-
2:78
Bakara: 78
Bir de onların içinde (okur-yazar olmayan veya okuduğunu anlamayan) ümmi cahiller var ki, Kitabı (bozulmayan Tevrat’ın ve Kur’an’ın hikmet ve hakikatini) bilmezler. (Bütün bildikleri) Ancak; (kulaktan dolma asılsız ve uydurma şeyler,) birtakım kuruntular (vehimlerdir) ve sadece zan ve tahminle (hareket edilmektedir).
-
3:154
Âl-i İmrân: 154
Sonra (o yenilgi ve) kederin ardından (Allah) üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, (rahatlamak ve o şaşkınlığı atlatmak üzere tatlı) bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. (Sizden kalpleri hastalıklı) Bir grubu da, nefisleri can derdine düşürmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla (kötü) zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki? (Cihada katıldık da ne kazandık?)” diyorlardı. De ki: “Şüphesiz işin (takdirin) tümü Allah'ındır.” Onlar (münafıklar), Sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, “Bu işten bize (hayırlı) bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diye (sızlanıyorlardı). De ki: “Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri (ölüp mezarı boylayacakları) yerlere gidecekti. (Kimse ölümden kaçamazdı. Bunu) Allah, sizi deneyip sinelerinizdeki (nifak ve itirazı yoklayıp açığa çıkarmak) ve kalplerinizdeki (kötü duyguları) arındırmak için (yaptı). Allah, göğüslerin-gönüllerin özünde (saklı) olanı bilip durandır.”
-
4:157
Nisa: 157
Ve (onlar yalan yere): "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (Yahudilere böyle bir ceza verilmiştir.) Oysa Onu kesinlikle öldürmediler ve Onu asmadılar. Ama onlara (Hz. İsa'nın) benzeri gösterildi. (Hz. İsa'yı para karşılığı gammazlayan baş havarisinin yüz şekli Hz. İsa'ya benzetildi ve çarmıha gerildi.) Gerçekten Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların boş bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Kesin olan gerçek şudur ki Onu (Yahudiler Hz. İsa'yı) öldürememişlerdir. (Hz. İsa’nın ruhu fevt edilip göklere yükseltilmiştir. Ahir zamanda tekrar geri gönderilecektir.)
-
6:94
En'am: 94
Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (işte bugün de) “tek başına, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)” Bize geldiniz ve size (dünyada) lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten (Bize) ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi, (hani nerede) şimdi yanınızda görmüyoruz! Andolsun, aranızdaki (irtibat bağları artık) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında (“bunlar manevi kurtarıcımızdır” gibi kof kuruntular ve boş) zanlar besledikleriniz de sizlerden uzaklaşmıştır.
-
6:116
En'am: 116
Şayet (Hakka ve hayra değil de kalabalıklara) yeryüzündekilerin (veya bulunduğunuz ülkedekilerin şuursuz) çoğunluğuna uyacak olursan, Seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. (Çünkü kalabalıklar) Onlar ancak (nefsi hevâlarına,) zan ve kuruntularına uymaktadırlar; ve (Kur’an’ı ölçü almayan kalabalıklar) sadece zan ve tahminle yalan uydurmaktadırlar.
-
6:136
En'am: 136
(Müşrikler) O'nun (Cenab-ı Hakkın) üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan, (güya) Allah için de bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da şirk koştuklarımızın (putlarımızın ve canlı tağutlarımızın hakkı)dır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmezdi, ama Allah'a ait olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçerdi. (Yani sözde Allah’a ayırdıkları hisseleri çalıp tağutlarına verirlerdi.) Ne kötü hüküm verip (küfre düşerlerdi).
