-
6:100
En'am: 100
(Bazıları) Cinnleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. (Cinnler Allah’ın mahlûkatıdır.) Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na (Cenab-ı Hakka hâşâ) oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O (Allah) ise bu nitelendiregeldikleri şeylerden Yücedir, uzaktır.
-
6:112
En'am: 112
Böylece bütün Nebilere (ve Hakk dava elçilerine), insan ve cinn şeytanlarından düşmanlar kıldık. Onlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldaşırlar. (Hakka davetçilerle onların yakın çevrelerine yerleşmiş bazı şeytani ekipler, sanki birbirlerine güveniyormuş tavrıyla sahte iltifatlar yağdırırlar.) Rabbin dileseydi (izin vermeseydi, elbette) bunu yapamazlardı. Öyleyse onları (Hakk dine ve hizbe sızmış insan suretli şeytanları) yalan olarak uydurmakta oldukları iftiralarıyla baş başa bırak. (Seyret ki sonları nasıl olacaktır!) [Not: Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette belirtildiği gibi, insanlar; 1- Ya Hizbullah=Allah’ın Tarafgirleri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Maide: 56), 2- Ya da; Hizbüşşeytan=Şeytanın Tâbileri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Mücadele: 19)]
-
6:128
En'am: 128
(Allah-u Teâlâ) Onların hepsini toplayıp haşredeceği gün: “Ey cinn (şeytanları) taifesi, insanlardan (din adamı, ilim erbabı, ilahiyatçı ve hizmet sevdalısı sanılanların bir)çoğunu (ayartıp kendinize yardımcı edindiniz) öyle mi?” diye (sorguya çekecektir). İnsanlardan şeytanları veli edinenler ise: “Ya Rabbi kimimiz kimimizden yararlandık (şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar olarak, yanlış ve haksız olduğunu bile bile birbirimizden dünyalık amaçlar uğruna istifade etmeye çalıştık) ve nihayet tayin ve tespit ettiğin süreye (hesap gününe) ulaştık” diye (suçlarını itiraf edeceklerdir. Cenab-ı Hakk ise) buyuracak ki: "Allah'ın dilediği hariç olmak üzere, sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yeriniz ateştir." Şüphesiz Rabbin, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır, (her şeyi hakkıyla) Bilendir.
-
6:130
En'am: 130
(Yüce Rabbimiz:) “Ey cinn ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve (sonunda mutlaka ulaşacağınız) şimdi bu karşı karşıya kaldığınız (hesap) gününüzle (ahiretle) sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi?” (diye sorunca) Onlar: "Nefislerimiz üzerine ve kendi aleyhimize şahitlik ederiz (ki, evet bize uyarıcılar geldi, ama dünyalık şeref ve şehvetler bizi alt etti)” diyeceklerdir. (Doğrusu) Dünya hayatı onları aldatıp oyalayıvermiştir ve gerçekten kâfir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şahitlik edeceklerdir.
-
7:38
A'raf: 38
(Cenab-ı Hakk bunlara:) "Haydi cinnlerden ve insanlardan ibaret (sapkın kimselerle), sizden önce geçmiş (küfre ve kötülüğe yönelmiş) ümmetlerle birlikte şimdi ateşe girin!" diyecektir. Her bir ümmet (cehenneme) girerken (aynı bâtıl ve bozuk yoldaki) kardeşini (kendi benzerini ve yoldaş kimseleri) lanetleyecektir. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada (cehennemin kapısında) toplanınca, sonraki (kâfir)ler (peşlerine gittikleri) önceki (kâfir)ler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse kendilerine ateşten kat kat artırılmış bir azap ver” diyeceklerdir. (Allah da: "Azıtıp sapıtan herkes ve) Hepiniz için kat kat (azap vardır). Ancak siz (Hakkı ve hayrı kabullenmez ve) bilmezsiniz (cahil ve gafil kimselersiniz)" diye (azarlayacaktır).
-
11:119
Hud: 119
Rabbinin rahmet (ve hidayet) ettikleri dışında (insanların çoğu gereksiz ihtilaf ve ihtiraslarla uğraşmaktadırlar. Ve zaten Allah CC) Onları bunun için (herkes ayarını ortaya koysun diye) yaratmıştır. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiş olacaktır: "Andolsun, cehennemi cinnlerden ve insanlardan, (kâfirlerin) tümüyle dolduracağım" (bu adaletin gereğidir).
