-
2:258
Bakara: 258
Allah, kendisine mülk (hükümdarlık) verdi diye, Rabbi konusunda İbrahim’le tartışmaya gireni (Nemrut kâfirini) görmedin mi? Hani (Sana manen seyrettirdiğimiz gibi) İbrahim: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür” deyince; o da: “Ben de öldürür ve diriltirim (istediğimi katleder, istediğimi öldürmekten vazgeçerim)” demişti. (O zaman) İbrahim: “Şüphesiz Allah Güneş’i doğudan (çıkarıp) getirir; (haydi) sen de onu batıdan (çıkarıp) getir (Allah’ın Güneş sistemi ve gezegenlerle ilgili mükemmel düzenini değiştir de görelim)” deyince, o kâfir (Nemrut) böylece afallayıp kalıvermişti. Allah, (böylesi) zalimler topluluğunu hidayete erdirmeyecek (ve onlara huzur ve onur vermeyecek)tir.
-
6:78
En'am: 78
(Ve sabahleyin) Güneş'i doğarken görünce: “(Kim bilir; belki de) Rabbim budur, bu hepsinden büyük” demişti. O da batınca: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. (Sonradan yaratılan ve batıp kaybolan şeylerden ilah olmayacağını anladım ve âlemlerin Rabbine sığındım)” diye (uyarıp imanını ilan etmişti).
-
6:96
En'am: 96
(Ve yine) O (Allah gecenin karanlığında) sabahı yarıp çıkarandır. (Evreni ve Güneş Sistemini yaratıp düzene koyandır.) Geceyi bir sükûn (dinlenme), Güneş’i ve Ay'ı da bir hesap (takvim vesilesi) kılmıştır. (Ki Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dönmesinden günler ve yıllar, Ay’ın Dünya etrafında dönmesinden ise aylar oluşmaktadır.) Bu, Üstün ve Güçlü olan, (her şeyi ayrıntılarıyla) Bilen Allah'ın takdiridir (O’nun İlahi programı ve ezeli planıdır).
-
7:54
A'raf: 54
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)
-
10:5
Yunus: 5
Güneş’i bir aydınlık (kaynağı), Ay’ı bir nur (yansıtıcı) kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit ve takdir buyuran O’dur. Allah, (bütün) bunları ancak Hakk (uygun miktar ve doğru maksat) ile yaratmıştır. O, (düşünüp) bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
-
12:4
Yusuf: 4
Hani bir zaman Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir (Gezegen-uydu) yıldızla, Güneş’i ve Ay’ı gördüm; onların (hepsini) bana secde etmektelerken gördüm” demişti.
-
13:2
Ra'd: 2
Allah O'dur ki, (muhteşem) gökleri direksiz ve dayanaksız olarak yükseltti; ki onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngesinde ve bağlı olduğu merkezi yıldız kümesinde) akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir). [Not: Şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar güneş gibi yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte bu Dünya’mız bütün kâinatın bir özeti ve örneği konumundadır. İnsan ise dünyanın ve tüm kâinatın hulasası makamındadır.]
-
14:33
İbrahim: 33
(Allah) Sürekli olarak (görevlerini yapan) Güneş’i ve Ay’ı size musahhar kılan (hizmetinize sokan)dır. Geceyi ve gündüzü de istifadenize veren (sizi rahata ve huzura kavuşturandır).
-
16:12
Nahl: 12
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı (yaşamanızı sağlayacak ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde) sizin hizmetinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle istifadenize hazır haldedir. (Bu müjdeler, ileride gerçekleşecek uzay yolculuklarıyla, hayret verici nimet ve neticelere erişileceğine de işarettir.) Şüphesiz bütün bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için nice ayetler ve ibretler (gizlidir.)
