• 2:239 Bakara: 239

    Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, (o vakit) yaya (yürür vaziyette) iken veya binek üzerinde (namazı vakti içinde) kılın. Güvenliğe eriştiğinizde ise, yine bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah'ı zikredin. (İbadetlerinizi Peygamberin gösterdiği şekilde yerine getirin.)

  • 3:41 Âl-i İmrân: 41

    (Zekeriya:) "Rabbim, (bu konuda) bana bir alâmet (ayet) ver (ve kalbimi itminana eriştir)" deyince (Cenab-ı Hakk): "Sana alâmet; işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşamamandır (dilinin tutulmasıdır. Buna rağmen kendi içinden) Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et" buyuruvermişti.

  • 3:58 Âl-i İmrân: 58

    (Ey Resulüm!) Bunları Biz Sana (Kur’ani) ayetlerden ve hikmetli Zikirden okuyup (öğretmekteyiz).

  • 3:191 Âl-i İmrân: 191

    (Aklı ve basireti olanlar ki) Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzere yatarken (devamlı) Allah’ı hatırlar (O’nu zikreder ve O’na yalvarırlar), göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde (dikkat ve ibretle) düşünür (eşyanın hikmet ve hakikatini anlamak üzere ilmi ve fikri araştırma yaparlar) ve “Rabbimiz, Sen (bütün) bunları hâşâ (gayesiz ve hikmetsiz) boş yere ve bâtıl sebeplerle yaratmadın (ve asla başıboş bırakmadın), Sen (böyle yersiz ve yararsız iş yapmaktan) Yücesin. Bizi ateşin azabından koru” (diye yalvarırlar).

  • 4:103 Nisa: 103

    (Nerede olursanız olun) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allah’ı zikredin (tesbihatı yaparak; her halde Allah’ı çağırıp yalvarın ve Kur'an’ı okuyup anlayarak sorumluluklarınızı hatırlayın). Artık 'güvenliğe kavuşursanız' (o durumda) namazı dosdoğru (ve tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. [Not: Askerlikte, mevcudiyetini ve görev mecburiyetini kanıtlamak üzere her gün belli vakitlerde “içtima” yoklaması gibi; günde beş vakit namazla da mü’minler, Allah’la irtibatlarını ve sadakatlerini ispatlamaktadırlar.]

  • 7:63 A'raf: 63

    (Hz. Nuh, kavmine: “Siz, küfür ve kötülükten) Sakınıp rahmete kavuşmanız için, kendi içinizden (yakinen tanıdığınız) sizi uyarıp korkutacak (elçilikle görevli) bir adam aracılığı ile size (bu) zikir (öğüt ve uyarı) gelmesine mi şaştınız?" (buyurmuşlardı.)

  • 7:69 A'raf: 69

    (Hz. Hud;) "Sizi uyarmak için aranızdan (yakinen tanıdığınız) bir adam aracılığıyla, Rabbinizden size bir Zikrin (İlahi öğüt ve prensiplerin) gelmesine mi şaşırdınız? (Allah'ın) Nuh kavminden sonra sizi (onların yerine getirip yeryüzünde) halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi (ve özel yeteneklerinizi) artırdığını (veya üstün kıldığını) hatırlayınız. Öyleyse Allah'ın nimetlerini düşünüp anın ki kurtuluş bulasınız" (diyerek, onları imana ve İslam’a çağırmıştı).

  • 7:201 A'raf: 201

    Gerçek şu ki müttakilere şeytan (tarafından ve tayfasın)dan bir vesvese ve tahrik dokunduğu vakit; (derhal Allah’ı) zikrederler (Kur’an’ın öğütlerini ve ölçülerini hatırlayıp gerçeği görürler) ve o zaman (iman ferasetiyle anında) basiret sahibi olarak (doğru yolu seçerler ve şeytanın vesvesesini defederler.)

  • 7:205 A'raf: 205

    (Habibim!) Sabah ve akşam (gafletle değil huzurla), içinden (tevazu ile) yalvararak ve korku duyarak, biraz aşikâre bir sesle Rabbini zikret ve gafillerden olma. [Not: Bu ayet sesli yapılan cehri zikirlere izin ve işarettir.]

  • 8:45 Enfâl: 45

    Ey iman edenler! (Düşman) Bir toplulukla (savaşmak veya milli çıkarlarınızı korumak için) karşı karşıya geldiğiniz zaman, sebat edip dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin (zaferi de, zahmeti de O’ndan bilin ve kulluk şuuruyla hareket edin) ki, başarıya ve kurtuluşa (felaha) erişesiniz.

  • 13:28 Ra'd: 28

    (Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve onların kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an-ı Kerim’i ve mealini okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)

  • 15:9 Hicr: 9

    Hiç şüphesiz, Zikri (Kur’an-ı Kerim’i) Biz indirdik, Biz; ve elbette (kıyamete kadar) Onu (bu kutsal metni değiştirilmekten ve dejenere edilmekten koruyup aynen) muhafaza edicileri de Biziz. [Not: Londra'da bir müzede bulunan ve Miladi 650 yıllarına -yani Peygamber Efendimizden hemen sonrasına ve Sahabenin hayatta olduğu sıralara- ait olduğu saptanan el yazması bir Mushaf'la, şu anda elimizdeki Kur'an nüshalarının arasında hiçbir çelişki ve değişiklik bulunmadığı gerçeğinin tespit edilmesi, Kur’an’ın orijinal metninin Allah'ın özel muhafazası ile günümüze kadar nasıl geldiğinin ve kıyamete kadar nasıl devam edeceğinin ispatı yerindedir ve bu açık bir mucizedir. Ancak orijinal lafzının aynen muhafaza edileceği bildirilen Kur’an ayetlerinin, mana ve mesajlarının din simsarı Bel’amlar tarafından çarpıtılıp dejenere edilmemesine bir garanti verilmemiştir.]

  • 16:43 Nahl: 43

    Biz Senden evvel de; kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (dişilerden, cinnlerden, meleklerden peygamberler) göndermedik. Eğer (bir konuyu) bilmiyorsanız zikir (ilim, irfan ve Kur’an) ehline sorun (ki cevabını söylesinler. Böylece doğru ve doyurucu bilgiye ancak; konunun uzmanı olan kişilere sormakla ve okuyup araştırmakla erişilecektir).

  • 16:44 Nahl: 44

    (Nebiler ve zikir ehli) Apaçık delillerle, (nakli ve akli hikmetlerin yazıldığı) kitaplar(daki hakikatlerle cevap verirler. Ey Resulüm!) Sana da bu Zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine gönderilen (ayetleri) insanlara açıklayasın, ta ki tefekkür etsinler (düşünüp gerçeği görsünler diye)... [Not: Demek ki Kur’an’ın anlaşılması ve İslam’ın doğru yaşanması için Hz. Peygambere ve sünnetine ihtiyaç görülmektedir. Efendimiz sadece “tebliğ” ile değil, aynı zamanda “tebyin=ayetleri izah etme” ile de görevlidir.]

  • 18:24 Kehf: 24

    Ancak: “Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım demen lazımdır). Unuttuğun zaman (hemen) Rabbini hatırla (euzü besmeleyi oku) ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir bilgi ve başarıya (olgunluğa-rüşde) yöneltip-ulaştıracak (inayet ve hidayet buyuracaktır).”

  • 18:28 Kehf: 28

    Sen de, sabah akşam, (her zaman) O’nun rızasını dileyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte (olmaya, hizmet ve ibadet üzerinde durmaya) sabret. Dünya hayatının (geçici ve çekici) süsünü isteyerek gözlerini onlardan (Allah dostlarından) ayırıp kaydırma! (Sakın) Kalplerini, Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘hevâ ve heveslerine’ tâbi olan (ve nefsi arzularına tapan) ve (her) işinde aşırılığa kayan (ve ölçüyü kaçıran) kimselere uyma! (Ki bunun sonu hasarettir.)

  • 18:101 Kehf: 101

    Onlar ki, Benim (tabiattaki ve Kur’an’daki ayetlerimi) zikrimi ve öğütlerimi görme (ve yaratılış gayelerini yerine getirme) hususunda (sanki) gözleri perdelenmişti. Ve (Kur’ani gerçekleri) dinlemeye asla tahammül edemezlerdi.

  • 19:2 Meryem: 2

    (Bu sure) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya (olan hidayet, inayet ve) rahmetinin bir zikridir. (İbretli ve hikmetli hikâyesinin hatırlatılıp yad edilmesidir.)