-
15:27
Hicr: 27
Daha önce Cann'ı (cinn halkını ve şeytan takımını) da, 'nüfuz edici (madenlerden ve bedenden geçici) kavurucu' ateşten (elektrik cinsi bir enerjiden) yaratmıştık.
-
17:88
İsrâ: 88
De ki: “Eğer bütün insanlar ve cinn takımı, bu Kur’an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi bile olsalar- (yine de) onun bir benzerini getiremezler (bu imkânsızdır).” (Ve zaten 14 asrı aşkındır bunu yapamamışlardır!..)
-
18:50
Kehf: 50
Hani meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik de, İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O (ise) cinnlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkıp (isyana yönelmişti). Bu durumda (hâlâ) Beni bırakıp onu ve soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (İnsi ve cinni şeytanların peşine takılmak) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercihtir ve Allah’ın himayesini şeytanın vesvesesiyle) değiştirmedir.
-
27:17
Neml: 17
Süleyman'a (hizmet için) cinnlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular (emir dinleyen ve hizmet eden gruplar) toplanmış ve bunlar (onun emrinde ve istediği hizmete) bölükler halinde dağıtılmıştı. (Ki bunlar Allah’ın özel inayeti ve nimetleridir.)
-
27:39
Neml: 39
Cinnlerden bir ifrit şöyle demişti: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim” (teklifini iletmişti).
-
34:14
Sebe': 14
Vaktâki onun ölümüne karar verdiğimiz zaman, (vefat ettiği halde, asasına dayalı olarak günlerce ayakta tutulan Hz. Süleyman’ın) ölümünü onlara (cinn takımına, ancak) asasını yemekte olan bir ağaç kurdu fark ettirmişti. (Hz. Süleyman’ın dayandığı değnek kırılıp yere düşünceye kadar, cinnler onun öldüğünü anlamamışlardı.) Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinnler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azap içinde kalıp (bu utancı yaşayıp) durmazlardı.
-
34:41
Sebe': 41
(Melekler veya Melikler ise) Derler ki: "Hâşâ, Sen Yücesin! Bizim Velimiz (yöneticimiz ve sahibimiz) Sensin, onlar değil. Hayır, onlar (tuzağına kapıldıkları şeytani) cinnlere tapıyorlardı ve çoğu onların (yalanlarına) inanmışlardı." [Not: Cinnlerin, içine girip konuştukları bu putlara tapan veya şeytani kuruntularını Allah’ın özel ilhamı sanan bazı sahtekârlara körü körüne bağlanan insanlardı.]
-
37:158
Sâffât: 158
Bir de onlar, (hiç utanmadan) Kendisiyle (Allah ile) cinnler (görünmeyen enerji varlıklar) arasında bir soybağı kurdular. Oysa andolsun, cinnler de onların (kâfirlerin azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilip durmaktadır. (Cinn takımı da Allah’ın aciz yaratıklarıdır.)
-
41:29
Fussilet: 29
İnkâr edenler: "Rabbimiz, cinnlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ki, ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar" diye (yalvaracaklardır.)
-
46:18
Ahkaf: 18
İşte bunlar (inkârcı vicdansızlar), cinnlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azap) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, (ebediyen) ziyana uğrayanlardır.
-
46:29
Ahkaf: 29
Hani Biz, o vakit (ey Nebim, dışlanıp taşlandığın Taif tebliğinden dönerken) cinnlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere Sana yöneltip yollamıştık. Böylece Onun huzuruna geldikleri zaman (birbirlerine): "Kulak verin (önemli ve hakikatli şeyler anlatıyor)" demişler; sonra (bu dinleme faslı) bitirilince kendi kavimlerine (Hakka çağırıcı) uyarıcılar olarak dönmüş (ve gördüklerini anlatmışlardı).
-
46:30
Ahkaf: 30
(Onlara) Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilmiş olan, kendinden öncekileri de doğrulayan bir Kitap dinledik; (Bu Kur’an) Hakka ve doğru olan yola yöneltip (ufkumuzu aydınlatmaktadır)."
-
51:56
Zâriyât: 56
Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. (Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında; sorumluluğu ve yükümlülükleri de vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp O’na ibadet, hizmet ve hilafet için yaratılmıştır.)
-
55:15
Rahmân: 15
Cann'ı (cinnleri) de 'yalın-dumansız bir ateşten' (enerji-elektrik cinsinden) yaratmıştır.