-
17:78
İsrâ: 78
Güneş’in (gün ortasından batıya doğru kayıp) sarkmasından (öğle ve ikindiden), gecenin kararmasına kadar(ki akşam ve yatsı vakitlerinde ve Cebrail’in öğrettiği şekilde) namazı kıl, fecr vakti (namazda okunan) Kur'an'ı (sesli ve dikkatli tilavet et), çünkü kesinlikle o fecr (sabah namazı meleklerce) şahit olunan (makbul bir ibadet anı)dır.
-
18:17
Kehf: 17
(Kehf Ashabına mağarada uyurken baksaydın) Görürdün ki, Güneş doğduğunda, mağaralarına sağ yandan yönelir; battığında onları sol yandan keser-geçerdi (sürekli sağa sola çevrilerek vücutlarının ezilmesi önlenirdi) ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğunda (uyuyuvermektelerdi). Bu, Allah'ın (kudret ve hikmet) ayetlerindendir. Allah, (layık olduğu için) kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi (de küfre ve kötülüğe kaydığı için) saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
-
18:86
Kehf: 86
Sonunda Güneş’in battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir kaynakta batmakta iken buldu; onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (duruma göre davran, istersen onları) ya azaba uğratarak (sert yöntemler kullanarak hizaya sokarsın) veya içlerinde güzelliği (iyilik ve şefkati geçerli ilke) edinerek (bunların ıslahına çalışırsın, artık sen bilirsin)."
-
18:90
Kehf: 90
Sonunda Güneş’in doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (Güneş’i), kendileri için bir siper kılmadığımız (Güneş’in aşırı hararet ve enerjisinden etkilenmeyecek şekilde yarattığımız) bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
-
20:119
Taha: 119
“Ve gerçekten sen burada (asla) susamayacaksın ve Güneş altında (kalıp) da yanmayacaksın." (Burası ferahlık ve rahatlık diyarıdır.)
-
20:130
Taha: 130
(Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).
-
21:33
Enbiya: 33
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri kendi yörüngesinde yüzüp gidiyor. (Hiçbir sapma ve çarpışma yaşanmıyor, ama insanlar düşünüp ibret almıyorlar.)
-
22:18
Hacc: 18
Secde
Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise (küfür ve kötülükleri sebebiyle) azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)
-
25:45
Furkan: 45
Görmedin mi Rabbin, gölgeyi nasıl uzatıvermektedir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun (yerinde sabit) yapardı. (Hem) Sonra Biz Güneş’i ona (sadece) bir delil (vesile) kılmışızdır. (Güneş olmasaydı gölge anlaşılamazdı.)
-
26:60
Şuarâ: 60
Nihayet (Firavun ve ordusu) Güneş’in doğuş vakti onların (arkalarına düşüp Musa’yı ve İsrailoğullarını) izlemeye koyulmuşlardı.
-
27:24
Neml: 24
“Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da Güneş'e secde ederlerken buldum; şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulamıyorlar. (Hakk yolu bilmiyorlar.)”
-
29:61
Ankebut: 61
Andolsun onlara (müşrik takımına): “Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş’i ve Ay’ı kim musahhar (emre âmade ve hizmetkâr) kıldı?” diye soracak olursan kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. O halde ne diye (Hakk’tan) çevrilip yan çiziyorlardı?
-
31:29
Lokman: 29
Görmüyor (ve anlamıyor) musun ki, gerçekten Allah geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır. (Galaksileri ve Güneş sistemini böyle mükemmel ayarlamıştır.) Güneş ile Ay’ı (size) musahhar (yaşamınıza ve yararlarınıza uygun) kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) akıp gitmektedir ve Allah, (bütün) yaptıklarınızdan Habir’dir (ayrıntılarıyla bilmektedir).
