-
2:74
Bakara: 74
(Ey Beni İsrail ve tüm nankör ve hain kimseler!) Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı (kesildi). Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan (kendiliğinden akan) ırmaklar kaynamaktadır, (yer altında kayalık) öyle (sert toprak tabaka)ları vardır ki (kuyu eşmek ve artezyenle kırılıp) yarılır da, ondan sular çıkıp fışkırır, (o kayalardan) öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla (aşağıya) yuvarlanır. Allah (ne tabiattaki olaylardan ne de sizin) yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.
-
3:113
Âl-i İmrân: 113
(Gerçi) Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti kıyama durup, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan birtakım (insanlar) da vardır.
-
5:28
Maide: 28
(İyi niyetli Hâbil, kötü niyetli Kâbil’e şöyle seslendi:) “Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile), ben asla öldürmek kastıyla sana el uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkan birisiyim.” (Bu ayette dolaylı olarak, cezaları; mağdur olan kişilerin değil, ancak devletin uygulayacağı, hukukullah=kamu haklarını adil yargının sağlayacağı öğretilmektedir.)
-
7:143
A'raf: 143
Musa, belirlediğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca; “Rabbim (ne olur), bana Kendini göster, Sana bakıp (göreyim)” dedi. (Cenab-ı Hakk ise:) “Beni (burada ve dünya gözüyle) asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde (durup) karar kılabilirse, sen de Beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne Yücesin (Rabbim! Dünya gözüyle Zatını görme isteğimden dolayı) Sana tevbe ettim ve ben (Yüce Zatının asla görülemeyeceği, ancak esma ve sıfatlarının tecellisinin seyredileceği gerçeğine) iman edenlerin ilkiyim" diye (yalvardı). [Not: Bu ayet, “Allah’ı görmenin imkânsızlığını” değil; bu yüce fazilet ve lezzete ancak çok çetin bir nefsi cihadla varılan manevi olgunluk sonucunda ve cennet ortamında ulaşılacağına işaret sayılmıştır.]
-
13:21
Ra'd: 21
Ve onlar (“Ulü’l Elbâb=akıl ve vicdan erbabı” sayılanlar) Allah’ın birleştirilmesini ve devam ettirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını ve İslam kardeşliği haklarını) gözetenlerdir. (Bu konuda) Onlar Rablerinden saygı ile çekinir, (akrabalarına ve Hakk davadaki yol arkadaşlarına kötülük yapmak veya onlardan uzaklaşmak sonucu çekilecekleri) kötü hesaptan (sorgulamayı kaybedip cezalandırılmaktan) korkuyla ürperirler.
-
16:50
Nahl: 50
(Melekler ve gerçek mü'minler) Üstlerinden (her an bir azap göndermeye Kâdir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi (emrolunduğu şekilde, emrolunduğu vakitte, emrolunduğu ölçüde ve gönül rızası içinde) yapma gayretindedirler.
-
17:107
İsrâ: 107
Secde
De ki: "(Artık) İster ona inanın, ister inanmayın; çünkü bu (Kur’an), daha önce kendilerine ilim verilenlerden (halis ve salih kimselere) okunduğu zaman, yüzüstü yere kapanarak hemen secdeye gidilmektedir.”
-
17:108
İsrâ: 108
Ve: "Rabbimiz Yücedir, Rabbimizin va’adi kesinlikle gerçekleşmiş bulunuyor" diyerek (Allah’a teşekkür edilmektedir).
-
17:109
İsrâ: 109
(İlim ve irfan ehli Kur’an’ı dinledikçe) Yüzüstü (yere) kapanıp ağlayarak (gözyaşı dökmektedirler) ve (Kur’an) onların huşû (saygı dolu korku)larını artırıvermektedir.
-
21:28
Enbiya: 28
O (Allah), önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar (melekler ve ruhaniler, nebiler ve şehitler, kendisinden) hoşnut olunandan (ve Allah’ın müsaade buyurduğundan) başkasına şefaatte bulunamazlar. Ve onlar, O'nun (haşmet ve) haşyetinden (Allah’ın ululuk ve korkusundan) içleri titremekte olanlardır.
-
21:49
Enbiya: 49
Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet (korku ve hürmet) içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden “içleri (saygıyla ve kaygıyla) titremekte olan” kimselerdir.
-
23:57
Mü'minun: 57
Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar,
-
35:28
Fâtır: 28
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri (ve şekilleri) böyle değişik olanlar vardır. (O’nun) Kulları içinde ise, ancak âlim olanlar (yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayanlar) “içleri titreyerek hakkıyla ve hürmetle Allah'tan korkup bağlanırlar.” Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
-
36:11
Yâsin: 11
(Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).
