-
2:14
Bakara: 14
(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): “Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren işbirliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)” derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); “Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz” (zira “onların desteğini almak mecburiyetindeyiz”) derler.
-
2:15
Bakara: 15
(Oysa asıl) Allah onlarla alay etmekte (Kur’an’ın bir kısmına inanıp bir kısmına itiraz eden münafıkları, onları kendi hallerine bırakmakla ve bir müddet fırsat tanımakla oyalayıvermekte)dir. (Böylece) Kendi azgınlıkları ve sapkınlıkları içinde bocalayıp durmalarını (istemekte) ve süre vermektedir.
-
2:67
Bakara: 67
Hani Musa (aralarında gizlice öldürülen birisinin katilini bulsun diye, kendisine başvuran) kavmine: "Allah, (hakikat ortaya çıksın ve kimin katil olduğu anlaşılsın diye) muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar ise: (Ne alâkası var?) “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediklerinde; (Musa Aleyhisselam: Böyle davranıp) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" diye cevap vermişti.
-
2:212
Bakara: 212
İnkâr edenlere (kâfirlere ve gafillere) dünya hayatı çekici kılındı (ve süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa (takva ehli olarak) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
-
4:140
Nisa: 140
O (Allah), size Kitap'ta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın (bu hain münafıklardan ayrılın), yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye (ayet) indirdi (ve uyardı). Doğrusu Allah, münafıkların ve kâfirlerin tümünü cehennemde toplayacaktır.
-
5:57
Maide: 57
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden, dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kâfirleri dostlar (veliler-yöneticiler) edinmeyin. Ve eğer (gerçekten) inanıyorsanız, Allah'tan korkup (kâfirlere ve zalimlere yaranmaktan) sakının (ve artık kâfir ve zalimlerin peşine gitmekten vazgeçin).
-
5:58
Maide: 58
(Ey mü’minler!) Onlar (inkârcılar ve münafıklar), siz birbirinizi namaza çağırdığınızda (ezan okunduğunda) onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıllarını (ve vicdanlarını) kullanmayan (aşağılık) bir topluluk olmaları yüzündendir.
-
6:5
En'am: 5
(Bu yüzden) Kendilerine Hakk (Kur’an) gelince, Onu yalanlamışlardır; fakat alaya aldıklarının (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın bildirdiği) haberleri onlara gelecek (ve yakında gerçeği anlayacaklardır).
-
6:10
En'am: 10
Andolsun Senden önceki elçiler de alaya alınmıştı da; o alaya aldıkları şey (İslam gerçeği ve İlahi intikam haberi), onlardan (Dini; şakalaşmaya ve karnaval aracı kılmaya çalışarak) maskaralık yapanları (sonunda) çepeçevre kuşatmıştı.
-
6:68
En'am: 68
Ayetlerimiz konusunda, 'alaylı tartışmalara dalanları gördüğün zaman' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir (ve ayrıl). Ama şeytan Sana (bunu) unutturacak olursa, bu durumda (uyarımızı) hatırladıktan (hemen) sonra (onlardan uzaklaş), artık zulmeden toplulukla beraber oturma(n yakışıksızdır).
-
9:64
Tevbe: 64
Münafıklar, kalplerinde olanı (haset, hile ve hıyanet durumlarını) kendilerine haber verecek (ve sinsi planlarını deşifre edecek Kur’ani) bir surenin aleyhlerinde (üzerlerine) indirilmesinden (ve yine; fesatlık ve fırsatçılık girişimlerini deşifre eden ayetlerin gündeme getirilmesinden) oldukça çekinip durmaktadırlar. De ki: "(Şimdilik) Alay edip (huysuzlaşın bakalım). Şüphesiz Allah, (bilinmesinden) kuşkulanıp kaçındığınız (sırlarınızı ve şeytani planlarınızı) açığa çıkaracak (ve bozuk ayarınızı mü’minlere tanıtacaktır)."
-
9:65
Tevbe: 65
Yemin olsun ki; (Allah’tan zafer umanları ve bu yolda çaba harcayanları hayalcilikle suçlayanlara) eğer onlara (bu laçka ve laubali tavırlara niçin girdiklerini) sorduğunda ise: “Gerçekten biz sadece öyle lafa dalmış şakalaşıyorduk” diyerek (cevap verirler). De ki: “Siz Allah ile, O’nun ayetleriyle ve O’nun Peygamberiyle mi alay ediyorsunuz? (Çünkü zaferi va’ad eden Cenab-ı Hakk’tır.)”
