-
7:137
A'raf: 137
(İmanın ve Hakk davanın çilesine katlanan ve uzun yıllar) Hor görülüp ezilmekte olan o (mü’min ve mücahit) topluluğu (ise), içini bereketler ve nimetlerle donattığımız yeryüzünün doğularına ve batılarına (bütün dünyaya) mirasçı (ve hükümran) kıldık (kılacağız. Böylece) Rabbinin (iman ve itaat ettikleri takdirde) İsrailoğullarına olan o güzel sözü (va’adi), sabretmeleri dolayısıyla (yerine getirilip) tamamlandı. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir edip dağıttık. (Bu hak ettikleri bir akıbetti.)
-
11:48
Hud: 48
(Bunun üzerine) “Ey Nuh” denildi… “Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere (insan ve hayvan türlerine) Bizden selamet ve bereket (verilmiş olarak gemiden) inin… (Sabır ve sadakatinize karşılık onurlu ve huzurlu yaşayın… Kıyamete kadar; sizin gibi iman ve itaat ehli olup hidayet davetine uyan ve selamet gemisine oturan bütün topluluklar da barış, bereket ve emniyet içinde olacaklardır. Ama küfre ve nankörlüğe düşen) Diğer ümmetleri de (dünyada bir müddet) yararlandıracağız. Sonra (hidayet gemisine binmeyenlere, yine) Bizden çok acı (ve alçaltıcı) bir azap dokunacaktır.” (Bu Allah’ın sünnetidir.)
-
11:73
Hud: 73
(Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"
-
17:1
İsrâ: 1
• NOT: [İSRA SURESİ ilk ayetlerinde: a-Hem Miraç hadisesinin hikmet ve hedefleri anlatılmaktadır. b-Hem Mescid-i Aksa’nın (Kudüs ve Filistin topraklarının) ve civarının; Doğu Akdeniz Havzası, Türkiye, Mısır, Sudan, Suriye, Irak, İran ve Arabistan yarımadasının, iklim ve bitki ürünleri ve yer altı zenginlikleri bakımından bereketli kılındığı, ve özellikle Hakk Dinin ve büyük medeniyetlerin beşiği yapıldığı vurgulanmaktadır. c-Hem de Beni İsrail’in küfür ve zulüm ehlinin kirli geçmişlerine ve günümüzdeki acı akıbetlerine işaret buyrulmaktadır.]
Bazı ayetlerimizden (ibret ve hikmet mucizelerimizden) kendisine göstermek için, (en makbul ve muhterem) kulunu (Hz. Muhammed’i AS) bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren (oradan da bütün gök katlarına yükseltip kudret ve hikmet eserlerini seyrettiren. Bak: İsrâ-93) O (Allah) Yücedir. (Sübhan olup her türlü hata ve noksanlıktan münezzehtir.) Gerçekten O (her şeyi, herkesi, her sesi ve kalpten geçeni) İşitendir, Görendir. (Öyle ise devamlı O’nun huzurunda bulunduğunuzu unutmayınız.) [Not: Böylece insanlar içerisinden seçip Kendi Zatına en güzel ve en mükemmel Halife makamına eriştirdiği Hz. Muhammed’e (SAV), Kâinatın bütün tabakalarını ve oralardaki harika yaratıklarını bizzat göstermek ve İlahi müjde ve mesajlarını hepsine iletmek üzere, Onu Mİ’RAC’a çıkarmıştır.]
-
21:71
Enbiya: 71
(Sonunda İbrahim’i) Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, âlemler (insanlık) için bereketler kıldığımız yere (ülkeye-Filistin’e) ulaştırdık.
-
21:81
Enbiya: 81
(Ayrıca) Süleyman için de; fırtına biçiminde esen rüzgârı (ona boyun eğdirdik) ki, (Hz. Süleyman’ın) kendi emriyle, (uçak benzeri yelkenli gemi gibi bir araca binip, etbaıyla birlikte) içinde bereketler kıldığımız (istediği) yere doğru (havada) akıp giderdi. Biz her şeyi (hakkıyla) Bilenleriz. (Tüm bilim ve teknolojilerin ve bunları araştırıp bulan beyinlerin sahibi de elbette Rabbimizdir.)
-
34:18
Sebe': 18
Onlara; kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler (veya; merkezi meydanların etrafında, binaları sırt sırta vermiş yerleşim birimleri) var kılmıştık ve orada (karada ve denizde) yürüme (ve ulaşım imkânlarını) sağlamıştık; "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (diye bu muhteşem düzen ve dengeyi hazırlamıştık).
-
37:113
Sâffât: 113
Ona ve İshak'a bereketler verdik (kendilerini mübarek kıldık). İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan iman ve iyilik ehli) de vardır, (ama) açıkça kendi nefsine zulmeden (küfür ve kötülüğe düşenler) de (vardır).
-
41:10
Fussilet: 10
(Ki Allah) Orada (Dünya’nın) üstünde (kendisinin ve Güneş’in etrafında hızla dönerken dengeler bozulup savrulmasın diye) sarsılmaz dağlar var etmiş, onda (dağlarda madenler ve ilaç bitkileri gibi) bereketler yaratıp yerleştirmiş ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (dört ayrı süreçte; 1- Bitki ve hayvanlarda tohum ekilmesi, 2-Filizlenme ve yetişme süreci, 3-Meyve-sebze ve yavruların olgunlaşıp büyümesi, 4-Bunların pişirilip sofraya getirilmesini.) takdir etmiştir.
-
7:137
A'raf: 137
وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذٖينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَاۜ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ بِمَا صَبَرُواۜ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ
(İmanın ve Hakk davanın çilesine katlanan ve uzun yıllar) Hor görülüp ezilmekte olan o (mü’min ve mücahit) topluluğu (ise), içini bereketler ve nimetlerle donattığımız yeryüzünün doğularına ve batılarına (bütün dünyaya) mirasçı (ve hükümran) kıldık (kılacağız. Böylece) Rabbinin (iman ve itaat ettikleri takdirde) İsrailoğullarına olan o güzel sözü (va’adi), sabretmeleri dolayısıyla (yerine getirilip) tamamlandı. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir edip dağıttık. (Bu hak ettikleri bir akıbetti.)
-
11:48
Hud: 48
قٖيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَۜ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ
(Bunun üzerine) “Ey Nuh” denildi… “Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere (insan ve hayvan türlerine) Bizden selamet ve bereket (verilmiş olarak gemiden) inin… (Sabır ve sadakatinize karşılık onurlu ve huzurlu yaşayın… Kıyamete kadar; sizin gibi iman ve itaat ehli olup hidayet davetine uyan ve selamet gemisine oturan bütün topluluklar da barış, bereket ve emniyet içinde olacaklardır. Ama küfre ve nankörlüğe düşen) Diğer ümmetleri de (dünyada bir müddet) yararlandıracağız. Sonra (hidayet gemisine binmeyenlere, yine) Bizden çok acı (ve alçaltıcı) bir azap dokunacaktır.” (Bu Allah’ın sünnetidir.)
-
11:73
Hud: 73
قَالُٓوا اَتَعْجَبٖينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ
(Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"
-
17:1
İsrâ: 1
سُبْحَانَ الَّذٖٓي اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
• NOT: [İSRA SURESİ ilk ayetlerinde: a-Hem Miraç hadisesinin hikmet ve hedefleri anlatılmaktadır. b-Hem Mescid-i Aksa’nın (Kudüs ve Filistin topraklarının) ve civarının; Doğu Akdeniz Havzası, Türkiye, Mısır, Sudan, Suriye, Irak, İran ve Arabistan yarımadasının, iklim ve bitki ürünleri ve yer altı zenginlikleri bakımından bereketli kılındığı, ve özellikle Hakk Dinin ve büyük medeniyetlerin beşiği yapıldığı vurgulanmaktadır. c-Hem de Beni İsrail’in küfür ve zulüm ehlinin kirli geçmişlerine ve günümüzdeki acı akıbetlerine işaret buyrulmaktadır.]
Bazı ayetlerimizden (ibret ve hikmet mucizelerimizden) kendisine göstermek için, (en makbul ve muhterem) kulunu (Hz. Muhammed’i AS) bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren (oradan da bütün gök katlarına yükseltip kudret ve hikmet eserlerini seyrettiren. Bak: İsrâ-93) O (Allah) Yücedir. (Sübhan olup her türlü hata ve noksanlıktan münezzehtir.) Gerçekten O (her şeyi, herkesi, her sesi ve kalpten geçeni) İşitendir, Görendir. (Öyle ise devamlı O’nun huzurunda bulunduğunuzu unutmayınız.) [Not: Böylece insanlar içerisinden seçip Kendi Zatına en güzel ve en mükemmel Halife makamına eriştirdiği Hz. Muhammed’e (SAV), Kâinatın bütün tabakalarını ve oralardaki harika yaratıklarını bizzat göstermek ve İlahi müjde ve mesajlarını hepsine iletmek üzere, Onu Mİ’RAC’a çıkarmıştır.]
-
21:71
Enbiya: 71
وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا اِلَى الْاَرْضِ الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَا لِلْعَالَمٖينَ
(Sonunda İbrahim’i) Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, âlemler (insanlık) için bereketler kıldığımız yere (ülkeye-Filistin’e) ulaştırdık.
-
21:81
Enbiya: 81
وَلِسُلَيْمٰنَ الرّٖيحَ عَاصِفَةً تَجْرٖي بِاَمْرِهٖٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَاۜ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمٖينَ
(Ayrıca) Süleyman için de; fırtına biçiminde esen rüzgârı (ona boyun eğdirdik) ki, (Hz. Süleyman’ın) kendi emriyle, (uçak benzeri yelkenli gemi gibi bir araca binip, etbaıyla birlikte) içinde bereketler kıldığımız (istediği) yere doğru (havada) akıp giderdi. Biz her şeyi (hakkıyla) Bilenleriz. (Tüm bilim ve teknolojilerin ve bunları araştırıp bulan beyinlerin sahibi de elbette Rabbimizdir.)
-
34:18
Sebe': 18
وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا فٖيهَا السَّيْرَۜ سٖيرُوا فٖيهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِنٖينَ
Onlara; kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler (veya; merkezi meydanların etrafında, binaları sırt sırta vermiş yerleşim birimleri) var kılmıştık ve orada (karada ve denizde) yürüme (ve ulaşım imkânlarını) sağlamıştık; "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (diye bu muhteşem düzen ve dengeyi hazırlamıştık).
-
37:113
Sâffât: 113
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهٖ مُبٖينٌ۟
Ona ve İshak'a bereketler verdik (kendilerini mübarek kıldık). İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan iman ve iyilik ehli) de vardır, (ama) açıkça kendi nefsine zulmeden (küfür ve kötülüğe düşenler) de (vardır).
-
41:10
Fussilet: 10
وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖيهَا وَقَدَّرَ فٖيهَٓا اَقْوَاتَهَا فٖٓي اَرْبَعَةِ اَيَّامٍۜ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِلٖينَ
(Ki Allah) Orada (Dünya’nın) üstünde (kendisinin ve Güneş’in etrafında hızla dönerken dengeler bozulup savrulmasın diye) sarsılmaz dağlar var etmiş, onda (dağlarda madenler ve ilaç bitkileri gibi) bereketler yaratıp yerleştirmiş ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (dört ayrı süreçte; 1- Bitki ve hayvanlarda tohum ekilmesi, 2-Filizlenme ve yetişme süreci, 3-Meyve-sebze ve yavruların olgunlaşıp büyümesi, 4-Bunların pişirilip sofraya getirilmesini.) takdir etmiştir.
-
7:137
A'raf: 137
وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذٖينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَاۜ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ بِمَا صَبَرُواۜ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ
-
11:48
Hud: 48
قٖيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَۜ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
11:73
Hud: 73
قَالُٓوا اَتَعْجَبٖينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ
-
17:1
İsrâ: 1
سُبْحَانَ الَّذٖٓي اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
-
21:71
Enbiya: 71
وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا اِلَى الْاَرْضِ الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَا لِلْعَالَمٖينَ
-
21:81
Enbiya: 81
وَلِسُلَيْمٰنَ الرّٖيحَ عَاصِفَةً تَجْرٖي بِاَمْرِهٖٓ اِلَى الْاَرْضِ الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَاۜ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمٖينَ
-
34:18
Sebe': 18
وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّتٖي بَارَكْنَا فٖيهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا فٖيهَا السَّيْرَۜ سٖيرُوا فٖيهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِنٖينَ
-
37:113
Sâffât: 113
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهٖ مُبٖينٌ۟
-
41:10
Fussilet: 10
وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖيهَا وَقَدَّرَ فٖيهَٓا اَقْوَاتَهَا فٖٓي اَرْبَعَةِ اَيَّامٍۜ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِلٖينَ