• 2:51 Bakara: 51

    Hani o zaman Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından (dünya metaına ve menfaatine tapınmak, altını ve parayı, küçük dana heykeli şekline sokup putlaştırmak suretiyle) buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuş (ve sapıtmış)tınız.

  • 2:164 Bakara: 164

    Şüphesiz, göklerin ve yerin (böylesine mükemmel ve muhteşem olarak) halk edilişinde, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurla yeryüzünde her çeşit canlıyı yayıp (hayat vermesinde), rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre âmade bulutları evirip çevirmesinde; (evet her şeyde) elbette düşünen bir topluluk için nice deliller (mucizevi ayetler) vardır.

  • 2:187 Bakara: 187

    Oruç (tuttuğunuz günlerin) gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin örtüleriniz (gibidir), siz de onlar için (birer) örtü-elbise (yerindesiniz). Allah, (ilk farz kılındığı yılda Ramazan geceleri hanımlarınızdan ayrı durmakla) gerçekten sizin (boş yere ve aslında helâl olan bir şeyi haram görmekle) nefislerinize ihanet (haksızlık) etmekte olduğunuzu (ve birlikte yatmanıza izin verilmesi arzunuzu) bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışlayıverdi. Bundan böyle onlara (Ramazan geceleri hanımlarınıza) yaklaşabilirsiniz. Ve (artık) Allah'ın sizin için yazdıklarını (takdir buyurduklarını) isteyip ulaşmaya gayret edin. (Ramazan ayında) Fecr vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra geceye (ertesi akşam gelinceye) kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta olduğunuz zamanlarda ise onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara (yasaklara) yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki (küfürden ve zulümden) sakınıp korunacaklardır.

  • 2:274 Bakara: 274

    Servet ve mallarını (yetkisini ve makamlarını, imkân ve fırsatlarını) gizli ve açık (olarak), gece ve gündüz (maddi birikimlerini ve enerjilerini) Allah yolunda infak edenlerin (yani işe yarayacak ve ihtiyaçları karşılayacak kadar hayır verenlerin) ücreti ve mükâfatı Rableri katındadır... Onlara (dünyada ve ahiret hayatında) korku yoktur ve onlar asla mahzun (ve mahcup) olmayacak (kutlu kimselerdir).

  • 3:27 Âl-i İmrân: 27

    "Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; (yerkürenin ve Güneş sisteminin muntazam deveranını her an yaratırsın,) diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık veren (Yüce Rabbimizsin).”

  • 3:113 Âl-i İmrân: 113

    (Gerçi) Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti kıyama durup, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan birtakım (insanlar) da vardır.

  • 3:190 Âl-i İmrân: 190

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına geliş deveranında (Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dolaşmasında) temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. [Not: Tüm evrende, Samanyolu Galaksimizde, Güneş sisteminde ve özellikle yaşadığımız Yeryüzünde: a) Birbirine uzaklık ve yakınlıkları, b) Ulaşım süratleri ve yörünge ayarları, c) Çevrelerini kuşatan GAZ’ların miktarı ve oranları, d) Evrenin sürekli ve sistemli genişleme hızı konularındaki: 1- Muhteşem ve mükemmel bir ‘DENGE’, 2- Muazzam ve muntazam bir ‘DÜZEN’, 3- Yüksek derecede makul ve mantıklı bir ‘DETAY VE DİSİPLİN’ bulunmaktadır. Bu durum: Kâinatın, Dünya’nın ve tabiatın; A- Sınırsız bir kudret ve ilim (hikmet) sahibi (Allah CC) tarafından yaratıldığını, B- Bu yaratılışın sonsuz bir akıl, kusursuz bir plan ve sorunsuz bir takdirle varlığa çıkarıldığını, C- Ve her an atom zerrelerinden yıldız kürrelerine kadar her şeyin ve tüm detayları ile Allah’ın yönetimi (El-Vâliy) ve denetimi (Er-Râgıb) altında bulunduklarını; aklen, ilmen ve teknolojikmen ortaya koymaktadır ki, bu hassas dengelerde çok az bir değişme durumunda bile; artık hayat, tabiat ve kâinat olmayacaktır. Öyle ise elbette bu kâinatın üstün bir Yaratıcısı vardır ve bize Kendini tanıtmak üzere Peygamber ve Kitap yollamıştır. Kur’an’ın bütün kuralları ve haber buyurdukları da hepsi Hakk’tır ve mutlaka çıkacaktır.]

  • 4:108 Nisa: 108

    Onlar (hıyanet ve kötülüklerini) insanlardan (sakınıp) gizlerler de Allah’tan (utanıp) gizlemezler. (Ve O’nun kahrına uğrayacaklarını düşünmezler.) Oysa, (Rabbinizin) asla hoşnut olmayacağı sözden (sinsi ve nefsi hedeflerden ibaret hıyanet girişimlerini) ‘geceleri (ve gizlice) düzenleyip kurarlarken’, O (Allah) onlarla beraberdir. Allah (kullarının) bütün yaptıklarını (ilmiyle ve kudretiyle) kuşatıvermiştir.

  • 6:13 En'am: 13

    Gecenin ve gündüzün (göklerin ve yerin içinde) barınan (ve bulunan) her şey O'nundur. O, İşitendir, Bilendir. (Her varlığın ve olayın en ince ayrıntısına kadar kaydını tutmaktadır.)

  • 6:60 En'am: 60

    (Ey insanlar!) Sizi geceleyin (bir nevi) vefat ettirip (ruhunuzu bedenden uzaklaştırıp uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip uğraşmakta (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' (her an) bilip duran, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda (her sabah da) sizi diriltip (uyandıran) O'dur. Ardından 'en son dönüşünüz' (yine) O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecek (ve hesabını soracaktır).

  • 6:76 En'am: 76

    Derken, gece (karanlığı dünyanın) üstünü örtüp bürüyünce (Hz. İbrahim parlak) bir yıldız görmüş ve şöyle demişti: (Belki de) “Benim Rabbim budur.” Fakat (yıldız batıp) kayboluverince de: “Ben batıp bitenleri (kaybolup-gidenleri) sevmem (fani olan şeylere gönül vermem ve ibadete değer görmem)” diye (eklemişti).

  • 6:96 En'am: 96

    (Ve yine) O (Allah gecenin karanlığında) sabahı yarıp çıkarandır. (Evreni ve Güneş Sistemini yaratıp düzene koyandır.) Geceyi bir sükûn (dinlenme), Güneş’i ve Ay'ı da bir hesap (takvim vesilesi) kılmıştır. (Ki Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dönmesinden günler ve yıllar, Ay’ın Dünya etrafında dönmesinden ise aylar oluşmaktadır.) Bu, Üstün ve Güçlü olan, (her şeyi ayrıntılarıyla) Bilen Allah'ın takdiridir (O’nun İlahi programı ve ezeli planıdır).

  • 7:4 A'raf: 4

    Biz (elçilerimize düşmanlık eden) nice ülkeleri helak edip batırdık. Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken Bizim zorlu azabımız onlara gelip-yakalayıp (yıkıma uğrattı).

  • 7:54 A'raf: 54

    Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)

  • 7:97 A'raf: 97

    Peki o ülkelerin halkı (ve bugünkü gaflet ve dalâlet toplulukları), geceleri uyurken, (aniden) onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?

  • 7:142 A'raf: 142

    Ve derken (huzurumda ibadet ve riyazetle vakit geçirmek üzere) Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on (gün) daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a: “Kavmim içinde benim yerime geçip (halifem ol), onları ıslah et ve bozguncuların yoluna tâbi olma!” deyip (ayrıldı).

  • 10:6 Yunus: 6

    Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde (Güneş sistemi ve galaksilerin muhteşem devir ve düzeninde, Rablerinden) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınan (ve gerçeği arayan) bir topluluk için elbette ayetler (ibretli işaret ve belgeler) vardır.

  • 10:24 Yunus: 24

    Gerçek şu ki (sizin tapındığınız) dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz (yağmur, nem ve kırağı cinsinden) bir su gibidir ki; onunla insanların ve hayvanların yedikleri, yeryüzünün birbirine karışmış olan (türlü özellikteki) bitkileri (bütün çekici) güzelliğini takınıp süslenmişken ve ahalisi (sahipleri de) gerçekten ona güç yetirdiklerini (ekinlerini ve meyvelerini devşireceklerini) sanmışlarken; (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona (felaket ve afet) emrimiz gelmiştir de, sanki dün (orada) hiçbir zenginliği (ve nimet şenliği) yokmuş gibi, onu (ekin ve meyveleri) kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışızdır. Düşünen bir topluluk için Biz ayetleri işte böyle birer birer açıklar (ibretli ve hikmetli uyarılar yapar)ız.

  • 10:27 Yunus: 27

    (Dünyada sürekli günah ve) Kötülükler kazanmış olanlara gelince; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyle (ve kendi cinsinden olacaktır). Bunları (küfür ve kötülük yapanları) bir zillet (aşağılık ve bayağılık) sarıp kaplayacaktır. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu da bulunmayacaktır. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibi olacak (gizli ve kirli günahları açığa çıkınca utanca boğulacak)lardır. İşte bunlar da ateşin halkıdırlar; onlar orada süresiz kalacaklardır.

