-
2:264
Bakara: 264
Ey iman edenler! -İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve incitip eziyette bulunmak suretiyle sadaka ve hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin misali, üzerinde az bir toprak bulunan (ve tohum atılan) bir kayanın haline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur (düşünce veya hafif bir rüzgâr) isabet edince, üzerindeki toprağı silip süpürüp kendisini katı bir taş halinde bırakır. Onlar (gösteriş için hayır ve hizmet yapanlar, işte böyle riyakârlıkla) emek harcayıp kazandıkları hiçbir şeyi elde tutmaya kâdir olamazlar. Allah kâfirler topluluğunu hidayete ulaştırmayacaktır.
-
3:59
Âl-i İmrân: 59
Şüphesiz, Allah katında İsa’nın durumu Adem’in durumu gibidir. Ki onu topraktan yarattı, sonra ona "OL!" demesiyle o da hemen (ortaya çıkıp) meydana geldi. (Hz. İsa da Allah’ın dilemesiyle babasız oluşuverdi. Bu ayet, Hz. Adem’in cennetten dünyaya indirilmesi gibi, Hz. İsa’nın da çıkarıldığı gökyüzünden tekrar dünyaya gönderilmesine de işarettir.)
-
4:43
Nisa: 43
Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye (kendinize gelinceye kadar) ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (tuvaletten) gelmişseniz, yahut kadınlara temasla dokunmuş da (gusül için) su bulamamışsanız, bu durumlarda (niyet edip) temiz bir toprakla teyemmüm edin; (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. (Bu abdest ve gusül yerine geçecektir.) Şüphesiz Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. [Not: Bu ayetin başlangıç bölümünde; bir insanın, sözlerinin ve hareketlerinin hangi sonuçlar ve sorunlar doğuracağını fark edemeyecek kadar sarhoş iken: Dini, içtimai (Sosyal ve toplumsal görevler), iktisadi, sınaî (Fabrika ve sanayi tesislerinde üretim işleri) ve siyasi faaliyetlere katılmaması… Örneğin; şoförlük yapmaması gerektiği de belirtilmektedir.]
-
5:6
Maide: 6
Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüp olduysanız (herhangi bir şekilde vücudunuzdan meni boşaldıysa) temizlenin (gusül yapın; ama) eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (hacet yerinden) gelmişse, yahut kadınlara dokunmuş (cinsi temasta bulunmuş) da (gusül için) su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edip (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sıvazlayın. (Bu da abdest ve gusül sayılır.) Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi tertemiz kılmak ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (Allah’ın size olan nimet ve faziletlerini fark edip kıymetini bilirsiniz diye bu öğütler yapılmaktadır.)
-
7:110
A'raf: 110
(Firavun ise çevresine: "Herhalde) Sizi topraklarınızdan (yurdunuzdan) sürüp-çıkarmak (ve iktidara konmak) istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?" (diye etrafını kışkırtmaya girişmişti).
-
7:127
A'raf: 127
Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk edip (aşağılamaları) için mi (serbest) bırakacaksın? (Şimdi hepsinden kurtulacak bir çare bulmalısın!” Bunun üzerine Firavun) Dedi ki: “(Öyle ise biz de onların bütün) Erkek çocuklarını öldürüp (ortadan kaldıracağız) ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahip (bulunmaktayız)."
-
13:5
Ra'd: 5
Şayet şaşıracaksan, asıl hayret edilmesi gereken onların (hâlâ) şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkâra sapanlardır. İşte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar takılanlardır ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin ashabı (sürekli yanıcıları) olanlardır.
-
14:13
İbrahim: 13
İnkâr edenler, resullerine dediler ki: “Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, veya dinimize (bâtıl düzenimize ve dejenere edilmiş değerlerimize) geri döneceksiniz.” Bunun üzerine Rableri kendilerine (nebilerine) vahyetti ki: “(Sabredin) Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz!”
-
16:59
Nahl: 59
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu (kız çocuğunu) aşağılanarak tutacak (ve bekletecek) mi, yoksa (diri diri) toprağa mı gömecek? (gibi bağnaz ve bâtıl düşünceler içinde debelenir.) Bakınız hele, verdikleri hüküm ne (kadar) kötü ve çirkindir!
-
17:49
İsrâ: 49
(Müşrikler:) “Biz kemikler haline gelip (dağıldıktan), toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?” demektedirler.
