-
4:112
Nisa: 112
Her kim de bir hata (veya kasıtla) bir günah işler de sonra bunu bir suçsuz (insanın) üzerine (yıkıp iftira) atarsa, gerçekten o (ağır) bir bühtanı ve apaçık bir günahı sırtına alıp yüklenmiştir.
-
6:55
En'am: 55
(Ayrıca mücrim insanların) Suçlu-günahkârların yolu (ve hainlerin şeytanlık huyu) apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz.
-
6:124
En'am: 124
Onlara ne zaman bir ayet (bir mucize ve İlahi emir) gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." (Oysa) Allah, elçiliğini (tebliğ görevini ve şerefini) nereye (ve kime) vereceğini daha iyi bilir. Bu suçlu günahkârlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azap ve Allah katında bir küçüklük (zillet ve aşağılanma) isabet edecektir.
-
6:147
En'am: 147
(Buna rağmen) Şayet Seni yalanlayacak olurlarsa de ki: “Rabbiniz çok geniş rahmet sahibidir. (O bana kâfidir ve elbette mücrimlerden;) Suçlu saldırgan kavim (ve kesimlerden, Allah'ın) şiddetli çarpması (ve intikam alması) da asla geri çevrilmeyecektir.”
-
7:40
A'raf: 40
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayıp (Hakka uymaya yanaşmayanlar var ya), onlar için göğün (rahmet) kapıları (Allah’ın yüce makamları ve cennet yurtları asla) açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar da (ki insanlara göre imkânsızdır) bunlar cennete sokulmazlar. Biz suçlu günahkârları işte böyle cezalandırırız.
-
7:84
A'raf: 84
Ve onların üzerine (taşlardan) bir (azap) sağanağı yağdırdık ki, utanmaz günahkârların uğradıkları sona işte bir bak hele, nasıl (kahru perişan) olmuşlardı! [Not: Bu asırda da, eşcinselliği ve başka cinsi rezaletleri meşrulaştırıp yaygınlaştıran Batı ülkelerinin ve işbirlikçi takipçilerinin aynı korkunç sonuçlara uğratılmayacağını sananlar aldanmaktaydı.]
-
7:133
A'raf: 133
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ve musibetler) olarak üzerlerine tufan (kasırga felaketi, ekinleri ve meyveleri yiyip bitiren) çekirge (sürüleri), buğday güvesi (gibi haşereleri, gökten) kurbağa ve kan (yağıvermesi gibi musibetleri) musallat kıldık. Yine de büyüklük tasladılar (imana ve istiğfara yanaşmadılar) ve suçlu-günahkâr bir kavim olmayı (terk etmediler).
-
9:66
Tevbe: 66
(Ey münafıklar, boşuna) Özür belirtip durmayınız. (Çünkü) Siz, imanınızdan sonra (bazı konularda) kesinlikle inkâra saptınız. (Hakk davadan ve hayırlı topluluktan ayrıldınız.) Sizden (pişman olup Hakka dönen) bir kesimi bağışlasak da, bir kısmınızı ise gerçekten (hıyanet ve hakarete başlayan) suçlu-günahkâr olmaları nedeniyle azaplandıracağız.
-
10:13
Yunus: 13
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri; onların resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmedip (haksızlığa ve azgınlığa daldıkları) ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkâr olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.
-
10:17
Yunus: 17
(Acaba) Allah'a karşı yalan atıp iftira uydurandan ve O'nun ayetlerini yalanlayandan (ve yamultandan) daha zalim kim olabilir? Şüphesiz O, suçlu-günahkârları (mücrim ve münafık kulları) asla kurtuluşa erdirmeyecektir.
-
10:50
Yunus: 50
De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı (Allah’ın gazabı) size gece veya gündüz geliverirse, (ki gelecektir ve vakti bellidir; o halde mücrim isyankâr ve) suçlu-günahkârlar, bunu ne diye (aceleyle) erkene almak istemektedirler?"
-
10:75
Yunus: 75
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen yakın adamlarına Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar kibirlenip büyüklendiler. (Zaten) Onlar suçlu-günahkâr (facir ve zalim) bir kavimdi.
-
11:52
Hud: 52
(Hud AS:) “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Suçlu-günahkârlar olarak (Hakka ve hayra davetimden) yüz çevirmeyin” (diye uyarıvermişti).
-
12:80
Yusuf: 80
(Kardeşleri) Ondan (Bünyamin’i geri almaktan) umutlarını kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekilmişlerdi. Onların büyükleri dedi ki: “Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu) bilmez misiniz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana müsaade edinceye veya Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılmayacağım. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır” (demiş ve eklemişti):
-
14:49
İbrahim: 49
O gün suçlu-günahkârların (sıkıca birbirine zincirlerle bağlandıkları) kelepçelere vurulduklarını göreceksin.
-
15:12
Hicr: 12
İşte böylece Biz onu (İlahi gerçekleri alay konusu edinme hastalığını), suçlu-günahkârların kalplerine sokuveririz.
-
15:58
Hicr: 58
Dediler ki: "Gerçekte biz, (azıtıp sapkınlaşmış) suçlu-günahkâr olan bir topluluğa (helak için) gönderildik."
