• 2:35 Bakara: 35

    Ve Biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de ondan (cennet ortamından), neresinden dilerseniz, (çok güzel ve mükemmel rızıklarından) bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, (şeytani duygulara ve şehevi arzulara kapılmayın,) yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz" deyip (ikaz etmiştik).

  • 6:99 En'am: 99

    O (Allah), gökten su (yağmur ve kar) indirendir. Bununla her şeyin bitkisini canlandırdık, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üstüne bindirilmiş taneler (meyveler, sebzeler) türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan (ve binbir çeşit meyvelerden) bahçeler (oluşturuveriyoruz. Bütün bunların) meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde (dikkatle ve ibretle) bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bütün bunlarda gerçekten ayetler ve ibretler vardır.

  • 7:19 A'raf: 19

    (Cenab-ı Hakk:) “Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin. İkiniz dilediğiniz yerden (ve şeylerden) yiyin (için); ama şu ağaca yaklaşmaktan (nefsin arzusuna uymaktan sakınıverin.) Yoksa zalimlerden olursunuz” (demişti).

  • 7:20 A'raf: 20

    Şeytan kendilerinden örtünüp gizlenmesi (gereken) çirkin-edep yerlerini (avret mahallerini) açığa çıkarmak (böylece cinsi tahrikle şehvet tuzağına kaptırmak) için onlara vesvese verip (akıllarını çeldi) ve dedi ki: “Rabbinizin size bu (şehvet) şecerini (iştah kabartıcı ağacın meyvesini) yasaklaması, sadece, sizin iki melek (veya yetkili melik, sultan ve hükümdar) olmamanız, ya da cennette ebedi kalmamanız içindir.” (Oysa cennetlerde ebedi sultan olmak çok güzeldir ve tam da size göredir!..)

  • 7:22 A'raf: 22

    (Şeytan bu suretle) Onları aldattı (ve derecelerini alçalttı). Ağacı (şehvetle) tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve (o çıplak vaziyetlerinden utanarak) cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.

  • 14:24 İbrahim: 24

    Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü (iman ve Kur’an üzere yerde) sabit, dalları ise göktedir.

  • 14:26 İbrahim: 26

    Kötü (murdar habis) söz ise, kötü bir ağaç benzeridir. Onun kökü yerin üstünden (ve Kur’an temelinden) koparılmış, (artık) kararı (yerinde durma, tutunma imkânı) kalmamış gibidir.

  • 16:10 Nahl: 10

    Sizin için gökten (yağmur ve kar şeklinde) su indiren O'dur; içecek(leriniz) ondan (çıkmakta), ağaç(lar) ondan (sulanmakta)dır (ki) hayvanlarınızı da onda (o suyla yeşeren meralarda) otlatmaktasınız. (Bunların hepsi Allah’ın nimetleridir.)

  • 16:68 Nahl: 68

    Rabbin bal arısına (şifalı bir tatlı yapmak üzere): “Dağlardaki (kaya oyuklarından), ağaçlardaki (kovuklardan) ve onların (insanların) kurdukları kovanlardan kendine evler (petekler) edin” diye vahyetti.

  • 17:60 İsrâ: 60

    Hani o vakit Biz Sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Mi’raç’taki muhteşem temaşaları) da, Kur'an'da (işaret edilen ve sakınılması gereken) lanetlenmiş ağacı (Siyonist Yahudi soysuzları ve onların işbirlikçisi istismarcı Din tahribatçılarını) da insanları (eğitmek ve) denemek için (bir imtihan vesilesi) yaptık. Biz onları (böylece) korkutup (uyarıyoruz). Fakat (bu) onlarda sadece büyük bir azgınlığı ziyadeleştirmektedir.

  • 20:18 Taha: 18

    (Musa ise:) "O benim asamdır; (yürürken) ona dayanmaktayım, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekte (kullanmaktayım), onda benim için daha başka yararlar da vardır" demişti.

  • 20:120 Taha: 120

    Sonunda şeytan (aklını karıştırmak üzere) ona vesvese verip: “Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü (saltanatı) haber vereyim mi?” deyip (sureti Hakk’tan görünerek ve güya onun hayrını gözeterek, Hz. Adem’in ayağını kaydırmaya çalışmıştı).

  • 22:18 Hacc: 18
    Secde

    Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise (küfür ve kötülükleri sebebiyle) azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)

  • 23:20 Mü'minun: 20

    Ve (daha çok) Tûr-i Sina'da (Akdeniz iklim kuşağında) çıkan bir ağaç (zeytin türünü de yarattık) ki; o yağlı (bir besindir) ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

  • 24:35 Nur: 35

    (Asla unutmayınız, kâinata ve tabiata ibret gözüyle bakınız ki;) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali (bir örneği), içinde (parlak ışıklı) fitil bulunan bir lamba benzeridir; (o) lamba da bir sırça (cam fanus-ampul) içerisindedir; (o) sırça (ampul ise), sanki incimsi bir yıldızdır ki; (içindeki parlak ışık) doğuya da batıya da ait olmayan (benzeri bulunmayan) kutlu bir zeytin ağacından tutuşturulmuş (gibidir; bu öyle bir ağaç ve nurani bir kaynaktır ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı (enerji akımı) ışık verir. (Açıkça elektrik enerjisine benzetilmektedir. Bu,) Nur üstüne nur (aydınlık, kolaylık ve huzur)dur! Allah, (gerçeği arayan ve çabalayanlardan) kimi dilerse onu Kendi nuruna (hidayet ve hikmet yoluna) yöneltip-iletir. Allah insanlar için (işte böyle eğitici ve öğretici) örnekler verir. Allah, her şeyi Bilendir. [Not: Bu ayet; kâinatın ve bütün varlıkların, İlahi Nurun farklı tecellilerinden ve atomik enerjinin değişik dalga boyutu tezahürlerinden yaratıldığına; ayrıca elektriğin alternatif akımına ve sinüs dalgasına işaret etmektedir.]

  • 27:60 Neml: 60

    (Onlar mı hayırlı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratıveren ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) güzel manzaralı (gönül okşayıcı ve keyif alıcı) bahçeler bitirdik, (yoksa) sizin için (bunların) bir ağacını (ve yaprağını) bitirmek bile mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilah (edinip ona yalvarmak) mı? (Bu ne bilinçsiz bir harekettir.) Hayır, onlar sapkınlıkta devam eden (Allah’a denk şefaatçiler edinen ve şirke düşen) bir kavim (olmuşlardı.)

  • 28:30 Kasas: 30

    Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: “Ey Musa, gerçekten Ben; âlemlerin Rabbi olan Allah Benim!” diye seslenilmişti.

  • 31:27 Lokman: 27

    Yeryüzündeki (bütün) ağaçlar kalem olsaydı, deniz(ler) ise (mürekkep olsaydı) ve yedi deniz daha (bunlara) katılsa da (yazılsaydı), yine de Allah'ın kelimeleri (sonsuz bilgi hazinesi, harika yaratılış hikmetleri ve kudret eserleri) bitmezdi. (Kur’an’ın hikmet ve hakikatleri tükenmezdi.) Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 34:16 Sebe': 16

    Ancak onlar (şükürden ve itaatten) yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara (büyük su bendini-barajını yıkıp) Arim selini gönderdik. Ve onların (o güzelim) ikili bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki harap bahçeye dönüştürüp (nimetlerimizi ellerinden aldık).

  • 36:80 Yâsin: 80

    Ki O, size (yaş ve) yeşil ağaçtan (kolayca yanan) bir ateş kılıp çıkarandır; siz de ondan tutuşturup yakıyorsunuz. (Hâlâ düşünmez misiniz ki; Hicaz’daki Merh ve Afar gibi yaş ve yeşil dalları birbirine hızla sürtüldüğünde demir ve çakmak taşı gibi kıvılcım çıkarıp ateşe dönüşmektedir!?)

  • 37:62 Sâffât: 62

    Nasıl, (Bizim cennet mekânlarımız gibi) böyle bir konaklanma (ve ikram edilip ağırlanma) mı daha hayırlı, yoksa (şimdi sizin cehennemde yediğiniz) zakkum ağacı mı?

  • 44:43 Duhân: 43

    Doğrusu, o zakkum ağacı (cehennem meyvesidir);

  • 48:18 Fetih: 18

    (Ey Resulüm!) Gerçekten Allah (CC), o mü’minlerden razı olmuştur ki, (Hudeybiye’de) ağacın altında Sana biat ettikleri (ve her asırda Hakk davada sebat gösterdikleri) vakit (onların) kalplerindeki (sadakat ve samimiyetleri)ni bilmiş, (bundan dolayı) üzerlerine sekinet (huzur ve emniyet) indirmiştir. (Ayrıca) Kendilerini pek yakın bir fetihle (Hudeybiye barış süreci ve Hayber zaferiyle ve her çağda önemli galibiyetlerle) ödüllendirmiştir.

  • 50:10 Kaf: 10

    Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da (var ettik).

  • 55:6 Rahmân: 6

    (Çimen ve çiçek cinsinden) Bitki(ler) ve ağaçlar da (Rahman olan Allah’a) secde halindedirler.

  • 56:29 Vâkıa: 29

    Üst üste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,

  • 56:52 Vâkıa: 52

    Şüphesiz (zehirli) zakkum olan bir ağaçtan (zorla) yiyecek (ve Allah’ın kahrına uğrayacak)sınız.

  • 56:72 Vâkıa: 72

    Onun ağacını (ve yakıtını) sizler mi inşa edip (yaptınız), yoksa onu (tüm akaryakıtları ve petrol gazlarını) ortaya çıkarıp (yaratan) Biz miyiz?

  • 59:5 Haşr: 5

    (Savaşta düşmanların) Hurma ağaçlarından her neyi (budayıp) kesmişseniz veya kökleri üzerinde dikili bırakıvermişseniz, (bu durumda onların filizlenmesi ve meyve vermesi hepsi) Allah'ın izniyledir ve (Kur’an’ın bu gerçekleri ve gelecek devrimleri bildirmesi ve savaşta onları zayıflatmak ve teslime mecbur bırakmak için düşman ağaçlarının kesilmesine izin vermesi) fasık olanları rezil edip alçaltması içindir.

  • 80:30 Abese: 30

    Boyları birbiriyle yarışan ve iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, bağlar;

  • 2:35 Bakara: 35

    وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ

    Ve Biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de ondan (cennet ortamından), neresinden dilerseniz, (çok güzel ve mükemmel rızıklarından) bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, (şeytani duygulara ve şehevi arzulara kapılmayın,) yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz" deyip (ikaz etmiştik).

  • 6:99 En'am: 99

    وَهُوَ الَّذٖٓي اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَخْرَجْنَا بِهٖ نَبَاتَ كُلِّ شَيْءٍ فَاَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُتَرَاكِبًاۚ وَمِنَ النَّخْلِ مِنْ طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّاتٍ مِنْ اَعْنَابٍ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍۜ اُنْظُرُٓوا اِلٰى ثَمَرِهٖٓ اِذَٓا اَثْمَرَ وَيَنْعِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكُمْ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    O (Allah), gökten su (yağmur ve kar) indirendir. Bununla her şeyin bitkisini canlandırdık, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üstüne bindirilmiş taneler (meyveler, sebzeler) türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan (ve binbir çeşit meyvelerden) bahçeler (oluşturuveriyoruz. Bütün bunların) meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde (dikkatle ve ibretle) bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bütün bunlarda gerçekten ayetler ve ibretler vardır.

  • 7:19 A'raf: 19

    وَيَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ

    (Cenab-ı Hakk:) “Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin. İkiniz dilediğiniz yerden (ve şeylerden) yiyin (için); ama şu ağaca yaklaşmaktan (nefsin arzusuna uymaktan sakınıverin.) Yoksa zalimlerden olursunuz” (demişti).

  • 7:20 A'raf: 20

    فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدٖينَ

    Şeytan kendilerinden örtünüp gizlenmesi (gereken) çirkin-edep yerlerini (avret mahallerini) açığa çıkarmak (böylece cinsi tahrikle şehvet tuzağına kaptırmak) için onlara vesvese verip (akıllarını çeldi) ve dedi ki: “Rabbinizin size bu (şehvet) şecerini (iştah kabartıcı ağacın meyvesini) yasaklaması, sadece, sizin iki melek (veya yetkili melik, sultan ve hükümdar) olmamanız, ya da cennette ebedi kalmamanız içindir.” (Oysa cennetlerde ebedi sultan olmak çok güzeldir ve tam da size göredir!..)

  • 7:22 A'raf: 22

    فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُبٖينٌ

    (Şeytan bu suretle) Onları aldattı (ve derecelerini alçalttı). Ağacı (şehvetle) tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve (o çıplak vaziyetlerinden utanarak) cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.

  • 14:24 İbrahim: 24

    اَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ اَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَٓاءِۙ

    Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü (iman ve Kur’an üzere yerde) sabit, dalları ise göktedir.

  • 14:26 İbrahim: 26

    وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبٖيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبٖيثَةٍۨ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْاَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ

    Kötü (murdar habis) söz ise, kötü bir ağaç benzeridir. Onun kökü yerin üstünden (ve Kur’an temelinden) koparılmış, (artık) kararı (yerinde durma, tutunma imkânı) kalmamış gibidir.

  • 16:10 Nahl: 10

    هُوَ الَّذٖٓي اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لَكُمْ مِنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فٖيهِ تُسٖيمُونَ

    Sizin için gökten (yağmur ve kar şeklinde) su indiren O'dur; içecek(leriniz) ondan (çıkmakta), ağaç(lar) ondan (sulanmakta)dır (ki) hayvanlarınızı da onda (o suyla yeşeren meralarda) otlatmaktasınız. (Bunların hepsi Allah’ın nimetleridir.)

  • 16:68 Nahl: 68

    وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذٖي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَۙ

    Rabbin bal arısına (şifalı bir tatlı yapmak üzere): “Dağlardaki (kaya oyuklarından), ağaçlardaki (kovuklardan) ve onların (insanların) kurdukları kovanlardan kendine evler (petekler) edin” diye vahyetti.

  • 17:60 İsrâ: 60

    وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّتٖٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَزٖيدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَبٖيرًا۟

    Hani o vakit Biz Sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Mi’raç’taki muhteşem temaşaları) da, Kur'an'da (işaret edilen ve sakınılması gereken) lanetlenmiş ağacı (Siyonist Yahudi soysuzları ve onların işbirlikçisi istismarcı Din tahribatçılarını) da insanları (eğitmek ve) denemek için (bir imtihan vesilesi) yaptık. Biz onları (böylece) korkutup (uyarıyoruz). Fakat (bu) onlarda sadece büyük bir azgınlığı ziyadeleştirmektedir.

  • 20:18 Taha: 18

    قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَمٖي وَلِيَ فٖيهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى

    (Musa ise:) "O benim asamdır; (yürürken) ona dayanmaktayım, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekte (kullanmaktayım), onda benim için daha başka yararlar da vardır" demişti.

  • 20:120 Taha: 120

    فَوَسْوَسَ اِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَٓا اٰدَمُ هَلْ اَدُلُّكَ عَلٰى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَا يَبْلٰى

    Sonunda şeytan (aklını karıştırmak üzere) ona vesvese verip: “Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü (saltanatı) haber vereyim mi?” deyip (sureti Hakk’tan görünerek ve güya onun hayrını gözeterek, Hz. Adem’in ayağını kaydırmaya çalışmıştı).

  • 22:18 Hacc: 18
    ساجد
    Secde

    اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَثٖيرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَثٖيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

    Görmedin mi ki, gerçekten göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. (İnsanların) Birçoğu üzerine ise (küfür ve kötülükleri sebebiyle) azap hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir (yüceltici ve) ikram edici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapandır. (Her işini hikmet ve adaletle görendir.)

  • 23:20 Mü'minun: 20

    وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِلٖينَ

    Ve (daha çok) Tûr-i Sina'da (Akdeniz iklim kuşağında) çıkan bir ağaç (zeytin türünü de yarattık) ki; o yağlı (bir besindir) ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.

  • 24:35 Nur: 35

    اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِهٖ كَمِشْكٰوةٍ فٖيهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ فٖي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضٖٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِهٖ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌۙ

    (Asla unutmayınız, kâinata ve tabiata ibret gözüyle bakınız ki;) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali (bir örneği), içinde (parlak ışıklı) fitil bulunan bir lamba benzeridir; (o) lamba da bir sırça (cam fanus-ampul) içerisindedir; (o) sırça (ampul ise), sanki incimsi bir yıldızdır ki; (içindeki parlak ışık) doğuya da batıya da ait olmayan (benzeri bulunmayan) kutlu bir zeytin ağacından tutuşturulmuş (gibidir; bu öyle bir ağaç ve nurani bir kaynaktır ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı (enerji akımı) ışık verir. (Açıkça elektrik enerjisine benzetilmektedir. Bu,) Nur üstüne nur (aydınlık, kolaylık ve huzur)dur! Allah, (gerçeği arayan ve çabalayanlardan) kimi dilerse onu Kendi nuruna (hidayet ve hikmet yoluna) yöneltip-iletir. Allah insanlar için (işte böyle eğitici ve öğretici) örnekler verir. Allah, her şeyi Bilendir. [Not: Bu ayet; kâinatın ve bütün varlıkların, İlahi Nurun farklı tecellilerinden ve atomik enerjinin değişik dalga boyutu tezahürlerinden yaratıldığına; ayrıca elektriğin alternatif akımına ve sinüs dalgasına işaret etmektedir.]

  • 27:60 Neml: 60

    اَمَّنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَنْبَتْنَا بِهٖ حَدَٓائِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍۚ مَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُنْبِتُوا شَجَرَهَاۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَۜ

    (Onlar mı hayırlı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratıveren ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) güzel manzaralı (gönül okşayıcı ve keyif alıcı) bahçeler bitirdik, (yoksa) sizin için (bunların) bir ağacını (ve yaprağını) bitirmek bile mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilah (edinip ona yalvarmak) mı? (Bu ne bilinçsiz bir harekettir.) Hayır, onlar sapkınlıkta devam eden (Allah’a denk şefaatçiler edinen ve şirke düşen) bir kavim (olmuşlardı.)

  • 28:30 Kasas: 30

    فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ يَا مُوسٰٓى اِنّٖٓي اَنَا۬ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَۙ

    Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: “Ey Musa, gerçekten Ben; âlemlerin Rabbi olan Allah Benim!” diye seslenilmişti.

  • 31:27 Lokman: 27

    وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِهٖ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ

    Yeryüzündeki (bütün) ağaçlar kalem olsaydı, deniz(ler) ise (mürekkep olsaydı) ve yedi deniz daha (bunlara) katılsa da (yazılsaydı), yine de Allah'ın kelimeleri (sonsuz bilgi hazinesi, harika yaratılış hikmetleri ve kudret eserleri) bitmezdi. (Kur’an’ın hikmet ve hakikatleri tükenmezdi.) Şüphesiz Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 34:16 Sebe': 16

    فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلٖيلٍ

    Ancak onlar (şükürden ve itaatten) yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara (büyük su bendini-barajını yıkıp) Arim selini gönderdik. Ve onların (o güzelim) ikili bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki harap bahçeye dönüştürüp (nimetlerimizi ellerinden aldık).

  • 36:80 Yâsin: 80

    اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ

    Ki O, size (yaş ve) yeşil ağaçtan (kolayca yanan) bir ateş kılıp çıkarandır; siz de ondan tutuşturup yakıyorsunuz. (Hâlâ düşünmez misiniz ki; Hicaz’daki Merh ve Afar gibi yaş ve yeşil dalları birbirine hızla sürtüldüğünde demir ve çakmak taşı gibi kıvılcım çıkarıp ateşe dönüşmektedir!?)

  • 37:62 Sâffât: 62

    اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

    Nasıl, (Bizim cennet mekânlarımız gibi) böyle bir konaklanma (ve ikram edilip ağırlanma) mı daha hayırlı, yoksa (şimdi sizin cehennemde yediğiniz) zakkum ağacı mı?

  • 44:43 Duhân: 43

    اِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِۙ

    Doğrusu, o zakkum ağacı (cehennem meyvesidir);

  • 48:18 Fetih: 18

    لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فٖي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّكٖينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرٖيبًاۙ

    (Ey Resulüm!) Gerçekten Allah (CC), o mü’minlerden razı olmuştur ki, (Hudeybiye’de) ağacın altında Sana biat ettikleri (ve her asırda Hakk davada sebat gösterdikleri) vakit (onların) kalplerindeki (sadakat ve samimiyetleri)ni bilmiş, (bundan dolayı) üzerlerine sekinet (huzur ve emniyet) indirmiştir. (Ayrıca) Kendilerini pek yakın bir fetihle (Hudeybiye barış süreci ve Hayber zaferiyle ve her çağda önemli galibiyetlerle) ödüllendirmiştir.

  • 50:10 Kaf: 10

    وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضٖيدٌۙ

    Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da (var ettik).

  • 55:6 Rahmân: 6

    وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

    (Çimen ve çiçek cinsinden) Bitki(ler) ve ağaçlar da (Rahman olan Allah’a) secde halindedirler.

  • 56:29 Vâkıa: 29

    وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ

    Üst üste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,

  • 56:52 Vâkıa: 52

    لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ

    Şüphesiz (zehirli) zakkum olan bir ağaçtan (zorla) yiyecek (ve Allah’ın kahrına uğrayacak)sınız.

  • 56:72 Vâkıa: 72

    ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ

    Onun ağacını (ve yakıtını) sizler mi inşa edip (yaptınız), yoksa onu (tüm akaryakıtları ve petrol gazlarını) ortaya çıkarıp (yaratan) Biz miyiz?

  • 59:5 Haşr: 5

    مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لٖينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِقٖينَ

    (Savaşta düşmanların) Hurma ağaçlarından her neyi (budayıp) kesmişseniz veya kökleri üzerinde dikili bırakıvermişseniz, (bu durumda onların filizlenmesi ve meyve vermesi hepsi) Allah'ın izniyledir ve (Kur’an’ın bu gerçekleri ve gelecek devrimleri bildirmesi ve savaşta onları zayıflatmak ve teslime mecbur bırakmak için düşman ağaçlarının kesilmesine izin vermesi) fasık olanları rezil edip alçaltması içindir.

  • 80:30 Abese: 30

    وَحَدَٓائِقَ غُلْبًاۙ

    Boyları birbiriyle yarışan ve iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, bağlar;