-
2:96
Bakara: 96
Andolsun, onları (Yahudileri ve Yahudileşmiş kimseleri) hayata (dünya rahatına ve çıkarına) karşı (diğer) insanlardan ve (hatta) şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulacaksın. (Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın arzusundadır; oysa bunca yaşaması (bile) onu azaptan kurtarmayacaktır. Allah, onların yapmakta olduklarını her halde Görendir (ve kayıt altına almaktadır).
-
4:48
Nisa: 48
Kesinlikle Allah, Kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı (diğer günahları) ise, dilediğini bağışlar. (Artık) Kim de Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş demektir.
-
6:19
En'am: 19
(Müşriklere sorup) De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey (geçerli ve güvenilir olarak) daha büyüktür?" (Ve yine cevap verip) De ki: “(Elbette) Allah(tır! O) Benimle sizin aranızda şahittir. Sizi -ve kime ulaşırsa herkesi- kendisiyle uyarmam için Bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğu (yalanına) siz mi şahitlik (iddia) ediyorsunuz?" De ki: "Ben (asla bu iftiraya) şehadet (ve kabul) etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan İlahtır ve gerçekten Ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."
-
6:22
En'am: 22
Onların tümünü toplayıp (hesaba çekeceğimiz) gün; ardından şirk koşanlara diyeceğiz ki: “Hani, nerede (Allah’ın dışında manevi bir güç ve yetki sahibi) sanıp da ortak koştuklarınız?”
-
6:41
En'am: 41
Hayır, (her dara düştüğünüzde) yalnızca O'nu (Allah'ı) çağırırsınız, dilerse (yalvarışınızı kabul edip) kendisini çağırdığınız şeyi (uğradığınız musibeti) açar (giderir) ve siz de şirk koşmakta olduklarınızı unutup bırakırsınız. (Allah’ın dışında herkesin ve her şeyin aciz ve çaresiz olduğunu anlarsınız.)
-
6:64
En'am: 64
De ki: “Ondan ve her türlü sıkıntıdan (stres ve bunalımdan) sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra (beladan kurtulunca) siz yine (gaflet ve nankörlükle) şirk koşmaktasınız.”
-
6:80
En'am: 80
Kavmi onunla çekişip-tartışmaya girince (onlara) dedi ki: "O beni doğru yola erdirmişken, siz (hâlâ) benimle Allah konusunda çekişip-tartışmaya mı girişiyorsunuz? (Oysa) Sizin O'na şirk koştuklarınızdan (tağutlardan ve putlaştırdığınız şahıslardan) ben (asla) korkmuyorum, ancak Allah'ın benim hakkımda (zarar ve sıkıntıdan) bir şey dilemesi başka. Rabbim, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"
-
6:81
En'am: 81
"Hem siz, O'nun; haklarında güçlü ve geçerli hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmaktan korkmazken, ben nasıl sizin şirk koştuklarınızdan korkarım? (Haydi söyleyiniz) Şu halde 'güvenlik içinde olmak bakımından' iki taraftan (Allah’a ve İslam’a inananlarla inkârcılardan) hangisi daha fazla hak sahibidir? Eğer (akıl edip) bilebilirseniz! (Karar veriniz!)"
-
6:88
En'am: 88
İşte bu, Allah'ın hidayeti (ve dosdoğru dini)dir; ki kullarından dilediğini (iman ve itaat edeni) bununla hidayete erdirir. Şayet onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olacaktı. (Peygamber çocuğu olmak onları kurtaramazdı.)
-
6:107
En'am: 107
Eğer Allah dileseydi (herkesi imana mecbur kılar) onlar da şirk koşmazlardı. Biz Seni onlar üzerinde bir gözetleyici bekçi (zorla İslam’a getirici) kılmadık; Sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin. (Suçları ve sorumlulukları kendilerine aittir.)
-
6:148
En'am: 148
Şirk koşanlar (Cenab-ı Hakkı suçlayarak) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." (Oysa) Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle (safsata ve saptırmalarla peygamberleri) yalanlamış (ve bahaneler uydurmuşlar)dı. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? (Hayır) Siz ancak zanna (asılsız kuruntulara) uymaktasınız ve siz ancak hayal kurup tahminle yalan söylersiniz."
-
7:33
A'raf: 33
De ki: "Rabbim kesinlikle ve sadece (şunları) haram kılmıştır; fahşayı (çirkin hayâsızlıkları, zinayı ve livatayı) -onlardan açıkta olanlarını ve gizli yapılanlarını-, (çeşitli) günahlara bulaşmayı, (devlete ve toplum düzenine karşı) haklı bir nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı', kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyleri (ve şahısları) Allah’a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz (asılsız) şeyleri konuşup uydurmayı (yasaklamıştır.)”
-
7:173
A'raf: 173
Ya da: "Bizden önce gerçekten atalarımız şirk koşmuşlardı, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız (bu nedenle onları takip ve taklit ederek sapıtmışız); işleri bâtıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin?" şeklinde (mazeret belirtmeyesiniz) diyedir.
-
7:190
A'raf: 190
Ama O (Allah, nihayet) onlara (Adem’in çocukları olan erkek ve kadınlara) salih ve sağlam (çocuklar) verince (ve sayıları çoğalıp bunlar Hakk’tan yüz çevirince Allah’ın), kendilerine verdiği (nimetlerle şımarıp) O’na ortaklar kılmaya başladılar. (Yani Ademoğulları, çocuklarının ve aile efradının rahatı ve çıkarı uğruna helâl-haram ölçülerini ve cihad -Hakk yolunda mücadele- hükümlerini hiçe saydılar. Oysa) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
-
7:191
A'raf: 191
Kendileri yaratılıp duran (veya elle yontulup yapılan) ve hiçbir şeyi yaratamayan (nesneleri ve kimseleri) mi (Allah'a) ortak koşuyorlar? (Bu açıkça bir gaflet ve cehalettir!)
