• 8:1 Enfâl: 1

    (Ey Resulüm!) Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah’a ve Resulüne aittir. (Onlar adına adil bir devlet ve hükümet bu işi yürütmelidir.) Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resulüne itaat edin." (Çünkü mü’minler Kur’an’ın ve Resulüllah’ın yolundan giderler.)

  • 8:41 Enfâl: 41

    Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri (devlet ve millet hizmetinde kullanılmak üzere); muhakkak Allah'ın, Resul'ün, Ona yakınlığı olanların, yetimlerin, yoksulların ve yolda kalmışlarındır. Eğer Allah'a (inanıyorsanız); ve Hakk ile Bâtıl’ın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun karşı karşıya kaldığı (ve mü’minlerin kazandığı) günde (Bedir'de) kulumuza (Hz. Muhammed Aleyhisselam’a) indirdiğimize (Kur’ani hükümlere ve müjdelere) iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün). Allah, her şeye güç yetirendir.

  • 8:69 Enfâl: 69

    Artık (savaşta galip gelip) ganimet olarak elde ettiklerinizden (yetkililerce size pay olarak verilenlerden) helâl ve temiz olarak (yararlanıp) yiyin ve (ganimette hilekârlık ve haksızlık yapma konusunda) Allah'tan korkup (nankörlük ve kötülükten) sakınıverin. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.

  • 48:19 Fetih: 19

    Ve elde edecekleri daha birçok ganimetleri de (nasip edecektir), çünkü Allah (CC) Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 48:21 Fetih: 21

    Bunlardan başka; henüz elde edemediğiniz (ve şimdilik güç yetiremeyeceğiniz), ama Allah’ın kuşatıp ihata buyurduğu (kudret ve rahmet hazinesinde hazır bulundurduğu ve ileride kavuşacağınız; devlet, izzet, servet ve cennet gibi daha birçok ganimet ve faziletler de va’ad etmiştir. Ki) Allah (CC) her şeye Kâdir’dir.

  • 59:6 Haşr: 6

    Allah’ın onlardan (Yahudi Nadiroğulları’ndan) alıp Elçisine verdikleri “FEY’e” (savaşsız kazanılan ganimet, servet ve devlete) gelince; ki buna karşı (bu zaferi kazanma kastıyla) siz at ve deve koşturmamış (silah ve savaş araçları kuşanmamış ve kullanmamış)tınız. Ancak Allah, elçilerini (zulüm ve kötülük ehlinden) dilediklerinin üstüne musallat (edip muzaffer) kılmaktadır. Çünkü Allah her şeye gücü yetendir.

  • 59:7 Haşr: 7

    Allah'ın o (fethedilen bölge ve) şehir halkının (malından) Resulüne verdiği fey (ganimet malları); Allah'a, Resul'e, (Adil devlet ve hükümet bütçesine ve Elçiye) yakın akrabalığı olanlara (Ehl-i Beyt’e), yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden sadece zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet (bir etkili nimet) olmasın. Peygamber size ne verirse artık onu alın, sizi neden yasaklayıp sakındırırsa artık ondan da uzaklaşın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah’ın, cezası (ikâbı) pek şiddetlidir. [Not: Bu ayet Hz. Peygambere hüküm koyma yetkisi verildiğini bildirmektedir.]

  • 59:8 Haşr: 8

    (Ayrıca bu ganimet malları) Hicret eden fakirleredir ki; onlar, sadece Allah'tan O’nun lütfunu ve rızasını dileyip aramak üzere; Allah'a (dinine) ve O'nun Resulüne yardım ederlerken (bu nedenle) yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmış kimselerdir. İşte bunlar, (davasına) sadık kalan (mü’minlerdir).

  • 60:11 Mümtehine: 11

    Ve eğer sizlerden (bazılarının) eşlerinden biri kâfirlere kaçarsa, (ardından) siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, (genel paydan) eşleri (kaçıp) gidenlere (bu mağduriyetlerini gidermek üzere mehir olarak) harcama yaptıkları kadarını (o kardeşlerinize) verin. (Böylece) Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkup (kötülükten vazgeçin).

  • 8:1 Enfâl: 1

    يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ

    (Ey Resulüm!) Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah’a ve Resulüne aittir. (Onlar adına adil bir devlet ve hükümet bu işi yürütmelidir.) Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resulüne itaat edin." (Çünkü mü’minler Kur’an’ın ve Resulüllah’ın yolundan giderler.)

