-
3:41
Âl-i İmrân: 41
(Zekeriya:) "Rabbim, (bu konuda) bana bir alâmet (ayet) ver (ve kalbimi itminana eriştir)" deyince (Cenab-ı Hakk): "Sana alâmet; işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşamamandır (dilinin tutulmasıdır. Buna rağmen kendi içinden) Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et" buyuruvermişti.
-
7:206
A'raf: 206
Secde
Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, (milyarlarca nurani ve ruhani varlıklar) O'na ibadet etmekten asla büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (Öyle ise mü’mine yakışan gaflet değil, zikir ve ibadettir.)
-
13:13
Ra'd: 13
Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından (haşyet ve hürmetle) tesbih edip durmaktadırlar. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; (inkârcılar) onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
-
15:98
Hicr: 98
Sen her halde Rabbini hamd ile tesbih et ve (O’nun kudret ve rahmeti karşısında) secde edenlerden ol. (Dosdoğru namaz kılanlardan, Allah'ın ahkâmına ve adalet nizamına tâbi ve taraf olanlardan ol; faizi, zina serbestliğini, Lut kavmi amelini (eşcinselliği), dalâlete düşmüş kitap ehlinin taklitçilik ve takipçiliğini kurtuluş sananlara aldırma ve korkma ki, Biz Senin yanındayız.)
-
17:44
İsrâ: 44
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler, (hepsi ve her şey) O’nu tesbih edip durmaktadır. O’nu övgüyle tesbih etmeyen ve hamdini yerine getirmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların (yerdeki ve gökteki bütün varlıkların) tesbihlerini (Allah’ın emri ve takdiri ile hareket ettiklerini, onların kendilerine mahsus ibadet, zikir ve hizmetlerini gafletiniz sebebiyle) anlayamazsınız. Gerçekten O Halîm (çok müsamahalı ve yumuşak tavırlıdır), Gafûr (Bağışlayıcıdır).
-
19:11
Meryem: 11
Böylelikle (Zekeriya) “mihrab”tan (mescidin ön tarafından, manevi harb-nefis cihadı yaptığı makamdan) kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaretle anlatıverdi: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin (hiçbir konuda O’na isyana yeltenmeyin)."
-
20:33
Taha: 33
“Böylece Seni (birlikte) çokça tesbih edelim.” (Dinini tebliğ edip şanını yüceltelim.)
-
20:130
Taha: 130
(Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).
-
21:20
Enbiya: 20
(Melekler ve mü’minler) Gece ve gündüz (Allah’ı kutsayıp zikir ve şükürle) tesbih ederler, asla yorulup ara vermezler. (Onlar için ibadet tabii ve süreklidir.) Kesinlikle fütur (usanç ve üşengenlik) göstermemektedirler.
-
21:79
Enbiya: 79
Biz bunu (adaletle karar verme duygusunu) Süleyman'a kavrattık; (nebilerin) her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirip (Davud’un) istifadesine verdik. (Bütün bunları asıl) Yapanlar Biz idik.
-
24:36
Nur: 36
(Bu nur) Allah’ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği (gönüllerde ve) evlerdedir (mescitleri şenlendirmektedir); ki onların içinde (mü’minler) sabah akşam O’nu tesbih etmektedirler.
-
24:41
Nur: 41
Görmüyor musunuz, yeryüzündekiler de göktekiler de sürüler halinde ve sıralı biçimde gruplar oluşturup süzülen ‘tayr’lar (kuşlar ve uçanlar) da gerçekten Allah’ı tesbih etmektedirler. Her biri, kendi duasını ve tesbihini (bilimsel ve teknolojik prensiplerini) şüphesiz bilmektedir. (Canlı cansız her şeyin yaratılış ve yapılış gayesine uygun hareket ve hizmet etmesi, Allah’ın takdiri iledir.) Allah, onların işlediklerini (tümüyle ve ayrıntıları ile) Bilendir.
-
25:58
Furkan: 58
Sen, daima diri (Hayy) olan (ve sonsuza dek) ölümsüz kalan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeterlidir (ve hesaplarını O görecektir).
-
30:17
Rum: 17
Öyleyse (ey mü’minler) akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (namazınızı kılın).
