-
4:24
Nisa: 24
(Cahiliye dönemlerinin ve zulüm sistemlerinin uyguladığı kölelik ve cariyelik, İslam’la ve tedrici olarak kaldırılmıştır. Artık) Sağ ellerinizin malik olduğu (özel resmi birliktelik akdinizin bulunduğu) dışındaki kadınlardan muhsan (hâlâ başkasıyla nikâhlı) olanlarla da (evlenmeniz haramdır). Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığı (farz kıldığı evlilik yasakları)dır. Bunların dışında kalan (kadınlarla); iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak şartıyla, mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız-arzulamanız size helâl kılındı. Öyleyse onlardan (nikâhlayıp) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tespit edilen miktarıyla ödeyin. Miktarın tespitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz bir şey (birbirinize bağışlamanız) konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: Bâtıl sistemlerin, sosyal, ekonomik ve ahlâki dengesizlikleri ve dejenerasyon süreci nedeniyle fuhuş batağına kapılmış veya birilerinin kapatması yapılmış ve her türlü güvence ve hürmetten mahrum bırakılmış kadınlar… Veya sahipsiz kalmış olanlar, ya da savaşlar ve yaygın hastalıklar yüzünden erkek nüfusunun azalması durumunda; karşılıklı istemeleri ve devletçe münasip görülmeleri halinde, evli olan erkeklerle ve özel sorumluluklar yüklenmek suretiyle ikinci bir resmi nikâhla evlenmeleri, zaruret ve mecburiyet haline gelebilir. Bu ruhsat, erkeklerin şehvet keyfi için değil, kocasız ve korumasız kadınların huzur ve haysiyeti için gereklidir.]
-
4:25
Nisa: 25
İçinizden muhsan (iffetli ve asaletli) mü'min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu (işçi ve hizmetli kesiminden) imanlı (ve ahlâklı) “feteyat” (genç ve dinç hanımlar)dan (nikâhına) alabilirler. Allah sizin imanınızı (ve amacınızı) en iyi Bilendir. Yoksa sizin kiminiz kiminizdendir (hepiniz aynı insan cinsindendir). Öyleyse onları, fuhuşta bulunmamış, iffetli (yaşamış) ve gizlice dostlar tutmamış olarak, velilerinin (ailelerinin ve devletin) izniyle nikâhlayın. Onlara ücretlerini (mehirlerini) ma’ruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. Eğer evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, (bunlara) muhsan (hür ve korunmuş) kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın. Çünkü bunlar genellikle hukuki disiplinden habersiz ve ahlâki eğitimden nasipsiz olanlardır). Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. [Not: Bu Ayet-i Kerime, İslam’da; 4 şahidin erkek ve kadını çıplak halde ve fiili vaziyette gördüklerini beyan etmeleri -ki pratikte pek mümkün değildir- durumunda, zina yapanlara uygulanacak 100 celde (cildi-deriyi acıtacak ama hiçbir organda zarar açmayacak) ceza dışında, RECM (gömülüp taşlanarak öldürme) cezasının uygun bulunmadığına, çünkü “Recm’in yarısının olamayacağına” delil gösterilmiştir.]
-
5:5
Maide: 5
Bugün(den itibaren) size temiz ve güzel olan şeyler helâl kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin (haram karıştırılmayan) yemekleri size helâl, sizin de yemekleriniz onlara helâldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da; namuslu ve iffetli olmak, fuhuşta bulunmamak ve gizlice dostlar tutmamak (üzere yaşayan insanlar olmak) şartı ile -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- (evlenmek) size (helâl kılındı.) Kim imanı (ve İslam ahkâmını) tanımayıp küfre saparsa, elbette onun (hayır adına) yaptığı (her şey) boşa çıkıverecektir. O ahirette de hüsrana uğrayan kimselerdendir.
-
6:90
En'am: 90
İşte Allah’ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse Sen de onların bu hidayet yoluna (istikamet kaynağına-Kur'an’a) uy. De ki: “Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), âlemlere ancak bir öğüt ve hatırlatmadır.”
-
11:51
Hud: 51
(Hz. Hud AS:) “Ey kavmim, ben bunun (Hakka davetim) karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. (Hâlâ) Akıl erdirmeyecek misiniz? (Ki ben davet ve hizmet karşılığı sizden makam ve menfaat beklememekteyim.)”