  • 19:16 Meryem: 16

    Kitap'ta Meryem'i de (ibretle anıp) zikret. Hani o, ailesinden kopup ayrılarak (uzaklara gitmiş ve Kudüs’ün), Doğu tarafında bir yere çekilmişti.

  • 19:41 Meryem: 41

    Kitap'ta İbrahim'i de zikret, ki gerçekten o, sıddık (Hakkı hemen ve gönülden onaylayan ve doğruluktan asla ayrılmayan) bir peygamberdi.

  • 19:51 Meryem: 51

    (Ey Resulüm, bu) Kitap'ta Musa'yı da (hayırla) zikret (üstün ahlâkını ve cihadını ümmetine bildir). Çünkü o, doğrusu ihlasa erdirilmiş ve (seçilip) gönderilmiş (resul) bir peygamber olmaktaydı.

  • 19:54 Meryem: 54

    Kitap'ta (fedakârlık ve teslimiyet örneği) İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'adinde sadıktı ve gönderilmiş (resul) bir peygamberdi. (Allah yolunda kurban edilmeye bile teslimiyet gösterdi.)

  • 19:56 Meryem: 56

    Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, dosdoğru (sıddık) olan bir nebiydi.

  • 20:14 Taha: 14

    “Gerçekten Ben, (evet) Ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur; şu halde artık (yalnız) Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Çünkü namaz Allah’la irtibat aracıdır ve mü’minin mi’racıdır.)

  • 20:34 Taha: 34

    “Ve Seni çokça zikredelim, (emrini ve hükümlerini yerine getirip şükredelim.)”

  • 20:42 Taha: 42

    "Sen ve kardeşin (Harun) ayetlerimle (Tevrat hükümleriyle ve mucizelerimle) gidin ve Beni zikretmede (emirlerimi tebliğ etmede ve Firavun güçlerine karşı Bana güvenmede) gevşeklik göstermeyin."

  • 20:99 Taha: 99

    (Ey Resulüm!) Böylece Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü gerçekten aktarıyoruz. Ve (böylece) kesinlikle, Sana katımızdan bir Zikir (Kur’an-ı Kerim) verdik (de gönlünü ve yolunu aydınlattık).

  • 20:124 Taha: 124

    “Kim Benim Zikrimden (Kur’ani disiplin ve düzenden) yüz çevirirse, (küfür ve kötülüğe yönelirse) artık onun için (dünyada stres ve kaygı içinde) sıkıntılı bir geçim (mutsuz, doyumsuz ve huzursuz bir hayat) vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak mahşere kaldıracağız.” [Not: Kur’an’a dayanmayan, doğal ve doğru kurallara uymayan sistemlerde, ekonomik geçim darlığı oluşacak ve psikolojik doyumsuzluk sıkıntısı yaşanacak; toplumda sosyal ve siyasal bunalımlar başlayacaktır.]

  • 21:7 Enbiya: 7

    Biz Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında (meleklerden, cinnlerden ve dişilerden) elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline (ilim ve irfan sahiplerine, kendini Allah’a adamış ve hakikate ulaşmış kimselere) sorun (ve öğrenin).

  • 21:10 Enbiya: 10

    Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin (ihtiyaç duyduğunuz temel bilgilerin) içinde bulunduğu bir Kitap (Kur’an) indirdik. (Artık, tüm şeref ve faziletiniz Kur’an’a bağlılığınıza göredir.) Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bu ne gaflettir!)

  • 21:24 Enbiya: 24

    Yoksa O'ndan başka (birtakım uydurma ve bâtıl) ilahlar mı edindiler? De ki: “(Haydi, varsa) Kesin-kanıt (bürhan)ınızı getirin (de görelim). İşte Benimle birlikte olanların (Müslümanların) Zikri (Kur’an’ı) ve Benden öncekilerin de zikri (bozulmuş kitapları ortadadır; karşılaştırıp doğrusunu anlayıverin!)” Hayır, onların çoğu (gerçeği) bilmez (cahildir)ler, bundan dolayı yüz çevirmektedirler.

  • 21:42 Enbiya: 42

    (Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.

  • 21:50 Enbiya: 50

    Bu (Kur’an) da Bizim Ona (Hz. Muhammed Aleyhisselam’a) indirdiğimiz mübarek bir Zikir’dir. (Devamlı hatırlanması ve uyulması gereken İlahi prensiplerdir.) Şu halde onu inkâr edecek (artık gereksiz ve geçersiz gösterecek) siz misiniz? (Bu ne beyinsizlik ve nasipsizliktir?)

  • 21:84 Enbiya: 84

    Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.

  • 21:105 Enbiya: 105

    Yemin olsun ki Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da yazıp (belirttik ve Kur’an’da da va’ad ettik) ki: “(Sonunda) Yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacak (galibiyet ve hâkimiyet, mü’min ve mücahitlerin eline geçecek)tir.”

  • 23:110 Mü'minun: 110

    (Ama) "Siz onları alay konusu edinmiştiniz (Hakka ve hayra çağıran mü’minleri terk edip, küçümseyip; zalimlerin ve hain kesimlerin peşine gitmiştiniz); öyle ki, (düşüncesiz ve dengesiz tarafgirliğiniz) size Benim Zikrimi (Kur’ani hüküm ve haberlerimi) unutturmuştu ve siz onlara (Hakk yolda sağlam duranlara) gülüp duruyordunuz" (diye hatırlatılacaktır).

  • 24:36 Nur: 36

    (Bu nur) Allah’ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği (gönüllerde ve) evlerdedir (mescitleri şenlendirmektedir); ki onların içinde (mü’minler) sabah akşam O’nu tesbih etmektedirler.

  • 24:37 Nur: 37

    Ne ticaretin, (ne siyasetin) ne de alışverişin kendilerini Allah’ı zik­retmekten (O’nun emir ve hükümlerini yerine getirmekten), namazını dosdoğru eda etmekten ve (ülkede Adil bir Düzen kurup devlet vergisi olan) zekâtını vermekten asla alıkoy­madığı (ve Rabbini hiçbir zaman unutmayan) öyle adamlar vardır ki; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılâba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkup (çekinerek hayatlarını sürdürmektedirler). [Not: Bu nedenle devlet; ülkede ticaret ve üretimle ibadet disiplinini dengeleyecek şartları düzenlemelidir.]

  • 25:18 Furkan: 18

    (Göreceksin ki, dünyada iken kutsallaştırılan ve tağutlaştırılan bazı salih ve halis kimseler ise: “Ey Rabbimiz!) Sen Yücesin; (hâşâ) Senin dışında başka veliler (sığınılan sahipler ve yöneticiler) edinmemiz bize yaraşmaz ve yakışmazdı, ancak onları (bu sapıtan insanları) ve atalarını Sen bolca nimet verip yararlandırdın, (onlar da şımarıp şaşırdılar) öyle ki (Senin) Zikri(ni Kur’an-ı Kerim’i ve Zatına ibadeti) unuttular ve böylece (Hakk’tan ayrılan ve) yıkıma uğrayan bir kavim oldular” diyeceklerdir.

  • 25:29 Furkan: 29

    “Çünkü o, gerçekten bana (Rabbimden) gelen Zikir’den (Kur'an-ı Kerim’den) sonra, (dünyalık hırsı ve Din istismarıyla) beni (aldatıp) saptırmış oldu. (Ve zaten) Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakandır” (diye pişmanlık göstereceklerdir).

  • 26:227 Şuarâ: 227

    Ancak iman eden, (ibadet ve istikametle) salih ameller işleyen ve Allah'ı çokça zikreden ve kendilerine (ve dinlerine) zulüm (ve hakaret) edildikten sonra, (rakiplerine karşı İslami bir gayretle) üstün gelmek (ve Din düşmanlarını zelil ve aciz düşürmek üzere) yardımlaşıp savunmaya girişen (mü'min şairler ve yazarlar) müstesnadır. (Ne var ki; haksızlığı ve ahlâksızlığı yaymaya çalışan zorbalar, din istismarcısı ve yozlaştırıcısı iktidarlar ve onları alkışlayan riyakâr ve ucuz kahraman şair ve yazar takımı olan bütün) Zalimler ise nasıl bir inkılâba uğrayıp hangi dönüşümle devrileceklerini yakında bileceklerdir.