-
35:13
Fâtır: 13
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır, (Dünya’nın dönüşünü şaşmaz bir düzene bağlamıştır;) Güneş’i ve Ay’ı emre âmade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar (böyle uzayda) akıp durmaktadır. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin (beynin) incecik zarına' bile malik olmayan (zavallılardır). [Not: İnsan beyninin yapısı, her biri ayrı bir beyin gibi çalışan 100 milyarlarca NÖRON sinir hücresinin kendi aralarındaki irtibatı, yaşanan ve öğrenilmiş olan her şeyi kayıt altına alması; aynen uzaydaki 100 milyarlarca yıldız arasındaki insicamı (intizam ve intisabı) andırmaktadır. İşte bu Ayet-i Kerime, muhteşem kâinat düzeniyle, ince bir zarla sarılan insan beyni arasındaki benzerliğe işaret buyurmaktadır. Böylece aydınlıkla karanlıklar (ilim ve bilimle bağnazlıklar), yıldızlarla uydular, olgularla duygular bağlamına dikkat çekilmiş olmaktadır.]
-
36:38
Yâsin: 38
Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yeri etrafında (sürekli ve sistemli şekilde belirlenmiş yörüngede dönerek) akıp gitmektedir. Bu Üstün ve Güçlü olan, (ve her şeyi hakkıyla) Bilenin (Rabbinizin) takdiridir.
-
36:40
Yâsin: 40
(Böylece) Güneş’in Ay’a erişip-yetişemeyeceği, gecenin de gündüzün önüne geçemeyeceği (muhteşem ve mükemmel bir düzen var edilmiştir. Bütün yıldızların ve gezegenlerin) Her biri (takdir ve tayin edilen) bir yörüngede yüzüp gitmektedir.
-
39:5
Zümer: 5
(Allah) Gökleri ve yeri Hakk olarak (bin türlü hikmet ve hayırla) yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor... (Düzenli ve sürekli şekilde, gece ve gündüz birbirini takip ediyor.) Güneş’e ve Ay’a (İlahi ve mucizevi bir düzen ve disiplin içinde) boyun eğdirmiştir, her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun ve dikkatli bulun ki; O Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
-
41:37
Fussilet: 37
Secde
(Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).
-
50:39
Kaf: 39
(Ey Resulüm!) Öyleyse Sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini Güneş’in doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (Sabah ve ikindi namazlarını kıl.)
-
55:5
Rahmân: 5
(Yörüngelerindeki dönüşleri Allah tarafından belirlenmiş olan) Güneş ve Ay, çok ince bir hesaba göre (hareket etmektedirler).
-
71:16
Nuh: 16
“Ve Ay’ı bunlar içinde (ayna gibi yansıtıcı) bir nur kılmış, Güneş’i de (aydınlatıcı ve ısıtıcı) bir kandil yapmıştır.”
-
75:9
Kıyamet: 9
Güneş ve Ay birleştirilip (eski halini, nur ve enerji şeklini aldığı) zaman;
-
76:13
İnsan: 13
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmış vaziyettedirler. Orada ne (yakıcı) bir Güneş ve ne de üşütüp sıkıcı bir soğuk göreceklerdir.
-
81:1
Tekvir: 1
Güneş dürülüp (ışığı söndüğü) zaman,
-
91:1
Şems: 1
Andolsun Güneş'e ve onun (huzur ve hayat verici) parıltısına (özellikle kuşluk vaktindeki aydınlığa, yaydığı ışık ve ısıya),
-
2:258
Bakara: 258
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖي حَٓاجَّ اِبْرٰهٖيمَ فٖي رَبِّهٖٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ اِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّيَ الَّذٖي يُحْيٖ وَيُمٖيتُۙ قَالَ اَنَا۬ اُحْيٖ وَاُمٖيتُۜ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَأْتٖي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذٖي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَۚ
Allah, kendisine mülk (hükümdarlık) verdi diye, Rabbi konusunda İbrahim’le tartışmaya gireni (Nemrut kâfirini) görmedin mi? Hani (Sana manen seyrettirdiğimiz gibi) İbrahim: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür” deyince; o da: “Ben de öldürür ve diriltirim (istediğimi katleder, istediğimi öldürmekten vazgeçerim)” demişti. (O zaman) İbrahim: “Şüphesiz Allah Güneş’i doğudan (çıkarıp) getirir; (haydi) sen de onu batıdan (çıkarıp) getir (Allah’ın Güneş sistemi ve gezegenlerle ilgili mükemmel düzenini değiştir de görelim)” deyince, o kâfir (Nemrut) böylece afallayıp kalıvermişti. Allah, (böylesi) zalimler topluluğunu hidayete erdirmeyecek (ve onlara huzur ve onur vermeyecek)tir.