-
9:79
Tevbe: 79
Sadakalar konusunda, mü’minlerden gönüllü olarak ek bağışlarda bulunanlarla, emeklerinden (cehdü gayretlerinden) başka (verecek bir şey) bulamayanları (ayıplayıp) yadırgayarak bunlarla alay edenler (yok mu); Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir (aşağılanma ve) azap vardır.
-
11:8
Hud: 8
Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; “O'nu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!)” derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani iktidarlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)
-
11:38
Hud: 38
(Hz. Nuh üstün bir sanatla, bilgi ve beceri gerektiren ustalıkla) Gemiyi yaparken, kavminin (servet ve siyaset bakımından) ileri gelenleri, yanından (her) geçtiklerinde (kendisine her uğradıklarında) onunla alay ediyor (ve “hiçbir deniz, göl ve nehir bulunmayan bu bölgede gemi ne işine yarayacak, aklını mı kaçırdın?” diyor)lardı. O ise dedi ki: “Eğer bizimle dalga geçiyor (ve hor görüp gönül eğliyorsanız, devam edin. Çünkü yakında) sizin bizimle alay ettiğiniz gibi, (asıl) biz de sizinle alay edeceğiz!”
-
13:32
Ra'd: 32
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edilmeye kalkışıldı, bunun üzerine Ben de o inkâra sapanlara bir süre (mühlet ve fırsat) tanıdım, sonra onları (kıskıvrak) yakaladım. İşte bak azapla sonuçlandırmam (ve intikam almam) nasıl olmaktaymış?
-
15:11
Hicr: 11
Ancak onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
-
15:95
Hicr: 95
Şüphesiz, (Hakk’tan ve hayırdan ayrılmadan ve hainlerin hücum ve hakaretine aldırmadan davet ve hizmetine devam ettiğin için Seninle) o alay edenlere karşı Biz Sana kâfiyiz (ve yanındayız! Sevap ve şeref kazanman için bazı sıkıntı ve saldırılara uğratırız, ama asla Seni sahipsiz bırakmayız ve zalimlerin ezmesine fırsat tanımayız).
-
16:34
Nahl: 34
Böylece işledikleri kötülükleri (musibet olarak) kendilerine isabet etmiş ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp-kuşatıvermişti.
-
17:51
İsrâ: 51
“Ya da gönlünüzde büyüttüğünüz (ve yeniden yaratılmasını imkânsız gördüğünüz) başka bir yaratık (oluverin yine de diriltileceksiniz!)” Ardından (onlar) “bizi kim (hayata) geri çevirebilir?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa yaratan (kimse tekrar O diriltecektir).” Bu durumda Sana başlarını sallayarak alaylı bir tarzda: “Peki o ne zamanmış?” diyeceklerdir. (Onlara) De ki: “(Bekleyin, ölüp gitmeniz ve hesaba çekilmeniz) Pek yakın olabilir.”
-
18:56
Kehf: 56
(Oysa) Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. Kâfirler ise, Hakkı bâtıl ile geçersiz kılmak için mücadeleye girişmektedirler. Onlar Benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edinmektedirler.
-
18:106
Kehf: 106
İşte (işlerine gelmeyen bazı Kur’ani hükümleri ve insanî yükümlülükleri) inkâr etmelerinden, (bazı) ayetlerimi ve elçilerimi (gereksiz gösterip) alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.
-
21:36
Enbiya: 36
(Ey Resulüm!) İnkâr edenler Seni gördüklerinde, Seni ancak alay konusu ediniyorlar (ve yandaşlarına bakıp): "Sizin ilahlarınızı (putlarınızı ve tağutlarınızı) diline dolayan (ve zulüm saltanatının yıkılacağını konuşan) bu mu?" (diyorlar.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkâr edenler kendileridir. (Bu ne küstahlıktır?)
-
21:41
Enbiya: 41
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden (elçiler ve davetçilerle) o dalga geçenleri, alaya aldıkları o (azap) sarıp-kuşatmıştı.