  • 29:45 Ankebut: 45

    (Mü’minlere en önemli ve öncelikli farziyet olarak, meali ve manasıyla) Sana Kitap'tan vahyedileni (ayetleri dikkatle ve sürekli bir ciddiyetle) oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan (çirkin hayâsızlıklardan) ve münkerattan (tüm uygunsuz ve kötü davranışlardan mü’mini) alıkoyup (engelleyecektir. İnsanı ahlâksızlıktan ve bâtıla taraftarlıktan uzaklaştırmayan namaz, kuru bir şekilciliktir.) Allah'ı zikretmek (her durumda ve her sorunda Allah’ı hatırlamak, O’nun emir ve yasaklarına göre davranmak, en güzel ve en mübarek isimleriyle devamlı O’nu çağırıp yalvarmak) ise, muhakkak en büyük (ibadet)tir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilip (durmaktadır). [Not: Matematikte çözülen problemlerin doğruluğunu anlamak için “sağlama” yapıldığı gibi, kılınan namazların makbul olup olmadığı da, nefsimizi fuhşiyattan; (şehvet azdırıcı yayınlardan ve davranışlardan) ve münkerattan; (her türlü zulüm, küfür ve kötülükten ve bunları yapıp yaygınlaştıranlardan) bizi uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıyla anlaşılacaktır.]

  • 33:21 Ahzâb: 21

    Andolsun sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredip (Rabbine bağlananlar ve Kur’ani gerçekleri ananlar) için Allah’ın Resulü’nde (her konuda uyulacak) en güzel (ve mükemmel) bir örnek vardır. (Demek ki; huzur ve şuurla yapılan devamlı zikir ve fikir sohbeti, insanı örnek alınacak bir tevekkül ve teslimiyet olgunluğuna ulaştıracaktır. Ve Hz. Peygamber, kıyamete kadar her konuda en güzel ve en mükemmel örnek konumundadır.)

  • 33:35 Ahzâb: 35

    Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, (sözünde ve özünde) sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, (zorluk, darlık ve hastalıklara) sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan (muttaki) erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan (muttaki) kadınlar, sadaka veren sadık erkekler ve sadaka veren sadık kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, (her durumda) Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

  • 33:41 Ahzâb: 41

    Ey iman edenler! Allah’ı çokça (huzurla ve şuurla) zikredin. (Her daim O’nu anıp mübarek isimleriyle çağırıverin. Her konuda Kur'an'a ve Sünnete göre hareket edin ve Rabbinizi dilinizden ve gönlünüzden düşürmeyin.)

  • 36:11 Yâsin: 11

    (Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).

  • 37:3 Sâffât: 3

    (Sürekli) Zikir (Kur’an) okuyarak (ve Allah’ı çağırıp O’na yalvararak ibadet ve hizmet edenlere) yemin olsun ki;

  • 37:168 Sâffât: 168

    "Eğer yanımızda evvelki (ümmet)lere (verilenler)den bir zikir (gerçeği hatırlatıcı ve uyarıcı kitap) bulunmuş olsaydı;

  • 38:1 Sâd: 1

    SÂD. (Bu iman, ahlâk, huzur ve adalet prensipleri içeren) Zikir (ibret ve hikmet) dolu (şerefli) Kur'an'a andolsun ki;

  • 38:8 Sâd: 8

    (Haydi yol gösterici bir kitap gerekliydi diyelim, ama bu) "Zikir (Kur'an), içimizden (kala kala) Ona mı (Hz. Muhammed’e mi) indirildi?" demişlerdi. Hayır, belli ki, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmadıklarından (böyle hareket etmektedirler).

  • 38:32 Sâd: 32

    O da demişti ki: "Gerçekten ben, (bu) mal (veya at) muhabbetini; (sadece) Rabbimi zikretmeme (yardımından, O’na ibadet ve cihad hizmetime vesile olmasından) dolayı sevip tercih ettim." Sonunda bu atlar (koşmuş ve) perde (gibi toz bulutlarının) arkasına saklanmışlardı

  • 38:49 Sâd: 49

    İşte bu (Kur’ani öğütler), bir zikir ve hatırlatmadır. (Hüküm ve hikmet kaynağıdır.) Şüphesiz müttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer ve akıbet vardır.

  • 38:87 Sâd: 87

    “O (Kur’an bütün insanlık ve) âlemler için ancak (kıyamete kadar geçerli ve gerekli olan İlahi) bir zikir (öğüt ve hatırlatmadır, ölçü ve temel yasa)dır.”

  • 39:22 Zümer: 22

    Allah, (Hakkı ve hayrı arayan) kimin göğsünü (gönlünü) İslam'a açmışsa, artık o Rabbinden bir nur üzerine değil midir? (Elbette öyledir.) Fakat Allah'ın zikrinden (Kur’an’ı talim ve tatbik etmekten yana) kalpleri katılaşmış olanların ise vay haline! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

  • 39:23 Zümer: 23

    Allah müteşabih (benzeşmeli ve birbirini izah edici), ikişerli (zıt kutupları ve kavramları belirtip öğretici) bir Kitap olarak sözün en güzelini (Kur’an-ı Kerim’i) indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların Ondan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (ve Kur’an’ı anlama gayretine karşı) yumuşar-yatışır (içlerine teslimiyet ve samimiyet yerleşir). İşte bu Allah'ın yol göstermesidir ki, Onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, (Kur’an’a ilgi ve ihtiyaç göstermediğinden ve yüz çevirdiğinden dolayı) kimi de saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici bulmak mümkün değildir.

  • 40:54 Mü'min: 54

    (Ki o Tevrat’ın aslı) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir (öğüt ve ölçü kaynağıdır).

  • 41:41 Fussilet: 41

    Şüphesiz kendilerine zikir (Kur’ani hüküm ve haberler) gelince Onu inkâr edenler (ateşin ehlidir); oysa O, Aziz (şerefi yüksek, üstün) bir Kitaptır. (İnsanlığın huzur ve kurtuluş reçetesidir.)

  • 43:5 Zuhruf: 5

    Siz haddini aşan (münkir ve müsrif) bir kavimsiniz diye, şimdi o Zikri (Kur’an’daki İlahi öğüt ve ölçüleri) sizden (muaf tutup) bir yana mı itelim (Kendi emrimizden ve hidayetimizden vaz mı geçelim)?

  • 43:36 Zuhruf: 36

    (Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (hükümlerinden ve haberlerinden yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine ağaç kabuğu gibi sardırıp bağlatırız ve iblisin kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan ve saptırıcı insan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır.

  • 43:44 Zuhruf: 44

    Ve şüphesiz O (Kur’an), Senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. (Hüküm ve hikmet kaynağıdır.) Siz ileride (Onu anlama ve uygulama çabanızdan) sorulacaksınız.

  • 47:20 Muhammed: 20

    Mü’minlerden (bir kısmı da: “Kur'an’da, silahlı savunma ve savaşa izin veren) bir sure indirilse ya! (Bununla ilgili ayetlerin gelmesi gerekmez mi? Yeter artık eli kolu bağlı beklediğimiz)” deyip dururlardı. Fakat (ne zaman ki) içinde “kıtal” zikri (çatışma ve cihadın emredilmesi) geçen, hükmü açık bir sure indirilip, (düşmanlarla) çarpışmaktan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunan (bu tipleri) görüyorsun ki; ölümden korkarak bayılıp düşenler gibi, (ürkek ve isteksiz) Sana bakıyorlardı! Halbuki evla olan (ve onlara yakışan şöyle davranmaktı:)

  • 50:8 Kaf: 8

    (Bunlar) “Samimiyetle Allah’a yönelen” her kul için basiret (hikmetle bakan bir iç göz) ve bir zikirdir (ibretlik derstir).

  • 53:29 Necm: 29

    (Ey Nebim!) Şu halde Sen, Bizim Zikrimizden (Kur’an-ı Kerim’den) kaçıp dönen ve dünya hayatından başkasını istemeyen (kimseler)den yüz çevir (ve kalben uzaklaşıp ayrıl).

  • 54:17 Kamer: 17

    Andolsun, Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Ama düşünüp öğüt alan var mı?

  • 54:22 Kamer: 22

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:25 Kamer: 25

    “Zikir (Kur’ani ilim ve şeref, kala kala) içimizden ona mı bırakıldı? Zaten o çok yalan uyduran ve kendisini beğenmiş bir şımarıktır” (diyecek kadar küstahlaşmışlardı).