-
17:98
İsrâ: 98
Bu (azap), şüphesiz onların, ayetlerimizi inkâr etmelerine ve: "Biz (ölüp kabre gömülüp kuru) kemikler halini aldıktan, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi (çürüyüp yok olmanın ardından) yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? (Bu imkânsız ve asılsız bir şeydir…)" demelerine (küfür ve kötülükte direnmelerine) karşılık (uygun) cezalarıdır. (Bunu hak etmişlerdir.)
-
18:8
Kehf: 8
Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları (bütün bitki ve hayvanları dilersek) kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. (O zaman insanlar çaresizlik içinde bocalayıp kalacaktır.)
-
18:37
Kehf: 37
Kendisiyle konuşmakta olan (iman ve vicdan ehli) arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkâr mı ediyorsun?” (Bu açıkça nankörlük alâmetidir.)
-
18:40
Kehf: 40
“Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir de, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir ve böylece (senin çiftliğin kuruyup) kaygan bir taş zemin (ve kupkuru bir toprak parçası) kesiliverir.”
-
20:6
Taha: 6
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında(ki insanlar, hayvanlar ve ağaçlar) ve nemli toprağın altında olanların (tohumların, böceklerin ve diğer varlıkların) tümü O'nundur (O’nun emrindedir).
-
22:5
Hacc: 5
Ey insanlar, eğer (hesaba çekilmek üzere) tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa; (şunları tefekkür edin:) muhakkak Biz sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Bunu size (hangi aşamalardan bu duruma geldiğinizi hatırlatmak için) beyan ederiz. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve ardından sizi bebek olarak (dünyaya) çıkartıveririz. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin (erkenden) canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri unutacak derecede ömrünün en düşük (ihtiyarlık) dönemine ulaştırılır. (Ve yine) Yeryüzünü (her kış) kupkuru vaziyette (ölmüş gibi) görürsün, fakat Biz (baharda) onun üzerine (yağmur) suyu indirdiğimiz zaman (nasıl) titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitiririz (ya, işte ahirette insanları da aynen böyle diriltiriz).
-
23:35
Mü'minun: 35
"O (elçiler), ölüp (gittiğiniz), toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'ad etmektedir? (Siz de inanıp bunların peşinden gitmektesiniz, öyle mi?)"
-
23:82
Mü'minun: 82
"Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik (yığını) olduğumuz zaman (hesaba çekilmek üzere), gerçekten biz (yeniden) mi diriltilecekmişiz?" diye (alay etmektedirler).
-
27:67
Neml: 67
İnkâr edenler dediler (ve diyeceklerdir) ki: "Biz ve atalarımız, o zaman toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz (tekrar) mı dirilip (huzura ve hesaba) çıkartılacakmışız?" (Bunlar saçma şeylerdir!)
-
30:9
Rum: 9
(Ekonomik, askeri ve siyasi gücü zulüm aracı olarak kullananlar) Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Ki böylece kendilerinden önceki (zalim ve kâfir kavim)lerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler! (Oysa) Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, arz’ı-toprağı alt-üst etmişler (ekip biçmişler, madenler ve sular arayıp çıkarıvermişler) ve onu (yeryüzünü), kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. (Geçmiş kavimlerin) Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti (ama onlar inkâra ve isyana yönelmişlerdi). Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
-
30:20
Rum: 20
O’nun ayetlerinden (Allah'ın vahdet ve rahmet alâmetlerinden) birisi de sizi topraktan yaratmasıdır. (Vücudumuzu oluşturan elementler toprak menşelidir; hayvani ve nebati bütün gıdalarımız da topraktan yetişmektedir, insanın tohumu olan meni de bunlardan meydana gelmektedir.) Sonraki zamanlarda da sizin (yeryüzüne) yayılan beşer (çeşitli kavim ve kabileler) olmanızı (yine Allah sağlamıştır).
-
32:27
Secde: 27
Görmüyorlar mı; Biz suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla (türlü türlü) ekinler bitiriyoruz; ondan hayvanları ve kendileri yemekte (ve rızıklanmaktadırlar). Yine de (gerçeği) görmüyorlar mı? [Bu nedenle devlet, kurak ve çorak arazileri sulayacak ve ziraati artıracak şartları hazırlamalı ve çiftçilerin toprağa bağlılığını sağlamalıdır.]
