’ani hükümlere boyun eğin), secdeye gidin (tevazu ve teslimiyet gösterin, başta namaz ve diğer emirleri yerine getirip), Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin; umulur ki (bu sayede) kurtuluşa erişir (felaha, refaha ve huzura yetişir)siniz.

  • 23:32 Mü'minun: 32

    فَاَرْسَلْنَا فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ۟

    Onlara da kendi içlerinden: "Yalnız Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" (desin) diye elçi(ler) gönderdik.

  • 24:55 Nur: 55

    وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دٖينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاۜ يَعْبُدُونَنٖي لَا يُشْرِكُونَ بٖي شَيْـًٔاۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

    Allah, içinizden iman edenlere ve (taat, cihad, hayrü hasenât gibi) salih ameller işleyenlere (şunları) va’ad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, bunları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği (Hakk) dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak (İslami hükümleri tatbik imkânı ve iktidarı sağlayacak) ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirip (huzura ulaştıracaktır. Çünkü) Onlar, yalnızca Bana ibadet (ve kulluk) yaparlar (her hususta Kur’ani kuralları ve Nebevi düsturları esas alarak akıllarını ve vicdanlarını kullanırlar) ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Artık) Kim bundan sonra inkâr ederse (veya itiraz ve isyana yönelirse), işte onlar fasıkların ta kendileridir.

  • 25:55 Furkan: 55

    وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْۜ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّهٖ ظَهٖيرًا

    (Zavallı şaşkınlar ve sapkınlar) Allah’ı bırakıp kendilerine (gerçek anlamda) yarar ve zarar sağlayamayacak olan şeylere (zalim kişilere ve ülkelere) kulluk (ve hizmet) ediyorlar. İşte (asıl tehlikeli ve gizli) kâfir olan; kendi Rabbine (ve sadık mü’minlere) karşı (şeytani güçlere) arka çıkandır (veya; asıl kâfir, Rabbin hükümlerine karşı gelenlere destek olandır).

  • 27:91 Neml: 91

    اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذٖي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍۘ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمٖينَۙ

    (De ki:) "Ben ancak bu beldenin (kutsal kılınan Mekke’nin ve tüm medeniyet merkezlerinin) Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve (ben her konuda ve her konumda mutlaka) Müslümanlardan (taraf) olmakla emrolundum." (Hiçbir konuda kendi kafamdan ve nefsi hevâmdan hareket etmedim.)

  • 29:45 Ankebut: 45

    اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

    (Mü’minlere en önemli ve öncelikli farziyet olarak, meali ve manasıyla) Sana Kitap'tan vahyedileni (ayetleri dikkatle ve sürekli bir ciddiyetle) oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan (çirkin hayâsızlıklardan) ve münkerattan (tüm uygunsuz ve kötü davranışlardan mü’mini) alıkoyup (engelleyecektir. İnsanı ahlâksızlıktan ve bâtıla taraftarlıktan uzaklaştırmayan namaz, kuru bir şekilciliktir.) Allah'ı zikretmek (her durumda ve her sorunda Allah’ı hatırlamak, O’nun emir ve yasaklarına göre davranmak, en güzel ve en mübarek isimleriyle devamlı O’nu çağırıp yalvarmak) ise, muhakkak en büyük (ibadet)tir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilip (durmaktadır). [Not: Matematikte çözülen problemlerin doğruluğunu anlamak için “sağlama” yapıldığı gibi, kılınan namazların makbul olup olmadığı da, nefsimizi fuhşiyattan; (şehvet azdırıcı yayınlardan ve davranışlardan) ve münkerattan; (her türlü zulüm, küfür ve kötülükten ve bunları yapıp yaygınlaştıranlardan) bizi uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıyla anlaşılacaktır.]

  • 29:56 Ankebut: 56

    يَا عِبَادِيَ الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ اَرْضٖي وَاسِعَةٌ فَاِيَّايَ فَاعْبُدُونِ

    Ey iman eden kullarım, şüphesiz Benim Arz’ım (ihsan ve ikramım ve her türlü imkânlarım) geniştir; artık yalnızca Bana ibadet edin. (Dünyalık kaygılarla kâfir düzenlere ve zalim-hain yöneticilere boyun eğmeyin.)

  • 39:2 Zümer: 2

    اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّٖينَۜ

    (Ey Resulüm!) Sana bu Kitabı Hakk ile indirdik; öyleyse Sen de dini yalnızca O'na halis kılarak (her konuda mutlaka Kur’an’a uyarak ve yalnızca Rabbinin rızasını umarak) Allah'a ibadet et. (Zira kulluk yalnız O’na yapılır.)