-
7:192
A'raf: 192
Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeye (kâdirdir, hepsi de Allah’a karşı acizdir ve hiç hükmündedirler).
-
9:17
Tevbe: 17
(Kur’an’ın pek çok hükmünü ve İslami yükümlülüğünü kabul etmeyerek) Şirk koşanların (ama hâlâ Müslümanlık taslayan münafıkların), kendi inkârlarına bizzat kendileri şahitler iken, Allah'ın mescitlerini onarmaları (veya dini hizmet kurumları açmaları) olacak iş değildir. (Mutlaka şeytani bir hesapları vardır.) İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
-
9:31
Tevbe: 31
Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.
-
10:18
Yunus: 18
(Müşrikler şu kimselerdir ki) Allah'ı bırakıp (O’nun izni ve iradesi olmadan) kendilerine zarar veremeyecek ve yararları da erişmeyecek (olan) şeylere (sığınıp) kulluk ederler ve: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. (Onlara) De ki: “Siz, Allah'a, göklerde ve yerde O’nun (hâşâ) bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? (Hayır, siz açıkça yalan uyduruyor ve asılsız kuruntulara kapılıyorsunuz!) O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve Yücedir.”
-
10:28
Yunus: 28
O gün, onların (insanların) tümünü bir arada toplayacağız, sonra (imanlarına) şirk katanlara: "(Şimdi) Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinizden ayrılmayınız!" deyip (durduracağız). Artık onların (müşriklerle sahte şefaatçilerin, mü’minlerle münafıkların) arasını açmışızdır. Şirk koştukları (kimseler ve nesneler ise): “Siz bize ibadet ediyor değildiniz (kendi çıkarlarınızı gözetmekteydiniz)” diyerek (onları suçlayacaklardır).
-
10:34
Yunus: 34
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (putlarınızdan ve tağutlaştırdığınız şahıslardan; hiç benzeri olmayan herhangi bir canlıyı) ilk kez (yeniden) yaratıverecek, (öldükten) sonra da onu iade edecek (tekrar diriltecek) olan var mı?" De ki: (İşte) "Allah yaratmayı (örneksiz ve malzemesiz) başlatır, sonra onu (öldürüp dirilterek) iade eder (ve tekrar meydana çıkarır). Öyleyse nasıl (hâlâ imandan ve İslam’dan) çevriliyorsunuz?"
-
10:35
Yunus: 35
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (insanlara hidayet edip) Hakka ulaştırabilecek var mı?" (Cevap verip) De ki: "Hakka (doğruya) ulaştıracak (yalnız) Allah'tır. Öyleyse, Hakka (her konuda hayra ve doğruya) ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete (doğru yola) ulaşamayan mı? Peki o halde ne oluyor size, nasıl hükmediyor (ve yanlış kararlar veriyor)sunuz?"
-
10:66
Yunus: 66
Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim ve ne varsa, yerde kim ve ne varsa kesinlikle tümü Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar bile, (gerçekte) şirk koştukları varlıklara ve güçlere uymamaktadırlar. (Putlardan, tağutlardan ve süper Firavunlardan medet umanlar aslında boş hayallere kapılmaktadırlar.) Ve onlar sadece zanlarına ve kuruntularına tâbi olup saçmalamaktadırlar.
-
11:54
Hud: 54
“Biz (sana): Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır (demekten) başka bir şey de söylemeyiz!” (Hud AS) Dedi ki: “Ben kesinlikle Allah’ı şahit tutarım, siz de şahit olun ki, ben sizin (Allah’a) şirk koştuklarınızın (ve hâşâ O’nun ortağı ve hatırını kıramayacağı sandıklarınızın) hepsinden uzağım.”
-
12:38
Yusuf: 38
"Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un (Hakk) dinine (ve milletine) tâbi olup (gerçeğe ve huzura erdim. Hiçbir şekilde) ve hiçbir şeyle Allah'a şirk koşmamız bizim için olacak şey değildir. Bu (gerçek iman), bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu (maalesef) şükretmeyen (nankör kimseler)dir."
-
12:106
Yusuf: 106
Onların (gafil ve cahil insanlardan mü’min sanılanların) çoğu da ancak ortak koşarak (ve bir yönden mutlaka şirk katarak) Allah’a iman etmektedirler.
-
16:1
Nahl: 1
Allah'ın emri gelmiştir, (İslam Dini kemâle erdirilmiştir; hem kâfir zalimlere hem de mü’min mücahitlere va’ad olunan şeyler yaklaşıvermektedir.) Artık o konu(lar)da acele etmeyin (gerçekleşmesini hemen istemeyin). O (Allah), şirk koştukları şeylerden (ve her türlü eksiklikten) münezzehtir ve çok Yücedir.
-
16:2
Nahl: 2
(Allah elçi seçtiği) Kullarından dilediklerine; melekleri, Kendi emrinden olan ruh (Hz. Cebrail ve vahiy) ile; “Benden başka İlah yoktur, şu halde ancak Benden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının, şeklinde uyarın” diye indirir.
-
16:3
Nahl: 3
(Allah) Gökleri ve yeri Hakk ile (Kendi varlığını ve muhteşem sanatını göstersin diye) yarattı; (O, cahil ve gafil insanların) şirk koştukları şeylerden Yücedir.
