-
2:25
Bakara: 25
(Ey Resulüm!) İman edip salih amellerde bulunanları müjdele! Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu (üstün) ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır" diyerek (sevinip ferahlayacaklardır). Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır). Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
-
2:74
Bakara: 74
(Ey Beni İsrail ve tüm nankör ve hain kimseler!) Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı (kesildi). Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan (kendiliğinden akan) ırmaklar kaynamaktadır, (yer altında kayalık) öyle (sert toprak tabaka)ları vardır ki (kuyu eşmek ve artezyenle kırılıp) yarılır da, ondan sular çıkıp fışkırır, (o kayalardan) öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla (aşağıya) yuvarlanır. Allah (ne tabiattaki olaylardan ne de sizin) yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.
-
2:249
Bakara: 249
(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) “Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)” dedi. (Ama) Az bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur” diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına kesinlikle iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnüzanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: “Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.”
-
2:266
Bakara: 266
Sizden hangi biriniz arzu edip ister ki, kendisine ait altından (ortasından, etrafından) ırmaklar akan, (tatlı su kaynakları olan) hurmalardan ve üzümlerden (gönül okşayan) bir bahçesi olsun, içinde (hepsi) kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları da olsun, (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de hepsi (kuruyup) yanıversin? (Yani ömür sermayesini, Allah’ın verdiği nimet ve servetini; ahireti kazandıracak iman ve iyilikler yerine, küfür, kötülük ve cimrilikle heba edenler de sonunda çok pişman ve perişan oluvereceklerdir.) İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.
-
3:15
Âl-i İmrân: 15
De ki: "Size bundan (dünyalık servet ve saltanattan) daha hayırlısını bildireyim mi? (Küfür ve kötülükten) Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler, tertemiz eşler ve (özellikle) Allah'ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görüp durmaktadır."
-
3:136
Âl-i İmrân: 136
İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma (müjdesidir) ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. (Böylesi hizmet ve ibadetleri) Yapmak için gayret edenlere ne güzel bir karşılık (ecir verilecektir).
-
3:195
Âl-i İmrân: 195
Nitekim Rableri de onlara (dualarını kabul ederek şöyle) icabet etti: “Şüphesiz Ben, erkek olsun kadın olsun, sizden (hayırlı) bir işte bulunanın işini (ve ücretini) boşa çıkarmayacağım. (Zaten) Sizin kiminiz kiminizdendir. (Mü’minler birbirlerinin destekleyicisi konumundadırlar. Kendi fıtratlarına uygun işlerde çalışıp kazanma ve temel insan haklarından yararlanma konusunda kadınlar ve erkekler eşittir.) İşte, hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılıp sürgün edilenlerin, (Benim) yolumda işkence görenlerin ve (zalimlerle) çarpışıp öldürülenlerin; (bunların) mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından (kutlu) bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah ki; karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun katındadır.”
-
3:198
Âl-i İmrân: 198
Fakat Rablerinden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlara gelince; onlar için Allah katında -(sürekli ve görkemli) bir şölen olarak- altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Ebrar (hayırlı ve yararlı insanlar) olup iyilik yapanlar için, Allah'ın katında olanlar ise (elbette) daha hayırlıdır (ve devamlıdır).
-
4:13
Nisa: 13
İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu (ağaçları) altından (ve zemin kısmından) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte asıl büyük başarı ve kurtuluş bu (olacaktır).
-
4:57
Nisa: 57
İman edip (İslam’a ve insanlığa uygun) salih amellerde bulunanları ise; altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere yerleştireceğiz. Onda (cennet ortamında) onlar için tertemiz kılınmış eşler var (edilmiştir). Ve onları, 'ne sıcak ne soğuk, tam kararında gölgeliklere' (sonsuz ve kusursuz güzelliklere) sokup (sevindireceğiz).
-
4:122
Nisa: 122
(Şuurla ve huzurla) İman edip (her türlü hizmet, ibadet, meslek, görev ve girişimini Hakka bağlı ve halka yararlı olacak şekilde yaparak) salih amellerde bulunanlara (gelince), Biz onları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'adidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
-
5:12
Maide: 12
Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almış (ve onları denemişti). Onlardan on iki güvenilir-gözetleyici (başkan seçip) göndermiştik. Ve Allah onlara şöyle demişti: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekâtı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz (ahiret yatırımı olarak hayır hasenata yönelirseniz), şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokarım. Artık bundan sonra sizden kim inkâr ederse, o kesinlikle dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."
-
5:85
Maide: 85
Böylelikle Allah, (bu) dediklerine (uygun salih amellerine) karşılık olarak, onları içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerle mükâfatlandırmıştır. İşte bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
-
5:119
Maide: 119
Allah buyuracak ki: "İşte bu (sorgulama ve hesaplaşma, va’ad edildiği gibi); doğrulara, doğru söylemelerinin (sadakat ve samimiyet göstermelerinin) yarar sağladığı gündür!.. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler vardır. Artık Allah onlardan razıdır, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte (asıl) büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır.)"
-
6:6
En'am: 6
(Bunlar) Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde (size sağlamadığımız imkânlar içinde) onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kılmıştık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırmış, nehirleri de altlarından akar(sular) yapmıştık. Ama günahları nedeniyle Biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) varlığa çıkardık.
-
7:43
A'raf: 43
(Cennetteki Müslümanların) Biz onların göğüslerinde kinden ve hasetten ne varsa çekip almışızdır. (Konaklarının) Altlarından (ve etrafından sürekli ve ferahlık verici) ırmaklar akacaktır. (Sevinçle) Derler ki: "Bizi buna (cennet huzuruna) ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ulaşamazdık. Andolsun, Rabbimizin elçileri Hakk ile geldiler (ve bizi hayra ve huzura ilettiler.)" Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye nida edilip duyurulacaktır.
-
9:72
Tevbe: 72
Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler (ve çok özel ve mükemmel malikâneler) va’ad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk (O’nun rıdvanı ve rızası) ise en büyük (derecedir). İşte bu, büyük kurtuluş ve mutluluk (saadetidir).