-
23:110
Mü'minun: 110
(Ama) "Siz onları alay konusu edinmiştiniz (Hakka ve hayra çağıran mü’minleri terk edip, küçümseyip; zalimlerin ve hain kesimlerin peşine gitmiştiniz); öyle ki, (düşüncesiz ve dengesiz tarafgirliğiniz) size Benim Zikrimi (Kur’ani hüküm ve haberlerimi) unutturmuştu ve siz onlara (Hakk yolda sağlam duranlara) gülüp duruyordunuz" (diye hatırlatılacaktır).
-
25:41
Furkan: 41
(Ey Nebim!) Onlar Seni gördükleri zaman, Seni sadece alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?" (diyerek, kendi akıllarınca ve ayarlarınca güya dalga geçmektedirler.)
-
26:6
Şuarâ: 6
Gerçekten (onlar elçilerini ve getirdiklerini) yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeylerin haberleri (inkârın felaketi, İslam’ın zaferi ve Müslümanların galibiyeti) kendilerine pek yakında gelecektir.
-
30:10
Rum: 10
Sonra kötülük yapanların (fenalık ve fesatlıkla uğraşanların) uğradıkları akıbet, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinip şımarmış olmaları dolayısıyla çok kötü (ve ürkütücü) oldu (ve olacaktır).
-
36:30
Yâsin: 30
Yazıklar olsun (bütün kâfir ve gafil) kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi (edeceklerdi).
-
37:12
Sâffât: 12
Hayır! Doğrusu Sen (hayret ve hayranlıkla baktığın, bu muhteşem yaratışa ve onların inkârına) şaşıp kalmaktasın; onlar ise (Seninle) alay edip durmaktadırlar.
-
37:14
Sâffât: 14
Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.
-
38:63
Sâd: 63
Oysa biz onları (Müslümanları) bir alay konusu edinip (aşağılamıştık); yoksa gözler mi onlardan kaydı (dikkatlerimizden mi kaçtı)?"
-
39:48
Zümer: 48
Onların kazandıkları kötülükler (şimdi kendileri aleyhine) açığa çıkmıştır (manevi kamera kayıtları hazırdır) ve (hesapla-azapla ilgili) alay konusu edindikleri şeyler de kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.
-
39:56
Zümer: 56
Kişinin (yana yakıla): “Allah yanında (O’na karşı kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana!) Doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim!..” diyeceği (gün gelmeden önce Hakka ve hayra yönelip hazırlık yapınız.)
-
40:83
Mü'min: 83
(Ki) Resulleri (Hakk dava elçileri) kendilerine apaçık belgeler (ve Kur’ani hükümlere uygun proje ve hedefler) getirdiği zaman, onlar (şeytan kafalılar ve marazlı münafıklar) yanlarında olan (azıcık ve karışık) ilimden dolayı böbürlenip şımardılar (gururlanıp ferahlandılar ve Darwinist düzmecelere kandılar) da, (bu yüzden) alay (ve hakaret) konusu edindikleri şey, (sonunda) onları sarıp kuşatıverdi.
-
43:7
Zuhruf: 7
(Ama) Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.
-
45:9
Câsiye: 9
Ki, ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, (vicdanen doğru ve uygun bulduğu halde, nefsi kabardığından) alay konusu edinip (Kur’an’ın emirlerini gereksiz ve geçersiz göstermeye çalışır). İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.
-
45:33
Câsiye: 33
(Artık ahirette) Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıkmış vaziyettedir ve alay konusu edindikleri (gerçekler) de onları sarıp-kuşatıvermiştir.
-
45:35
Câsiye: 35
“(Bu azaba düşmenizin ve cehennem zindanına hapsedilmenizin) Sebebi ise şudur: Siz Allah’ın ayetlerini alay ve istismar konusu edindiniz ve dünya hayatının (geçici makam ve çıkarlarına) aldanıp gittiniz!” (denilecek.) Artık bugün çıkarılmamak üzere onlar (cehenneme kilitlenecek) ve Allah'tan özür dileme ve hoşnutluğunu kazanmak için (O’ndan) fırsat isteme talepleri de kabul edilmeyecektir.