-
6:138
En'am: 138
Ve (müşrikler) kendi (bâtıl zanlarınca) dediler ki: "Şu şu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır (yasaktır). Onları bizim izin verdiklerimiz dışında başkası yiyemez. (Şu) Hayvanların da (sadece) sırtları haram kılınmıştır. (Yani onlara binilmesi yasaktır." Ve yine ayırdıkları) Öyle (bazı) hayvanlar da vardır ki, (keserken) üzerlerine Allah'ın ismini anmazlar. (Bütün bunları da O’nun adına yaptıklarını söyleyip) Allah’a iftira atarlar (ve her çağda, din adına böyle saçmalıklar uydururlar). Yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı O (Allah), bunların cezalarını verecektir.
-
6:148
En'am: 148
Şirk koşanlar (Cenab-ı Hakkı suçlayarak) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." (Oysa) Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle (safsata ve saptırmalarla peygamberleri) yalanlamış (ve bahaneler uydurmuşlar)dı. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? (Hayır) Siz ancak zanna (asılsız kuruntulara) uymaktasınız ve siz ancak hayal kurup tahminle yalan söylersiniz."
-
10:36
Yunus: 36
Onların (Hakk’tan sapan ve bâtıla sığınan münafıkların) çoğunluğu, zandan (ve boş kuruntudan) başkasına uymamaktadırlar. Zan ise kesinlikle Hakk’tan hiçbir şeyi sağlayamaz. (Kuru zan ve tahminler gerçek sayılamaz.) Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilip durmaktadır.
-
10:60
Yunus: 60
(Ve yine artık anlayın ve açıkça söyleyin bakalım!) Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin (ve hükümlerini eğip bükenlerin) kıyamet günü (hakkındaki) zanları (ve kanaatleri) nedir? (Onlar gerçekten ve yakinen inansalardı, İslam’ı yozlaştırmaya ve Kur’an’ı kendi keyfi çıkarlarına uydurmaya yeltenmezlerdi.) Şüphesiz Allah, (Kitap ve Peygamber göndermekle) insanlara karşı büyük ihsan (fazıl) sahibidir, fakat onların çoğu şükretmeyen (kimselerdir).
-
10:66
Yunus: 66
Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim ve ne varsa, yerde kim ve ne varsa kesinlikle tümü Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar bile, (gerçekte) şirk koştukları varlıklara ve güçlere uymamaktadırlar. (Putlardan, tağutlardan ve süper Firavunlardan medet umanlar aslında boş hayallere kapılmaktadırlar.) Ve onlar sadece zanlarına ve kuruntularına tâbi olup saçmalamaktadırlar.
-
24:12
Nur: 12
Ne olurdu, onu (masum bir kadın ve erkeğe iftira suçunu) işittikleri zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri (vicdanları) adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkça uydurulmuş iftira ve yalandır” deselerdi ya!.. (Böyle davranmaları gerekmez miydi?)
-
33:10
Ahzâb: 10
(Hatırlayın ki) O vakit onlar, (kâfir düşmanlar) size hem üst kısmınızdan hem alt tarafınızdan gelmiş (ve hücuma geçmişlerdi de korkudan) gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve (hatta) siz Allah hakkında (birtakım olumsuz) zanlarda bulunmaya (başlamıştınız).
-
34:20
Sebe': 20
Andolsun İblis, kendileri hakkındaki (bunların küfre ve nankörlüğe kayacakları yolundaki) zannını doğrulayıp gerçekleştirmiş oldu; böylelikle (o kavimden) iman eden bir grup dışında, hepsi ona uymuşlar (ve Hakk’tan sapmışlar)dı. [Not: Şeytana, Rahmani değer ve duyguların karşıtı ve insanların, özellikle inananların açık düşmanı şeklinde negatif bir “şer gücü” olarak fırsat tanınmıştır.]
-
37:87
Sâffât: 87
“Âlemlerin Rabbi hakkındaki zannınız (ve kanaatiniz) nedir? (Nasıl sapıtıyorsunuz?)”