-
6:78
En'am: 78
فَلَمَّا رَاَ الشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هٰذَا رَبّٖي هٰذَٓا اَكْبَرُۚ فَلَمَّٓا اَفَلَتْ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ
(Ve sabahleyin) Güneş'i doğarken görünce: “(Kim bilir; belki de) Rabbim budur, bu hepsinden büyük” demişti. O da batınca: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. (Sonradan yaratılan ve batıp kaybolan şeylerden ilah olmayacağını anladım ve âlemlerin Rabbine sığındım)” diye (uyarıp imanını ilan etmişti).
-
6:96
En'am: 96
فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًاۜ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِ
(Ve yine) O (Allah gecenin karanlığında) sabahı yarıp çıkarandır. (Evreni ve Güneş Sistemini yaratıp düzene koyandır.) Geceyi bir sükûn (dinlenme), Güneş’i ve Ay'ı da bir hesap (takvim vesilesi) kılmıştır. (Ki Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dönmesinden günler ve yıllar, Ay’ın Dünya etrafında dönmesinden ise aylar oluşmaktadır.) Bu, Üstün ve Güçlü olan, (her şeyi ayrıntılarıyla) Bilen Allah'ın takdiridir (O’nun İlahi programı ve ezeli planıdır).
-
7:54
A'raf: 54
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثٖيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهٖۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)
-
10:5
Yunus: 5
هُوَ الَّذٖي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Güneş’i bir aydınlık (kaynağı), Ay’ı bir nur (yansıtıcı) kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit ve takdir buyuran O’dur. Allah, (bütün) bunları ancak Hakk (uygun miktar ve doğru maksat) ile yaratmıştır. O, (düşünüp) bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
-
12:4
Yusuf: 4
اِذْ قَالَ يُوسُفُ لِاَبٖيهِ يَٓا اَبَتِ اِنّٖي رَاَيْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَيْتُهُمْ لٖي سَاجِدٖينَ
Hani bir zaman Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir (Gezegen-uydu) yıldızla, Güneş’i ve Ay’ı gördüm; onların (hepsini) bana secde etmektelerken gördüm” demişti.
-
13:2
Ra'd: 2
اَللّٰهُ الَّذٖي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
Allah O'dur ki, (muhteşem) gökleri direksiz ve dayanaksız olarak yükseltti; ki onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngesinde ve bağlı olduğu merkezi yıldız kümesinde) akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir). [Not: Şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar güneş gibi yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte bu Dünya’mız bütün kâinatın bir özeti ve örneği konumundadır. İnsan ise dünyanın ve tüm kâinatın hulasası makamındadır.]
-
14:33
İbrahim: 33
وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَٓائِبَيْنِۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۚ
(Allah) Sürekli olarak (görevlerini yapan) Güneş’i ve Ay’ı size musahhar kılan (hizmetinize sokan)dır. Geceyi ve gündüzü de istifadenize veren (sizi rahata ve huzura kavuşturandır).
-
16:12
Nahl: 12
وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı (yaşamanızı sağlayacak ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde) sizin hizmetinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle istifadenize hazır haldedir. (Bu müjdeler, ileride gerçekleşecek uzay yolculuklarıyla, hayret verici nimet ve neticelere erişileceğine de işarettir.) Şüphesiz bütün bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için nice ayetler ve ibretler (gizlidir.)