-
9:89
Tevbe: 89
Allah onlar için, (ahirette) süresiz kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte (asıl) büyük “kurtuluş (ve mutluluk)” bu (olacaktır).
-
9:100
Tevbe: 100
(Sahabe’den İslam’a girmede ve hayırlı hizmetlerde) Öne geçen ilklerden olan Muhacirler ve Ensar ile, onlara iyilik ve güzellikle uyanlar (var ya); Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Fevz-ü Azim, -en ulu ve kutlu bahtiyarlık- mü’min ve mücahit kulların olacaktır.)
-
10:9
Yunus: 9
İman edenler ve (İslam’a, insanlığa uygun) salih amellerde bulunanları ise, Rableri onları imanları (ve itaatleri) dolayısıyla (dünyada iman şuuruna ve huzura erdirir. Ahirette ise) altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, nimetlerle donatılmış (olan) cennetlere yöneltip-iletir (onlara hidayet edip hakikate ve selamete ulaştırır).
-
13:3
Ra'd: 3
Ve yine O (Allah), yeri (insanların ve tüm canlıların yaşamasına ve ihtiyaçlarını karşılamasına en uygun şekilde) yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar (yaratıp var) kılandır. Orada ürünlerin her birinden (döllenip çoğalmaları için) ikişer çift yaratmıştır; geceyi de gündüze bürüyüp katmaktadır. (Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, gezegenleri ve galaksileri, muhteşem bir denge ve düzen içinde ve kendi yörüngelerinde döndürüp durmaktadır.) Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için gerçekten yaratılış belgeleri ve ibretler vardır.
-
13:35
Ra'd: 35
(İşte) Takva sahiplerine va’ad edilen cennetin misali (şöyledir); onun altından ırmaklar (ve şelaleler) akmakta, yemişleri ve gölgelikleri (havuzlu bahçeleri ve çiçekleri) sürekli (huzur ve mutluluk sunmaktadır). Bu (Allah’tan) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanların (kutlu) sonudur, inkâr edenlerin sonu ise ateştir (azaptır).
-
14:23
İbrahim: 23
İman edip salih amellerde bulunanlar (ise), Rablerinin izniyle altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri (hürmet ve afiyet dilekleri): "Selam"dır. (Selamet, emniyet ve saadet içinde eğlenin demektir.)
-
14:32
İbrahim: 32
Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su (yağmur) indirip, onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O’nun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için sizin emrinize âmade kılandır. Irmakları da (tarla sulama, içme suyu olarak kullanma, elektrik üretmek üzere baraj kurma, gemi taşımacılığı yapma ve balık yetiştirip satma gibi) sizin yararlanmanıza müsait kılıp (akıtandır).
-
16:15
Nahl: 15
(Dünya kendi etrafında saatte 1670 km; Güneş’in etrafında ise saatte 108 bin km hızla dönerken) Sizi sarsıntıya uğratmasın diye, yer(küre)de (balans -ağırlık kurşunu- gibi) sağlam dağlar bıraktı; (ayrıca ulaşımda yararlanmanız için) ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki hidayet olunur (yolunuzu bulur)sunuz diye (bunları meydana getirmiştir).
-
16:31
Nahl: 31
(İşte) Adn cennetleri; (bu mü’minler içindir ki) oraya (huzur ve mutlulukla) gireceklerdir, onun altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akar, içinde onların diledikleri her şey vardır. (Arzu ve irade ettikleri hemen gerçekleşir.) İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
-
17:91
İsrâ: 91
“Ya da Sana ait hurma (ağaçların)dan ve üzüm (bağların)dan (görülmedik güzellikte) bir bahçen olmalı, öyle ki aralarından da şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.”
-
18:31
Kehf: 31
İşte bunlar için; altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenip (onurlu ve huzurlu yaşayacaklardır), hafif ipekten (ferahlık verici iç giysiler) ve ağır işlenmiş atlastan yeşil (dış) elbiseler giyip (kuşanacaklardır) ve tahtlar üzerinde kurulup-yaslanacaklardır. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel yastıklar (koltuklar, tahtlar ve döşeklerdir).
-
18:33
Kehf: 33
Her iki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiçbir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında (çağlayan) bir ırmak da fışkırtıp (cennete çevirmiştik).
-
20:76
Taha: 76
"İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, (küfür ve kötülükten) arınmış olanların karşılığıdır."
-
22:14
Hacc: 14
Şüphesiz ki Allah, (gerçekten ve samimiyetle) iman edip (güzel ahlâk, doğruluk, namaz, oruç, zekât ve cihad gibi) salih amel işleyenleri, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere yerleştirecektir. Çünkü Allah, her istediğini (hikmet ve adaletle) yapıverendir.
-
22:23
Hacc: 23
Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih ameller işleyenleri de altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere koyacaktır, orada (mü’minler) altından bileziklerle ve incilerle süslenip (sevineceklerdir); onların oradaki elbiseleri de (saf ve sağlıklı) ipek(ten dokunmadır).
-
25:10
Furkan: 10
Dilediği takdirde, Sana (bu dünyada dahi) bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler verebilen ve Senin için (orada) köşkler var eden (Allah) ne Yücedir.
-
27:61
Neml: 61
Ya da yeryüzünü (yaşamaya elverişli) bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var edip (akıtan) ve ona (yeryüzü dengesini korusun diye) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara-engel (haciz-perde) koyan mı (daha hayırlıdır ve ibadete layıktır? Hâlâ,) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu tam bir şaşkınlık ve şeytanlıktır.) Hayır onların çoğu (gerçekleri) bilmeyen (cahil takımıdır).
-
29:58
Ankebut: 58
İman edip (hayırlı ve yararlı işlerle) salih amellerde bulunanlar (var ya, işte); onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetin yüksek köşklerine elbette yerleştireceğiz. (İyi niyet ve gayretle salih) Amellerde bulunanların (Hakk’ta ve hayırda çaba harcayanların) ecri ne güzeldir.
