-
2:49
Bakara: 49
(Hani) Dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, sizi Firavun ailesinin (ve zalim hükümetinin) elinden kurtardığımızı da hatırlayın. (Ki) Onlar, kadınlarınızı (kızlarınızı) diri (sağ) bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir (bela) imtihan vardı.
-
2:196
Bakara: 196
(Size emredildiği ve öğretildiği biçimde) Haccı ve umreyi Allah için tamamlayıverin. Eğer (düşman tehlikesi, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılır, kısıtlanır ve engel olunursanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta ise veya başından şikâyeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi yeterlidir). Ne zaman güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç (tutması tavsiye edilmiştir). Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, muhakkak Allah’ın cezası pek çetindir.
-
2:248
Bakara: 248
Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: “Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un (kutsal emanet bulunan sandukanın) gelmesi (olacaktır ki); onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalan (kutsal hatıra)lar vardır. Onu melekler (manevi görevliler ve enerji güçler) yüklenip getirirler. Eğer inanmış kimselerseniz, şüphesiz bu sizin için bir ayet ve delildir.”
-
3:11
Âl-i İmrân: 11
Tıpkı Firavun ailesinin (zulüm ve küfür yönetiminin) ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi (olanların akıbeti de aynıdır). Onlar da ayetlerimizi yalanlamışlardı, böylece Allah, günahları nedeniyle onları (kahrıyla) yakalamıştı. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
-
3:33
Âl-i İmrân: 33
Gerçek şu ki Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini âlemler üzerine seçti; (Hakk Dini tebliğle görevlendirdi).
-
4:35
Nisa: 35
Eğer (bütün bunlar sonuç vermezse veya tam tersine erkek kadınına hakaret ve eziyet ederse, o takdirde kadın ile kocanın) aralarının (iyice) açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem (belirleyip) gönderin. Eğer bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, Bilendir, Haberdar olandır. (Bu ayetle; ailevi, içtimai ve iktisadi sorunların hakemlik-arabuluculuk sistemiyle ve devlet-resmiyet gözetiminde çözülebileceğine işaret ve izin buyrulmaktadır.)
-
4:54
Nisa: 54
Yoksa onlar, Allah’ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? (Oysa Allah'ın her takdiri ve taksimi hikmetli ve adaletlidir.) Doğrusu Biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk (servet ve devlet) de bahşettik.
-
4:92
Nisa: 92
Hata sonucu (kasıtsızca) olması dışında, bir mü'mine bir başka mü'mini öldürmesi (asla layık ve yakışık) olmaz (hiç kimseye böyle bir hak tanınmaz. Ama) Kim bir mü'mini 'hata sonucu' öldürürse, (dikkatsizliğine kefaret olarak) mü'min bir köleyi (borç ve yoksulluk altındaki bir kimseyi) özgürlüğüne kavuşturması ve (onun) ailesine teslim edilecek bir diyeti karşılaması lazımdır. Ancak onların (ölenin en yakınlarının, bunu) sadaka olarak bağışlamaları başkadır. Eğer o (hata ile öldürülen kişi, kendisi) mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda (öldüren, günahına kefaret olarak) mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturmalıdır. Şayet (hataen öldürülen) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan (kâfir) bir topluluktan ise, bu durumda (hem öldürülen kişinin) ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak şarttır. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkânı) Bulamayan kimse ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'tan bir tevbe (kuralıdır). Allah Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: Bu ayet, zalim ve cahili düzenlerde yerleşik hale gelmiş kölelik sistemini tedricen kaldırmaya da bir vesile ve teşviktir.]
-
5:89
Maide: 89
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş (bulunduğunuz ve dil alışkanlığıyla tekrarlayıp durduğunuz) sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle (bilerek ve isteyerek karara) bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (bozduğunuz yeminin) kefareti ise, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydirmek, (elbise ve ayakkabı almak) veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkân) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. (Geçerli olan) Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz (ve size yapılan iyiliklere nankörlükten vazgeçersiniz)! [Not: Yapılan günahlar ve haksızlıklar karşılığı kefaret olarak bir köleyi özgürlüğe kavuşturma tavsiyesi, bu kötü uygulamanın kökünü kurutma amaçlıdır.]
-
7:83
A'raf: 83
Bunun üzerine Biz, (Hz. Lut’un) karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Çünkü o, fuhşiyatı yapanları hoş karşılardı.)
-
7:130
A'raf: 130
Andolsun, Biz de Firavun ailesini (ve iktidar çevresini) belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
-
7:141
A'raf: 141
(Oysa hatırlayın ki) Hani bir zamanlar size dayanılmaz azap ve işkenceler reva gören, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden (ve zulüm sisteminden) sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir bela ve imtihan vardı.
-
8:54
Enfâl: 54
(İnkârcıların düşünceleri ve hareketleri) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı (ve hayat anlayışı) gibidir. Onlar da, Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; Biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik ve Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.
-
11:40
Hud: 40
Hatta ki; nihayet emrimiz geldiği (ve takdirimiz gerçekleştiği) anda ve tandır feveran ettiği (yerden ve gökten suların kaynayıp fışkırdığı) zaman, (Nuh’a) dedik ki: “(Lazım olan evcil hayvanlardan) İkişer çift ile aleyhine söz geçmiş (ve küfrü kesinleşmiş) olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri artık ona (gemiye) yükle!” Zaten çok az bir gruptan başka, kimse onunla birlikte iman etmemişti.
-
11:45
Hud: 45
(Bu olaylar sırasında Hz.) Nuh Rabbine yalvarıp: “Ya Rabbim! Şüphesiz oğlum, benim ailemdendir. Ve Senin (ailemi kurtaracağın yönündeki) va’adin de elbette Hakk’tır. (Ama işte oğlum boğuluyor!) Sen hâkimlerin hâkimisin! (Her şeye güç yetiren ve karar verensin! Oğlumu boğulmaktan, bizi de ızdıraptan kurtar)” demişti.