-
18:49
Kehf: 49
(Herkesin önlerine bütün amellerinin kayıtlı olduğu) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkârların, onda (amel dosyasında kayıtlı) olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını göreceksin. “Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?” diye (pişmanlık göstereceklerdir. Bütün) yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulacaklar (ve şaşkınlık geçireceklerdir.) Rabbin hiç kimseye (ve hiçbir şekilde) zulmetmeyendir.
-
18:53
Kehf: 53
(Mücrim ve münkir kullar) Suçlu-günahkârlar (böylece kahredici) ateşi görmüşlerdir, artık kendilerinin de orayı boylayacaklarını sezmişlerdir; ancak ondan bir çıkış ve kaçış yolu da bulamayacaklardır.
-
19:86
Meryem: 86
Suçlu-günahkârları (facir ve fasık toplulukları, perişanlık içinde susuzluktan kavrulan) susamışlar olarak cehenneme sevk edip (artık yüzlerine bakmayacağız).
-
20:74
Taha: 74
"Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu-günahkâr olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Orada ise, ne ölüp (kurtulacak), ne de hayat (ve huzura) kavuşacaklardır.”
-
20:102
Taha: 102
(Ölen herkesi, hesaba çekilmek üzere mahşere kaldırmak için) Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.
-
24:23
Nur: 23
(Masum olan mü’min erkek ve kadınların namus ve haysiyetiyle oynayanlar, Müslüman kişi ve kuruluşlar aleyhinde iftira ve isnatlarda bulunanlar, Allah katında da insanlar nazarında da lanete müstahaktırlar.) Namus sahibi ve bir şeyden habersiz mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap (takdir edilmiştir.)
-
25:22
Furkan: 22
(Oysa) Melekleri görecekleri (kıyamet ve ahirete bizzat şahitlik edecekleri) gün, suçlu-günahkârlara (facir utanmazlara artık hiç)bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara: "Size sevinçli haber) yasaktır, yasak!" diyerek (bunları tersleyeceklerdir).
-
25:31
Furkan: 31
İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkârlardan (cinni ve insani şeytanlardan) bir düşman kılıp (ona musallat ettik, bu imtihanın gereğidir. Ama her halde tek ve gerçek) yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeterlidir.
-
26:14
Şuarâ: 14
(Ayrıca: “Ya Rabbi) Onlara (Firavun kavmine) karşı (istemeden sebebiyet verdiğim bir kişiyi öldürme) suçum var. Bundan dolayı beni (tutup) katletmelerinden korkuyorum” (diye özür belirtmişti.)
-
27:69
Neml: 69
(Ey Resulüm; inkârcılara) De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, (viran olmuş kalıntılarında) suçlu-günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını (ibretle) bakıp seyredin."
-
28:17
Kasas: 17
(Ve Hz. Musa) Dedi ki: “Ya Rabbi, bana verdiğin nimet (ve faziletler hatırına ve) adına (söz veriyorum ki) artık suçlu günahkârlara (ve münafık şarlatanlara) asla destek olmayacağım.”
-
28:78
Kasas: 78
(Karun ise) Dedi ki: “Bu (servet ve selahiyet), ancak bende olan bir bilgi (ve beceri) dolayısıyla bana verilmiştir.” (Oysa) Bilmez (ve akledip düşünmez) mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından ondan daha güçlü olan ve insan-sayısı bakımından ekseriyeti (arkasına takan) ve daha çok mal toplayan (nice) kimseleri yıkıma uğratmıştır. Ve zaten suçlu-günahkârlardan (zalim ve mücrim takımından) kendi günahları (bile) sorulmayacaktır. (Çünkü zaten Cenab-ı Hakk hepsini bilip durmaktadır. Onlar hemen azarlanıp cezalandırılacaklardır.)
-
30:12
Rum: 12
Kıyamet-saatinin gelip çattığı gün, suçlu-günahkârlar umutsuzca yıkılıp (şaşkınlık ve perişanlık içinde kalacaklardır).
-
30:47
Rum: 47
Andolsun, Biz Senden önce birçok peygamberi kendi kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık belgeler getirdiler (ama onlar buna rağmen inkâr edip azgınlaştılar); böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır. (Mücahit ve müstakim mü’minlere nusret ve galibiyet vermek, Allah’ın izzet ve inayetinin şanıdır.)
-
30:55
Rum: 55
Kıyamet kopacağı gün, (facir takımı olan) suçlu-günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatında kalıp) yaşamadıklarına and içecekler (ömürlerini bu kadar kısa zannedip pişmanlık göstereceklerdir). İşte onlar (hayatta iken de hep) böyle çevrilip (Hakk’tan dönekleşen takımdır).
-
32:12
Secde: 12
Şayet (o mücrim kulları) suçlu-günahkârları, (ahirette) Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz (dünyada inkâr ettiğimiz her hakikati artık bizzat) gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir ki (İslam’a ve insanlığa uygun işlerde ve) salih amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” (diye yalvaracakları) zaman bir görsen, (onlar nasıl da pişman ve perişan bir durumdalardır.)