-
35:11
Fâtır: 11
Allah sizi (babanız Hz. Adem’i) topraktan yarattı, sonra (hepinizi topraktan beslenen hayvani ve nebati gıdalardan hâsıl olan) bir damla sudan (yapıp varlığa çıkardı). Sonra da sizi (evli) çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür süren (varlığın) ömrünün uzatılması veya ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Ve kuşkusuz bu (karmaşık plan ve program) Allah’a kolaydır.
-
36:33
Yâsin: 33
(Oysa her kışın) Ölü (hale gelen toprak) yeryüzü kendileri için (ibretli) bir ayettir. Biz onu (her baharda yağmurla ve havayı yumuşatmakla yeniden) diriltmekteyiz; ondan (hububat ve gıdalı tohumlardan) türlü taneler çıkartırız ki, böylelikle ondan (toprakta üretilen gıdalardan) yemektedirler.
-
37:16
Sâffât: 16
"Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (tekrar) diriltilecekmişiz?" (diye soruyorlar.)
-
37:53
Sâffât: 53
"Bizler öldüğümüz, toprak ve kemik (yığını) olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?" (diye sorup imanımızdan dolayı bizi kınar ve hırpalardı.)
-
38:31
Sâd: 31
Hani ona; akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne dikip (toprağı kazıyan), öbür üç ayağıyla da yerin (üzerinde çalımlı) duran, yağız (pahalı ve soylu koşu) atları bağışlanmıştı.
-
40:67
Mü'min: 67
(Gerçek sahibiniz ve tek Rabbiniz) O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyodan, döllenmiş yumurtadan) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişip (olgunlaşmanız), sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür takdir buyurmaktadır). Sizden kiminin hayatına daha önce son verilmekte (vefat ettirilmekte)dir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve umulur ki aklınızı kullanıp (hayra yönelmeniz) için (Allah size böyle davranmaktadır).
-
50:3
Kaf: 3
"Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilip hesaba çağırılacakmışız)!? Bu (akla) uzak bir (tekrar hayata) dönüş (ve diriliş iddiasıdır)."
-
53:32
Necm: 32
Ki onlar, (halis ve salih Müslümanlar; istemeyerek ve ayağı sürçerek işledikleri bazı şahsi) hatalar dışında, günahın büyük (ve devamlı) olanından ve çirkin utanmazlıklardan (zina ve livata gibi fuhşiyattan) kaçınanlardır. Şüphesiz Senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O sizi (ihtiyaçlarınızı ve davranışlarınızı) daha iyi Bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da (size sahip çıkandır). Öyleyse siz kendinizi (överek) temize çıkarıp-durmayın. O, (küfür ve kötülükten) sakınanı (ve Allah’tan korkarak davrananı) daha iyi Bilendir.
-
56:47
Vâkıa: 47
Ve: (Hadi canım) "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden) diriltilecekmişiz?" diye (gururlanıp dolaşırlardı).
-
78:40
Nebe': 40
Gerçekten Biz sizi (çok uzak sanıp yanıldığınız, ama aslında gelmesi) yakın bir azap ile uyarıverdik. Her kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine (işledikleri amellerine) bakacağı gün, kâfir olan(lar şaşkın ve perişan bir vaziyette: İnsan olarak yaratılıp da imtihanı kaybederek bu azaba uğratılacağıma) “Ah, keşke ben (dünyada bir avuç) toprak oluverseydim!” (Veya şimdi de yok olup gitseydim!) diyecek (ama son pişmanlık para etmeyecektir).
-
81:8
Tekvir: 8
Ve o diri diri öldürülen ve toprağa gömülen kız çocuğuna, (ve annenin ölüm tehlikesi gibi zorunlu bir sebep olmaksızın rahimden alınan cenin-zigot halindeki yavruya) sorulduğu zaman;
-
2:264
Bakara: 264
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذٖي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًاۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ
Ey iman edenler! -İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve incitip eziyette bulunmak suretiyle sadaka ve hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin misali, üzerinde az bir toprak bulunan (ve tohum atılan) bir kayanın haline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur (düşünce veya hafif bir rüzgâr) isabet edince, üzerindeki toprağı silip süpürüp kendisini katı bir taş halinde bırakır. Onlar (gösteriş için hayır ve hizmet yapanlar, işte böyle riyakârlıkla) emek harcayıp kazandıkları hiçbir şeyi elde tutmaya kâdir olamazlar. Allah kâfirler topluluğunu hidayete ulaştırmayacaktır.
-
3:59
Âl-i İmrân: 59
اِنَّ مَثَلَ عٖيسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Şüphesiz, Allah katında İsa’nın durumu Adem’in durumu gibidir. Ki onu topraktan yarattı, sonra ona "OL!" demesiyle o da hemen (ortaya çıkıp) meydana geldi. (Hz. İsa da Allah’ın dilemesiyle babasız oluşuverdi. Bu ayet, Hz. Adem’in cennetten dünyaya indirilmesi gibi, Hz. İsa’nın da çıkarıldığı gökyüzünden tekrar dünyaya gönderilmesine de işarettir.)
-
4:43
Nisa: 43
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِرٖي سَبٖيلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَعٖيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْدٖيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye (kendinize gelinceye kadar) ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (tuvaletten) gelmişseniz, yahut kadınlara temasla dokunmuş da (gusül için) su bulamamışsanız, bu durumlarda (niyet edip) temiz bir toprakla teyemmüm edin; (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. (Bu abdest ve gusül yerine geçecektir.) Şüphesiz Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir. [Not: Bu ayetin başlangıç bölümünde; bir insanın, sözlerinin ve hareketlerinin hangi sonuçlar ve sorunlar doğuracağını fark edemeyecek kadar sarhoş iken: Dini, içtimai (Sosyal ve toplumsal görevler), iktisadi, sınaî (Fabrika ve sanayi tesislerinde üretim işleri) ve siyasi faaliyetlere katılmaması… Örneğin; şoförlük yapmaması gerektiği de belirtilmektedir.]
-
5:6
Maide: 6
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَعٖيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْدٖيكُمْ مِنْهُۜ مَا يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُرٖيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüp olduysanız (herhangi bir şekilde vücudunuzdan meni boşaldıysa) temizlenin (gusül yapın; ama) eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (hacet yerinden) gelmişse, yahut kadınlara dokunmuş (cinsi temasta bulunmuş) da (gusül için) su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edip (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sıvazlayın. (Bu da abdest ve gusül sayılır.) Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi tertemiz kılmak ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (Allah’ın size olan nimet ve faziletlerini fark edip kıymetini bilirsiniz diye bu öğütler yapılmaktadır.)
-
7:110
A'raf: 110
يُرٖيدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْۚ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
(Firavun ise çevresine: "Herhalde) Sizi topraklarınızdan (yurdunuzdan) sürüp-çıkarmak (ve iktidara konmak) istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?" (diye etrafını kışkırtmaya girişmişti).
-
7:127
A'raf: 127
وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اَتَذَرُ مُوسٰى وَقَوْمَهُ لِيُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَيَذَرَكَ وَاٰلِهَتَكَۜ قَالَ سَنُقَتِّلُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَنَسْتَحْيٖ نِسَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّا فَوْقَهُمْ قَاهِرُونَ
Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk edip (aşağılamaları) için mi (serbest) bırakacaksın? (Şimdi hepsinden kurtulacak bir çare bulmalısın!” Bunun üzerine Firavun) Dedi ki: “(Öyle ise biz de onların bütün) Erkek çocuklarını öldürüp (ortadan kaldıracağız) ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahip (bulunmaktayız)."
-
13:5
Ra'd: 5
وَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا ءَاِنَّا لَفٖي خَلْقٍ جَدٖيدٍۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ فٖٓي اَعْنَاقِهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Şayet şaşıracaksan, asıl hayret edilmesi gereken onların (hâlâ) şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkâra sapanlardır. İşte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar takılanlardır ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin ashabı (sürekli yanıcıları) olanlardır.
-
14:13
İbrahim: 13
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُمْ مِنْ اَرْضِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ فٖي مِلَّتِنَاۜ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمٖينَۙ
İnkâr edenler, resullerine dediler ki: “Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, veya dinimize (bâtıl düzenimize ve dejenere edilmiş değerlerimize) geri döneceksiniz.” Bunun üzerine Rableri kendilerine (nebilerine) vahyetti ki: “(Sabredin) Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz!”
-
16:59
Nahl: 59
يَتَوَارٰى مِنَ الْقَوْمِ مِنْ سُٓوءِ مَا بُشِّرَ بِهٖۜ اَيُمْسِكُهُ عَلٰى هُونٍ اَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu (kız çocuğunu) aşağılanarak tutacak (ve bekletecek) mi, yoksa (diri diri) toprağa mı gömecek? (gibi bağnaz ve bâtıl düşünceler içinde debelenir.) Bakınız hele, verdikleri hüküm ne (kadar) kötü ve çirkindir!
-
17:49
İsrâ: 49
وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدٖيدًا
(Müşrikler:) “Biz kemikler haline gelip (dağıldıktan), toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?” demektedirler.
-
17:98
İsrâ: 98
ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدٖيدًا
Bu (azap), şüphesiz onların, ayetlerimizi inkâr etmelerine ve: "Biz (ölüp kabre gömülüp kuru) kemikler halini aldıktan, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi (çürüyüp yok olmanın ardından) yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? (Bu imkânsız ve asılsız bir şeydir…)" demelerine (küfür ve kötülükte direnmelerine) karşılık (uygun) cezalarıdır. (Bunu hak etmişlerdir.)
-
18:8
Kehf: 8
وَاِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعٖيدًا جُرُزًاۜ
Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları (bütün bitki ve hayvanları dilersek) kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. (O zaman insanlar çaresizlik içinde bocalayıp kalacaktır.)
-
18:37
Kehf: 37
قَالَ لَهُ صَاحِبُهُ وَهُوَ يُحَاوِرُهُٓ اَكَفَرْتَ بِالَّذٖي خَلَقَكَ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ سَوّٰيكَ رَجُلًاۜ
Kendisiyle konuşmakta olan (iman ve vicdan ehli) arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkâr mı ediyorsun?” (Bu açıkça nankörlük alâmetidir.)
-
18:40
Kehf: 40
فَعَسٰى رَبّٖٓي اَنْ يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِنْ جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَتُصْبِحَ صَعٖيدًا زَلَقًاۙ
“Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir de, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir ve böylece (senin çiftliğin kuruyup) kaygan bir taş zemin (ve kupkuru bir toprak parçası) kesiliverir.”
-
20:6
Taha: 6
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında(ki insanlar, hayvanlar ve ağaçlar) ve nemli toprağın altında olanların (tohumların, böceklerin ve diğer varlıkların) tümü O'nundur (O’nun emrindedir).
-
22:5
Hacc: 5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍ
Ey insanlar, eğer (hesaba çekilmek üzere) tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa; (şunları tefekkür edin:) muhakkak Biz sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Bunu size (hangi aşamalardan bu duruma geldiğinizi hatırlatmak için) beyan ederiz. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve ardından sizi bebek olarak (dünyaya) çıkartıveririz. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin (erkenden) canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri unutacak derecede ömrünün en düşük (ihtiyarlık) dönemine ulaştırılır. (Ve yine) Yeryüzünü (her kış) kupkuru vaziyette (ölmüş gibi) görürsün, fakat Biz (baharda) onun üzerine (yağmur) suyu indirdiğimiz zaman (nasıl) titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitiririz (ya, işte ahirette insanları da aynen böyle diriltiriz).
-
23:35
Mü'minun: 35
اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ
"O (elçiler), ölüp (gittiğiniz), toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'ad etmektedir? (Siz de inanıp bunların peşinden gitmektesiniz, öyle mi?)"
-
23:82
Mü'minun: 82
قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
"Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik (yığını) olduğumuz zaman (hesaba çekilmek üzere), gerçekten biz (yeniden) mi diriltilecekmişiz?" diye (alay etmektedirler).
-
27:67
Neml: 67
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ
İnkâr edenler dediler (ve diyeceklerdir) ki: "Biz ve atalarımız, o zaman toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz (tekrar) mı dirilip (huzura ve hesaba) çıkartılacakmışız?" (Bunlar saçma şeylerdir!)
-
30:9
Rum: 9
اَوَلَمْ يَسٖيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ
(Ekonomik, askeri ve siyasi gücü zulüm aracı olarak kullananlar) Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Ki böylece kendilerinden önceki (zalim ve kâfir kavim)lerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler! (Oysa) Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, arz’ı-toprağı alt-üst etmişler (ekip biçmişler, madenler ve sular arayıp çıkarıvermişler) ve onu (yeryüzünü), kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. (Geçmiş kavimlerin) Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti (ama onlar inkâra ve isyana yönelmişlerdi). Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
-
30:20
Rum: 20
وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ
O’nun ayetlerinden (Allah'ın vahdet ve rahmet alâmetlerinden) birisi de sizi topraktan yaratmasıdır. (Vücudumuzu oluşturan elementler toprak menşelidir; hayvani ve nebati bütün gıdalarımız da topraktan yetişmektedir, insanın tohumu olan meni de bunlardan meydana gelmektedir.) Sonraki zamanlarda da sizin (yeryüzüne) yayılan beşer (çeşitli kavim ve kabileler) olmanızı (yine Allah sağlamıştır).
-
32:27
Secde: 27
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهٖ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ
Görmüyorlar mı; Biz suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla (türlü türlü) ekinler bitiriyoruz; ondan hayvanları ve kendileri yemekte (ve rızıklanmaktadırlar). Yine de (gerçeği) görmüyorlar mı? [Bu nedenle devlet, kurak ve çorak arazileri sulayacak ve ziraati artıracak şartları hazırlamalı ve çiftçilerin toprağa bağlılığını sağlamalıdır.]
-
35:11
Fâtır: 11
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًاۜ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِهٖۜ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهٖٓ اِلَّا فٖي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ
Allah sizi (babanız Hz. Adem’i) topraktan yarattı, sonra (hepinizi topraktan beslenen hayvani ve nebati gıdalardan hâsıl olan) bir damla sudan (yapıp varlığa çıkardı). Sonra da sizi (evli) çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür süren (varlığın) ömrünün uzatılması veya ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Ve kuşkusuz bu (karmaşık plan ve program) Allah’a kolaydır.
-
36:33
Yâsin: 33
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
(Oysa her kışın) Ölü (hale gelen toprak) yeryüzü kendileri için (ibretli) bir ayettir. Biz onu (her baharda yağmurla ve havayı yumuşatmakla yeniden) diriltmekteyiz; ondan (hububat ve gıdalı tohumlardan) türlü taneler çıkartırız ki, böylelikle ondan (toprakta üretilen gıdalardan) yemektedirler.
-
37:16
Sâffât: 16
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
"Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (tekrar) diriltilecekmişiz?" (diye soruyorlar.)
-
37:53
Sâffât: 53
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَدٖينُونَ
"Bizler öldüğümüz, toprak ve kemik (yığını) olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?" (diye sorup imanımızdan dolayı bizi kınar ve hırpalardı.)
-
38:31
Sâd: 31
اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ
Hani ona; akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne dikip (toprağı kazıyan), öbür üç ayağıyla da yerin (üzerinde çalımlı) duran, yağız (pahalı ve soylu koşu) atları bağışlanmıştı.
-
40:67
Mü'min: 67
هُوَ الَّذٖي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًاۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُٓوا اَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
(Gerçek sahibiniz ve tek Rabbiniz) O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyodan, döllenmiş yumurtadan) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişip (olgunlaşmanız), sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür takdir buyurmaktadır). Sizden kiminin hayatına daha önce son verilmekte (vefat ettirilmekte)dir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve umulur ki aklınızı kullanıp (hayra yönelmeniz) için (Allah size böyle davranmaktadır).
-
50:3
Kaf: 3
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًاۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖيدٌ
"Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilip hesaba çağırılacakmışız)!? Bu (akla) uzak bir (tekrar hayata) dönüş (ve diriliş iddiasıdır)."
-
53:32
Necm: 32
اَلَّذٖينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فٖي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟
Ki onlar, (halis ve salih Müslümanlar; istemeyerek ve ayağı sürçerek işledikleri bazı şahsi) hatalar dışında, günahın büyük (ve devamlı) olanından ve çirkin utanmazlıklardan (zina ve livata gibi fuhşiyattan) kaçınanlardır. Şüphesiz Senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O sizi (ihtiyaçlarınızı ve davranışlarınızı) daha iyi Bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da (size sahip çıkandır). Öyleyse siz kendinizi (överek) temize çıkarıp-durmayın. O, (küfür ve kötülükten) sakınanı (ve Allah’tan korkarak davrananı) daha iyi Bilendir.
-
56:47
Vâkıa: 47
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
Ve: (Hadi canım) "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden) diriltilecekmişiz?" diye (gururlanıp dolaşırlardı).
-
78:40
Nebe': 40
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرٖيبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنٖي كُنْتُ تُرَابًا
Gerçekten Biz sizi (çok uzak sanıp yanıldığınız, ama aslında gelmesi) yakın bir azap ile uyarıverdik. Her kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine (işledikleri amellerine) bakacağı gün, kâfir olan(lar şaşkın ve perişan bir vaziyette: İnsan olarak yaratılıp da imtihanı kaybederek bu azaba uğratılacağıma) “Ah, keşke ben (dünyada bir avuç) toprak oluverseydim!” (Veya şimdi de yok olup gitseydim!) diyecek (ama son pişmanlık para etmeyecektir).
-
81:8
Tekvir: 8
وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ
Ve o diri diri öldürülen ve toprağa gömülen kız çocuğuna, (ve annenin ölüm tehlikesi gibi zorunlu bir sebep olmaksızın rahimden alınan cenin-zigot halindeki yavruya) sorulduğu zaman;
-
2:264
Bakara: 264
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذٖي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًاۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ
-
3:59
Âl-i İmrân: 59
اِنَّ مَثَلَ عٖيسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
-
4:43
Nisa: 43
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِرٖي سَبٖيلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَعٖيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْدٖيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
-
5:6
Maide: 6
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَعٖيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْدٖيكُمْ مِنْهُۜ مَا يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُرٖيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
-
7:110
A'raf: 110
يُرٖيدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْۚ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
-
7:127
A'raf: 127
وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اَتَذَرُ مُوسٰى وَقَوْمَهُ لِيُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَيَذَرَكَ وَاٰلِهَتَكَۜ قَالَ سَنُقَتِّلُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَنَسْتَحْيٖ نِسَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّا فَوْقَهُمْ قَاهِرُونَ
-
13:5
Ra'd: 5
وَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا ءَاِنَّا لَفٖي خَلْقٍ جَدٖيدٍۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ فٖٓي اَعْنَاقِهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
-
14:13
İbrahim: 13
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُمْ مِنْ اَرْضِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ فٖي مِلَّتِنَاۜ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ الظَّالِمٖينَۙ
-
16:59
Nahl: 59
يَتَوَارٰى مِنَ الْقَوْمِ مِنْ سُٓوءِ مَا بُشِّرَ بِهٖۜ اَيُمْسِكُهُ عَلٰى هُونٍ اَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ
-
17:49
İsrâ: 49
وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدٖيدًا
-
17:98
İsrâ: 98
ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدٖيدًا
-
18:8
Kehf: 8
وَاِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعٖيدًا جُرُزًاۜ
-
18:37
Kehf: 37
قَالَ لَهُ صَاحِبُهُ وَهُوَ يُحَاوِرُهُٓ اَكَفَرْتَ بِالَّذٖي خَلَقَكَ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ سَوّٰيكَ رَجُلًاۜ
-
18:40
Kehf: 40
فَعَسٰى رَبّٖٓي اَنْ يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِنْ جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَتُصْبِحَ صَعٖيدًا زَلَقًاۙ
-
20:6
Taha: 6
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى
-
22:5
Hacc: 5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍ
-
23:35
Mü'minun: 35
اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ
-
23:82
Mü'minun: 82
قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
-
27:67
Neml: 67
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ
-
30:9
Rum: 9
اَوَلَمْ يَسٖيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ
-
30:20
Rum: 20
وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ
-
32:27
Secde: 27
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهٖ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ
-
35:11
Fâtır: 11
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًاۜ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِهٖۜ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهٖٓ اِلَّا فٖي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ
-
36:33
Yâsin: 33
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
-
37:16
Sâffât: 16
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
-
37:53
Sâffât: 53
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَدٖينُونَ
-
38:31
Sâd: 31
اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ
-
40:67
Mü'min: 67
هُوَ الَّذٖي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًاۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُٓوا اَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
-
50:3
Kaf: 3
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًاۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖيدٌ
-
53:32
Necm: 32
اَلَّذٖينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فٖي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟
-
56:47
Vâkıa: 47
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
-
78:40
Nebe': 40
اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرٖيبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنٖي كُنْتُ تُرَابًا
-
81:8
Tekvir: 8
وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