-
11:46
Hud: 46
(Allah) Buyurdu: “Ey Nuh, kesinlikle, o senin ailenden değildir... Çünkü o, salih olmayan bir iş (bâtıl ve bozuk amel sahibidir... Sadık ve salih olmayan bir kişidir… Tavrı ve tabiatı, amel-i gayr-ı salihtir). O nedenle, hakkında (kesin) bilgi sahibi olmadığın şeyi Benden isteme! Doğrusu, sen cahillerden olmayasın (evladın diye zalim ve kâfirlere sahip çıkmayasın) diye sana öğüt veriyorum!”
-
11:81
Hud: 81
(Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”
-
12:6
Yusuf: 6
(Bu rüyandan anlaşılıyor ki;) “İşte böylece Rabbin seni seçecek, hadiselerin, (sözlerin, düşlerin ve gelişmelerin) yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a (nimetini) tamamladığı gibi, senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini de tamama erdirecektir. Elbette Rabbin, (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
-
12:25
Yusuf: 25
(Bu arada Hz. Yusuf'la Züleyha) İkisi de kapıya doğru koşmuşlardı. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırtmıştı. (Tam) Kapının yanında kadının (eşi-bey)efendisiyle karşılaşmışlardı. Kadın (kendi ayıbını kapatmak için kocasına): "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?" diyerek (Hz. Yusuf'u suçlamaya başlamıştı).
-
12:62
Yusuf: 62
(Hz. Yusuf) Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine (geri) koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki (bu iyilikten cesaret alıp tekrar buraya) geri dönerler. (İnşaallah yeniden karşılaşırız!)”
-
12:65
Yusuf: 65
(Derken Mısır’dan getirdikleri) Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: "Ey babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, (bize emanet edeceğin) kardeşimizi (Bünyamin’i) de koruyup gözetiriz ve (alacağımız erzaka) bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (alıp getirdiğimiz zaten yetersiz ve) az bir ölçektir."
-
12:88
Yusuf: 88
Vaktâki (üvey kardeşleri yeniden Mısır’a gidip) böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık (kıtlık) dokunmuş vaziyettedir; (bu nedenle bizler, sizin yanınızda) önemi olmayan az bir sermaye ile (tekrar kapınıza) gelmişizdir. Bize artık (yine) ölçeği (ihtiyacımız olan şeyleri) tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta (sadaka ve hayırda) bulunup (sevindir). Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."
-
12:93
Yusuf: 93
(Hz. Yusuf üvey kardeşlerine dönüp:) “Şimdi bu gömleğimle gidin de, onu babamın yüzüne sürüverin. Gözü (yine) görür hale gelir. (Sonra) Bütün ailenizi de bana getirin” diye (tembihledi).
-
14:6
İbrahim: 6
(Hani) Bir zaman (Hz.) Musa da kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın; ki bir vakit O sizi Firavun ailesinden (ve zorba sülalesinden) kurtarmıştı; öyle ki onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir bela (imtihan) vardı. (Böylece sabrınız ve sadakatiniz denenmekteydi.)”
-
15:59
Hicr: 59
"Ancak Lut ailesi(nden kendisine sadık iki kızı mücrimlerden) değildir; (çünkü) biz (iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin) hepsini (ve her devirde) muhakkak kurtarıvereceğiz."
-
15:61
Hicr: 61
Böylelikle elçiler (helak için görevli melekler) vaktâki Lut ailesine geldiklerinde;
-
15:65
Hicr: 65
(Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"
-
19:16
Meryem: 16
Kitap'ta Meryem'i de (ibretle anıp) zikret. Hani o, ailesinden kopup ayrılarak (uzaklara gitmiş ve Kudüs’ün), Doğu tarafında bir yere çekilmişti.
-
20:10
Taha: 10
Hani (Musa Tûr Dağı’nın eteklerinde) bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: “Siz burada durun (ve bekleyin, ben karşıda) gerçekten bir ateş gördüm; umulur ki size ondan (yemek pişirici ve ihtiyaç giderici) bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici (bize yardım edici birilerini) bulurum” (diye sevinmişti).
-
20:29
Taha: 29
“Ailemden de bana bir vezir-yardımcı kıl.”
-
21:76
Enbiya: 76
Nuh da; daha önce (kavminin inat ve inkârından Rabbine sığınıp) çağrıda bulunduğu zaman, Biz onun (dua ve yakarışlarına) cevap verdik, onu ve ailesini büyük (ve uzun) bir sıkıntı ve üzüntü (sürecin)den kurtardık.
-
21:84
Enbiya: 84
Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.
-
23:27
Mü'minun: 27
Böylelikle Biz ona: “Gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca (sağlam ve sanatlı) bir gemi yapıver” (dedik). Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca (yağan ve kaynayan sular her tarafı kaplayınca), “onun içine her (cins evcil hayvanlardan) ikişer çift ile; onlardan (kavminin azgınlarından) aleyhlerine söz geçmiş (ve azap hükmü kesinleşmiş) olanlar dışında kalan (mü’minleri ve) aileni de alıp (yaptığın gemiye) yerleştir; zulmedenler konusunda ise Bana muhatap olma (ricada bulunma), çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır” diye vahyettik.
-
26:169
Şuarâ: 169
(Ardından:) "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından (dolayı gelecek beladan) kurtar" (diye yalvarmıştı).
-
26:170
Şuarâ: 170
Bunun üzerine onu ve bütün ehlini (iman edenlerini) kurtardık.
-
27:7
Neml: 7
Hani o vakit Musa, ailesine: “Şüphesiz ben (şu karşıda) bir ateş gördüm” demişti. “Size ondan (yanında insanlar varsa), ya (hayırlı) bir haber (edineceğim) veya umulur ki ısınmanız için bir kor ateş getireceğim” demişti.
-
27:49
Neml: 49
(Bu zulüm ve hıyanet ekibi, kendi aralarında toplanıp) Allah adına yemin ederek dediler ki: “Bir gece (ansızın) mutlaka ona ve ailesine baskın düzenleyelim (ve hepsinin işini bitirelim). Sonra da sahiplerine (aşiretine, ‘Salih ve) ailesinin yok edilişinden hiç haberimiz yok (olup bitenleri asla görmedik!) Bizler, gerçekten doğruyu söyleyenlerdeniz’ (diyerek onları aldatalım ve bunlardan kurtulalım)!”