-
32:15
Secde: 15
Secde
Bizim ayetlerimize ancak; kendilerine (Hakk) hatırlatıldığı zaman hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edip duranlar ve (Allah’a karşı) büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman edip (felaha ve mutluluğa ulaşacaklar.)
-
33:42
Ahzâb: 42
Sabah akşam, O'nun bütün eksikliklerden uzak olduğunu ilân (ve tesbih) edin.
-
34:10
Sebe': 10
Andolsun, Biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet (üstün nimet ve inayet) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin (ve tüm gizli hazine ve madenlerinizi hizmetine serin" dedik). Ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona (ayrıca) demiri yumuşatıp (emriyle istediği gibi büküp şekillendirdik).
-
37:143
Sâffât: 143
Eğer (Allah'ı çokça zikredip) tesbih edenlerden olmasaydı;
-
37:166
Sâffât: 166
(Evet) "Biziz, o (sürekli) tesbih (ve tenzih) ederek (Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirenler de) gerçekten biz olmaktayız."
-
38:18
Sâd: 18
Doğrusu Biz dağlara (ve madenlere Davud için) boyun eğdirdik, (ki bunlar) akşam ve sabah kendisiyle birlikte tesbih ediyor (Allah’ı anıyor)lardı. (Demircilik ve maden işlemeciliği konusunda ona yardımcı olunmaktaydı.)
-
38:19
Sâd: 19
Ve toplanıp gelen kuşları da (zikir yoldaşı yapmıştık). Ki, hepsi onunla (beraber Allah'ı tesbih etmek üzere uyum içinde Hakka) yöneliyor (huzura dalıyor)lardı.
-
39:75
Zümer: 75
(O süreçte) Sen melekleri de, Arş’ın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tesbih ederlerken göreceksin, (ve zaten görmektesin. Bugün gaybi olarak inanan mü’minler de ahirette bunları bizzat görecek ve izleyeceklerdir.) Artık (insanların) aralarında Hakk ile hüküm verilmiştir ve (mü’minlerce): "Âlemlerin Rabbine hamd olsun" denilerek (mahkeme kapatılmış ve şükran bayramı başlamıştır.)
-
40:7
Mü'min: 7
(Meleklerden) Arş'ı yüklenip taşımakta olanlar (ve Allah’ın arş’ı olan mü'min ve müstakim gönüllere ulaşanlar) ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sarıverdin, (bu nedenle, küfür ve kötülükten samimiyetle) tevbekâr (kullara) ve Senin yoluna tâbi olan (müstakim ve mücahit insan)lara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru" (diye dualar yapılmaktadır.)
-
40:55
Mü'min: 55
(Ey Nebim!) Şu halde Sen sabret (ve dayan ki); gerçekten Allah'ın va'adi Hakk’tır. Günahın için mağfiret dileyerek, akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih ederek (mü’minlere örnek olmalı ve rehberlik yapmalısın).
-
41:38
Fussilet: 38
(Müşrikler ve münkirler) Şayet onlar (Allah’a ibadet ve teslimiyet konusunda kibirlenip) büyüklenecek olurlarsa (aldırma, çünkü bu kendilerini küçültmekten başka sonuç vermeyecektir. Zira) Rabbinin katında bulunan (nurani ve ruhani varlık)lar, (zaten) O'nu gece ve gündüz tesbih etmektedir ve (bundan dolayı kendilerine) bıkkınlık da gelmemektedir.
-
42:5
Şûrâ: 5
(Allah’ın azamet ve heybetinden) Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp-parçalanacak haldedirler, melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Dikkat ediniz (ve şunu iyi biliniz) ki; gerçekten Allah, (günahları) Bağışlayandır ve (kullarını) Esirgeyip merhamet edendir. (Yoksa inkârları ve isyanları sebebiyle dünyayı hemen yıkıverecektir!..)
-
48:9
Fetih: 9
Ki (ey kullarım! Bu vesile ile siz) Allah’a ve Resulüne iman edesiniz, Onu savunup destekleyesiniz, Ona içtenlikle saygı gösterip (dinine ve davasına) yardım edesiniz (diyedir.) Ve sabah akşam (her yerde ve her halde) O'nu (hatırlayıp) tesbihle yüceltmeniz (ve O’nun emir ve hükümlerine göre hayat sürüp huzura ermeniz) içindir.
