• 3:79 Âl-i İmrân: 79

    Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdikten sonra, (dönüp) insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin!" deme (hakkı ve yetki)si yoktur, (bu asla layık ve yakışık değildir!) Fakat o, (Peygamber ve Elçi; ilim ve eğitim ehline:) "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler (Allah’ın dinine samimi ve daimi hizmetçiler) olunuz" (demekle görevlidir).

  • 6:105 En'am: 105

    İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: "Sen (bu sözleri birilerinden) ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!)” desinler ve (günahını yüklensinler.) Biz ise (akledip) bilen bir topluluğa Onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (hikmet ve hakikatini beyan etmiş) olalım.

  • 6:156 En'am: 156

    (Ey müşrikler!) "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa (Yahudi ve Hristiyanlara) indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" deyip (bahane üretmemeniz);

  • 23:21 Mü'minun: 21

    Gerçekten (evcil) hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan (süt ve yumurtadan) size içirmekteyiz ve onlarda sizin için (yoğurt, tereyağı, peynir ve kaymak gibi) daha birçok yararlar bulunmaktadır. Sizler onlardan (lezzet ve afiyetle) yiyip durmaktasınız.

  • 29:15 Ankebut: 15

    Böylece Biz onu ve gemi(deki inançlı) arkadaşlarını kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir ibret) kılmış olduk (ki bu bir uyarı ve hatırlatmadır).

  • 34:44 Sebe': 44

    Oysa Biz onlara (Hakk’tan sapıtanlara) okuyup ders alacakları (ve doğruyu bulacakları başka) kitaplar vermemiştik ve kendilerine Senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik. (O halde kâfirler ve münafık kimseler bu cesareti nereden almaktalardı?)

  • 39:21 Zümer: 21

    Görmüyor musun; gerçekten Allah gökyüzünden (yağmur ve karla) su indiriyor da onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçiriyor; sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra (bir de) görüyorsun ki bunlar kurumaya başlıyor, böylece sararıp (gidiyor). Ardından da sadece çer çöp olmuş kırıntılar kılıyor. (İşte sizin dünya hayatınız da buna benziyor.) Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikir) vardır.

  • 68:37 Kalem: 37

    Yoksa (elinizde size özel) dersler okuduğunuz ve içinde, (kimsenin bilmeyeceği sırları bulduğunuz Kur’an dışında) bir kitap mı vardır?

  • 3:79 Âl-i İmrân: 79

    مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لٖي مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّٖنَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَۙ

    Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdikten sonra, (dönüp) insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin!" deme (hakkı ve yetki)si yoktur, (bu asla layık ve yakışık değildir!) Fakat o, (Peygamber ve Elçi; ilim ve eğitim ehline:) "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler (Allah’ın dinine samimi ve daimi hizmetçiler) olunuz" (demekle görevlidir).

  • 6:105 En'am: 105

    وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: "Sen (bu sözleri birilerinden) ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!)” desinler ve (günahını yüklensinler.) Biz ise (akledip) bilen bir topluluğa Onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (hikmet ve hakikatini beyan etmiş) olalım.

  • 6:156 En'am: 156

    اَنْ تَقُولُٓوا اِنَّمَٓا اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَٓائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَاۖ وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلٖينَۙ

    (Ey müşrikler!) "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa (Yahudi ve Hristiyanlara) indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" deyip (bahane üretmemeniz);

  • 23:21 Mü'minun: 21

    وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًۜ نُسْقٖيكُمْ مِمَّا فٖي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فٖيهَا مَنَافِعُ كَثٖيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ

    Gerçekten (evcil) hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan (süt ve yumurtadan) size içirmekteyiz ve onlarda sizin için (yoğurt, tereyağı, peynir ve kaymak gibi) daha birçok yararlar bulunmaktadır. Sizler onlardan (lezzet ve afiyetle) yiyip durmaktasınız.

  • 29:15 Ankebut: 15

    فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّفٖينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَمٖينَ

    Böylece Biz onu ve gemi(deki inançlı) arkadaşlarını kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir ibret) kılmış olduk (ki bu bir uyarı ve hatırlatmadır).

  • 34:44 Sebe': 44

    وَمَٓا اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِنْ نَذٖيرٍۜ

    Oysa Biz onlara (Hakk’tan sapıtanlara) okuyup ders alacakları (ve doğruyu bulacakları başka) kitaplar vermemiştik ve kendilerine Senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik. (O halde kâfirler ve münafık kimseler bu cesareti nereden almaktalardı?)

  • 39:21 Zümer: 21

    اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَسَلَكَهُ يَنَابٖيعَ فِي الْاَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهٖ زَرْعًا مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهُ ثُمَّ يَهٖيجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًاۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ۟

    Görmüyor musun; gerçekten Allah gökyüzünden (yağmur ve karla) su indiriyor da onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçiriyor; sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra (bir de) görüyorsun ki bunlar kurumaya başlıyor, böylece sararıp (gidiyor). Ardından da sadece çer çöp olmuş kırıntılar kılıyor. (İşte sizin dünya hayatınız da buna benziyor.) Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikir) vardır.

  • 68:37 Kalem: 37

    اَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فٖيهِ تَدْرُسُونَۙ

    Yoksa (elinizde size özel) dersler okuduğunuz ve içinde, (kimsenin bilmeyeceği sırları bulduğunuz Kur’an dışında) bir kitap mı vardır?