-
33:58
Ahzâb: 58
(Tüm masum insanlara ve birlikte yaşadığınız) Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, işlemedikleri bir suç nedeniyle (hakaret ve) zahmet edenler (ve onların haklarına ve haysiyetlerine tecavüze yeltenenler) gerçekten büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
-
34:25
Sebe': 25
De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."
-
34:32
Sebe': 32
(Bunun üzerine büyüklük taslayan) Müstekbir (ve mücrim yöneticiler), müstaz’af (zayıf bırakılan halk kesimine dönerek) şöyle diyecekler: “Size hidayet (rehberi Kur’an ve hakikat önderi Peygamber) geldikten (ve hepiniz Hakka ve hayra davet edildikten) sonra, biz mi sizi ondan (İslam’ın adalet nizamından zorla) çevirip alıkoyduk? Hayır! (Fikirlerimizin ve fiillerimizin bâtıl ve bozuk olduğunu bile bile, hidayet yolunu değil, bizi tercih edip seçtiniz, sevdiniz ve desteklediniz...) Aslında siz mücrim (suçlu ve hain) kimselerdiniz!..”
-
36:59
Yâsin: 59
(Mahşerde:) "Ey suçlu-günahkârlar (ey mücrim kullar), bugün siz (artık mü’minlerden ayrılıp) bir yana çekilin!" (diye horlanacaklardır.)
-
37:34
Sâffât: 34
Doğrusu Biz, suçlu-günahkârlara işte böyle yaparız.
-
43:74
Zuhruf: 74
Şüphesiz suçlu-günahkârlar (münkir ve mücrim kullar ise), cehennem azabı içinde süresiz kalacaklardır.
-
44:22
Duhân: 22
Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkâr bir kavimdirler." (Bunları Sana havale ediyorum) diye dua edip (yalvarmıştı.)
-
44:37
Duhân: 37
(Bu nedenle, artık dirilip hesaba çekilmeye inanmayanları bırakın.) Bunlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları da helak etmiştik. Çünkü onlar, suçlu-günahkâr (mücrim ve münkir) kimselerdi. [Not: Tübba’ Kavmi; Kuzey Yemen’de ve Himyer kabilesinde MÖ 300-110 arası hüküm süren ve peygamberlerini yalanladıkları, güç ve konforla gururlandıkları için helak edilen bir kavimdir. Meşhur Sebe’ Melikesi de bu kabiledendir.]
-
45:31
Câsiye: 31
İnkâr edenlere gelince; onlara, "Karşınızda ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbirler) ve suçlu-günahkâr (mücrimler olarak inkâr ve itiraza kalkışan) bir topluluk olup (çıkmamış mıydınız?)" diye (hatırlatılacaktır.)
-
46:25
Ahkaf: 25
O, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eden (bir âfattır). Böylece (o korkunç kasırga yüzünden mezarlara dönen) meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düşmüş (ve perperişan olmuşlardı). İşte Biz, suçlu-günahkâr bir kavmi böyle cezalandırırız.
-
51:32
Zâriyât: 32
Dediler ki; "Doğrusu biz, suçlu-günahkâr bir kavme (Lut’u dinlemeyenlere) gönderildik."
-
54:47
Kamer: 47
Hiç şüphesiz (her asırdaki mücrim sapkınlar) suçlular-günahkârlar, (böyle) bir sapmışlık (dalâlet) ve çılgınlık içindedirler.
-
55:41
Rahmân: 41
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkârlar, simalarından tanınacak da alınlarındaki (saçlarından) ve ayaklarından yakalanacaklardır.
-
55:43
Rahmân: 43
İşte bu, suçlu-günahkârların kendisini yalanladıkları cehennemdir (ki tüm kâfirler ve zalimler oraya doldurulacaktır).
-
61:3
Saff: 3
(Böyle) Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir buğuz ve kızgınlığa (sebebiyet verecek ve aleyhinize bir suç teşkil edecektir). [Not: Bazı Müslümanlar; “Eğer Allah katındaki en makbul ameli bilseydik, o yolda canımızı ve malımızı feda ederdik” demelerine rağmen, bu amelin CİHAD olduğunu bildiren ayetler gelince, bu sözlerinden yan çizmeleri üzerine bu İlahi tehditler indirilmiştir. Çünkü Kur’an ahkâmının ve ahlâkının hâkim olmadığı bir düzenden rahatsız olmayanların Allah aşkı sahtedir.]
-
68:35
Kalem: 35
Öyleyse (Biz, samimi ve gayret ehli) Müslümanları, suçlu-günahkâr (facir) olanlar gibi kılar mıyız? (İtaatkâr sadıklarla, isyankâr sahtekârları bir mi tutarız sanılmaktadır?)
-
70:11
Meâric: 11
(Kıyamet günü) Onlar (akraba ve arkadaşlar) birbirine gösterilip (bakınca tanıyacaklardır). O günün azabına karşılık olmak üzere, her mücrim (suçlu ve şımarık kişi) kendi oğullarını fidye vermek isteyecek (ama kabul olunmayacaktır).