-
50:39
Kaf: 39
(Ey Resulüm!) Öyleyse Sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini Güneş’in doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (Sabah ve ikindi namazlarını kıl.)
-
50:40
Kaf: 40
Gecenin bir bölümünde (yatsı namazını kıl) ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et. (Namaz sonrası tesbihat çok önemlidir.)
-
52:48
Tûr: 48
(Ey Resulüm! Sen) Rabbinin hükmüne sabret, çünkü kesinlikle Sen (sürekli) gözlerimiz(in önün)desin. (Biz Seni her halde görüp gözetmekteyiz.) Ve her (ibadet ve hizmet için) kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et (ki kulluk bunu gerektirir.)
-
52:49
Tûr: 49
Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih edip (yalvarın ve Rabbinize yönelin ki, ibadet Allah’la manevi münasebettir.)
-
56:74
Vâkıa: 74
(Ey Resulüm!) Şu halde azamet (sonsuz kudret ve büyüklük) sahibi Rabbini (en yüce) ismiyle tesbih et (ve O’na ibadete yönel ki, bu kulluğun gereği ve Allah’la manevi münasebet vesilesidir).
-
56:96
Vâkıa: 96
(Ey Resulüm, Sen ve ümmetin) Öyleyse İzzet ve Azamet sahibi Rabbini (her mübarek ve münezzeh) ismiyle tesbih edip (anın ve bütün ciddiyet ve gayretinizle ahirete hazırlanın)!
-
57:1
Hadid: 1
Göklerde ve yerkürede olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış gayeleri ve görevleri doğrultusunda hizmet yürütmekte)dirler. O, Üstün ve Güçlü (Azîz) olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
59:1
Haşr: 1
Göklerde ve yerkürede bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. (Her şey Allah’ın dilemesiyle, kendi yaratılış gayesini ve görevini yerine getirmektedir.) O, Üstün ve Güçlü olan (Azîz’dir), Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: O (Allah) Azîz’dir (asla yenilmeyen ve baş edilmeyen güç ve şeref sahibidir), Hakîm’dir (her şeye hükmetmektedir ve her işini hikmetle=üstün bilgelikle yürütmektedir.)]
-
59:24
Haşr: 24
O Allah ki, Hâlık’tır (her şeyi mükemmel yaratıp vücuda getirendir), Bârî’dir (her şeyi hiç yoktan ve en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir), Musavvir’dir (en uygun 'şekil ve suret' verendir). En güzel isimler O'na aittir. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. (O'nun şanını yüceltmektedir.) O, Azîz’dir, Hakîm’dir. (O mutlak Üstündür, tam Hüküm ve Hikmet sahibidir.)
-
61:1
Saff: 1
Göklerde olanlar da, yeryüzünde olanlar da (hepsi ve her şey) Allah'ı tesbih etmektedirler. (Her şey yaratılış gayesine uygun olarak hareket, hizmet ve doğal ibadet halindedirler.) O (Allah) Azîz’dir (asla yenilmeyen ve baş edilmeyen güç ve şeref sahibidir), Hakîm’dir (her şeye hükmetmektedir ve her işini hikmetle=üstün ve eşsiz bilgelikle yürütmektedir).
-
62:1
Cum'a: 1
Göklerde ve yerde olanların tümü, (yegâne) Melik (kâinatın ve mahlûkatın asıl hükümdarı); Kuddûs (her türlü noksanlık ve kusurdan münezzeh olan); Azîz (daima galip ve güçlü bulunan); Hakîm (hikmet ve hâkimiyet sahibi) olan Allah'ı tesbih etmektedirler.
-
64:1
Teğabün: 1
Göklerde ve yeryüzünde olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış görevlerini yerine getirmekte)dirler. Mülk (Kâinat ve Saltanat) O'na aittir, hamd (övgü) de O'nun içindir. O, her şeye güç yetirendir.