  • 54:32 Kamer: 32

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve her türlü sorunlarınıza çare üretmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:40 Kamer: 40

    Yemin olsun ki Kur’an, öğüt almak ve gerçeği bulmak için kolaylaştırılmıştır, fakat öğüt alıp düşünen var mı?

  • 57:16 Hadid: 16

    (Artık,) İman edenlerin Allah’ın (hüküm ve haberlerini, nimet ve hikmetlerini düşünmek) ve Hakk olarak indirilen Zikri (bu Kur’an-ı Kerim'i dikkatle okuyup anlamaya ve gereğini uygulamaya gayret etmek) için, kalplerinin saygı ve kaygı ile yumuşayacağı zaman hâlâ gelmedi mi? (Sakın Müslümanlar,) Bundan önce kendilerine kitap verilip de, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçtiğinden bu nedenle kalpleri katılaşmış (böylece kitaplarını bozmuş, dinlerini yozlaştırmış ve Hakk Dinden uzaklaşmış) bulunanlar gibi olmasınlar! Ki onların çoğu da fasık (günah ve kötülüğe dalmış) olan kimselerdi.

  • 58:19 Mücâdele: 19

    (İşleri güçleri yalan olan ve bâtıla daldıkları halde kendi kendilerini hayırlı bir şey üzerinde sanan kimseleri) Onları şeytan kuşatmış (etkisi altına alıp ruhlarını kapsamış) ve kendilerine Allah'ı hatırlamayı (O’nun emir ve yasaklarına göre yaşamayı ve zikrullahı) unutturmuş (durumdadır). İşte (haramlara ve hayırsız yollara düşen) bunlar Hizbüşşeytan'dır. Ve Şeytan'ın partisi (tarafgirleri, ekibi, takipçileri) mutlaka hüsrana uğramışlardır (uğrayacaklardır).

  • 62:9 Cum'a: 9

    Ey iman edenler, Cuma günü namaz için (ezan okunup) çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye (ibadet etmeye, Kur’ani hükümleri, cihad ve itaat hutbesini dinlemeye) koşuverin ve alış-verişi bırakıp (camiye gidin). Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (ve önceliklidir).

  • 62:10 Cum'a: 10

    (Cuma öğlende) Namaz kıldıktan sonra ise (artık) yeryüzüne dağılıverin ve Allah'ın fazlı kereminden (helâl ve meşru yöntemlerle nasibinizi) aramaya girişin. Ve Allah’ı çokça zikredip (Kur’ani ve Nebevi ölçüleri sürekli hatırlayıp ona göre hareket edin), ki böylece felaha (huzura ve başarıya) erişesiniz.

  • 63:9 Münâfikun: 9

    Ey iman edenler (ve Müslümanlık iddiasında bulunanlar!) Ne mallarınız ne de evlatlarınız, sakın sizleri Allah’ı anmaktan (her durumda ve her konuda Kur’ani buyruklara göre inanıp yaşamaktan geri bırakmasın ve sakın tutkuyla dünyaya bağlanarak ahireti hatırlayıp hazırlanmaktan sizi) alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

  • 65:10 Talâk: 10

    (Ahirette ise) Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl ve vicdan sahipleri, Allah'tan korkup (küfür ve kötülükten sakının). Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve her konuda kural koyan bir Kur'an) indirmiş (bulunmaktadır).

  • 68:51 Kalem: 51

    O inkâr edenler, Zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, (kıskançlık dürtüsüyle) Seni neredeyse (kem) gözleriyle devirecekler gibi (haset ve hıyanetle bakıp) nazar ediyorlardı. (Senin için ise:) "O, kesinlikle delirmiş bir insandır (cinnlerin ve karanlık güçlerin adamıdır)” diyorlardı. [Not: "Sanki bakışlarıyla (Seni) yiyecekler" gibi davranıyorlardı. Mekke kâfirleri o kadar kızgındılar ve haset-fesat içinde kıvranıyorlardı ki, Kur'an'ı işittikleri zaman Hz. Peygamber'i sanki gözleriyle yiyecek ve yıkacaklardı. Onların bu hali İsra Suresi 73. ve 77. ayetler arasında da anlatılmaktaydı.]

  • 68:52 Kalem: 52

    Oysa O (Kur'an), âlemler için, ancak bir Zikir (makamındadır; öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref kaynağıdır. Evet Kur’an, hikmet ve hakikatin yegâne dayanağıdır).

  • 72:17 Cinn: 17

    Ki, kendilerini bununla denemek için (böyle yapılmaktadır). Kim Rabbinin Zikrinden (Kur’an-ı Kerim’den ve emirlerinden) yüz çevirirse, (Allah) onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürüklemiş olacaktır.

  • 73:8 Müzzemmil: 8

    (Ey Nebiyyi Zişanım!) Sadece Rabbinin ismini, (Sahibinin hikmet ve kudretini düşünerek, devamlı) zikret ve kendini her şeyden çekerek, (maddi ve nefsani şeylerden kalben alâkanı keserek ve gönlünü Mevlâ’ndan gayrısından-masivadan temizleyerek,) yalnızca O’na yönel (ki huzur ve kurtuluş bundadır).

  • 76:25 İnsan: 25

    (Habibim, ümmetinle birlikte) Sabah ve akşam (gece ve gündüz) Rabbinin ismini zikret (ki gaflete dalmayasın).

  • 77:5 Mürselât: 5

    (Ve gelecek nesillere de) Bir zikir ve öğüt (olacak eserler) bırakanlara!

  • 81:27 Tekvir: 27

    Kur'an bütün âlemler için bir zikir, öğüt ve hatırlatmadır.

  • 87:15 A'lâ: 15

    Ve Rabbinin ismini zikredip (huzurla ve şuurla) namaz kılan (da kurtuluşa ulaşacaktır).

  • 94:4 İnşirâh: 4

    (Ve ey Nebim, Kelime-i Tevhid’de ve her Ezan-ı Şerif’te adını adımla birlikte anmak, böylece yerde ve göklerde saygınlığa ulaştırılmak suretiyle) Senin zikrini (şanını ve ünvanını) yükseltip (şerefini) artırmadık mı?

  • 2:239 Bakara: 239

    فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا اَوْ رُكْبَانًاۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

    Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, (o vakit) yaya (yürür vaziyette) iken veya binek üzerinde (namazı vakti içinde) kılın. Güvenliğe eriştiğinizde ise, yine bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah'ı zikredin. (İbadetlerinizi Peygamberin gösterdiği şekilde yerine getirin.)

  • 3:41 Âl-i İmrân: 41

    قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًاۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثٖيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟

    (Zekeriya:) "Rabbim, (bu konuda) bana bir alâmet (ayet) ver (ve kalbimi itminana eriştir)" deyince (Cenab-ı Hakk): "Sana alâmet; işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşamamandır (dilinin tutulmasıdır. Buna rağmen kendi içinden) Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et" buyuruvermişti.

  • 3:58 Âl-i İmrân: 58

    ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَكٖيمِ

    (Ey Resulüm!) Bunları Biz Sana (Kur’ani) ayetlerden ve hikmetli Zikirden okuyup (öğretmekteyiz).

  • 3:191 Âl-i İmrân: 191

    اَلَّذٖينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فٖي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

    (Aklı ve basireti olanlar ki) Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzere yatarken (devamlı) Allah’ı hatırlar (O’nu zikreder ve O’na yalvarırlar), göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde (dikkat ve ibretle) düşünür (eşyanın hikmet ve hakikatini anlamak üzere ilmi ve fikri araştırma yaparlar) ve “Rabbimiz, Sen (bütün) bunları hâşâ (gayesiz ve hikmetsiz) boş yere ve bâtıl sebeplerle yaratmadın (ve asla başıboş bırakmadın), Sen (böyle yersiz ve yararsız iş yapmaktan) Yücesin. Bizi ateşin azabından koru” (diye yalvarırlar).

  • 4:103 Nisa: 103

    فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَأْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

    (Nerede olursanız olun) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allah’ı zikredin (tesbihatı yaparak; her halde Allah’ı çağırıp yalvarın ve Kur'an’ı okuyup anlayarak sorumluluklarınızı hatırlayın). Artık 'güvenliğe kavuşursanız' (o durumda) namazı dosdoğru (ve tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. [Not: Askerlikte, mevcudiyetini ve görev mecburiyetini kanıtlamak üzere her gün belli vakitlerde “içtima” yoklaması gibi; günde beş vakit namazla da mü’minler, Allah’la irtibatlarını ve sadakatlerini ispatlamaktadırlar.]