-
17:78
İsrâ: 78
اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Güneş’in (gün ortasından batıya doğru kayıp) sarkmasından (öğle ve ikindiden), gecenin kararmasına kadar(ki akşam ve yatsı vakitlerinde ve Cebrail’in öğrettiği şekilde) namazı kıl, fecr vakti (namazda okunan) Kur'an'ı (sesli ve dikkatli tilavet et), çünkü kesinlikle o fecr (sabah namazı meleklerce) şahit olunan (makbul bir ibadet anı)dır.
-
18:17
Kehf: 17
وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمٖينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فٖي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا۟
(Kehf Ashabına mağarada uyurken baksaydın) Görürdün ki, Güneş doğduğunda, mağaralarına sağ yandan yönelir; battığında onları sol yandan keser-geçerdi (sürekli sağa sola çevrilerek vücutlarının ezilmesi önlenirdi) ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğunda (uyuyuvermektelerdi). Bu, Allah'ın (kudret ve hikmet) ayetlerindendir. Allah, (layık olduğu için) kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi (de küfre ve kötülüğe kaydığı için) saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
-
18:86
Kehf: 86
حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فٖي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِنْدَهَا قَوْمًاۜ قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِمَّٓا اَنْ تُعَذِّبَ وَاِمَّٓا اَنْ تَتَّخِذَ فٖيهِمْ حُسْنًا
Sonunda Güneş’in battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir kaynakta batmakta iken buldu; onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (duruma göre davran, istersen onları) ya azaba uğratarak (sert yöntemler kullanarak hizaya sokarsın) veya içlerinde güzelliği (iyilik ve şefkati geçerli ilke) edinerek (bunların ıslahına çalışırsın, artık sen bilirsin)."
-
18:90
Kehf: 90
حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْرًاۙ
Sonunda Güneş’in doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (Güneş’i), kendileri için bir siper kılmadığımız (Güneş’in aşırı hararet ve enerjisinden etkilenmeyecek şekilde yarattığımız) bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
-
20:119
Taha: 119
وَاَنَّكَ لَا تَظْمَؤُ۬ا فٖيهَا وَلَا تَضْحٰى
“Ve gerçekten sen burada (asla) susamayacaksın ve Güneş altında (kalıp) da yanmayacaksın." (Burası ferahlık ve rahatlık diyarıdır.)
-
20:130
Taha: 130
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
(Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).
-
21:33
Enbiya: 33
وَهُوَ الَّذٖي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri kendi yörüngesinde yüzüp gidiyor. (Hiçbir sapma ve çarpışma yaşanmıyor, ama insanlar düşünüp ibret almıyorlar.)
-
22:18
Hacc: 18
ساجدSecde
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَثٖيرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَثٖيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ
Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise (küfür ve kötülükleri sebebiyle) azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)
-
25:45
Furkan: 45
اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًاۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلٖيلًاۙ
Görmedin mi Rabbin, gölgeyi nasıl uzatıvermektedir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun (yerinde sabit) yapardı. (Hem) Sonra Biz Güneş’i ona (sadece) bir delil (vesile) kılmışızdır. (Güneş olmasaydı gölge anlaşılamazdı.)
-
26:60
Şuarâ: 60
فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقٖينَ
Nihayet (Firavun ve ordusu) Güneş’in doğuş vakti onların (arkalarına düşüp Musa’yı ve İsrailoğullarını) izlemeye koyulmuşlardı.
-
27:24
Neml: 24
وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبٖيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ
“Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da Güneş'e secde ederlerken buldum; şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulamıyorlar. (Hakk yolu bilmiyorlar.)”
-
29:61
Ankebut: 61
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۚ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ
Andolsun onlara (müşrik takımına): “Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş’i ve Ay’ı kim musahhar (emre âmade ve hizmetkâr) kıldı?” diye soracak olursan kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. O halde ne diye (Hakk’tan) çevrilip yan çiziyorlardı?