-
38:27
Sâd: 27
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri bâtıl olarak ve amaçsızca (boşuna) yaratmadık; (bunlar bir tesadüf eseri de değildir,) bu (tür temelsiz iddialar) inkâr edenlerin kof zannıdır. (Her şey ve herkes bir hikmet ve hizmet için vardır.) Ateşe girecek inkârcıların vay haline (ki onları hak ettikleri şekilde azaplandıracağız)!
-
41:23
Fussilet: 23
“İşte bu sizin (yanlış) zannınız (kof kuruntularınız idi); Rabbiniz hakkında beslediğiniz (bu asılsız ve İslam’sız) zannınız sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana (büyük zarar ve ziyana) uğrayan kimseler olarak sabahlayıp (mahşere geldiniz).”
-
43:20
Zuhruf: 20
(Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)
-
45:24
Câsiye: 24
(Kâfirler: Bütün olup biten) “Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, (kimimiz) ölür (gideriz) ve (kimimiz doğup) hayat süreriz; bizi ‘kesintisi olmayan zaman’ (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratıp bitirmez” demektedirler. Oysa onların bununla ilgili (doğru ve uygun) hiçbir bilgileri yoktur; (onlar) sadece (asılsız) zan ve tahminlerin (peşinden sürüklenmektedirler).
-
45:32
Câsiye: 32
(Ey iman içlerine oturmamış ve dünya hayatı kendilerini aldatıp kuşatmış kimseler!) Size: “Gerçekten Allah’ın va’adi Hakk’tır ve (kıyamet-ahiret ve hesap) saati kesindir (ve gelecektir)” denildiği zaman siz (şöyle cevap vermiştiniz: “Hesap ve kıyamet) saati de neymiş? (Biz bunu yakinen ve kesinlik derecesinde) Biliyor (ve inanıyor) değiliz. Bunları sadece bir zan ve ihtimal olarak görmekteyiz... Kesin ve yakin bir bilgiyle iman etmemekte (ama zahiren elbette Müslüman geçinmekte)yiz!” demekten (sakınmamıştınız).
-
48:6
Fetih: 6
(Cenab-ı Hakkın İslami harekete ve onun önderi olan şahsiyete zafer ve iktidar vermesi; aynı zamanda) Allah hakkında kötü zanda bulunan (Allah’ın ve Müslümanların süper güçlerle ve Siyonist merkezlerle başa çıkamayacakları kanaatini taşıyan, mücahit ve müstakim kimseleri hayalperestlikle suçlayan; ama zahirde mü’min ve müttaki rolü oynayan) münafık erkek ve kadınlara, (ve yine İslam’ın bir kısmına inanıp bir kısmını gereksiz sayarak inkâra ve itiraza kalkışan) müşrik erkek ve kadınlara azap vermesi (ve İslami hareketin aleyhinde çalışanları rezil ve rüsva etmesi) içindir. Ta ki, (kâfirlerin ve hainlerin, Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberini (hezimet ve zillet dönemini) onların başına geçirsin (diyedir. Hem mü’min ve müttaki geçinip de Kur’an ahkâmına karşı çıkan münafıkların, hem de yanlış yorumlanıp uygulanan laiklik ve çağdaşlık adına İslam’a saldıran müşrik takımının hepsine) Allah gazap etmiş, lanetlemiş ve onları hazırladığı cehenneme (terk etmiştir). Orası ne kötü (ve kahredici) bir gidiş yeridir.
-
48:12
Fetih: 12
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha asla geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
-
49:12
Hucurât: 12
Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) Zandan (ve tahmini kurgulardan) çoğunlukla kaçının; çünkü zannın (haksız ve alâkasız olan) bir kısmı günahtır (ve yalandır. Ve sakın) tecessüs de yapmayın (birbirinizin gizli ve ayıp yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte (nasıl) bundan tiksindiniz. (Öyle ise) Allah'tan korkup (başkalarına kötülük düşünmekten ve küçük düşürmekten) sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok Esirgeyendir.
-
51:10
Zâriyât: 10
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler' ve düzenbaz kesimler! (Onlar mutlaka rezil edilecekler.)