-
16:35
Nahl: 35
(Zahiren Müslüman rolü oynayan, ama aslında) Şirk koşmakta olanlar: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiçbir şeye kulluk yapmazdık (asla Hakk’tan ve hayırdan sapmazdık); biz de, atalarımız da O'nsuz (O’nun izni ve iradesi olmadan) hiçbir şeyi haram kılmazdık (kaderimizde varmış” diyerek Allah'ı suçlamaya kalkışmışlardı). Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mıdır?
-
16:54
Nahl: 54
Sonra sizden o sıkıntıyı giderdiği zaman ise, (maalesef) içinizden birtakımı Rablerine (tekrar) şirk koşup durur.
-
16:86
Nahl: 86
O şirk koşanlar (ahirette) şirk koştukları (şeyleri ve kişileri) gördükleri zaman: “Rabbimiz, Seni bırakıp da tapındığımız ve yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır” diyecek (sorumluluktan ve cezadan sıyrılmaya yeltenecek)lerdir. (Onlar da bunlara:) “Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz. (Çünkü bizi kayırarak değil, kendi çıkarlarınızı kollayarak bize geldiniz)” diye bu sözü kendilerine (geri çevirip suçu onların) üzerlerine atıvereceklerdir.
-
27:63
Neml: 63
Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgârları müjde vericiler olarak gönderen mi (gerçek Hakk’tır ve hayırdır, yoksa putlarınız ve tağutlarınız mı?) Yine de, (şuursuz ve sorumsuz bir tavırla) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu ne sapkınlıktır!) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir (münezzeh olandır).
-
29:65
Ankebut: 65
Onlar (denizde ve gökyüzünde) gemiye bindikleri (ve tehlikeye girdikleri) zaman, dini sadece Allah’a has kılarak (canı gönülden) yalvarıp yakarmaktadırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen (yine gaflete dalıp) şirk koşmakta (ve nankörlük yapmaya başlamakta)dırlar.
-
30:33
Rum: 33
İnsanlara bir zarar ve sıkıntı dokunduğu zaman, “gönülden samimi bağlılar” olarak, Rablerine dua edip (yalvarmaktadırlar); sonra (Allah) Kendinden onlara bir rahmet (nimet ve rahatlık) tattırınca (bakarsın ki) onlardan bir fırka hemen (yine sapıtıp) Rablerine şirk koşmaktadırlar.
-
30:40
Rum: 40
(O) Allah (ki); sizi yaratıp (yoktan var etmekte), sonra size rızık verip (hayat sürdürmekte), sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi (ahiret hesabı ve hayatı için) diriltmektedir. (O şirk koştuğunuz veya şefaatçi olup sizi kurtaracağını savunduğunuz) Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O (Allah), şirk koştuklarından münezzeh ve Yüce olandır (Sübhan’dır).
-
31:13
Lokman: 13
Hani o vakit Lokman oğluna -öğüt vererek- demişti ki: “Ey oğlum (hiçbir şeyi ve hiçbir güç sahibini, sakın) Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten çok büyük bir zulüm (sayılacaktır).”
-
31:14
Lokman: 14
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) da emir ve tavsiye ettik. Çünkü annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (aylarca karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması ise, iki yıl içinde (tamamlanır). Bu nedenle ‘hem Bana, hem anne ve babana şükret ki, dönüş yalnız Banadır.’ (Şükür mü, nankörlük mü yaptığınızın hesabı sorulacaktır.)
-
31:15
Lokman: 15
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban), hakkında bir bilgin olmayan şeyi (körü körüne) Bana şirk koşman (ve isyana kalkışman) için, sana karşı (mücadele edip) çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme; (onların isteği için Benim emrimi terk etmek, şirktir! Ama) dünya (hayatın)da onları iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplenip (anne babanla iyi geçin) ve Bana 'gönülden-katıksız olarak yönelen' kimselerin (inabe ve itaat edenlerin) yoluna tâbi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, böylece Ben de size bütün yaptıklarınızı haber verip (hatırlatacağım).
-
39:65
Zümer: 65
Andolsun, Sana ve Senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette Sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”
-
39:67
Zümer: 67
(İnkârcılar, münafıklar ve DEİST sapkınlar) Onlar Allah’ın kadr-u kıymetini hakkıyla takdir edemediler. (Yaratılış sırrını ve kulluk imtihan programını bilemediler.) Oysa kıyamet günü yer (Dünya) bütünüyle O’nun (kudret) avucundadır; gökler de (film şeridi gibi) sağ eliyle dürülüp bükülmüş (bulunmaktadır. Yani bütün hayat, tabiat ve kâinat, ruh ekranımıza yansıtılan kader filminin görüntüleri olmaktadır.) O (Allah CC), onların şirk koştuklarından münezzeh ve yüce konumdadır.
-
40:42
Mü'min: 42
"Siz beni Allah'a (karşı) inkâr etmeye (nankörlüğe) ve hakkında bilgim olmayan (ve vicdanıma oturmayan) şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, çokça bağışlayan (Allah')a davet ediyorum."
-
40:73
Mü'min: 73
Sonra onlara (müşriklere ve sahte şefaatçiler edinenlere) denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız (hani) nerede (niye yardımınıza gelmemektedirler)?”
-
40:84
Mü'min: 84
(Ama ne var ki) Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman: "Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri de inkâr ettik" diyeceklerdir (lâkin iş işten geçmiştir).
