-
11:62
Hud: 62
(Bunun üzerine, yine peygambere) Dediler ki: “Ey Salih! Sen (böyle davalara ve iddialara kalkışmadan, tabularımıza ve tağutlarımıza karışmadan) önce; aramızda, kendisinden (hayır ve hizmet) umulan (ve saygı duyulan) birisiydin. (Şimdi) Atalarımızın taptıklarına kulluk yapmaktan (uyageldikleri ve o şekilde ibadet ettikleri din anlayışından ve alışageldiğimiz bu hayat tarzından) sen bizi vazgeçirip engelleyecek misin? Doğrusu bizi davet ettiğin şeyden (adil ve asil bir sistemin gerçekleşebilmesinden; Allah'ın dininin, bugünkü düzenden daha çok huzur ve refah vereceğinden) kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.”
-
12:31
Yusuf: 31
(Aziz’in karısı Züleyha) Onların (dediklerini ve) düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, (kendilerine yastık gibi) oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin önüne (sofradaki meyveleri soymaları için keskin) bıçaklar bıraktı. (Yusuf’a da:) “Çık, onlara (görün ve kadınların karşısında yürü)” dedi. Böylece onlar onu (olağan dışı güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyütmüşler, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve: “Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün değerli bir melektir” demişlerdi.
-
12:108
Yusuf: 108
(Ey Resulüm!) De ki: “Bu, Benim yolum (ve yöntemimdir) ki, (öyle rastgele değil, ibret ve hikmetle) bir basiret üzere Allah'a davet ederim; Ben de ve Bana uyanlar da (böyle hareket ederiz). Ve Allah'ı tenzih ederim, Ben müşriklerden değilim.”
-
13:36
Ra'd: 36
(Ey Resulüm!) Kendilerine kitap verdiklerimiz(den iz'an ve insaf ehli bazı kimseler), Sana indirilen (Kur’an) dolayısıyla sevinip ferahlık (ve gönül rahatlığı) duymaktadırlar; fakat (İslam’ın aleyhinde birleşen) gruplardan (şeytani hizip-parti ve oluşumlarından), Onun (Kur’an ayetlerinin) bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: "Ben, yalnızca Allah'a kulluk yapmak ve O'na asla ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na dua ve davet ederim ve son dönüşüm O'nadır."
-
14:10
İbrahim: 10
Resulleri onlara dedi ki: "(Varlığı ve harika yaratışları açık olan Yüce) Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri (ve aralarındaki her şeyi) yaratandır; O sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir." (Hâlâ akıl edip inanmıyor musunuz?) Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz (herhalde) bizi, babalarımızın taptıklarından (tutageldikleri yoldan) çevirip-engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."
-
28:25
Kasas: 25
Ardından çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, hayâlı bir tavırla (ve utangaç bir tarzda) yürüyerek ona geldi. (Hz. Musa’ya:) “Babam, bizim için (sürüleri) sulamana karşılık, sana ücret vermek üzere seni davet etmektedir” dedi. Vaktâki (Hz. Musa) ona (Hz. Şuayb’ın yanına) gelip de olup bitenleri anlatınca o (Hz. Şuayb, Musa’ya dönüp: “Artık) korkma, (Mısır’daki) zalimler topluluğundan kurtulmuş vaziyettesin” dedi.
-
42:15
Şûrâ: 15
(Ey Nebim!) O halde Sen (sürekli) davet et (herkesi Hakka çağırıp dur) ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamete koyul… Onların hevâ(i arzularına ve dünyevi tutkularına) uyma! Ve “Ben Allah’ın indirdiği Kitaptan (her hüküm ve habere) inandım ve aranızda (Kur’an) adaletiyle (davranmakla) emrolunup (görevli kılındım)” deyip (Hakkı uygula… De ki): “Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. (Artık) Bizimle aranızda (uydurma) ‘deliller getirerek boşuna tartışma(ya, hüccetli münakaşaya' gerek) yoktur. (Nasıl olsa) Allah (ahiret günü) bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş O'nadır (herkesin hesabını bizzat görecektir).”
-
46:31
Ahkaf: 31
"Ey kavmimiz, (sizi) Allah'a davet edene icabet edin ve O’na iman edin; ki, günahlarınızdan (dilediği kadarını) bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun (ve kurtarsın)."
-
46:32
Ahkaf: 32
"(Şunu bilin ki) Kim Allah'a (ve İslami kurallara) davet edene icabet etmezse, artık o yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve onun (kâfir ve zalim kulun) O'ndan (Allah’tan) başka (güvendikleri) velileri de (onu koruyup kurtaracak) değildir. İşte onlar, (Allah’ın çağrısına ve uyarılarına aldırmayanlar) apaçık bir sapkınlık içindedirler" (diye uyarmışlardı).
-
68:43
Kalem: 43
Gözleri korkudan ve dehşetten düşüp şaşkınlaşmış, kendilerini de zillet sarıp-kuşatmıştır. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye (ve Kur’an’a itaat ve teslimiyete) davet edilirlerdi (de tenezzül edip buna yanaşmazlardı).