  • 39:11 Zümer: 11

    قُلْ اِنّٖٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّٖينَۙ

    De ki: “Bana, dini yalnız Allah’a halis kılarak (her konuda Kur’an’ı ve Resulüllah’ı ölçü alarak) O’na (ihlas ile) ibadet etmem emrolunmuş bulunmaktayım.”

  • 39:14 Zümer: 14

    قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصًا لَهُ دٖينٖيۙ

    De ki: “Ben dinimi (her konuda esas alıp uyacağım hayat prensiplerimi) sadece O'na has kılarak (Kur’an ve Sünneti ölçü tutarak) Allah’a ibadet ederim.”

  • 39:15 Zümer: 15

    فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُمْ مِنْ دُونِهٖۜ قُلْ اِنَّ الْخَاسِرٖينَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلٖيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ

    “Siz de (imtihan için serbestsiniz), O’nun dışında dilediğinize ibadet edin (hepsi geçersizdir).” De ki: “Asıl hüsrana düşenler, (İslami ölçüleri hayat ve şeriat prensibi, Allah’ın rızasını ise asıl hedefi edinmeyenler) işte böylece kıyamet gününde kendilerine, ailesine, (yakın çevresine ve müntesiplerine) yazık edenlerdir. Haberiniz olsun, bu (ahiret kaybı) apaçık bir hüsranın ta kendisidir.”

  • 40:60 Mü'min: 60

    وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذٖينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتٖي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرٖينَ۟

    Rabbiniz buyurdu ki: "(Sadece) Bana (inanıp-sığınıp) dua edin, ki size icabet (cevap verip kabul) edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten (ve hükümlerimi yerine getirmekten) büyüklenen (müstekbir)ler; boyun bükmüş (hor ve hakir) kimseler olarak cehenneme gireceklerdir."

  • 41:37 Fussilet: 37
    ساجد
    Secde

    وَمِنْ اٰيَاتِهِ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُۜ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖي خَلَقَهُنَّ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    (Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).

  • 43:20 Zuhruf: 20

    وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ

    (Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)

  • 46:6 Ahkaf: 6

    وَاِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ اَعْدَٓاءً وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِرٖينَ

    İnsanlar (ahirette hesaba çekilmek üzere) haşrolunduğu (bir araya getirildiği) zaman, (Allah'tan başka taptıkları) onlara düşman olacaklar ve (kendilerine) ibadet etmelerini de (inkâr edip onları) tanımayacaklardır.

  • 51:56 Zâriyât: 56

    وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

    Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. (Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında; sorumluluğu ve yükümlülükleri de vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp O’na ibadet, hizmet ve hilafet için yaratılmıştır.)

  • 66:5 Tahrim: 5

    عَسٰى رَبُّهُٓ اِنْ طَلَّقَكُنَّ اَنْ يُبْدِلَهُٓ اَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَٓائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَٓائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَاَبْكَارًا

    (Ey Peygamber hanımları!) -Eğer O sizi boşayacak olursa- belki de Rabbi Ona, yerinize sizlerden daha hayırlı (olan); Müslüman, tam inanan, gönülden itaatkâr, tevbekâr, ibadette devamlı ve dikkatli olan, oruç (ve sır) tutan, (hicret ve cihad için) seyahate katlanan dul ve bakire eşler verir.

  • 72:19 Cinn: 19

    وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًاۜ۟

    Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed), O'na dua (ibadet ve Hakkın hâkimiyeti) için her kalktığında, onlar (müşrikler) neredeyse çevresinde keçeleşiyor (kümeleşiyor)lardı; (yani bütün kötü cinnler, müşrikler ve münafık kimseler, Hz. Peygamber Efendimize düşmanlık hususunda birleşip kenetleşiyorlardı.)

  • 73:6 Müzzemmil: 6

    اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـًٔا وَاَقْوَمُ قٖيلًاۜ

    Şüphesiz gece (uyanıp İlahi huzura durma ve Kur’an’a yoğunlaşma) neş’eti (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti, kalpte irfan ve hikmet meydana gelmesi bakımından; beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak ve) etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır.

  • 94:7 İnşirâh: 7

    فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ

    (Şu halde ey Habibim!) Boş kaldığın zaman, (tebliğ ve toplumu terbiye, cihad etme ve tehlikeleri defetme, sosyal ve siyasi görevler gibi, mecburi işlerinden sıyrıldığın an, durma hemen ibadete ve hayırlı hizmete) koyul ve uğraşıp yorul ki (manevi terfi ve terakki ancak sürekli ve sistemli bir çaba ile mümkün olacaktır).