  • 7:63 A'raf: 63

    اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    (Hz. Nuh, kavmine: “Siz, küfür ve kötülükten) Sakınıp rahmete kavuşmanız için, kendi içinizden (yakinen tanıdığınız) sizi uyarıp korkutacak (elçilikle görevli) bir adam aracılığı ile size (bu) zikir (öğüt ve uyarı) gelmesine mi şaştınız?" (buyurmuşlardı.)

  • 7:69 A'raf: 69

    اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْۜ وَاذْكُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِي الْخَلْقِ بَصْۣطَةًۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    (Hz. Hud;) "Sizi uyarmak için aranızdan (yakinen tanıdığınız) bir adam aracılığıyla, Rabbinizden size bir Zikrin (İlahi öğüt ve prensiplerin) gelmesine mi şaşırdınız? (Allah'ın) Nuh kavminden sonra sizi (onların yerine getirip yeryüzünde) halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi (ve özel yeteneklerinizi) artırdığını (veya üstün kıldığını) hatırlayınız. Öyleyse Allah'ın nimetlerini düşünüp anın ki kurtuluş bulasınız" (diyerek, onları imana ve İslam’a çağırmıştı).

  • 7:201 A'raf: 201

    اِنَّ الَّذٖينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَٓائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَۚ

    Gerçek şu ki müttakilere şeytan (tarafından ve tayfasın)dan bir vesvese ve tahrik dokunduğu vakit; (derhal Allah’ı) zikrederler (Kur’an’ın öğütlerini ve ölçülerini hatırlayıp gerçeği görürler) ve o zaman (iman ferasetiyle anında) basiret sahibi olarak (doğru yolu seçerler ve şeytanın vesvesesini defederler.)

  • 7:205 A'raf: 205

    وَاذْكُرْ رَبَّكَ فٖي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخٖيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلٖينَ

    (Habibim!) Sabah ve akşam (gafletle değil huzurla), içinden (tevazu ile) yalvararak ve korku duyarak, biraz aşikâre bir sesle Rabbini zikret ve gafillerden olma. [Not: Bu ayet sesli yapılan cehri zikirlere izin ve işarettir.]

  • 8:45 Enfâl: 45

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَقٖيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ

    Ey iman edenler! (Düşman) Bir toplulukla (savaşmak veya milli çıkarlarınızı korumak için) karşı karşıya geldiğiniz zaman, sebat edip dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin (zaferi de, zahmeti de O’ndan bilin ve kulluk şuuruyla hareket edin) ki, başarıya ve kurtuluşa (felaha) erişesiniz.

  • 13:28 Ra'd: 28

    اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ

    (Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve onların kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an-ı Kerim’i ve mealini okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)

  • 15:9 Hicr: 9

    اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

    Hiç şüphesiz, Zikri (Kur’an-ı Kerim’i) Biz indirdik, Biz; ve elbette (kıyamete kadar) Onu (bu kutsal metni değiştirilmekten ve dejenere edilmekten koruyup aynen) muhafaza edicileri de Biziz. [Not: Londra'da bir müzede bulunan ve Miladi 650 yıllarına -yani Peygamber Efendimizden hemen sonrasına ve Sahabenin hayatta olduğu sıralara- ait olduğu saptanan el yazması bir Mushaf'la, şu anda elimizdeki Kur'an nüshalarının arasında hiçbir çelişki ve değişiklik bulunmadığı gerçeğinin tespit edilmesi, Kur’an’ın orijinal metninin Allah'ın özel muhafazası ile günümüze kadar nasıl geldiğinin ve kıyamete kadar nasıl devam edeceğinin ispatı yerindedir ve bu açık bir mucizedir. Ancak orijinal lafzının aynen muhafaza edileceği bildirilen Kur’an ayetlerinin, mana ve mesajlarının din simsarı Bel’amlar tarafından çarpıtılıp dejenere edilmemesine bir garanti verilmemiştir.]

  • 16:43 Nahl: 43

    وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالًا نُوحٖٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَۙ

    Biz Senden evvel de; kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (dişilerden, cinnlerden, meleklerden peygamberler) göndermedik. Eğer (bir konuyu) bilmiyorsanız zikir (ilim, irfan ve Kur’an) ehline sorun (ki cevabını söylesinler. Böylece doğru ve doyurucu bilgiye ancak; konunun uzmanı olan kişilere sormakla ve okuyup araştırmakla erişilecektir).

  • 16:44 Nahl: 44

    بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِۜ وَاَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

    (Nebiler ve zikir ehli) Apaçık delillerle, (nakli ve akli hikmetlerin yazıldığı) kitaplar(daki hakikatlerle cevap verirler. Ey Resulüm!) Sana da bu Zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine gönderilen (ayetleri) insanlara açıklayasın, ta ki tefekkür etsinler (düşünüp gerçeği görsünler diye)... [Not: Demek ki Kur’an’ın anlaşılması ve İslam’ın doğru yaşanması için Hz. Peygambere ve sünnetine ihtiyaç görülmektedir. Efendimiz sadece “tebliğ” ile değil, aynı zamanda “tebyin=ayetleri izah etme” ile de görevlidir.]

  • 18:24 Kehf: 24

    اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۘ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَسٖيتَ وَقُلْ عَسٰٓى اَنْ يَهْدِيَنِ رَبّٖي لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

    Ancak: “Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım demen lazımdır). Unuttuğun zaman (hemen) Rabbini hatırla (euzü besmeleyi oku) ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir bilgi ve başarıya (olgunluğa-rüşde) yöneltip-ulaştıracak (inayet ve hidayet buyuracaktır).”

  • 18:28 Kehf: 28

    وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا

    Sen de, sabah akşam, (her zaman) O’nun rızasını dileyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte (olmaya, hizmet ve ibadet üzerinde durmaya) sabret. Dünya hayatının (geçici ve çekici) süsünü isteyerek gözlerini onlardan (Allah dostlarından) ayırıp kaydırma! (Sakın) Kalplerini, Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘hevâ ve heveslerine’ tâbi olan (ve nefsi arzularına tapan) ve (her) işinde aşırılığa kayan (ve ölçüyü kaçıran) kimselere uyma! (Ki bunun sonu hasarettir.)

  • 18:101 Kehf: 101

    اَلَّذٖينَ كَانَتْ اَعْيُنُهُمْ فٖي غِطَٓاءٍ عَنْ ذِكْرٖي وَكَانُوا لَا يَسْتَطٖيعُونَ سَمْعًا۟

    Onlar ki, Benim (tabiattaki ve Kur’an’daki ayetlerimi) zikrimi ve öğütlerimi görme (ve yaratılış gayelerini yerine getirme) hususunda (sanki) gözleri perdelenmişti. Ve (Kur’ani gerçekleri) dinlemeye asla tahammül edemezlerdi.

  • 19:2 Meryem: 2

    ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ

    (Bu sure) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya (olan hidayet, inayet ve) rahmetinin bir zikridir. (İbretli ve hikmetli hikâyesinin hatırlatılıp yad edilmesidir.)

  • 19:16 Meryem: 16

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّاۙ

    Kitap'ta Meryem'i de (ibretle anıp) zikret. Hani o, ailesinden kopup ayrılarak (uzaklara gitmiş ve Kudüs’ün), Doğu tarafında bir yere çekilmişti.

  • 19:41 Meryem: 41

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰهٖيمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖيقًا نَبِيًّا

    Kitap'ta İbrahim'i de zikret, ki gerçekten o, sıddık (Hakkı hemen ve gönülden onaylayan ve doğruluktan asla ayrılmayan) bir peygamberdi.

  • 19:51 Meryem: 51

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسٰىۘ اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا

    (Ey Resulüm, bu) Kitap'ta Musa'yı da (hayırla) zikret (üstün ahlâkını ve cihadını ümmetine bildir). Çünkü o, doğrusu ihlasa erdirilmiş ve (seçilip) gönderilmiş (resul) bir peygamber olmaktaydı.