-
52:43
Tûr: 43
Yoksa onların, Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var (ki ona güvenip isyan edilmektedir)? (Oysa) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
-
59:23
Haşr: 23
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir (Gerçek Sultan ve Hükümrandır); Kuddûs'tür (Her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır); Selâm'dır (Kullarını selamet ve esenlikte tutandır); Mü'min'dir (İman ehlini Adalet Düzeniyle huzur ve emniyete ulaştırandır); Müheymin'dir (Himaye edip kollayan, gözetip koruyandır); Azîz'dir (Sonsuz üstünlüğe sahip olandır); Cebbâr'dır (Her istediğini mutlaka ve zorla yaptırandır); Mütekebbir'dir (Büyüklük ve Ululuk O’nun şanıdır). Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.
-
2:96
Bakara: 96
وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلٰى حَيٰوةٍۚ وَمِنَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا يَوَدُّ اَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ اَلْفَ سَنَةٍۚ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهٖ مِنَ الْعَذَابِ اَنْ يُعَمَّرَۜ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ۟
Andolsun, onları (Yahudileri ve Yahudileşmiş kimseleri) hayata (dünya rahatına ve çıkarına) karşı (diğer) insanlardan ve (hatta) şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulacaksın. (Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın arzusundadır; oysa bunca yaşaması (bile) onu azaptan kurtarmayacaktır. Allah, onların yapmakta olduklarını her halde Görendir (ve kayıt altına almaktadır).
-
4:48
Nisa: 48
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰٓى اِثْمًا عَظٖيمًا
Kesinlikle Allah, Kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı (diğer günahları) ise, dilediğini bağışlar. (Artık) Kim de Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş demektir.
-
6:19
En'am: 19
قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ
(Müşriklere sorup) De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey (geçerli ve güvenilir olarak) daha büyüktür?" (Ve yine cevap verip) De ki: “(Elbette) Allah(tır! O) Benimle sizin aranızda şahittir. Sizi -ve kime ulaşırsa herkesi- kendisiyle uyarmam için Bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğu (yalanına) siz mi şahitlik (iddia) ediyorsunuz?" De ki: "Ben (asla bu iftiraya) şehadet (ve kabul) etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan İlahtır ve gerçekten Ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."
-
6:22
En'am: 22
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُٓوا اَيْنَ شُرَكَٓاؤُ۬كُمُ الَّذٖينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ
Onların tümünü toplayıp (hesaba çekeceğimiz) gün; ardından şirk koşanlara diyeceğiz ki: “Hani, nerede (Allah’ın dışında manevi bir güç ve yetki sahibi) sanıp da ortak koştuklarınız?”
-
6:41
En'am: 41
بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَٓاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ۟
Hayır, (her dara düştüğünüzde) yalnızca O'nu (Allah'ı) çağırırsınız, dilerse (yalvarışınızı kabul edip) kendisini çağırdığınız şeyi (uğradığınız musibeti) açar (giderir) ve siz de şirk koşmakta olduklarınızı unutup bırakırsınız. (Allah’ın dışında herkesin ve her şeyin aciz ve çaresiz olduğunu anlarsınız.)
-
6:64
En'am: 64
قُلِ اللّٰهُ يُنَجّٖيكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ اَنْتُمْ تُشْرِكُونَ
De ki: “Ondan ve her türlü sıkıntıdan (stres ve bunalımdan) sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra (beladan kurtulunca) siz yine (gaflet ve nankörlükle) şirk koşmaktasınız.”
-
6:80
En'am: 80
وَحَٓاجَّهُ قَوْمُهُۜ قَالَ اَتُحَٓاجُّٓونّٖي فِي اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينِۜ وَلَٓا اَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ رَبّٖي شَيْـًٔاۜ وَسِعَ رَبّٖي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًاۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
Kavmi onunla çekişip-tartışmaya girince (onlara) dedi ki: "O beni doğru yola erdirmişken, siz (hâlâ) benimle Allah konusunda çekişip-tartışmaya mı girişiyorsunuz? (Oysa) Sizin O'na şirk koştuklarınızdan (tağutlardan ve putlaştırdığınız şahıslardan) ben (asla) korkmuyorum, ancak Allah'ın benim hakkımda (zarar ve sıkıntıdan) bir şey dilemesi başka. Rabbim, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"
-
6:81
En'am: 81
وَكَيْفَ اَخَافُ مَٓا اَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ اَنَّكُمْ اَشْرَكْتُمْ بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًاۜ فَاَيُّ الْفَرٖيقَيْنِ اَحَقُّ بِالْاَمْنِۚ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۢ
"Hem siz, O'nun; haklarında güçlü ve geçerli hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmaktan korkmazken, ben nasıl sizin şirk koştuklarınızdan korkarım? (Haydi söyleyiniz) Şu halde 'güvenlik içinde olmak bakımından' iki taraftan (Allah’a ve İslam’a inananlarla inkârcılardan) hangisi daha fazla hak sahibidir? Eğer (akıl edip) bilebilirseniz! (Karar veriniz!)"
-
6:88
En'am: 88
ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْدٖي بِهٖ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖۜ وَلَوْ اَشْرَكُوا لَحَبِطَ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
İşte bu, Allah'ın hidayeti (ve dosdoğru dini)dir; ki kullarından dilediğini (iman ve itaat edeni) bununla hidayete erdirir. Şayet onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olacaktı. (Peygamber çocuğu olmak onları kurtaramazdı.)
-
6:107
En'am: 107
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكُواۜ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفٖيظًاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكٖيلٍ
Eğer Allah dileseydi (herkesi imana mecbur kılar) onlar da şirk koşmazlardı. Biz Seni onlar üzerinde bir gözetleyici bekçi (zorla İslam’a getirici) kılmadık; Sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin. (Suçları ve sorumlulukları kendilerine aittir.)