-
12:104
Yusuf: 104
Halbuki Sen buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. Ancak O (Kur’an), âlemler için yalnızca bir “öğüt ve hatırlatmadır.” (En güzel ahlâkı ve en adil ahkâmı içermektedir.)
-
18:77
Kehf: 77
(Ardından) Tekrar yola koyulup yürüdüler. Derken bir belde halkına uğrayıp, onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, kendilerini misafir etmekten çekindiler. (Oradan ayrılırken yol üstünde) Yıkılmak üzere olan harabe bir duvara rast geldiler, (Hz. Hızır hemen işe koyulup o duvarı tamir etti ve) düzeltti. (Hz. Musa ise:) “Eğer isteseydin, bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin! (Bizi misafir etmekten çekinen böylesine cimri bir topluma bu iyiliğin ne gereği vardı?” diye sormuşlardı.)
-
25:57
Furkan: 57
De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında, sizden bir ücret istemiyorum.” (Bu nedenle bütün bahaneniz geçersizdir.)
-
26:41
Şuarâ: 41
Sihirbazlar ise, (toplanıp meydana) geldiklerinde Firavun’a (giderek): “Şayet biz üstün gelirsek, mutlaka bize (yakışır) bir ücret (ve mükâfat) vardır, değil mi (ey efendimiz)?” diyerek (dilenciliğin ve menfaat için zalimlere dil dökmeciliğin yaygın bir örneğini sergilemişlerdi).
-
26:109
Şuarâ: 109
“Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
26:127
Şuarâ: 127
(Hz. Hud onlara:) “Buna karşılık ben sizden bir ücret de istemiyorum; (bir karşılık beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
26:145
Şuarâ: 145
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir” (diye nasihat etmişti);
-
26:164
Şuarâ: 164
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (makam ve menfaat beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir."
-
26:180
Şuarâ: 180
“Buna karşılık ben sizden bir ücret de istemiyorum; ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
28:26
Kasas: 26
(Kızlarından) İkisinden biri: “Babacığım onu ücretli olarak tut. Çünkü gerçekten ücretle tutulacakların en iyisi ise, elbette böyle güçlü kuvvetli ve güvenilir (olan) kişidir” diye (hatırlatıverdi).
-
33:50
Ahzâb: 50
Ey Peygamber (AS), gerçekten Biz Sana (nikâh) ücretlerini (mehirlerini) verdiğin (kendi) hanımlarını ve Allah'ın Sana ganimet (özel bir nimet ve kısmet) olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (özel nikâh sözleşmeli kadınlar) ile; Seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını (bunlardan biriyle ve karşılıklı uygun bulmak üzere evlenmenizi) helâl kıldık; bir de, kendisini Peygambere hibe eden (Allah rızası için Efendimizin hizmetinde olmayı hedefleyen) ve Peygamberin de kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -diğer mü'minler için değil, sadece Sana has olmak üzere- (Senin için helâl kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (sözleşmelileri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı (evlenme şartlarını) biliyoruz (Kur’an’la da beyan ediyoruz ki) böylelikle Senin için hiçbir sıkıntı ve zorluk olmasın. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
-
34:47
Sebe': 47
(Ey Resulüm!) De ki: "Ben sizden (bu davetime karşılık hiç)bir ücret (beklemiyorum, eğer) istemişsem (ve öyle zannedilmişsem) de artık o sizin olsun (istemiyorum.) Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah'a aittir. O, her şeye şahit olandır."
-
36:21
Yâsin: 21
(Karşılığında) “Sizden bir ücret de istemeyenlere (dünyalık bir beklenti gözetmeyenlere ve din istismarına yeltenmeyenlere) tâbi olun (ve destekleyin!) Çünkü onlar hidayete ermiş (ve doğru yola girmiş)lerdir. (Kendilerine riayet ediniz.)”
-
38:86
Sâd: 86
(Ey Resulüm, onlara) De ki: “Ben bu (davet ve hizmetime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. (Kendi kafamdan yararsız ve yapmacık) Birtakım zahmet ve külfetler de uydurmuyorum.” (Olduğumdan başka türlü de görünmüyorum. Görevim sadece tebliğ ve irşaddır.)