-
27:56
Neml: 56
(Buna karşı azgın ve ahlâksız) Kavminin cevabı ise sadece: "(İşlerimize engel olan bu) Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. (Baksanıza) Çünkü onlar (erdemlilik taslayarak) temiz kalmak (ve iffetli yaşamak) isteyen insanlarmış (biz ise rezil ve çirkin işler yapanlarmışız!?)" demekten başka (bir sözleri) olmamıştı.
-
27:57
Neml: 57
Bunun üzerine Biz de, onu (Hz. Lut’u) ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç (bırakıldı;) onu geride (azap içinde kalanlar arasında bulunmasını) kararlaştırdık (çünkü bu belaya layıktı).
-
28:8
Kasas: 8
Nihayet Firavun'un ailesi, (konakları önünden akan suda, içinde çocuk sesi duyulan sandığa rastlayınca) kendileri için (ileride) bir düşman ve üzüntü konusu olacağını (ve zulüm saltanatlarını yıkacağını bilmeksizin) onu sahipsiz görüp alarak (saraylarına götürmüşlerdi). Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir gaflet ve yanılgı içindelerdi.
-
28:12
Kasas: 12
Biz, daha önceden (öyle takdir buyurup) ona süt analarını haram etmiştik (böylece Musa saraya getirilen hiçbir kadının göğüslerini tutup emmemişti. Kız kardeşi onlara:) 'Ben sizin adınıza (bu bebeğin) bakımını üstlenecek ve ona iyi bakacak (ve yumuşak davranacak) bir aileyi size bildireyim mi?' dedi.
-
28:29
Kasas: 29
Böylelikle Musa, vaktâki süreyi tamamlayıp (Hz. Şuayb’ın kızını almış olarak 10 yıl sonra) ailesiyle birlikte (Mısır’a doğru) yola koyulunca, (gece serinliği başladığında) Tûr (Dağı) tarafında bir ateş görüp (duraklamıştı). Ailesine: 'Durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya (hayırlı ve yararlı) bir haber, ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm' deyip (oraya yönelmişti).
-
29:32
Ankebut: 32
(Hz. İbrahim) Dedi ki: “Ama onun içinde Lut da vardır!.. (Bu masum insanların durumu ne olacaktır?” Melekler) Dediler ki: “Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. O (karısı ise) arkada kalacak olanlardan birisidir.” (Çünkü rezillerle işbirlikçidir!)
-
29:33
Ankebut: 33
Vaktâki elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman o, bunların (gazap görevlerini sezmesi) dolayısıyla fenalaşıp (kendini kötü hissetmeye) başladı ve içi daralıp sıkıntı bastı. Ona dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de, ehlini ve aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalanlardan (bâtıl ve bozuk hayat tarzına kapılanlardan) olacaktır. (Böylece hıyaneti nedeniyle helak olmayı hak etmiştir.)”
-
34:13
Sebe': 13
Onlar (cinn ustalar) ona (Süleyman’a) dilediği şekilde meharib (mihrablar, içinde düşmanlardan korunulacak ve Allah’a ibadet olunacak kaleler ve saraylar), heykeller (mermerden ve madenlerden oyuncaklar, hayvanlar ve süs eşyaları), havuz şeklinde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. “Ey Davud ailesi, artık şükrederek çalışın!” Zira kullarımdan şükredenler (nimet ve fırsatlarımın gereğini yerine getirenler) pek azdır (diye uyarmıştık).
-
36:50
Yâsin: 50
(O va’ad olunan intikam ve inkılap günü gelince) Artık ne bir vasiyette=tavsiyede bulunmaya güç yetirebileceklerdir, ne de ailelerine geri dönebileceklerdir.
-
37:76
Sâffât: 76
Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
-
37:134
Sâffât: 134
Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
-
38:43
Sâd: 43
(Ayrıca) Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt ve ibret olmak üzere, ailesini ve onlarla birlikte bir mislini (yeni aile bireylerini) de bağışladık. (Böylece Hz. Eyyub’u sağlık, huzur ve rahata ulaştırdık.)
-
40:28
Mü'min: 28
Firavun’un aile çevresinden (danışman ekibinden olup), imanını gizleyen bir mü’min şöyle demişti: “Siz, benim Rabbim Allah’tır diyen bir adamı (haksız yere) öldürmeye mi kalkışıyorsunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bulunuyor. Eğer o (peygamberlik ve dini rehberlik) iddiasında yalancı ise, bu yalanın (bize zararı yok, sonunda ortaya çıkacak) ve kendi aleyhine olacaktır. Ama eğer doğru söylüyorsa (o durumda, inkâr ve itiraz ettiğinizden dolayı) size va’ad ettiği (musibet ve mahcubiyetlerin) bir kısmı (bile) size dokunacak olsa (sonunda pişman ve perişan hale geleceksiniz). Şüphesiz Allah, ölçüyü taşırıp haddini aşan, çokça yalan konuşan kimseyi hidayete eriştirmeyecektir."
-
48:11
Fetih: 11
Yakında Bedevilerden (Medine civarındaki köylü Arap kabilelerinden olup basit bahanelerle cihad görevinden ve Hudeybiye seferinden) geri kalmış (ve nasipsiz bırakılmış) olanlar gelip Sana: “Mallarımız (hayvanlarımız ve tarlalarımızın bakımı) ve evladü iyalimizin (korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi mazeretler) bizi oyalayıp engelledi. (Yoksa gönlümüz ve duamız sizinle beraberdir. Bu nedenle) Allah’tan bizim için mağfiret dile” diyeceklerdir. (Oysa) Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylemektedirler. Onlara de ki: “(Rabbim, kalbinizde gizlediklerinizi ve gerçek niyetlerinizi bilip durduğu için) Eğer Allah size bir zarar gelmesini murad etse veya bir menfaate erişmenizi dilese, O’nun bu kararına karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki Allah bütün yaptıklarınıza (ve kafanızda tasarladıklarınıza) Habîr'dir (her şeyden haberdar olup Bilendir).”