  • 10:50 Yunus: 50

    De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı (Allah’ın gazabı) size gece veya gündüz geliverirse, (ki gelecektir ve vakti bellidir; o halde mücrim isyankâr ve) suçlu-günahkârlar, bunu ne diye (aceleyle) erkene almak istemektedirler?"

  • 10:67 Yunus: 67

    O (Allah), dinlenmeniz için geceyi (sükûnet vakti kılmıştır), gündüzü ise (çalışıp kazanmanız için) aydınlatılmış (mubsir) olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.

  • 11:81 Hud: 81

    (Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”

  • 11:114 Hud: 114

    Gündüzün iki tarafında (öğlen ve ikindi zamanında) ve gecenin (gündüze) yakın vaktinde (sabah, akşam ve yatsıda) namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderip (sizi temize çıkarır). Bu, (ibret) alanlara bir öğüt ve hatırlatmadan (ibarettir).

  • 13:3 Ra'd: 3

    Ve yine O (Allah), yeri (insanların ve tüm canlıların yaşamasına ve ihtiyaçlarını karşılamasına en uygun şekilde) yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar (yaratıp var) kılandır. Orada ürünlerin her birinden (döllenip çoğalmaları için) ikişer çift yaratmıştır; geceyi de gündüze bürüyüp katmaktadır. (Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, gezegenleri ve galaksileri, muhteşem bir denge ve düzen içinde ve kendi yörüngelerinde döndürüp durmaktadır.) Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için gerçekten yaratılış belgeleri ve ibretler vardır.

  • 13:10 Ra'd: 10

    Sizden kim sözünü=özünü saklı tutsa da, onu açığa vursa da (hepsi Allah’ın bilgisi dahilindedir), geceleyin gizlenen kimse(ler) de ve gündüzün (görünüp) ortalıkta gezen kişi(ler) de eşittir (bunları bilme bakımından O’nun katında hepsi birdir).

  • 14:33 İbrahim: 33

    (Allah) Sürekli olarak (görevlerini yapan) Güneş’i ve Ay’ı size musahhar kılan (hizmetinize sokan)dır. Geceyi ve gündüzü de istifadenize veren (sizi rahata ve huzura kavuşturandır).

  • 15:65 Hicr: 65

    (Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"

  • 16:12 Nahl: 12

    Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı (yaşamanızı sağlayacak ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde) sizin hizmetinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle istifadenize hazır haldedir. (Bu müjdeler, ileride gerçekleşecek uzay yolculuklarıyla, hayret verici nimet ve neticelere erişileceğine de işarettir.) Şüphesiz bütün bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için nice ayetler ve ibretler (gizlidir.)

  • 17:1 İsrâ: 1

    • NOT: [İSRA SURESİ ilk ayetlerinde: a-Hem Miraç hadisesinin hikmet ve hedefleri anlatılmaktadır. b-Hem Mescid-i Aksa’nın (Kudüs ve Filistin topraklarının) ve civarının; Doğu Akdeniz Havzası, Türkiye, Mısır, Sudan, Suriye, Irak, İran ve Arabistan yarımadasının, iklim ve bitki ürünleri ve yer altı zenginlikleri bakımından bereketli kılındığı, ve özellikle Hakk Dinin ve büyük medeniyetlerin beşiği yapıldığı vurgulanmaktadır. c-Hem de Beni İsrail’in küfür ve zulüm ehlinin kirli geçmişlerine ve günümüzdeki acı akıbetlerine işaret buyrulmaktadır.]

    Bazı ayetlerimizden (ibret ve hikmet mucizelerimizden) kendisine göstermek için, (en makbul ve muhterem) kulunu (Hz. Muhammed’i AS) bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren (oradan da bütün gök katlarına yükseltip kudret ve hikmet eserlerini seyrettiren. Bak: İsrâ-93) O (Allah) Yücedir. (Sübhan olup her türlü hata ve noksanlıktan münezzehtir.) Gerçekten O (her şeyi, herkesi, her sesi ve kalpten geçeni) İşitendir, Görendir. (Öyle ise devamlı O’nun huzurunda bulunduğunuzu unutmayınız.) [Not: Böylece insanlar içerisinden seçip Kendi Zatına en güzel ve en mükemmel Halife makamına eriştirdiği Hz. Muhammed’e (SAV), Kâinatın bütün tabakalarını ve oralardaki harika yaratıklarını bizzat göstermek ve İlahi müjde ve mesajlarını hepsine iletmek üzere, Onu Mİ’RAC’a çıkarmıştır.]

  • 17:12 İsrâ: 12

    Biz geceyi ve gündüzü (Güneş sistemini ve Dünya’nın dönüşünü) iki ayet (ibretli alâmet) kıldık; gece ayetini (karanlık sürecini, sabahleyin) silip kaldırdık da, Rabbinizden bir fazıl (ihsan ve ikram) aramanız (ziraat, ticaret ve sanatla uğraşmanız), yılların sayısını ve hesabını bilip öğrenmeniz (takvim tutmanız ve vakitlerinizi ona göre ayarlamanız) için gündüzün ayetini (hikmetli hizmet ve üretim vaktini) aydınlatıcı kıldık. Biz, (Kur’an’da) her şeyi yeterince açıkladık.

  • 17:78 İsrâ: 78

    Güneş’in (gün ortasından batıya doğru kayıp) sarkmasından (öğle ve ikindiden), gecenin kararmasına kadar(ki akşam ve yatsı vakitlerinde ve Cebrail’in öğrettiği şekilde) namazı kıl, fecr vakti (namazda okunan) Kur'an'ı (sesli ve dikkatli tilavet et), çünkü kesinlikle o fecr (sabah namazı meleklerce) şahit olunan (makbul bir ibadet anı)dır.

  • 19:10 Meryem: 10

    (Hz. Zekeriya) Dedi ki: "Rabbim, (bu ihtiyarlık halimde bir çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet (ayet) ver." (Cenab-ı Hakk) Buyurdu ki: "Senin alâmetin, sapasağlam iken, üç tam gece (gündüz boyunca) insanlarla konuşamamandır." (Bu süre içinde konuşma yeteneğin alındığından, insanlarla iletişimi işaretle gerçekleştirmendir.)

  • 20:77 Taha: 77

    Yemin olsun ki, Biz Musa’ya: “(Sana tâbi olan) Kullarımla birlikte (tedbir olsun diye) geceleyin yürüyüp yola çık, (sahile vardığında asanla) vur, denizde onlar için (mucize olarak tünel gibi) kuru bir yol (tüp geçiş galerisi) aç; (Firavun’un arkanızdan) yetişmesinden de korkma, (boğuluruz diye de) endişeye kapılma!” diye vahyetmiştik. (O da sözümüzü yerine getirmişti.)

  • 20:130 Taha: 130

    (Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).

  • 21:20 Enbiya: 20

    (Melekler ve mü’minler) Gece ve gündüz (Allah’ı kutsayıp zikir ve şükürle) tesbih ederler, asla yorulup ara vermezler. (Onlar için ibadet tabii ve süreklidir.) Kesinlikle fütur (usanç ve üşengenlik) göstermemektedirler.

  • 21:33 Enbiya: 33

    Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri kendi yörüngesinde yüzüp gidiyor. (Hiçbir sapma ve çarpışma yaşanmıyor, ama insanlar düşünüp ibret almıyorlar.)

  • 21:42 Enbiya: 42

    (Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.

  • 22:61 Hacc: 61

    İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katmaktadır ve gündüzü geceye bağlayıp-katmaktadır. (Güneş sisteminin ve bütün galaksilerin muhteşem deveranını ve dünyadaki mükemmel yaşam ortamını bizzat Allah yaratıp kontrolünde tutmaktadır.) Şüphesiz Allah, (her şeyi en ince ayrıntılarıyla) İşitendir, Görendir (varlıklara görme, işitme, idrak etme duygusunu Bağışlayandır).

  • 23:67 Mü'minun: 67

    (Üstelik) Siz buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de (Hakk’tan uzaklaşıp tuzaklar kuruyor ve saçmalayıp) hezeyanlar sergiliyordunuz!.. (Denilerek yalvarışları reddedilecektir.)

  • 23:80 Mü'minun: 80

    O (Allah) hayat veren ve öldürendir; gece ile gündüzün sürekli değişip (art arda gelişi) de O'nun (düzeni)dir. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Cenab-ı Hakkın, sonsuz ilmi ve kudretiyle, atomik zerreler ve gezegen-yıldız kürreler arasında bir çekim ve itim kuvveti yaratıp; Dünya’yı, Ay’ı ve Yıldızları, hem kendileri hem birbirleri etrafında hızla döndürüp durmakta ve dengede tutmakta olduğunu hâlâ anlamayacak mısınız?)

  • 24:44 Nur: 44

    Allah, gece ile gündüzü (sürekli ve sistemli şekilde) evirip çevirir. (Dünya’nın ve kâinatın düzenini, yaşama en uygun hale getirir ve bizzat yönetir.) Gerçekten bunlar basiret sahipleri için (Allah’ın mevcudiyetine ve sonsuz kudretine) birer ibret ve delildir.

  • 25:47 Furkan: 47

    O (Allah), geceyi sizin için bir örtü elbisesi, uykuyu bir dinlenme (vesilesi) ve gündüzü de yayılıp-çalışma (vakti) kılandır.