-
6:148
En'am: 148
سَيَقُولُ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكْنَا وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتّٰى ذَاقُوا بَأْسَنَاۜ قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَاۜ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَخْرُصُونَ
Şirk koşanlar (Cenab-ı Hakkı suçlayarak) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız; ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık." (Oysa) Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle (safsata ve saptırmalarla peygamberleri) yalanlamış (ve bahaneler uydurmuşlar)dı. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? (Hayır) Siz ancak zanna (asılsız kuruntulara) uymaktasınız ve siz ancak hayal kurup tahminle yalan söylersiniz."
-
7:33
A'raf: 33
قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ سُلْطَانًا وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
De ki: "Rabbim kesinlikle ve sadece (şunları) haram kılmıştır; fahşayı (çirkin hayâsızlıkları, zinayı ve livatayı) -onlardan açıkta olanlarını ve gizli yapılanlarını-, (çeşitli) günahlara bulaşmayı, (devlete ve toplum düzenine karşı) haklı bir nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı', kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyleri (ve şahısları) Allah’a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz (asılsız) şeyleri konuşup uydurmayı (yasaklamıştır.)”
-
7:173
A'raf: 173
اَوْ تَقُولُٓوا اِنَّمَٓا اَشْرَكَ اٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْۚ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ
Ya da: "Bizden önce gerçekten atalarımız şirk koşmuşlardı, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız (bu nedenle onları takip ve taklit ederek sapıtmışız); işleri bâtıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin?" şeklinde (mazeret belirtmeyesiniz) diyedir.
-
7:190
A'raf: 190
فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحًا جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ فٖيمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Ama O (Allah, nihayet) onlara (Adem’in çocukları olan erkek ve kadınlara) salih ve sağlam (çocuklar) verince (ve sayıları çoğalıp bunlar Hakk’tan yüz çevirince Allah’ın), kendilerine verdiği (nimetlerle şımarıp) O’na ortaklar kılmaya başladılar. (Yani Ademoğulları, çocuklarının ve aile efradının rahatı ve çıkarı uğruna helâl-haram ölçülerini ve cihad -Hakk yolunda mücadele- hükümlerini hiçe saydılar. Oysa) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
-
7:191
A'raf: 191
اَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَۘ
Kendileri yaratılıp duran (veya elle yontulup yapılan) ve hiçbir şeyi yaratamayan (nesneleri ve kimseleri) mi (Allah'a) ortak koşuyorlar? (Bu açıkça bir gaflet ve cehalettir!)
-
7:192
A'raf: 192
وَلَا يَسْتَطٖيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeye (kâdirdir, hepsi de Allah’a karşı acizdir ve hiç hükmündedirler).
-
9:17
Tevbe: 17
مَا كَانَ لِلْمُشْرِكٖينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِدٖينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ
(Kur’an’ın pek çok hükmünü ve İslami yükümlülüğünü kabul etmeyerek) Şirk koşanların (ama hâlâ Müslümanlık taslayan münafıkların), kendi inkârlarına bizzat kendileri şahitler iken, Allah'ın mescitlerini onarmaları (veya dini hizmet kurumları açmaları) olacak iş değildir. (Mutlaka şeytani bir hesapları vardır.) İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
-
9:31
Tevbe: 31
اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Onlar, Allah'ı bırakıp (Allah’ın velisi ve şefaatçisi zannettikleri) bilginlerini ve rahiplerini (yaratıcı ve yarar sağlayıcı) rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de (ilahlaştırıp küfre düştüler). Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. (Çünkü) O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir.
-
10:18
Yunus: 18
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُفَعَٓاؤُ۬نَا عِنْدَ اللّٰهِۜ قُلْ اَتُنَبِّؤُ۫نَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
(Müşrikler şu kimselerdir ki) Allah'ı bırakıp (O’nun izni ve iradesi olmadan) kendilerine zarar veremeyecek ve yararları da erişmeyecek (olan) şeylere (sığınıp) kulluk ederler ve: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. (Onlara) De ki: “Siz, Allah'a, göklerde ve yerde O’nun (hâşâ) bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? (Hayır, siz açıkça yalan uyduruyor ve asılsız kuruntulara kapılıyorsunuz!) O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve Yücedir.”
-
10:28
Yunus: 28
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ
O gün, onların (insanların) tümünü bir arada toplayacağız, sonra (imanlarına) şirk katanlara: "(Şimdi) Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinizden ayrılmayınız!" deyip (durduracağız). Artık onların (müşriklerle sahte şefaatçilerin, mü’minlerle münafıkların) arasını açmışızdır. Şirk koştukları (kimseler ve nesneler ise): “Siz bize ibadet ediyor değildiniz (kendi çıkarlarınızı gözetmekteydiniz)” diyerek (onları suçlayacaklardır).
-
10:34
Yunus: 34
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (putlarınızdan ve tağutlaştırdığınız şahıslardan; hiç benzeri olmayan herhangi bir canlıyı) ilk kez (yeniden) yaratıverecek, (öldükten) sonra da onu iade edecek (tekrar diriltecek) olan var mı?" De ki: (İşte) "Allah yaratmayı (örneksiz ve malzemesiz) başlatır, sonra onu (öldürüp dirilterek) iade eder (ve tekrar meydana çıkarır). Öyleyse nasıl (hâlâ imandan ve İslam’dan) çevriliyorsunuz?"
-
10:35
Yunus: 35
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْدٖي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّٖٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan (insanlara hidayet edip) Hakka ulaştırabilecek var mı?" (Cevap verip) De ki: "Hakka (doğruya) ulaştıracak (yalnız) Allah'tır. Öyleyse, Hakka (her konuda hayra ve doğruya) ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete (doğru yola) ulaşamayan mı? Peki o halde ne oluyor size, nasıl hükmediyor (ve yanlış kararlar veriyor)sunuz?"