-
55:33
Rahmân: 33
Ey cinn ve ins(an) toplulukları! Haydi gücünüz yeterse, göklerin ve yerin (çevre) bucaklarından (ve sınır çıkışlarından) geçip gidin! Bunu ancak üstün bir güç ve kudretle (büyük servetlerle elde edilen yüksek bir teknolojiyle) başarabilirsiniz. (Yoksa öyle kolaylıkla engelleri-mesafeleri aşıp uzaydaki duraklara ulaşamazsınız.)
-
55:35
Rahmân: 35
(Ey sorumlu varlıklar olan insanlar ve cinnler!) İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de (ondan) kendinizi koruyamazsınız.
-
55:39
Rahmân: 39
İşte o gün, ne insana ne cinne; (kendi suçu ve sorumluluğu dışında başkasının) günahından sorulmayacaktır.
-
55:56
Rahmân: 56
Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cinn dokunmuş değildir. (Sürekli temiz ve bâkire kalacaklardır.)
-
55:74
Rahmân: 74
(Öyle ki) Bunlardan (cenneti kazanmış mü’min bahtiyarlardan) önce kendilerine (cennet hurilerine) asla bir insan ve bir cinn dokunmamıştır.
-
72:1
Cinn: 1
(Ey Resulüm!) De ki: Gerçekten Bana vahyolundu(ğuna göre; hicretten 3 yıl öncesinde ve sıkıntılı Taif ziyareti dönüşünde) cinnlerden bir grubun (gelip Benden) işiterek: “Doğrusu biz, (büyük) hayranlık ve hayret uyandıran bir Kur'an dinledik” dedikleri (bildirildi.)
-
72:2
Cinn: 2
(Cinnler) "O (Kur'an), ‘Hakka ve doğruya' yöneltip-iletmektedir. Bu yüzden Ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız" (diye söz vermişlerdir).
-
72:3
Cinn: 3
"Elbette Rabbimizin şanı Yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk (sahibidir)."
-
72:4
Cinn: 4
"Doğrusu şu bizim beyinsizlerimiz (cinn taifesinin cahilleri ve şeytanın avaneleri daha önce), Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylüyor idi."
-
72:5
Cinn: 5
"Oysa hakikaten biz, insanların ve cinnlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini zannetmiştik."
-
72:6
Cinn: 6
"(Maalesef) Gerçek şu ki: İnsanlardan bazı kişiler, cinnlerden bazı kişilere sığınırlardı (onlardan birtakım bilgiler alıp başkalarına üstünlük taslarlardı). Öyle ki, onların (cinnlerin de) şımarıklık ve azgınlıklarını artırırlardı."
-
72:7
Cinn: 7
"Ve onlar (cinnlerin kâfir takımı), sizin de öyle zannedip aldandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak (ahirette hesaba çekmek üzere) diriltmeyeceğini (veya hiç kimseyi peygamber göndermeyeceğini) sanmışlardı."
-
72:8
Cinn: 8
“(Kader programının günlük görev taksimatı sırasında bilgi hırsızlığı yapmak ve gelip insanları azdırmak için) Doğrusu biz (cinnler, Hz. Muhammed geldikten sonra yine) göğü (dokunup) yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla (ateş alevleri olan kovalayıcı toplarla) kaplı (doldurulmuş) bulduk.”
-
72:9
Cinn: 9
“Oysa gerçekte biz, (daha önce bazı sırları) dinlemek için onun durak yerlerinde (göğün bazı mevkilerine) otururduk. Ama şimdi (cinnlerden) kim (kader taksimat bilgilerini) dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab (yıldız kayması denilen ateş ve alev çarpması) bulur (ve kovulur).”
-
72:10
Cinn: 10
"Doğrusu (hikmetini) bilmiyoruz; (cinnlerin bazı kader bilgilerini çalmaktan kovulmaları suretiyle) yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi (bunu tam seçemiyoruz)?"
-
72:11
Cinn: 11
"Gerçek şu ki, bizden (cinnlerden imanlı ve yararlı) salih olanlar da vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da (bulunmaktadır). Biz (cinnler de insanlar gibi) farklı ve ihtilaflı yolların (birbirlerine aykırı tasavvur ve tarikatların) fırkaları olmuşuz."
-
72:12
Cinn: 12
"Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, yeryüzünde (bulunsak da) Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı, (çok hızlı hareket edip) kaçmak suretiyle de O’nu çaresizliğe uğratıp hiçbir şekilde (elinden) kurtulamayacağımızı kesinlikle anlamış durumdayız."
-
72:13
Cinn: 13
"Elbette biz, o (Hakka ve hayra) hidayet edici (ve yol gösterici Kur'an'ı) işitince, Ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) azalacağından ve ne de haksızlığa uğrayacağından (endişe edip) korkmayacaktır."
-
72:14
Cinn: 14
“Ve elbette bizden (cinnlerden) Müslüman olanlar da vardır, (sapıtıp haddini aşarak inkâr ve isyanla) Hakk’tan cayanlar ve zulme kayanlar da (bulunmaktadır). İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır.”
-
72:15
Cinn: 15
(İnkâra ve isyana yönelip) “Hakk’tan saparak zulme kayanlar ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır.”
-
114:5
Nâs: 5
Ki o (iblis pusuya yatıp, şeytani heves ve dürtüleri kışkırtmak üzere) insanların göğüslerine (gönüllerine) vesvese vermekte (zihinlerine şüphe ve fitne düşürmektedir, devamlı ve farklı şekilde içlerine kuşku ve kuruntu üflemekte)dir.
-
114:6
Nâs: 6
Gerek cinnlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas’tan, yani; hem cinn olarak enerji boyutundaki, hem de insan suretindeki safsatacılardan; kalpleri İblisin karargâhı olmuş: Ahlâk fesatçısı, günah fetvacısı, münakaşa ve kavga fırsatçısı vesveseci şeytanlardan Allah'a sığınırım.)”
-
6:100
En'am: 100
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنٖينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَصِفُونَ۟
(Bazıları) Cinnleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. (Cinnler Allah’ın mahlûkatıdır.) Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na (Cenab-ı Hakka hâşâ) oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O (Allah) ise bu nitelendiregeldikleri şeylerden Yücedir, uzaktır.
-
6:112
En'am: 112
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطٖينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحٖي بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًاۜ وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
Böylece bütün Nebilere (ve Hakk dava elçilerine), insan ve cinn şeytanlarından düşmanlar kıldık. Onlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldaşırlar. (Hakka davetçilerle onların yakın çevrelerine yerleşmiş bazı şeytani ekipler, sanki birbirlerine güveniyormuş tavrıyla sahte iltifatlar yağdırırlar.) Rabbin dileseydi (izin vermeseydi, elbette) bunu yapamazlardı. Öyleyse onları (Hakk dine ve hizbe sızmış insan suretli şeytanları) yalan olarak uydurmakta oldukları iftiralarıyla baş başa bırak. (Seyret ki sonları nasıl olacaktır!) [Not: Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette belirtildiği gibi, insanlar; 1- Ya Hizbullah=Allah’ın Tarafgirleri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Maide: 56), 2- Ya da; Hizbüşşeytan=Şeytanın Tâbileri, Destekçileri, Partisi ve Ekibi olmaktadır. (Bak: Mücadele: 19)]
-
6:128
En'am: 128
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًاۚ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِۚ وَقَالَ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ مِنَ الْاِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَٓا اَجَلَنَا الَّذٖٓي اَجَّلْتَ لَنَاۜ قَالَ النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ رَبَّكَ حَكٖيمٌ عَلٖيمٌ
(Allah-u Teâlâ) Onların hepsini toplayıp haşredeceği gün: “Ey cinn (şeytanları) taifesi, insanlardan (din adamı, ilim erbabı, ilahiyatçı ve hizmet sevdalısı sanılanların bir)çoğunu (ayartıp kendinize yardımcı edindiniz) öyle mi?” diye (sorguya çekecektir). İnsanlardan şeytanları veli edinenler ise: “Ya Rabbi kimimiz kimimizden yararlandık (şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar olarak, yanlış ve haksız olduğunu bile bile birbirimizden dünyalık amaçlar uğruna istifade etmeye çalıştık) ve nihayet tayin ve tespit ettiğin süreye (hesap gününe) ulaştık” diye (suçlarını itiraf edeceklerdir. Cenab-ı Hakk ise) buyuracak ki: "Allah'ın dilediği hariç olmak üzere, sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yeriniz ateştir." Şüphesiz Rabbin, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır, (her şeyi hakkıyla) Bilendir.