-
53:23
Necm: 23
(Halbuki) Bu (putlar ve uydurma kurallar ise) sizin ve atalarınızın (kendi keyfinize ve kafanıza göre) isimlendirdiğiniz (bâtıl kavram ve kurumlardan) başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir güçlü (ve geçerli) delil' indirmemiştir. Onlar, sadece boş zan ve tahminlerine ve nefislerinin (düşük) hevâ (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyan kimselerdir. Oysa andolsun, artık onlara Rablerinden yol gösterici (bir Peygamber) gelmiştir. (Hâlâ gaflet ve dalâletten uyanıp gerçeği anlamayacaklar mıydı?)
-
53:28
Necm: 28
Ancak onların bununla ilgili hiçbir (geçerli ve gerçekçi) bilgileri yoktur. Onlar, sadece (asılsız bir) zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, Hakk’tan (yana) hiçbir (yarara ve doğruya) ulaştırmayacaktır.
-
2:78
Bakara: 78
وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
Bir de onların içinde (okur-yazar olmayan veya okuduğunu anlamayan) ümmi cahiller var ki, Kitabı (bozulmayan Tevrat’ın ve Kur’an’ın hikmet ve hakikatini) bilmezler. (Bütün bildikleri) Ancak; (kulaktan dolma asılsız ve uydurma şeyler,) birtakım kuruntular (vehimlerdir) ve sadece zan ve tahminle (hareket edilmektedir).
-
3:154
Âl-i İmrân: 154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ فٖٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا فٖي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فٖي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra (o yenilgi ve) kederin ardından (Allah) üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, (rahatlamak ve o şaşkınlığı atlatmak üzere tatlı) bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. (Sizden kalpleri hastalıklı) Bir grubu da, nefisleri can derdine düşürmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla (kötü) zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki? (Cihada katıldık da ne kazandık?)” diyorlardı. De ki: “Şüphesiz işin (takdirin) tümü Allah'ındır.” Onlar (münafıklar), Sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, “Bu işten bize (hayırlı) bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diye (sızlanıyorlardı). De ki: “Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri (ölüp mezarı boylayacakları) yerlere gidecekti. (Kimse ölümden kaçamazdı. Bunu) Allah, sizi deneyip sinelerinizdeki (nifak ve itirazı yoklayıp açığa çıkarmak) ve kalplerinizdeki (kötü duyguları) arındırmak için (yaptı). Allah, göğüslerin-gönüllerin özünde (saklı) olanı bilip durandır.”
-
4:157
Nisa: 157
وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسٖيحَ عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فٖيهِ لَفٖي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقٖينًاۙ
Ve (onlar yalan yere): "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (Yahudilere böyle bir ceza verilmiştir.) Oysa Onu kesinlikle öldürmediler ve Onu asmadılar. Ama onlara (Hz. İsa'nın) benzeri gösterildi. (Hz. İsa'yı para karşılığı gammazlayan baş havarisinin yüz şekli Hz. İsa'ya benzetildi ve çarmıha gerildi.) Gerçekten Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların boş bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Kesin olan gerçek şudur ki Onu (Yahudiler Hz. İsa'yı) öldürememişlerdir. (Hz. İsa’nın ruhu fevt edilip göklere yükseltilmiştir. Ahir zamanda tekrar geri gönderilecektir.)
-
6:94
En'am: 94
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادٰى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَٓاءَ ظُهُورِكُمْۚ وَمَا نَرٰى مَعَكُمْ شُفَعَٓاءَكُمُ الَّذٖينَ زَعَمْتُمْ اَنَّهُمْ فٖيكُمْ شُرَكٰٓؤُ۬اۜ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ۟
Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (işte bugün de) “tek başına, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)” Bize geldiniz ve size (dünyada) lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten (Bize) ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi, (hani nerede) şimdi yanınızda görmüyoruz! Andolsun, aranızdaki (irtibat bağları artık) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında (“bunlar manevi kurtarıcımızdır” gibi kof kuruntular ve boş) zanlar besledikleriniz de sizlerden uzaklaşmıştır.
