-
41:11
Fussilet: 11
Sonra (Allah), duman (gaz bulutları) halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yerküreye dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek (Benim takdir ve tanzim ettiğim şekilde ayrışıp meydana) gelin." İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler. (Yerin ve göklerin gaz bulutları halinde bitişik iken sonradan ayrıştığı bilimsel olarak da ispat edilmiştir.)
-
44:10
Duhân: 10
(Ey Nebim!) O halde artık Sen göğün açıkça (İslami adalet devrimi ve kıyamet alâmeti olarak ürkütücü) bir duman (belki de nükleer patlama cinsinden, veya binlerce tonluk kimyasal infilak şeklinde ve zalim bir kavmi yerin dibine geçirecek biçimde aynı anda televizyonlarla her yerden seyredilecek ve dehşete düşürecek suni ve kahredici kara bulutlar) getireceği günü gözleyip (bekle ki, o ne zorlu bir imtihandır).
-
44:11
Duhân: 11
(Bu duman) İnsanları kuşatır ve bu çok acı bir azap (ve psikolojik ızdırap vasıtası)dır.
-
55:35
Rahmân: 35
(Ey sorumlu varlıklar olan insanlar ve cinnler!) İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de (ondan) kendinizi koruyamazsınız.
-
56:6
Vâkıa: 6
Derken toz duman halinde savrulup dağıldığı vakit…
-
56:43
Vâkıa: 43
Ve kapkara dumandan, karanlık bir gölge içinde (kıvranıp duracaklardır).
-
100:4
Âdiyât: 4
Derken o andaki (hücumlarıyla ve yangınlarıyla ortalığı) tozu dumana katanlara! (Gri toz bulutuyla, siyah yağlı duman oluşturup insanları şaşkınlığa uğratanlara...)
-
41:11
Fussilet: 11
ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِيَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًاۜ قَالَتَٓا اَتَيْنَا طَٓائِعٖينَ
Sonra (Allah), duman (gaz bulutları) halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yerküreye dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek (Benim takdir ve tanzim ettiğim şekilde ayrışıp meydana) gelin." İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler. (Yerin ve göklerin gaz bulutları halinde bitişik iken sonradan ayrıştığı bilimsel olarak da ispat edilmiştir.)
-
44:10
Duhân: 10
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُبٖينٍۙ
(Ey Nebim!) O halde artık Sen göğün açıkça (İslami adalet devrimi ve kıyamet alâmeti olarak ürkütücü) bir duman (belki de nükleer patlama cinsinden, veya binlerce tonluk kimyasal infilak şeklinde ve zalim bir kavmi yerin dibine geçirecek biçimde aynı anda televizyonlarla her yerden seyredilecek ve dehşete düşürecek suni ve kahredici kara bulutlar) getireceği günü gözleyip (bekle ki, o ne zorlu bir imtihandır).
-
44:11
Duhân: 11
يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَلٖيمٌ
(Bu duman) İnsanları kuşatır ve bu çok acı bir azap (ve psikolojik ızdırap vasıtası)dır.
-
55:35
Rahmân: 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ
(Ey sorumlu varlıklar olan insanlar ve cinnler!) İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de (ondan) kendinizi koruyamazsınız.
-
56:6
Vâkıa: 6
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ
Derken toz duman halinde savrulup dağıldığı vakit…
-
56:43
Vâkıa: 43
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ
Ve kapkara dumandan, karanlık bir gölge içinde (kıvranıp duracaklardır).
-
100:4
Âdiyât: 4
فَاَثَرْنَ بِهٖ نَقْعًاۙ
Derken o andaki (hücumlarıyla ve yangınlarıyla ortalığı) tozu dumana katanlara! (Gri toz bulutuyla, siyah yağlı duman oluşturup insanları şaşkınlığa uğratanlara...)
-
41:11
Fussilet: 11
ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِيَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًاۜ قَالَتَٓا اَتَيْنَا طَٓائِعٖينَ
-
44:10
Duhân: 10
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُبٖينٍۙ
-
44:11
Duhân: 11
يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
55:35
Rahmân: 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ
-
56:6
Vâkıa: 6
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ
-
56:43
Vâkıa: 43
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ
-
100:4
Âdiyât: 4
فَاَثَرْنَ بِهٖ نَقْعًاۙ