-
74:41
Müddessir: 41
(Şu mücrim, münkir ve münafık takımından) Suçlu-günahkâr utanmazlara (sesleneceklerdir):
-
77:18
Mürselât: 18
İşte Biz, suçlu-günahkârlara böyle davranırız (mücrim zalimlerin hadlerini bildiririz).
-
77:46
Mürselât: 46
(Şimdilik dünyada) Yiyin ve biraz yararlanıverin. Çünkü siz, suçlu-günahkâr kimselersiniz (ve yakında göreceksiniz)!
-
81:9
Tekvir: 9
Hangi suçundan dolayı (cahili bir gurur ve vicdansızlıkla niçin) katledildi? (diye, adalet mizanı kurulduğu zaman,)
-
81:24
Tekvir: 24
O (Allah’ın Elçisi), gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanacak değildir. (Çünkü Hz. Peygamber bildiklerini ümmetine aktarmak hususunda cimrilik etmeyecektir.)
-
83:29
Mutaffifîn: 29
(Oysa dünyada iken) O suçlu günahkârlar (müşrik ve mücrim takımı), gerçekten iman edenlere (küçümseyerek) gülüp geçerlerdi.
-
4:112
Nisa: 112
وَمَنْ يَكْسِبْ خَطٖٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهٖ بَرٖٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا۟
Her kim de bir hata (veya kasıtla) bir günah işler de sonra bunu bir suçsuz (insanın) üzerine (yıkıp iftira) atarsa, gerçekten o (ağır) bir bühtanı ve apaçık bir günahı sırtına alıp yüklenmiştir.
-
6:55
En'am: 55
وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَبٖينَ سَبٖيلُ الْمُجْرِمٖينَ۟
(Ayrıca mücrim insanların) Suçlu-günahkârların yolu (ve hainlerin şeytanlık huyu) apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz.
-
6:124
En'am: 124
وَاِذَا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتّٰى نُؤْتٰى مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ رُسُلُ اللّٰهِۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۜ سَيُصٖيبُ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعَذَابٌ شَدٖيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ
Onlara ne zaman bir ayet (bir mucize ve İlahi emir) gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." (Oysa) Allah, elçiliğini (tebliğ görevini ve şerefini) nereye (ve kime) vereceğini daha iyi bilir. Bu suçlu günahkârlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azap ve Allah katında bir küçüklük (zillet ve aşağılanma) isabet edecektir.
-
6:147
En'am: 147
فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ رَبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَاسِعَةٍۚ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمٖينَ
(Buna rağmen) Şayet Seni yalanlayacak olurlarsa de ki: “Rabbiniz çok geniş rahmet sahibidir. (O bana kâfidir ve elbette mücrimlerden;) Suçlu saldırgan kavim (ve kesimlerden, Allah'ın) şiddetli çarpması (ve intikam alması) da asla geri çevrilmeyecektir.”
-
7:40
A'raf: 40
اِنَّ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَٓاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فٖي سَمِّ الْخِيَاطِۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمٖينَ
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayıp (Hakka uymaya yanaşmayanlar var ya), onlar için göğün (rahmet) kapıları (Allah’ın yüce makamları ve cennet yurtları asla) açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar da (ki insanlara göre imkânsızdır) bunlar cennete sokulmazlar. Biz suçlu günahkârları işte böyle cezalandırırız.
-
7:84
A'raf: 84
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ۟
Ve onların üzerine (taşlardan) bir (azap) sağanağı yağdırdık ki, utanmaz günahkârların uğradıkları sona işte bir bak hele, nasıl (kahru perişan) olmuşlardı! [Not: Bu asırda da, eşcinselliği ve başka cinsi rezaletleri meşrulaştırıp yaygınlaştıran Batı ülkelerinin ve işbirlikçi takipçilerinin aynı korkunç sonuçlara uğratılmayacağını sananlar aldanmaktaydı.]
-
7:133
A'raf: 133
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ve musibetler) olarak üzerlerine tufan (kasırga felaketi, ekinleri ve meyveleri yiyip bitiren) çekirge (sürüleri), buğday güvesi (gibi haşereleri, gökten) kurbağa ve kan (yağıvermesi gibi musibetleri) musallat kıldık. Yine de büyüklük tasladılar (imana ve istiğfara yanaşmadılar) ve suçlu-günahkâr bir kavim olmayı (terk etmediler).
-
9:66
Tevbe: 66
لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اٖيمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ۟
(Ey münafıklar, boşuna) Özür belirtip durmayınız. (Çünkü) Siz, imanınızdan sonra (bazı konularda) kesinlikle inkâra saptınız. (Hakk davadan ve hayırlı topluluktan ayrıldınız.) Sizden (pişman olup Hakka dönen) bir kesimi bağışlasak da, bir kısmınızı ise gerçekten (hıyanet ve hakarete başlayan) suçlu-günahkâr olmaları nedeniyle azaplandıracağız.
-
10:13
Yunus: 13
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُواۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖينَ
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri; onların resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmedip (haksızlığa ve azgınlığa daldıkları) ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkâr olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.