  • 19:54 Meryem: 54

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰعٖيلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّاۚ

    Kitap'ta (fedakârlık ve teslimiyet örneği) İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'adinde sadıktı ve gönderilmiş (resul) bir peygamberdi. (Allah yolunda kurban edilmeye bile teslimiyet gösterdi.)

  • 19:56 Meryem: 56

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْرٖيسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖيقًا نَبِيًّاۗ

    Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, dosdoğru (sıddık) olan bir nebiydi.

  • 20:14 Taha: 14

    اِنَّنٖٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْنٖيۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْرٖي

    “Gerçekten Ben, (evet) Ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur; şu halde artık (yalnız) Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Çünkü namaz Allah’la irtibat aracıdır ve mü’minin mi’racıdır.)

  • 20:34 Taha: 34

    وَنَذْكُرَكَ كَثٖيرًاۜ

    “Ve Seni çokça zikredelim, (emrini ve hükümlerini yerine getirip şükredelim.)”

  • 20:42 Taha: 42

    اِذْهَبْ اَنْتَ وَاَخُوكَ بِاٰيَاتٖي وَلَا تَنِيَا فٖي ذِكْرٖيۚ

    "Sen ve kardeşin (Harun) ayetlerimle (Tevrat hükümleriyle ve mucizelerimle) gidin ve Beni zikretmede (emirlerimi tebliğ etmede ve Firavun güçlerine karşı Bana güvenmede) gevşeklik göstermeyin."

  • 20:99 Taha: 99

    كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْرًاۚ

    (Ey Resulüm!) Böylece Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü gerçekten aktarıyoruz. Ve (böylece) kesinlikle, Sana katımızdan bir Zikir (Kur’an-ı Kerim) verdik (de gönlünü ve yolunu aydınlattık).

  • 20:124 Taha: 124

    وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرٖي فَاِنَّ لَهُ مَعٖيشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى

    “Kim Benim Zikrimden (Kur’ani disiplin ve düzenden) yüz çevirirse, (küfür ve kötülüğe yönelirse) artık onun için (dünyada stres ve kaygı içinde) sıkıntılı bir geçim (mutsuz, doyumsuz ve huzursuz bir hayat) vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak mahşere kaldıracağız.” [Not: Kur’an’a dayanmayan, doğal ve doğru kurallara uymayan sistemlerde, ekonomik geçim darlığı oluşacak ve psikolojik doyumsuzluk sıkıntısı yaşanacak; toplumda sosyal ve siyasal bunalımlar başlayacaktır.]

  • 21:7 Enbiya: 7

    وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُوحٖٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Biz Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında (meleklerden, cinnlerden ve dişilerden) elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline (ilim ve irfan sahiplerine, kendini Allah’a adamış ve hakikate ulaşmış kimselere) sorun (ve öğrenin).

  • 21:10 Enbiya: 10

    لَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ كِتَابًا فٖيهِ ذِكْرُكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟

    Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin (ihtiyaç duyduğunuz temel bilgilerin) içinde bulunduğu bir Kitap (Kur’an) indirdik. (Artık, tüm şeref ve faziletiniz Kur’an’a bağlılığınıza göredir.) Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bu ne gaflettir!)

  • 21:24 Enbiya: 24

    اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةًۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْۚ هٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلٖيۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَۙ الْحَقَّ فَهُمْ مُعْرِضُونَ

    Yoksa O'ndan başka (birtakım uydurma ve bâtıl) ilahlar mı edindiler? De ki: “(Haydi, varsa) Kesin-kanıt (bürhan)ınızı getirin (de görelim). İşte Benimle birlikte olanların (Müslümanların) Zikri (Kur’an’ı) ve Benden öncekilerin de zikri (bozulmuş kitapları ortadadır; karşılaştırıp doğrusunu anlayıverin!)” Hayır, onların çoğu (gerçeği) bilmez (cahildir)ler, bundan dolayı yüz çevirmektedirler.

  • 21:42 Enbiya: 42

    قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ

    (Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.

  • 21:50 Enbiya: 50

    وَهٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ اَنْزَلْنَاهُۜ اَفَاَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ۟

    Bu (Kur’an) da Bizim Ona (Hz. Muhammed Aleyhisselam’a) indirdiğimiz mübarek bir Zikir’dir. (Devamlı hatırlanması ve uyulması gereken İlahi prensiplerdir.) Şu halde onu inkâr edecek (artık gereksiz ve geçersiz gösterecek) siz misiniz? (Bu ne beyinsizlik ve nasipsizliktir?)

  • 21:84 Enbiya: 84

    فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهٖ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدٖينَ

    Böylece Biz de onun duasına icabet (ve kabul) ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet (bahşettik) ve ibadet (istikamet ve teslimiyet) ehli için de bir zikir (öğüt ve ibret) olmak üzere, (ona hem eski servetini ve) ailesini ve onlarla beraber, (benzer nimetlerimizin) bir mislini daha verdik.

  • 21:105 Enbiya: 105

    وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

    Yemin olsun ki Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da yazıp (belirttik ve Kur’an’da da va’ad ettik) ki: “(Sonunda) Yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacak (galibiyet ve hâkimiyet, mü’min ve mücahitlerin eline geçecek)tir.”

  • 23:110 Mü'minun: 110

    فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْرٖي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ

    (Ama) "Siz onları alay konusu edinmiştiniz (Hakka ve hayra çağıran mü’minleri terk edip, küçümseyip; zalimlerin ve hain kesimlerin peşine gitmiştiniz); öyle ki, (düşüncesiz ve dengesiz tarafgirliğiniz) size Benim Zikrimi (Kur’ani hüküm ve haberlerimi) unutturmuştu ve siz onlara (Hakk yolda sağlam duranlara) gülüp duruyordunuz" (diye hatırlatılacaktır).

  • 24:36 Nur: 36

    فٖي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فٖيهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ فٖيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ

    (Bu nur) Allah’ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği (gönüllerde ve) evlerdedir (mescitleri şenlendirmektedir); ki onların içinde (mü’minler) sabah akşam O’nu tesbih etmektedirler.

  • 24:37 Nur: 37

    رِجَالٌۙ لَا تُلْهٖيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاٖيتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فٖيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ

    Ne ticaretin, (ne siyasetin) ne de alışverişin kendilerini Allah’ı zik­retmekten (O’nun emir ve hükümlerini yerine getirmekten), namazını dosdoğru eda etmekten ve (ülkede Adil bir Düzen kurup devlet vergisi olan) zekâtını vermekten asla alıkoy­madığı (ve Rabbini hiçbir zaman unutmayan) öyle adamlar vardır ki; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılâba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkup (çekinerek hayatlarını sürdürmektedirler). [Not: Bu nedenle devlet; ülkede ticaret ve üretimle ibadet disiplinini dengeleyecek şartları düzenlemelidir.]

  • 25:18 Furkan: 18

    قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغٖي لَنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا

    (Göreceksin ki, dünyada iken kutsallaştırılan ve tağutlaştırılan bazı salih ve halis kimseler ise: “Ey Rabbimiz!) Sen Yücesin; (hâşâ) Senin dışında başka veliler (sığınılan sahipler ve yöneticiler) edinmemiz bize yaraşmaz ve yakışmazdı, ancak onları (bu sapıtan insanları) ve atalarını Sen bolca nimet verip yararlandırdın, (onlar da şımarıp şaşırdılar) öyle ki (Senin) Zikri(ni Kur’an-ı Kerim’i ve Zatına ibadeti) unuttular ve böylece (Hakk’tan ayrılan ve) yıkıma uğrayan bir kavim oldular” diyeceklerdir.

  • 25:29 Furkan: 29

    لَقَدْ اَضَلَّنٖي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَنٖيۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا

    “Çünkü o, gerçekten bana (Rabbimden) gelen Zikir’den (Kur'an-ı Kerim’den) sonra, (dünyalık hırsı ve Din istismarıyla) beni (aldatıp) saptırmış oldu. (Ve zaten) Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakandır” (diye pişmanlık göstereceklerdir).

