• 2:284 Bakara: 284

    لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا فٖٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini (kurgulayıp nefislerinizde beslediklerinizi) açığa vursanız da, gizli tutsanız da, Allah sizi (niyet ve hedefleriniz doğrultusunda) onunla sorguya (hesaba) çekecektir. Sonra dilediğini (hak edeni) bağışlar, dilediğini (müstahak kimseyi) de azaplandırır. Allah, her şeye (güç yetiren) Kâdir’dir.

  • 13:18 Ra'd: 18

    لِلَّذٖينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذٖينَ لَمْ يَسْتَجٖيبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمٖيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهٖۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟

    (O’na iman ve itaatle) Rablerine icabet edenlere (emrini yerine getirenlere ve rızasını gözetenlere mükâfat olarak) daha güzeli ödenecektir. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulamanın en kötüsü (ve ürkütücüsü) işte bunlar içindir. Onların barınma yerleri cehennemdir, o ne kötü bir barınma yeridir.

  • 16:56 Nahl: 56

    وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصٖيبًا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْۜ تَاللّٰهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَفْتَرُونَ

    (Cahiller) Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, (aslında) hiçbir şey bilmeyenlere (uyduruk şefaatçilere) paylar ayırıyorlar (ve böylece Allah’ın elinden kurtulacaklarını sanıyorlar). Andolsun, Allah'a iftira ettiklerinizden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.

  • 16:61 Nahl: 61

    وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّٰهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِمْ مَا تَرَكَ عَلَيْهَا مِنْ دَٓابَّةٍ وَلٰكِنْ يُؤَخِّرُهُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle (hemen) sorguya çekecek (ve cezasını verecek) olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; fakat onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. (Şu var ki) Onların ecelleri geldiğinde ise, (artık) ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.

  • 21:1 Enbiya: 1

    اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فٖي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَۚ

    İnsanların hesap (sorgulanma zaman)ları yaklaştı. Ama onlar hâlâ gaflet içinde (Hakk’tan) yüz çevirmektedirler.

  • 21:13 Enbiya: 13

    لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُٓوا اِلٰى مَٓا اُتْرِفْتُمْ فٖيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

    (Onlar:) "Uzaklaşıp-kaçmayın, (tepinip durmayın!) içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün (ve düşünün); çünkü (sonunda) sorguya çekileceksiniz" (diye uyarılmışlardı).

  • 21:23 Enbiya: 23

    لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

    O (Allah), yaptığından (dolayı asla) mesul tutulamaz (ve hesap sorulamaz)!.. Oysa onlar (bütün kullar) ise sorguya çekileceklerdir.

  • 21:38 Enbiya: 38

    وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ

    (İnkârcılar ve münafıklar) "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün ortaya çıkması ve azabı) ne zamandır?" diyorlar (kendi akıllarınca dalga geçiyorlardı).

  • 21:109 Enbiya: 109

    فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ وَاِنْ اَدْرٖٓي اَقَرٖيبٌ اَمْ بَعٖيدٌ مَا تُوعَدُونَ

    Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere (zengin fakir, güçlü zayıf ayırt etmeden hepinizi Allah’ın kulları bilerek) açıklamada bulundum. (Artık vaid) Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azap günü) yakın mı, uzak mı, Ben bilemem (ama bunlar kesindir ve mutlaka gelecektir.)"

  • 29:13 Ankebut: 13

    وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْۘ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

    Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi (günah) yükleriyle birlikte (sebep oldukları) başka (kötülük) yüklerini de yüklenecekler ve kıyamet günü, (din adına) düzüp uydurduklarından dolayı mutlaka sorguya çekileceklerdir.

  • 37:24 Sâffât: 24

    وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ

    (Ey görevliler!) "Şimdi onları durdurup-tutuklayın, çünkü onlar (ve herkes) sorguya alınacaklardır."

  • 37:53 Sâffât: 53

    ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَدٖينُونَ

    "Bizler öldüğümüz, toprak ve kemik (yığını) olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?" (diye sorup imanımızdan dolayı bizi kınar ve hırpalardı.)

  • 38:26 Sâd: 26

    يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلٖيفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِۜ اِنَّ الَّذٖينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖيدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ۟

    Biz (ona şunları da hatırlattık): “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife (devlet ve hükümet reisi ve ümmetinin peygamberi) yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet... Sakın keyfi hevâya ve nefsi arzulara uyma! (Zira hevâ ve heves) Seni Allah’ın yolundan ayırıp uzaklaştırır. Doğrusu, hesap gününü unutarak Allah’ın yolundan sapanlara çok çetin bir azap vardır.”

  • 38:53 Sâd: 53

    هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ

    İşte hesap günü size va'ad edilen bunlardır. (Herkes ettiğini bulacak, ektiğini toplayacaktır.)

  • 38:78 Sâd: 78

    وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتٖٓي اِلٰى يَوْمِ الدّٖينِ

    “Ve şüphesiz din (kıyametteki hesap) gününe kadar, Benim lanetim (ardından cehennemde azap ve zilletim) senin üzerine olacaktır.” [Not: Kur’an-ı Kerim; hayatın “su”dan başladığını (Nur: 45), insanın “toprak”tan yaratıldığını (Taha: 55), başka ayetlerde su ile toprak karışımı olan “Balçık”tan, diğer bir ayette ateşte pişirilip kurutulan çamurdan yapıldığını (Râhman: 14), başka bir yerde ise özel bir proje ile şekillendirilmiş balçıktan (Hicr: 26) yaratıldığını ve nihayet Cenab-ı Hakkın bu bedene “Kendi ruhundan üfleyip” (Secde: 9), insan suretinde ve halifesi olarak varlığa çıkardığını (Bakara: 30-31) ve tüm Meleklerin ona hürmetle görevli kılındığını beyan buyurmaktadır. Bak: Sâd: 71-78 ayetleri.]

  • 40:27 Mü'min: 27

    وَقَالَ مُوسٰٓى اِنّٖي عُذْتُ بِرَبّٖي وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ۟

    Musa ise: "Kesinlikle ben, hesap gününe iman etmeyen her (zorba) mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah’a) sığınırım" demişti.

  • 51:6 Zâriyât: 6

    وَاِنَّ الدّٖينَ لَوَاقِعٌۜ

    Ve hiç şüphesiz DİN(in hâkimiyet ve hükümranlığı, ahirette ise hesap ve ceza olayı) mutlaka vuku’ bulacaktır. (DİN’in, dünyadaki nizamı da, ahiretteki mizanı da Hakk’tır.)

  • 51:12 Zâriyât: 12

    يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّٖينِۜ

    “Din günü (Hakkın hâkim olacağı, süper şeytani güçlerin yıkılacağı ve herkesten hesap sorulacağı vakit) ne zamanmış?” diye (alaycı ve inançsız bir şekilde) sorup (kibirlenmektedirler).

  • 56:56 Vâkıa: 56

    هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّٖينِۜ

    İşte bu, onların din (hesap ve ceza) günündeki (azap) sofrasıdır.

  • 74:46 Müddessir: 46

    وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّٖينِۙ

    “Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıp (ahireti önemsemezdik, yaptıklarımızın yanımıza kâr kalacağını zannederdik).”

  • 84:8 İnşikak: 8

    فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسٖيرًاۙ

    O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilip (azaptan kurtulacaktır.)

  • 102:8 Tekâsür: 8

    ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

    Sonra da o gün, (size verilen her) nimetten mutlaka sorguya çekileceksiniz.