-
71:5
Nuh: 5
(Nuh) Dedi ki: “Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz (Hakka) davet edip (gayret gösterdim).”
-
71:6
Nuh: 6
“Fakat sonuçta benim davetim, sadece onların (Hakk’tan) kaçışını ziyadeleştirmiş (başka netice vermemiş)tir.”
-
71:7
Nuh: 7
“Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkayıvermişler, (bana hakaret kastıyla) örtülerini başlarına çekmişler ve kibirlendikçe kibirlenip, (küfür ve kötülükte) diretmişlerdi.”
-
71:8
Nuh: 8
“Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim.”
-
11:62
Hud: 62
قَالُوا يَا صَالِحُ قَدْ كُنْتَ فٖينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هٰذَٓا اَتَنْهٰينَٓا اَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا وَاِنَّنَا لَفٖي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ مُرٖيبٍ
(Bunun üzerine, yine peygambere) Dediler ki: “Ey Salih! Sen (böyle davalara ve iddialara kalkışmadan, tabularımıza ve tağutlarımıza karışmadan) önce; aramızda, kendisinden (hayır ve hizmet) umulan (ve saygı duyulan) birisiydin. (Şimdi) Atalarımızın taptıklarına kulluk yapmaktan (uyageldikleri ve o şekilde ibadet ettikleri din anlayışından ve alışageldiğimiz bu hayat tarzından) sen bizi vazgeçirip engelleyecek misin? Doğrusu bizi davet ettiğin şeyden (adil ve asil bir sistemin gerçekleşebilmesinden; Allah'ın dininin, bugünkü düzenden daha çok huzur ve refah vereceğinden) kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.”
-
12:31
Yusuf: 31
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ اَرْسَلَتْ اِلَيْهِنَّ وَاَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَاٰتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ سِكّٖينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّۚ فَلَمَّا رَاَيْنَهُٓ اَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا هٰذَا بَشَرًاۜ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا مَلَكٌ كَرٖيمٌ
(Aziz’in karısı Züleyha) Onların (dediklerini ve) düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, (kendilerine yastık gibi) oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin önüne (sofradaki meyveleri soymaları için keskin) bıçaklar bıraktı. (Yusuf’a da:) “Çık, onlara (görün ve kadınların karşısında yürü)” dedi. Böylece onlar onu (olağan dışı güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyütmüşler, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve: “Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün değerli bir melektir” demişlerdi.
-
12:108
Yusuf: 108
قُلْ هٰذِهٖ سَبٖيلٖٓي اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصٖيرَةٍ اَنَا۬ وَمَنِ اتَّبَعَنٖيۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
(Ey Resulüm!) De ki: “Bu, Benim yolum (ve yöntemimdir) ki, (öyle rastgele değil, ibret ve hikmetle) bir basiret üzere Allah'a davet ederim; Ben de ve Bana uyanlar da (böyle hareket ederiz). Ve Allah'ı tenzih ederim, Ben müşriklerden değilim.”
-
13:36
Ra'd: 36
وَالَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ قُلْ اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِهٖۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ
(Ey Resulüm!) Kendilerine kitap verdiklerimiz(den iz'an ve insaf ehli bazı kimseler), Sana indirilen (Kur’an) dolayısıyla sevinip ferahlık (ve gönül rahatlığı) duymaktadırlar; fakat (İslam’ın aleyhinde birleşen) gruplardan (şeytani hizip-parti ve oluşumlarından), Onun (Kur’an ayetlerinin) bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: "Ben, yalnızca Allah'a kulluk yapmak ve O'na asla ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na dua ve davet ederim ve son dönüşüm O'nadır."
-
14:10
İbrahim: 10
قَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ قَالُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۜ تُرٖيدُونَ اَنْ تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُبٖينٍ
Resulleri onlara dedi ki: "(Varlığı ve harika yaratışları açık olan Yüce) Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri (ve aralarındaki her şeyi) yaratandır; O sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir." (Hâlâ akıl edip inanmıyor musunuz?) Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz (herhalde) bizi, babalarımızın taptıklarından (tutageldikleri yoldan) çevirip-engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."
-
28:25
Kasas: 25
فَجَٓاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْشٖي عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍۘ قَالَتْ اِنَّ اَبٖي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَاۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَۙ قَالَ لَا تَخَفْ۠ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Ardından çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, hayâlı bir tavırla (ve utangaç bir tarzda) yürüyerek ona geldi. (Hz. Musa’ya:) “Babam, bizim için (sürüleri) sulamana karşılık, sana ücret vermek üzere seni davet etmektedir” dedi. Vaktâki (Hz. Musa) ona (Hz. Şuayb’ın yanına) gelip de olup bitenleri anlatınca o (Hz. Şuayb, Musa’ya dönüp: “Artık) korkma, (Mısır’daki) zalimler topluluğundan kurtulmuş vaziyettesin” dedi.
