• 1:3 Fatiha: 3

    (Ki) O (dünyada her şeye ve herkese acıyıp kollayan) RAHMAN’dır, (ahirette ise mü’min ve müstakim kullarını bağışlayıp sonsuz rahmetine kavuşturacak) RAHİM (olan Allah’tır).

  • 2:137 Bakara: 137

    Şayet onlar (Yahudi ve Hristiyanlar) da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, (ancak o durumda) kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer (Hakk’tan ve Kur’an’dan) yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) aykırılık içindedirler. Onlara karşı Sana Allah yeterlidir. O, İşitendir, Bilendir.

  • 2:163 Bakara: 163

    (Asla unutmayınız ki) Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka ilah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (Bağışlayan ve Esirgeyendir).

  • 2:228 Bakara: 228

    Boşanmış kadınlar (tekrar evlilik kararı almaları için) kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın rahimlerinde yarattığını (hamile olduklarını) saklamaları onlara helâl olmaz. Kocaları, bu süre içinde barışmak isterlerse (kadınlar da rıza gösterirse), onları geri almada (başkalarından) daha çok hak sahibidirler. Kadınların da erkekler üzerinde aynı şekilde (örf ve geleneklere ve hukuki prensiplere uygun) denk (ma’ruf ve meşru) hakları vardır. Sadece erkekler için (aile sorumlulukları ölçüsünde) onlar üzerinde bir derece (tercih payı) bulunmaktadır. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

  • 2:255 Bakara: 255

    Allah (O’dur ki), Kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. (Ve bu asla mümkün değildir.) O sürekli diridir ve yarattıklarını koruyup yönetendir. O'nun bir (an bile) uyuklaması (gaflet basması) ve uykuya dalması yoktur. (Allah bu kusurlardan münezzehtir.) Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. (Her şey O’nun elinde ve emrindedir.) O'nun izni olmadan, (Allah’ın) katında kim (başkalarına aracılık için) şefaat edebilir? O, onların geçmişlerini ve geleceklerini (bütün mahlûkatın önceden ettiklerini ve sonradan işleyeceklerini) bilir. Onlar (kulları) ise, O'nun ilminden, O'nun dilediğinin dışında hiçbir şeyi (anlayıp) kavrayamazlar. (Bildiklerini de Allah öğretir.) O'nun Kürsüsü (hükümranlığı), gökleri ve yeri (tamamen) kaplamış ve kuşatmış vaziyettedir. Onları (gökleri ve yeri) koruyup gözetmek (ve bu harika kâinat düzenini yürütmek, asla) O'na ağır da gelmemektedir. O, çok Yücedir, çok büyük Azamet sahibidir.

  • 3:2 Âl-i İmrân: 2

    Allah (O’dur ki) O'ndan başka ilah yoktur. Gerçek hayat sahibidir (devamlı diridir ve her şeye hayat verendir) ve Zatıyla Kâim olup bütün mahlûkatını varlıkta tutan ve yönetendir.

  • 3:18 Âl-i İmrân: 18

    Allah, (kâinat düzeninde, mahlûkat içerisinde ve Kur’an-ı Kerim’inde) adalet ve hakkaniyet ölçülerini ikame buyurarak (fıtrat ve tabiat nizamını ortaya koyup oturtarak), kesinlikle Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; (mevcudiyetini, vahdaniyetini, kudret ve rahmet eserlerini gösterdi,) melekler ve ilim sahipleri de (bu gerçeği ikrar ve ilan etmişlerdir). Elbette O'ndan başka ilah yoktur, O Azîz’dir (mutlak galiptir) ve Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

  • 4:45 Nisa: 45

    (Halbuki) Allah sizin (gerçek dostlarınızı ve) düşmanlarınızı daha iyi Bilendir (ve bunun için Siyonist Yahudilerin, Haçlı ve dinsiz Hristiyan emperyalistlerin güdümüne girmenizi yasak etmiştir); oysa bir veli olarak (güvenip sığınılacak bir merci bakımından) Allah yeterlidir. Tam bir yardımcı ve zafere ulaştırıcı olarak da (yine) Allah kâfidir.

  • 5:118 Maide: 118

    (Ya Rabbi!) “Eğer onları azaplandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır (her türlü takdir ve tasarruf Senin hakkındır); eğer onları (cehalet ve gafletleri dolayısıyla) bağışlarsan, şüphesiz Azîz olan, Hakîm olan Sensin Sen (Allah’ım).”