-
39:20
Zümer: 20
Ancak Rablerinden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar için; onlara (cennette) yüksek (ve muhteşem) köşkler vardır, onların üstünde de yüksek saraylar yapılmıştır. Onların altından (sürekli çağlayarak) ırmaklar akmaktadır. (Bu) Allah'ın va'adidir ki, Allah verdiği sözden asla caymayandır.
-
43:51
Zuhruf: 51
Firavun kendi kavmi içinde bağırıp dedi ki: “Ey kavmim, Mısır’ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler (Nil’in kolları ve kanalları) benim (hükmümde) değil mi? Hâlâ bunları görmeyecek (ve basiretli davranıp bana tâbi olmayacak mısınız?)”
-
47:12
Muhammed: 12
Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, (saraylarının ve ağaçlarının) altından (bol ve berrak) ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. İnkâr edenler ise, (bu dünyada geçici olarak) metalanıp faydalanmakta ve hayvanların yemesi gibi (karıştırıp yutmakta, helâl-haram seçmeyip işkembelerini doldurup gafletle dolaşmaktadırlar); ateş, onların varacakları (çok acı ve alçaltıcı) bir konaklama mekânıdır.
-
47:15
Muhammed: 15
Takva sahiplerine va'ad edilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan (akan musluklar ve) ırmaklar, tadı değişmeyen sütten (akan musluklar ve) ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan (akan musluklar ve) ırmaklar ve süzme baldan (akıtan musluklar ve) ırmaklar (akmaktadır) ve orada onlar için meyvelerin her türlüsünden (hazırdır) ve Rablerinden (özel) bir mağfiret (ve fazilet) vardır. Hiç (böyle ödüllendirilen bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilip (alçaltıcı acılar içinde kıvranan) kimseler gibi (sayılır) mı?
-
48:5
Fetih: 5
(Her şeye gücü yeten, göklerdeki ve yerdeki ordularıyla işlerini yürüten Cenab-ı Hakkın ayrıca cihadı emretmesi; bu hizmet ve gayretleri sebebiyle) Mü’min erkek ve kadınları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere sokması ve onların günahlarını örtüp bağışlaması içindir. İşte Allah katında gerçek kurtuluş ve büyük mutluluk budur (ve sonsuz huzura bu sayede erişilir).
-
48:17
Fetih: 17
(Haksızlığın ve ahlâksızlığın hâkim olduğu bir dönemde ve ülkede, yeniden adaleti hâkim kılmak, ilmi ve insani bir düzene kavuşmak üzere gayret etmek herkese farz-ı ayındır. Ancak hizmet yapamayacak ve işe yaramayacak kadar) Kör, topal ve hasta olanlara vebal yoktur. (Böyle ciddi mazeret ve mecburiyetleri olanların dışında) Her kim Allah’a ve Resulüne itaat eder de (gayret gösterirse), Allah onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Kim de (cihadla ve milli savunmayla ilgili hizmet ve hazırlıklardan) geri kalır (ve kaytarırsa) onu da çok acı bir azapla cezalandıracaktır.
-
54:54
Kamer: 54
Hiç şüphesiz (imtihanı kazanan) müttakiler ise, cennetlerde ve (kutlu meclisler halinde nurani) nehir (çevresin)de (sonsuz mutluluğa ulaşmışlardır).
-
57:12
Hadid: 12
(Mahşerde) O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, önlerinde ve sağlarında (dört yanında kutlu aydınlık) nurları koşarken (ışık ve saygınlık saçarken) göreceksin. "Bugün sizin müjdeniz (ve kutlu hediyeniz), içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur” (denilecektir).
-
58:22
Mücâdele: 22
Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) iman eden hiçbir kavmi (kesimi ve kişileri); Allah’a ve Resulüne başkaldıran, (Ayet ve Hadislere ve bilimsel gerçeklere dayalı İslam düzenine ve Müslüman ülkelere düşman olup savaş açan) kimselerle, (onları) destekleyici bir sevgi (ve işbirliği) içinde asla bulamazsın; velev ki, bu (zalim ve hain çevreler), isterse kendi babaları (olsun), ister çocukları (olsun), ister kardeşleri (veya tarikat-cemaat ihvanı olsun), isterse aşiretleri (partileri, müttefikleri) olsun, (yine de şuurlu mü’minler asla dini yozlaştıran işbirlikçi takımının başarısını arzulamaz, destek çıkmaz ve onlara saygı duymazlar. Çünkü, ülkede faizi, fuhşu, içki ve uyuşturucuyu, kumarı ve şans oyunlarını yürütenlere, Siyonist Yahudi ve Hristiyan merkezlerin güdümüne girenlere “meveddet”=benimseyip desteklemek ve sevgi göstermek imana ve insanlığa aykırıdır); işte bunlar (sadık ve sağlam Müslümanlar), öyle(sine samimi ve nasipli) kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazıp (yerleştirmiş) ve onları Kendinden (İlahi izzet ve inayetinden) bir ruh (ve şuur) ile desteklemiştir. (Ahirette de) Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada süresiz kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar, (Kur’an nizamına karşı çıkanlarla ve zalim odaklarla kalbi alâkalarını koparanlar) Allah’ın hizbi (partisi, takipçisi, ekibi ve taraftarları)dır. Dikkat edin (kesinlikle bilin ve bekleyin) ki; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, (mutlaka) felaha ulaşacak (dünyada zafer ve devlete, ahirette ise cennet ve saadete kavuşacak)lardır.
-
61:12
Saff: 12
(Böyle yaparsanız) O (Allah) sizin günahlarınızı bağışlayacak, sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacak ve Adn cennetlerinde çok güzel (ve görkemli) saraylara yerleştirecektir. İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur (ve böyle elde edilir).
-
64:9
Teğabün: 9
Sizi (mahşerde hesaplaşmak üzere) toplanma vakti için bir araya getireceği gün; işte bu “Teğabün” (dünyaya kapılıp ahireti unutanların pişman ve perişan olacakları aldanma) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örtecek ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' bu (olacaktır).