-
50:33
Kaf: 33
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek ve korku duyarak' (kötülükten çekinen) ve ‘samimiyetle Allah'a yönelmiş’ bir kalp ile gelen (kimseler) içindir.
-
80:9
Abese: 9
O (haşyet ve hürmet hissiyle) Allah’tan korkmuş (ve O’nun rızası için Sana başvurmuş) iken,
-
98:8
Beyyine: 8
Rableri katında onların ödülleri ise; içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri olacaktır. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan (haşyet ve hürmet ehli) kimse' için (hazırlanmış kutlu bir karşılıktır.)
-
2:74
Bakara: 74
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
(Ey Beni İsrail ve tüm nankör ve hain kimseler!) Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı (kesildi). Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan (kendiliğinden akan) ırmaklar kaynamaktadır, (yer altında kayalık) öyle (sert toprak tabaka)ları vardır ki (kuyu eşmek ve artezyenle kırılıp) yarılır da, ondan sular çıkıp fışkırır, (o kayalardan) öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla (aşağıya) yuvarlanır. Allah (ne tabiattaki olaylardan ne de sizin) yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.
-
3:113
Âl-i İmrân: 113
لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠
(Gerçi) Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti kıyama durup, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan birtakım (insanlar) da vardır.
-
5:28
Maide: 28
لَئِنْ بَسَطْتَ اِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنٖي مَٓا اَنَا۬ بِبَاسِطٍ يَدِيَ اِلَيْكَ لِاَقْتُلَكَۚ اِنّٖٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَمٖينَ
(İyi niyetli Hâbil, kötü niyetli Kâbil’e şöyle seslendi:) “Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile), ben asla öldürmek kastıyla sana el uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkan birisiyim.” (Bu ayette dolaylı olarak, cezaları; mağdur olan kişilerin değil, ancak devletin uygulayacağı, hukukullah=kamu haklarını adil yargının sağlayacağı öğretilmektedir.)
-
7:143
A'raf: 143
وَلَمَّا جَٓاءَ مُوسٰى لِمٖيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُۙ قَالَ رَبِّ اَرِنٖٓي اَنْظُرْ اِلَيْكَۜ قَالَ لَنْ تَرٰينٖي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰينٖيۚ فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقًاۚ فَلَمَّٓا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُؤْمِنٖينَ
Musa, belirlediğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca; “Rabbim (ne olur), bana Kendini göster, Sana bakıp (göreyim)” dedi. (Cenab-ı Hakk ise:) “Beni (burada ve dünya gözüyle) asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde (durup) karar kılabilirse, sen de Beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne Yücesin (Rabbim! Dünya gözüyle Zatını görme isteğimden dolayı) Sana tevbe ettim ve ben (Yüce Zatının asla görülemeyeceği, ancak esma ve sıfatlarının tecellisinin seyredileceği gerçeğine) iman edenlerin ilkiyim" diye (yalvardı). [Not: Bu ayet, “Allah’ı görmenin imkânsızlığını” değil; bu yüce fazilet ve lezzete ancak çok çetin bir nefsi cihadla varılan manevi olgunluk sonucunda ve cennet ortamında ulaşılacağına işaret sayılmıştır.]
-
13:21
Ra'd: 21
وَالَّذٖينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِهٖٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ
Ve onlar (“Ulü’l Elbâb=akıl ve vicdan erbabı” sayılanlar) Allah’ın birleştirilmesini ve devam ettirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını ve İslam kardeşliği haklarını) gözetenlerdir. (Bu konuda) Onlar Rablerinden saygı ile çekinir, (akrabalarına ve Hakk davadaki yol arkadaşlarına kötülük yapmak veya onlardan uzaklaşmak sonucu çekilecekleri) kötü hesaptan (sorgulamayı kaybedip cezalandırılmaktan) korkuyla ürperirler.
-
16:50
Nahl: 50
يَخَافُونَ رَبَّهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ۟
(Melekler ve gerçek mü'minler) Üstlerinden (her an bir azap göndermeye Kâdir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi (emrolunduğu şekilde, emrolunduğu vakitte, emrolunduğu ölçüde ve gönül rızası içinde) yapma gayretindedirler.
-
17:107
İsrâ: 107
ساجدSecde
قُلْ اٰمِنُوا بِهٖٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهٖٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًاۙ
De ki: "(Artık) İster ona inanın, ister inanmayın; çünkü bu (Kur’an), daha önce kendilerine ilim verilenlerden (halis ve salih kimselere) okunduğu zaman, yüzüstü yere kapanarak hemen secdeye gidilmektedir.”
-
17:108
İsrâ: 108
وَيَقُولُونَ سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا
Ve: "Rabbimiz Yücedir, Rabbimizin va’adi kesinlikle gerçekleşmiş bulunuyor" diyerek (Allah’a teşekkür edilmektedir).
-
17:109
İsrâ: 109
وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزٖيدُهُمْ خُشُوعًا
(İlim ve irfan ehli Kur’an’ı dinledikçe) Yüzüstü (yere) kapanıp ağlayarak (gözyaşı dökmektedirler) ve (Kur’an) onların huşû (saygı dolu korku)larını artırıvermektedir.
-
21:28
Enbiya: 28
يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهٖ مُشْفِقُونَ
O (Allah), önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar (melekler ve ruhaniler, nebiler ve şehitler, kendisinden) hoşnut olunandan (ve Allah’ın müsaade buyurduğundan) başkasına şefaatte bulunamazlar. Ve onlar, O'nun (haşmet ve) haşyetinden (Allah’ın ululuk ve korkusundan) içleri titremekte olanlardır.
-
21:49
Enbiya: 49
اَلَّذٖينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet (korku ve hürmet) içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden “içleri (saygıyla ve kaygıyla) titremekte olan” kimselerdir.
-
23:57
Mü'minun: 57
اِنَّ الَّذٖينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۙ
Gerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar,
-
35:28
Fâtır: 28
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَٓابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَۜ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ غَفُورٌ
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri (ve şekilleri) böyle değişik olanlar vardır. (O’nun) Kulları içinde ise, ancak âlim olanlar (yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayanlar) “içleri titreyerek hakkıyla ve hürmetle Allah'tan korkup bağlanırlar.” Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
-
36:11
Yâsin: 11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ
(Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).
-
50:33
Kaf: 33
مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek ve korku duyarak' (kötülükten çekinen) ve ‘samimiyetle Allah'a yönelmiş’ bir kalp ile gelen (kimseler) içindir.
-
80:9
Abese: 9
وَهُوَ يَخْشٰىۙ
O (haşyet ve hürmet hissiyle) Allah’tan korkmuş (ve O’nun rızası için Sana başvurmuş) iken,
-
98:8
Beyyine: 8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Rableri katında onların ödülleri ise; içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan Adn cennetleri olacaktır. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan (haşyet ve hürmet ehli) kimse' için (hazırlanmış kutlu bir karşılıktır.)
-
2:74
Bakara: 74
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
-
3:113
Âl-i İmrân: 113
لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠
-
5:28
Maide: 28
لَئِنْ بَسَطْتَ اِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنٖي مَٓا اَنَا۬ بِبَاسِطٍ يَدِيَ اِلَيْكَ لِاَقْتُلَكَۚ اِنّٖٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَمٖينَ
-
7:143
A'raf: 143
وَلَمَّا جَٓاءَ مُوسٰى لِمٖيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُۙ قَالَ رَبِّ اَرِنٖٓي اَنْظُرْ اِلَيْكَۜ قَالَ لَنْ تَرٰينٖي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰينٖيۚ فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقًاۚ فَلَمَّٓا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُؤْمِنٖينَ
-
13:21
Ra'd: 21
وَالَّذٖينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِهٖٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ
-
16:50
Nahl: 50
يَخَافُونَ رَبَّهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ۟
-
17:107
İsrâ: 107
ساجد
قُلْ اٰمِنُوا بِهٖٓ اَوْ لَا تُؤْمِنُواۜ اِنَّ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهٖٓ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًاۙ
-
17:108
İsrâ: 108
وَيَقُولُونَ سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنْ كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا
-
17:109
İsrâ: 109
وَيَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزٖيدُهُمْ خُشُوعًا
-
21:28
Enbiya: 28
يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهٖ مُشْفِقُونَ
-
21:49
Enbiya: 49
اَلَّذٖينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
-
23:57
Mü'minun: 57
اِنَّ الَّذٖينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۙ
-
35:28
Fâtır: 28
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَٓابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَۜ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ غَفُورٌ
-
36:11
Yâsin: 11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ
-
50:33
Kaf: 33
مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ
-
80:9
Abese: 9
وَهُوَ يَخْشٰىۙ
-
98:8
Beyyine: 8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