• 6:73 En'am: 73

    وَهُوَ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُۜ قَوْلُهُ الْحَقُّۜ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِۜ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۜ وَهُوَ الْحَكٖيمُ الْخَبٖيرُ

    O (Allah), gökleri ve yeri Hakk ile (ölçü, denge ve kader projesiyle) yaratandır. "OL!" dediği gün (an) her şey (birden) olur (ve hemen vücut bulur). O'nun sözü Hakk’tır, doğrudur. Sur'a üflendiği gün de mülk ve hükümranlık (yalnız) O'nundur. Gizliyi ve açığı Bilendir ve O, Hikmet sahibidir, her şeyden Haberdardır.

  • 18:99 Kehf: 99

    وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فٖي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًاۙ

    Biz o gün, (Ye'cüc ve Me'cüc’ün ve kâfirler sürüsünün) bir kısmını bir kısmı içinde ve izdiham halinde dalgalanırcasına onları serbest bırakıp salıveririz. (Derken) Sur'a da üfürülmüştür, artık onların (bütün varlıkların, özellikle mükellef tutulanların) tümünü bir araya toplayıp getirmişizdir.

  • 20:102 Taha: 102

    يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِمٖينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًاۚ

    (Ölen herkesi, hesaba çekilmek üzere mahşere kaldırmak için) Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.

  • 23:101 Mü'minun: 101

    فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ

    Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün (insanların) aralarında soylar-boylar (ırk ve nesep farklılıkları ve akrabalık bağları) kalmayacaktır ve birbirlerinin durumlarını soruşturamayacaklardır.

  • 27:87 Neml: 87

    وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَكُلٌّ اَتَوْهُ دَاخِرٖينَ

    Sur'a üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık müthiş bir korkuya kapılmıştır ve her biri “boyun bükmüş” olarak O'na gelip (hesap vermek için huzuruna toplanmışlardır).

  • 36:51 Yâsin: 51

    وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ

    (Dünyada böyle rezil ve zelil edildikten sonra, kıyamette de) Sur'a üfürülecektir; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde ve mecburen) akın edip gideceklerdir.

  • 39:68 Zümer: 68

    وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُۚ ثُمَّ نُفِخَ فٖيهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ

    (Kıyamet geldiğinde) Artık Sur'a üfürülmüş; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıvermiş olacaktır. Sonra bir daha ona (Sur’a) üfürülecek, ardından (bütün insanlar), onlar ayağa kalkmış durumda (şaşkınlıkla etrafına) bakınacaklardır.

  • 50:20 Kaf: 20

    وَنُفِخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَعٖيدِ

    (Derken bir bakarsın ki kıyamet kopmuş ve yeniden diriliş için) Sur'a da üfürülmüştür ki; işte bu, (İlahi) tehdidin (ve Kur’ani haberlerin gerçekleştiği) gündür. (Düşünün, hazırlığınız var mıdır?)

  • 69:13 Hâkka: 13

    فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ

    Artık Sur'a tek bir üfürülüşle üfürüleceği,

  • 74:8 Müddessir: 8

    فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِۙ

    Çünkü o boruya (Sur'a) üfürüldüğü zaman (kıyamet koptuğu ve tekrar diriltilip insanların mahşere koştuğu süreç anlatılmaktadır),

  • 78:18 Nebe': 18

    يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًاۙ

    (Haşir ve neşir için) Sur’a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga (ve hepiniz peşine takıldığınız rehber takımınızla hesaba ve huzura) geleceksiniz.