-
68:28
Kalem: 28
(İçlerinde en makul) Mutedil (insaf ehli ve adaletli, orta halli) olan biri şunları söylemişti: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) tesbih edip yüceltmeniz (bunca nimet ve fazilete karşı Allah’ın ve yoksul kulların hakkını vermeniz) gerekmez miydi?"
-
68:29
Kalem: 29
(Sonunda artık faydasız bir nedametle:) "Rabbimiz Seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz" deyip (dizlerini dövmeye girişmişlerdi.)
-
69:52
Hâkka: 52
Öyleyse, (Azamet ve Ululuk sahibi) büyük Rabbini ismiyle (yüce namına ve şanına yakışır şekilde) tesbih et! (Ve Allah’a teslimiyet göster ki hakiki kurtuluş, Kur’an’a uygun ibadet ve istikamettedir.)
-
76:26
İnsan: 26
Gecenin bir bölümünde O'na secde et (teheccüt namazıyla Rabbine yönel) ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et (ki huzura ve manevi doyuma ulaşasın).
-
87:1
A'lâ: 1
(Ey Nebim ve Ümmeti!) Rabbinin Yüce ismini tesbih et. (Allah’ın her türlü noksanlık, haksızlık ve yanlışlıktan uzak bulunduğunu an ve anlat, ki O Rahim ve Rahman’dır.)
-
110:3
Nasr: 3
(O halde) Hemen Rabbini hamd ile tesbih et (çünkü zafer Allah’tandır) ve O'ndan mağfiret dile (çünkü cihad ve itaat konusunda eksikleriniz vardır ve zaferi kendinizden bilme gafletinden Allah’a sığınmalıdır). Şüphesiz O, (pişmanlık ve istiğfarı çokça kabul buyuran) Tevvab olandır.
-
3:41
Âl-i İmrân: 41
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًاۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثٖيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
(Zekeriya:) "Rabbim, (bu konuda) bana bir alâmet (ayet) ver (ve kalbimi itminana eriştir)" deyince (Cenab-ı Hakk): "Sana alâmet; işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşamamandır (dilinin tutulmasıdır. Buna rağmen kendi içinden) Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et" buyuruvermişti.
-
7:206
A'raf: 206
ساجدSecde
اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ
Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, (milyarlarca nurani ve ruhani varlıklar) O'na ibadet etmekten asla büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (Öyle ise mü’mine yakışan gaflet değil, zikir ve ibadettir.)
-
13:13
Ra'd: 13
وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهٖ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خٖيفَتِهٖۚ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصٖيبُ بِهَا مَنْ يَشَٓاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِۚ وَهُوَ شَدٖيدُ الْمِحَالِۜ
Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından (haşyet ve hürmetle) tesbih edip durmaktadırlar. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; (inkârcılar) onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
-
15:98
Hicr: 98
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَۙ
Sen her halde Rabbini hamd ile tesbih et ve (O’nun kudret ve rahmeti karşısında) secde edenlerden ol. (Dosdoğru namaz kılanlardan, Allah'ın ahkâmına ve adalet nizamına tâbi ve taraf olanlardan ol; faizi, zina serbestliğini, Lut kavmi amelini (eşcinselliği), dalâlete düşmüş kitap ehlinin taklitçilik ve takipçiliğini kurtuluş sananlara aldırma ve korkma ki, Biz Senin yanındayız.)
-
17:44
İsrâ: 44
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبٖيحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَلٖيمًا غَفُورًا
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler, (hepsi ve her şey) O’nu tesbih edip durmaktadır. O’nu övgüyle tesbih etmeyen ve hamdini yerine getirmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların (yerdeki ve gökteki bütün varlıkların) tesbihlerini (Allah’ın emri ve takdiri ile hareket ettiklerini, onların kendilerine mahsus ibadet, zikir ve hizmetlerini gafletiniz sebebiyle) anlayamazsınız. Gerçekten O Halîm (çok müsamahalı ve yumuşak tavırlıdır), Gafûr (Bağışlayıcıdır).
-
19:11
Meryem: 11
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهٖ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Böylelikle (Zekeriya) “mihrab”tan (mescidin ön tarafından, manevi harb-nefis cihadı yaptığı makamdan) kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaretle anlatıverdi: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin (hiçbir konuda O’na isyana yeltenmeyin)."
