Sünnetullah (Ezeli takdir kanunları)

  • 3:137 Âl-i İmrân: 137

    Sizden önce de (Sünnetullah-İlahi adalet ve imtihan gereği) nice süreçler ve hadiseler gelip geçti. Yeryüzünde (ibret için) gezip dolaşın da (Allah’ın hüküm ve haberlerini) yalanlayıcıların (ve isyankâr mücrim kulların) sonlarının nasıl olduğunu görüverin!

  • 7:185 A'raf: 185

    Onlar, göklerin ve yerin melekûtuna (kâinatın ve tabiatın bağlı oldukları İlahi kudret ve kanunlara) ve Allah’ın yarattığı (bütün) eşyaya (tüm varlıklara…) Ve (kesin bir) ihtimalle, ecellerinin (ölüm gelip bu dünyadan göçmelerinin) de pek yakın olduğuna (hiç) bakmıyorlar mı? Bundan (Kur'an’dan) sonra onlar artık hangi söze inanacaklardır?

  • 8:38 Enfâl: 38

    O inkâr edenlere de ki: “Eğer (küfür ve kötülükten) vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları kötü) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine (şirke) dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet (İlahi musibet ve felaket), muhakkak (onların da başından) geçmiş olacaktır.”

  • 15:13 Hicr: 13

    Evvelkilerin (daha önceki sapkın kavimlerin) sünneti (hak ettikleri musibetleri ve ibretlik akıbetleri) geçmişken (ve haberleri kendilerine verilmişken) onlar hâlâ buna (Kur’an’a) iman etmemektedirler.

  • 17:77 İsrâ: 77

    (Bu hicret ve zahmet) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin de (tâbi oldukları) bir Sünnet(ullahtır ve imtihan şartlarındandır). Bizim kanunumuzda (sünnetimizde) bir değişiklik bulamazsın.

  • 18:55 Kehf: 55

    Kendilerine hidayet geldiği (Peygamber ve Kitap gönderildiği) zaman, (genellikle) insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey; ancak evvelkilerin sünnetinin (geçmiş ümmetlerin hak ettikleri felaketin) kendilerine de gelmesini (istemeleri; yani “Bize hiçbir musibet erişmeyecek” gafletine düşmeleri) veya azabın onları ansızın yetişip enselemesi(ni beklemeleri)dir.

  • 33:38 Ahzâb: 38

    Allah'ın kendisine farz kıldığı (ve helâl saydığı) bir şey(i yerine getirme)de Peygamber üzerine hiçbir (vebal) sıkıntı ve sorumluluk yoktur (ve bundan dolayı kınanması çirkindir ve cehalettir.) Daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın sünneti (uyguladığı prensibi de) budur. Allah’ın emri; (bütün işleri ve hükümleri, ölçüyle tanzim ve) takdir edilmiş bir kaderdir. (Bunun değiştirilmesi ve geciktirilmesi mümkün değildir.)

  • 33:62 Ahzâb: 62

    (Bu) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünneti (ve değişmez sistemi)dir. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. (Allah’ın doğal ve sosyal kanunları her zaman geçerlidir ve yürürlüktedir.)

  • 35:43 Fâtır: 43

    (Üstelik) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp planlayarak (Elçiye ve Hakk davetçiye karşı çıkmışlardı). Oysa kötü niyetli hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmayacaktı. Onlar (kendileri gibi hile ve tuzak kuran) önceki kavimlerin kanunundan (ve onların çarptırıldığı cezadan) başkasını mı bekliyorlardı? (Veya hile ve hıyanetleri yanlarına kâr mı kalacak zannediyorlardı? Oysa) Allah’ın sünnetinde (ezeli takdir ve adalet prensiplerinde ve hikmet projelerinde) asla bir değişme-başkalaşma bulamazsın ve Allah’ın sünnetinde (tabii ve takdiri yasalar sisteminde) kesinlikle bir sapma ve caymaya rastlayamazsın.

  • 40:85 Mü'min: 85

    (Evet) Artık Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, (bu itiraf ve) imanları kendilerine hiçbir yarar vermeyecek (son pişmanlık para etmeyecektir. Bu) Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir. (Adaletli sistemi ve âdetidir.) İşte kâfirler burada hüsrana uğramış (ve sonsuza kadar ziyan etmişlerdir.)

  • 48:23 Fetih: 23

    (İşte bu) Allah’ın öteden beri süregelen kanunu (ve imtihan programıdır ki: Hakk namına biat ve hayırda itaat şuuruyla cihad edenleri mutlaka zafere ulaştıracak, inkârcıları ve dönek-hain münafıkları ise mahvu perişan kılacaktır.) Allah’ın kanununda (ve ezeli takdir planında) asla bir değişiklik bulamazsın. (Size düşen Allah'ın Kitabına ve imtihan şartlarına uymak ve sıkıntılara sabırla katlanmaktır. Bugünkü zalim düzenler de her halde yıkılacak ve hainler hak ettikleri akıbete uğrayacaklardır.)

  • 3:137 Âl-i İmrân: 137

    قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌۙ فَسٖيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖينَ

    Sizden önce de (Sünnetullah-İlahi adalet ve imtihan gereği) nice süreçler ve hadiseler gelip geçti. Yeryüzünde (ibret için) gezip dolaşın da (Allah’ın hüküm ve haberlerini) yalanlayıcıların (ve isyankâr mücrim kulların) sonlarının nasıl olduğunu görüverin!

  • 7:185 A'raf: 185

    اَوَلَمْ يَنْظُرُوا فٖي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۙ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْۚ فَبِاَيِّ حَدٖيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

    Onlar, göklerin ve yerin melekûtuna (kâinatın ve tabiatın bağlı oldukları İlahi kudret ve kanunlara) ve Allah’ın yarattığı (bütün) eşyaya (tüm varlıklara…) Ve (kesin bir) ihtimalle, ecellerinin (ölüm gelip bu dünyadan göçmelerinin) de pek yakın olduğuna (hiç) bakmıyorlar mı? Bundan (Kur'an’dan) sonra onlar artık hangi söze inanacaklardır?

  • 8:38 Enfâl: 38

    قُلْ لِلَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَۚ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّلٖينَ

    O inkâr edenlere de ki: “Eğer (küfür ve kötülükten) vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları kötü) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine (şirke) dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet (İlahi musibet ve felaket), muhakkak (onların da başından) geçmiş olacaktır.”

  • 15:13 Hicr: 13

    لَا يُؤْمِنُونَ بِهٖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّلٖينَ

    Evvelkilerin (daha önceki sapkın kavimlerin) sünneti (hak ettikleri musibetleri ve ibretlik akıbetleri) geçmişken (ve haberleri kendilerine verilmişken) onlar hâlâ buna (Kur’an’a) iman etmemektedirler.

  • 17:77 İsrâ: 77

    سُنَّةَ مَنْ قَدْ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنْ رُسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوٖيلًا۟

    (Bu hicret ve zahmet) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin de (tâbi oldukları) bir Sünnet(ullahtır ve imtihan şartlarındandır). Bizim kanunumuzda (sünnetimizde) bir değişiklik bulamazsın.

  • 18:55 Kehf: 55

    وَمَا مَنَعَ النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰى وَيَسْتَغْفِرُوا رَبَّهُمْ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ الْاَوَّلٖينَ اَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ قُبُلًا

    Kendilerine hidayet geldiği (Peygamber ve Kitap gönderildiği) zaman, (genellikle) insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey; ancak evvelkilerin sünnetinin (geçmiş ümmetlerin hak ettikleri felaketin) kendilerine de gelmesini (istemeleri; yani “Bize hiçbir musibet erişmeyecek” gafletine düşmeleri) veya azabın onları ansızın yetişip enselemesi(ni beklemeleri)dir.

  • 33:38 Ahzâb: 38

    مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ فٖيمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًاۙ

    Allah'ın kendisine farz kıldığı (ve helâl saydığı) bir şey(i yerine getirme)de Peygamber üzerine hiçbir (vebal) sıkıntı ve sorumluluk yoktur (ve bundan dolayı kınanması çirkindir ve cehalettir.) Daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın sünneti (uyguladığı prensibi de) budur. Allah’ın emri; (bütün işleri ve hükümleri, ölçüyle tanzim ve) takdir edilmiş bir kaderdir. (Bunun değiştirilmesi ve geciktirilmesi mümkün değildir.)

  • 33:62 Ahzâb: 62

    سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًا

    (Bu) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünneti (ve değişmez sistemi)dir. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. (Allah’ın doğal ve sosyal kanunları her zaman geçerlidir ve yürürlüktedir.)

  • 35:43 Fâtır: 43

    اِسْتِكْبَارًا فِي الْاَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِۜ وَلَا يَحٖيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِهٖۜ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّلٖينَۚ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًاۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْوٖيلًا

    (Üstelik) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp planlayarak (Elçiye ve Hakk davetçiye karşı çıkmışlardı). Oysa kötü niyetli hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmayacaktı. Onlar (kendileri gibi hile ve tuzak kuran) önceki kavimlerin kanunundan (ve onların çarptırıldığı cezadan) başkasını mı bekliyorlardı? (Veya hile ve hıyanetleri yanlarına kâr mı kalacak zannediyorlardı? Oysa) Allah’ın sünnetinde (ezeli takdir ve adalet prensiplerinde ve hikmet projelerinde) asla bir değişme-başkalaşma bulamazsın ve Allah’ın sünnetinde (tabii ve takdiri yasalar sisteminde) kesinlikle bir sapma ve caymaya rastlayamazsın.

  • 40:85 Mü'min: 85

    فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ اٖيمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّتٖي قَدْ خَلَتْ فٖي عِبَادِهٖۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ

    (Evet) Artık Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, (bu itiraf ve) imanları kendilerine hiçbir yarar vermeyecek (son pişmanlık para etmeyecektir. Bu) Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir. (Adaletli sistemi ve âdetidir.) İşte kâfirler burada hüsrana uğramış (ve sonsuza kadar ziyan etmişlerdir.)

  • 48:23 Fetih: 23

    سُنَّةَ اللّٰهِ الَّتٖي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْدٖيلًا

    (İşte bu) Allah’ın öteden beri süregelen kanunu (ve imtihan programıdır ki: Hakk namına biat ve hayırda itaat şuuruyla cihad edenleri mutlaka zafere ulaştıracak, inkârcıları ve dönek-hain münafıkları ise mahvu perişan kılacaktır.) Allah’ın kanununda (ve ezeli takdir planında) asla bir değişiklik bulamazsın. (Size düşen Allah'ın Kitabına ve imtihan şartlarına uymak ve sıkıntılara sabırla katlanmaktır. Bugünkü zalim düzenler de her halde yıkılacak ve hainler hak ettikleri akıbete uğrayacaklardır.)