-
48:12
Fetih: 12
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha asla geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
-
51:26
Zâriyât: 26
Hemen (onlara sezdirmeden) ailesine giderek (misafirin yemeğini acele edip), çok geçmeden (pişirilmiş) semiz bir buzağı ile (geri) gelmişti.
-
52:26
Tûr: 26
“Doğrusu biz daha önce, ailemiz (yakın çevremiz) içinde (ahirette bize nasıl davranılacak ve akıbetimiz nasıl olacak? diye) endişe edip-korkardık” diyeceklerdir.
-
54:34
Kamer: 34
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga yollamıştık. Sadece Lut ailesini (bu azaptan ayrı tutmuş;) onları seher vakti kurtarmıştık. [Not: Bugünkü terörist İsrail'in işgal ettiği topraklarda yaşayan, gemicilik ve inşaatlarda kullanılan asfalt, (kara sakız ve katran) madeni ile zengin olup şımaran... Böylece eşcinsellik sapkınlığına bulaşan Lut kavmi, volkan patlamasıyla oluşan lav parçalarının başlarına yağdırılması, korkunç bir depremle yurtlarının altüst olması ve şiddetli kasırgalarla savrulmaları sonucu yerin dibine batırılmışlardı.]
-
54:41
Kamer: 41
Andolsun, Firavun âline-ailesine (ve zalim yöneticilerine) de uyarıcılar gelmişti.
-
2:49
Bakara: 49
وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ
(Hani) Dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, sizi Firavun ailesinin (ve zalim hükümetinin) elinden kurtardığımızı da hatırlayın. (Ki) Onlar, kadınlarınızı (kızlarınızı) diri (sağ) bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir (bela) imtihan vardı.
-
2:196
Bakara: 196
وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضًا اَوْ بِهٖٓ اَذًى مِنْ رَأْسِهٖ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ۟
(Size emredildiği ve öğretildiği biçimde) Haccı ve umreyi Allah için tamamlayıverin. Eğer (düşman tehlikesi, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılır, kısıtlanır ve engel olunursanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta ise veya başından şikâyeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi yeterlidir). Ne zaman güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç (tutması tavsiye edilmiştir). Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, muhakkak Allah’ın cezası pek çetindir.
-
2:248
Bakara: 248
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِهٖٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فٖيهِ سَكٖينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ۟
Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: “Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un (kutsal emanet bulunan sandukanın) gelmesi (olacaktır ki); onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalan (kutsal hatıra)lar vardır. Onu melekler (manevi görevliler ve enerji güçler) yüklenip getirirler. Eğer inanmış kimselerseniz, şüphesiz bu sizin için bir ayet ve delildir.”
-
3:11
Âl-i İmrân: 11
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
Tıpkı Firavun ailesinin (zulüm ve küfür yönetiminin) ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi (olanların akıbeti de aynıdır). Onlar da ayetlerimizi yalanlamışlardı, böylece Allah, günahları nedeniyle onları (kahrıyla) yakalamıştı. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
-
3:33
Âl-i İmrân: 33
اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰٓى اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰهٖيمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَمٖينَۙ
Gerçek şu ki Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini âlemler üzerine seçti; (Hakk Dini tebliğle görevlendirdi).
-
4:35
Nisa: 35
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِهٖ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُرٖيدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا خَبٖيرًا
Eğer (bütün bunlar sonuç vermezse veya tam tersine erkek kadınına hakaret ve eziyet ederse, o takdirde kadın ile kocanın) aralarının (iyice) açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem (belirleyip) gönderin. Eğer bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, Bilendir, Haberdar olandır. (Bu ayetle; ailevi, içtimai ve iktisadi sorunların hakemlik-arabuluculuk sistemiyle ve devlet-resmiyet gözetiminde çözülebileceğine işaret ve izin buyrulmaktadır.)
-
4:54
Nisa: 54
اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰهٖيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظٖيمًا
Yoksa onlar, Allah’ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? (Oysa Allah'ın her takdiri ve taksimi hikmetli ve adaletlidir.) Doğrusu Biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk (servet ve devlet) de bahşettik.
-
4:92
Nisa: 92
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَـًٔاۚ وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖ وَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا
Hata sonucu (kasıtsızca) olması dışında, bir mü'mine bir başka mü'mini öldürmesi (asla layık ve yakışık) olmaz (hiç kimseye böyle bir hak tanınmaz. Ama) Kim bir mü'mini 'hata sonucu' öldürürse, (dikkatsizliğine kefaret olarak) mü'min bir köleyi (borç ve yoksulluk altındaki bir kimseyi) özgürlüğüne kavuşturması ve (onun) ailesine teslim edilecek bir diyeti karşılaması lazımdır. Ancak onların (ölenin en yakınlarının, bunu) sadaka olarak bağışlamaları başkadır. Eğer o (hata ile öldürülen kişi, kendisi) mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda (öldüren, günahına kefaret olarak) mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturmalıdır. Şayet (hataen öldürülen) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan (kâfir) bir topluluktan ise, bu durumda (hem öldürülen kişinin) ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak şarttır. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkânı) Bulamayan kimse ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'tan bir tevbe (kuralıdır). Allah Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: Bu ayet, zalim ve cahili düzenlerde yerleşik hale gelmiş kölelik sistemini tedricen kaldırmaya da bir vesile ve teşviktir.]
-
5:89
Maide: 89
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖيكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖيرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş (bulunduğunuz ve dil alışkanlığıyla tekrarlayıp durduğunuz) sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle (bilerek ve isteyerek karara) bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (bozduğunuz yeminin) kefareti ise, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydirmek, (elbise ve ayakkabı almak) veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkân) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. (Geçerli olan) Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz (ve size yapılan iyiliklere nankörlükten vazgeçersiniz)! [Not: Yapılan günahlar ve haksızlıklar karşılığı kefaret olarak bir köleyi özgürlüğe kavuşturma tavsiyesi, bu kötü uygulamanın kökünü kurutma amaçlıdır.]
-
7:83
A'raf: 83
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Bunun üzerine Biz, (Hz. Lut’un) karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Çünkü o, fuhşiyatı yapanları hoş karşılardı.)
-
7:130
A'raf: 130
وَلَقَدْ اَخَذْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ بِالسِّنٖينَ وَنَقْصٍ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
Andolsun, Biz de Firavun ailesini (ve iktidar çevresini) belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
-
7:141
A'raf: 141
وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۚ يُقَتِّلُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟
(Oysa hatırlayın ki) Hani bir zamanlar size dayanılmaz azap ve işkenceler reva gören, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden (ve zulüm sisteminden) sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir bela ve imtihan vardı.
-
8:54
Enfâl: 54
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِمٖينَ
(İnkârcıların düşünceleri ve hareketleri) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı (ve hayat anlayışı) gibidir. Onlar da, Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; Biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik ve Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.
-
11:40
Hud: 40
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَلٖيلٌ
Hatta ki; nihayet emrimiz geldiği (ve takdirimiz gerçekleştiği) anda ve tandır feveran ettiği (yerden ve gökten suların kaynayıp fışkırdığı) zaman, (Nuh’a) dedik ki: “(Lazım olan evcil hayvanlardan) İkişer çift ile aleyhine söz geçmiş (ve küfrü kesinleşmiş) olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri artık ona (gemiye) yükle!” Zaten çok az bir gruptan başka, kimse onunla birlikte iman etmemişti.
-
11:45
Hud: 45
وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْنٖي مِنْ اَهْلٖي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِمٖينَ
(Bu olaylar sırasında Hz.) Nuh Rabbine yalvarıp: “Ya Rabbim! Şüphesiz oğlum, benim ailemdendir. Ve Senin (ailemi kurtaracağın yönündeki) va’adin de elbette Hakk’tır. (Ama işte oğlum boğuluyor!) Sen hâkimlerin hâkimisin! (Her şeye güç yetiren ve karar verensin! Oğlumu boğulmaktan, bizi de ızdıraptan kurtar)” demişti.
-
11:46
Hud: 46
قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌۜ اِنّٖٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ
(Allah) Buyurdu: “Ey Nuh, kesinlikle, o senin ailenden değildir... Çünkü o, salih olmayan bir iş (bâtıl ve bozuk amel sahibidir... Sadık ve salih olmayan bir kişidir… Tavrı ve tabiatı, amel-i gayr-ı salihtir). O nedenle, hakkında (kesin) bilgi sahibi olmadığın şeyi Benden isteme! Doğrusu, sen cahillerden olmayasın (evladın diye zalim ve kâfirlere sahip çıkmayasın) diye sana öğüt veriyorum!”
-
11:81
Hud: 81
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُصٖيبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرٖيبٍ
(Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”
-
12:6
Yusuf: 6
وَكَذٰلِكَ يَجْتَبٖيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْوٖيلِ الْاَحَادٖيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبَّكَ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ۟
(Bu rüyandan anlaşılıyor ki;) “İşte böylece Rabbin seni seçecek, hadiselerin, (sözlerin, düşlerin ve gelişmelerin) yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a (nimetini) tamamladığı gibi, senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini de tamama erdirecektir. Elbette Rabbin, (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
-
12:25
Yusuf: 25
وَاسْتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَمٖيصَهُ مِنْ دُبُرٍ وَاَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا الْبَابِۜ قَالَتْ مَا جَزَٓاءُ مَنْ اَرَادَ بِاَهْلِكَ سُٓوءًا اِلَّٓا اَنْ يُسْجَنَ اَوْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
(Bu arada Hz. Yusuf'la Züleyha) İkisi de kapıya doğru koşmuşlardı. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırtmıştı. (Tam) Kapının yanında kadının (eşi-bey)efendisiyle karşılaşmışlardı. Kadın (kendi ayıbını kapatmak için kocasına): "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?" diyerek (Hz. Yusuf'u suçlamaya başlamıştı).
-
12:62
Yusuf: 62
وَقَالَ لِفِتْيَانِهِ اجْعَلُوا بِضَاعَتَهُمْ فٖي رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَٓا اِذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
(Hz. Yusuf) Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine (geri) koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki (bu iyilikten cesaret alıp tekrar buraya) geri dönerler. (İnşaallah yeniden karşılaşırız!)”
-
12:65
Yusuf: 65
وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْۜ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا نَبْغٖيۜ هٰذِهٖ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَاۚ وَنَمٖيرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعٖيرٍۜ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَسٖيرٌ
(Derken Mısır’dan getirdikleri) Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: "Ey babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, (bize emanet edeceğin) kardeşimizi (Bünyamin’i) de koruyup gözetiriz ve (alacağımız erzaka) bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (alıp getirdiğimiz zaten yetersiz ve) az bir ölçektir."
-
12:88
Yusuf: 88
فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ مَسَّنَا وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰيةٍ فَاَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّقٖينَ
Vaktâki (üvey kardeşleri yeniden Mısır’a gidip) böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık (kıtlık) dokunmuş vaziyettedir; (bu nedenle bizler, sizin yanınızda) önemi olmayan az bir sermaye ile (tekrar kapınıza) gelmişizdir. Bize artık (yine) ölçeği (ihtiyacımız olan şeyleri) tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta (sadaka ve hayırda) bulunup (sevindir). Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."
-
12:93
Yusuf: 93
اِذْهَبُوا بِقَمٖيصٖي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَبٖي يَأْتِ بَصٖيرًاۚ وَأْتُونٖي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَعٖينَ۟
(Hz. Yusuf üvey kardeşlerine dönüp:) “Şimdi bu gömleğimle gidin de, onu babamın yüzüne sürüverin. Gözü (yine) görür hale gelir. (Sonra) Bütün ailenizi de bana getirin” diye (tembihledi).
-
14:6
İbrahim: 6
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟
(Hani) Bir zaman (Hz.) Musa da kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın; ki bir vakit O sizi Firavun ailesinden (ve zorba sülalesinden) kurtarmıştı; öyle ki onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir bela (imtihan) vardı. (Böylece sabrınız ve sadakatiniz denenmekteydi.)”
-
15:59
Hicr: 59
اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
"Ancak Lut ailesi(nden kendisine sadık iki kızı mücrimlerden) değildir; (çünkü) biz (iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin) hepsini (ve her devirde) muhakkak kurtarıvereceğiz."
-
15:61
Hicr: 61
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ
Böylelikle elçiler (helak için görevli melekler) vaktâki Lut ailesine geldiklerinde;
-
15:65
Hicr: 65
فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
(Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"
-
19:16
Meryem: 16
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّاۙ
Kitap'ta Meryem'i de (ibretle anıp) zikret. Hani o, ailesinden kopup ayrılarak (uzaklara gitmiş ve Kudüs’ün), Doğu tarafında bir yere çekilmişti.
-
20:10
Taha: 10
اِذْ رَاٰ نَارًا فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖٓي اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى
Hani (Musa Tûr Dağı’nın eteklerinde) bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: “Siz burada durun (ve bekleyin, ben karşıda) gerçekten bir ateş gördüm; umulur ki size ondan (yemek pişirici ve ihtiyaç giderici) bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici (bize yardım edici birilerini) bulurum” (diye sevinmişti).
-
20:29
Taha: 29
وَاجْعَلْ لٖي وَزٖيرًا مِنْ اَهْلٖيۙ
“Ailemden de bana bir vezir-yardımcı kıl.”
-
21:76
Enbiya: 76
وَنُوحًا اِذْ نَادٰى مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۚ
Nuh da; daha önce (kavminin inat ve inkârından Rabbine sığınıp) çağrıda bulunduğu zaman, Biz onun (dua ve yakarışlarına) cevap verdik, onu ve ailesini büyük (ve uzun) bir sıkıntı ve üzüntü (sürecin)den kurtardık.
-
21:84
Enbiya: 84
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهٖ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدٖينَ
Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.
-
23:27
Mü'minun: 27
فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْنٖي فِي الَّذٖينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ
Böylelikle Biz ona: “Gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca (sağlam ve sanatlı) bir gemi yapıver” (dedik). Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca (yağan ve kaynayan sular her tarafı kaplayınca), “onun içine her (cins evcil hayvanlardan) ikişer çift ile; onlardan (kavminin azgınlarından) aleyhlerine söz geçmiş (ve azap hükmü kesinleşmiş) olanlar dışında kalan (mü’minleri ve) aileni de alıp (yaptığın gemiye) yerleştir; zulmedenler konusunda ise Bana muhatap olma (ricada bulunma), çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır” diye vahyettik.
-
26:169
Şuarâ: 169
رَبِّ نَجِّنٖي وَاَهْلٖي مِمَّا يَعْمَلُونَ
(Ardından:) "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından (dolayı gelecek beladan) kurtar" (diye yalvarmıştı).
-
26:170
Şuarâ: 170
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
Bunun üzerine onu ve bütün ehlini (iman edenlerini) kurtardık.
-
27:7
Neml: 7
اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًاۜ سَاٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖيكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
Hani o vakit Musa, ailesine: “Şüphesiz ben (şu karşıda) bir ateş gördüm” demişti. “Size ondan (yanında insanlar varsa), ya (hayırlı) bir haber (edineceğim) veya umulur ki ısınmanız için bir kor ateş getireceğim” demişti.
-
27:49
Neml: 49
قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهٖ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِهٖ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
(Bu zulüm ve hıyanet ekibi, kendi aralarında toplanıp) Allah adına yemin ederek dediler ki: “Bir gece (ansızın) mutlaka ona ve ailesine baskın düzenleyelim (ve hepsinin işini bitirelim). Sonra da sahiplerine (aşiretine, ‘Salih ve) ailesinin yok edilişinden hiç haberimiz yok (olup bitenleri asla görmedik!) Bizler, gerçekten doğruyu söyleyenlerdeniz’ (diyerek onları aldatalım ve bunlardan kurtulalım)!”
-
27:56
Neml: 56
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
(Buna karşı azgın ve ahlâksız) Kavminin cevabı ise sadece: "(İşlerimize engel olan bu) Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. (Baksanıza) Çünkü onlar (erdemlilik taslayarak) temiz kalmak (ve iffetli yaşamak) isteyen insanlarmış (biz ise rezil ve çirkin işler yapanlarmışız!?)" demekten başka (bir sözleri) olmamıştı.
-
27:57
Neml: 57
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖينَ
Bunun üzerine Biz de, onu (Hz. Lut’u) ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç (bırakıldı;) onu geride (azap içinde kalanlar arasında bulunmasını) kararlaştırdık (çünkü bu belaya layıktı).
-
28:8
Kasas: 8
فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـٖٔينَ
Nihayet Firavun'un ailesi, (konakları önünden akan suda, içinde çocuk sesi duyulan sandığa rastlayınca) kendileri için (ileride) bir düşman ve üzüntü konusu olacağını (ve zulüm saltanatlarını yıkacağını bilmeksizin) onu sahipsiz görüp alarak (saraylarına götürmüşlerdi). Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir gaflet ve yanılgı içindelerdi.
-
28:12
Kasas: 12
وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ الْمَرَاضِعَ مِنْ قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰٓى اَهْلِ بَيْتٍ يَكْفُلُونَهُ لَكُمْ وَهُمْ لَهُ نَاصِحُونَ
Biz, daha önceden (öyle takdir buyurup) ona süt analarını haram etmiştik (böylece Musa saraya getirilen hiçbir kadının göğüslerini tutup emmemişti. Kız kardeşi onlara:) 'Ben sizin adınıza (bu bebeğin) bakımını üstlenecek ve ona iyi bakacak (ve yumuşak davranacak) bir aileyi size bildireyim mi?' dedi.
-
28:29
Kasas: 29
فَلَمَّا قَضٰى مُوسَى الْاَجَلَ وَسَارَ بِاَهْلِهٖٓ اٰنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًاۚ قَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖٓي اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
Böylelikle Musa, vaktâki süreyi tamamlayıp (Hz. Şuayb’ın kızını almış olarak 10 yıl sonra) ailesiyle birlikte (Mısır’a doğru) yola koyulunca, (gece serinliği başladığında) Tûr (Dağı) tarafında bir ateş görüp (duraklamıştı). Ailesine: 'Durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya (hayırlı ve yararlı) bir haber, ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm' deyip (oraya yönelmişti).
-
29:32
Ankebut: 32
قَالَ اِنَّ فٖيهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ فٖيهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
(Hz. İbrahim) Dedi ki: “Ama onun içinde Lut da vardır!.. (Bu masum insanların durumu ne olacaktır?” Melekler) Dediler ki: “Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. O (karısı ise) arkada kalacak olanlardan birisidir.” (Çünkü rezillerle işbirlikçidir!)
-
29:33
Ankebut: 33
وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Vaktâki elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman o, bunların (gazap görevlerini sezmesi) dolayısıyla fenalaşıp (kendini kötü hissetmeye) başladı ve içi daralıp sıkıntı bastı. Ona dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de, ehlini ve aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalanlardan (bâtıl ve bozuk hayat tarzına kapılanlardan) olacaktır. (Böylece hıyaneti nedeniyle helak olmayı hak etmiştir.)”
-
34:13
Sebe': 13
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَٓاءُ مِنْ مَحَارٖيبَ وَتَمَاثٖيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍۜ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًاۜ وَقَلٖيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
Onlar (cinn ustalar) ona (Süleyman’a) dilediği şekilde meharib (mihrablar, içinde düşmanlardan korunulacak ve Allah’a ibadet olunacak kaleler ve saraylar), heykeller (mermerden ve madenlerden oyuncaklar, hayvanlar ve süs eşyaları), havuz şeklinde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. “Ey Davud ailesi, artık şükrederek çalışın!” Zira kullarımdan şükredenler (nimet ve fırsatlarımın gereğini yerine getirenler) pek azdır (diye uyarmıştık).
-
36:50
Yâsin: 50
فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟
(O va’ad olunan intikam ve inkılap günü gelince) Artık ne bir vasiyette=tavsiyede bulunmaya güç yetirebileceklerdir, ne de ailelerine geri dönebileceklerdir.
-
37:76
Sâffât: 76
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۘ
Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
-
37:134
Sâffât: 134
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
-
38:43
Sâd: 43
وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ
(Ayrıca) Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt ve ibret olmak üzere, ailesini ve onlarla birlikte bir mislini (yeni aile bireylerini) de bağışladık. (Böylece Hz. Eyyub’u sağlık, huzur ve rahata ulaştırdık.)
-
40:28
Mü'min: 28
وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌۗ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ اٖيمَانَهُٓ اَتَقْتُلُونَ رَجُلًا اَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللّٰهُ وَقَدْ جَٓاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاِنْ يَكُ كَاذِبًا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۚ وَاِنْ يَكُ صَادِقًا يُصِبْكُمْ بَعْضُ الَّذٖي يَعِدُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدٖي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ
Firavun’un aile çevresinden (danışman ekibinden olup), imanını gizleyen bir mü’min şöyle demişti: “Siz, benim Rabbim Allah’tır diyen bir adamı (haksız yere) öldürmeye mi kalkışıyorsunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bulunuyor. Eğer o (peygamberlik ve dini rehberlik) iddiasında yalancı ise, bu yalanın (bize zararı yok, sonunda ortaya çıkacak) ve kendi aleyhine olacaktır. Ama eğer doğru söylüyorsa (o durumda, inkâr ve itiraz ettiğinizden dolayı) size va’ad ettiği (musibet ve mahcubiyetlerin) bir kısmı (bile) size dokunacak olsa (sonunda pişman ve perişan hale geleceksiniz). Şüphesiz Allah, ölçüyü taşırıp haddini aşan, çokça yalan konuşan kimseyi hidayete eriştirmeyecektir."
-
48:11
Fetih: 11
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ فٖي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًاۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Yakında Bedevilerden (Medine civarındaki köylü Arap kabilelerinden olup basit bahanelerle cihad görevinden ve Hudeybiye seferinden) geri kalmış (ve nasipsiz bırakılmış) olanlar gelip Sana: “Mallarımız (hayvanlarımız ve tarlalarımızın bakımı) ve evladü iyalimizin (korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi mazeretler) bizi oyalayıp engelledi. (Yoksa gönlümüz ve duamız sizinle beraberdir. Bu nedenle) Allah’tan bizim için mağfiret dile” diyeceklerdir. (Oysa) Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylemektedirler. Onlara de ki: “(Rabbim, kalbinizde gizlediklerinizi ve gerçek niyetlerinizi bilip durduğu için) Eğer Allah size bir zarar gelmesini murad etse veya bir menfaate erişmenizi dilese, O’nun bu kararına karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki Allah bütün yaptıklarınıza (ve kafanızda tasarladıklarınıza) Habîr'dir (her şeyden haberdar olup Bilendir).”
-
48:12
Fetih: 12
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلٖيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فٖي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha asla geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
-
51:26
Zâriyât: 26
فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِهٖ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَمٖينٍۙ
Hemen (onlara sezdirmeden) ailesine giderek (misafirin yemeğini acele edip), çok geçmeden (pişirilmiş) semiz bir buzağı ile (geri) gelmişti.
-
52:26
Tûr: 26
قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ فٖٓي اَهْلِنَا مُشْفِقٖينَ
“Doğrusu biz daha önce, ailemiz (yakın çevremiz) içinde (ahirette bize nasıl davranılacak ve akıbetimiz nasıl olacak? diye) endişe edip-korkardık” diyeceklerdir.
-
54:34
Kamer: 34
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga yollamıştık. Sadece Lut ailesini (bu azaptan ayrı tutmuş;) onları seher vakti kurtarmıştık. [Not: Bugünkü terörist İsrail'in işgal ettiği topraklarda yaşayan, gemicilik ve inşaatlarda kullanılan asfalt, (kara sakız ve katran) madeni ile zengin olup şımaran... Böylece eşcinsellik sapkınlığına bulaşan Lut kavmi, volkan patlamasıyla oluşan lav parçalarının başlarına yağdırılması, korkunç bir depremle yurtlarının altüst olması ve şiddetli kasırgalarla savrulmaları sonucu yerin dibine batırılmışlardı.]
-
54:41
Kamer: 41
وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ
Andolsun, Firavun âline-ailesine (ve zalim yöneticilerine) de uyarıcılar gelmişti.
-
2:49
Bakara: 49
وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ
-
2:196
Bakara: 196
وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضًا اَوْ بِهٖٓ اَذًى مِنْ رَأْسِهٖ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ۟
-
2:248
Bakara: 248
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِهٖٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فٖيهِ سَكٖينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ۟
-
3:11
Âl-i İmrân: 11
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
-
3:33
Âl-i İmrân: 33
اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰٓى اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰهٖيمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَمٖينَۙ
-
4:35
Nisa: 35
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِهٖ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُرٖيدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا خَبٖيرًا
-
4:54
Nisa: 54
اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰهٖيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظٖيمًا
-
4:92
Nisa: 92
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَـًٔاۚ وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِهٖ وَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا
-
5:89
Maide: 89
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ فٖٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكٖينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْلٖيكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْرٖيرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
-
7:83
A'raf: 83
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
7:130
A'raf: 130
وَلَقَدْ اَخَذْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ بِالسِّنٖينَ وَنَقْصٍ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
-
7:141
A'raf: 141
وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۚ يُقَتِّلُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟
-
8:54
Enfâl: 54
كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِمٖينَ
-
11:40
Hud: 40
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَلٖيلٌ
-
11:45
Hud: 45
وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْنٖي مِنْ اَهْلٖي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِمٖينَ
-
11:46
Hud: 46
قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌۜ اِنّٖٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ
-
11:81
Hud: 81
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُصٖيبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرٖيبٍ
-
12:6
Yusuf: 6
وَكَذٰلِكَ يَجْتَبٖيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْوٖيلِ الْاَحَادٖيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبَّكَ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ۟
-
12:25
Yusuf: 25
وَاسْتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَمٖيصَهُ مِنْ دُبُرٍ وَاَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا الْبَابِۜ قَالَتْ مَا جَزَٓاءُ مَنْ اَرَادَ بِاَهْلِكَ سُٓوءًا اِلَّٓا اَنْ يُسْجَنَ اَوْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
12:62
Yusuf: 62
وَقَالَ لِفِتْيَانِهِ اجْعَلُوا بِضَاعَتَهُمْ فٖي رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَٓا اِذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
-
12:65
Yusuf: 65
وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْۜ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا نَبْغٖيۜ هٰذِهٖ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَاۚ وَنَمٖيرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعٖيرٍۜ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَسٖيرٌ
-
12:88
Yusuf: 88
فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ مَسَّنَا وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰيةٍ فَاَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّقٖينَ
-
12:93
Yusuf: 93
اِذْهَبُوا بِقَمٖيصٖي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَبٖي يَأْتِ بَصٖيرًاۚ وَأْتُونٖي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَعٖينَ۟
-
14:6
İbrahim: 6
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟
-
15:59
Hicr: 59
اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
-
15:61
Hicr: 61
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ
-
15:65
Hicr: 65
فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
-
19:16
Meryem: 16
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّاۙ
-
20:10
Taha: 10
اِذْ رَاٰ نَارًا فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖٓي اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى
-
20:29
Taha: 29
وَاجْعَلْ لٖي وَزٖيرًا مِنْ اَهْلٖيۙ
-
21:76
Enbiya: 76
وَنُوحًا اِذْ نَادٰى مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۚ
-
21:84
Enbiya: 84
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهٖ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدٖينَ
-
23:27
Mü'minun: 27
فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْنٖي فِي الَّذٖينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ
-
26:169
Şuarâ: 169
رَبِّ نَجِّنٖي وَاَهْلٖي مِمَّا يَعْمَلُونَ
-
26:170
Şuarâ: 170
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
-
27:7
Neml: 7
اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًاۜ سَاٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖيكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
-
27:49
Neml: 49
قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهٖ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِهٖ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
-
27:56
Neml: 56
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
-
27:57
Neml: 57
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
28:8
Kasas: 8
فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـٖٔينَ
-
28:12
Kasas: 12
وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ الْمَرَاضِعَ مِنْ قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰٓى اَهْلِ بَيْتٍ يَكْفُلُونَهُ لَكُمْ وَهُمْ لَهُ نَاصِحُونَ
-
28:29
Kasas: 29
فَلَمَّا قَضٰى مُوسَى الْاَجَلَ وَسَارَ بِاَهْلِهٖٓ اٰنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًاۚ قَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّٖٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖٓي اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
-
29:32
Ankebut: 32
قَالَ اِنَّ فٖيهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ فٖيهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
29:33
Ankebut: 33
وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
34:13
Sebe': 13
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَٓاءُ مِنْ مَحَارٖيبَ وَتَمَاثٖيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍۜ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًاۜ وَقَلٖيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
-
36:50
Yâsin: 50
فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟
-
37:76
Sâffât: 76
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۘ
-
37:134
Sâffât: 134
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
-
38:43
Sâd: 43
وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ
-
40:28
Mü'min: 28
وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌۗ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ اٖيمَانَهُٓ اَتَقْتُلُونَ رَجُلًا اَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللّٰهُ وَقَدْ جَٓاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاِنْ يَكُ كَاذِبًا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۚ وَاِنْ يَكُ صَادِقًا يُصِبْكُمْ بَعْضُ الَّذٖي يَعِدُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدٖي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ
-
48:11
Fetih: 11
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ فٖي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًاۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
-
48:12
Fetih: 12
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلٖيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فٖي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا
-
51:26
Zâriyât: 26
فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِهٖ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَمٖينٍۙ
-
52:26
Tûr: 26
قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ فٖٓي اَهْلِنَا مُشْفِقٖينَ
-
54:34
Kamer: 34
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ
-
54:41
Kamer: 41
وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