-
6:116
En'am: 116
وَاِنْ تُطِعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
Şayet (Hakka ve hayra değil de kalabalıklara) yeryüzündekilerin (veya bulunduğunuz ülkedekilerin şuursuz) çoğunluğuna uyacak olursan, Seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. (Çünkü kalabalıklar) Onlar ancak (nefsi hevâlarına,) zan ve kuruntularına uymaktadırlar; ve (Kur’an’ı ölçü almayan kalabalıklar) sadece zan ve tahminle yalan uydurmaktadırlar.
-
6:136
En'am: 136
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ مِمَّا ذَرَاَ مِنَ الْحَرْثِ وَالْاَنْعَامِ نَصٖيبًا فَقَالُوا هٰذَا لِلّٰهِ بِزَعْمِهِمْ وَهٰذَا لِشُرَكَٓائِنَاۚ فَمَا كَانَ لِشُرَكَٓائِهِمْ فَلَا يَصِلُ اِلَى اللّٰهِۚ وَمَا كَانَ لِلّٰهِ فَهُوَ يَصِلُ اِلٰى شُرَكَٓائِهِمْۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ
(Müşrikler) O'nun (Cenab-ı Hakkın) üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan, (güya) Allah için de bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da şirk koştuklarımızın (putlarımızın ve canlı tağutlarımızın hakkı)dır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmezdi, ama Allah'a ait olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçerdi. (Yani sözde Allah’a ayırdıkları hisseleri çalıp tağutlarına verirlerdi.) Ne kötü hüküm verip (küfre düşerlerdi).
-
6:138
En'am: 138
وَقَالُوا هٰذِهٖٓ اَنْعَامٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌۘ لَا يَطْعَمُهَٓا اِلَّا مَنْ نَشَٓاءُ بِزَعْمِهِمْ وَاَنْعَامٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَاَنْعَامٌ لَا يَذْكُرُونَ اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا افْتِرَٓاءً عَلَيْهِۜ سَيَجْزٖيهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Ve (müşrikler) kendi (bâtıl zanlarınca) dediler ki: "Şu şu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır (yasaktır). Onları bizim izin verdiklerimiz dışında başkası yiyemez. (Şu) Hayvanların da (sadece) sırtları haram kılınmıştır. (Yani onlara binilmesi yasaktır." Ve yine ayırdıkları) Öyle (bazı) hayvanlar da vardır ki, (keserken) üzerlerine Allah'ın ismini anmazlar. (Bütün bunları da O’nun adına yaptıklarını söyleyip) Allah’a iftira atarlar (ve her çağda, din adına böyle saçmalıklar uydururlar). Yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı O (Allah), bunların cezalarını verecektir.
-
6:148
En'am: 148
سَيَقُولُ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكْنَا وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتّٰى ذَاقُوا بَأْسَنَاۜ قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَاۜ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَخْرُصُونَ
Şirk koşanlar (Cenab-ı Hakkı suçlayarak) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." (Oysa) Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle (safsata ve saptırmalarla peygamberleri) yalanlamış (ve bahaneler uydurmuşlar)dı. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? (Hayır) Siz ancak zanna (asılsız kuruntulara) uymaktasınız ve siz ancak hayal kurup tahminle yalan söylersiniz."
-
10:36
Yunus: 36
وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّاۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنٖي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Onların (Hakk’tan sapan ve bâtıla sığınan münafıkların) çoğunluğu, zandan (ve boş kuruntudan) başkasına uymamaktadırlar. Zan ise kesinlikle Hakk’tan hiçbir şeyi sağlayamaz. (Kuru zan ve tahminler gerçek sayılamaz.) Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilip durmaktadır.