-
42:23
Şûrâ: 23
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan (her işini Hakka, hayra ve halka uygun yapan) kullarına böyle müjde vermektedir. (Ey Nebim!) De ki: "Ben buna (İslam’a çağrıma) karşılık, yakın akrabalıktaki sevgi ve destek (Ehl-i Beyt’ime ve manevi varislerime muhabbet ve meveddet) dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim (çalışıp çabalayarak) bir iyilik ve güzellik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği ve güzelliği artırırız. Gerçekten Allah Bağışlayandır, şükredene karşılığını fazlasıyla verendir.
-
52:40
Tûr: 40
(Ey Resulüm!) Yoksa Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, (sanki) bu (haksız vergi) borcundan dolayı ağır bir yük altında eziliyorlarmış (gibi davranıp kaçıyorlar)?
-
60:10
Mümtehine: 10
Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları(n samimiyetini denemek için) imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (hakikaten) mü'min kadınlar olduklarını (dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını geri verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir günah ve sıkıntı yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını ise, bundan böyle kendi üzerinizde) tutmayın (onları bırakın) ve (onlar için) harcadıklarınızı (mehir miktarını geri) isteyin. Onlar (kâfirler) de (mü'min kadınlara veya kocalarına) harcadıklarını isteyebilirler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür; O sizin aranızda (adaletle) hükmeder. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilen’dir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
65:6
Talâk: 6
(Boşadığınız) Kadınları, (gidecek güvenilir yerleri yoksa) gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin (evin) bir yanında (uygun ve ayrı bir odasında) oturtup barındırın, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeye (kalkmayın). Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka (geçim standardı) sağlayın. (Boşanan kadınlar) Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onların ücretlerini karşılayın. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda ma’ruf (örfe göre, güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşup (anlaşın.) Eğer (maddi ve ailevi bir) güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası da emzirebilir (zorlamayın).
-
68:46
Kalem: 46
(Ey Nebim!) Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki; onlar, (sanki) haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar (gibi Senin hayırlı ve yararlı çağrından kaçıp uzaklaşmaktadırlar)? [Not: Burada zahiren muhatap Peygamber (SAV) ise de aslında Onun muhalifleri olan müşrikler ve münafıklardır. Onlara; "Allah'ın Elçisi sizden bir karşılık mı istiyor ki bu kadar kızıp azgınlaşıyorsunuz?" diye sorulmaktadır.]
-
4:24
Nisa: 24
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهٖ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرٖيضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فٖيمَا تَرَاضَيْتُمْ بِهٖ مِنْ بَعْدِ الْفَرٖيضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا
(Cahiliye dönemlerinin ve zulüm sistemlerinin uyguladığı kölelik ve cariyelik, İslam’la ve tedrici olarak kaldırılmıştır. Artık) Sağ ellerinizin malik olduğu (özel resmi birliktelik akdinizin bulunduğu) dışındaki kadınlardan muhsan (hâlâ başkasıyla nikâhlı) olanlarla da (evlenmeniz haramdır). Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığı (farz kıldığı evlilik yasakları)dır. Bunların dışında kalan (kadınlarla); iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak şartıyla, mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız-arzulamanız size helâl kılındı. Öyleyse onlardan (nikâhlayıp) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tespit edilen miktarıyla ödeyin. Miktarın tespitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz bir şey (birbirinize bağışlamanız) konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: Bâtıl sistemlerin, sosyal, ekonomik ve ahlâki dengesizlikleri ve dejenerasyon süreci nedeniyle fuhuş batağına kapılmış veya birilerinin kapatması yapılmış ve her türlü güvence ve hürmetten mahrum bırakılmış kadınlar… Veya sahipsiz kalmış olanlar, ya da savaşlar ve yaygın hastalıklar yüzünden erkek nüfusunun azalması durumunda; karşılıklı istemeleri ve devletçe münasip görülmeleri halinde, evli olan erkeklerle ve özel sorumluluklar yüklenmek suretiyle ikinci bir resmi nikâhla evlenmeleri, zaruret ve mecburiyet haline gelebilir. Bu ruhsat, erkeklerin şehvet keyfi için değil, kocasız ve korumasız kadınların huzur ve haysiyeti için gereklidir.]