-
65:11
Talâk: 11
İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için, Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir Elçi de (yollamışızdır). Artık kim iman edip salih (hayırlı ve yararlı) amellerde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir.
-
66:8
Tahrim: 8
Ey iman edenler! “Tevbe-i Nasuh” ile (yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık üzüntüsüyle, açılan bir yarığı en sağlam bir iple ve bir daha kopmaz biçimde diker gibi) Allah’a tevbe edin (ve kötülüklerden vazgeçin. Günahına sevinmenin, günahıyla övünmenin, günahını küçümsemenin ve günahlarda ısrar etmenin Allah’ın kahrına uğratacağını bilin!). Umulur ki (böyle tevbe ederseniz), Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokuverir. O gün (mahşerde) Allah, Peygamberi ve (kıyamete kadar) Onunla beraber iman edenleri (asla) utandırıp küçük düşürmeyecektir. (Mevlâ, sadık mü’minleri asla mahcup ve mahrum da etmeyecektir.) Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar (vaziyette huzurla yürüyecekler ve): "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin” diyeceklerdir.
-
71:12
Nuh: 12
“Size mallar ve çocuklarla (yardım edip) güç ve destek versin. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler ihsan etsin ve sizin için ırmaklar da akıtıversin.”
-
85:11
Bürûc: 11
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan (sonsuz ve kusursuz) cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu olacaktır.
-
98:8
Beyyine: 8
Rableri katında onların ödülleri ise; içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri olacaktır. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan (haşyet ve hürmet ehli) kimse' için (hazırlanmış kutlu bir karşılıktır.)
-
2:25
Bakara: 25
وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذٖي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
(Ey Resulüm!) İman edip salih amellerde bulunanları müjdele! Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu (üstün) ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır" diyerek (sevinip ferahlayacaklardır). Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır). Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
-
2:74
Bakara: 74
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
(Ey Beni İsrail ve tüm nankör ve hain kimseler!) Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı (kesildi). Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan (kendiliğinden akan) ırmaklar kaynamaktadır, (yer altında kayalık) öyle (sert toprak tabaka)ları vardır ki (kuyu eşmek ve artezyenle kırılıp) yarılır da, ondan sular çıkıp fışkırır, (o kayalardan) öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla (aşağıya) yuvarlanır. Allah (ne tabiattaki olaylardan ne de sizin) yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.
-
2:249
Bakara: 249
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَلٖيكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّٖيۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّٖٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهٖۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖۜ قَالَ الَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) “Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)” dedi. (Ama) Az bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur” diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına kesinlikle iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnüzanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: “Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.”
-
2:266
Bakara: 266
اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ فٖيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟
Sizden hangi biriniz arzu edip ister ki, kendisine ait altından (ortasından, etrafından) ırmaklar akan, (tatlı su kaynakları olan) hurmalardan ve üzümlerden (gönül okşayan) bir bahçesi olsun, içinde (hepsi) kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları da olsun, (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de hepsi (kuruyup) yanıversin? (Yani ömür sermayesini, Allah’ın verdiği nimet ve servetini; ahireti kazandıracak iman ve iyilikler yerine, küfür, kötülük ve cimrilikle heba edenler de sonunda çok pişman ve perişan oluvereceklerdir.) İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.
-
3:15
Âl-i İmrân: 15
قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذٖينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِالْعِبَادِۚ
De ki: "Size bundan (dünyalık servet ve saltanattan) daha hayırlısını bildireyim mi? (Küfür ve kötülükten) Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler, tertemiz eşler ve (özellikle) Allah'ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görüp durmaktadır."
-
3:136
Âl-i İmrân: 136
اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلٖينَۜ
İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma (müjdesidir) ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. (Böylesi hizmet ve ibadetleri) Yapmak için gayret edenlere ne güzel bir karşılık (ecir verilecektir).
-
3:195
Âl-i İmrân: 195
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّٖي لَٓا اُضٖيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَالَّذٖينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا فٖي سَبٖيلٖي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ
Nitekim Rableri de onlara (dualarını kabul ederek şöyle) icabet etti: “Şüphesiz Ben, erkek olsun kadın olsun, sizden (hayırlı) bir işte bulunanın işini (ve ücretini) boşa çıkarmayacağım. (Zaten) Sizin kiminiz kiminizdendir. (Mü’minler birbirlerinin destekleyicisi konumundadırlar. Kendi fıtratlarına uygun işlerde çalışıp kazanma ve temel insan haklarından yararlanma konusunda kadınlar ve erkekler eşittir.) İşte, hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılıp sürgün edilenlerin, (Benim) yolumda işkence görenlerin ve (zalimlerle) çarpışıp öldürülenlerin; (bunların) mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından (kutlu) bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah ki; karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun katındadır.”
-
3:198
Âl-i İmrân: 198
لٰكِنِ الَّذٖينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا نُزُلًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ لِلْاَبْرَارِ
Fakat Rablerinden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlara gelince; onlar için Allah katında -(sürekli ve görkemli) bir şölen olarak- altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Ebrar (hayırlı ve yararlı insanlar) olup iyilik yapanlar için, Allah'ın katında olanlar ise (elbette) daha hayırlıdır (ve devamlıdır).
-
4:13
Nisa: 13
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu (ağaçları) altından (ve zemin kısmından) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte asıl büyük başarı ve kurtuluş bu (olacaktır).
-
4:57
Nisa: 57
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ لَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلٖيلًا
İman edip (İslam’a ve insanlığa uygun) salih amellerde bulunanları ise; altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere yerleştireceğiz. Onda (cennet ortamında) onlar için tertemiz kılınmış eşler var (edilmiştir). Ve onları, 'ne sıcak ne soğuk, tam kararında gölgeliklere' (sonsuz ve kusursuz güzelliklere) sokup (sevindireceğiz).