-
20:33
Taha: 33
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثٖيرًاۙ
“Böylece Seni (birlikte) çokça tesbih edelim.” (Dinini tebliğ edip şanını yüceltelim.)
-
20:130
Taha: 130
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
(Ey Resulüm!) Şu halde Sen onların söylediklerine (ve eziyetlerine) karşı sabırlı ol, Güneş’in doğuşundan ve batışından önce (sabah ve akşam namazları ile) Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da (beş vakit namazda ve her fırsatta Rabbini zikredip) tesbihte bulun ki hoşnut olasın (rıza makamına ve itminana ulaşasın).
-
21:20
Enbiya: 20
يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
(Melekler ve mü’minler) Gece ve gündüz (Allah’ı kutsayıp zikir ve şükürle) tesbih ederler, asla yorulup ara vermezler. (Onlar için ibadet tabii ve süreklidir.) Kesinlikle fütur (usanç ve üşengenlik) göstermemektedirler.
-
21:79
Enbiya: 79
فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمٰنَۚ وَكُلًّا اٰتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًاۘ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُ۫دَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَۜ وَكُنَّا فَاعِلٖينَ
Biz bunu (adaletle karar verme duygusunu) Süleyman'a kavrattık; (nebilerin) her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirip (Davud’un) istifadesine verdik. (Bütün bunları asıl) Yapanlar Biz idik.
-
24:36
Nur: 36
فٖي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فٖيهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ فٖيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ
(Bu nur) Allah’ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği (gönüllerde ve) evlerdedir (mescitleri şenlendirmektedir); ki onların içinde (mü’minler) sabah akşam O’nu tesbih etmektedirler.
-
24:41
Nur: 41
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَٓافَّاتٍۜ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبٖيحَهُۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Görmüyor musunuz, yeryüzündekiler de göktekiler de sürüler halinde ve sıralı biçimde gruplar oluşturup süzülen ‘tayr’lar (kuşlar ve uçanlar) da gerçekten Allah’ı tesbih etmektedirler. Her biri, kendi duasını ve tesbihini (bilimsel ve teknolojik prensiplerini) şüphesiz bilmektedir. (Canlı cansız her şeyin yaratılış ve yapılış gayesine uygun hareket ve hizmet etmesi, Allah’ın takdiri iledir.) Allah, onların işlediklerini (tümüyle ve ayrıntıları ile) Bilendir.
-
25:58
Furkan: 58
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذٖي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهٖۜ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖيرًاۚۛ
Sen, daima diri (Hayy) olan (ve sonsuza dek) ölümsüz kalan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeterlidir (ve hesaplarını O görecektir).
-
30:17
Rum: 17
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حٖينَ تُمْسُونَ وَحٖينَ تُصْبِحُونَ
Öyleyse (ey mü’minler) akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (namazınızı kılın).
-
32:15
Secde: 15
ساجدSecde
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
Bizim ayetlerimize ancak; kendilerine (Hakk) hatırlatıldığı zaman hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edip duranlar ve (Allah’a karşı) büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman edip (felaha ve mutluluğa ulaşacaklar.)
-
33:42
Ahzâb: 42
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
Sabah akşam, O'nun bütün eksikliklerden uzak olduğunu ilân (ve tesbih) edin.
-
34:10
Sebe': 10
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًاۜ يَا جِبَالُ اَوِّبٖي مَعَهُ وَالطَّيْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدٖيدَۙ
Andolsun, Biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet (üstün nimet ve inayet) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin (ve tüm gizli hazine ve madenlerinizi hizmetine serin" dedik). Ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona (ayrıca) demiri yumuşatıp (emriyle istediği gibi büküp şekillendirdik).
-
37:143
Sâffât: 143
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحٖينَۙ
Eğer (Allah'ı çokça zikredip) tesbih edenlerden olmasaydı;
-
37:166
Sâffât: 166
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
(Evet) "Biziz, o (sürekli) tesbih (ve tenzih) ederek (Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirenler de) gerçekten biz olmaktayız."