  • 26:227 Şuarâ: 227

    اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُواۜ وَسَيَعْلَمُ الَّذٖينَ ظَلَمُٓوا اَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ

    Ancak iman eden, (ibadet ve istikametle) salih ameller işleyen ve Allah'ı çokça zikreden ve kendilerine (ve dinlerine) zulüm (ve hakaret) edildikten sonra, (rakiplerine karşı İslami bir gayretle) üstün gelmek (ve Din düşmanlarını zelil ve aciz düşürmek üzere) yardımlaşıp savunmaya girişen (mü'min şairler ve yazarlar) müstesnadır. (Ne var ki; haksızlığı ve ahlâksızlığı yaymaya çalışan zorbalar, din istismarcısı ve yozlaştırıcısı iktidarlar ve onları alkışlayan riyakâr ve ucuz kahraman şair ve yazar takımı olan bütün) Zalimler ise nasıl bir inkılâba uğrayıp hangi dönüşümle devrileceklerini yakında bileceklerdir.

  • 29:45 Ankebut: 45

    اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

    (Mü’minlere en önemli ve öncelikli farziyet olarak, meali ve manasıyla) Sana Kitap'tan vahyedileni (ayetleri dikkatle ve sürekli bir ciddiyetle) oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan (çirkin hayâsızlıklardan) ve münkerattan (tüm uygunsuz ve kötü davranışlardan mü’mini) alıkoyup (engelleyecektir. İnsanı ahlâksızlıktan ve bâtıla taraftarlıktan uzaklaştırmayan namaz, kuru bir şekilciliktir.) Allah'ı zikretmek (her durumda ve her sorunda Allah’ı hatırlamak, O’nun emir ve yasaklarına göre davranmak, en güzel ve en mübarek isimleriyle devamlı O’nu çağırıp yalvarmak) ise, muhakkak en büyük (ibadet)tir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilip (durmaktadır). [Not: Matematikte çözülen problemlerin doğruluğunu anlamak için “sağlama” yapıldığı gibi, kılınan namazların makbul olup olmadığı da, nefsimizi fuhşiyattan; (şehvet azdırıcı yayınlardan ve davranışlardan) ve münkerattan; (her türlü zulüm, küfür ve kötülükten ve bunları yapıp yaygınlaştıranlardan) bizi uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıyla anlaşılacaktır.]

  • 33:21 Ahzâb: 21

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًاۜ

    Andolsun sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredip (Rabbine bağlananlar ve Kur’ani gerçekleri ananlar) için Allah’ın Resulü’nde (her konuda uyulacak) en güzel (ve mükemmel) bir örnek vardır. (Demek ki; huzur ve şuurla yapılan devamlı zikir ve fikir sohbeti, insanı örnek alınacak bir tevekkül ve teslimiyet olgunluğuna ulaştıracaktır. Ve Hz. Peygamber, kıyamete kadar her konuda en güzel ve en mükemmel örnek konumundadır.)

  • 33:35 Ahzâb: 35

    اِنَّ الْمُسْلِمٖينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتٖينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقٖينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرٖينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعٖينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقٖينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِمٖينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظٖينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرٖينَ اللّٰهَ كَثٖيرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظٖيمًا

    Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, (sözünde ve özünde) sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, (zorluk, darlık ve hastalıklara) sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan (muttaki) erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan (muttaki) kadınlar, sadaka veren sadık erkekler ve sadaka veren sadık kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, (her durumda) Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

  • 33:41 Ahzâb: 41

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًاۙ

    Ey iman edenler! Allah’ı çokça (huzurla ve şuurla) zikredin. (Her daim O’nu anıp mübarek isimleriyle çağırıverin. Her konuda Kur'an'a ve Sünnete göre hareket edin ve Rabbinizi dilinizden ve gönlünüzden düşürmeyin.)

  • 36:11 Yâsin: 11

    اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ

    (Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).

  • 37:3 Sâffât: 3

    فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ

    (Sürekli) Zikir (Kur’an) okuyarak (ve Allah’ı çağırıp O’na yalvararak ibadet ve hizmet edenlere) yemin olsun ki;

  • 37:168 Sâffât: 168

    لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّلٖينَۙ

    "Eğer yanımızda evvelki (ümmet)lere (verilenler)den bir zikir (gerçeği hatırlatıcı ve uyarıcı kitap) bulunmuş olsaydı;

  • 38:1 Sâd: 1

    صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ

    SÂD. (Bu iman, ahlâk, huzur ve adalet prensipleri içeren) Zikir (ibret ve hikmet) dolu (şerefli) Kur'an'a andolsun ki;

  • 38:8 Sâd: 8

    ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ فٖي شَكٍّ مِنْ ذِكْرٖيۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ

    (Haydi yol gösterici bir kitap gerekliydi diyelim, ama bu) "Zikir (Kur'an), içimizden (kala kala) Ona mı (Hz. Muhammed’e mi) indirildi?" demişlerdi. Hayır, belli ki, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmadıklarından (böyle hareket etmektedirler).

  • 38:32 Sâd: 32

    فَقَالَ اِنّٖٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّٖيۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠

    O da demişti ki: "Gerçekten ben, (bu) mal (veya at) muhabbetini; (sadece) Rabbimi zikretmeme (yardımından, O’na ibadet ve cihad hizmetime vesile olmasından) dolayı sevip tercih ettim." Sonunda bu atlar (koşmuş ve) perde (gibi toz bulutlarının) arkasına saklanmışlardı

  • 38:49 Sâd: 49

    هٰذَا ذِكْرٌۜ وَاِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ لَحُسْنَ مَاٰبٍۙ

    İşte bu (Kur’ani öğütler), bir zikir ve hatırlatmadır. (Hüküm ve hikmet kaynağıdır.) Şüphesiz müttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer ve akıbet vardır.

  • 38:87 Sâd: 87

    اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَ

    “O (Kur’an bütün insanlık ve) âlemler için ancak (kıyamete kadar geçerli ve gerekli olan İlahi) bir zikir (öğüt ve hatırlatmadır, ölçü ve temel yasa)dır.”

  • 39:22 Zümer: 22

    اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهٖۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Allah, (Hakkı ve hayrı arayan) kimin göğsünü (gönlünü) İslam'a açmışsa, artık o Rabbinden bir nur üzerine değil midir? (Elbette öyledir.) Fakat Allah'ın zikrinden (Kur’an’ı talim ve tatbik etmekten yana) kalpleri katılaşmış olanların ise vay haline! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.

  • 39:23 Zümer: 23

    اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَدٖيثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذٖينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَلٖينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْدٖي بِهٖ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

    Allah müteşabih (benzeşmeli ve birbirini izah edici), ikişerli (zıt kutupları ve kavramları belirtip öğretici) bir Kitap olarak sözün en güzelini (Kur’an-ı Kerim’i) indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların Ondan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (ve Kur’an’ı anlama gayretine karşı) yumuşar-yatışır (içlerine teslimiyet ve samimiyet yerleşir). İşte bu Allah'ın yol göstermesidir ki, Onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, (Kur’an’a ilgi ve ihtiyaç göstermediğinden ve yüz çevirdiğinden dolayı) kimi de saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici bulmak mümkün değildir.

  • 40:54 Mü'min: 54

    هُدًى وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

    (Ki o Tevrat’ın aslı) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir (öğüt ve ölçü kaynağıdır).

  • 41:41 Fussilet: 41

    اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَزٖيزٌۙ

    Şüphesiz kendilerine zikir (Kur’ani hüküm ve haberler) gelince Onu inkâr edenler (ateşin ehlidir); oysa O, Aziz (şerefi yüksek, üstün) bir Kitaptır. (İnsanlığın huzur ve kurtuluş reçetesidir.)

  • 43:5 Zuhruf: 5

    اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا اَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفٖينَ

    Siz haddini aşan (münkir ve müsrif) bir kavimsiniz diye, şimdi o Zikri (Kur’an’daki İlahi öğüt ve ölçüleri) sizden (muaf tutup) bir yana mı itelim (Kendi emrimizden ve hidayetimizden vaz mı geçelim)?

  • 43:36 Zuhruf: 36

    وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ

    (Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (hükümlerinden ve haberlerinden yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine ağaç kabuğu gibi sardırıp bağlatırız ve iblisin kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan ve saptırıcı insan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır.

  • 43:44 Zuhruf: 44

    وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَۚ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

    Ve şüphesiz O (Kur’an), Senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. (Hüküm ve hikmet kaynağıdır.) Siz ileride (Onu anlama ve uygulama çabanızdan) sorulacaksınız.

  • 47:20 Muhammed: 20

    وَيَقُولُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌۚ فَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ مُحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فٖيهَا الْقِتَالُۙ رَاَيْتَ الَّذٖينَ فٖي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ نَظَرَ الْمَغْشِيِّ عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۜ فَاَوْلٰى لَهُمْۚ

    Mü’minlerden (bir kısmı da: “Kur'an’da, silahlı savunma ve savaşa izin veren) bir sure indirilse ya! (Bununla ilgili ayetlerin gelmesi gerekmez mi? Yeter artık eli kolu bağlı beklediğimiz)” deyip dururlardı. Fakat (ne zaman ki) içinde “kıtal” zikri (çatışma ve cihadın emredilmesi) geçen, hükmü açık bir sure indirilip, (düşmanlarla) çarpışmaktan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunan (bu tipleri) görüyorsun ki; ölümden korkarak bayılıp düşenler gibi, (ürkek ve isteksiz) Sana bakıyorlardı! Halbuki evla olan (ve onlara yakışan şöyle davranmaktı:)

  • 50:8 Kaf: 8

    تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖيبٍ

    (Bunlar) “Samimiyetle Allah’a yönelen” her kul için basiret (hikmetle bakan bir iç göz) ve bir zikirdir (ibretlik derstir).

  • 53:29 Necm: 29

    فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ

    (Ey Nebim!) Şu halde Sen, Bizim Zikrimizden (Kur’an-ı Kerim’den) kaçıp dönen ve dünya hayatından başkasını istemeyen (kimseler)den yüz çevir (ve kalben uzaklaşıp ayrıl).

  • 54:17 Kamer: 17

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun, Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Ama düşünüp öğüt alan var mı?

  • 54:22 Kamer: 22

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:25 Kamer: 25

    ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ

    “Zikir (Kur’ani ilim ve şeref, kala kala) içimizden ona mı bırakıldı? Zaten o çok yalan uyduran ve kendisini beğenmiş bir şımarıktır” (diyecek kadar küstahlaşmışlardı).

  • 54:32 Kamer: 32

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve her türlü sorunlarınıza çare üretmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:40 Kamer: 40

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

    Yemin olsun ki Kur’an, öğüt almak ve gerçeği bulmak için kolaylaştırılmıştır, fakat öğüt alıp düşünen var mı?

  • 57:16 Hadid: 16

    اَلَمْ يَأْنِ لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْۜ وَكَثٖيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ

    (Artık,) İman edenlerin Allah’ın (hüküm ve haberlerini, nimet ve hikmetlerini düşünmek) ve Hakk olarak indirilen Zikri (bu Kur’an-ı Kerim'i dikkatle okuyup anlamaya ve gereğini uygulamaya gayret etmek) için, kalplerinin saygı ve kaygı ile yumuşayacağı zaman hâlâ gelmedi mi? (Sakın Müslümanlar,) Bundan önce kendilerine kitap verilip de, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçtiğinden bu nedenle kalpleri katılaşmış (böylece kitaplarını bozmuş, dinlerini yozlaştırmış ve Hakk Dinden uzaklaşmış) bulunanlar gibi olmasınlar! Ki onların çoğu da fasık (günah ve kötülüğe dalmış) olan kimselerdi.

  • 58:19 Mücâdele: 19

    اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    (İşleri güçleri yalan olan ve bâtıla daldıkları halde kendi kendilerini hayırlı bir şey üzerinde sanan kimseleri) Onları şeytan kuşatmış (etkisi altına alıp ruhlarını kapsamış) ve kendilerine Allah'ı hatırlamayı (O’nun emir ve yasaklarına göre yaşamayı ve zikrullahı) unutturmuş (durumdadır). İşte (haramlara ve hayırsız yollara düşen) bunlar Hizbüşşeytan'dır. Ve Şeytan'ın partisi (tarafgirleri, ekibi, takipçileri) mutlaka hüsrana uğramışlardır (uğrayacaklardır).

  • 62:9 Cum'a: 9

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

    Ey iman edenler, Cuma günü namaz için (ezan okunup) çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye (ibadet etmeye, Kur’ani hükümleri, cihad ve itaat hutbesini dinlemeye) koşuverin ve alış-verişi bırakıp (camiye gidin). Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır (ve önceliklidir).

  • 62:10 Cum'a: 10

    فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    (Cuma öğlende) Namaz kıldıktan sonra ise (artık) yeryüzüne dağılıverin ve Allah'ın fazlı kereminden (helâl ve meşru yöntemlerle nasibinizi) aramaya girişin. Ve Allah’ı çokça zikredip (Kur’ani ve Nebevi ölçüleri sürekli hatırlayıp ona göre hareket edin), ki böylece felaha (huzura ve başarıya) erişesiniz.

  • 63:9 Münâfikun: 9

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

    Ey iman edenler (ve Müslümanlık iddiasında bulunanlar!) Ne mallarınız ne de evlatlarınız, sakın sizleri Allah’ı anmaktan (her durumda ve her konuda Kur’ani buyruklara göre inanıp yaşamaktan geri bırakmasın ve sakın tutkuyla dünyaya bağlanarak ahireti hatırlayıp hazırlanmaktan sizi) alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

  • 65:10 Talâk: 10

    اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدٖيدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذٖينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًاۙ

    (Ahirette ise) Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl ve vicdan sahipleri, Allah'tan korkup (küfür ve kötülükten sakının). Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve her konuda kural koyan bir Kur'an) indirmiş (bulunmaktadır).

  • 68:51 Kalem: 51

    وَاِنْ يَكَادُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ

    O inkâr edenler, Zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, (kıskançlık dürtüsüyle) Seni neredeyse (kem) gözleriyle devirecekler gibi (haset ve hıyanetle bakıp) nazar ediyorlardı. (Senin için ise:) "O, kesinlikle delirmiş bir insandır (cinnlerin ve karanlık güçlerin adamıdır)” diyorlardı. [Not: "Sanki bakışlarıyla (Seni) yiyecekler" gibi davranıyorlardı. Mekke kâfirleri o kadar kızgındılar ve haset-fesat içinde kıvranıyorlardı ki, Kur'an'ı işittikleri zaman Hz. Peygamber'i sanki gözleriyle yiyecek ve yıkacaklardı. Onların bu hali İsra Suresi 73. ve 77. ayetler arasında da anlatılmaktaydı.]

  • 68:52 Kalem: 52

    وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَ

    Oysa O (Kur'an), âlemler için, ancak bir Zikir (makamındadır; öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref kaynağıdır. Evet Kur’an, hikmet ve hakikatin yegâne dayanağıdır).

  • 72:17 Cinn: 17

    لِنَفْتِنَهُمْ فٖيهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهٖ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًاۙ

    Ki, kendilerini bununla denemek için (böyle yapılmaktadır). Kim Rabbinin Zikrinden (Kur’an-ı Kerim’den ve emirlerinden) yüz çevirirse, (Allah) onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürüklemiş olacaktır.

  • 73:8 Müzzemmil: 8

    وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْتٖيلًاۜ

    (Ey Nebiyyi Zişanım!) Sadece Rabbinin ismini, (Sahibinin hikmet ve kudretini düşünerek, devamlı) zikret ve kendini her şeyden çekerek, (maddi ve nefsani şeylerden kalben alâkanı keserek ve gönlünü Mevlâ’ndan gayrısından-masivadan temizleyerek,) yalnızca O’na yönel (ki huzur ve kurtuluş bundadır).

  • 76:25 İnsan: 25

    وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًاۚ

    (Habibim, ümmetinle birlikte) Sabah ve akşam (gece ve gündüz) Rabbinin ismini zikret (ki gaflete dalmayasın).

  • 77:5 Mürselât: 5

    فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًاۙ

    (Ve gelecek nesillere de) Bir zikir ve öğüt (olacak eserler) bırakanlara!

  • 81:27 Tekvir: 27

    اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَۙ

    Kur'an bütün âlemler için bir zikir, öğüt ve hatırlatmadır.

  • 87:15 A'lâ: 15

    وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهٖ فَصَلّٰىۜ

    Ve Rabbinin ismini zikredip (huzurla ve şuurla) namaz kılan (da kurtuluşa ulaşacaktır).

  • 94:4 İnşirâh: 4

    وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ

    (Ve ey Nebim, Kelime-i Tevhid’de ve her Ezan-ı Şerif’te adını adımla birlikte anmak, böylece yerde ve göklerde saygınlığa ulaştırılmak suretiyle) Senin zikrini (şanını ve ünvanını) yükseltip (şerefini) artırmadık mı?