-
6:130
En'am: 130
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتٖي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِرٖينَ
(Yüce Rabbimiz:) “Ey cinn ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve (sonunda mutlaka ulaşacağınız) şimdi bu karşı karşıya kaldığınız (hesap) gününüzle (ahiretle) sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi?” (diye sorunca) Onlar: "Nefislerimiz üzerine ve kendi aleyhimize şahitlik ederiz (ki, evet bize uyarıcılar geldi, ama dünyalık şeref ve şehvetler bizi alt etti)” diyeceklerdir. (Doğrusu) Dünya hayatı onları aldatıp oyalayıvermiştir ve gerçekten kâfir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şahitlik edeceklerdir.
-
7:38
A'raf: 38
قَالَ ادْخُلُوا فٖٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا فٖيهَا جَمٖيعًاۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ
(Cenab-ı Hakk bunlara:) "Haydi cinnlerden ve insanlardan ibaret (sapkın kimselerle), sizden önce geçmiş (küfre ve kötülüğe yönelmiş) ümmetlerle birlikte şimdi ateşe girin!" diyecektir. Her bir ümmet (cehenneme) girerken (aynı bâtıl ve bozuk yoldaki) kardeşini (kendi benzerini ve yoldaş kimseleri) lanetleyecektir. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada (cehennemin kapısında) toplanınca, sonraki (kâfir)ler (peşlerine gittikleri) önceki (kâfir)ler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse kendilerine ateşten kat kat artırılmış bir azap ver” diyeceklerdir. (Allah da: "Azıtıp sapıtan herkes ve) Hepiniz için kat kat (azap vardır). Ancak siz (Hakkı ve hayrı kabullenmez ve) bilmezsiniz (cahil ve gafil kimselersiniz)" diye (azarlayacaktır).
-
11:119
Hud: 119
اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَۜ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْۜ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعٖينَ
Rabbinin rahmet (ve hidayet) ettikleri dışında (insanların çoğu gereksiz ihtilaf ve ihtiraslarla uğraşmaktadırlar. Ve zaten Allah CC) Onları bunun için (herkes ayarını ortaya koysun diye) yaratmıştır. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiş olacaktır: "Andolsun, cehennemi cinnlerden ve insanlardan, (kâfirlerin) tümüyle dolduracağım" (bu adaletin gereğidir).
-
15:27
Hicr: 27
وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ
Daha önce Cann'ı (cinn halkını ve şeytan takımını) da, 'nüfuz edici (madenlerden ve bedenden geçici) kavurucu' ateşten (elektrik cinsi bir enerjiden) yaratmıştık.
-
17:88
İsrâ: 88
قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا
De ki: “Eğer bütün insanlar ve cinn takımı, bu Kur’an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi bile olsalar- (yine de) onun bir benzerini getiremezler (bu imkânsızdır).” (Ve zaten 14 asrı aşkındır bunu yapamamışlardır!..)
-
18:50
Kehf: 50
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖيسَۜ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖۜ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُٓ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونٖي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۜ بِئْسَ لِلظَّالِمٖينَ بَدَلًا
Hani meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik de, İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O (ise) cinnlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkıp (isyana yönelmişti). Bu durumda (hâlâ) Beni bırakıp onu ve soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (İnsi ve cinni şeytanların peşine takılmak) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercihtir ve Allah’ın himayesini şeytanın vesvesesiyle) değiştirmedir.
-
27:17
Neml: 17
وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Süleyman'a (hizmet için) cinnlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular (emir dinleyen ve hizmet eden gruplar) toplanmış ve bunlar (onun emrinde ve istediği hizmete) bölükler halinde dağıtılmıştı. (Ki bunlar Allah’ın özel inayeti ve nimetleridir.)
-
27:39
Neml: 39
قَالَ عِفْرٖيتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰتٖيكَ بِهٖ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّٖي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَمٖينٌ
Cinnlerden bir ifrit şöyle demişti: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim” (teklifini iletmişti).
-
34:14
Sebe': 14
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِهٖٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهٖينِ
Vaktâki onun ölümüne karar verdiğimiz zaman, (vefat ettiği halde, asasına dayalı olarak günlerce ayakta tutulan Hz. Süleyman’ın) ölümünü onlara (cinn takımına, ancak) asasını yemekte olan bir ağaç kurdu fark ettirmişti. (Hz. Süleyman’ın dayandığı değnek kırılıp yere düşünceye kadar, cinnler onun öldüğünü anlamamışlardı.) Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinnler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azap içinde kalıp (bu utancı yaşayıp) durmazlardı.