  • 25:64 Furkan: 64

    Onlar, (Rahman’ın makbul kulları) gecelerini(n bir kısmını) Rablerine secde ederek ve kıyam halinde (namaz ve niyaz üzerinde) geçirirler. (Herkesin gaflet uykusunda olduğu yarı gecelerde onlar ihlasla ibadet halindedirler.)

  • 26:52 Şuarâ: 52

    Derken Musa’ya: “Kullarımı (Mısır’dan çıkarıp) gece yürüyüşe geçir, çünkü (Firavun’un adamlarınca) izleneceksiniz” diye vahyettik.

  • 27:49 Neml: 49

    (Bu zulüm ve hıyanet ekibi, kendi aralarında toplanıp) Allah adına yemin ederek dediler ki: “Bir gece (ansızın) mutlaka ona ve ailesine baskın düzenleyelim (ve hepsinin işini bitirelim). Sonra da sahiplerine (aşiretine, ‘Salih ve) ailesinin yok edilişinden hiç haberimiz yok (olup bitenleri asla görmedik!) Bizler, gerçekten doğruyu söyleyenlerdeniz’ (diyerek onları aldatalım ve bunlardan kurtulalım)!”

  • 27:86 Neml: 86

    (İbretle ve dikkatle bakıp) Görmediler mi, Biz geceyi onda dinlenip sükûnete ermeleri için; gündüzü ise aydınlık(ta rahat iş görsünler) diye yarattık. (Dünya’yı ve Güneş’i buna göre ayarladık.) Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda (nice ibretler ve) ayetler vardır.

  • 28:71 Kasas: 71

    De ki: “Gördünüz mü (ve hiç düşündünüz mü? Görüşünüz nedir,) söyleyin bana; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce uzatıp sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size (karanlığı giderip) aydınlık verecek ilah kimdir? Hâlâ (kulak verip) dinlemeyecek (ve gerçeği işitmeyecek) misiniz?”

  • 28:72 Kasas: 72

    De ki: “Gördünüz mü (veya görüşünüzü) söyleyin (bakalım); Allah (yerkürenin ve Güneş sisteminin düzenini değiştirip) kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size içinde (uyuyup) dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de (gerçeği) görmeyecek (ve Hakk yola gelmeyecek) misiniz?”

  • 28:73 Kasas: 73

    Kendi rahmetinden olmak üzere; O sizin dinlenmeniz ve O'nun fazlından (geçiminizi) arayıp (temin etmeniz) için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (Yani; Cenab-ı Hakk, Dünya’nın ve Güneş’in dönüşünü durdursa, böylece kâinatın ve tabiatın düzeni bozulsa; tekrar eski haline getirebilir misiniz?)

  • 30:23 Rum: 23

    Geceleyin ve gündüzün uyumanız (dinlenip yorgunluğunuzu atmanız) ile, (yine) O'nun lütfundan (geçiminizi temin etmek üzere rızkınızı) aramanız (için Güneş sistemini ve gezegenleri ve yerküreyi böylesine dengeli yaratıp yürütmesi) de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz (düşünüp) duyabilen bir kavim için, gerçekten bunda ayetler ve ibretler vardır (ve açıktır).

  • 31:29 Lokman: 29

    Görmüyor (ve anlamıyor) musun ki, gerçekten Allah geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır. (Galaksileri ve Güneş sistemini böyle mükemmel ayarlamıştır.) Güneş ile Ay’ı (size) musahhar (yaşamınıza ve yararlarınıza uygun) kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) akıp gitmektedir ve Allah, (bütün) yaptıklarınızdan Habir’dir (ayrıntılarıyla bilmektedir).

  • 34:18 Sebe': 18

    Onlara; kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler (veya; merkezi meydanların etrafında, binaları sırt sırta vermiş yerleşim birimleri) var kılmıştık ve orada (karada ve denizde) yürüme (ve ulaşım imkânlarını) sağlamıştık; "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (diye bu muhteşem düzen ve dengeyi hazırlamıştık).

  • 34:33 Sebe': 33

    (Bu sefer zayıf bırakılan ve baskı altında tutulan) Müstaz’af (halk kesimi, imkân ve iktidar sahibi olan kibirli ve yetkili) müstekbirlere (dönüp) diyecekler ki: “Hayır! Sizler gece-gündüz (basın-yayın, televizyon ve internet yoluyla, kanun ve karakol zoruyla) hileli (ve tehlikeli) düzenler kurup, bizim Allah’ı (Kitabını ve bazı kanunlarını terk ve) inkâr etmemizi, (haksızlık ve ahlâksızlığa yönelmemizi ve hatta, düşünce ve davranışlarımızı yozlaştırıp ve sizleri putlaştırıp) O’na eş ve denk (kimseler) kılmamızı emrediyor (devlet ve hükümet gücüyle bizi sapkınlığa sürüklüyor)dunuz!.. (Evet, zulüm ve zorbalığa karşı çıkan şuurlu ve onurlu bir Müslüman olmamızı istemiyordunuz.” diyeceklerdir. İşte bu müstekbir yöneticiler ve müstaz’af halk kesimleri ortak oldukları zulüm ve günahlarının karşılığı olarak girecekleri cehennem) Azabını gördüklerinde; pişmanlık (ve perişanlık)larını içlerine atarlar. (Sonsuz ve kahredici bir nedamet ve hasret içinde kıvranıp dururlar.) Biz de inkâr (ve isyan eden zalimlerin ve onları seçip seven hainlerin) boyunlarına halkalar geçirip (cehenneme sokarız. Böylece dünyadaki küfür ve kötülüklerinin, haksızlık ve ahlâksızlığı desteklemelerinin karşılığı olarak hak ettikleri cezaya çarptırırız. İşte bu İlahi adaletin gereğidir.) Yoksa onlar (dünyada) yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Hayır, herkes akıbetini ve ahiretini kendi eliyle hazırlamakta, küfre ve zulme taraf olanlar cehennemi, İslamiyet ve istikamete tâbi olanlar ise cenneti elde etmektedir.)

  • 35:13 Fâtır: 13

    (Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır, (Dünya’nın dönüşünü şaşmaz bir düzene bağlamıştır;) Güneş’i ve Ay’ı emre âmade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar (böyle uzayda) akıp durmaktadır. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin (beynin) incecik zarına' bile malik olmayan (zavallılardır). [Not: İnsan beyninin yapısı, her biri ayrı bir beyin gibi çalışan 100 milyarlarca NÖRON sinir hücresinin kendi aralarındaki irtibatı, yaşanan ve öğrenilmiş olan her şeyi kayıt altına alması; aynen uzaydaki 100 milyarlarca yıldız arasındaki insicamı (intizam ve intisabı) andırmaktadır. İşte bu Ayet-i Kerime, muhteşem kâinat düzeniyle, ince bir zarla sarılan insan beyni arasındaki benzerliğe işaret buyurmaktadır. Böylece aydınlıkla karanlıklar (ilim ve bilimle bağnazlıklar), yıldızlarla uydular, olgularla duygular bağlamına dikkat çekilmiş olmaktadır.]

  • 36:37 Yâsin: 37

    (İstirahatleri için yaratılan) Gece de kendileri için (ders ve ibret alınacak) bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp çekeriz de, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir (ve istirahate çekilmişlerdir).

  • 36:40 Yâsin: 40

    (Böylece) Güneş’in Ay’a erişip-yetişemeyeceği, gecenin de gündüzün önüne geçemeyeceği (muhteşem ve mükemmel bir düzen var edilmiştir. Bütün yıldızların ve gezegenlerin) Her biri (takdir ve tayin edilen) bir yörüngede yüzüp gitmektedir.

  • 37:138 Sâffât: 138

    Ve (gerekse) geceleyin (yolunuz üzerindeki kalıntılarını görüp durmaktasınız). Yine de akıllanmayacak mısınız?

  • 39:5 Zümer: 5

    (Allah) Gökleri ve yeri Hakk olarak (bin türlü hikmet ve hayırla) yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor... (Düzenli ve sürekli şekilde, gece ve gündüz birbirini takip ediyor.) Güneş’e ve Ay’a (İlahi ve mucizevi bir düzen ve disiplin içinde) boyun eğdirmiştir, her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun ve dikkatli bulun ki; O Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.

  • 39:9 Zümer: 9

    (Şimdi bunlar mı hayırlıdır, yoksa) Gece yarıları kalkıp namaz için kıyama duran ve secdeye varanlar, canı gönülden itaat edip ahiretten korkan ve Rabbinin (rızasını ve) rahmetini umanlar mı? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler (ilim sahibi kimselerle cahiller) bir olur mu? Şüphesiz, ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.”

  • 40:61 Mü'min: 61

    Allah, kendisinde sükûnet bulup dinlenmeniz için geceyi, (aydınlıkta rahat) görmeniz (ve işlerinizi yürütmeniz) için de gündüzü sizin için var etmiş (Güneş Sistemi’ni ve gezegenleri buna göre düzenlemiş)tir. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazıl (ihsan ve ikram) sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmeyen (kimselerdir.)

  • 41:37 Fussilet: 37
    Secde

    (Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).

  • 41:38 Fussilet: 38

    (Müşrikler ve münkirler) Şayet onlar (Allah’a ibadet ve teslimiyet konusunda kibirlenip) büyüklenecek olurlarsa (aldırma, çünkü bu kendilerini küçültmekten başka sonuç vermeyecektir. Zira) Rabbinin katında bulunan (nurani ve ruhani varlık)lar, (zaten) O'nu gece ve gündüz tesbih etmektedir ve (bundan dolayı kendilerine) bıkkınlık da gelmemektedir.