-
4:122
Nisa: 122
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ قٖيلًا
(Şuurla ve huzurla) İman edip (her türlü hizmet, ibadet, meslek, görev ve girişimini Hakka bağlı ve halka yararlı olacak şekilde yaparak) salih amellerde bulunanlara (gelince), Biz onları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'adidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
-
5:12
Maide: 12
وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ مٖيثَاقَ بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقٖيبًاۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّٖي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُلٖي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّبٖيلِ
Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almış (ve onları denemişti). Onlardan on iki güvenilir-gözetleyici (başkan seçip) göndermiştik. Ve Allah onlara şöyle demişti: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekâtı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz (ahiret yatırımı olarak hayır hasenata yönelirseniz), şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokarım. Artık bundan sonra sizden kim inkâr ederse, o kesinlikle dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."
-
5:85
Maide: 85
فَاَثَابَهُمُ اللّٰهُ بِمَا قَالُوا جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْمُحْسِنٖينَ
Böylelikle Allah, (bu) dediklerine (uygun salih amellerine) karşılık olarak, onları içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerle mükâfatlandırmıştır. İşte bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
-
5:119
Maide: 119
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقٖينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Allah buyuracak ki: "İşte bu (sorgulama ve hesaplaşma, va’ad edildiği gibi); doğrulara, doğru söylemelerinin (sadakat ve samimiyet göstermelerinin) yarar sağladığı gündür!.. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler vardır. Artık Allah onlardan razıdır, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte (asıl) büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır.)"
-
6:6
En'am: 6
اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَاَرْسَلْنَا السَّمَٓاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَارًاۖ وَجَعَلْنَا الْاَنْهَارَ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَرٖينَ
(Bunlar) Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde (size sağlamadığımız imkânlar içinde) onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kılmıştık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırmış, nehirleri de altlarından akar(sular) yapmıştık. Ama günahları nedeniyle Biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) varlığa çıkardık.
-
7:43
A'raf: 43
وَنَزَعْنَا مَا فٖي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
(Cennetteki Müslümanların) Biz onların göğüslerinde kinden ve hasetten ne varsa çekip almışızdır. (Konaklarının) Altlarından (ve etrafından sürekli ve ferahlık verici) ırmaklar akacaktır. (Sevinçle) Derler ki: "Bizi buna (cennet huzuruna) ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ulaşamazdık. Andolsun, Rabbimizin elçileri Hakk ile geldiler (ve bizi hayra ve huzura ilettiler.)" Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye nida edilip duyurulacaktır.
-
9:72
Tevbe: 72
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler (ve çok özel ve mükemmel malikâneler) va’ad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk (O’nun rıdvanı ve rızası) ise en büyük (derecedir). İşte bu, büyük kurtuluş ve mutluluk (saadetidir).
-
9:89
Tevbe: 89
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
Allah onlar için, (ahirette) süresiz kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte (asıl) büyük “kurtuluş (ve mutluluk)” bu (olacaktır).
-
9:100
Tevbe: 100
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
(Sahabe’den İslam’a girmede ve hayırlı hizmetlerde) Öne geçen ilklerden olan Muhacirler ve Ensar ile, onlara iyilik ve güzellikle uyanlar (var ya); Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Fevz-ü Azim, -en ulu ve kutlu bahtiyarlık- mü’min ve mücahit kulların olacaktır.)
-
10:9
Yunus: 9
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْدٖيهِمْ رَبُّهُمْ بِاٖيمَانِهِمْۚ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ فٖي جَنَّاتِ النَّعٖيمِ
İman edenler ve (İslam’a, insanlığa uygun) salih amellerde bulunanları ise, Rableri onları imanları (ve itaatleri) dolayısıyla (dünyada iman şuuruna ve huzura erdirir. Ahirette ise) altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, nimetlerle donatılmış (olan) cennetlere yöneltip-iletir (onlara hidayet edip hakikate ve selamete ulaştırır).
-
13:3
Ra'd: 3
وَهُوَ الَّذٖي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَارًاۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فٖيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Ve yine O (Allah), yeri (insanların ve tüm canlıların yaşamasına ve ihtiyaçlarını karşılamasına en uygun şekilde) yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar (yaratıp var) kılandır. Orada ürünlerin her birinden (döllenip çoğalmaları için) ikişer çift yaratmıştır; geceyi de gündüze bürüyüp katmaktadır. (Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, gezegenleri ve galaksileri, muhteşem bir denge ve düzen içinde ve kendi yörüngelerinde döndürüp durmaktadır.) Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için gerçekten yaratılış belgeleri ve ibretler vardır.
-
13:35
Ra'd: 35
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتٖي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اُكُلُهَا دَٓائِمٌ وَظِلُّهَاۜ تِلْكَ عُقْبَى الَّذٖينَ اتَّقَوْاۗ وَعُقْبَى الْكَافِرٖينَ النَّارُ
(İşte) Takva sahiplerine va’ad edilen cennetin misali (şöyledir); onun altından ırmaklar (ve şelaleler) akmakta, yemişleri ve gölgelikleri (havuzlu bahçeleri ve çiçekleri) sürekli (huzur ve mutluluk sunmaktadır). Bu (Allah’tan) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanların (kutlu) sonudur, inkâr edenlerin sonu ise ateştir (azaptır).
-
14:23
İbrahim: 23
وَاُدْخِلَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۜ تَحِيَّتُهُمْ فٖيهَا سَلَامٌ
İman edip salih amellerde bulunanlar (ise), Rablerinin izniyle altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri (hürmet ve afiyet dilekleri): "Selam"dır. (Selamet, emniyet ve saadet içinde eğlenin demektir.)
-
14:32
İbrahim: 32
اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهٖۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْاَنْهَارَۚ
Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su (yağmur) indirip, onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O’nun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için sizin emrinize âmade kılandır. Irmakları da (tarla sulama, içme suyu olarak kullanma, elektrik üretmek üzere baraj kurma, gemi taşımacılığı yapma ve balık yetiştirip satma gibi) sizin yararlanmanıza müsait kılıp (akıtandır).