-
46:26
Ahkaf: 26
Andolsun Biz onları, sizlere sağlamadığımız (hususi ve görkemli) mekânlarda (size vermediğimiz güç ve iktidar imkânlarıyla) yerleşik kılmıştık. (Ayrıca) Onlara (dönemlerinin standartları üstünde özel yöntem ve sistemlerle uzaklardan) işitme, görme (araçları) ve gönüller (zihni kapasiteler yardımcı) kılmıştık (bir çeşit uydu, radar ve istihbarat imkânları bağışlamıştık). Ancak ne işitme, ne görme (araçları) ve ne gönülleri (zihni yeteneklerinin) kendilerine (itiraz ve isyanları yüzünden gelen musibetleri önlemekte) herhangi bir yararı olmamıştı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini (emirlerini ve hükümlerini) inkâr ediyorlardı. (Sonunda) Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatmıştı (ve Allah’ın kahrından kurtulamamışlardı).
-
49:11
Hucurât: 11
Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki (onlar) kendilerinden daha hayırlı kimselerdir; kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki (onlar) kendilerinden daha hayırlı kimselerdir. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) de yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla' çağırıp (rencide etmeyin). İmandan sonra (böylesi) fasıklık (cahiliye tavrı ve bayağılık) ne kötü bir (sıfat ve) isimdir. (Başkalarını düşük ve küçük görmek ne çirkin bir haslettir.) Kim (bunlardan) tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
-
104:1
Hümeze: 1
Arkadan çekiştirip duran (gıybet ve dedikodu yapan) ve kaş göz işaretiyle (insanlarla) alay edip (aşağılayan) her (hain) kişinin vay haline. (Ki bu açık bir gururlanma, aldanış ve fesatlıktır.)
-
2:14
Bakara: 14
وَاِذَا لَقُوا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَيَاطٖينِهِمْۙ قَالُٓوا اِنَّا مَعَكُمْۙ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): “Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren işbirliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)” derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); “Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz” (zira “onların desteğini almak mecburiyetindeyiz”) derler.
-
2:15
Bakara: 15
اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
(Oysa asıl) Allah onlarla alay etmekte (Kur’an’ın bir kısmına inanıp bir kısmına itiraz eden münafıkları, onları kendi hallerine bırakmakla ve bir müddet fırsat tanımakla oyalayıvermekte)dir. (Böylece) Kendi azgınlıkları ve sapkınlıkları içinde bocalayıp durmalarını (istemekte) ve süre vermektedir.
-
2:67
Bakara: 67
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖٓ اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةًۜ قَالُٓوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًاۜ قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ
Hani Musa (aralarında gizlice öldürülen birisinin katilini bulsun diye, kendisine başvuran) kavmine: "Allah, (hakikat ortaya çıksın ve kimin katil olduğu anlaşılsın diye) muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar ise: (Ne alâkası var?) “Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediklerinde; (Musa Aleyhisselam: Böyle davranıp) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" diye cevap vermişti.
-
2:212
Bakara: 212
زُيِّنَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذٖينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
İnkâr edenlere (kâfirlere ve gafillere) dünya hayatı çekici kılındı (ve süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa (takva ehli olarak) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
-
4:140
Nisa: 140
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖي حَدٖيثٍ غَيْرِهٖۘ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقٖينَ وَالْكَافِرٖينَ فٖي جَهَنَّمَ جَمٖيعًاۙ
O (Allah), size Kitap'ta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın (bu hain münafıklardan ayrılın), yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye (ayet) indirdi (ve uyardı). Doğrusu Allah, münafıkların ve kâfirlerin tümünü cehennemde toplayacaktır.
-
5:57
Maide: 57
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذٖينَ اتَّخَذُوا دٖينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ اَوْلِيَٓاءَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden, dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kâfirleri dostlar (veliler-yöneticiler) edinmeyin. Ve eğer (gerçekten) inanıyorsanız, Allah'tan korkup (kâfirlere ve zalimlere yaranmaktan) sakının (ve artık kâfir ve zalimlerin peşine gitmekten vazgeçin).
-
5:58
Maide: 58
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
(Ey mü’minler!) Onlar (inkârcılar ve münafıklar), siz birbirinizi namaza çağırdığınızda (ezan okunduğunda) onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıllarını (ve vicdanlarını) kullanmayan (aşağılık) bir topluluk olmaları yüzündendir.
-
6:5
En'am: 5
فَقَدْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۜ فَسَوْفَ يَأْتٖيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
(Bu yüzden) Kendilerine Hakk (Kur’an) gelince, Onu yalanlamışlardır; fakat alaya aldıklarının (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın bildirdiği) haberleri onlara gelecek (ve yakında gerçeği anlayacaklardır).