-
10:60
Yunus: 60
وَمَا ظَنُّ الَّذٖينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ۟
(Ve yine artık anlayın ve açıkça söyleyin bakalım!) Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin (ve hükümlerini eğip bükenlerin) kıyamet günü (hakkındaki) zanları (ve kanaatleri) nedir? (Onlar gerçekten ve yakinen inansalardı, İslam’ı yozlaştırmaya ve Kur’an’ı kendi keyfi çıkarlarına uydurmaya yeltenmezlerdi.) Şüphesiz Allah, (Kitap ve Peygamber göndermekle) insanlara karşı büyük ihsan (fazıl) sahibidir, fakat onların çoğu şükretmeyen (kimselerdir).
-
10:66
Yunus: 66
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim ve ne varsa, yerde kim ve ne varsa kesinlikle tümü Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar bile, (gerçekte) şirk koştukları varlıklara ve güçlere uymamaktadırlar. (Putlardan, tağutlardan ve süper Firavunlardan medet umanlar aslında boş hayallere kapılmaktadırlar.) Ve onlar sadece zanlarına ve kuruntularına tâbi olup saçmalamaktadırlar.
-
24:12
Nur: 12
لَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْرًاۙ وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُبٖينٌ
Ne olurdu, onu (masum bir kadın ve erkeğe iftira suçunu) işittikleri zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri (vicdanları) adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkça uydurulmuş iftira ve yalandır” deselerdi ya!.. (Böyle davranmaları gerekmez miydi?)
-
33:10
Ahzâb: 10
اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا
(Hatırlayın ki) O vakit onlar, (kâfir düşmanlar) size hem üst kısmınızdan hem alt tarafınızdan gelmiş (ve hücuma geçmişlerdi de korkudan) gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve (hatta) siz Allah hakkında (birtakım olumsuz) zanlarda bulunmaya (başlamıştınız).
-
34:20
Sebe': 20
وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْلٖيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرٖيقًا مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
Andolsun İblis, kendileri hakkındaki (bunların küfre ve nankörlüğe kayacakları yolundaki) zannını doğrulayıp gerçekleştirmiş oldu; böylelikle (o kavimden) iman eden bir grup dışında, hepsi ona uymuşlar (ve Hakk’tan sapmışlar)dı. [Not: Şeytana, Rahmani değer ve duyguların karşıtı ve insanların, özellikle inananların açık düşmanı şeklinde negatif bir “şer gücü” olarak fırsat tanınmıştır.]
-
37:87
Sâffât: 87
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
“Âlemlerin Rabbi hakkındaki zannınız (ve kanaatiniz) nedir? (Nasıl sapıtıyorsunuz?)”
-
38:27
Sâd: 27
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًاۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذٖينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri bâtıl olarak ve amaçsızca (boşuna) yaratmadık; (bunlar bir tesadüf eseri de değildir,) bu (tür temelsiz iddialar) inkâr edenlerin kof zannıdır. (Her şey ve herkes bir hikmet ve hizmet için vardır.) Ateşe girecek inkârcıların vay haline (ki onları hak ettikleri şekilde azaplandıracağız)!
-
41:23
Fussilet: 23
وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذٖي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
“İşte bu sizin (yanlış) zannınız (kof kuruntularınız idi); Rabbiniz hakkında beslediğiniz (bu asılsız ve İslam’sız) zannınız sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana (büyük zarar ve ziyana) uğrayan kimseler olarak sabahlayıp (mahşere geldiniz).”
-
43:20
Zuhruf: 20
وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ
(Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)
-
45:24
Câsiye: 24
وَقَالُوا مَا هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَٓا اِلَّا الدَّهْرُۚ وَمَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۚ اِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
(Kâfirler: Bütün olup biten) “Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, (kimimiz) ölür (gideriz) ve (kimimiz doğup) hayat süreriz; bizi ‘kesintisi olmayan zaman’ (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratıp bitirmez” demektedirler. Oysa onların bununla ilgili (doğru ve uygun) hiçbir bilgileri yoktur; (onlar) sadece (asılsız) zan ve tahminlerin (peşinden sürüklenmektedirler).