-
38:18
Sâd: 18
اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ
Doğrusu Biz dağlara (ve madenlere Davud için) boyun eğdirdik, (ki bunlar) akşam ve sabah kendisiyle birlikte tesbih ediyor (Allah’ı anıyor)lardı. (Demircilik ve maden işlemeciliği konusunda ona yardımcı olunmaktaydı.)
-
38:19
Sâd: 19
وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ
Ve toplanıp gelen kuşları da (zikir yoldaşı yapmıştık). Ki, hepsi onunla (beraber Allah'ı tesbih etmek üzere uyum içinde Hakka) yöneliyor (huzura dalıyor)lardı.
-
39:75
Zümer: 75
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّٖينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَقٖيلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
(O süreçte) Sen melekleri de, Arş’ın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tesbih ederlerken göreceksin, (ve zaten görmektesin. Bugün gaybi olarak inanan mü’minler de ahirette bunları bizzat görecek ve izleyeceklerdir.) Artık (insanların) aralarında Hakk ile hüküm verilmiştir ve (mü’minlerce): "Âlemlerin Rabbine hamd olsun" denilerek (mahkeme kapatılmış ve şükran bayramı başlamıştır.)
-
40:7
Mü'min: 7
اَلَّذٖينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهٖ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُواۚ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذٖينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبٖيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ
(Meleklerden) Arş'ı yüklenip taşımakta olanlar (ve Allah’ın arş’ı olan mü'min ve müstakim gönüllere ulaşanlar) ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sarıverdin, (bu nedenle, küfür ve kötülükten samimiyetle) tevbekâr (kullara) ve Senin yoluna tâbi olan (müstakim ve mücahit insan)lara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru" (diye dualar yapılmaktadır.)
-
40:55
Mü'min: 55
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ
(Ey Nebim!) Şu halde Sen sabret (ve dayan ki); gerçekten Allah'ın va'adi Hakk’tır. Günahın için mağfiret dileyerek, akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih ederek (mü’minlere örnek olmalı ve rehberlik yapmalısın).
-
41:38
Fussilet: 38
فَاِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ
(Müşrikler ve münkirler) Şayet onlar (Allah’a ibadet ve teslimiyet konusunda kibirlenip) büyüklenecek olurlarsa (aldırma, çünkü bu kendilerini küçültmekten başka sonuç vermeyecektir. Zira) Rabbinin katında bulunan (nurani ve ruhani varlık)lar, (zaten) O'nu gece ve gündüz tesbih etmektedir ve (bundan dolayı kendilerine) bıkkınlık da gelmemektedir.
-
42:5
Şûrâ: 5
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
(Allah’ın azamet ve heybetinden) Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp-parçalanacak haldedirler, melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Dikkat ediniz (ve şunu iyi biliniz) ki; gerçekten Allah, (günahları) Bağışlayandır ve (kullarını) Esirgeyip merhamet edendir. (Yoksa inkârları ve isyanları sebebiyle dünyayı hemen yıkıverecektir!..)
-
48:9
Fetih: 9
لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
Ki (ey kullarım! Bu vesile ile siz) Allah’a ve Resulüne iman edesiniz, Onu savunup destekleyesiniz, Ona içtenlikle saygı gösterip (dinine ve davasına) yardım edesiniz (diyedir.) Ve sabah akşam (her yerde ve her halde) O'nu (hatırlayıp) tesbihle yüceltmeniz (ve O’nun emir ve hükümlerine göre hayat sürüp huzura ermeniz) içindir.
-
50:39
Kaf: 39
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
(Ey Resulüm!) Öyleyse Sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini Güneş’in doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (Sabah ve ikindi namazlarını kıl.)
-
50:40
Kaf: 40
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ
Gecenin bir bölümünde (yatsı namazını kıl) ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et. (Namaz sonrası tesbihat çok önemlidir.)
-
52:48
Tûr: 48
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حٖينَ تَقُومُۙ
(Ey Resulüm! Sen) Rabbinin hükmüne sabret, çünkü kesinlikle Sen (sürekli) gözlerimiz(in önün)desin. (Biz Seni her halde görüp gözetmekteyiz.) Ve her (ibadet ve hizmet için) kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et (ki kulluk bunu gerektirir.)