-
10:17
Yunus: 17
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِهٖۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ
(Acaba) Allah'a karşı yalan atıp iftira uydurandan ve O'nun ayetlerini yalanlayandan (ve yamultandan) daha zalim kim olabilir? Şüphesiz O, suçlu-günahkârları (mücrim ve münafık kulları) asla kurtuluşa erdirmeyecektir.
-
10:50
Yunus: 50
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı (Allah’ın gazabı) size gece veya gündüz geliverirse, (ki gelecektir ve vakti bellidir; o halde mücrim isyankâr ve) suçlu-günahkârlar, bunu ne diye (aceleyle) erkene almak istemektedirler?"
-
10:75
Yunus: 75
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen yakın adamlarına Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar kibirlenip büyüklendiler. (Zaten) Onlar suçlu-günahkâr (facir ve zalim) bir kavimdi.
-
11:52
Hud: 52
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِمٖينَ
(Hud AS:) “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Suçlu-günahkârlar olarak (Hakka ve hayra davetimden) yüz çevirmeyin” (diye uyarıvermişti).
-
12:80
Yusuf: 80
فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّاۜ قَالَ كَبٖيرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُٓوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقًا مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ فٖي يُوسُفَۚ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ لٖٓي اَبٖٓي اَوْ يَحْكُمَ اللّٰهُ لٖيۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمٖينَ
(Kardeşleri) Ondan (Bünyamin’i geri almaktan) umutlarını kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekilmişlerdi. Onların büyükleri dedi ki: “Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu) bilmez misiniz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana müsaade edinceye veya Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılmayacağım. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır” (demiş ve eklemişti):
-
14:49
İbrahim: 49
وَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنٖينَ فِي الْاَصْفَادِۚ
O gün suçlu-günahkârların (sıkıca birbirine zincirlerle bağlandıkları) kelepçelere vurulduklarını göreceksin.
-
15:12
Hicr: 12
كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ فٖي قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَۙ
İşte böylece Biz onu (İlahi gerçekleri alay konusu edinme hastalığını), suçlu-günahkârların kalplerine sokuveririz.
-
15:58
Hicr: 58
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
Dediler ki: "Gerçekte biz, (azıtıp sapkınlaşmış) suçlu-günahkâr olan bir topluluğa (helak için) gönderildik."
-
18:49
Kehf: 49
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ مُشْفِقٖينَ مِمَّا فٖيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَا لِهٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًاۜ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا۟
(Herkesin önlerine bütün amellerinin kayıtlı olduğu) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkârların, onda (amel dosyasında kayıtlı) olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını göreceksin. “Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?” diye (pişmanlık göstereceklerdir. Bütün) yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulacaklar (ve şaşkınlık geçireceklerdir.) Rabbin hiç kimseye (ve hiçbir şekilde) zulmetmeyendir.
-
18:53
Kehf: 53
وَرَاَ الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا۟
(Mücrim ve münkir kullar) Suçlu-günahkârlar (böylece kahredici) ateşi görmüşlerdir, artık kendilerinin de orayı boylayacaklarını sezmişlerdir; ancak ondan bir çıkış ve kaçış yolu da bulamayacaklardır.
-
19:86
Meryem: 86
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمٖينَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْدًاۢ
Suçlu-günahkârları (facir ve fasık toplulukları, perişanlık içinde susuzluktan kavrulan) susamışlar olarak cehenneme sevk edip (artık yüzlerine bakmayacağız).
-
20:74
Taha: 74
اِنَّهُ مَنْ يَأْتِ رَبَّهُ مُجْرِمًا فَاِنَّ لَهُ جَهَنَّمَۜ لَا يَمُوتُ فٖيهَا وَلَا يَحْيٰى
"Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu-günahkâr olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Orada ise, ne ölüp (kurtulacak), ne de hayat (ve huzura) kavuşacaklardır.”
-
20:102
Taha: 102
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِمٖينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًاۚ
(Ölen herkesi, hesaba çekilmek üzere mahşere kaldırmak için) Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.
-
24:23
Nur: 23
اِنَّ الَّذٖينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌۙ
(Masum olan mü’min erkek ve kadınların namus ve haysiyetiyle oynayanlar, Müslüman kişi ve kuruluşlar aleyhinde iftira ve isnatlarda bulunanlar, Allah katında da insanlar nazarında da lanete müstahaktırlar.) Namus sahibi ve bir şeyden habersiz mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap (takdir edilmiştir.)
-
25:22
Furkan: 22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمٖينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا
(Oysa) Melekleri görecekleri (kıyamet ve ahirete bizzat şahitlik edecekleri) gün, suçlu-günahkârlara (facir utanmazlara artık hiç)bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara: "Size sevinçli haber) yasaktır, yasak!" diyerek (bunları tersleyeceklerdir).
-
25:31
Furkan: 31
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِمٖينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصٖيرًا
İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkârlardan (cinni ve insani şeytanlardan) bir düşman kılıp (ona musallat ettik, bu imtihanın gereğidir. Ama her halde tek ve gerçek) yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeterlidir.