-
6:10
En'am: 10
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Andolsun Senden önceki elçiler de alaya alınmıştı da; o alaya aldıkları şey (İslam gerçeği ve İlahi intikam haberi), onlardan (Dini; şakalaşmaya ve karnaval aracı kılmaya çalışarak) maskaralık yapanları (sonunda) çepeçevre kuşatmıştı.
-
6:68
En'am: 68
وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذٖينَ يَخُوضُونَ فٖٓي اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖي حَدٖيثٍ غَيْرِهٖۜ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Ayetlerimiz konusunda, 'alaylı tartışmalara dalanları gördüğün zaman' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir (ve ayrıl). Ama şeytan Sana (bunu) unutturacak olursa, bu durumda (uyarımızı) hatırladıktan (hemen) sonra (onlardan uzaklaş), artık zulmeden toplulukla beraber oturma(n yakışıksızdır).
-
9:64
Tevbe: 64
يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فٖي قُلُوبِهِمْۜ قُلِ اسْتَهْزِؤُ۫اۚ اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ
Münafıklar, kalplerinde olanı (haset, hile ve hıyanet durumlarını) kendilerine haber verecek (ve sinsi planlarını deşifre edecek Kur’ani) bir surenin aleyhlerinde (üzerlerine) indirilmesinden (ve yine; fesatlık ve fırsatçılık girişimlerini deşifre eden ayetlerin gündeme getirilmesinden) oldukça çekinip durmaktadırlar. De ki: "(Şimdilik) Alay edip (huysuzlaşın bakalım). Şüphesiz Allah, (bilinmesinden) kuşkulanıp kaçındığınız (sırlarınızı ve şeytani planlarınızı) açığa çıkaracak (ve bozuk ayarınızı mü’minlere tanıtacaktır)."
-
9:65
Tevbe: 65
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Yemin olsun ki; (Allah’tan zafer umanları ve bu yolda çaba harcayanları hayalcilikle suçlayanlara) eğer onlara (bu laçka ve laubali tavırlara niçin girdiklerini) sorduğunda ise: “Gerçekten biz sadece öyle lafa dalmış şakalaşıyorduk” diyerek (cevap verirler). De ki: “Siz Allah ile, O’nun ayetleriyle ve O’nun Peygamberiyle mi alay ediyorsunuz? (Çünkü zaferi va’ad eden Cenab-ı Hakk’tır.)”
-
9:79
Tevbe: 79
اَلَّذٖينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعٖينَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
Sadakalar konusunda, mü’minlerden gönüllü olarak ek bağışlarda bulunanlarla, emeklerinden (cehdü gayretlerinden) başka (verecek bir şey) bulamayanları (ayıplayıp) yadırgayarak bunlarla alay edenler (yok mu); Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir (aşağılanma ve) azap vardır.
-
11:8
Hud: 8
وَلَئِنْ اَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِلٰٓى اُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۜ اَلَا يَوْمَ يَأْتٖيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; “O'nu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!)” derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani iktidarlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)
-
11:38
Hud: 38
وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَاٌ مِنْ قَوْمِهٖ سَخِرُوا مِنْهُۜ قَالَ اِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَاِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَۜ
(Hz. Nuh üstün bir sanatla, bilgi ve beceri gerektiren ustalıkla) Gemiyi yaparken, kavminin (servet ve siyaset bakımından) ileri gelenleri, yanından (her) geçtiklerinde (kendisine her uğradıklarında) onunla alay ediyor (ve “hiçbir deniz, göl ve nehir bulunmayan bu bölgede gemi ne işine yarayacak, aklını mı kaçırdın?” diyor)lardı. O ise dedi ki: “Eğer bizimle dalga geçiyor (ve hor görüp gönül eğliyorsanız, devam edin. Çünkü yakında) sizin bizimle alay ettiğiniz gibi, (asıl) biz de sizinle alay edeceğiz!”
-
13:32
Ra'd: 32
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَمْلَيْتُ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edilmeye kalkışıldı, bunun üzerine Ben de o inkâra sapanlara bir süre (mühlet ve fırsat) tanıdım, sonra onları (kıskıvrak) yakaladım. İşte bak azapla sonuçlandırmam (ve intikam almam) nasıl olmaktaymış?