-
52:49
Tûr: 49
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ
Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih edip (yalvarın ve Rabbinize yönelin ki, ibadet Allah’la manevi münasebettir.)
-
56:74
Vâkıa: 74
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ۟
(Ey Resulüm!) Şu halde azamet (sonsuz kudret ve büyüklük) sahibi Rabbini (en yüce) ismiyle tesbih et (ve O’na ibadete yönel ki, bu kulluğun gereği ve Allah’la manevi münasebet vesilesidir).
-
56:96
Vâkıa: 96
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ
(Ey Resulüm, Sen ve ümmetin) Öyleyse İzzet ve Azamet sahibi Rabbini (her mübarek ve münezzeh) ismiyle tesbih edip (anın ve bütün ciddiyet ve gayretinizle ahirete hazırlanın)!
-
57:1
Hadid: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Göklerde ve yerkürede olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış gayeleri ve görevleri doğrultusunda hizmet yürütmekte)dirler. O, Üstün ve Güçlü (Azîz) olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
59:1
Haşr: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Göklerde ve yerkürede bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. (Her şey Allah’ın dilemesiyle, kendi yaratılış gayesini ve görevini yerine getirmektedir.) O, Üstün ve Güçlü olan (Azîz’dir), Hüküm ve Hikmet sahibidir. [Not: O (Allah) Azîz’dir (asla yenilmeyen ve baş edilmeyen güç ve şeref sahibidir), Hakîm’dir (her şeye hükmetmektedir ve her işini hikmetle=üstün bilgelikle yürütmektedir.)]
-
59:24
Haşr: 24
هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
O Allah ki, Hâlık’tır (her şeyi mükemmel yaratıp vücuda getirendir), Bârî’dir (her şeyi hiç yoktan ve en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir), Musavvir’dir (en uygun 'şekil ve suret' verendir). En güzel isimler O'na aittir. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. (O'nun şanını yüceltmektedir.) O, Azîz’dir, Hakîm’dir. (O mutlak Üstündür, tam Hüküm ve Hikmet sahibidir.)
-
61:1
Saff: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Göklerde olanlar da, yeryüzünde olanlar da (hepsi ve her şey) Allah'ı tesbih etmektedirler. (Her şey yaratılış gayesine uygun olarak hareket, hizmet ve doğal ibadet halindedirler.) O (Allah) Azîz’dir (asla yenilmeyen ve baş edilmeyen güç ve şeref sahibidir), Hakîm’dir (her şeye hükmetmektedir ve her işini hikmetle=üstün ve eşsiz bilgelikle yürütmektedir).
-
62:1
Cum'a: 1
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزٖيزِ الْحَكٖيمِ
Göklerde ve yerde olanların tümü, (yegâne) Melik (kâinatın ve mahlûkatın asıl hükümdarı); Kuddûs (her türlü noksanlık ve kusurdan münezzeh olan); Azîz (daima galip ve güçlü bulunan); Hakîm (hikmet ve hâkimiyet sahibi) olan Allah'ı tesbih etmektedirler.
-
64:1
Teğabün: 1
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ
Göklerde ve yeryüzünde olanların tümü Allah'ı tesbih etmekte (yaratılış görevlerini yerine getirmekte)dirler. Mülk (Kâinat ve Saltanat) O'na aittir, hamd (övgü) de O'nun içindir. O, her şeye güç yetirendir.
-
68:28
Kalem: 28
قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
(İçlerinde en makul) Mutedil (insaf ehli ve adaletli, orta halli) olan biri şunları söylemişti: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) tesbih edip yüceltmeniz (bunca nimet ve fazilete karşı Allah’ın ve yoksul kulların hakkını vermeniz) gerekmez miydi?"
-
68:29
Kalem: 29
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖينَ
(Sonunda artık faydasız bir nedametle:) "Rabbimiz Seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz" deyip (dizlerini dövmeye girişmişlerdi.)