-
45:32
Câsiye: 32
وَاِذَا قٖيلَ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فٖيهَا قُلْتُمْ مَا نَدْرٖي مَا السَّاعَةُۙ اِنْ نَظُنُّ اِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنٖينَ
(Ey iman içlerine oturmamış ve dünya hayatı kendilerini aldatıp kuşatmış kimseler!) Size: “Gerçekten Allah’ın va’adi Hakk’tır ve (kıyamet-ahiret ve hesap) saati kesindir (ve gelecektir)” denildiği zaman siz (şöyle cevap vermiştiniz: “Hesap ve kıyamet) saati de neymiş? (Biz bunu yakinen ve kesinlik derecesinde) Biliyor (ve inanıyor) değiliz. Bunları sadece bir zan ve ihtimal olarak görmekteyiz... Kesin ve yakin bir bilgiyle iman etmemekte (ama zahiren elbette Müslüman geçinmekte)yiz!” demekten (sakınmamıştınız).
-
48:6
Fetih: 6
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقٖينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكٖينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّٖينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَصٖيرًا
(Cenab-ı Hakkın İslami harekete ve onun önderi olan şahsiyete zafer ve iktidar vermesi; aynı zamanda) Allah hakkında kötü zanda bulunan (Allah’ın ve Müslümanların süper güçlerle ve Siyonist merkezlerle başa çıkamayacakları kanaatini taşıyan, mücahit ve müstakim kimseleri hayalperestlikle suçlayan; ama zahirde mü’min ve müttaki rolü oynayan) münafık erkek ve kadınlara, (ve yine İslam’ın bir kısmına inanıp bir kısmını gereksiz sayarak inkâra ve itiraza kalkışan) müşrik erkek ve kadınlara azap vermesi (ve İslami hareketin aleyhinde çalışanları rezil ve rüsva etmesi) içindir. Ta ki, (kâfirlerin ve hainlerin, Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberini (hezimet ve zillet dönemini) onların başına geçirsin (diyedir. Hem mü’min ve müttaki geçinip de Kur’an ahkâmına karşı çıkan münafıkların, hem de yanlış yorumlanıp uygulanan laiklik ve çağdaşlık adına İslam’a saldıran müşrik takımının hepsine) Allah gazap etmiş, lanetlemiş ve onları hazırladığı cehenneme (terk etmiştir). Orası ne kötü (ve kahredici) bir gidiş yeridir.
-
48:12
Fetih: 12
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلٖيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فٖي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha asla geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
-
49:12
Hucurât: 12
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثٖيرًا مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخٖيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَحٖيمٌ
Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) Zandan (ve tahmini kurgulardan) çoğunlukla kaçının; çünkü zannın (haksız ve alâkasız olan) bir kısmı günahtır (ve yalandır. Ve sakın) tecessüs de yapmayın (birbirinizin gizli ve ayıp yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte (nasıl) bundan tiksindiniz. (Öyle ise) Allah'tan korkup (başkalarına kötülük düşünmekten ve küçük düşürmekten) sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok Esirgeyendir.
-
51:10
Zâriyât: 10
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler' ve düzenbaz kesimler! (Onlar mutlaka rezil edilecekler.)
-
53:23
Necm: 23
اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ
(Halbuki) Bu (putlar ve uydurma kurallar ise) sizin ve atalarınızın (kendi keyfinize ve kafanıza göre) isimlendirdiğiniz (bâtıl kavram ve kurumlardan) başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir güçlü (ve geçerli) delil' indirmemiştir. Onlar, sadece boş zan ve tahminlerine ve nefislerinin (düşük) hevâ (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyan kimselerdir. Oysa andolsun, artık onlara Rablerinden yol gösterici (bir Peygamber) gelmiştir. (Hâlâ gaflet ve dalâletten uyanıp gerçeği anlamayacaklar mıydı?)