  • 7:54 A'raf: 54

    Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)

  • 11:66 Hud: 66

    Vaktâki emrimiz (ve takdirimiz) gelip çatınca, tarafımızdan bir rahmetle Salih'i ve onunla birlikte iman edenleri, o günün aşağılatıcı azabından kurtardık. Doğrusu senin Rabbin, Güçlü olandır, Azîz olandır.

  • 11:73 Hud: 73

    (Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"

  • 14:47 İbrahim: 47

    Sakın ha, Allah'ı; elçilerine (ve Hakk davetçilerine) verdiği sözden (ve zafer va’adinden) dönecek sanma(yın). Gerçekten Allah Azîz’dir, İntikam sahibidir. (Ey zalimler ve hainler, sizin de zulüm ve hıyanetlerinizin hesabını soracak, saltanatınızı yıkacaktır.)

  • 17:30 İsrâ: 30

    Şüphesiz Senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve (dilediğine de imtihan gereği) daraltır. Gerçekten O, kullarından Haberi olandır, (her yaptıklarını her an) Görendir.

  • 17:43 İsrâ: 43

    O (Allah), onların bu söylediklerinden uzaktır, en Yüce olandır, en büyük Ululuk (O’nun şanıdır).

  • 17:110 İsrâ: 110

    De ki: “İster ‘Allah’ diye çağırıp yalvarın, ister ‘Rahman’ diye çağırıp yalvarın; hangisi ile (dua edip) yakarırsanız (olur, zira) en güzel isimler O’nundur.” Namazında da sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.

  • 20:111 Taha: 111

    (Artık bütün) Yüzler, Hayy ve Kayyûm olan, (her an diri olup her şeye hayat bağışlayan; her şeyi ayakta ve varlıkta tutan Allah’ın) önünde eğilip boyun bükmüş vaziyettedir. Ve zulüm yüklenen (herkes) ise büyük bir ziyan içinde helak olup gitmiştir.

  • 22:64 Hacc: 64

    Göklerde ve yerde her ne varsa O'nun (mülkü ve mahlûkatıdır). Şüphesiz Allah Ğaniy’dir. (Hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır); Hamîd’dir (hakkıyla övülmeye layık olandır).

  • 23:116 Mü'minun: 116

    Hakk (ve mutlak) Melik olan Allah (böyle hikmetsiz ve gayesiz işlerden münezzehtir) pek Yücedir, O'ndan başka ilah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.

  • 25:58 Furkan: 58

    Sen, daima diri (Hayy) olan (ve sonsuza dek) ölümsüz kalan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeterlidir (ve hesaplarını O görecektir).

  • 28:68 Kasas: 68

    Rabbin, dilediğini yaratır ve (kullarından dilediğini peygamber ve hidayet rehberi olarak) seçer; seçim ve tercih onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, Yücedir.

  • 31:9 Lokman: 9

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'adi Hakk’tır. O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 31:26 Lokman: 26

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Ğaniy (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamîd (hamd da yalnızca O'na ait)tir.

  • 32:6 Secde: 6

    İşte görülmeyeni (nurani ve ruhani görevlileri) de, görüneni (maddi cisimleri ve insanın açık amellerini) de bilen, İzzetli ve Merhametli olan O (Allah)tır.

  • 33:34 Ahzâb: 34

    (Ey Peygamber hanımları ve ey mü’minlerin hayat arkadaşları; her durumda ve her konuda) Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (Peygamber sünnetini ve öğütlerini) hatırlayın (tekrarlayıp çocuklarınıza aktarın ve ona göre davranın). Şüphesiz Allah Lâtif’tir (gizliliklere vakıftır ve her şeyden) Haberdar olandır.

  • 34:26 Sebe': 26

    De ki: “Rabbimiz (hesap günü mutlaka) bizi bir araya toplayacak, sonra da Hakk ile aramızı ayıracaktır (veya sadıklara fetih ve zafer kapılarını açacaktır). O (Hakk ile Bâtıl’ın, sadıklarla sahtekârların arasını ayıran ve galibiyet yollarını) açandır (Fettâh’tır) ve (her şeyin mahiyetini ve herkesin niyet ve gayretini hakkıyla) Bilen (gerçek Alîm olan)dır.”