  • 8:41 Enfâl: 41

    وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِۙ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

    Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri (devlet ve millet hizmetinde kullanılmak üzere); muhakkak Allah'ın, Resul'ün, Ona yakınlığı olanların, yetimlerin, yoksulların ve yolda kalmışlarındır. Eğer Allah'a (inanıyorsanız); ve Hakk ile Bâtıl’ın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun karşı karşıya kaldığı (ve mü’minlerin kazandığı) günde (Bedir'de) kulumuza (Hz. Muhammed Aleyhisselam’a) indirdiğimize (Kur’ani hükümlere ve müjdelere) iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün). Allah, her şeye güç yetirendir.

  • 8:69 Enfâl: 69

    فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟

    Artık (savaşta galip gelip) ganimet olarak elde ettiklerinizden (yetkililerce size pay olarak verilenlerden) helâl ve temiz olarak (yararlanıp) yiyin ve (ganimette hilekârlık ve haksızlık yapma konusunda) Allah'tan korkup (nankörlük ve kötülükten) sakınıverin. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.

  • 48:19 Fetih: 19

    وَمَغَانِمَ كَثٖيرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

    Ve elde edecekleri daha birçok ganimetleri de (nasip edecektir), çünkü Allah (CC) Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 48:21 Fetih: 21

    وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرًا

    Bunlardan başka; henüz elde edemediğiniz (ve şimdilik güç yetiremeyeceğiniz), ama Allah’ın kuşatıp ihata buyurduğu (kudret ve rahmet hazinesinde hazır bulundurduğu ve ileride kavuşacağınız; devlet, izzet, servet ve cennet gibi daha birçok ganimet ve faziletler de va’ad etmiştir. Ki) Allah (CC) her şeye Kâdir’dir.

  • 59:6 Haşr: 6

    وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

    Allah’ın onlardan (Yahudi Nadiroğulları’ndan) alıp Elçisine verdikleri “FEY’e” (savaşsız kazanılan ganimet, servet ve devlete) gelince; ki buna karşı (bu zaferi kazanma kastıyla) siz at ve deve koşturmamış (silah ve savaş araçları kuşanmamış ve kullanmamış)tınız. Ancak Allah, elçilerini (zulüm ve kötülük ehlinden) dilediklerinin üstüne musallat (edip muzaffer) kılmaktadır. Çünkü Allah her şeye gücü yetendir.

  • 59:7 Haşr: 7

    مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِۢ

    Allah'ın o (fethedilen bölge ve) şehir halkının (malından) Resulüne verdiği fey (ganimet malları); Allah'a, Resul'e, (Adil devlet ve hükümet bütçesine ve Elçiye) yakın akrabalığı olanlara (Ehl-i Beyt’e), yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden sadece zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet (bir etkili nimet) olmasın. Peygamber size ne verirse artık onu alın, sizi neden yasaklayıp sakındırırsa artık ondan da uzaklaşın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah’ın, cezası (ikâbı) pek şiddetlidir. [Not: Bu ayet Hz. Peygambere hüküm koyma yetkisi verildiğini bildirmektedir.]

  • 59:8 Haşr: 8

    لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِرٖينَ الَّذٖينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ

    (Ayrıca bu ganimet malları) Hicret eden fakirleredir ki; onlar, sadece Allah'tan O’nun lütfunu ve rızasını dileyip aramak üzere; Allah'a (dinine) ve O'nun Resulüne yardım ederlerken (bu nedenle) yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmış kimselerdir. İşte bunlar, (davasına) sadık kalan (mü’minlerdir).

  • 60:11 Mümtehine: 11

    وَاِنْ فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ اِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَاٰتُوا الَّذٖينَ ذَهَبَتْ اَزْوَاجُهُمْ مِثْلَ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓي اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ

    Ve eğer sizlerden (bazılarının) eşlerinden biri kâfirlere kaçarsa, (ardından) siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, (genel paydan) eşleri (kaçıp) gidenlere (bu mağduriyetlerini gidermek üzere mehir olarak) harcama yaptıkları kadarını (o kardeşlerinize) verin. (Böylece) Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkup (kötülükten vazgeçin).

  • 8:1 Enfâl: 1

    يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ

  • 8:41 Enfâl: 41

    وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِۙ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

  • 8:69 Enfâl: 69

    فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟

  • 48:19 Fetih: 19

    وَمَغَانِمَ كَثٖيرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

  • 48:21 Fetih: 21

    وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرًا

  • 59:6 Haşr: 6

    وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

  • 59:7 Haşr: 7

    مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِۢ

  • 59:8 Haşr: 8

    لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِرٖينَ الَّذٖينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ

  • 60:11 Mümtehine: 11

    وَاِنْ فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ اِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَاٰتُوا الَّذٖينَ ذَهَبَتْ اَزْوَاجُهُمْ مِثْلَ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓي اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