-
31:29
Lokman: 29
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ
Görmüyor (ve anlamıyor) musun ki, gerçekten Allah geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır. (Galaksileri ve Güneş sistemini böyle mükemmel ayarlamıştır.) Güneş ile Ay’ı (size) musahhar (yaşamınıza ve yararlarınıza uygun) kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) akıp gitmektedir ve Allah, (bütün) yaptıklarınızdan Habir’dir (ayrıntılarıyla bilmektedir).
-
35:13
Fâtır: 13
يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۙ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ وَالَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْمٖيرٍۜ
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır, (Dünya’nın dönüşünü şaşmaz bir düzene bağlamıştır;) Güneş’i ve Ay’ı emre âmade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar (böyle uzayda) akıp durmaktadır. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin (beynin) incecik zarına' bile malik olmayan (zavallılardır). [Not: İnsan beyninin yapısı, her biri ayrı bir beyin gibi çalışan 100 milyarlarca NÖRON sinir hücresinin kendi aralarındaki irtibatı, yaşanan ve öğrenilmiş olan her şeyi kayıt altına alması; aynen uzaydaki 100 milyarlarca yıldız arasındaki insicamı (intizam ve intisabı) andırmaktadır. İşte bu Ayet-i Kerime, muhteşem kâinat düzeniyle, ince bir zarla sarılan insan beyni arasındaki benzerliğe işaret buyurmaktadır. Böylece aydınlıkla karanlıklar (ilim ve bilimle bağnazlıklar), yıldızlarla uydular, olgularla duygular bağlamına dikkat çekilmiş olmaktadır.]
-
36:38
Yâsin: 38
وَالشَّمْسُ تَجْرٖي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِۜ
Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yeri etrafında (sürekli ve sistemli şekilde belirlenmiş yörüngede dönerek) akıp gitmektedir. Bu Üstün ve Güçlü olan, (ve her şeyi hakkıyla) Bilenin (Rabbinizin) takdiridir.
-
36:40
Yâsin: 40
لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
(Böylece) Güneş’in Ay’a erişip-yetişemeyeceği, gecenin de gündüzün önüne geçemeyeceği (muhteşem ve mükemmel bir düzen var edilmiştir. Bütün yıldızların ve gezegenlerin) Her biri (takdir ve tayin edilen) bir yörüngede yüzüp gitmektedir.
-
39:5
Zümer: 5
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَزٖيزُ الْغَفَّارُ
(Allah) Gökleri ve yeri Hakk olarak (bin türlü hikmet ve hayırla) yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor... (Düzenli ve sürekli şekilde, gece ve gündüz birbirini takip ediyor.) Güneş’e ve Ay’a (İlahi ve mucizevi bir düzen ve disiplin içinde) boyun eğdirmiştir, her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun ve dikkatli bulun ki; O Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.
-
41:37
Fussilet: 37
ساجدSecde
وَمِنْ اٰيَاتِهِ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُۜ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖي خَلَقَهُنَّ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
(Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).
-
50:39
Kaf: 39
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
(Ey Resulüm!) Öyleyse Sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini Güneş’in doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (Sabah ve ikindi namazlarını kıl.)
-
55:5
Rahmân: 5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ
(Yörüngelerindeki dönüşleri Allah tarafından belirlenmiş olan) Güneş ve Ay, çok ince bir hesaba göre (hareket etmektedirler).
-
71:16
Nuh: 16
وَجَعَلَ الْقَمَرَ فٖيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا
“Ve Ay’ı bunlar içinde (ayna gibi yansıtıcı) bir nur kılmış, Güneş’i de (aydınlatıcı ve ısıtıcı) bir kandil yapmıştır.”