  • 44:3 Duhân: 3

    Hakikaten Biz Onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. (Bu mübarek gece BERAAT veya KADİR geceleridir; hatta Kur’an’ı anlama ve ahkâmını uygulama gayreti taşıyanların ibadet ve hizmetle geçen tüm nurlu ve huzurlu geceleri o kıymettedir.) Gerçekten Biz (Kitap ve Peygamber vasıtasıyla kullarımızı) uyarıp (inzar ve ikaz edenleriz).

  • 44:4 Duhân: 4

    Ki onda (o gecede) her hikmetli iş (konularına ve ayrıntılarına kadar) ayrılarak (sınıflandırılır ve ezeli kader programının bir yıllık bölümleri görevli meleklere taksim edilip) belirlenir.

  • 44:23 Duhân: 23

    (Allah da:) "Öyleyse, (sana tâbi olan) kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir (Mısır’dan ayrılıp gidin, ama tedbirli hareket edin), çünkü muhakkak (düşmanlarınızca) takip edileceksiniz" (diyerek duasını kabul buyurmuşlardı.)

  • 45:5 Câsiye: 5

    Gece ile gündüzün (birbirinin halifesi, takipçisi gibi) art arda gelişinde (Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın muhteşem bir düzen ve disiplin içinde dönüşlerinde), Allah’ın gökten rızık indirip (her kışın) ölümünden sonra (baharda tekrar) yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) çevirip yönetmesinde; (evet, bunların hepsi de) aklını kullanan bir kavim için ayetler (hikmetler ve ibretler barındırır).

  • 50:40 Kaf: 40

    Gecenin bir bölümünde (yatsı namazını kıl) ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et. (Namaz sonrası tesbihat çok önemlidir.)

  • 51:17 Zâriyât: 17

    Onlar geceleri (bir)az uyuyuverir (sonra kalkıp ibadete yönelir)lerdi.

  • 52:49 Tûr: 49

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih edip (yalvarın ve Rabbinize yönelin ki, ibadet Allah’la manevi münasebettir.)

  • 57:6 Hadid: 6

    Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. (Güneş’in, gezegenlerin ve yerkürenin sürekli ve düzenli dönüşlerini bizzat Allah yaratıp yönetmektedir.) O, göğüslerin özünde (gönüllerde saklı) olanı (niyetleri ve gayeleri) Bilendir.

  • 69:7 Hâkka: 7

    (Allah) Onu, (korkunç kasırgayı) yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etmişti. Öyle ki, (orada bulunsan) o kavmin, bir süre zarfında sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldıklarını görecektin.

  • 71:5 Nuh: 5

    (Nuh) Dedi ki: “Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz (Hakka) davet edip (gayret gösterdim).”

  • 73:2 Müzzemmil: 2

    (O nedenle) Birazı hariç (olmak üzere), geceleri kalkıver.

  • 73:6 Müzzemmil: 6

    Şüphesiz gece (uyanıp İlahi huzura durma ve Kur’an’a yoğunlaşma) neş’eti (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti, kalpte irfan ve hikmet meydana gelmesi bakımından; beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak ve) etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır.

  • 73:20 Müzzemmil: 20

    Gerçekten Rabbin, Senin gecenin üçte ikisinden biraz noksanında, (bazen) yarısında ve üçte biri kadarında (namaz kılmak ve Kur’an okumak için) kalktığını bilmektedir; Seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı (vakitleri ayarlamakta zorlanacağınızı) bildiği için, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etmiştir. Şu halde (namazlarınızda) Kur'an'dan (size) kolay geleni (en iyi ezberlenen bölümleri) okuyuverin. Allah sizden hastalar bulunacağını, bazılarının Allah'ın fazlından (rızıklarını) aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah yolunda (cihad için yola çıkıp) çarpışacaklarını bilmektedir de, işte bu yüzden (cemaatle kılınan namazları fazla uzatmayıp Kur'an'dan) kolay geleni okuyun diye izin vermektedir. Artık namazı dosdoğru eda edin, zekâtı ödeyin ve (bolca infak edip) Allah'a güzel bir borç verin, ki hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir (sonsuz merhametli olandır).

  • 74:33 Müddessir: 33

    (Sürekli) Dönüp geldiği zaman geceye (karanlığa),

  • 76:26 İnsan: 26

    Gecenin bir bölümünde O'na secde et (teheccüt namazıyla Rabbine yönel) ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et (ki huzura ve manevi doyuma ulaşasın).

  • 78:10 Nebe': 10

    Geceyi bir örtü kıldık (ve üzerinize bir) elbise gibi sardık.

  • 79:29 Nazi’ât: 29

    (Böylece kendi ekseni ve Güneş’in etrafında dönen Dünya’nın) Gecesini karartmış, kuşluğunu ağartıp açığa-çıkarmıştır.

  • 81:17 Tekvir: 17

    Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye;

  • 84:17 İnşikak: 17

    Geceye ve bağrında toplayıp taşıdıklarına (ve sakladıklarına),

  • 89:2 Fecr: 2

    (Ramazan’ın sonundaki) On geceye,

  • 89:4 Fecr: 4

    (İbadet ve teheccütle) Akıp-gitmekte olan geceye (ki),

  • 91:4 Şems: 4

    Onu sarıp-örttüğü (ve Dünya’yı karanlığa bürüdüğü) zaman geceye,

  • 92:1 Leyl: 1

    Andolsun (Dünya’nın yarısını karanlığıyla) sarıp-örttüğü zaman geceye,

  • 93:2 Duhâ: 2

    Ve sükûnete kavuştuğunda (insana düşünme ve dinlenme fırsatı sağladığında) geceye (ve sırlı içeriğine) yemin olsun ki;

  • 97:1 Kadir: 1

    Gerçek şu ki, Biz Onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirmeye (başladık).

  • 97:2 Kadir: 2

    Kadir gecesinin (kıymetinin) ne olduğunu sana bildiren nedir (anlatayım mı)?

  • 97:3 Kadir: 3

    Kadir gecesi, (sıdk ile tevbe ederek, bütünüyle Kur’an’a yönelmeye karar verip ibadetle geçirenler için) bin aydan (yaklaşık 83 yıldan, yani bir insan hayatından) daha hayırlıdır (ki; bu özel gecelerde genel afv ve ikram kapıları açılır).

  • 113:3 Felak: 3

    Karanlığı çöktüğü zaman, gecenin şerrinden (tüm karanlık düşünce ve fitnelerden...)

  • 2:51 Bakara: 51

    وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَعٖينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِهٖ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ

    Hani o zaman Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından (dünya metaına ve menfaatine tapınmak, altını ve parayı, küçük dana heykeli şekline sokup putlaştırmak suretiyle) buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuş (ve sapıtmış)tınız.

  • 2:164 Bakara: 164

    اِنَّ فٖي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتٖي تَجْرٖي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فٖيهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْرٖيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    Şüphesiz, göklerin ve yerin (böylesine mükemmel ve muhteşem olarak) halk edilişinde, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurla yeryüzünde her çeşit canlıyı yayıp (hayat vermesinde), rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre âmade bulutları evirip çevirmesinde; (evet her şeyde) elbette düşünen bir topluluk için nice deliller (mucizevi ayetler) vardır.

  • 2:187 Bakara: 187

    اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِهٖ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    Oruç (tuttuğunuz günlerin) gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin örtüleriniz (gibidir), siz de onlar için (birer) örtü-elbise (yerindesiniz). Allah, (ilk farz kılındığı yılda Ramazan geceleri hanımlarınızdan ayrı durmakla) gerçekten sizin (boş yere ve aslında helâl olan bir şeyi haram görmekle) nefislerinize ihanet (haksızlık) etmekte olduğunuzu (ve birlikte yatmanıza izin verilmesi arzunuzu) bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışlayıverdi. Bundan böyle onlara (Ramazan geceleri hanımlarınıza) yaklaşabilirsiniz. Ve (artık) Allah'ın sizin için yazdıklarını (takdir buyurduklarını) isteyip ulaşmaya gayret edin. (Ramazan ayında) Fecr vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra geceye (ertesi akşam gelinceye) kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta olduğunuz zamanlarda ise onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara (yasaklara) yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki (küfürden ve zulümden) sakınıp korunacaklardır.

  • 2:274 Bakara: 274

    اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    Servet ve mallarını (yetkisini ve makamlarını, imkân ve fırsatlarını) gizli ve açık (olarak), gece ve gündüz (maddi birikimlerini ve enerjilerini) Allah yolunda infak edenlerin (yani işe yarayacak ve ihtiyaçları karşılayacak kadar hayır verenlerin) ücreti ve mükâfatı Rableri katındadır... Onlara (dünyada ve ahiret hayatında) korku yoktur ve onlar asla mahzun (ve mahcup) olmayacak (kutlu kimselerdir).

  • 3:27 Âl-i İmrân: 27

    تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    "Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; (yerkürenin ve Güneş sisteminin muntazam deveranını her an yaratırsın,) diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık veren (Yüce Rabbimizsin).”

  • 3:113 Âl-i İmrân: 113

    لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠

    (Gerçi) Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti kıyama durup, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan birtakım (insanlar) da vardır.

  • 3:190 Âl-i İmrân: 190

    اِنَّ فٖي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۚ

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına geliş deveranında (Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dolaşmasında) temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. [Not: Tüm evrende, Samanyolu Galaksimizde, Güneş sisteminde ve özellikle yaşadığımız Yeryüzünde: a) Birbirine uzaklık ve yakınlıkları, b) Ulaşım süratleri ve yörünge ayarları, c) Çevrelerini kuşatan GAZ’ların miktarı ve oranları, d) Evrenin sürekli ve sistemli genişleme hızı konularındaki: 1- Muhteşem ve mükemmel bir ‘DENGE’, 2- Muazzam ve muntazam bir ‘DÜZEN’, 3- Yüksek derecede makul ve mantıklı bir ‘DETAY VE DİSİPLİN’ bulunmaktadır. Bu durum: Kâinatın, Dünya’nın ve tabiatın; A- Sınırsız bir kudret ve ilim (hikmet) sahibi (Allah CC) tarafından yaratıldığını, B- Bu yaratılışın sonsuz bir akıl, kusursuz bir plan ve sorunsuz bir takdirle varlığa çıkarıldığını, C- Ve her an atom zerrelerinden yıldız kürrelerine kadar her şeyin ve tüm detayları ile Allah’ın yönetimi (El-Vâliy) ve denetimi (Er-Râgıb) altında bulunduklarını; aklen, ilmen ve teknolojikmen ortaya koymaktadır ki, bu hassas dengelerde çok az bir değişme durumunda bile; artık hayat, tabiat ve kâinat olmayacaktır. Öyle ise elbette bu kâinatın üstün bir Yaratıcısı vardır ve bize Kendini tanıtmak üzere Peygamber ve Kitap yollamıştır. Kur’an’ın bütün kuralları ve haber buyurdukları da hepsi Hakk’tır ve mutlaka çıkacaktır.]

  • 4:108 Nisa: 108

    يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحٖيطًا

    Onlar (hıyanet ve kötülüklerini) insanlardan (sakınıp) gizlerler de Allah’tan (utanıp) gizlemezler. (Ve O’nun kahrına uğrayacaklarını düşünmezler.) Oysa, (Rabbinizin) asla hoşnut olmayacağı sözden (sinsi ve nefsi hedeflerden ibaret hıyanet girişimlerini) ‘geceleri (ve gizlice) düzenleyip kurarlarken’, O (Allah) onlarla beraberdir. Allah (kullarının) bütün yaptıklarını (ilmiyle ve kudretiyle) kuşatıvermiştir.

  • 6:13 En'am: 13

    وَلَهُ مَا سَكَنَ فِي الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

    Gecenin ve gündüzün (göklerin ve yerin içinde) barınan (ve bulunan) her şey O'nundur. O, İşitendir, Bilendir. (Her varlığın ve olayın en ince ayrıntısına kadar kaydını tutmaktadır.)

  • 6:60 En'am: 60

    وَهُوَ الَّذٖي يَتَوَفّٰيكُمْ بِالَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فٖيهِ لِيُقْضٰٓى اَجَلٌ مُسَمًّىۚ ثُمَّ اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟

    (Ey insanlar!) Sizi geceleyin (bir nevi) vefat ettirip (ruhunuzu bedenden uzaklaştırıp uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip uğraşmakta (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' (her an) bilip duran, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda (her sabah da) sizi diriltip (uyandıran) O'dur. Ardından 'en son dönüşünüz' (yine) O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecek (ve hesabını soracaktır).

  • 6:76 En'am: 76

    فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ الَّيْلُ رَاٰ كَوْكَبًاۚ قَالَ هٰذَا رَبّٖيۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِلٖينَ

    Derken, gece (karanlığı dünyanın) üstünü örtüp bürüyünce (Hz. İbrahim parlak) bir yıldız görmüş ve şöyle demişti: (Belki de) “Benim Rabbim budur.” Fakat (yıldız batıp) kayboluverince de: “Ben batıp bitenleri (kaybolup-gidenleri) sevmem (fani olan şeylere gönül vermem ve ibadete değer görmem)” diye (eklemişti).

  • 6:96 En'am: 96

    فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًاۜ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِ

    (Ve yine) O (Allah gecenin karanlığında) sabahı yarıp çıkarandır. (Evreni ve Güneş Sistemini yaratıp düzene koyandır.) Geceyi bir sükûn (dinlenme), Güneş’i ve Ay'ı da bir hesap (takvim vesilesi) kılmıştır. (Ki Dünya’nın kendisinin ve Güneş’in etrafında dönmesinden günler ve yıllar, Ay’ın Dünya etrafında dönmesinden ise aylar oluşmaktadır.) Bu, Üstün ve Güçlü olan, (her şeyi ayrıntılarıyla) Bilen Allah'ın takdiridir (O’nun İlahi programı ve ezeli planıdır).

  • 7:4 A'raf: 4

    وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا فَجَٓاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتًا اَوْ هُمْ قَٓائِلُونَ

    Biz (elçilerimize düşmanlık eden) nice ülkeleri helak edip batırdık. Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken Bizim zorlu azabımız onlara gelip-yakalayıp (yıkıma uğrattı).

  • 7:54 A'raf: 54

    اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثٖيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهٖۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ

    Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)

  • 7:97 A'raf: 97

    اَفَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتًا وَهُمْ نَٓائِمُونَۜ

    Peki o ülkelerin halkı (ve bugünkü gaflet ve dalâlet toplulukları), geceleri uyurken, (aniden) onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?

  • 7:142 A'raf: 142

    وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰثٖينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مٖيقَاتُ رَبِّهٖٓ اَرْبَعٖينَ لَيْلَةًۚ وَقَالَ مُوسٰى لِاَخٖيهِ هٰرُونَ اخْلُفْنٖي فٖي قَوْمٖي وَاَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبٖيلَ الْمُفْسِدٖينَ

    Ve derken (huzurumda ibadet ve riyazetle vakit geçirmek üzere) Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on (gün) daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a: “Kavmim içinde benim yerime geçip (halifem ol), onları ıslah et ve bozguncuların yoluna tâbi olma!” deyip (ayrıldı).

  • 10:6 Yunus: 6

    اِنَّ فِي اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ

    Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde (Güneş sistemi ve galaksilerin muhteşem devir ve düzeninde, Rablerinden) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınan (ve gerçeği arayan) bir topluluk için elbette ayetler (ibretli işaret ve belgeler) vardır.

  • 10:24 Yunus: 24

    اِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِهٖ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَٓا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَٓاۙ اَتٰيهَٓا اَمْرُنَا لَيْلًا اَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَاهَا حَصٖيدًا كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    Gerçek şu ki (sizin tapındığınız) dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz (yağmur, nem ve kırağı cinsinden) bir su gibidir ki; onunla insanların ve hayvanların yedikleri, yeryüzünün birbirine karışmış olan (türlü özellikteki) bitkileri (bütün çekici) güzelliğini takınıp süslenmişken ve ahalisi (sahipleri de) gerçekten ona güç yetirdiklerini (ekinlerini ve meyvelerini devşireceklerini) sanmışlarken; (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona (felaket ve afet) emrimiz gelmiştir de, sanki dün (orada) hiçbir zenginliği (ve nimet şenliği) yokmuş gibi, onu (ekin ve meyveleri) kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışızdır. Düşünen bir topluluk için Biz ayetleri işte böyle birer birer açıklar (ibretli ve hikmetli uyarılar yapar)ız.

  • 10:27 Yunus: 27

    وَالَّذٖينَ كَسَبُوا السَّيِّـَٔاتِ جَزَٓاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَاۙ وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ كَاَنَّمَٓا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِنَ الَّيْلِ مُظْلِمًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

    (Dünyada sürekli günah ve) Kötülükler kazanmış olanlara gelince; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyle (ve kendi cinsinden olacaktır). Bunları (küfür ve kötülük yapanları) bir zillet (aşağılık ve bayağılık) sarıp kaplayacaktır. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu da bulunmayacaktır. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibi olacak (gizli ve kirli günahları açığa çıkınca utanca boğulacak)lardır. İşte bunlar da ateşin halkıdırlar; onlar orada süresiz kalacaklardır.

  • 10:50 Yunus: 50

    قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ

    De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı (Allah’ın gazabı) size gece veya gündüz geliverirse, (ki gelecektir ve vakti bellidir; o halde mücrim isyankâr ve) suçlu-günahkârlar, bunu ne diye (aceleyle) erkene almak istemektedirler?"

  • 10:67 Yunus: 67

    هُوَ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فٖيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

    O (Allah), dinlenmeniz için geceyi (sükûnet vakti kılmıştır), gündüzü ise (çalışıp kazanmanız için) aydınlatılmış (mubsir) olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.

  • 11:81 Hud: 81

    قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُصٖيبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرٖيبٍ

    (Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”

  • 11:114 Hud: 114

    وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ الَّيْلِۜ اِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّـَٔاتِۜ ذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِرٖينَۚ

    Gündüzün iki tarafında (öğlen ve ikindi zamanında) ve gecenin (gündüze) yakın vaktinde (sabah, akşam ve yatsıda) namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderip (sizi temize çıkarır). Bu, (ibret) alanlara bir öğüt ve hatırlatmadan (ibarettir).

  • 13:3 Ra'd: 3

    وَهُوَ الَّذٖي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَارًاۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فٖيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    Ve yine O (Allah), yeri (insanların ve tüm canlıların yaşamasına ve ihtiyaçlarını karşılamasına en uygun şekilde) yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar (yaratıp var) kılandır. Orada ürünlerin her birinden (döllenip çoğalmaları için) ikişer çift yaratmıştır; geceyi de gündüze bürüyüp katmaktadır. (Dünya’yı, Güneş’i, Ay’ı, gezegenleri ve galaksileri, muhteşem bir denge ve düzen içinde ve kendi yörüngelerinde döndürüp durmaktadır.) Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için gerçekten yaratılış belgeleri ve ibretler vardır.

  • 13:10 Ra'd: 10

    سَوَٓاءٌ مِنْكُمْ مَنْ اَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَنْ جَهَرَ بِهٖ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِالَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ

    Sizden kim sözünü=özünü saklı tutsa da, onu açığa vursa da (hepsi Allah’ın bilgisi dahilindedir), geceleyin gizlenen kimse(ler) de ve gündüzün (görünüp) ortalıkta gezen kişi(ler) de eşittir (bunları bilme bakımından O’nun katında hepsi birdir).

  • 14:33 İbrahim: 33

    وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَٓائِبَيْنِۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۚ

    (Allah) Sürekli olarak (görevlerini yapan) Güneş’i ve Ay’ı size musahhar kılan (hizmetinize sokan)dır. Geceyi ve gündüzü de istifadenize veren (sizi rahata ve huzura kavuşturandır).

  • 15:65 Hicr: 65

    فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

    (Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"

  • 16:12 Nahl: 12

    وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ

    Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı (yaşamanızı sağlayacak ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde) sizin hizmetinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle istifadenize hazır haldedir. (Bu müjdeler, ileride gerçekleşecek uzay yolculuklarıyla, hayret verici nimet ve neticelere erişileceğine de işarettir.) Şüphesiz bütün bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için nice ayetler ve ibretler (gizlidir.)

  • 17:1 İsrâ: 1

    سُبْحَانَ الَّذٖٓي اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ

    • NOT: [İSRA SURESİ ilk ayetlerinde: a-Hem Miraç hadisesinin hikmet ve hedefleri anlatılmaktadır. b-Hem Mescid-i Aksa’nın (Kudüs ve Filistin topraklarının) ve civarının; Doğu Akdeniz Havzası, Türkiye, Mısır, Sudan, Suriye, Irak, İran ve Arabistan yarımadasının, iklim ve bitki ürünleri ve yer altı zenginlikleri bakımından bereketli kılındığı, ve özellikle Hakk Dinin ve büyük medeniyetlerin beşiği yapıldığı vurgulanmaktadır. c-Hem de Beni İsrail’in küfür ve zulüm ehlinin kirli geçmişlerine ve günümüzdeki acı akıbetlerine işaret buyrulmaktadır.]

    Bazı ayetlerimizden (ibret ve hikmet mucizelerimizden) kendisine göstermek için, (en makbul ve muhterem) kulunu (Hz. Muhammed’i AS) bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren (oradan da bütün gök katlarına yükseltip kudret ve hikmet eserlerini seyrettiren. Bak: İsrâ-93) O (Allah) Yücedir. (Sübhan olup her türlü hata ve noksanlıktan münezzehtir.) Gerçekten O (her şeyi, herkesi, her sesi ve kalpten geçeni) İşitendir, Görendir. (Öyle ise devamlı O’nun huzurunda bulunduğunuzu unutmayınız.) [Not: Böylece insanlar içerisinden seçip Kendi Zatına en güzel ve en mükemmel Halife makamına eriştirdiği Hz. Muhammed’e (SAV), Kâinatın bütün tabakalarını ve oralardaki harika yaratıklarını bizzat göstermek ve İlahi müjde ve mesajlarını hepsine iletmek üzere, Onu Mİ’RAC’a çıkarmıştır.]

  • 17:12 İsrâ: 12

    وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْصٖيلًا

    Biz geceyi ve gündüzü (Güneş sistemini ve Dünya’nın dönüşünü) iki ayet (ibretli alâmet) kıldık; gece ayetini (karanlık sürecini, sabahleyin) silip kaldırdık da, Rabbinizden bir fazıl (ihsan ve ikram) aramanız (ziraat, ticaret ve sanatla uğraşmanız), yılların sayısını ve hesabını bilip öğrenmeniz (takvim tutmanız ve vakitlerinizi ona göre ayarlamanız) için gündüzün ayetini (hikmetli hizmet ve üretim vaktini) aydınlatıcı kıldık. Biz, (Kur’an’da) her şeyi yeterince açıkladık.

  • 17:78 İsrâ: 78

    اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

    Güneş’in (gün ortasından batıya doğru kayıp) sarkmasından (öğle ve ikindiden), gecenin kararmasına kadar(ki akşam ve yatsı vakitlerinde ve Cebrail’in öğrettiği şekilde) namazı kıl, fecr vakti (namazda okunan) Kur'an'ı (sesli ve dikkatli tilavet et), çünkü kesinlikle o fecr (sabah namazı meleklerce) şahit olunan (makbul bir ibadet anı)dır.

  • 19:10 Meryem: 10

    قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

    (Hz. Zekeriya) Dedi ki: "Rabbim, (bu ihtiyarlık halimde bir çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet (ayet) ver." (Cenab-ı Hakk) Buyurdu ki: "Senin alâmetin, sapasağlam iken, üç tam gece (gündüz boyunca) insanlarla konuşamamandır." (Bu süre içinde konuşma yeteneğin alındığından, insanlarla iletişimi işaretle gerçekleştirmendir.)

  • 20:77 Taha: 77

    وَلَقَدْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادٖي فَاضْرِبْ لَهُمْ طَرٖيقًا فِي الْبَحْرِ يَبَسًاۚ لَا تَخَافُ دَرَكًا وَلَا تَخْشٰى

    Yemin olsun ki, Biz Musa’ya: “(Sana tâbi olan) Kullarımla birlikte (tedbir olsun diye) geceleyin yürüyüp yola çık, (sahile vardığında asanla) vur, denizde onlar için (mucize olarak tünel gibi) kuru bir yol (tüp geçiş galerisi) aç; (Firavun’un arkanızdan) yetişmesinden de korkma, (boğuluruz diye de) endişeye kapılma!” diye vahyetmiştik. (O da sözümüzü yerine getirmişti.)

  • 20:130 Taha: 130

    فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى

    (Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).

  • 21:20 Enbiya: 20

    يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

    (Melekler ve mü’minler) Gece ve gündüz (Allah’ı kutsayıp zikir ve şükürle) tesbih ederler, asla yorulup ara vermezler. (Onlar için ibadet tabii ve süreklidir.) Kesinlikle fütur (usanç ve üşengenlik) göstermemektedirler.

  • 21:33 Enbiya: 33

    وَهُوَ الَّذٖي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri kendi yörüngesinde yüzüp gidiyor. (Hiçbir sapma ve çarpışma yaşanmıyor, ama insanlar düşünüp ibret almıyorlar.)

  • 21:42 Enbiya: 42

    قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ

    (Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.

  • 22:61 Hacc: 61

    ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَاَنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ بَصٖيرٌ

    İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katmaktadır ve gündüzü geceye bağlayıp-katmaktadır. (Güneş sisteminin ve bütün galaksilerin muhteşem deveranını ve dünyadaki mükemmel yaşam ortamını bizzat Allah yaratıp kontrolünde tutmaktadır.) Şüphesiz Allah, (her şeyi en ince ayrıntılarıyla) İşitendir, Görendir (varlıklara görme, işitme, idrak etme duygusunu Bağışlayandır).

  • 23:67 Mü'minun: 67

    مُسْتَكْبِرٖينَ بِهٖۗ سَامِرًا تَهْجُرُونَ

    (Üstelik) Siz buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de (Hakk’tan uzaklaşıp tuzaklar kuruyor ve saçmalayıp) hezeyanlar sergiliyordunuz!.. (Denilerek yalvarışları reddedilecektir.)

  • 23:80 Mü'minun: 80

    وَهُوَ الَّذٖي يُحْيٖ وَيُمٖيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

    O (Allah) hayat veren ve öldürendir; gece ile gündüzün sürekli değişip (art arda gelişi) de O'nun (düzeni)dir. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Cenab-ı Hakkın, sonsuz ilmi ve kudretiyle, atomik zerreler ve gezegen-yıldız kürreler arasında bir çekim ve itim kuvveti yaratıp; Dünya’yı, Ay’ı ve Yıldızları, hem kendileri hem birbirleri etrafında hızla döndürüp durmakta ve dengede tutmakta olduğunu hâlâ anlamayacak mısınız?)

  • 24:44 Nur: 44

    يُقَلِّبُ اللّٰهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ

    Allah, gece ile gündüzü (sürekli ve sistemli şekilde) evirip çevirir. (Dünya’nın ve kâinatın düzenini, yaşama en uygun hale getirir ve bizzat yönetir.) Gerçekten bunlar basiret sahipleri için (Allah’ın mevcudiyetine ve sonsuz kudretine) birer ibret ve delildir.

  • 25:47 Furkan: 47

    وَهُوَ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا

    O (Allah), geceyi sizin için bir örtü elbisesi, uykuyu bir dinlenme (vesilesi) ve gündüzü de yayılıp-çalışma (vakti) kılandır.

  • 25:64 Furkan: 64

    وَالَّذٖينَ يَبٖيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

    Onlar, (Rahman’ın makbul kulları) gecelerini(n bir kısmını) Rablerine secde ederek ve kıyam halinde (namaz ve niyaz üzerinde) geçirirler. (Herkesin gaflet uykusunda olduğu yarı gecelerde onlar ihlasla ibadet halindedirler.)

  • 26:52 Şuarâ: 52

    وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادٖٓي اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ

    Derken Musa’ya: “Kullarımı (Mısır’dan çıkarıp) gece yürüyüşe geçir, çünkü (Firavun’un adamlarınca) izleneceksiniz” diye vahyettik.

  • 27:49 Neml: 49

    قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهٖ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِهٖ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

    (Bu zulüm ve hıyanet ekibi, kendi aralarında toplanıp) Allah adına yemin ederek dediler ki: “Bir gece (ansızın) mutlaka ona ve ailesine baskın düzenleyelim (ve hepsinin işini bitirelim). Sonra da sahiplerine (aşiretine, ‘Salih ve) ailesinin yok edilişinden hiç haberimiz yok (olup bitenleri asla görmedik!) Bizler, gerçekten doğruyu söyleyenlerdeniz’ (diyerek onları aldatalım ve bunlardan kurtulalım)!”

  • 27:86 Neml: 86

    اَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا الَّيْلَ لِيَسْكُنُوا فٖيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    (İbretle ve dikkatle bakıp) Görmediler mi, Biz geceyi onda dinlenip sükûnete ermeleri için; gündüzü ise aydınlık(ta rahat iş görsünler) diye yarattık. (Dünya’yı ve Güneş’i buna göre ayarladık.) Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda (nice ibretler ve) ayetler vardır.

  • 28:71 Kasas: 71

    قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْتٖيكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ اَفَلَا تَسْمَعُونَ

    De ki: “Gördünüz mü (ve hiç düşündünüz mü? Görüşünüz nedir,) söyleyin bana; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce uzatıp sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size (karanlığı giderip) aydınlık verecek ilah kimdir? Hâlâ (kulak verip) dinlemeyecek (ve gerçeği işitmeyecek) misiniz?”

  • 28:72 Kasas: 72

    قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْتٖيكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ فٖيهِۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ

    De ki: “Gördünüz mü (veya görüşünüzü) söyleyin (bakalım); Allah (yerkürenin ve Güneş sisteminin düzenini değiştirip) kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size içinde (uyuyup) dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de (gerçeği) görmeyecek (ve Hakk yola gelmeyecek) misiniz?”

  • 28:73 Kasas: 73

    وَمِنْ رَحْمَتِهٖ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا فٖيهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهٖ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Kendi rahmetinden olmak üzere; O sizin dinlenmeniz ve O'nun fazlından (geçiminizi) arayıp (temin etmeniz) için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (Yani; Cenab-ı Hakk, Dünya’nın ve Güneş’in dönüşünü durdursa, böylece kâinatın ve tabiatın düzeni bozulsa; tekrar eski haline getirebilir misiniz?)

  • 30:23 Rum: 23

    وَمِنْ اٰيَاتِهٖ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

    Geceleyin ve gündüzün uyumanız (dinlenip yorgunluğunuzu atmanız) ile, (yine) O'nun lütfundan (geçiminizi temin etmek üzere rızkınızı) aramanız (için Güneş sistemini ve gezegenleri ve yerküreyi böylesine dengeli yaratıp yürütmesi) de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz (düşünüp) duyabilen bir kavim için, gerçekten bunda ayetler ve ibretler vardır (ve açıktır).

  • 31:29 Lokman: 29

    اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖٓي اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ

    Görmüyor (ve anlamıyor) musun ki, gerçekten Allah geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır. (Galaksileri ve Güneş sistemini böyle mükemmel ayarlamıştır.) Güneş ile Ay’ı (size) musahhar (yaşamınıza ve yararlarınıza uygun) kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) akıp gitmektedir ve Allah, (bütün) yaptıklarınızdan Habir’dir (ayrıntılarıyla bilmektedir).

  • 34:18 Sebe': 18

    وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا فٖيهَا السَّيْرَۜ سٖيرُوا فٖيهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِنٖينَ

    Onlara; kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler (veya; merkezi meydanların etrafında, binaları sırt sırta vermiş yerleşim birimleri) var kılmıştık ve orada (karada ve denizde) yürüme (ve ulaşım imkânlarını) sağlamıştık; "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (diye bu muhteşem düzen ve dengeyi hazırlamıştık).

  • 34:33 Sebe': 33

    وَقَالَ الَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَادًاۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ فٖٓي اَعْنَاقِ الَّذٖينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

    (Bu sefer zayıf bırakılan ve baskı altında tutulan) Müstaz’af (halk kesimi, imkân ve iktidar sahibi olan kibirli ve yetkili) müstekbirlere (dönüp) diyecekler ki: “Hayır! Sizler gece-gündüz (basın-yayın, televizyon ve internet yoluyla, kanun ve karakol zoruyla) hileli (ve tehlikeli) düzenler kurup, bizim Allah’ı (Kitabını ve bazı kanunlarını terk ve) inkâr etmemizi, (haksızlık ve ahlâksızlığa yönelmemizi ve hatta, düşünce ve davranışlarımızı yozlaştırıp ve sizleri putlaştırıp) O’na eş ve denk (kimseler) kılmamızı emrediyor (devlet ve hükümet gücüyle bizi sapkınlığa sürüklüyor)dunuz!.. (Evet, zulüm ve zorbalığa karşı çıkan şuurlu ve onurlu bir Müslüman olmamızı istemiyordunuz.” diyeceklerdir. İşte bu müstekbir yöneticiler ve müstaz’af halk kesimleri ortak oldukları zulüm ve günahlarının karşılığı olarak girecekleri cehennem) Azabını gördüklerinde; pişmanlık (ve perişanlık)larını içlerine atarlar. (Sonsuz ve kahredici bir nedamet ve hasret içinde kıvranıp dururlar.) Biz de inkâr (ve isyan eden zalimlerin ve onları seçip seven hainlerin) boyunlarına halkalar geçirip (cehenneme sokarız. Böylece dünyadaki küfür ve kötülüklerinin, haksızlık ve ahlâksızlığı desteklemelerinin karşılığı olarak hak ettikleri cezaya çarptırırız. İşte bu İlahi adaletin gereğidir.) Yoksa onlar (dünyada) yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (Hayır, herkes akıbetini ve ahiretini kendi eliyle hazırlamakta, küfre ve zulme taraf olanlar cehennemi, İslamiyet ve istikamete tâbi olanlar ise cenneti elde etmektedir.)

  • 35:13 Fâtır: 13

    يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۙ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ وَالَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْمٖيرٍۜ

    (Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp-katmaktadır, (Dünya’nın dönüşünü şaşmaz bir düzene bağlamıştır;) Güneş’i ve Ay’ı emre âmade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar (böyle uzayda) akıp durmaktadır. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin (beynin) incecik zarına' bile malik olmayan (zavallılardır). [Not: İnsan beyninin yapısı, her biri ayrı bir beyin gibi çalışan 100 milyarlarca NÖRON sinir hücresinin kendi aralarındaki irtibatı, yaşanan ve öğrenilmiş olan her şeyi kayıt altına alması; aynen uzaydaki 100 milyarlarca yıldız arasındaki insicamı (intizam ve intisabı) andırmaktadır. İşte bu Ayet-i Kerime, muhteşem kâinat düzeniyle, ince bir zarla sarılan insan beyni arasındaki benzerliğe işaret buyurmaktadır. Böylece aydınlıkla karanlıklar (ilim ve bilimle bağnazlıklar), yıldızlarla uydular, olgularla duygular bağlamına dikkat çekilmiş olmaktadır.]

  • 36:37 Yâsin: 37

    وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ

    (İstirahatleri için yaratılan) Gece de kendileri için (ders ve ibret alınacak) bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp çekeriz de, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir (ve istirahate çekilmişlerdir).

  • 36:40 Yâsin: 40

    لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    (Böylece) Güneş’in Ay’a erişip-yetişemeyeceği, gecenin de gündüzün önüne geçemeyeceği (muhteşem ve mükemmel bir düzen var edilmiştir. Bütün yıldızların ve gezegenlerin) Her biri (takdir ve tayin edilen) bir yörüngede yüzüp gitmektedir.

  • 37:138 Sâffât: 138

    وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟

    Ve (gerekse) geceleyin (yolunuz üzerindeki kalıntılarını görüp durmaktasınız). Yine de akıllanmayacak mısınız?

  • 39:5 Zümer: 5

    خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَزٖيزُ الْغَفَّارُ

    (Allah) Gökleri ve yeri Hakk olarak (bin türlü hikmet ve hayırla) yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor... (Düzenli ve sürekli şekilde, gece ve gündüz birbirini takip ediyor.) Güneş’e ve Ay’a (İlahi ve mucizevi bir düzen ve disiplin içinde) boyun eğdirmiştir, her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun ve dikkatli bulun ki; O Üstün ve Güçlü olandır, Bağışlayandır.

