• 2:133 Bakara: 133

    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada (hazır bulunan) şahitler miydiniz? (Hayır, bu tarihi gerçekleri Biz Sana bildirmekteyiz.) Ne zaman ki o, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olanlarız, Müslüman (insan)larız" demişlerdi.

  • 2:163 Bakara: 163

    (Asla unutmayınız ki) Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka ilah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (Bağışlayan ve Esirgeyendir).

  • 2:255 Bakara: 255

    Allah (O’dur ki), Kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. (Ve bu asla mümkün değildir.) O sürekli diridir ve yarattıklarını koruyup yönetendir. O'nun bir (an bile) uyuklaması (gaflet basması) ve uykuya dalması yoktur. (Allah bu kusurlardan münezzehtir.) Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. (Her şey O’nun elinde ve emrindedir.) O'nun izni olmadan, (Allah’ın) katında kim (başkalarına aracılık için) şefaat edebilir? O, onların geçmişlerini ve geleceklerini (bütün mahlûkatın önceden ettiklerini ve sonradan işleyeceklerini) bilir. Onlar (kulları) ise, O'nun ilminden, O'nun dilediğinin dışında hiçbir şeyi (anlayıp) kavrayamazlar. (Bildiklerini de Allah öğretir.) O'nun Kürsüsü (hükümranlığı), gökleri ve yeri (tamamen) kaplamış ve kuşatmış vaziyettedir. Onları (gökleri ve yeri) koruyup gözetmek (ve bu harika kâinat düzenini yürütmek, asla) O'na ağır da gelmemektedir. O, çok Yücedir, çok büyük Azamet sahibidir.

  • 3:62 Âl-i İmrân: 62

    Şüphesiz Bu (Kur’an), gerçek bir olayın (İsa’nın gelişinin, İslami dirilişin, kıyamet ve ahiretin) haberi (ibretli ve hikmetli hikâyesi)dir. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, Üstün, Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 3:64 Âl-i İmrân: 64

    De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızda müsavi (eşit ve müşterek) olan bir kelimeye gelip (şunları kabul edin: Ki) Yalnız Allah'a ibadet yapalım, O'na hiçbir şeyi (ve hiçbir şekilde) ortak koşmayalım; birbirimizi de Allah'tan başka rabler (yani; kullarını hukuken ve ahlâken terbiye etmek üzere, Hakk Dine aykırı kanun ve kural koyucular) edinip (sapmayalım).” Eğer (hâlâ) yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz gerçekten Müslüman kimseleriz.” [Not: Bu ayette, Ehl-i Kitap’la sadece “Allah, Peygamber, Kitap, Ahiret ve Hesap” gibi kelimeler üzerinde müşterekliğimiz bulunduğuna; ancak bu kavramların içeriği konusunda çok farklı ve aykırı inançlarımız olduğuna dikkat çekilmektedir.]

  • 3:95 Âl-i İmrân: 95

    De ki: “Allah (her konuda ancak) doğruyu söylemektedir. Öyleyse (her bâtıl düşünceden kaçarak Hakk Din olan İslam'a sarılıp) Allah'ı bir (İslam’ı din) tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun ki; o, asla müşriklerden olmamış biriydi.”

  • 4:87 Nisa: 87

    Allah (O’dur ki), O'ndan başka ilah yoktur (ve zaten bu muhaldir, imkânsızdır). Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde (O) sizleri muhakkak bir araya toplayacaktır (ve hesap soracaktır. Bunlara inanın ve ona göre davranın). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?

  • 4:125 Nisa: 125

    İyilik yaparak vechini (yüzünü ve özünü) Allah'a teslim etmiş bulunan ve hanif (tertemiz Tevhid inancına sahip) olan İbrahim'in milletine (ve halis İslam düşüncesine) uyandan daha güzel dinli (ve gerçek istikametli) kim vardır? Allah, İbrahim'i dost edinip (rızasına ve yakınlığına ulaştırmıştır).

  • 4:171 Nisa: 171

    Ey Kitap Ehli! Dininiz konusunda haddi aşıp taşkınlık-aşırılık (ve istismarcılık) etmeyin, Allah’a karşı (O’nun hakkında) gerçek olandan başkasını (Kitabına aykırı uydurmaları) söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah’ın Elçisi ve kelimesidir. (Kudret delili ve hikmet dilidir ki, o kelimeyi) Meryem’e (manen aşılayıp) yöneltmiştir ve O’ndan bir Ruh’tur. Öyle ise, Allah’a ve Resullerine (emredildiği ve öğretildiği gibi) iman ediniz; “(Allah) Üçtür” demeyiniz, buna son verip (Teslis’ten) vazgeçiniz ki, sizin için hayırlı (olan böyle hareket etmektir). Allah, ancak bir tek İlahtır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Vekîl olarak Allah kâfidir.

  • 5:73 Maide: 73

    Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler de kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa tek bir İlahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka acı bir azap isabet edecektir.

  • 5:116 Maide: 116

    Vakti (gelince) Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve annemi iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde (ise O şöyle yanıt verecektir: Ey Yüce Rabbim!) "Seni tenzih ederim, hakkım (ve haddim) olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse zaten Sen onu mutlaka bilirdin. Sen bende (nefsimde ve içimde) olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) çok iyi bilen Sensin Sen (Ey Rabbim)."

  • 5:117 Maide: 117

    (Ya Rabbi!) "Ben onlara Senin bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' (dedim). Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahit idim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde (katına yükselttiğinde ise), üzerlerindeki ragib-devamlı gözetleyici Sendin. Sen her şeyin üzerine şahit (her an hazır ve nâzır) olansın."

  • 6:19 En'am: 19

    (Müşriklere sorup) De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey (geçerli ve güvenilir olarak) daha büyüktür?" (Ve yine cevap verip) De ki: “(Elbette) Allah(tır! O) Benimle sizin aranızda şahittir. Sizi -ve kime ulaşırsa herkesi- kendisiyle uyarmam için Bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğu (yalanına) siz mi şahitlik (iddia) ediyorsunuz?" De ki: "Ben (asla bu iftiraya) şehadet (ve kabul) etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan İlahtır ve gerçekten Ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

  • 6:101 En'am: 101

    (Allah CC) Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin (hiç yoktan) yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) de yoktur. O, her şeyi Yaratandır. O, her şeyi Bilen (Allah’tır).

  • 6:102 En'am: 102

    İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin Yaratıcısıdır, öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. O, her şeyin (ve herkesin) üzerinde bir Vekîl’dir. (Her türlü ihtiyaçlarını gideren ve sahiplik edendir.)

  • 6:106 En'am: 106

    (Ey Nebim!) Rabbinden Sana vahyedilene uy! (Kur’an’ın kanunlarına uygun Adil bir Düzeni kur). O'ndan başka ilah yoktur. (Kişi kimin kanunlarına uyarsa, onun ilahı odur.) Ve müşriklerden yüz çevir. (Kendi işine koyul. Ümmetin de böyle hareket etmelidir.)

  • 7:85 A'raf: 85

    (Sina Yarımadası’nda ve Tûr Dağı civarında yaşayan) Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (İşte) Size (benimle) Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını ve) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin (hırsızlık ve haksızlık yapmayın) ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız (her türlü zulüm ve sömürüden sakının.) Bu sizin için daha hayırlıdır."

  • 9:31 Tevbe: 31

    Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.

  • 9:129 Tevbe: 129

    (Ey Nebim!) Eğer onlar (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: “Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve (çünkü) O, büyük Arş'ın Rabbidir.”

  • 11:14 Hud: 14

    Eğer buna rağmen size cevap veremezlerse, artık biliniz ki O (Kur’an), gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (bu açık bilgi ve belgeler karşısında) artık, siz Müslüman mısınız (değil misiniz, karar sizindir)?

  • 11:61 Hud: 61

    Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve orada ömür geçirenler ve dünyayı imar edenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, (kullarına ve tüm yarattıklarına en) Yakın olandır, (duaları) Kabul edendir.”

  • 11:84 Hud: 84

    Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Onlara:) “Ey kavmim! (Sadece) Allah'a ibadet ediniz (ve her emrini yerine getiriniz) ki, O'ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir hayır (bolluk ve refah) içinde (gaflette) görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum” demişti.

  • 12:39 Yusuf: 39

    (Hz. Yusuf bu durumu tevhid inancını tebliğ için bir fırsat olarak değerlendirip) "Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) rabler mi daha hayırlıdır, yoksa Kahhâr (Kahredici ve her şeye güç yetirici) olan bir tek Allah mı?" (diyerek onların aklını ve vicdanını harekete geçirmişti).

  • 13:16 Ra'd: 16

    (Ey Resulüm, onlara sor) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” (Cevap verip) De ki: “Allah'tır.” (Tekrar sorup) De ki: “Öyleyse, O'nu bırakıp da kendi kendilerine bile ne yarar ne de zarar sağlamaya malik olmayan birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?” De ki: “Hiç görmeyen (kör) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?” Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma (sonucu mu, oluşan insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve bütün varlıklar böylesine ahenkli ve mükemmel şekilde denk geldi ve birbirinin ihtiyacını giderecek şekilde var edildi de) kendilerince (tesadüfen mi) birbirine benzeşti? (Cevaben) De ki: “(Hayır; hepsi atom altı zerreciklerden ve enerjiden meydana getirildi!) Allah, her şeyin (bizzat) Yaratıcısıdır ve O (Vâhid) Tektir, Kahredici (kudretin sahibidir.)”

  • 13:30 Ra'd: 30

    (Ey Nebim!) Böylece Biz Seni, kendilerinden önce nice insan toplulukları gelip-geçmiş olan (gafil ve cahil) bir ümmete (Elçi olarak) gönderdik; ki Sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın (açıklayıp uygulayasın) diye. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: “O, Benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüşüm de O'nadır.”

  • 14:48 İbrahim: 48

    (Kıyamet saati gelip de) Yerin başka bir yere (Dünya’nın farklı bir görünüme), göklerin de (başka âlemlere) dönüştürüldüğü gün; onlar tek olan, Kahhâr olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır. (Her şeyin hesabı sorulacak, hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.)

  • 14:52 İbrahim: 52

    İşte bu (Kur’an) insanlara açık bir tebliğdir ki; bununla hem ikaz (ve irşad edilsinler,) hem Allah'ın, (ibadet olunacak ve emri uygulanacak) yegâne İlah olduğunu bilsinler, hem de aklıselim sahipleri (her konuda Kur’an’dan ilim, ibret ve hikmet öğrenmek üzere dikkatle okuyup) tefekkür ve tezekkür etsinler (diye gönderilmiştir).

  • 16:22 Nahl: 22

    Sizin İlahınız tek (ve gerçek) bir İlahtır. (Herkesi ve her şeyi yaratan, rızası aranan, ibadet olunan, medet umulan, kulları için kanun koyan tek ve mutlak Allah'tır.) Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkârcıdır ve onlar (kof bir gururla) müstekbir (boşuna büyüklenmekte) olan (kimselerdir).

  • 16:51 Nahl: 51

    Allah buyurmuştur ki: "(Sakın) İki (ve daha fazla) ilah edinmeyin: O, ancak tek bir İlahtır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun (ki böylece müttaki olursunuz)."

  • 17:46 İsrâ: 46

    Ve onların kalpleri üzerine, Onu (Kur’an’ı) kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık bırakmışızdır. Sen Kur'an'da Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın (tapınılacak, sığınılacak ve sadece O’nun hükümleri esas alınacak yegâne ZAT şeklinde inanıp açıkladığın) zaman, (münafıklar ve kalbi marazlılar) 'nefretle uzaklaşır vaziyette' arkalarını dönüp gerisin geriye kaçıp kaytarmaktadırlar.

  • 17:111 İsrâ: 111

    Ve de ki: “(Her türlü) Övgü (hamd; asla) çocuk edinmeyen (doğmayan ve doğurmayan), mülkte ve hâkimiyette ortağı olmayan ve zilletten (acizlik ve çaresizlikten) dolayı sığınılacak bir yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu (şanına yakışır şekilde) tekbir edebildikçe tekbir et. (Her konuda ve her durumda Allah'ın Dinini, hükümlerini ve va’adini üstün tut, büyüklüğünü haykır, O’na güven ve yücelt!)

  • 43:28 Zuhruf: 28

    Ve (Allah) bunu (Hz. İbrahim’in bu tevhid inancını), belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda ve mü’minler arasında) kalıcı bir kelime (Millet-i İbrahim) olarak bâki kıldı-bıraktı.

  • 46:22 Ahkaf: 22

    (Onlar ise:) "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek (alışageldiğimiz hayat tarzımızı değiştirmek) için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi (İlahi musibet ve felaketi) bize getir (de görelim) diye (karşı çıkmışlardı)."

  • 2:133 Bakara: 133

    اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُۙ اِذْ قَالَ لِبَنٖيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدٖيۜ قَالُوا نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَٓائِكَ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada (hazır bulunan) şahitler miydiniz? (Hayır, bu tarihi gerçekleri Biz Sana bildirmekteyiz.) Ne zaman ki o, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olanlarız, Müslüman (insan)larız" demişlerdi.

  • 2:163 Bakara: 163

    وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ۟

    (Asla unutmayınız ki) Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka ilah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (Bağışlayan ve Esirgeyendir).

  • 2:255 Bakara: 255

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظٖيمُ

    Allah (O’dur ki), Kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. (Ve bu asla mümkün değildir.) O sürekli diridir ve yarattıklarını koruyup yönetendir. O'nun bir (an bile) uyuklaması (gaflet basması) ve uykuya dalması yoktur. (Allah bu kusurlardan münezzehtir.) Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. (Her şey O’nun elinde ve emrindedir.) O'nun izni olmadan, (Allah’ın) katında kim (başkalarına aracılık için) şefaat edebilir? O, onların geçmişlerini ve geleceklerini (bütün mahlûkatın önceden ettiklerini ve sonradan işleyeceklerini) bilir. Onlar (kulları) ise, O'nun ilminden, O'nun dilediğinin dışında hiçbir şeyi (anlayıp) kavrayamazlar. (Bildiklerini de Allah öğretir.) O'nun Kürsüsü (hükümranlığı), gökleri ve yeri (tamamen) kaplamış ve kuşatmış vaziyettedir. Onları (gökleri ve yeri) koruyup gözetmek (ve bu harika kâinat düzenini yürütmek, asla) O'na ağır da gelmemektedir. O, çok Yücedir, çok büyük Azamet sahibidir.

  • 3:62 Âl-i İmrân: 62

    اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

    Şüphesiz Bu (Kur’an), gerçek bir olayın (İsa’nın gelişinin, İslami dirilişin, kıyamet ve ahiretin) haberi (ibretli ve hikmetli hikâyesi)dir. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, Üstün, Galip ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 3:64 Âl-i İmrân: 64

    قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهٖ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

    De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızda müsavi (eşit ve müşterek) olan bir kelimeye gelip (şunları kabul edin: Ki) Yalnız Allah'a ibadet yapalım, O'na hiçbir şeyi (ve hiçbir şekilde) ortak koşmayalım; birbirimizi de Allah'tan başka rabler (yani; kullarını hukuken ve ahlâken terbiye etmek üzere, Hakk Dine aykırı kanun ve kural koyucular) edinip (sapmayalım).” Eğer (hâlâ) yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz gerçekten Müslüman kimseleriz.” [Not: Bu ayette, Ehl-i Kitap’la sadece “Allah, Peygamber, Kitap, Ahiret ve Hesap” gibi kelimeler üzerinde müşterekliğimiz bulunduğuna; ancak bu kavramların içeriği konusunda çok farklı ve aykırı inançlarımız olduğuna dikkat çekilmektedir.]

  • 3:95 Âl-i İmrân: 95

    قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ

    De ki: “Allah (her konuda ancak) doğruyu söylemektedir. Öyleyse (her bâtıl düşünceden kaçarak Hakk Din olan İslam'a sarılıp) Allah'ı bir (İslam’ı din) tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun ki; o, asla müşriklerden olmamış biriydi.”

  • 4:87 Nisa: 87

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فٖيهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدٖيثًا۟

    Allah (O’dur ki), O'ndan başka ilah yoktur (ve zaten bu muhaldir, imkânsızdır). Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde (O) sizleri muhakkak bir araya toplayacaktır (ve hesap soracaktır. Bunlara inanın ve ona göre davranın). Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?

  • 4:125 Nisa: 125

    وَمَنْ اَحْسَنُ دٖينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰهٖيمَ خَلٖيلًا

    İyilik yaparak vechini (yüzünü ve özünü) Allah'a teslim etmiş bulunan ve hanif (tertemiz Tevhid inancına sahip) olan İbrahim'in milletine (ve halis İslam düşüncesine) uyandan daha güzel dinli (ve gerçek istikametli) kim vardır? Allah, İbrahim'i dost edinip (rızasına ve yakınlığına ulaştırmıştır).

  • 4:171 Nisa: 171

    يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖي دٖينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَسٖيحُ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا۟

    Ey Kitap Ehli! Dininiz konusunda haddi aşıp taşkınlık-aşırılık (ve istismarcılık) etmeyin, Allah’a karşı (O’nun hakkında) gerçek olandan başkasını (Kitabına aykırı uydurmaları) söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah’ın Elçisi ve kelimesidir. (Kudret delili ve hikmet dilidir ki, o kelimeyi) Meryem’e (manen aşılayıp) yöneltmiştir ve O’ndan bir Ruh’tur. Öyle ise, Allah’a ve Resullerine (emredildiği ve öğretildiği gibi) iman ediniz; “(Allah) Üçtür” demeyiniz, buna son verip (Teslis’ten) vazgeçiniz ki, sizin için hayırlı (olan böyle hareket etmektir). Allah, ancak bir tek İlahtır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Vekîl olarak Allah kâfidir.

  • 5:73 Maide: 73

    لَقَدْ كَفَرَ الَّذٖينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

    Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler de kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa tek bir İlahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka acı bir azap isabet edecektir.

  • 5:116 Maide: 116

    وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونٖي وَاُمِّيَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لٖٓي اَنْ اَقُولَ مَا لَيْسَ لٖي بِحَقٍّۜ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُۜ تَعْلَمُ مَا فٖي نَفْسٖي وَلَٓا اَعْلَمُ مَا فٖي نَفْسِكَۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ

    Vakti (gelince) Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve annemi iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde (ise O şöyle yanıt verecektir: Ey Yüce Rabbim!) "Seni tenzih ederim, hakkım (ve haddim) olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse zaten Sen onu mutlaka bilirdin. Sen bende (nefsimde ve içimde) olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) çok iyi bilen Sensin Sen (Ey Rabbim)."

  • 5:117 Maide: 117

    مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَنٖي بِهٖٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهٖيدًا مَا دُمْتُ فٖيهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنٖي كُنْتَ اَنْتَ الرَّقٖيبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌ

    (Ya Rabbi!) "Ben onlara Senin bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' (dedim). Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahit idim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde (katına yükselttiğinde ise), üzerlerindeki ragib-devamlı gözetleyici Sendin. Sen her şeyin üzerine şahit (her an hazır ve nâzır) olansın."

  • 6:19 En'am: 19

    قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ

    (Müşriklere sorup) De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey (geçerli ve güvenilir olarak) daha büyüktür?" (Ve yine cevap verip) De ki: “(Elbette) Allah(tır! O) Benimle sizin aranızda şahittir. Sizi -ve kime ulaşırsa herkesi- kendisiyle uyarmam için Bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğu (yalanına) siz mi şahitlik (iddia) ediyorsunuz?" De ki: "Ben (asla bu iftiraya) şehadet (ve kabul) etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan İlahtır ve gerçekten Ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

  • 6:101 En'am: 101

    بَدٖيعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

    (Allah CC) Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin (hiç yoktan) yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) de yoktur. O, her şeyi Yaratandır. O, her şeyi Bilen (Allah’tır).

  • 6:102 En'am: 102

    ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكٖيلٌ

    İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin Yaratıcısıdır, öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. O, her şeyin (ve herkesin) üzerinde bir Vekîl’dir. (Her türlü ihtiyaçlarını gideren ve sahiplik edendir.)

  • 6:106 En'am: 106

    اِتَّبِعْ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكٖينَ

    (Ey Nebim!) Rabbinden Sana vahyedilene uy! (Kur’an’ın kanunlarına uygun Adil bir Düzeni kur). O'ndan başka ilah yoktur. (Kişi kimin kanunlarına uyarsa, onun ilahı odur.) Ve müşriklerden yüz çevir. (Kendi işine koyul. Ümmetin de böyle hareket etmelidir.)

  • 7:85 A'raf: 85

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَۚ

    (Sina Yarımadası’nda ve Tûr Dağı civarında yaşayan) Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (İşte) Size (benimle) Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını ve) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin (hırsızlık ve haksızlık yapmayın) ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız (her türlü zulüm ve sömürüden sakının.) Bu sizin için daha hayırlıdır."

  • 9:31 Tevbe: 31

    اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.

  • 9:129 Tevbe: 129

    فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ

    (Ey Nebim!) Eğer onlar (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: “Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve (çünkü) O, büyük Arş'ın Rabbidir.”

  • 11:14 Hud: 14

    فَاِلَّمْ يَسْتَجٖيبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

    Eğer buna rağmen size cevap veremezlerse, artık biliniz ki O (Kur’an), gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (bu açık bilgi ve belgeler karşısında) artık, siz Müslüman mısınız (değil misiniz, karar sizindir)?

  • 11:61 Hud: 61

    وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًاۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فٖيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّٖي قَرٖيبٌ مُجٖيبٌ

    Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve orada ömür geçirenler ve dünyayı imar edenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, (kullarına ve tüm yarattıklarına en) Yakın olandır, (duaları) Kabul edendir.”

  • 11:84 Hud: 84

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ وَلَا تَنْقُصُوا الْمِكْيَالَ وَالْمٖيزَانَ اِنّٖٓي اَرٰيكُمْ بِخَيْرٍ وَاِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُحٖيطٍ

    Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Onlara:) “Ey kavmim! (Sadece) Allah'a ibadet ediniz (ve her emrini yerine getiriniz) ki, O'ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir hayır (bolluk ve refah) içinde (gaflette) görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum” demişti.

  • 12:39 Yusuf: 39

    يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ ءَاَرْبَابٌ مُتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ اَمِ اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۜ

    (Hz. Yusuf bu durumu tevhid inancını tebliğ için bir fırsat olarak değerlendirip) "Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) rabler mi daha hayırlıdır, yoksa Kahhâr (Kahredici ve her şeye güç yetirici) olan bir tek Allah mı?" (diyerek onların aklını ve vicdanını harekete geçirmişti).

  • 13:16 Ra'd: 16

    قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَصٖيرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِهٖ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

    (Ey Resulüm, onlara sor) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” (Cevap verip) De ki: “Allah'tır.” (Tekrar sorup) De ki: “Öyleyse, O'nu bırakıp da kendi kendilerine bile ne yarar ne de zarar sağlamaya malik olmayan birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?” De ki: “Hiç görmeyen (kör) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?” Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma (sonucu mu, oluşan insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve bütün varlıklar böylesine ahenkli ve mükemmel şekilde denk geldi ve birbirinin ihtiyacını giderecek şekilde var edildi de) kendilerince (tesadüfen mi) birbirine benzeşti? (Cevaben) De ki: “(Hayır; hepsi atom altı zerreciklerden ve enerjiden meydana getirildi!) Allah, her şeyin (bizzat) Yaratıcısıdır ve O (Vâhid) Tektir, Kahredici (kudretin sahibidir.)”

  • 13:30 Ra'd: 30

    كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ فٖٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّذٖٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ

    (Ey Nebim!) Böylece Biz Seni, kendilerinden önce nice insan toplulukları gelip-geçmiş olan (gafil ve cahil) bir ümmete (Elçi olarak) gönderdik; ki Sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın (açıklayıp uygulayasın) diye. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: “O, Benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüşüm de O'nadır.”

  • 14:48 İbrahim: 48

    يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

    (Kıyamet saati gelip de) Yerin başka bir yere (Dünya’nın farklı bir görünüme), göklerin de (başka âlemlere) dönüştürüldüğü gün; onlar tek olan, Kahhâr olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır. (Her şeyin hesabı sorulacak, hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.)

  • 14:52 İbrahim: 52

    هٰذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِهٖ وَلِيَعْلَمُٓوا اَنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

    İşte bu (Kur’an) insanlara açık bir tebliğdir ki; bununla hem ikaz (ve irşad edilsinler,) hem Allah'ın, (ibadet olunacak ve emri uygulanacak) yegâne İlah olduğunu bilsinler, hem de aklıselim sahipleri (her konuda Kur’an’dan ilim, ibret ve hikmet öğrenmek üzere dikkatle okuyup) tefekkür ve tezekkür etsinler (diye gönderilmiştir).

  • 16:22 Nahl: 22

    اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَالَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ قُلُوبُهُمْ مُنْكِرَةٌ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

    Sizin İlahınız tek (ve gerçek) bir İlahtır. (Herkesi ve her şeyi yaratan, rızası aranan, ibadet olunan, medet umulan, kulları için kanun koyan tek ve mutlak Allah'tır.) Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkârcıdır ve onlar (kof bir gururla) müstekbir (boşuna büyüklenmekte) olan (kimselerdir).

  • 16:51 Nahl: 51

    وَقَالَ اللّٰهُ لَا تَتَّخِذُٓوا اِلٰهَيْنِ اثْنَيْنِۚ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَاِيَّايَ فَارْهَبُونِ

    Allah buyurmuştur ki: "(Sakın) İki (ve daha fazla) ilah edinmeyin: O, ancak tek bir İlahtır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun (ki böylece müttaki olursunuz)."

  • 17:46 İsrâ: 46

    وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَفٖٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا

    Ve onların kalpleri üzerine, Onu (Kur’an’ı) kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık bırakmışızdır. Sen Kur'an'da Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın (tapınılacak, sığınılacak ve sadece O’nun hükümleri esas alınacak yegâne ZAT şeklinde inanıp açıkladığın) zaman, (münafıklar ve kalbi marazlılar) 'nefretle uzaklaşır vaziyette' arkalarını dönüp gerisin geriye kaçıp kaytarmaktadırlar.

  • 17:111 İsrâ: 111

    وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرٖيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبٖيرًا

    Ve de ki: “(Her türlü) Övgü (hamd; asla) çocuk edinmeyen (doğmayan ve doğurmayan), mülkte ve hâkimiyette ortağı olmayan ve zilletten (acizlik ve çaresizlikten) dolayı sığınılacak bir yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu (şanına yakışır şekilde) tekbir edebildikçe tekbir et. (Her konuda ve her durumda Allah'ın Dinini, hükümlerini ve va’adini üstün tut, büyüklüğünü haykır, O’na güven ve yücelt!)

  • 43:28 Zuhruf: 28

    وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فٖي عَقِبِهٖ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Ve (Allah) bunu (Hz. İbrahim’in bu tevhid inancını), belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda ve mü’minler arasında) kalıcı bir kelime (Millet-i İbrahim) olarak bâki kıldı-bıraktı.

  • 46:22 Ahkaf: 22

    قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ

    (Onlar ise:) "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek (alışageldiğimiz hayat tarzımızı değiştirmek) için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi (İlahi musibet ve felaketi) bize getir (de görelim) diye (karşı çıkmışlardı)."

  • 2:133 Bakara: 133

    اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُۙ اِذْ قَالَ لِبَنٖيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدٖيۜ قَالُوا نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَٓائِكَ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

  • 2:163 Bakara: 163

    وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ۟

  • 2:255 Bakara: 255

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظٖيمُ

  • 3:62 Âl-i İmrân: 62

    اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

  • 3:64 Âl-i İmrân: 64

    قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهٖ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

  • 3:95 Âl-i İmrân: 95

    قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ

  • 4:87 Nisa: 87

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فٖيهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدٖيثًا۟

  • 4:125 Nisa: 125

    وَمَنْ اَحْسَنُ دٖينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰهٖيمَ خَلٖيلًا

  • 4:171 Nisa: 171

    يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖي دٖينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَسٖيحُ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا۟

  • 5:73 Maide: 73

    لَقَدْ كَفَرَ الَّذٖينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

  • 5:116 Maide: 116

    وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونٖي وَاُمِّيَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لٖٓي اَنْ اَقُولَ مَا لَيْسَ لٖي بِحَقٍّۜ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُۜ تَعْلَمُ مَا فٖي نَفْسٖي وَلَٓا اَعْلَمُ مَا فٖي نَفْسِكَۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ

  • 5:117 Maide: 117

    مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَنٖي بِهٖٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهٖيدًا مَا دُمْتُ فٖيهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنٖي كُنْتَ اَنْتَ الرَّقٖيبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهٖيدٌ

  • 6:19 En'am: 19

    قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ

  • 6:101 En'am: 101

    بَدٖيعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

  • 6:102 En'am: 102

    ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكٖيلٌ

  • 6:106 En'am: 106

    اِتَّبِعْ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكٖينَ

  • 7:85 A'raf: 85

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَۚ

  • 9:31 Tevbe: 31

    اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

  • 9:129 Tevbe: 129

    فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ

  • 11:14 Hud: 14

    فَاِلَّمْ يَسْتَجٖيبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

  • 11:61 Hud: 61

    وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًاۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فٖيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّٖي قَرٖيبٌ مُجٖيبٌ

  • 11:84 Hud: 84

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ وَلَا تَنْقُصُوا الْمِكْيَالَ وَالْمٖيزَانَ اِنّٖٓي اَرٰيكُمْ بِخَيْرٍ وَاِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُحٖيطٍ

  • 12:39 Yusuf: 39

    يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ ءَاَرْبَابٌ مُتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ اَمِ اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۜ

  • 13:16 Ra'd: 16

    قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَصٖيرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِهٖ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

  • 13:30 Ra'd: 30

    كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ فٖٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّذٖٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ

  • 14:48 İbrahim: 48

    يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

  • 14:52 İbrahim: 52

    هٰذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِهٖ وَلِيَعْلَمُٓوا اَنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

  • 16:22 Nahl: 22

    اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَالَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ قُلُوبُهُمْ مُنْكِرَةٌ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

  • 16:51 Nahl: 51

    وَقَالَ اللّٰهُ لَا تَتَّخِذُٓوا اِلٰهَيْنِ اثْنَيْنِۚ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَاِيَّايَ فَارْهَبُونِ

  • 17:46 İsrâ: 46

    وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَفٖٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا

  • 17:111 İsrâ: 111

    وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرٖيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبٖيرًا

  • 43:28 Zuhruf: 28

    وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فٖي عَقِبِهٖ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

  • 46:22 Ahkaf: 22

    قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