• 2:256 Bakara: 256

    (İnsanları İslam’a sokmak için de, ibadetleri yaptırmak için de) Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Zorlama; imtihan -deneme ve elenme- sırrına aykırıdır.) Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapkınlık ve azgınlıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu (İslam dışı sistemleri ve zalim kişileri terk ve inkâr ederek onları) tanımayıp Allah'a inanırsa (İslam nizamına tâbi olursa); artık o, şüphesiz sapasağlam bir kulpa yapışmıştır ki; bunun kopması yoktur (Kur’an’a tutunanların mahrum ve mahcup olma endişesi kalmamıştır). Allah, (her şeyi ve hakkı ile) İşitendir, Bilendir. [Not: Müslümanların yapması ve yapmaması gereken kurallar; “Helâl ve Haram” kavramlarıyla… Ama ülkedeki tüm insanların uyması ve sakınması gereken hususlar ise “Ma’ruf ve Münker” kavramlarıyla ifade edilmiş, toplum ve devlet düzenini korumak için mecburi müeyyideler getirilmiştir.]

  • 6:115 En'am: 115

    Rabbinin sözü (Kur’an’ın hükmü), doğruluk (ve uygunluk) bakımından da, adalet (hakkaniyet ve hürriyet) bakımından da tamamlanıp (kemâle erdirilmiştir. Eşsiz ve eksiksizdir.) Onun kelimelerini=hükümlerini (hiç kimse ve hiçbir gerekçe ile, yersiz ve gereksiz bulup) değiştiremeyecektir. O (her şeyi) İşiten ve Bilen (Allah’tır ve Kur’an O’nun kelâmıdır. Kıyamete kadar bütün kanun ve kurallar, Allah’ın ayetlerine göre yapılmalıdır).

  • 26:84 Şuarâ: 84

    “(Bundan) Sonra gelecek (nesil)ler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. (Kıyamete kadar beni hayırla andır.)”

  • 33:8 Ahzâb: 8

    (Allah) Doğru olanlara, (bu) doğruluk (ve bağlılık)larını(n niyetini ve neticesini) sorması (ve onurlandırması) için (böyle davranmaktadır). Kâfirlere ise (Allah) acı bir azap hazırlamıştır.

  • 54:55 Kamer: 55

    (Her şeye ve hakkıyla) Muktedir bir Melik olan (âlemlerin tek sahibi ve gerçek yöneticisi Allah’ın) katında-huzurunda, (müttaki ve mücahit mü’minler) doğruluk makamında (onur ve mutluluk koltuklarında ve sadıklar meclisinde oturacak)lardır.

  • 2:256 Bakara: 256

    لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّٖينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ

    (İnsanları İslam’a sokmak için de, ibadetleri yaptırmak için de) Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Zorlama; imtihan -deneme ve elenme- sırrına aykırıdır.) Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapkınlık ve azgınlıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu (İslam dışı sistemleri ve zalim kişileri terk ve inkâr ederek onları) tanımayıp Allah'a inanırsa (İslam nizamına tâbi olursa); artık o, şüphesiz sapasağlam bir kulpa yapışmıştır ki; bunun kopması yoktur (Kur’an’a tutunanların mahrum ve mahcup olma endişesi kalmamıştır). Allah, (her şeyi ve hakkı ile) İşitendir, Bilendir. [Not: Müslümanların yapması ve yapmaması gereken kurallar; “Helâl ve Haram” kavramlarıyla… Ama ülkedeki tüm insanların uyması ve sakınması gereken hususlar ise “Ma’ruf ve Münker” kavramlarıyla ifade edilmiş, toplum ve devlet düzenini korumak için mecburi müeyyideler getirilmiştir.]

  • 6:115 En'am: 115

    وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًاۜ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهٖۚ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

    Rabbinin sözü (Kur’an’ın hükmü), doğruluk (ve uygunluk) bakımından da, adalet (hakkaniyet ve hürriyet) bakımından da tamamlanıp (kemâle erdirilmiştir. Eşsiz ve eksiksizdir.) Onun kelimelerini=hükümlerini (hiç kimse ve hiçbir gerekçe ile, yersiz ve gereksiz bulup) değiştiremeyecektir. O (her şeyi) İşiten ve Bilen (Allah’tır ve Kur’an O’nun kelâmıdır. Kıyamete kadar bütün kanun ve kurallar, Allah’ın ayetlerine göre yapılmalıdır).

  • 26:84 Şuarâ: 84

    وَاجْعَلْ لٖي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِرٖينَۙ

    “(Bundan) Sonra gelecek (nesil)ler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. (Kıyamete kadar beni hayırla andır.)”

  • 33:8 Ahzâb: 8

    لِيَسْـَٔلَ الصَّادِقٖينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا اَلٖيمًا۟

    (Allah) Doğru olanlara, (bu) doğruluk (ve bağlılık)larını(n niyetini ve neticesini) sorması (ve onurlandırması) için (böyle davranmaktadır). Kâfirlere ise (Allah) acı bir azap hazırlamıştır.

  • 54:55 Kamer: 55

    فٖي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَلٖيكٍ مُقْتَدِرٍ

    (Her şeye ve hakkıyla) Muktedir bir Melik olan (âlemlerin tek sahibi ve gerçek yöneticisi Allah’ın) katında-huzurunda, (müttaki ve mücahit mü’minler) doğruluk makamında (onur ve mutluluk koltuklarında ve sadıklar meclisinde oturacak)lardır.