  • 39:9 Zümer: 9

    اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَٓائِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّهٖۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذٖينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذٖينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

    (Şimdi bunlar mı hayırlıdır, yoksa) Gece yarıları kalkıp namaz için kıyama duran ve secdeye varanlar, canı gönülden itaat edip ahiretten korkan ve Rabbinin (rızasını ve) rahmetini umanlar mı? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler (ilim sahibi kimselerle cahiller) bir olur mu? Şüphesiz, ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.”

  • 40:61 Mü'min: 61

    اَللّٰهُ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فٖيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    Allah, kendisinde sükûnet bulup dinlenmeniz için geceyi, (aydınlıkta rahat) görmeniz (ve işlerinizi yürütmeniz) için de gündüzü sizin için var etmiş (Güneş Sistemi’ni ve gezegenleri buna göre düzenlemiş)tir. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazıl (ihsan ve ikram) sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmeyen (kimselerdir.)

  • 41:37 Fussilet: 37
    ساجد
    Secde

    وَمِنْ اٰيَاتِهِ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُۜ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖي خَلَقَهُنَّ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    (Dikkatle ve ibretle seyredin ki;) Gece, gündüz, Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir (Allah’ın kudret ve rahmet alâmetlerindendir). Siz Güneş'e de, Ay'a da secde etmeyin; ancak Allah'a secde edin, ki bunları (ve bütün kâinatı) Kendisi yaratıvermiştir. Eğer yalnız O'na ibadet edecekseniz (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın öğrettiklerine uymanız gerekir).

  • 41:38 Fussilet: 38

    فَاِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ

    (Müşrikler ve münkirler) Şayet onlar (Allah’a ibadet ve teslimiyet konusunda kibirlenip) büyüklenecek olurlarsa (aldırma, çünkü bu kendilerini küçültmekten başka sonuç vermeyecektir. Zira) Rabbinin katında bulunan (nurani ve ruhani varlık)lar, (zaten) O'nu gece ve gündüz tesbih etmektedir ve (bundan dolayı kendilerine) bıkkınlık da gelmemektedir.

  • 44:3 Duhân: 3

    اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرٖينَ

    Hakikaten Biz Onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. (Bu mübarek gece BERAAT veya KADİR geceleridir; hatta Kur’an’ı anlama ve ahkâmını uygulama gayreti taşıyanların ibadet ve hizmetle geçen tüm nurlu ve huzurlu geceleri o kıymettedir.) Gerçekten Biz (Kitap ve Peygamber vasıtasıyla kullarımızı) uyarıp (inzar ve ikaz edenleriz).

  • 44:4 Duhân: 4

    فٖيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكٖيمٍۜ

    Ki onda (o gecede) her hikmetli iş (konularına ve ayrıntılarına kadar) ayrılarak (sınıflandırılır ve ezeli kader programının bir yıllık bölümleri görevli meleklere taksim edilip) belirlenir.

  • 44:23 Duhân: 23

    فَاَسْرِ بِعِبَادٖي لَيْلًا اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ

    (Allah da:) "Öyleyse, (sana tâbi olan) kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir (Mısır’dan ayrılıp gidin, ama tedbirli hareket edin), çünkü muhakkak (düşmanlarınızca) takip edileceksiniz" (diyerek duasını kabul buyurmuşlardı.)

  • 45:5 Câsiye: 5

    وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرٖيفِ الرِّيَاحِ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ

    Gece ile gündüzün (birbirinin halifesi, takipçisi gibi) art arda gelişinde (Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın muhteşem bir düzen ve disiplin içinde dönüşlerinde), Allah’ın gökten rızık indirip (her kışın) ölümünden sonra (baharda tekrar) yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) çevirip yönetmesinde; (evet, bunların hepsi de) aklını kullanan bir kavim için ayetler (hikmetler ve ibretler barındırır).

  • 50:40 Kaf: 40

    وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ

    Gecenin bir bölümünde (yatsı namazını kıl) ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et. (Namaz sonrası tesbihat çok önemlidir.)

  • 51:17 Zâriyât: 17

    كَانُوا قَلٖيلًا مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

    Onlar geceleri (bir)az uyuyuverir (sonra kalkıp ibadete yönelir)lerdi.

  • 52:49 Tûr: 49

    وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih edip (yalvarın ve Rabbinize yönelin ki, ibadet Allah’la manevi münasebettir.)

  • 57:6 Hadid: 6

    يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۜ وَهُوَ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

    Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. (Güneş’in, gezegenlerin ve yerkürenin sürekli ve düzenli dönüşlerini bizzat Allah yaratıp yönetmektedir.) O, göğüslerin özünde (gönüllerde saklı) olanı (niyetleri ve gayeleri) Bilendir.

  • 69:7 Hâkka: 7

    سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍۙ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فٖيهَا صَرْعٰىۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ

    (Allah) Onu, (korkunç kasırgayı) yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etmişti. Öyle ki, (orada bulunsan) o kavmin, bir süre zarfında sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldıklarını görecektin.

  • 71:5 Nuh: 5

    قَالَ رَبِّ اِنّٖي دَعَوْتُ قَوْمٖي لَيْلًا وَنَهَارًاۙ

    (Nuh) Dedi ki: “Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz (Hakka) davet edip (gayret gösterdim).”

  • 73:2 Müzzemmil: 2

    قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَلٖيلًاۙ

    (O nedenle) Birazı hariç (olmak üzere), geceleri kalkıver.

  • 73:6 Müzzemmil: 6

    اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـًٔا وَاَقْوَمُ قٖيلًاۜ

    Şüphesiz gece (uyanıp İlahi huzura durma ve Kur’an’a yoğunlaşma) neş’eti (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti, kalpte irfan ve hikmet meydana gelmesi bakımından; beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak ve) etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır.

  • 73:20 Müzzemmil: 20

    اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذٖينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

    Gerçekten Rabbin, Senin gecenin üçte ikisinden biraz noksanında, (bazen) yarısında ve üçte biri kadarında (namaz kılmak ve Kur’an okumak için) kalktığını bilmektedir; Seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı (vakitleri ayarlamakta zorlanacağınızı) bildiği için, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etmiştir. Şu halde (namazlarınızda) Kur'an'dan (size) kolay geleni (en iyi ezberlenen bölümleri) okuyuverin. Allah sizden hastalar bulunacağını, bazılarının Allah'ın fazlından (rızıklarını) aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah yolunda (cihad için yola çıkıp) çarpışacaklarını bilmektedir de, işte bu yüzden (cemaatle kılınan namazları fazla uzatmayıp Kur'an'dan) kolay geleni okuyun diye izin vermektedir. Artık namazı dosdoğru eda edin, zekâtı ödeyin ve (bolca infak edip) Allah'a güzel bir borç verin, ki hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir (sonsuz merhametli olandır).

  • 74:33 Müddessir: 33

    وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَۙ

    (Sürekli) Dönüp geldiği zaman geceye (karanlığa),

  • 76:26 İnsan: 26

    وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا

    Gecenin bir bölümünde O'na secde et (teheccüt namazıyla Rabbine yönel) ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et (ki huzura ve manevi doyuma ulaşasın).

  • 78:10 Nebe': 10

    وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ

    Geceyi bir örtü kıldık (ve üzerinize bir) elbise gibi sardık.

  • 79:29 Nazi’ât: 29

    وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ

    (Böylece kendi ekseni ve Güneş’in etrafında dönen Dünya’nın) Gecesini karartmış, kuşluğunu ağartıp açığa-çıkarmıştır.

  • 81:17 Tekvir: 17

    وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ

    Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye;

  • 84:17 İnşikak: 17

    وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ

    Geceye ve bağrında toplayıp taşıdıklarına (ve sakladıklarına),

  • 89:2 Fecr: 2

    وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ

    (Ramazan’ın sonundaki) On geceye,

  • 89:4 Fecr: 4

    وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ

    (İbadet ve teheccütle) Akıp-gitmekte olan geceye (ki),

  • 91:4 Şems: 4

    وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ

    Onu sarıp-örttüğü (ve Dünya’yı karanlığa bürüdüğü) zaman geceye,

  • 92:1 Leyl: 1

    وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ

    Andolsun (Dünya’nın yarısını karanlığıyla) sarıp-örttüğü zaman geceye,

  • 93:2 Duhâ: 2

    وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ

    Ve sükûnete kavuştuğunda (insana düşünme ve dinlenme fırsatı sağladığında) geceye (ve sırlı içeriğine) yemin olsun ki;

  • 97:1 Kadir: 1

    اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ

    Gerçek şu ki, Biz Onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirmeye (başladık).

  • 97:2 Kadir: 2

    وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ

    Kadir gecesinin (kıymetinin) ne olduğunu sana bildiren nedir (anlatayım mı)?

  • 97:3 Kadir: 3

    لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ

    Kadir gecesi, (sıdk ile tevbe ederek, bütünüyle Kur’an’a yönelmeye karar verip ibadetle geçirenler için) bin aydan (yaklaşık 83 yıldan, yani bir insan hayatından) daha hayırlıdır (ki; bu özel gecelerde genel afv ve ikram kapıları açılır).

  • 113:3 Felak: 3

    وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ

    Karanlığı çöktüğü zaman, gecenin şerrinden (tüm karanlık düşünce ve fitnelerden...)