-
75:9
Kıyamet: 9
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
Güneş ve Ay birleştirilip (eski halini, nur ve enerji şeklini aldığı) zaman;
-
76:13
İnsan: 13
مُتَّكِـٖٔينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ فٖيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرٖيرًاۚ
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmış vaziyettedirler. Orada ne (yakıcı) bir Güneş ve ne de üşütüp sıkıcı bir soğuk göreceklerdir.
-
81:1
Tekvir: 1
اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ
Güneş dürülüp (ışığı söndüğü) zaman,
-
91:1
Şems: 1
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ
Andolsun Güneş'e ve onun (huzur ve hayat verici) parıltısına (özellikle kuşluk vaktindeki aydınlığa, yaydığı ışık ve ısıya),
-
2:258
Bakara: 258
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖي حَٓاجَّ اِبْرٰهٖيمَ فٖي رَبِّهٖٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ اِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّيَ الَّذٖي يُحْيٖ وَيُمٖيتُۙ قَالَ اَنَا۬ اُحْيٖ وَاُمٖيتُۜ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَأْتٖي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذٖي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَۚ
-
6:78
En'am: 78
فَلَمَّا رَاَ الشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هٰذَا رَبّٖي هٰذَٓا اَكْبَرُۚ فَلَمَّٓا اَفَلَتْ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ
-
6:96
En'am: 96
فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًاۜ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِ
-
7:54
A'raf: 54
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثٖيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهٖۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ
-
10:5
Yunus: 5
هُوَ الَّذٖي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
-
12:4
Yusuf: 4
اِذْ قَالَ يُوسُفُ لِاَبٖيهِ يَٓا اَبَتِ اِنّٖي رَاَيْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَيْتُهُمْ لٖي سَاجِدٖينَ
-
13:2
Ra'd: 2
اَللّٰهُ الَّذٖي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
-
14:33
İbrahim: 33
وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَٓائِبَيْنِۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۚ
-
16:12
Nahl: 12
وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ
-
17:78
İsrâ: 78
اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
-
18:17
Kehf: 17
وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمٖينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فٖي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا۟
-
18:86
Kehf: 86
حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فٖي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِنْدَهَا قَوْمًاۜ قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِمَّٓا اَنْ تُعَذِّبَ وَاِمَّٓا اَنْ تَتَّخِذَ فٖيهِمْ حُسْنًا
-
18:90
Kehf: 90
حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْرًاۙ
-
20:119
Taha: 119
وَاَنَّكَ لَا تَظْمَؤُ۬ا فٖيهَا وَلَا تَضْحٰى
-
20:130
Taha: 130
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
-
21:33
Enbiya: 33
وَهُوَ الَّذٖي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
-
22:18
Hacc: 18
ساجد
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَثٖيرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَثٖيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ
-
25:45
Furkan: 45
اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًاۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلٖيلًاۙ
-
26:60
Şuarâ: 60
فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقٖينَ
-
27:24
Neml: 24
وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبٖيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ
-
29:61
Ankebut: 61
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۚ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ
-
31:29
Lokman: 29
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ
-
35:13
Fâtır: 13
يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۙ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ وَالَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْمٖيرٍۜ
-
36:38
Yâsin: 38
وَالشَّمْسُ تَجْرٖي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِۜ
-
36:40
Yâsin: 40
لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
-
39:5
Zümer: 5
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَزٖيزُ الْغَفَّارُ
-
41:37
Fussilet: 37
ساجد
وَمِنْ اٰيَاتِهِ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُۜ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖي خَلَقَهُنَّ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
-
50:39
Kaf: 39
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
-
55:5
Rahmân: 5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ
-
71:16
Nuh: 16
وَجَعَلَ الْقَمَرَ فٖيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا
-
75:9
Kıyamet: 9
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
-
76:13
İnsan: 13
مُتَّكِـٖٔينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ فٖيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرٖيرًاۚ
-
81:1
Tekvir: 1
اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ
-
91:1
Şems: 1
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