-
34:41
Sebe': 41
قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ
(Melekler veya Melikler ise) Derler ki: "Hâşâ, Sen Yücesin! Bizim Velimiz (yöneticimiz ve sahibimiz) Sensin, onlar değil. Hayır, onlar (tuzağına kapıldıkları şeytani) cinnlere tapıyorlardı ve çoğu onların (yalanlarına) inanmışlardı." [Not: Cinnlerin, içine girip konuştukları bu putlara tapan veya şeytani kuruntularını Allah’ın özel ilhamı sanan bazı sahtekârlara körü körüne bağlanan insanlardı.]
-
37:158
Sâffât: 158
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
Bir de onlar, (hiç utanmadan) Kendisiyle (Allah ile) cinnler (görünmeyen enerji varlıklar) arasında bir soybağı kurdular. Oysa andolsun, cinnler de onların (kâfirlerin azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilip durmaktadır. (Cinn takımı da Allah’ın aciz yaratıklarıdır.)
-
41:29
Fussilet: 29
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا رَبَّنَٓا اَرِنَا الَّذَيْنِ اَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ اَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْاَسْفَلٖينَ
İnkâr edenler: "Rabbimiz, cinnlerden ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster ki, ayaklarımızın altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar" diye (yalvaracaklardır.)
-
46:18
Ahkaf: 18
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فٖٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۜ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرٖينَ
İşte bunlar (inkârcı vicdansızlar), cinnlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmiş ümmetler içinde (azap) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, (ebediyen) ziyana uğrayanlardır.
-
46:29
Ahkaf: 29
وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِرٖينَ
Hani Biz, o vakit (ey Nebim, dışlanıp taşlandığın Taif tebliğinden dönerken) cinnlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere Sana yöneltip yollamıştık. Böylece Onun huzuruna geldikleri zaman (birbirlerine): "Kulak verin (önemli ve hakikatli şeyler anlatıyor)" demişler; sonra (bu dinleme faslı) bitirilince kendi kavimlerine (Hakka çağırıcı) uyarıcılar olarak dönmüş (ve gördüklerini anlatmışlardı).
-
46:30
Ahkaf: 30
قَالُوا يَا قَوْمَنَٓا اِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّ وَاِلٰى طَرٖيقٍ مُسْتَقٖيمٍ
(Onlara) Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilmiş olan, kendinden öncekileri de doğrulayan bir Kitap dinledik; (Bu Kur’an) Hakka ve doğru olan yola yöneltip (ufkumuzu aydınlatmaktadır)."
-
51:56
Zâriyât: 56
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. (Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında; sorumluluğu ve yükümlülükleri de vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp O’na ibadet, hizmet ve hilafet için yaratılmıştır.)
-
55:15
Rahmân: 15
وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ
Cann'ı (cinnleri) de 'yalın-dumansız bir ateşten' (enerji-elektrik cinsinden) yaratmıştır.
-
55:33
Rahmân: 33
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ
Ey cinn ve ins(an) toplulukları! Haydi gücünüz yeterse, göklerin ve yerin (çevre) bucaklarından (ve sınır çıkışlarından) geçip gidin! Bunu ancak üstün bir güç ve kudretle (büyük servetlerle elde edilen yüksek bir teknolojiyle) başarabilirsiniz. (Yoksa öyle kolaylıkla engelleri-mesafeleri aşıp uzaydaki duraklara ulaşamazsınız.)
-
55:35
Rahmân: 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ
(Ey sorumlu varlıklar olan insanlar ve cinnler!) İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de (ondan) kendinizi koruyamazsınız.
-
55:39
Rahmân: 39
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْبِهٖٓ اِنْسٌ وَلَا جَٓانٌّۚ
İşte o gün, ne insana ne cinne; (kendi suçu ve sorumluluğu dışında başkasının) günahından sorulmayacaktır.
-
55:56
Rahmân: 56
فٖيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cinn dokunmuş değildir. (Sürekli temiz ve bâkire kalacaklardır.)
-
55:74
Rahmân: 74
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
(Öyle ki) Bunlardan (cenneti kazanmış mü’min bahtiyarlardan) önce kendilerine (cennet hurilerine) asla bir insan ve bir cinn dokunmamıştır.
-
72:1
Cinn: 1
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ
(Ey Resulüm!) De ki: Gerçekten Bana vahyolundu(ğuna göre; hicretten 3 yıl öncesinde ve sıkıntılı Taif ziyareti dönüşünde) cinnlerden bir grubun (gelip Benden) işiterek: “Doğrusu biz, (büyük) hayranlık ve hayret uyandıran bir Kur'an dinledik” dedikleri (bildirildi.)
-
72:2
Cinn: 2
يَهْدٖٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِهٖۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَدًاۙ
(Cinnler) "O (Kur'an), ‘Hakka ve doğruya' yöneltip-iletmektedir. Bu yüzden Ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız" (diye söz vermişlerdir).
-
72:3
Cinn: 3
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًاۙ
"Elbette Rabbimizin şanı Yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk (sahibidir)."
-
72:4
Cinn: 4
وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفٖيهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطًاۙ
"Doğrusu şu bizim beyinsizlerimiz (cinn taifesinin cahilleri ve şeytanın avaneleri daha önce), Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylüyor idi."
-
72:5
Cinn: 5
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۙ
"Oysa hakikaten biz, insanların ve cinnlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini zannetmiştik."
-
72:6
Cinn: 6
وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًاۙ
"(Maalesef) Gerçek şu ki: İnsanlardan bazı kişiler, cinnlerden bazı kişilere sığınırlardı (onlardan birtakım bilgiler alıp başkalarına üstünlük taslarlardı). Öyle ki, onların (cinnlerin de) şımarıklık ve azgınlıklarını artırırlardı."
-
72:7
Cinn: 7
وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَدًاۙ
"Ve onlar (cinnlerin kâfir takımı), sizin de öyle zannedip aldandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak (ahirette hesaba çekmek üzere) diriltmeyeceğini (veya hiç kimseyi peygamber göndermeyeceğini) sanmışlardı."
-
72:8
Cinn: 8
وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدٖيدًا وَشُهُبًاۙ
“(Kader programının günlük görev taksimatı sırasında bilgi hırsızlığı yapmak ve gelip insanları azdırmak için) Doğrusu biz (cinnler, Hz. Muhammed geldikten sonra yine) göğü (dokunup) yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla (ateş alevleri olan kovalayıcı toplarla) kaplı (doldurulmuş) bulduk.”
-
72:9
Cinn: 9
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًاۙ
“Oysa gerçekte biz, (daha önce bazı sırları) dinlemek için onun durak yerlerinde (göğün bazı mevkilerine) otururduk. Ama şimdi (cinnlerden) kim (kader taksimat bilgilerini) dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab (yıldız kayması denilen ateş ve alev çarpması) bulur (ve kovulur).”
-
72:10
Cinn: 10
وَاَنَّا لَا نَدْرٖٓي اَشَرٌّ اُرٖيدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ
"Doğrusu (hikmetini) bilmiyoruz; (cinnlerin bazı kader bilgilerini çalmaktan kovulmaları suretiyle) yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi (bunu tam seçemiyoruz)?"
-
72:11
Cinn: 11
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ
"Gerçek şu ki, bizden (cinnlerden imanlı ve yararlı) salih olanlar da vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da (bulunmaktadır). Biz (cinnler de insanlar gibi) farklı ve ihtilaflı yolların (birbirlerine aykırı tasavvur ve tarikatların) fırkaları olmuşuz."
-
72:12
Cinn: 12
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًاۙ
"Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, yeryüzünde (bulunsak da) Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı, (çok hızlı hareket edip) kaçmak suretiyle de O’nu çaresizliğe uğratıp hiçbir şekilde (elinden) kurtulamayacağımızı kesinlikle anlamış durumdayız."
-
72:13
Cinn: 13
وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِهٖۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهٖ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًاۙ
"Elbette biz, o (Hakka ve hayra) hidayet edici (ve yol gösterici Kur'an'ı) işitince, Ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) azalacağından ve ne de haksızlığa uğrayacağından (endişe edip) korkmayacaktır."
-
72:14
Cinn: 14
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا
“Ve elbette bizden (cinnlerden) Müslüman olanlar da vardır, (sapıtıp haddini aşarak inkâr ve isyanla) Hakk’tan cayanlar ve zulme kayanlar da (bulunmaktadır). İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır.”
-
72:15
Cinn: 15
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ
(İnkâra ve isyana yönelip) “Hakk’tan saparak zulme kayanlar ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır.”
-
114:5
Nâs: 5
اَلَّذٖي يُوَسْوِسُ فٖي صُدُورِ النَّاسِۙ
Ki o (iblis pusuya yatıp, şeytani heves ve dürtüleri kışkırtmak üzere) insanların göğüslerine (gönüllerine) vesvese vermekte (zihinlerine şüphe ve fitne düşürmektedir, devamlı ve farklı şekilde içlerine kuşku ve kuruntu üflemekte)dir.
-
114:6
Nâs: 6
مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Gerek cinnlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas’tan, yani; hem cinn olarak enerji boyutundaki, hem de insan suretindeki safsatacılardan; kalpleri İblisin karargâhı olmuş: Ahlâk fesatçısı, günah fetvacısı, münakaşa ve kavga fırsatçısı vesveseci şeytanlardan Allah'a sığınırım.)”
-
6:100
En'am: 100
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنٖينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَصِفُونَ۟
-
6:112
En'am: 112
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطٖينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحٖي بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًاۜ وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
-
6:128
En'am: 128
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًاۚ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِۚ وَقَالَ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ مِنَ الْاِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَٓا اَجَلَنَا الَّذٖٓي اَجَّلْتَ لَنَاۜ قَالَ النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ رَبَّكَ حَكٖيمٌ عَلٖيمٌ
-
6:130
En'am: 130
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتٖي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِرٖينَ
-
7:38
A'raf: 38
قَالَ ادْخُلُوا فٖٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا فٖيهَا جَمٖيعًاۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ
-
11:119
Hud: 119
اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَۜ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْۜ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعٖينَ
-
15:27
Hicr: 27
وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ
-
17:88
İsrâ: 88
قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا
-
18:50
Kehf: 50
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖيسَۜ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖۜ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُٓ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونٖي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۜ بِئْسَ لِلظَّالِمٖينَ بَدَلًا
-
27:17
Neml: 17
وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
-
27:39
Neml: 39
قَالَ عِفْرٖيتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰتٖيكَ بِهٖ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّٖي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَمٖينٌ
-
34:14
Sebe': 14
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِهٖٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهٖينِ
-
34:41
Sebe': 41
قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ
-
37:158
Sâffât: 158
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
-
41:29
Fussilet: 29
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا رَبَّنَٓا اَرِنَا الَّذَيْنِ اَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ اَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْاَسْفَلٖينَ
-
46:18
Ahkaf: 18
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فٖٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۜ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرٖينَ
-
46:29
Ahkaf: 29
وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِرٖينَ
-
46:30
Ahkaf: 30
قَالُوا يَا قَوْمَنَٓا اِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّ وَاِلٰى طَرٖيقٍ مُسْتَقٖيمٍ
-
51:56
Zâriyât: 56
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
-
55:15
Rahmân: 15
وَخَلَقَ الْجَٓانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ
-
55:33
Rahmân: 33
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ
-
55:35
Rahmân: 35
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ
-
55:39
Rahmân: 39
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْبِهٖٓ اِنْسٌ وَلَا جَٓانٌّۚ
-
55:56
Rahmân: 56
فٖيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
-
55:74
Rahmân: 74
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
-
72:1
Cinn: 1
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ
-
72:2
Cinn: 2
يَهْدٖٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِهٖۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَدًاۙ
-
72:3
Cinn: 3
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًاۙ
-
72:4
Cinn: 4
وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفٖيهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطًاۙ
-
72:5
Cinn: 5
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۙ
-
72:6
Cinn: 6
وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًاۙ
-
72:7
Cinn: 7
وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَدًاۙ
-
72:8
Cinn: 8
وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدٖيدًا وَشُهُبًاۙ
-
72:9
Cinn: 9
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًاۙ
-
72:10
Cinn: 10
وَاَنَّا لَا نَدْرٖٓي اَشَرٌّ اُرٖيدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ
-
72:11
Cinn: 11
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ
-
72:12
Cinn: 12
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًاۙ
-
72:13
Cinn: 13
وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِهٖۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهٖ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًاۙ
-
72:14
Cinn: 14
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا
-
72:15
Cinn: 15
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ
-
114:5
Nâs: 5
اَلَّذٖي يُوَسْوِسُ فٖي صُدُورِ النَّاسِۙ
-
114:6
Nâs: 6
مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