  • 34:27 Sebe': 27

    De ki: “O'na (kulluk ederken) eklemekte olduğunuz ortakları (tağutlaştırdığınız evliya, ulema ve umera (iktidar) takımını) bana gösterin de bir bakalım... (Onları tartıp karşılaştıralım…) Kesinlikle hayır ve hâşâ! (Onlar Allah’a asla ortak olamazlar;) Bilakis, O Güçlü ve Üstün olan, Hüküm ve Hikmet sahibi olan Allah'tır.”

  • 35:15 Fâtır: 15

    Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamîd (övülmeye layık)tır. (İnsanların, Allah’ın halifesi ve temsilcisi olacak adil bir devlet himayesine ihtiyaçları vardır, aksi halde ezilmekten ve esaretten kurtulamayacaklardır.)

  • 35:41 Fâtır: 41

    Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar (yok olup yıkılırlar) diye (her an kudreti altında) tutmaktadır. Andolsun, eğer (Dünya’nın ve Kâinatın dengesi ve düzeni bozulup) zeval bulacak olurlarsa, (Rabbimizin) Kendisinden sonra artık kimse onları (varlıkta) tutamazdı. Doğrusu O, Halîm'dir, Bağışlayandır. [Not: Bu ayet, kâinatın, tabiatın ve hayatın dengesini ve devamını sağlayan: 1- Kütle çekim kuvveti (yer çekiminin), 2- Zayıf nükleer kuvvetlerin, 3- Elektromanyetik kuvvetlerin, 4- Şiddetli nükleer (Atom enerjisi) kuvvetlerin hepsinin Allah’ın elinde ve emrinde olduklarına, aksi halde bedenimizin ve evrenimizin bir anda yıkılıp dağılacağına işaret buyurmaktadır.]

  • 42:28 Şûrâ: 28

    (Allah) O'dur ki, onlar (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir (ardından nimetlerini) ve rahmetini serip yayıverir. O, Veli'dir (her şeyin ve herkesin sahibi ve yöneticisidir), Hamîd'dir (yerde ve göklerde övülüp şükredilendir).

  • 48:7 Fetih: 7

    (Cenab-ı Hakk bütün bu va’ad ettiklerini yerine getirmeye Kâdir’dir. Zaten) Göklerin ve yerin (içindeki gizli ve özel) orduları Allah'ın (emrinde)dir. Allah Azîz ve Hâkim’dir. (Sınırsız kuvvet, hâkimiyet ve hikmet sahibidir.)

  • 53:43 Necm: 43

    Kesinlikle, güldüren ve ağlatan O'dur.

  • 53:44 Necm: 44

    (Herkesi ve her şeyi) Hiç kuşkusuz, öldüren ve dirilten O'dur.

  • 53:45 Necm: 45

    (Nebat, hayvan ve insan cinsinden) Bütün çiftleri; erkek ve dişi olarak, yaratan O'dur.

  • 57:1 Hadid: 1

    Göklerde ve yerkürede olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış gayeleri ve görevleri doğrultusunda hizmet yürütmekte)dirler. O, Üstün ve Güçlü (Azîz) olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 57:2 Hadid: 2

    Göklerin ve yerin (hepsinin ve herkesin) mülkü (ve egemenliği) O'nundur. (Her canlıya ve her hücresine her an hayat verip) Dirilten ve öldürendir. O, her şeye güç yetirendir

  • 57:3 Hadid: 3

    O, Evvel'dir (Allah, her şeyden öncedir, varlığı Ezelidir). Ahir'dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son ve tek gerçektir, Ebedidir). Zahir'dir (varlığı açık ve kesindir). Bâtın'dır (gerçek nitelikleri yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir). O, her şeyi (bütün ayrıntıları ile) Bilendir.

  • 57:24 Hadid: 24

    Ki onlar, (zekât ve infak konusunda ve halka hayır yolunda) kendileri cimrilik edenler ve (başka) insanlara da cimriliği emr (teklif ve tavsiye) edenlerdir. Her kim (hayır ve infak çağrısına ve cihad yolunda harcamaya yanaşmayıp) arkasını dönerse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye muhtaç olmayan zengin), Hamîd (övülmeye layık olan Rabbinizdir).

  • 59:22 Haşr: 22

    O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de (görülmeyen gizlilikleri de, görülebilen her şeyi de) Bilen’dir. O Rahman’dır, Rahim’dir.