-
15:11
Hicr: 11
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Ancak onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
-
15:95
Hicr: 95
اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِءٖينَۙ
Şüphesiz, (Hakk’tan ve hayırdan ayrılmadan ve hainlerin hücum ve hakaretine aldırmadan davet ve hizmetine devam ettiğin için Seninle) o alay edenlere karşı Biz Sana kâfiyiz (ve yanındayız! Sevap ve şeref kazanman için bazı sıkıntı ve saldırılara uğratırız, ama asla Seni sahipsiz bırakmayız ve zalimlerin ezmesine fırsat tanımayız).
-
16:34
Nahl: 34
فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Böylece işledikleri kötülükleri (musibet olarak) kendilerine isabet etmiş ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp-kuşatıvermişti.
-
17:51
İsrâ: 51
اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ فٖي صُدُورِكُمْۚ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُعٖيدُنَاۜ قُلِ الَّذٖي فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُ۫سَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَرٖيبًا
“Ya da gönlünüzde büyüttüğünüz (ve yeniden yaratılmasını imkânsız gördüğünüz) başka bir yaratık (oluverin yine de diriltileceksiniz!)” Ardından (onlar) “bizi kim (hayata) geri çevirebilir?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa yaratan (kimse tekrar O diriltecektir).” Bu durumda Sana başlarını sallayarak alaylı bir tarzda: “Peki o ne zamanmış?” diyeceklerdir. (Onlara) De ki: “(Bekleyin, ölüp gitmeniz ve hesaba çekilmeniz) Pek yakın olabilir.”
-
18:56
Kehf: 56
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلٖينَ اِلَّا مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَاتٖي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُوًا
(Oysa) Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. Kâfirler ise, Hakkı bâtıl ile geçersiz kılmak için mücadeleye girişmektedirler. Onlar Benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edinmektedirler.
-
18:106
Kehf: 106
ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُٓوا اٰيَاتٖي وَرُسُلٖي هُزُوًا
İşte (işlerine gelmeyen bazı Kur’ani hükümleri ve insanî yükümlülükleri) inkâr etmelerinden, (bazı) ayetlerimi ve elçilerimi (gereksiz gösterip) alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.
-
21:36
Enbiya: 36
وَاِذَا رَاٰكَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي يَذْكُرُ اٰلِهَتَكُمْۚ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمٰنِ هُمْ كَافِرُونَ
(Ey Resulüm!) İnkâr edenler Seni gördüklerinde, Seni ancak alay konusu ediniyorlar (ve yandaşlarına bakıp): "Sizin ilahlarınızı (putlarınızı ve tağutlarınızı) diline dolayan (ve zulüm saltanatının yıkılacağını konuşan) bu mu?" (diyorlar.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkâr edenler kendileridir. (Bu ne küstahlıktır?)
-
21:41
Enbiya: 41
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden (elçiler ve davetçilerle) o dalga geçenleri, alaya aldıkları o (azap) sarıp-kuşatmıştı.
-
23:110
Mü'minun: 110
فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْرٖي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ
(Ama) "Siz onları alay konusu edinmiştiniz (Hakka ve hayra çağıran mü’minleri terk edip, küçümseyip; zalimlerin ve hain kesimlerin peşine gitmiştiniz); öyle ki, (düşüncesiz ve dengesiz tarafgirliğiniz) size Benim Zikrimi (Kur’ani hüküm ve haberlerimi) unutturmuştu ve siz onlara (Hakk yolda sağlam duranlara) gülüp duruyordunuz" (diye hatırlatılacaktır).
-
25:41
Furkan: 41
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا
(Ey Nebim!) Onlar Seni gördükleri zaman, Seni sadece alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?" (diyerek, kendi akıllarınca ve ayarlarınca güya dalga geçmektedirler.)
-
26:6
Şuarâ: 6
فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتٖيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Gerçekten (onlar elçilerini ve getirdiklerini) yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeylerin haberleri (inkârın felaketi, İslam’ın zaferi ve Müslümanların galibiyeti) kendilerine pek yakında gelecektir.
-
30:10
Rum: 10
ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذٖينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Sonra kötülük yapanların (fenalık ve fesatlıkla uğraşanların) uğradıkları akıbet, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinip şımarmış olmaları dolayısıyla çok kötü (ve ürkütücü) oldu (ve olacaktır).