-
4:25
Nisa: 25
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖيمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
İçinizden muhsan (iffetli ve asaletli) mü'min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu (işçi ve hizmetli kesiminden) imanlı (ve ahlâklı) “feteyat” (genç ve dinç hanımlar)dan (nikâhına) alabilirler. Allah sizin imanınızı (ve amacınızı) en iyi Bilendir. Yoksa sizin kiminiz kiminizdendir (hepiniz aynı insan cinsindendir). Öyleyse onları, fuhuşta bulunmamış, iffetli (yaşamış) ve gizlice dostlar tutmamış olarak, velilerinin (ailelerinin ve devletin) izniyle nikâhlayın. Onlara ücretlerini (mehirlerini) ma’ruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. Eğer evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, (bunlara) muhsan (hür ve korunmuş) kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın. Çünkü bunlar genellikle hukuki disiplinden habersiz ve ahlâki eğitimden nasipsiz olanlardır). Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. [Not: Bu Ayet-i Kerime, İslam’da; 4 şahidin erkek ve kadını çıplak halde ve fiili vaziyette gördüklerini beyan etmeleri -ki pratikte pek mümkün değildir- durumunda, zina yapanlara uygulanacak 100 celde (cildi-deriyi acıtacak ama hiçbir organda zarar açmayacak) ceza dışında, RECM (gömülüp taşlanarak öldürme) cezasının uygun bulunmadığına, çünkü “Recm’in yarısının olamayacağına” delil gösterilmiştir.]
-
5:5
Maide: 5
اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَ وَلَا مُتَّخِذٖٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ۟
Bugün(den itibaren) size temiz ve güzel olan şeyler helâl kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin (haram karıştırılmayan) yemekleri size helâl, sizin de yemekleriniz onlara helâldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da; namuslu ve iffetli olmak, fuhuşta bulunmamak ve gizlice dostlar tutmamak (üzere yaşayan insanlar olmak) şartı ile -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- (evlenmek) size (helâl kılındı.) Kim imanı (ve İslam ahkâmını) tanımayıp küfre saparsa, elbette onun (hayır adına) yaptığı (her şey) boşa çıkıverecektir. O ahirette de hüsrana uğrayan kimselerdendir.
-
6:90
En'am: 90
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُ فَبِهُدٰيهُمُ اقْتَدِهْۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًاۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْعَالَمٖينَ۟
İşte Allah’ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse Sen de onların bu hidayet yoluna (istikamet kaynağına-Kur'an’a) uy. De ki: “Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), âlemlere ancak bir öğüt ve hatırlatmadır.”
-
11:51
Hud: 51
يَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًاۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى الَّذٖي فَطَرَنٖيۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
(Hz. Hud AS:) “Ey kavmim, ben bunun (Hakka davetim) karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. (Hâlâ) Akıl erdirmeyecek misiniz? (Ki ben davet ve hizmet karşılığı sizden makam ve menfaat beklememekteyim.)”
-
12:104
Yusuf: 104
وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَ۟
Halbuki Sen buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. Ancak O (Kur’an), âlemler için yalnızca bir “öğüt ve hatırlatmadır.” (En güzel ahlâkı ve en adil ahkâmı içermektedir.)
-
18:77
Kehf: 77
فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَيَٓا اَهْلَ قَرْيَةٍۨ اسْتَطْعَمَٓا اَهْلَهَا فَاَبَوْا اَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فٖيهَا جِدَارًا يُرٖيدُ اَنْ يَنْقَضَّ فَاَقَامَهُۜ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ اَجْرًا
(Ardından) Tekrar yola koyulup yürüdüler. Derken bir belde halkına uğrayıp, onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, kendilerini misafir etmekten çekindiler. (Oradan ayrılırken yol üstünde) Yıkılmak üzere olan harabe bir duvara rast geldiler, (Hz. Hızır hemen işe koyulup o duvarı tamir etti ve) düzeltti. (Hz. Musa ise:) “Eğer isteseydin, bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin! (Bizi misafir etmekten çekinen böylesine cimri bir topluma bu iyiliğin ne gereği vardı?” diye sormuşlardı.)
-
25:57
Furkan: 57
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا
De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında, sizden bir ücret istemiyorum.” (Bu nedenle bütün bahaneniz geçersizdir.)
-
26:41
Şuarâ: 41
فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْرًا اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِبٖينَ
Sihirbazlar ise, (toplanıp meydana) geldiklerinde Firavun’a (giderek): “Şayet biz üstün gelirsek, mutlaka bize (yakışır) bir ücret (ve mükâfat) vardır, değil mi (ey efendimiz)?” diyerek (dilenciliğin ve menfaat için zalimlere dil dökmeciliğin yaygın bir örneğini sergilemişlerdi).
-
26:109
Şuarâ: 109
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۚ
“Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
26:127
Şuarâ: 127
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
(Hz. Hud onlara:) “Buna karşılık ben sizden bir ücret de istemiyorum; (bir karşılık beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
26:145
Şuarâ: 145
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir” (diye nasihat etmişti);
-
26:164
Şuarâ: 164
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (makam ve menfaat beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir."
-
26:180
Şuarâ: 180
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
“Buna karşılık ben sizden bir ücret de istemiyorum; ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”
-
28:26
Kasas: 26
قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَٓا اَبَتِ اسْتَأْجِرْهُۘ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَمٖينُ
(Kızlarından) İkisinden biri: “Babacığım onu ücretli olarak tut. Çünkü gerçekten ücretle tutulacakların en iyisi ise, elbette böyle güçlü kuvvetli ve güvenilir (olan) kişidir” diye (hatırlatıverdi).
-
33:50
Ahzâb: 50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰتٖٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمٖينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰتٖي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فٖٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا
Ey Peygamber (AS), gerçekten Biz Sana (nikâh) ücretlerini (mehirlerini) verdiğin (kendi) hanımlarını ve Allah'ın Sana ganimet (özel bir nimet ve kısmet) olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (özel nikâh sözleşmeli kadınlar) ile; Seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını (bunlardan biriyle ve karşılıklı uygun bulmak üzere evlenmenizi) helâl kıldık; bir de, kendisini Peygambere hibe eden (Allah rızası için Efendimizin hizmetinde olmayı hedefleyen) ve Peygamberin de kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -diğer mü'minler için değil, sadece Sana has olmak üzere- (Senin için helâl kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (sözleşmelileri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı (evlenme şartlarını) biliyoruz (Kur’an’la da beyan ediyoruz ki) böylelikle Senin için hiçbir sıkıntı ve zorluk olmasın. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
-
34:47
Sebe': 47
قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌ
(Ey Resulüm!) De ki: "Ben sizden (bu davetime karşılık hiç)bir ücret (beklemiyorum, eğer) istemişsem (ve öyle zannedilmişsem) de artık o sizin olsun (istemiyorum.) Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah'a aittir. O, her şeye şahit olandır."
-
36:21
Yâsin: 21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ
(Karşılığında) “Sizden bir ücret de istemeyenlere (dünyalık bir beklenti gözetmeyenlere ve din istismarına yeltenmeyenlere) tâbi olun (ve destekleyin!) Çünkü onlar hidayete ermiş (ve doğru yola girmiş)lerdir. (Kendilerine riayet ediniz.)”
-
38:86
Sâd: 86
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّفٖينَ
(Ey Resulüm, onlara) De ki: “Ben bu (davet ve hizmetime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. (Kendi kafamdan yararsız ve yapmacık) Birtakım zahmet ve külfetler de uydurmuyorum.” (Olduğumdan başka türlü de görünmüyorum. Görevim sadece tebliğ ve irşaddır.)
-
42:23
Şûrâ: 23
ذٰلِكَ الَّذٖي يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰىۜ وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan (her işini Hakka, hayra ve halka uygun yapan) kullarına böyle müjde vermektedir. (Ey Nebim!) De ki: "Ben buna (İslam’a çağrıma) karşılık, yakın akrabalıktaki sevgi ve destek (Ehl-i Beyt’ime ve manevi varislerime muhabbet ve meveddet) dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim (çalışıp çabalayarak) bir iyilik ve güzellik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği ve güzelliği artırırız. Gerçekten Allah Bağışlayandır, şükredene karşılığını fazlasıyla verendir.
-
52:40
Tûr: 40
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۜ
(Ey Resulüm!) Yoksa Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, (sanki) bu (haksız vergi) borcundan dolayı ağır bir yük altında eziliyorlarmış (gibi davranıp kaçıyorlar)?
-
60:10
Mümtehine: 10
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖيمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواۜ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları(n samimiyetini denemek için) imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (hakikaten) mü'min kadınlar olduklarını (dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını geri verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir günah ve sıkıntı yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını ise, bundan böyle kendi üzerinizde) tutmayın (onları bırakın) ve (onlar için) harcadıklarınızı (mehir miktarını geri) isteyin. Onlar (kâfirler) de (mü'min kadınlara veya kocalarına) harcadıklarını isteyebilirler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür; O sizin aranızda (adaletle) hükmeder. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilen’dir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
65:6
Talâk: 6
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ
(Boşadığınız) Kadınları, (gidecek güvenilir yerleri yoksa) gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin (evin) bir yanında (uygun ve ayrı bir odasında) oturtup barındırın, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeye (kalkmayın). Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka (geçim standardı) sağlayın. (Boşanan kadınlar) Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onların ücretlerini karşılayın. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda ma’ruf (örfe göre, güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşup (anlaşın.) Eğer (maddi ve ailevi bir) güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası da emzirebilir (zorlamayın).
-
68:46
Kalem: 46
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ
(Ey Nebim!) Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki; onlar, (sanki) haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar (gibi Senin hayırlı ve yararlı çağrından kaçıp uzaklaşmaktadırlar)? [Not: Burada zahiren muhatap Peygamber (SAV) ise de aslında Onun muhalifleri olan müşrikler ve münafıklardır. Onlara; "Allah'ın Elçisi sizden bir karşılık mı istiyor ki bu kadar kızıp azgınlaşıyorsunuz?" diye sorulmaktadır.]
-
4:24
Nisa: 24
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهٖ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرٖيضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فٖيمَا تَرَاضَيْتُمْ بِهٖ مِنْ بَعْدِ الْفَرٖيضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا
-
4:25
Nisa: 25
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖيمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
-
5:5
Maide: 5
اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَ وَلَا مُتَّخِذٖٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ۟
-
6:90
En'am: 90
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُ فَبِهُدٰيهُمُ اقْتَدِهْۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًاۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْعَالَمٖينَ۟
-
11:51
Hud: 51
يَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًاۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى الَّذٖي فَطَرَنٖيۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
-
12:104
Yusuf: 104
وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَ۟
-
18:77
Kehf: 77
فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَيَٓا اَهْلَ قَرْيَةٍۨ اسْتَطْعَمَٓا اَهْلَهَا فَاَبَوْا اَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فٖيهَا جِدَارًا يُرٖيدُ اَنْ يَنْقَضَّ فَاَقَامَهُۜ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ اَجْرًا
-
25:57
Furkan: 57
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا
-
26:41
Şuarâ: 41
فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْرًا اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِبٖينَ
-
26:109
Şuarâ: 109
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۚ
-
26:127
Şuarâ: 127
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
-
26:145
Şuarâ: 145
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
-
26:164
Şuarâ: 164
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
-
26:180
Şuarâ: 180
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
-
28:26
Kasas: 26
قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَٓا اَبَتِ اسْتَأْجِرْهُۘ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَمٖينُ
-
33:50
Ahzâb: 50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰتٖٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمٖينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰتٖي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فٖٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا
-
34:47
Sebe': 47
قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌ
-
36:21
Yâsin: 21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ
-
38:86
Sâd: 86
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّفٖينَ
-
42:23
Şûrâ: 23
ذٰلِكَ الَّذٖي يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ قُلْ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰىۜ وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
-
52:40
Tûr: 40
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۜ
-
60:10
Mümtehine: 10
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖيمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواۜ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
-
65:6
Talâk: 6
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ
-
68:46
Kalem: 46
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