-
10:66
Yunus: 66
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim ve ne varsa, yerde kim ve ne varsa kesinlikle tümü Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar bile, (gerçekte) şirk koştukları varlıklara ve güçlere uymamaktadırlar. (Putlardan, tağutlardan ve süper Firavunlardan medet umanlar aslında boş hayallere kapılmaktadırlar.) Ve onlar sadece zanlarına ve kuruntularına tâbi olup saçmalamaktadırlar.
-
11:54
Hud: 54
اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍۜ قَالَ اِنّٖٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُٓوا اَنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۙ
“Biz (sana): Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır (demekten) başka bir şey de söylemeyiz!” (Hud AS) Dedi ki: “Ben kesinlikle Allah’ı şahit tutarım, siz de şahit olun ki, ben sizin (Allah’a) şirk koştuklarınızın (ve hâşâ O’nun ortağı ve hatırını kıramayacağı sandıklarınızın) hepsinden uzağım.”
-
12:38
Yusuf: 38
وَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ اٰبَٓاءٖٓي اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ مَا كَانَ لَنَٓا اَنْ نُشْرِكَ بِاللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ ذٰلِكَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ عَلَيْنَا وَعَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
"Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un (Hakk) dinine (ve milletine) tâbi olup (gerçeğe ve huzura erdim. Hiçbir şekilde) ve hiçbir şeyle Allah'a şirk koşmamız bizim için olacak şey değildir. Bu (gerçek iman), bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu (maalesef) şükretmeyen (nankör kimseler)dir."
-
12:106
Yusuf: 106
وَمَا يُؤْمِنُ اَكْثَرُهُمْ بِاللّٰهِ اِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ
Onların (gafil ve cahil insanlardan mü’min sanılanların) çoğu da ancak ortak koşarak (ve bir yönden mutlaka şirk katarak) Allah’a iman etmektedirler.
-
16:1
Nahl: 1
اَتٰٓى اَمْرُ اللّٰهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
Allah'ın emri gelmiştir, (İslam Dini kemâle erdirilmiştir; hem kâfir zalimlere hem de mü’min mücahitlere va’ad olunan şeyler yaklaşıvermektedir.) Artık o konu(lar)da acele etmeyin (gerçekleşmesini hemen istemeyin). O (Allah), şirk koştukları şeylerden (ve her türlü eksiklikten) münezzehtir ve çok Yücedir.
-
16:2
Nahl: 2
يُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖٓ اَنْ اَنْذِرُٓوا اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاتَّقُونِ
(Allah elçi seçtiği) Kullarından dilediklerine; melekleri, Kendi emrinden olan ruh (Hz. Cebrail ve vahiy) ile; “Benden başka İlah yoktur, şu halde ancak Benden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının, şeklinde uyarın” diye indirir.
-
16:3
Nahl: 3
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ تَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
(Allah) Gökleri ve yeri Hakk ile (Kendi varlığını ve muhteşem sanatını göstersin diye) yarattı; (O, cahil ve gafil insanların) şirk koştukları şeylerden Yücedir.
-
16:35
Nahl: 35
وَقَالَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا عَبَدْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَيْءٍ نَحْنُ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ فَعَلَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ
(Zahiren Müslüman rolü oynayan, ama aslında) Şirk koşmakta olanlar: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiçbir şeye kulluk yapmazdık (asla Hakk’tan ve hayırdan sapmazdık); biz de, atalarımız da O'nsuz (O’nun izni ve iradesi olmadan) hiçbir şeyi haram kılmazdık (kaderimizde varmış” diyerek Allah'ı suçlamaya kalkışmışlardı). Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mıdır?
-
16:54
Nahl: 54
ثُمَّ اِذَا كَشَفَ الضُّرَّ عَنْكُمْ اِذَا فَرٖيقٌ مِنْكُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ
Sonra sizden o sıkıntıyı giderdiği zaman ise, (maalesef) içinizden birtakımı Rablerine (tekrar) şirk koşup durur.
-
16:86
Nahl: 86
وَاِذَا رَاَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا شُرَكَٓاءَهُمْ قَالُوا رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُرَكَٓاؤُ۬نَا الَّذٖينَ كُنَّا نَدْعُوا مِنْ دُونِكَۚ فَاَلْقَوْا اِلَيْهِمُ الْقَوْلَ اِنَّكُمْ لَكَاذِبُونَۚ
O şirk koşanlar (ahirette) şirk koştukları (şeyleri ve kişileri) gördükleri zaman: “Rabbimiz, Seni bırakıp da tapındığımız ve yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır” diyecek (sorumluluktan ve cezadan sıyrılmaya yeltenecek)lerdir. (Onlar da bunlara:) “Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz. (Çünkü bizi kayırarak değil, kendi çıkarlarınızı kollayarak bize geldiniz)” diye bu sözü kendilerine (geri çevirip suçu onların) üzerlerine atıvereceklerdir.
-
27:63
Neml: 63
اَمَّنْ يَهْدٖيكُمْ فٖي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَنْ يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهٖۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ تَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَۜ
Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgârları müjde vericiler olarak gönderen mi (gerçek Hakk’tır ve hayırdır, yoksa putlarınız ve tağutlarınız mı?) Yine de, (şuursuz ve sorumsuz bir tavırla) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu ne sapkınlıktır!) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir (münezzeh olandır).