-
26:14
Şuarâ: 14
وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ
(Ayrıca: “Ya Rabbi) Onlara (Firavun kavmine) karşı (istemeden sebebiyet verdiğim bir kişiyi öldürme) suçum var. Bundan dolayı beni (tutup) katletmelerinden korkuyorum” (diye özür belirtmişti.)
-
27:69
Neml: 69
قُلْ سٖيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ
(Ey Resulüm; inkârcılara) De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, (viran olmuş kalıntılarında) suçlu-günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını (ibretle) bakıp seyredin."
-
28:17
Kasas: 17
قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ اَكُونَ ظَهٖيرًا لِلْمُجْرِمٖينَ
(Ve Hz. Musa) Dedi ki: “Ya Rabbi, bana verdiğin nimet (ve faziletler hatırına ve) adına (söz veriyorum ki) artık suçlu günahkârlara (ve münafık şarlatanlara) asla destek olmayacağım.”
-
28:78
Kasas: 78
قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫تٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖيۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
(Karun ise) Dedi ki: “Bu (servet ve selahiyet), ancak bende olan bir bilgi (ve beceri) dolayısıyla bana verilmiştir.” (Oysa) Bilmez (ve akledip düşünmez) mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından ondan daha güçlü olan ve insan-sayısı bakımından ekseriyeti (arkasına takan) ve daha çok mal toplayan (nice) kimseleri yıkıma uğratmıştır. Ve zaten suçlu-günahkârlardan (zalim ve mücrim takımından) kendi günahları (bile) sorulmayacaktır. (Çünkü zaten Cenab-ı Hakk hepsini bilip durmaktadır. Onlar hemen azarlanıp cezalandırılacaklardır.)
-
30:12
Rum: 12
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ
Kıyamet-saatinin gelip çattığı gün, suçlu-günahkârlar umutsuzca yıkılıp (şaşkınlık ve perişanlık içinde kalacaklardır).
-
30:47
Rum: 47
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذٖينَ اَجْرَمُواۜ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنٖينَ
Andolsun, Biz Senden önce birçok peygamberi kendi kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık belgeler getirdiler (ama onlar buna rağmen inkâr edip azgınlaştılar); böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır. (Mücahit ve müstakim mü’minlere nusret ve galibiyet vermek, Allah’ın izzet ve inayetinin şanıdır.)
-
30:55
Rum: 55
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ
Kıyamet kopacağı gün, (facir takımı olan) suçlu-günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatında kalıp) yaşamadıklarına and içecekler (ömürlerini bu kadar kısa zannedip pişmanlık göstereceklerdir). İşte onlar (hayatta iken de hep) böyle çevrilip (Hakk’tan dönekleşen takımdır).
-
32:12
Secde: 12
وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ
Şayet (o mücrim kulları) suçlu-günahkârları, (ahirette) Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz (dünyada inkâr ettiğimiz her hakikati artık bizzat) gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir ki (İslam’a ve insanlığa uygun işlerde ve) salih amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” (diye yalvaracakları) zaman bir görsen, (onlar nasıl da pişman ve perişan bir durumdalardır.)
-
33:58
Ahzâb: 58
وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا۟
(Tüm masum insanlara ve birlikte yaşadığınız) Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, işlemedikleri bir suç nedeniyle (hakaret ve) zahmet edenler (ve onların haklarına ve haysiyetlerine tecavüze yeltenenler) gerçekten büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
-
34:25
Sebe': 25
قُلْ لَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّٓا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."
-
34:32
Sebe': 32
قَالَ الَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذٖينَ اسْتُضْعِفُٓوا اَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدٰى بَعْدَ اِذْ جَٓاءَكُمْ بَلْ كُنْتُمْ مُجْرِمٖينَ
(Bunun üzerine büyüklük taslayan) Müstekbir (ve mücrim yöneticiler), müstaz’af (zayıf bırakılan halk kesimine dönerek) şöyle diyecekler: “Size hidayet (rehberi Kur’an ve hakikat önderi Peygamber) geldikten (ve hepiniz Hakka ve hayra davet edildikten) sonra, biz mi sizi ondan (İslam’ın adalet nizamından zorla) çevirip alıkoyduk? Hayır! (Fikirlerimizin ve fiillerimizin bâtıl ve bozuk olduğunu bile bile, hidayet yolunu değil, bizi tercih edip seçtiniz, sevdiniz ve desteklediniz...) Aslında siz mücrim (suçlu ve hain) kimselerdiniz!..”
-
36:59
Yâsin: 59
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
(Mahşerde:) "Ey suçlu-günahkârlar (ey mücrim kullar), bugün siz (artık mü’minlerden ayrılıp) bir yana çekilin!" (diye horlanacaklardır.)
-
37:34
Sâffât: 34
اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ
Doğrusu Biz, suçlu-günahkârlara işte böyle yaparız.
-
43:74
Zuhruf: 74
اِنَّ الْمُجْرِمٖينَ فٖي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ
Şüphesiz suçlu-günahkârlar (münkir ve mücrim kullar ise), cehennem azabı içinde süresiz kalacaklardır.
-
44:22
Duhân: 22
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ
Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkâr bir kavimdirler." (Bunları Sana havale ediyorum) diye dua edip (yalvarmıştı.)
-
44:37
Duhân: 37
اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ
(Bu nedenle, artık dirilip hesaba çekilmeye inanmayanları bırakın.) Bunlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları da helak etmiştik. Çünkü onlar, suçlu-günahkâr (mücrim ve münkir) kimselerdi. [Not: Tübba’ Kavmi; Kuzey Yemen’de ve Himyer kabilesinde MÖ 300-110 arası hüküm süren ve peygamberlerini yalanladıkları, güç ve konforla gururlandıkları için helak edilen bir kavimdir. Meşhur Sebe’ Melikesi de bu kabiledendir.]
-
45:31
Câsiye: 31
وَاَمَّا الَّذٖينَ كَفَرُوا۠ اَفَلَمْ تَكُنْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنْتُمْ قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
İnkâr edenlere gelince; onlara, "Karşınızda ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbirler) ve suçlu-günahkâr (mücrimler olarak inkâr ve itiraza kalkışan) bir topluluk olup (çıkmamış mıydınız?)" diye (hatırlatılacaktır.)
-
46:25
Ahkaf: 25
تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا يُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖينَ
O, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eden (bir âfattır). Böylece (o korkunç kasırga yüzünden mezarlara dönen) meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düşmüş (ve perperişan olmuşlardı). İşte Biz, suçlu-günahkâr bir kavmi böyle cezalandırırız.
-
51:32
Zâriyât: 32
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
Dediler ki; "Doğrusu biz, suçlu-günahkâr bir kavme (Lut’u dinlemeyenlere) gönderildik."
-
54:47
Kamer: 47
اِنَّ الْمُجْرِمٖينَ فٖي ضَلَالٍ وَسُعُرٍۢ
Hiç şüphesiz (her asırdaki mücrim sapkınlar) suçlular-günahkârlar, (böyle) bir sapmışlık (dalâlet) ve çılgınlık içindedirler.
-
55:41
Rahmân: 41
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسٖيمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصٖي وَالْاَقْدَامِۚ
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkârlar, simalarından tanınacak da alınlarındaki (saçlarından) ve ayaklarından yakalanacaklardır.
-
55:43
Rahmân: 43
هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَۢ
İşte bu, suçlu-günahkârların kendisini yalanladıkları cehennemdir (ki tüm kâfirler ve zalimler oraya doldurulacaktır).
-
61:3
Saff: 3
كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
(Böyle) Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir buğuz ve kızgınlığa (sebebiyet verecek ve aleyhinize bir suç teşkil edecektir). [Not: Bazı Müslümanlar; “Eğer Allah katındaki en makbul ameli bilseydik, o yolda canımızı ve malımızı feda ederdik” demelerine rağmen, bu amelin CİHAD olduğunu bildiren ayetler gelince, bu sözlerinden yan çizmeleri üzerine bu İlahi tehditler indirilmiştir. Çünkü Kur’an ahkâmının ve ahlâkının hâkim olmadığı bir düzenden rahatsız olmayanların Allah aşkı sahtedir.]
-
68:35
Kalem: 35
اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمٖينَ كَالْمُجْرِمٖينَۜ
Öyleyse (Biz, samimi ve gayret ehli) Müslümanları, suçlu-günahkâr (facir) olanlar gibi kılar mıyız? (İtaatkâr sadıklarla, isyankâr sahtekârları bir mi tutarız sanılmaktadır?)
-
70:11
Meâric: 11
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدٖي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنٖيهِۙ
(Kıyamet günü) Onlar (akraba ve arkadaşlar) birbirine gösterilip (bakınca tanıyacaklardır). O günün azabına karşılık olmak üzere, her mücrim (suçlu ve şımarık kişi) kendi oğullarını fidye vermek isteyecek (ama kabul olunmayacaktır).
-
74:41
Müddessir: 41
عَنِ الْمُجْرِمٖينَۙ
(Şu mücrim, münkir ve münafık takımından) Suçlu-günahkâr utanmazlara (sesleneceklerdir):
-
77:18
Mürselât: 18
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ
İşte Biz, suçlu-günahkârlara böyle davranırız (mücrim zalimlerin hadlerini bildiririz).
-
77:46
Mürselât: 46
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلٖيلًا اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ
(Şimdilik dünyada) Yiyin ve biraz yararlanıverin. Çünkü siz, suçlu-günahkâr kimselersiniz (ve yakında göreceksiniz)!
-
81:9
Tekvir: 9
بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ
Hangi suçundan dolayı (cahili bir gurur ve vicdansızlıkla niçin) katledildi? (diye, adalet mizanı kurulduğu zaman,)
-
81:24
Tekvir: 24
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنٖينٍۚ
O (Allah’ın Elçisi), gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanacak değildir. (Çünkü Hz. Peygamber bildiklerini ümmetine aktarmak hususunda cimrilik etmeyecektir.)
-
83:29
Mutaffifîn: 29
اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
(Oysa dünyada iken) O suçlu günahkârlar (müşrik ve mücrim takımı), gerçekten iman edenlere (küçümseyerek) gülüp geçerlerdi.
-
4:112
Nisa: 112
وَمَنْ يَكْسِبْ خَطٖٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهٖ بَرٖٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا۟
-
6:55
En'am: 55
وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَبٖينَ سَبٖيلُ الْمُجْرِمٖينَ۟
-
6:124
En'am: 124
وَاِذَا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتّٰى نُؤْتٰى مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ رُسُلُ اللّٰهِۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۜ سَيُصٖيبُ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعَذَابٌ شَدٖيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ
-
6:147
En'am: 147
فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ رَبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَاسِعَةٍۚ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمٖينَ
-
7:40
A'raf: 40
اِنَّ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَٓاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فٖي سَمِّ الْخِيَاطِۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمٖينَ
-
7:84
A'raf: 84
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ۟
-
7:133
A'raf: 133
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
-
9:66
Tevbe: 66
لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اٖيمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ۟
-
10:13
Yunus: 13
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُواۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖينَ
-
10:17
Yunus: 17
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِهٖۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ
-
10:50
Yunus: 50
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
-
10:75
Yunus: 75
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
-
11:52
Hud: 52
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِمٖينَ
-
12:80
Yusuf: 80
فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّاۜ قَالَ كَبٖيرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُٓوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقًا مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ فٖي يُوسُفَۚ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ لٖٓي اَبٖٓي اَوْ يَحْكُمَ اللّٰهُ لٖيۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمٖينَ
-
14:49
İbrahim: 49
وَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنٖينَ فِي الْاَصْفَادِۚ
-
15:12
Hicr: 12
كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ فٖي قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَۙ
-
15:58
Hicr: 58
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
-
18:49
Kehf: 49
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ مُشْفِقٖينَ مِمَّا فٖيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَا لِهٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًاۜ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا۟
-
18:53
Kehf: 53
وَرَاَ الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا۟
-
19:86
Meryem: 86
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمٖينَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْدًاۢ
-
20:74
Taha: 74
اِنَّهُ مَنْ يَأْتِ رَبَّهُ مُجْرِمًا فَاِنَّ لَهُ جَهَنَّمَۜ لَا يَمُوتُ فٖيهَا وَلَا يَحْيٰى
-
20:102
Taha: 102
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِمٖينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًاۚ
-
24:23
Nur: 23
اِنَّ الَّذٖينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌۙ
-
25:22
Furkan: 22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمٖينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا
-
25:31
Furkan: 31
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِمٖينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصٖيرًا
-
26:14
Şuarâ: 14
وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ
-
27:69
Neml: 69
قُلْ سٖيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ
-
28:17
Kasas: 17
قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ اَكُونَ ظَهٖيرًا لِلْمُجْرِمٖينَ
-
28:78
Kasas: 78
قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫تٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖيۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
-
30:12
Rum: 12
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ
-
30:47
Rum: 47
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذٖينَ اَجْرَمُواۜ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنٖينَ
-
30:55
Rum: 55
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ
-
32:12
Secde: 12
وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ
-
33:58
Ahzâb: 58
وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا۟
-
34:25
Sebe': 25
قُلْ لَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّٓا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
-
34:32
Sebe': 32
قَالَ الَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذٖينَ اسْتُضْعِفُٓوا اَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدٰى بَعْدَ اِذْ جَٓاءَكُمْ بَلْ كُنْتُمْ مُجْرِمٖينَ
-
36:59
Yâsin: 59
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
-
37:34
Sâffât: 34
اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ
-
43:74
Zuhruf: 74
اِنَّ الْمُجْرِمٖينَ فٖي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ
-
44:22
Duhân: 22
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ
-
44:37
Duhân: 37
اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ
-
45:31
Câsiye: 31
وَاَمَّا الَّذٖينَ كَفَرُوا۠ اَفَلَمْ تَكُنْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنْتُمْ قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
-
46:25
Ahkaf: 25
تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا يُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖينَ
-
51:32
Zâriyât: 32
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
-
54:47
Kamer: 47
اِنَّ الْمُجْرِمٖينَ فٖي ضَلَالٍ وَسُعُرٍۢ
-
55:41
Rahmân: 41
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسٖيمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصٖي وَالْاَقْدَامِۚ
-
55:43
Rahmân: 43
هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَۢ
-
61:3
Saff: 3
كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
-
68:35
Kalem: 35
اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمٖينَ كَالْمُجْرِمٖينَۜ
-
70:11
Meâric: 11
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدٖي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنٖيهِۙ
-
74:41
Müddessir: 41
عَنِ الْمُجْرِمٖينَۙ
-
77:18
Mürselât: 18
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ
-
77:46
Mürselât: 46
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلٖيلًا اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ
-
81:9
Tekvir: 9
بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ
-
81:24
Tekvir: 24
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنٖينٍۚ
-
83:29
Mutaffifîn: 29
اِنَّ الَّذٖينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