-
42:15
Şûrâ: 15
فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُۜ
(Ey Nebim!) O halde Sen (sürekli) davet et (herkesi Hakka çağırıp dur) ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamete koyul… Onların hevâ(i arzularına ve dünyevi tutkularına) uyma! Ve “Ben Allah’ın indirdiği Kitaptan (her hüküm ve habere) inandım ve aranızda (Kur’an) adaletiyle (davranmakla) emrolunup (görevli kılındım)” deyip (Hakkı uygula… De ki): “Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. (Artık) Bizimle aranızda (uydurma) ‘deliller getirerek boşuna tartışma(ya, hüccetli münakaşaya' gerek) yoktur. (Nasıl olsa) Allah (ahiret günü) bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş O'nadır (herkesin hesabını bizzat görecektir).”
-
46:31
Ahkaf: 31
يَا قَوْمَنَٓا اَجٖيبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِهٖ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلٖيمٍ
"Ey kavmimiz, (sizi) Allah'a davet edene icabet edin ve O’na iman edin; ki, günahlarınızdan (dilediği kadarını) bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun (ve kurtarsın)."
-
46:32
Ahkaf: 32
وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَٓاءُۜ اُو۬لٰٓئِكَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
"(Şunu bilin ki) Kim Allah'a (ve İslami kurallara) davet edene icabet etmezse, artık o yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve onun (kâfir ve zalim kulun) O'ndan (Allah’tan) başka (güvendikleri) velileri de (onu koruyup kurtaracak) değildir. İşte onlar, (Allah’ın çağrısına ve uyarılarına aldırmayanlar) apaçık bir sapkınlık içindedirler" (diye uyarmışlardı).
-
68:43
Kalem: 43
خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
Gözleri korkudan ve dehşetten düşüp şaşkınlaşmış, kendilerini de zillet sarıp-kuşatmıştır. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye (ve Kur’an’a itaat ve teslimiyete) davet edilirlerdi (de tenezzül edip buna yanaşmazlardı).
-
71:5
Nuh: 5
قَالَ رَبِّ اِنّٖي دَعَوْتُ قَوْمٖي لَيْلًا وَنَهَارًاۙ
(Nuh) Dedi ki: “Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz (Hakka) davet edip (gayret gösterdim).”
-
71:6
Nuh: 6
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَٓاءٖٓي اِلَّا فِرَارًا
“Fakat sonuçta benim davetim, sadece onların (Hakk’tan) kaçışını ziyadeleştirmiş (başka netice vermemiş)tir.”
-
71:7
Nuh: 7
وَاِنّٖي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ فٖٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ
“Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkayıvermişler, (bana hakaret kastıyla) örtülerini başlarına çekmişler ve kibirlendikçe kibirlenip, (küfür ve kötülükte) diretmişlerdi.”
-
71:8
Nuh: 8
ثُمَّ اِنّٖي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ
“Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim.”
-
11:62
Hud: 62
قَالُوا يَا صَالِحُ قَدْ كُنْتَ فٖينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هٰذَٓا اَتَنْهٰينَٓا اَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا وَاِنَّنَا لَفٖي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ مُرٖيبٍ
-
12:31
Yusuf: 31
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ اَرْسَلَتْ اِلَيْهِنَّ وَاَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَاٰتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ سِكّٖينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّۚ فَلَمَّا رَاَيْنَهُٓ اَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا هٰذَا بَشَرًاۜ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا مَلَكٌ كَرٖيمٌ
-
12:108
Yusuf: 108
قُلْ هٰذِهٖ سَبٖيلٖٓي اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصٖيرَةٍ اَنَا۬ وَمَنِ اتَّبَعَنٖيۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
-
13:36
Ra'd: 36
وَالَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ قُلْ اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِهٖۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ
-
14:10
İbrahim: 10
قَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ قَالُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۜ تُرٖيدُونَ اَنْ تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُبٖينٍ
-
28:25
Kasas: 25
فَجَٓاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْشٖي عَلَى اسْتِحْيَٓاءٍۘ قَالَتْ اِنَّ اَبٖي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَاۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَۙ قَالَ لَا تَخَفْ۠ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
-
42:15
Şûrâ: 15
فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُۜ
-
46:31
Ahkaf: 31
يَا قَوْمَنَٓا اَجٖيبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِهٖ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلٖيمٍ
-
46:32
Ahkaf: 32
وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَٓاءُۜ اُو۬لٰٓئِكَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
-
68:43
Kalem: 43
خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
-
71:5
Nuh: 5
قَالَ رَبِّ اِنّٖي دَعَوْتُ قَوْمٖي لَيْلًا وَنَهَارًاۙ
-
71:6
Nuh: 6
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَٓاءٖٓي اِلَّا فِرَارًا
-
71:7
Nuh: 7
وَاِنّٖي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ فٖٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ
-
71:8
Nuh: 8
ثُمَّ اِنّٖي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