-
29:65
Ankebut: 65
فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ
Onlar (denizde ve gökyüzünde) gemiye bindikleri (ve tehlikeye girdikleri) zaman, dini sadece Allah’a has kılarak (canı gönülden) yalvarıp yakarmaktadırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen (yine gaflete dalıp) şirk koşmakta (ve nankörlük yapmaya başlamakta)dırlar.
-
30:33
Rum: 33
وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُنٖيبٖينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَرٖيقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ
İnsanlara bir zarar ve sıkıntı dokunduğu zaman, “gönülden samimi bağlılar” olarak, Rablerine dua edip (yalvarmaktadırlar); sonra (Allah) Kendinden onlara bir rahmet (nimet ve rahatlık) tattırınca (bakarsın ki) onlardan bir fırka hemen (yine sapıtıp) Rablerine şirk koşmaktadırlar.
-
30:40
Rum: 40
اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيٖيكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟
(O) Allah (ki); sizi yaratıp (yoktan var etmekte), sonra size rızık verip (hayat sürdürmekte), sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi (ahiret hesabı ve hayatı için) diriltmektedir. (O şirk koştuğunuz veya şefaatçi olup sizi kurtaracağını savunduğunuz) Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O (Allah), şirk koştuklarından münezzeh ve Yüce olandır (Sübhan’dır).
-
31:13
Lokman: 13
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Hani o vakit Lokman oğluna -öğüt vererek- demişti ki: “Ey oğlum (hiçbir şeyi ve hiçbir güç sahibini, sakın) Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten çok büyük bir zulüm (sayılacaktır).”
-
31:14
Lokman: 14
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فٖي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ لٖي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَصٖيرُ
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) da emir ve tavsiye ettik. Çünkü annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (aylarca karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması ise, iki yıl içinde (tamamlanır). Bu nedenle ‘hem Bana, hem anne ve babana şükret ki, dönüş yalnız Banadır.’ (Şükür mü, nankörlük mü yaptığınızın hesabı sorulacaktır.)
-
31:15
Lokman: 15
وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ بٖي مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًاۘ وَاتَّبِعْ سَبٖيلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban), hakkında bir bilgin olmayan şeyi (körü körüne) Bana şirk koşman (ve isyana kalkışman) için, sana karşı (mücadele edip) çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme; (onların isteği için Benim emrimi terk etmek, şirktir! Ama) dünya (hayatın)da onları iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplenip (anne babanla iyi geçin) ve Bana 'gönülden-katıksız olarak yönelen' kimselerin (inabe ve itaat edenlerin) yoluna tâbi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, böylece Ben de size bütün yaptıklarınızı haber verip (hatırlatacağım).
-
39:65
Zümer: 65
وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
Andolsun, Sana ve Senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette Sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”
-
39:67
Zümer: 67
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖۗ وَالْاَرْضُ جَمٖيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
(İnkârcılar, münafıklar ve DEİST sapkınlar) Onlar Allah’ın kadr-u kıymetini hakkıyla takdir edemediler. (Yaratılış sırrını ve kulluk imtihan programını bilemediler.) Oysa kıyamet günü yer (Dünya) bütünüyle O’nun (kudret) avucundadır; gökler de (film şeridi gibi) sağ eliyle dürülüp bükülmüş (bulunmaktadır. Yani bütün hayat, tabiat ve kâinat, ruh ekranımıza yansıtılan kader filminin görüntüleri olmaktadır.) O (Allah CC), onların şirk koştuklarından münezzeh ve yüce konumdadır.
-
40:42
Mü'min: 42
تَدْعُونَنٖي لِاَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَاُشْرِكَ بِهٖ مَا لَيْسَ لٖي بِهٖ عِلْمٌۘ وَاَنَا۬ اَدْعُوكُمْ اِلَى الْعَزٖيزِ الْغَفَّارِ
"Siz beni Allah'a (karşı) inkâr etmeye (nankörlüğe) ve hakkında bilgim olmayan (ve vicdanıma oturmayan) şeyleri O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, çokça bağışlayan (Allah')a davet ediyorum."
-
40:73
Mü'min: 73
ثُمَّ قٖيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ
Sonra onlara (müşriklere ve sahte şefaatçiler edinenlere) denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız (hani) nerede (niye yardımınıza gelmemektedirler)?”
-
40:84
Mü'min: 84
فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهٖ مُشْرِكٖينَ
(Ama ne var ki) Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman: "Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri de inkâr ettik" diyeceklerdir (lâkin iş işten geçmiştir).
-
52:43
Tûr: 43
اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Yoksa onların, Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var (ki ona güvenip isyan edilmektedir)? (Oysa) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
-
59:23
Haşr: 23
هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزٖيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir (Gerçek Sultan ve Hükümrandır); Kuddûs'tür (Her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır); Selâm'dır (Kullarını selamet ve esenlikte tutandır); Mü'min'dir (İman ehlini Adalet Düzeniyle huzur ve emniyete ulaştırandır); Müheymin'dir (Himaye edip kollayan, gözetip koruyandır); Azîz'dir (Sonsuz üstünlüğe sahip olandır); Cebbâr'dır (Her istediğini mutlaka ve zorla yaptırandır); Mütekebbir'dir (Büyüklük ve Ululuk O’nun şanıdır). Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.