-
16:15
Nahl: 15
وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمٖيدَ بِكُمْ وَاَنْهَارًا وَسُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۙ
(Dünya kendi etrafında saatte 1670 km; Güneş’in etrafında ise saatte 108 bin km hızla dönerken) Sizi sarsıntıya uğratmasın diye, yer(küre)de (balans -ağırlık kurşunu- gibi) sağlam dağlar bıraktı; (ayrıca ulaşımda yararlanmanız için) ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki hidayet olunur (yolunuzu bulur)sunuz diye (bunları meydana getirmiştir).
-
16:31
Nahl: 31
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُمْ فٖيهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَۜ كَذٰلِكَ يَجْزِي اللّٰهُ الْمُتَّقٖينَۙ
(İşte) Adn cennetleri; (bu mü’minler içindir ki) oraya (huzur ve mutlulukla) gireceklerdir, onun altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akar, içinde onların diledikleri her şey vardır. (Arzu ve irade ettikleri hemen gerçekleşir.) İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir.
-
17:91
İsrâ: 91
اَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْاَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْجٖيرًاۙ
“Ya da Sana ait hurma (ağaçların)dan ve üzüm (bağların)dan (görülmedik güzellikte) bir bahçen olmalı, öyle ki aralarından da şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.”
-
18:31
Kehf: 31
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِـٖٔينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۜ نِعْمَ الثَّوَابُۜ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا۟
İşte bunlar için; altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenip (onurlu ve huzurlu yaşayacaklardır), hafif ipekten (ferahlık verici iç giysiler) ve ağır işlenmiş atlastan yeşil (dış) elbiseler giyip (kuşanacaklardır) ve tahtlar üzerinde kurulup-yaslanacaklardır. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel yastıklar (koltuklar, tahtlar ve döşeklerdir).
-
18:33
Kehf: 33
كِلْتَا الْجَنَّتَيْنِ اٰتَتْ اُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِمْ مِنْهُ شَيْـًٔاۙ وَفَجَّرْنَا خِلَالَهُمَا نَهَرًاۙ
Her iki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiçbir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında (çağlayan) bir ırmak da fışkırtıp (cennete çevirmiştik).
-
20:76
Taha: 76
جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُ۬ا مَنْ تَزَكّٰى۟
"İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, (küfür ve kötülükten) arınmış olanların karşılığıdır."
-
22:14
Hacc: 14
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُرٖيدُ
Şüphesiz ki Allah, (gerçekten ve samimiyetle) iman edip (güzel ahlâk, doğruluk, namaz, oruç, zekât ve cihad gibi) salih amel işleyenleri, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere yerleştirecektir. Çünkü Allah, her istediğini (hikmet ve adaletle) yapıverendir.
-
22:23
Hacc: 23
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ فٖيهَا حَرٖيرٌ
Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih ameller işleyenleri de altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere koyacaktır, orada (mü’minler) altından bileziklerle ve incilerle süslenip (sevineceklerdir); onların oradaki elbiseleri de (saf ve sağlıklı) ipek(ten dokunmadır).
-
25:10
Furkan: 10
تَبَارَكَ الَّذٖٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا
Dilediği takdirde, Sana (bu dünyada dahi) bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler verebilen ve Senin için (orada) köşkler var eden (Allah) ne Yücedir.
-
27:61
Neml: 61
اَمَّنْ جَعَلَ الْاَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَالَهَٓا اَنْهَارًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ وَجَعَلَ بَيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزًاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۜ
Ya da yeryüzünü (yaşamaya elverişli) bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var edip (akıtan) ve ona (yeryüzü dengesini korusun diye) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara-engel (haciz-perde) koyan mı (daha hayırlıdır ve ibadete layıktır? Hâlâ,) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu tam bir şaşkınlık ve şeytanlıktır.) Hayır onların çoğu (gerçekleri) bilmeyen (cahil takımıdır).
-
29:58
Ankebut: 58
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلٖينَۗ
İman edip (hayırlı ve yararlı işlerle) salih amellerde bulunanlar (var ya, işte); onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetin yüksek köşklerine elbette yerleştireceğiz. (İyi niyet ve gayretle salih) Amellerde bulunanların (Hakk’ta ve hayırda çaba harcayanların) ecri ne güzeldir.
-
39:20
Zümer: 20
لٰكِنِ الَّذٖينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ الْمٖيعَادَ
Ancak Rablerinden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar için; onlara (cennette) yüksek (ve muhteşem) köşkler vardır, onların üstünde de yüksek saraylar yapılmıştır. Onların altından (sürekli çağlayarak) ırmaklar akmaktadır. (Bu) Allah'ın va'adidir ki, Allah verdiği sözden asla caymayandır.
-
43:51
Zuhruf: 51
وَنَادٰى فِرْعَوْنُ فٖي قَوْمِهٖ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ لٖي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْرٖي مِنْ تَحْتٖيۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ
Firavun kendi kavmi içinde bağırıp dedi ki: “Ey kavmim, Mısır’ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler (Nil’in kolları ve kanalları) benim (hükmümde) değil mi? Hâlâ bunları görmeyecek (ve basiretli davranıp bana tâbi olmayacak mısınız?)”
-
47:12
Muhammed: 12
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ
Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, (saraylarının ve ağaçlarının) altından (bol ve berrak) ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. İnkâr edenler ise, (bu dünyada geçici olarak) metalanıp faydalanmakta ve hayvanların yemesi gibi (karıştırıp yutmakta, helâl-haram seçmeyip işkembelerini doldurup gafletle dolaşmaktadırlar); ateş, onların varacakları (çok acı ve alçaltıcı) bir konaklama mekânıdır.
-
47:15
Muhammed: 15
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتٖي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ فٖيهَٓا اَنْهَارٌ مِنْ مَٓاءٍ غَيْرِ اٰسِنٍۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِبٖينَۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّىۜ وَلَهُمْ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْۜ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَٓاءً حَمٖيمًا فَقَطَّعَ اَمْعَٓاءَهُمْ
Takva sahiplerine va'ad edilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan (akan musluklar ve) ırmaklar, tadı değişmeyen sütten (akan musluklar ve) ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan (akan musluklar ve) ırmaklar ve süzme baldan (akıtan musluklar ve) ırmaklar (akmaktadır) ve orada onlar için meyvelerin her türlüsünden (hazırdır) ve Rablerinden (özel) bir mağfiret (ve fazilet) vardır. Hiç (böyle ödüllendirilen bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilip (alçaltıcı acılar içinde kıvranan) kimseler gibi (sayılır) mı?
-
48:5
Fetih: 5
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظٖيمًاۙ
(Her şeye gücü yeten, göklerdeki ve yerdeki ordularıyla işlerini yürüten Cenab-ı Hakkın ayrıca cihadı emretmesi; bu hizmet ve gayretleri sebebiyle) Mü’min erkek ve kadınları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere sokması ve onların günahlarını örtüp bağışlaması içindir. İşte Allah katında gerçek kurtuluş ve büyük mutluluk budur (ve sonsuz huzura bu sayede erişilir).
-
48:17
Fetih: 17
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرٖيضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلٖيمًا۟
(Haksızlığın ve ahlâksızlığın hâkim olduğu bir dönemde ve ülkede, yeniden adaleti hâkim kılmak, ilmi ve insani bir düzene kavuşmak üzere gayret etmek herkese farz-ı ayındır. Ancak hizmet yapamayacak ve işe yaramayacak kadar) Kör, topal ve hasta olanlara vebal yoktur. (Böyle ciddi mazeret ve mecburiyetleri olanların dışında) Her kim Allah’a ve Resulüne itaat eder de (gayret gösterirse), Allah onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Kim de (cihadla ve milli savunmayla ilgili hizmet ve hazırlıklardan) geri kalır (ve kaytarırsa) onu da çok acı bir azapla cezalandıracaktır.
-
54:54
Kamer: 54
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍۙ
Hiç şüphesiz (imtihanı kazanan) müttakiler ise, cennetlerde ve (kutlu meclisler halinde nurani) nehir (çevresin)de (sonsuz mutluluğa ulaşmışlardır).
-
57:12
Hadid: 12
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۚ
(Mahşerde) O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, önlerinde ve sağlarında (dört yanında kutlu aydınlık) nurları koşarken (ışık ve saygınlık saçarken) göreceksin. "Bugün sizin müjdeniz (ve kutlu hediyeniz), içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur” (denilecektir).
-
58:22
Mücâdele: 22
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشٖيرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ فٖي قُلُوبِهِمُ الْاٖيمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) iman eden hiçbir kavmi (kesimi ve kişileri); Allah’a ve Resulüne başkaldıran, (Ayet ve Hadislere ve bilimsel gerçeklere dayalı İslam düzenine ve Müslüman ülkelere düşman olup savaş açan) kimselerle, (onları) destekleyici bir sevgi (ve işbirliği) içinde asla bulamazsın; velev ki, bu (zalim ve hain çevreler), isterse kendi babaları (olsun), ister çocukları (olsun), ister kardeşleri (veya tarikat-cemaat ihvanı olsun), isterse aşiretleri (partileri, müttefikleri) olsun, (yine de şuurlu mü’minler asla dini yozlaştıran işbirlikçi takımının başarısını arzulamaz, destek çıkmaz ve onlara saygı duymazlar. Çünkü, ülkede faizi, fuhşu, içki ve uyuşturucuyu, kumarı ve şans oyunlarını yürütenlere, Siyonist Yahudi ve Hristiyan merkezlerin güdümüne girenlere “meveddet”=benimseyip desteklemek ve sevgi göstermek imana ve insanlığa aykırıdır); işte bunlar (sadık ve sağlam Müslümanlar), öyle(sine samimi ve nasipli) kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazıp (yerleştirmiş) ve onları Kendinden (İlahi izzet ve inayetinden) bir ruh (ve şuur) ile desteklemiştir. (Ahirette de) Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada süresiz kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar, (Kur’an nizamına karşı çıkanlarla ve zalim odaklarla kalbi alâkalarını koparanlar) Allah’ın hizbi (partisi, takipçisi, ekibi ve taraftarları)dır. Dikkat edin (kesinlikle bilin ve bekleyin) ki; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, (mutlaka) felaha ulaşacak (dünyada zafer ve devlete, ahirette ise cennet ve saadete kavuşacak)lardır.
-
61:12
Saff: 12
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۙ
(Böyle yaparsanız) O (Allah) sizin günahlarınızı bağışlayacak, sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacak ve Adn cennetlerinde çok güzel (ve görkemli) saraylara yerleştirecektir. İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur (ve böyle elde edilir).
-
64:9
Teğabün: 9
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهٖ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Sizi (mahşerde hesaplaşmak üzere) toplanma vakti için bir araya getireceği gün; işte bu “Teğabün” (dünyaya kapılıp ahireti unutanların pişman ve perişan olacakları aldanma) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örtecek ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' bu (olacaktır).
-
65:11
Talâk: 11
رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا
İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için, Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir Elçi de (yollamışızdır). Artık kim iman edip salih (hayırlı ve yararlı) amellerde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir.
-
66:8
Tahrim: 8
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ
Ey iman edenler! “Tevbe-i Nasuh” ile (yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık üzüntüsüyle, açılan bir yarığı en sağlam bir iple ve bir daha kopmaz biçimde diker gibi) Allah’a tevbe edin (ve kötülüklerden vazgeçin. Günahına sevinmenin, günahıyla övünmenin, günahını küçümsemenin ve günahlarda ısrar etmenin Allah’ın kahrına uğratacağını bilin!). Umulur ki (böyle tevbe ederseniz), Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokuverir. O gün (mahşerde) Allah, Peygamberi ve (kıyamete kadar) Onunla beraber iman edenleri (asla) utandırıp küçük düşürmeyecektir. (Mevlâ, sadık mü’minleri asla mahcup ve mahrum da etmeyecektir.) Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar (vaziyette huzurla yürüyecekler ve): "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin” diyeceklerdir.