-
69:52
Hâkka: 52
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ
Öyleyse, (Azamet ve Ululuk sahibi) büyük Rabbini ismiyle (yüce namına ve şanına yakışır şekilde) tesbih et! (Ve Allah’a teslimiyet göster ki hakiki kurtuluş, Kur’an’a uygun ibadet ve istikamettedir.)
-
76:26
İnsan: 26
وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا
Gecenin bir bölümünde O'na secde et (teheccüt namazıyla Rabbine yönel) ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et (ki huzura ve manevi doyuma ulaşasın).
-
87:1
A'lâ: 1
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ
(Ey Nebim ve Ümmeti!) Rabbinin Yüce ismini tesbih et. (Allah’ın her türlü noksanlık, haksızlık ve yanlışlıktan uzak bulunduğunu an ve anlat, ki O Rahim ve Rahman’dır.)
-
110:3
Nasr: 3
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
(O halde) Hemen Rabbini hamd ile tesbih et (çünkü zafer Allah’tandır) ve O'ndan mağfiret dile (çünkü cihad ve itaat konusunda eksikleriniz vardır ve zaferi kendinizden bilme gafletinden Allah’a sığınmalıdır). Şüphesiz O, (pişmanlık ve istiğfarı çokça kabul buyuran) Tevvab olandır.
-
3:41
Âl-i İmrân: 41
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزًاۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثٖيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
-
7:206
A'raf: 206
ساجد
اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ
-
13:13
Ra'd: 13
وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهٖ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خٖيفَتِهٖۚ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصٖيبُ بِهَا مَنْ يَشَٓاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِۚ وَهُوَ شَدٖيدُ الْمِحَالِۜ
-
15:98
Hicr: 98
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَۙ
-
17:44
İsrâ: 44
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبٖيحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَلٖيمًا غَفُورًا
-
19:11
Meryem: 11
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهٖ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
-
20:33
Taha: 33
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثٖيرًاۙ
-
20:130
Taha: 130
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
-
21:20
Enbiya: 20
يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
-
21:79
Enbiya: 79
فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمٰنَۚ وَكُلًّا اٰتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًاۘ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُ۫دَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَۜ وَكُنَّا فَاعِلٖينَ
-
24:36
Nur: 36
فٖي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فٖيهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ فٖيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ
-
24:41
Nur: 41
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَٓافَّاتٍۜ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبٖيحَهُۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
-
25:58
Furkan: 58
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذٖي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهٖۜ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖيرًاۚۛ
-
30:17
Rum: 17
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حٖينَ تُمْسُونَ وَحٖينَ تُصْبِحُونَ
-
32:15
Secde: 15
ساجد
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
-
33:42
Ahzâb: 42
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
-
34:10
Sebe': 10
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًاۜ يَا جِبَالُ اَوِّبٖي مَعَهُ وَالطَّيْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدٖيدَۙ
-
37:143
Sâffât: 143
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحٖينَۙ
-
37:166
Sâffât: 166
وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
-
38:18
Sâd: 18
اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ
-
38:19
Sâd: 19
وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ
-
39:75
Zümer: 75
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّٖينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَقٖيلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
-
40:7
Mü'min: 7
اَلَّذٖينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهٖ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُواۚ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذٖينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبٖيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ
-
40:55
Mü'min: 55
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ
-
41:38
Fussilet: 38
فَاِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ
-
42:5
Şûrâ: 5
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
-
48:9
Fetih: 9
لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
-
50:39
Kaf: 39
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
-
50:40
Kaf: 40
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ
-
52:48
Tûr: 48
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حٖينَ تَقُومُۙ
-
52:49
Tûr: 49
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ
-
56:74
Vâkıa: 74
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ۟
-
56:96
Vâkıa: 96
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ
-
57:1
Hadid: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
-
59:1
Haşr: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
-
59:24
Haşr: 24
هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
-
61:1
Saff: 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
-
62:1
Cum'a: 1
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزٖيزِ الْحَكٖيمِ
-
64:1
Teğabün: 1
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ
-
68:28
Kalem: 28
قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
-
68:29
Kalem: 29
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖينَ
-
69:52
Hâkka: 52
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ
-
76:26
İnsan: 26
وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا
-
87:1
A'lâ: 1
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ
-
110:3
Nasr: 3
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا