• 4:163 Nisa: 163

    اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّٖنَ مِنْ بَعْدِهٖۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَعٖيسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًاۚ

    (Ey Resulüm!) Gerçekten Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, Sana da (iman ve İslam esaslarını) vahyettik (Kur’an ayetlerini kalbine indirdik). İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da (İlahi gerçekleri) vahyetmiştik. Davud'a da Zebur’u (Mevlâ’ya şükran dualarını, tevbe ve pişmanlık duygularını içeren şiirsel İlahi mesajlar kitabını) verdik.

  • 6:86 En'am: 86

    وَاِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًاۜ وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمٖينَۙ

    İsmail'i, Elyesa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik ve nübüvvetle görevlendirdik). Onların hepsini âlemlere (ülkelerindeki ve yeryüzündeki kimselere) üstün kılıverdik.

  • 6:87 En'am: 87

    وَمِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَاِخْوَانِهِمْۚ وَاجْتَبَيْنَاهُمْ وَهَدَيْنَاهُمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

    Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, (iyilik ve istikamet ehlinden) kimini de (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.

  • 10:98 Yunus: 98

    فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا اٖيمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى حٖينٍ

    Ama keşke (bari azap geldiği sırada) iman edip imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir ülke (daha) olsaydı ya! (Fakat yoktur. Sadece Ninova halkı) Onlar (isyan ve tuğyanlarının ardından içtenlikle) iman ettikleri zaman, dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.

  • 21:87 Enbiya: 87

    وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّٖي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَۚ

    “Zün-nûn” Balık sahibi (Yunus'u da an ki); hani o, (Musul Ninova’daki isyankâr kavmine) kızmış vaziyette (görev bölgesini izinsiz terk edip) gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi zannetmişti. (Basra Körfezi’nden Dicle Nehri’ne sokulan okyanus altındaki ve dişsiz balina cinsinden bir balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: “Allah’ım Senden başka ilah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben (nefsime) zulmedenlerden oldum” diye yalvarıp seslenmişti.

  • 21:88 Enbiya: 88

    فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنٖينَ

    Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtarıverdik. İşte Biz, iman (itimat ve sebat) edenleri böyle kurtarıp (sahipleniriz.)

  • 37:139 Sâffât: 139

    وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ

    Şüphesiz Yunus da gönderilmiş (elçi)lerdendi (peygamber olarak atanmıştı).

  • 37:140 Sâffât: 140

    اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ

    Hani bir zaman o, (görev bölgesinden izinsiz ayrılıp) yüklü bir gemiyle kaçmıştı.

  • 37:141 Sâffât: 141

    فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضٖينَۚ

    Böylece (gemi ağırlığından batmasın diye denize atılacak olanı belirlemek üzere çekilen) kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olup çıkmıştı.

  • 37:142 Sâffât: 142

    فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلٖيمٌ

    Derken onu (dişsiz balina cinsi bir) balık yutmuştu, (zaten) o (görev yerini izinsiz terk etme hatasından dolayı) kınanmıştı (diye böyle bir sıkıntıya uğramıştı.)

  • 37:143 Sâffât: 143

    فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحٖينَۙ

    Eğer (Allah'ı çokça zikredip) tesbih edenlerden olmasaydı;

  • 37:144 Sâffât: 144

    لَلَبِثَ فٖي بَطْنِهٖٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Onun (balığın) karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar (öylece) kalakalırdı.

  • 37:145 Sâffât: 145

    فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَقٖيمٌۚ

    Sonunda (Hz. Yunus; çıplak, perişan ve) bitkin bir durumdayken onu (çıkarıp) açık bir yere (sahile) attık.

  • 37:146 Sâffât: 146

    وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطٖينٍۚ

    Ve üzerine, sık-geniş yapraklı (kabağa benzer) türden bir şecer (gövdeli bitki) yetiştirip (onu sakladık).

  • 37:147 Sâffât: 147

    وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَزٖيدُونَۚ

    (Ardından tekrar) Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (Musul Ninova halkına peygamber olarak) yolladık.

  • 37:148 Sâffât: 148

    فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى حٖينٍۜ

    Nihayet ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar (dünyada barındırıp) yararlandırdık.

  • 68:48 Kalem: 48

    فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِۢ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌۜ

    (Ey Resulüm!) Şimdi Sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi (aceleci) olma; hani o, içi kahır dolu olarak (ve biraz da sabırsızlanarak Rabbine) dua edip yakarmıştı. [Not: Evet; okyanusların altında, gecenin karanlıklarında, balığın karnında bulunan Hz. Yunus (AS) şöyle yalvarmıştı: "Senden başka ilah yoktur, Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum." Bunun üzerine Allah onu, bu feryat ve figanına bağışlamış ve kendisini bu kederli durumdan kurtarmıştı.]

  • 68:49 Kalem: 49

    لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهٖ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

    Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, (Hz. Yunus) mutlaka yerilip kınanmış olarak çıplak vaziyette ıssız durumdaki (karaya) atılmış (veya okyanusların altında bırakılmış) olacaktı.

  • 68:50 Kalem: 50

    فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ

    Fakat Rabbi onu seçip kayırdı ve onu salih olanlardan kıldı.