• 35:35 Fâtır: 35

    اَلَّذٖٓي اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِهٖۚ لَا يَمَسُّنَا فٖيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فٖيهَا لُغُوبٌ

    “Ki O (Allah), bizi Kendi lütfundan (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; artık burada bize ne bir zahmet ve yorgunluk isabet edecektir ve ne de burada bize bir bıkkınlık ve usanç gelecektir” (diye şükredeceklerdir).

  • 41:38 Fussilet: 38

    فَاِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ

    (Müşrikler ve münkirler) Şayet onlar (Allah’a ibadet ve teslimiyet konusunda kibirlenip) büyüklenecek olurlarsa (aldırma, çünkü bu kendilerini küçültmekten başka sonuç vermeyecektir. Zira) Rabbinin katında bulunan (nurani ve ruhani varlık)lar, (zaten) O'nu gece ve gündüz tesbih etmektedir ve (bundan dolayı kendilerine) bıkkınlık da gelmemektedir.

  • 41:49 Fussilet: 49

    لَا يَسْـَٔمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَٓاءِ الْخَيْرِۘ وَاِنْ مَسَّهُ الشَّرُّ فَيَؤُ۫سٌ قَنُوطٌ

    İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, hemen ye'se düşen bir ümitsiz (kesilir ve üzülüp kederlenir).