-
71:12
Nuh: 12
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاۜ
“Size mallar ve çocuklarla (yardım edip) güç ve destek versin. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler ihsan etsin ve sizin için ırmaklar da akıtıversin.”
-
85:11
Bürûc: 11
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُۜ
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan (sonsuz ve kusursuz) cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu olacaktır.
-
98:8
Beyyine: 8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Rableri katında onların ödülleri ise; içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri olacaktır. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan (haşyet ve hürmet ehli) kimse' için (hazırlanmış kutlu bir karşılıktır.)
-
2:25
Bakara: 25
وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذٖي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
-
2:74
Bakara: 74
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
-
2:249
Bakara: 249
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَلٖيكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّٖيۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّٖٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهٖۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖۜ قَالَ الَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
-
2:266
Bakara: 266
اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ فٖيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟
-
3:15
Âl-i İmrân: 15
قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذٖينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِالْعِبَادِۚ
-
3:136
Âl-i İmrân: 136
اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلٖينَۜ
-
3:195
Âl-i İmrân: 195
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّٖي لَٓا اُضٖيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَالَّذٖينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا فٖي سَبٖيلٖي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ
-
3:198
Âl-i İmrân: 198
لٰكِنِ الَّذٖينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا نُزُلًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ لِلْاَبْرَارِ
-
4:13
Nisa: 13
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
4:57
Nisa: 57
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ لَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلٖيلًا
-
4:122
Nisa: 122
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ قٖيلًا
-
5:12
Maide: 12
وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ مٖيثَاقَ بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقٖيبًاۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّٖي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُلٖي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّبٖيلِ
-
5:85
Maide: 85
فَاَثَابَهُمُ اللّٰهُ بِمَا قَالُوا جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْمُحْسِنٖينَ
-
5:119
Maide: 119
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقٖينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
6:6
En'am: 6
اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَاَرْسَلْنَا السَّمَٓاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَارًاۖ وَجَعَلْنَا الْاَنْهَارَ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَرٖينَ
-
7:43
A'raf: 43
وَنَزَعْنَا مَا فٖي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
-
9:72
Tevbe: 72
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
-
9:89
Tevbe: 89
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
-
9:100
Tevbe: 100
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
10:9
Yunus: 9
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْدٖيهِمْ رَبُّهُمْ بِاٖيمَانِهِمْۚ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ فٖي جَنَّاتِ النَّعٖيمِ
-
13:3
Ra'd: 3
وَهُوَ الَّذٖي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَارًاۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فٖيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
-
13:35
Ra'd: 35
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتٖي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اُكُلُهَا دَٓائِمٌ وَظِلُّهَاۜ تِلْكَ عُقْبَى الَّذٖينَ اتَّقَوْاۗ وَعُقْبَى الْكَافِرٖينَ النَّارُ
-
14:23
İbrahim: 23
وَاُدْخِلَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۜ تَحِيَّتُهُمْ فٖيهَا سَلَامٌ
-
14:32
İbrahim: 32
اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهٖۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْاَنْهَارَۚ
-
16:15
Nahl: 15
وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمٖيدَ بِكُمْ وَاَنْهَارًا وَسُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۙ
-
16:31
Nahl: 31
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُمْ فٖيهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَۜ كَذٰلِكَ يَجْزِي اللّٰهُ الْمُتَّقٖينَۙ
-
17:91
İsrâ: 91
اَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخٖيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْاَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْجٖيرًاۙ
-
18:31
Kehf: 31
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِـٖٔينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۜ نِعْمَ الثَّوَابُۜ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا۟
-
18:33
Kehf: 33
كِلْتَا الْجَنَّتَيْنِ اٰتَتْ اُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِمْ مِنْهُ شَيْـًٔاۙ وَفَجَّرْنَا خِلَالَهُمَا نَهَرًاۙ
-
20:76
Taha: 76
جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُ۬ا مَنْ تَزَكّٰى۟
-
22:14
Hacc: 14
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُرٖيدُ
-
22:23
Hacc: 23
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۜ وَلِبَاسُهُمْ فٖيهَا حَرٖيرٌ
-
25:10
Furkan: 10
تَبَارَكَ الَّذٖٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا
-
27:61
Neml: 61
اَمَّنْ جَعَلَ الْاَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَالَهَٓا اَنْهَارًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ وَجَعَلَ بَيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزًاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۜ
-
29:58
Ankebut: 58
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلٖينَۗ
-
39:20
Zümer: 20
لٰكِنِ الَّذٖينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِنْ فَوْقِهَا غُرَفٌ مَبْنِيَّةٌۙ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ الْمٖيعَادَ
-
43:51
Zuhruf: 51
وَنَادٰى فِرْعَوْنُ فٖي قَوْمِهٖ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ لٖي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْرٖي مِنْ تَحْتٖيۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ
-
47:12
Muhammed: 12
اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ
-
47:15
Muhammed: 15
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتٖي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ فٖيهَٓا اَنْهَارٌ مِنْ مَٓاءٍ غَيْرِ اٰسِنٍۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِبٖينَۚ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّىۜ وَلَهُمْ فٖيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْۜ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَٓاءً حَمٖيمًا فَقَطَّعَ اَمْعَٓاءَهُمْ
-
48:5
Fetih: 5
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظٖيمًاۙ
-
48:17
Fetih: 17
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرٖيضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلٖيمًا۟
-
54:54
Kamer: 54
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍۙ
-
57:12
Hadid: 12
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۚ
-
58:22
Mücâdele: 22
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشٖيرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ فٖي قُلُوبِهِمُ الْاٖيمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
-
61:12
Saff: 12
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۙ
-
64:9
Teğabün: 9
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهٖ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
65:11
Talâk: 11
رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا
-
66:8
Tahrim: 8
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ
-
71:12
Nuh: 12
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاۜ
-
85:11
Bürûc: 11
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُۜ
-
98:8
Beyyine: 8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