-
53:28
Necm: 28
وَمَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنٖي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۚ
Ancak onların bununla ilgili hiçbir (geçerli ve gerçekçi) bilgileri yoktur. Onlar, sadece (asılsız bir) zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, Hakk’tan (yana) hiçbir (yarara ve doğruya) ulaştırmayacaktır.
-
2:78
Bakara: 78
وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
-
3:154
Âl-i İmrân: 154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ فٖٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا فٖي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فٖي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
-
4:157
Nisa: 157
وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسٖيحَ عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فٖيهِ لَفٖي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقٖينًاۙ
-
6:94
En'am: 94
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادٰى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَٓاءَ ظُهُورِكُمْۚ وَمَا نَرٰى مَعَكُمْ شُفَعَٓاءَكُمُ الَّذٖينَ زَعَمْتُمْ اَنَّهُمْ فٖيكُمْ شُرَكٰٓؤُ۬اۜ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ۟
-
6:116
En'am: 116
وَاِنْ تُطِعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
-
6:136
En'am: 136
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ مِمَّا ذَرَاَ مِنَ الْحَرْثِ وَالْاَنْعَامِ نَصٖيبًا فَقَالُوا هٰذَا لِلّٰهِ بِزَعْمِهِمْ وَهٰذَا لِشُرَكَٓائِنَاۚ فَمَا كَانَ لِشُرَكَٓائِهِمْ فَلَا يَصِلُ اِلَى اللّٰهِۚ وَمَا كَانَ لِلّٰهِ فَهُوَ يَصِلُ اِلٰى شُرَكَٓائِهِمْۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ
-
6:138
En'am: 138
وَقَالُوا هٰذِهٖٓ اَنْعَامٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌۘ لَا يَطْعَمُهَٓا اِلَّا مَنْ نَشَٓاءُ بِزَعْمِهِمْ وَاَنْعَامٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَاَنْعَامٌ لَا يَذْكُرُونَ اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا افْتِرَٓاءً عَلَيْهِۜ سَيَجْزٖيهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
-
6:148
En'am: 148
سَيَقُولُ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكْنَا وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتّٰى ذَاقُوا بَأْسَنَاۜ قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَاۜ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَخْرُصُونَ
-
10:36
Yunus: 36
وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّاۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنٖي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
-
10:60
Yunus: 60
وَمَا ظَنُّ الَّذٖينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ۟
-
10:66
Yunus: 66
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
-
24:12
Nur: 12
لَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْرًاۙ وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُبٖينٌ
-
33:10
Ahzâb: 10
اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا
-
34:20
Sebe': 20
وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْلٖيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرٖيقًا مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
-
37:87
Sâffât: 87
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
-
38:27
Sâd: 27
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًاۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذٖينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ
-
41:23
Fussilet: 23
وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذٖي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
-
43:20
Zuhruf: 20
وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ
-
45:24
Câsiye: 24
وَقَالُوا مَا هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَٓا اِلَّا الدَّهْرُۚ وَمَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۚ اِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
-
45:32
Câsiye: 32
وَاِذَا قٖيلَ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فٖيهَا قُلْتُمْ مَا نَدْرٖي مَا السَّاعَةُۙ اِنْ نَظُنُّ اِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنٖينَ
-
48:6
Fetih: 6
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقٖينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكٖينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّٖينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَصٖيرًا
-
48:12
Fetih: 12
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلٖيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فٖي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا
-
49:12
Hucurât: 12
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثٖيرًا مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخٖيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَحٖيمٌ
-
51:10
Zâriyât: 10
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ
-
53:23
Necm: 23
اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ
-
53:28
Necm: 28
وَمَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنٖي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۚ