Sinyallerle haberleşme

  • 27:15 Neml: 15

    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a da (şimdiki ileri teknoloji harikaları yerine, özel manevi marifetleri içeren mucizevi) bir ilim vermiştik de, onlar da: “Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamd olsun” demişlerdi. [Not: Hatta önceki peygamberlere verilen bazı mucizevi kolaylık ve desteklere, bugünkü teknolojiler hâlâ erişememiştir. Ses ve görüntü gibi ayrıca eşyanın da anında nakli benzeri harikaların bu ümmete teknoloji olarak verilmesi beklenmeli ve bu yönde gayret gösterilmelidir.]

  • 27:16 Neml: 16

    (Hz.) Süleyman (babası) Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili (mantıkut-tayr = sinyallerle haberleşme) öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür (ve Allah’ın faziletidir).”

  • 27:17 Neml: 17

    Süleyman'a (hizmet için) cinnlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular (emir dinleyen ve hizmet eden gruplar) toplanmış ve bunlar (onun emrinde ve istediği hizmete) bölükler halinde dağıtılmıştı. (Ki bunlar Allah’ın özel inayeti ve nimetleridir.)

  • 27:18 Neml: 18

    Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesinler (ezip çiğnemesinler)” diyerek (uyarıvermişti).

  • 27:19 Neml: 19

    (Süleyman, karıncanın) Bu sözü üzerine tebessüm edip gülerek: “Rabbim, (hayvanların dilinden ve halinden anlamayı lütfettin ve daha nice faziletler verdin, öyle ise) hem bana, hem anne ve babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih amel(ler) işlemeyi (hayırlı ve yararlı işler görmemi) ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat” deyip (dua etmişti).

  • 27:20 Neml: 20

    (Hz. Süleyman) Kuşları denetledikten sonra dedi ki: (Hani nerede,) "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa (kaçıp) kayıplara mı karıştı (ki çağırdığım halde gelmemiştir)?"

  • 27:15 Neml: 15

    وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًاۚ وَقَالَا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي فَضَّلَنَا عَلٰى كَثٖيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنٖينَ

    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a da (şimdiki ileri teknoloji harikaları yerine, özel manevi marifetleri içeren mucizevi) bir ilim vermiştik de, onlar da: “Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamd olsun” demişlerdi. [Not: Hatta önceki peygamberlere verilen bazı mucizevi kolaylık ve desteklere, bugünkü teknolojiler hâlâ erişememiştir. Ses ve görüntü gibi ayrıca eşyanın da anında nakli benzeri harikaların bu ümmete teknoloji olarak verilmesi beklenmeli ve bu yönde gayret gösterilmelidir.]

  • 27:16 Neml: 16

    وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫تٖينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبٖينُ

    (Hz.) Süleyman (babası) Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili (mantıkut-tayr = sinyallerle haberleşme) öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür (ve Allah’ın faziletidir).”

  • 27:17 Neml: 17

    وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    Süleyman'a (hizmet için) cinnlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular (emir dinleyen ve hizmet eden gruplar) toplanmış ve bunlar (onun emrinde ve istediği hizmete) bölükler halinde dağıtılmıştı. (Ki bunlar Allah’ın özel inayeti ve nimetleridir.)

  • 27:18 Neml: 18

    حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٓا اَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesinler (ezip çiğnemesinler)” diyerek (uyarıvermişti).

  • 27:19 Neml: 19

    فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْنٖٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْنٖي بِرَحْمَتِكَ فٖي عِبَادِكَ الصَّالِحٖينَ

    (Süleyman, karıncanın) Bu sözü üzerine tebessüm edip gülerek: “Rabbim, (hayvanların dilinden ve halinden anlamayı lütfettin ve daha nice faziletler verdin, öyle ise) hem bana, hem anne ve babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih amel(ler) işlemeyi (hayırlı ve yararlı işler görmemi) ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat” deyip (dua etmişti).

  • 27:20 Neml: 20

    وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَٓا اَرَى الْهُدْهُدَۘ اَمْ كَانَ مِنَ الْغَٓائِبٖينَ

    (Hz. Süleyman) Kuşları denetledikten sonra dedi ki: (Hani nerede,) "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa (kaçıp) kayıplara mı karıştı (ki çağırdığım halde gelmemiştir)?"