  • 59:23 Haşr: 23

    O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir (Gerçek Sultan ve Hükümrandır); Kuddûs'tür (Her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır); Selâm'dır (Kullarını selamet ve esenlikte tutandır); Mü'min'dir (İman ehlini Adalet Düzeniyle huzur ve emniyete ulaştırandır); Müheymin'dir (Himaye edip kollayan, gözetip koruyandır); Azîz'dir (Sonsuz üstünlüğe sahip olandır); Cebbâr'dır (Her istediğini mutlaka ve zorla yaptırandır); Mütekebbir'dir (Büyüklük ve Ululuk O’nun şanıdır). Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.

  • 59:24 Haşr: 24

    O Allah ki, Hâlık’tır (her şeyi mükemmel yaratıp vücuda getirendir), Bârî’dir (her şeyi hiç yoktan ve en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir), Musavvir’dir (en uygun 'şekil ve suret' verendir). En güzel isimler O'na aittir. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. (O'nun şanını yüceltmektedir.) O, Azîz’dir, Hakîm’dir. (O mutlak Üstündür, tam Hüküm ve Hikmet sahibidir.)

  • 60:6 Mümtehine: 6

    Andolsun, onlarda (peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere; Allah'ı ve ahiret gününe (inanıp, O’na kavuşmayı ve bağışını) umanlar için, (sorunlarınızı aşmak ve çözüme ulaşmak üzere) güzel (ve mükemmel) bir örnek vardır. (Bunları bırakıp) Kim (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir), Hamîd’dir (şükre ve övülmeye layık olan Rabbinizdir).

  • 64:6 Teğabün: 6

    Bu (azap), elçileri kendilerine apaçık belgelerle geldiği halde, onların: "Bizi bir beşer (benzerimiz bir kişi) mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkâr edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi (gösterecektir). Allah Ğaniy'dir, Hamîd'dir (sınırsız zengin, övgüye ve şükre layık olandır).

  • 64:17 Teğabün: 17

    Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız (ihtiyaç fazlası birikiminizi ahiret hazırlığına ve başkaları kredi olarak kullansın diye İslam Nizamındaki faizsiz Devlet Bankasına yatırırsanız), onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halîm'dir (cezayı vermekte acele etmeyen, hatayı hoş görüp erteleyendir).

  • 64:18 Teğabün: 18

    (Allah) Gaybı (gizli ve görünmeyen durumları) da, müşahede edilebileni de (görünürde olanı da) Bilen, Azîz (Üstün ve Güçlü), Hakîm (Hüküm ve Hikmet sahibi)dir.

  • 66:2 Tahrim: 2

    Allah (gereksiz) yeminlerinizin (kefâretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kılmıştır. Allah sizin Mevlâ’nız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 85:15 Bürûc: 15

    (Allah) Arş’ın (tüm kâinatın yönetim makamının) sahibidir ve Mecîd (övülüp yüceltilmeye layıktır).

  • 1:3 Fatiha: 3

    اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِۙ

    (Ki) O (dünyada her şeye ve herkese acıyıp kollayan) RAHMAN’dır, (ahirette ise mü’min ve müstakim kullarını bağışlayıp sonsuz rahmetine kavuşturacak) RAHİM (olan Allah’tır).

  • 2:137 Bakara: 137

    فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَٓا اٰمَنْتُمْ بِهٖ فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ فٖي شِقَاقٍۚ فَسَيَكْفٖيكَهُمُ اللّٰهُۚ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُۜ

    Şayet onlar (Yahudi ve Hristiyanlar) da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, (ancak o durumda) kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer (Hakk’tan ve Kur’an’dan) yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) aykırılık içindedirler. Onlara karşı Sana Allah yeterlidir. O, İşitendir, Bilendir.

  • 2:163 Bakara: 163

    وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ۟

    (Asla unutmayınız ki) Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka ilah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (Bağışlayan ve Esirgeyendir).