-
2:96
Bakara: 96
وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلٰى حَيٰوةٍۚ وَمِنَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا يَوَدُّ اَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ اَلْفَ سَنَةٍۚ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهٖ مِنَ الْعَذَابِ اَنْ يُعَمَّرَۜ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ۟
-
4:48
Nisa: 48
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰٓى اِثْمًا عَظٖيمًا
-
6:19
En'am: 19
قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَۜ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ
-
6:22
En'am: 22
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُٓوا اَيْنَ شُرَكَٓاؤُ۬كُمُ الَّذٖينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ
-
6:41
En'am: 41
بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَٓاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ۟
-
6:64
En'am: 64
قُلِ اللّٰهُ يُنَجّٖيكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ اَنْتُمْ تُشْرِكُونَ
-
6:80
En'am: 80
وَحَٓاجَّهُ قَوْمُهُۜ قَالَ اَتُحَٓاجُّٓونّٖي فِي اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينِۜ وَلَٓا اَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ رَبّٖي شَيْـًٔاۜ وَسِعَ رَبّٖي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًاۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
-
6:81
En'am: 81
وَكَيْفَ اَخَافُ مَٓا اَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ اَنَّكُمْ اَشْرَكْتُمْ بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًاۜ فَاَيُّ الْفَرٖيقَيْنِ اَحَقُّ بِالْاَمْنِۚ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۢ
-
6:88
En'am: 88
ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْدٖي بِهٖ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖۜ وَلَوْ اَشْرَكُوا لَحَبِطَ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
-
6:107
En'am: 107
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكُواۜ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفٖيظًاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكٖيلٍ
-
6:148
En'am: 148
سَيَقُولُ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكْنَا وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتّٰى ذَاقُوا بَأْسَنَاۜ قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَاۜ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَخْرُصُونَ
-
7:33
A'raf: 33
قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ سُلْطَانًا وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
-
7:173
A'raf: 173
اَوْ تَقُولُٓوا اِنَّمَٓا اَشْرَكَ اٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْۚ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ
-
7:190
A'raf: 190
فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمَا صَالِحًا جَعَلَا لَهُ شُرَكَٓاءَ فٖيمَٓا اٰتٰيهُمَاۚ فَتَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
7:191
A'raf: 191
اَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَۘ
-
7:192
A'raf: 192
وَلَا يَسْتَطٖيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
-
9:17
Tevbe: 17
مَا كَانَ لِلْمُشْرِكٖينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِدٖينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ
-
9:31
Tevbe: 31
اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهًا وَاحِدًاۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
10:18
Yunus: 18
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُفَعَٓاؤُ۬نَا عِنْدَ اللّٰهِۜ قُلْ اَتُنَبِّؤُ۫نَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
10:28
Yunus: 28
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ
-
10:34
Yunus: 34
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ
-
10:35
Yunus: 35
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْدٖي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْدٖٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّٖٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
-
10:66
Yunus: 66
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ
-
11:54
Hud: 54
اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُٓوءٍۜ قَالَ اِنّٖٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُٓوا اَنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۙ
-
12:38
Yusuf: 38
وَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ اٰبَٓاءٖٓي اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ مَا كَانَ لَنَٓا اَنْ نُشْرِكَ بِاللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ ذٰلِكَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ عَلَيْنَا وَعَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
-
12:106
Yusuf: 106
وَمَا يُؤْمِنُ اَكْثَرُهُمْ بِاللّٰهِ اِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ
-
16:1
Nahl: 1
اَتٰٓى اَمْرُ اللّٰهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
16:2
Nahl: 2
يُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖٓ اَنْ اَنْذِرُٓوا اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاتَّقُونِ
-
16:3
Nahl: 3
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ تَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
16:35
Nahl: 35
وَقَالَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا عَبَدْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَيْءٍ نَحْنُ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ دُونِهٖ مِنْ شَيْءٍۜ كَذٰلِكَ فَعَلَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ
-
16:54
Nahl: 54
ثُمَّ اِذَا كَشَفَ الضُّرَّ عَنْكُمْ اِذَا فَرٖيقٌ مِنْكُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ
-
16:86
Nahl: 86
وَاِذَا رَاَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا شُرَكَٓاءَهُمْ قَالُوا رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُرَكَٓاؤُ۬نَا الَّذٖينَ كُنَّا نَدْعُوا مِنْ دُونِكَۚ فَاَلْقَوْا اِلَيْهِمُ الْقَوْلَ اِنَّكُمْ لَكَاذِبُونَۚ
-
27:63
Neml: 63
اَمَّنْ يَهْدٖيكُمْ فٖي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَنْ يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهٖۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ تَعَالَى اللّٰهُ عَمَّا يُشْرِكُونَۜ
-
29:65
Ankebut: 65
فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ
-
30:33
Rum: 33
وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُنٖيبٖينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَرٖيقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ
-
30:40
Rum: 40
اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيٖيكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟
-
31:13
Lokman: 13
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
-
31:14
Lokman: 14
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فٖي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ لٖي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَصٖيرُ
-
31:15
Lokman: 15
وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ بٖي مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًاۘ وَاتَّبِعْ سَبٖيلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
-
39:65
Zümer: 65
وَلَقَدْ اُو۫حِيَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
-
39:67
Zümer: 67
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖۗ وَالْاَرْضُ جَمٖيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
40:42
Mü'min: 42
تَدْعُونَنٖي لِاَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَاُشْرِكَ بِهٖ مَا لَيْسَ لٖي بِهٖ عِلْمٌۘ وَاَنَا۬ اَدْعُوكُمْ اِلَى الْعَزٖيزِ الْغَفَّارِ
-
40:73
Mü'min: 73
ثُمَّ قٖيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ
-
40:84
Mü'min: 84
فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهٖ مُشْرِكٖينَ
-
52:43
Tûr: 43
اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
-
59:23
Haşr: 23
هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزٖيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