-
36:30
Yâsin: 30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Yazıklar olsun (bütün kâfir ve gafil) kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi (edeceklerdi).
-
37:12
Sâffât: 12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ
Hayır! Doğrusu Sen (hayret ve hayranlıkla baktığın, bu muhteşem yaratışa ve onların inkârına) şaşıp kalmaktasın; onlar ise (Seninle) alay edip durmaktadırlar.
-
37:14
Sâffât: 14
وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ
Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.
-
38:63
Sâd: 63
اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ
Oysa biz onları (Müslümanları) bir alay konusu edinip (aşağılamıştık); yoksa gözler mi onlardan kaydı (dikkatlerimizden mi kaçtı)?"
-
39:48
Zümer: 48
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Onların kazandıkları kötülükler (şimdi kendileri aleyhine) açığa çıkmıştır (manevi kamera kayıtları hazırdır) ve (hesapla-azapla ilgili) alay konusu edindikleri şeyler de kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.
-
39:56
Zümer: 56
اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ فٖي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِرٖينَۙ
Kişinin (yana yakıla): “Allah yanında (O’na karşı kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana!) Doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim!..” diyeceği (gün gelmeden önce Hakka ve hayra yönelip hazırlık yapınız.)
-
40:83
Mü'min: 83
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
(Ki) Resulleri (Hakk dava elçileri) kendilerine apaçık belgeler (ve Kur’ani hükümlere uygun proje ve hedefler) getirdiği zaman, onlar (şeytan kafalılar ve marazlı münafıklar) yanlarında olan (azıcık ve karışık) ilimden dolayı böbürlenip şımardılar (gururlanıp ferahlandılar ve Darwinist düzmecelere kandılar) da, (bu yüzden) alay (ve hakaret) konusu edindikleri şey, (sonunda) onları sarıp kuşatıverdi.
-
43:7
Zuhruf: 7
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
(Ama) Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.
-
45:9
Câsiye: 9
وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اٰيَاتِنَا شَيْـًٔاۨ اتَّخَذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهٖينٌۜ
Ki, ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, (vicdanen doğru ve uygun bulduğu halde, nefsi kabardığından) alay konusu edinip (Kur’an’ın emirlerini gereksiz ve geçersiz göstermeye çalışır). İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.
-
45:33
Câsiye: 33
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
(Artık ahirette) Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıkmış vaziyettedir ve alay konusu edindikleri (gerçekler) de onları sarıp-kuşatıvermiştir.
-
45:35
Câsiye: 35
ذٰلِكُمْ بِاَنَّكُمُ اتَّخَذْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
“(Bu azaba düşmenizin ve cehennem zindanına hapsedilmenizin) Sebebi ise şudur: Siz Allah’ın ayetlerini alay ve istismar konusu edindiniz ve dünya hayatının (geçici makam ve çıkarlarına) aldanıp gittiniz!” (denilecek.) Artık bugün çıkarılmamak üzere onlar (cehenneme kilitlenecek) ve Allah'tan özür dileme ve hoşnutluğunu kazanmak için (O’ndan) fırsat isteme talepleri de kabul edilmeyecektir.
-
46:26
Ahkaf: 26
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ فٖيمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ فٖيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَاَبْصَارًا وَاَفْـِٔدَةًۘ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Andolsun Biz onları, sizlere sağlamadığımız (hususi ve görkemli) mekânlarda (size vermediğimiz güç ve iktidar imkânlarıyla) yerleşik kılmıştık. (Ayrıca) Onlara (dönemlerinin standartları üstünde özel yöntem ve sistemlerle uzaklardan) işitme, görme (araçları) ve gönüller (zihni kapasiteler yardımcı) kılmıştık (bir çeşit uydu, radar ve istihbarat imkânları bağışlamıştık). Ancak ne işitme, ne görme (araçları) ve ne gönülleri (zihni yeteneklerinin) kendilerine (itiraz ve isyanları yüzünden gelen musibetleri önlemekte) herhangi bir yararı olmamıştı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini (emirlerini ve hükümlerini) inkâr ediyorlardı. (Sonunda) Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatmıştı (ve Allah’ın kahrından kurtulamamışlardı).
-
49:11
Hucurât: 11
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْاٖيمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki (onlar) kendilerinden daha hayırlı kimselerdir; kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki (onlar) kendilerinden daha hayırlı kimselerdir. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) de yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla' çağırıp (rencide etmeyin). İmandan sonra (böylesi) fasıklık (cahiliye tavrı ve bayağılık) ne kötü bir (sıfat ve) isimdir. (Başkalarını düşük ve küçük görmek ne çirkin bir haslettir.) Kim (bunlardan) tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
-
104:1
Hümeze: 1
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ
Arkadan çekiştirip duran (gıybet ve dedikodu yapan) ve kaş göz işaretiyle (insanlarla) alay edip (aşağılayan) her (hain) kişinin vay haline. (Ki bu açık bir gururlanma, aldanış ve fesatlıktır.)
-
2:14
Bakara: 14
وَاِذَا لَقُوا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَيَاطٖينِهِمْۙ قَالُٓوا اِنَّا مَعَكُمْۙ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
2:15
Bakara: 15
اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
-
2:67
Bakara: 67
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖٓ اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةًۜ قَالُٓوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًاۜ قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ
-
2:212
Bakara: 212
زُيِّنَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذٖينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
-
4:140
Nisa: 140
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖي حَدٖيثٍ غَيْرِهٖۘ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقٖينَ وَالْكَافِرٖينَ فٖي جَهَنَّمَ جَمٖيعًاۙ
-
5:57
Maide: 57
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذٖينَ اتَّخَذُوا دٖينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ اَوْلِيَٓاءَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
-
5:58
Maide: 58
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
-
6:5
En'am: 5
فَقَدْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۜ فَسَوْفَ يَأْتٖيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
6:10
En'am: 10
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
6:68
En'am: 68
وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذٖينَ يَخُوضُونَ فٖٓي اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖي حَدٖيثٍ غَيْرِهٖۜ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
-
9:64
Tevbe: 64
يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فٖي قُلُوبِهِمْۜ قُلِ اسْتَهْزِؤُ۫اۚ اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ
-
9:65
Tevbe: 65
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
9:79
Tevbe: 79
اَلَّذٖينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعٖينَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
11:8
Hud: 8
وَلَئِنْ اَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِلٰٓى اُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۜ اَلَا يَوْمَ يَأْتٖيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
11:38
Hud: 38
وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَاٌ مِنْ قَوْمِهٖ سَخِرُوا مِنْهُۜ قَالَ اِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَاِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَۜ
-
13:32
Ra'd: 32
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَمْلَيْتُ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
-
15:11
Hicr: 11
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
15:95
Hicr: 95
اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِءٖينَۙ
-
16:34
Nahl: 34
فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
17:51
İsrâ: 51
اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ فٖي صُدُورِكُمْۚ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُعٖيدُنَاۜ قُلِ الَّذٖي فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُ۫سَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَرٖيبًا
-
18:56
Kehf: 56
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلٖينَ اِلَّا مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَاتٖي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُوًا
-
18:106
Kehf: 106
ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُٓوا اٰيَاتٖي وَرُسُلٖي هُزُوًا
-
21:36
Enbiya: 36
وَاِذَا رَاٰكَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي يَذْكُرُ اٰلِهَتَكُمْۚ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمٰنِ هُمْ كَافِرُونَ
-
21:41
Enbiya: 41
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
23:110
Mü'minun: 110
فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْرٖي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ
-
25:41
Furkan: 41
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا
-
26:6
Şuarâ: 6
فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتٖيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
30:10
Rum: 10
ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذٖينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
36:30
Yâsin: 30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
37:12
Sâffât: 12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ
-
37:14
Sâffât: 14
وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ
-
38:63
Sâd: 63
اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ
-
39:48
Zümer: 48
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
39:56
Zümer: 56
اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ فٖي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِرٖينَۙ
-
40:83
Mü'min: 83
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
43:7
Zuhruf: 7
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
45:9
Câsiye: 9
وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اٰيَاتِنَا شَيْـًٔاۨ اتَّخَذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهٖينٌۜ
-
45:33
Câsiye: 33
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
-
45:35
Câsiye: 35
ذٰلِكُمْ بِاَنَّكُمُ اتَّخَذْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
-
46:26
Ahkaf: 26
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ فٖيمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ فٖيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَاَبْصَارًا وَاَفْـِٔدَةًۘ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
49:11
Hucurât: 11
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْاٖيمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
-
104:1
Hümeze: 1
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