  • 2:228 Bakara: 228

    وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ فٖٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فٖي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحًاۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذٖي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ۟

    Boşanmış kadınlar (tekrar evlilik kararı almaları için) kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın rahimlerinde yarattığını (hamile olduklarını) saklamaları onlara helâl olmaz. Kocaları, bu süre içinde barışmak isterlerse (kadınlar da rıza gösterirse), onları geri almada (başkalarından) daha çok hak sahibidirler. Kadınların da erkekler üzerinde aynı şekilde (örf ve geleneklere ve hukuki prensiplere uygun) denk (ma’ruf ve meşru) hakları vardır. Sadece erkekler için (aile sorumlulukları ölçüsünde) onlar üzerinde bir derece (tercih payı) bulunmaktadır. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

  • 2:255 Bakara: 255

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظٖيمُ

    Allah (O’dur ki), Kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. (Ve bu asla mümkün değildir.) O sürekli diridir ve yarattıklarını koruyup yönetendir. O'nun bir (an bile) uyuklaması (gaflet basması) ve uykuya dalması yoktur. (Allah bu kusurlardan münezzehtir.) Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. (Her şey O’nun elinde ve emrindedir.) O'nun izni olmadan, (Allah’ın) katında kim (başkalarına aracılık için) şefaat edebilir? O, onların geçmişlerini ve geleceklerini (bütün mahlûkatın önceden ettiklerini ve sonradan işleyeceklerini) bilir. Onlar (kulları) ise, O'nun ilminden, O'nun dilediğinin dışında hiçbir şeyi (anlayıp) kavrayamazlar. (Bildiklerini de Allah öğretir.) O'nun Kürsüsü (hükümranlığı), gökleri ve yeri (tamamen) kaplamış ve kuşatmış vaziyettedir. Onları (gökleri ve yeri) koruyup gözetmek (ve bu harika kâinat düzenini yürütmek, asla) O'na ağır da gelmemektedir. O, çok Yücedir, çok büyük Azamet sahibidir.

  • 3:2 Âl-i İmrân: 2

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۜ

    Allah (O’dur ki) O'ndan başka ilah yoktur. Gerçek hayat sahibidir (devamlı diridir ve her şeye hayat verendir) ve Zatıyla Kâim olup bütün mahlûkatını varlıkta tutan ve yönetendir.

  • 3:18 Âl-i İmrân: 18

    شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُۜ

    Allah, (kâinat düzeninde, mahlûkat içerisinde ve Kur’an-ı Kerim’inde) adalet ve hakkaniyet ölçülerini ikame buyurarak (fıtrat ve tabiat nizamını ortaya koyup oturtarak), kesinlikle Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; (mevcudiyetini, vahdaniyetini, kudret ve rahmet eserlerini gösterdi,) melekler ve ilim sahipleri de (bu gerçeği ikrar ve ilan etmişlerdir). Elbette O'ndan başka ilah yoktur, O Azîz’dir (mutlak galiptir) ve Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

  • 4:45 Nisa: 45

    وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَعْدَٓائِكُمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّاۗ وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَصٖيرًا

    (Halbuki) Allah sizin (gerçek dostlarınızı ve) düşmanlarınızı daha iyi Bilendir (ve bunun için Siyonist Yahudilerin, Haçlı ve dinsiz Hristiyan emperyalistlerin güdümüne girmenizi yasak etmiştir); oysa bir veli olarak (güvenip sığınılacak bir merci bakımından) Allah yeterlidir. Tam bir yardımcı ve zafere ulaştırıcı olarak da (yine) Allah kâfidir.

  • 5:118 Maide: 118

    اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    (Ya Rabbi!) “Eğer onları azaplandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır (her türlü takdir ve tasarruf Senin hakkındır); eğer onları (cehalet ve gafletleri dolayısıyla) bağışlarsan, şüphesiz Azîz olan, Hakîm olan Sensin Sen (Allah’ım).”

  • 7:54 A'raf: 54

    اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثٖيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِهٖۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ

    Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günlerde (altı devrede) gökleri ve yeri yaratan, sonra Arş’a istiva eden (kudret ve rahmetiyle kuşatıveren) Allah'tır. (Ki, Kâinatın ve tüm varlıkların yönetimini kudret eline almıştır.) Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten; Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara Kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (maddi ve manevi bütün işleri evirip çevirmek de yalnızca) O'na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı çok Yücedir. (O, sonsuz kerem ve bereket sahibi olandır.)

  • 11:66 Hud: 66

    فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَالِحًا وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَمِنْ خِزْيِ يَوْمِئِذٍۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْقَوِيُّ الْعَزٖيزُ

    Vaktâki emrimiz (ve takdirimiz) gelip çatınca, tarafımızdan bir rahmetle Salih'i ve onunla birlikte iman edenleri, o günün aşağılatıcı azabından kurtardık. Doğrusu senin Rabbin, Güçlü olandır, Azîz olandır.

  • 11:73 Hud: 73

    قَالُٓوا اَتَعْجَبٖينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ

    (Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"

  • 14:47 İbrahim: 47

    فَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ مُخْلِفَ وَعْدِهٖ رُسُلَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ ذُو انْتِقَامٍۜ

    Sakın ha, Allah'ı; elçilerine (ve Hakk davetçilerine) verdiği sözden (ve zafer va’adinden) dönecek sanma(yın). Gerçekten Allah Azîz’dir, İntikam sahibidir. (Ey zalimler ve hainler, sizin de zulüm ve hıyanetlerinizin hesabını soracak, saltanatınızı yıkacaktır.)

  • 17:30 İsrâ: 30

    اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا۟

    Şüphesiz Senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve (dilediğine de imtihan gereği) daraltır. Gerçekten O, kullarından Haberi olandır, (her yaptıklarını her an) Görendir.

  • 17:43 İsrâ: 43

    سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبٖيرًا

    O (Allah), onların bu söylediklerinden uzaktır, en Yüce olandır, en büyük Ululuk (O’nun şanıdır).

  • 17:110 İsrâ: 110

    قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَبٖيلًا

    De ki: “İster ‘Allah’ diye çağırıp yalvarın, ister ‘Rahman’ diye çağırıp yalvarın; hangisi ile (dua edip) yakarırsanız (olur, zira) en güzel isimler O’nundur.” Namazında da sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.

  • 20:111 Taha: 111

    وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِۜ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا

    (Artık bütün) Yüzler, Hayy ve Kayyûm olan, (her an diri olup her şeye hayat bağışlayan; her şeyi ayakta ve varlıkta tutan Allah’ın) önünde eğilip boyun bükmüş vaziyettedir. Ve zulüm yüklenen (herkes) ise büyük bir ziyan içinde helak olup gitmiştir.

  • 22:64 Hacc: 64

    لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ۟

    Göklerde ve yerde her ne varsa O'nun (mülkü ve mahlûkatıdır). Şüphesiz Allah Ğaniy’dir. (Hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır); Hamîd’dir (hakkıyla övülmeye layık olandır).

  • 23:116 Mü'minun: 116

    فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرٖيمِ

    Hakk (ve mutlak) Melik olan Allah (böyle hikmetsiz ve gayesiz işlerden münezzehtir) pek Yücedir, O'ndan başka ilah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.

  • 25:58 Furkan: 58

    وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذٖي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهٖۜ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖيرًاۚۛ

    Sen, daima diri (Hayy) olan (ve sonsuza dek) ölümsüz kalan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeterlidir (ve hesaplarını O görecektir).

  • 28:68 Kasas: 68

    وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُ وَيَخْتَارُۜ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Rabbin, dilediğini yaratır ve (kullarından dilediğini peygamber ve hidayet rehberi olarak) seçer; seçim ve tercih onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, Yücedir.

  • 31:9 Lokman: 9

    خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّاۜ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'adi Hakk’tır. O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 31:26 Lokman: 26

    لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Ğaniy (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamîd (hamd da yalnızca O'na ait)tir.

  • 32:6 Secde: 6

    ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُۙ

    İşte görülmeyeni (nurani ve ruhani görevlileri) de, görüneni (maddi cisimleri ve insanın açık amellerini) de bilen, İzzetli ve Merhametli olan O (Allah)tır.

  • 33:34 Ahzâb: 34

    وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى فٖي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَطٖيفًا خَبٖيرًا۟

    (Ey Peygamber hanımları ve ey mü’minlerin hayat arkadaşları; her durumda ve her konuda) Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (Peygamber sünnetini ve öğütlerini) hatırlayın (tekrarlayıp çocuklarınıza aktarın ve ona göre davranın). Şüphesiz Allah Lâtif’tir (gizliliklere vakıftır ve her şeyden) Haberdar olandır.

  • 34:26 Sebe': 26

    قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّۜ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلٖيمُ

    De ki: “Rabbimiz (hesap günü mutlaka) bizi bir araya toplayacak, sonra da Hakk ile aramızı ayıracaktır (veya sadıklara fetih ve zafer kapılarını açacaktır). O (Hakk ile Bâtıl’ın, sadıklarla sahtekârların arasını ayıran ve galibiyet yollarını) açandır (Fettâh’tır) ve (her şeyin mahiyetini ve herkesin niyet ve gayretini hakkıyla) Bilen (gerçek Alîm olan)dır.”

  • 34:27 Sebe': 27

    قُلْ اَرُونِيَ الَّذٖينَ اَلْحَقْتُمْ بِهٖ شُرَكَٓاءَ كَلَّاۜ بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    De ki: “O'na (kulluk ederken) eklemekte olduğunuz ortakları (tağutlaştırdığınız evliya, ulema ve umera (iktidar) takımını) bana gösterin de bir bakalım... (Onları tartıp karşılaştıralım…) Kesinlikle hayır ve hâşâ! (Onlar Allah’a asla ortak olamazlar;) Bilakis, O Güçlü ve Üstün olan, Hüküm ve Hikmet sahibi olan Allah'tır.”

  • 35:15 Fâtır: 15

    يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ

    Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamîd (övülmeye layık)tır. (İnsanların, Allah’ın halifesi ve temsilcisi olacak adil bir devlet himayesine ihtiyaçları vardır, aksi halde ezilmekten ve esaretten kurtulamayacaklardır.)

  • 35:41 Fâtır: 41

    اِنَّ اللّٰهَ يُمْسِكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ اَنْ تَزُولَاۚ وَلَئِنْ زَالَتَٓا اِنْ اَمْسَكَهُمَا مِنْ اَحَدٍ مِنْ بَعْدِهٖۜ اِنَّهُ كَانَ حَلٖيمًا غَفُورًا

    Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar (yok olup yıkılırlar) diye (her an kudreti altında) tutmaktadır. Andolsun, eğer (Dünya’nın ve Kâinatın dengesi ve düzeni bozulup) zeval bulacak olurlarsa, (Rabbimizin) Kendisinden sonra artık kimse onları (varlıkta) tutamazdı. Doğrusu O, Halîm'dir, Bağışlayandır. [Not: Bu ayet, kâinatın, tabiatın ve hayatın dengesini ve devamını sağlayan: 1- Kütle çekim kuvveti (yer çekiminin), 2- Zayıf nükleer kuvvetlerin, 3- Elektromanyetik kuvvetlerin, 4- Şiddetli nükleer (Atom enerjisi) kuvvetlerin hepsinin Allah’ın elinde ve emrinde olduklarına, aksi halde bedenimizin ve evrenimizin bir anda yıkılıp dağılacağına işaret buyurmaktadır.]

  • 42:28 Şûrâ: 28

    وَهُوَ الَّذٖي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُۜ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَمٖيدُ

    (Allah) O'dur ki, onlar (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir (ardından nimetlerini) ve rahmetini serip yayıverir. O, Veli'dir (her şeyin ve herkesin sahibi ve yöneticisidir), Hamîd'dir (yerde ve göklerde övülüp şükredilendir).

  • 48:7 Fetih: 7

    وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

    (Cenab-ı Hakk bütün bu va’ad ettiklerini yerine getirmeye Kâdir’dir. Zaten) Göklerin ve yerin (içindeki gizli ve özel) orduları Allah'ın (emrinde)dir. Allah Azîz ve Hâkim’dir. (Sınırsız kuvvet, hâkimiyet ve hikmet sahibidir.)

  • 53:43 Necm: 43

    وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ

    Kesinlikle, güldüren ve ağlatan O'dur.

  • 53:44 Necm: 44

    وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ

    (Herkesi ve her şeyi) Hiç kuşkusuz, öldüren ve dirilten O'dur.

  • 53:45 Necm: 45

    وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ

    (Nebat, hayvan ve insan cinsinden) Bütün çiftleri; erkek ve dişi olarak, yaratan O'dur.

  • 57:1 Hadid: 1

    سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    Göklerde ve yerkürede olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış gayeleri ve görevleri doğrultusunda hizmet yürütmekte)dirler. O, Üstün ve Güçlü (Azîz) olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 57:2 Hadid: 2

    لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يُحْيٖ وَيُمٖيتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

    Göklerin ve yerin (hepsinin ve herkesin) mülkü (ve egemenliği) O'nundur. (Her canlıya ve her hücresine her an hayat verip) Dirilten ve öldürendir. O, her şeye güç yetirendir

  • 57:3 Hadid: 3

    هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

    O, Evvel'dir (Allah, her şeyden öncedir, varlığı Ezelidir). Ahir'dir (Kendisinden başka hiçbir şeyin kalmayacağı son ve tek gerçektir, Ebedidir). Zahir'dir (varlığı açık ve kesindir). Bâtın'dır (gerçek nitelikleri yaratılanların harika özellikleri içinde gizlidir). O, her şeyi (bütün ayrıntıları ile) Bilendir.

  • 57:24 Hadid: 24

    اَلَّذٖينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ

    Ki onlar, (zekât ve infak konusunda ve halka hayır yolunda) kendileri cimrilik edenler ve (başka) insanlara da cimriliği emr (teklif ve tavsiye) edenlerdir. Her kim (hayır ve infak çağrısına ve cihad yolunda harcamaya yanaşmayıp) arkasını dönerse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye muhtaç olmayan zengin), Hamîd (övülmeye layık olan Rabbinizdir).

  • 59:22 Haşr: 22

    هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ

    O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de (görülmeyen gizlilikleri de, görülebilen her şeyi de) Bilen’dir. O Rahman’dır, Rahim’dir.

  • 59:23 Haşr: 23

    هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزٖيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir (Gerçek Sultan ve Hükümrandır); Kuddûs'tür (Her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır); Selâm'dır (Kullarını selamet ve esenlikte tutandır); Mü'min'dir (İman ehlini Adalet Düzeniyle huzur ve emniyete ulaştırandır); Müheymin'dir (Himaye edip kollayan, gözetip koruyandır); Azîz'dir (Sonsuz üstünlüğe sahip olandır); Cebbâr'dır (Her istediğini mutlaka ve zorla yaptırandır); Mütekebbir'dir (Büyüklük ve Ululuk O’nun şanıdır). Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.

  • 59:24 Haşr: 24

    هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    O Allah ki, Hâlık’tır (her şeyi mükemmel yaratıp vücuda getirendir), Bârî’dir (her şeyi hiç yoktan ve en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir), Musavvir’dir (en uygun 'şekil ve suret' verendir). En güzel isimler O'na aittir. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. (O'nun şanını yüceltmektedir.) O, Azîz’dir, Hakîm’dir. (O mutlak Üstündür, tam Hüküm ve Hikmet sahibidir.)

  • 60:6 Mümtehine: 6

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖيهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ۟

    Andolsun, onlarda (peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere; Allah'ı ve ahiret gününe (inanıp, O’na kavuşmayı ve bağışını) umanlar için, (sorunlarınızı aşmak ve çözüme ulaşmak üzere) güzel (ve mükemmel) bir örnek vardır. (Bunları bırakıp) Kim (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir), Hamîd’dir (şükre ve övülmeye layık olan Rabbinizdir).

  • 64:6 Teğabün: 6

    ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتٖيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَاۘ فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَمٖيدٌ

    Bu (azap), elçileri kendilerine apaçık belgelerle geldiği halde, onların: "Bizi bir beşer (benzerimiz bir kişi) mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkâr edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi (gösterecektir). Allah Ğaniy'dir, Hamîd'dir (sınırsız zengin, övgüye ve şükre layık olandır).

  • 64:17 Teğabün: 17

    اِنْ تُقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ شَكُورٌ حَلٖيمٌۙ

    Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız (ihtiyaç fazlası birikiminizi ahiret hazırlığına ve başkaları kredi olarak kullansın diye İslam Nizamındaki faizsiz Devlet Bankasına yatırırsanız), onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halîm'dir (cezayı vermekte acele etmeyen, hatayı hoş görüp erteleyendir).

  • 64:18 Teğabün: 18

    عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    (Allah) Gaybı (gizli ve görünmeyen durumları) da, müşahede edilebileni de (görünürde olanı da) Bilen, Azîz (Üstün ve Güçlü), Hakîm (Hüküm ve Hikmet sahibi)dir.

  • 66:2 Tahrim: 2

    قَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْۚ وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

    Allah (gereksiz) yeminlerinizin (kefâretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kılmıştır. Allah sizin Mevlâ’nız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 85:15 Bürûc: 15

    ذُو الْعَرْشِ الْمَجٖيدُۙ

    (Allah) Arş’ın (tüm kâinatın yönetim makamının) sahibidir ve Mecîd (övülüp yüceltilmeye layıktır).