-
4:71
Nisa: 71
Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı uyanık bulunup her türlü) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın (ihtiyatlı ve hazırlıklı davranın) da bölük bölük, ya da (gerekirse) hep birlikte (cihada çıkıp, topyekûn düşman üzerine) gidin.
-
4:94
Nisa: 94
Ey iman edenler! Allah yolunda (cihad için) adım attığınızda (sefere çıktığınızda, rakiplerinizi) iyice araştırıp anlamaya çalışın. Dünya hayatının geçici menfaatlerini gözeterek, size selam verene (ve Müslüman olduğunu söyleyene): “Hayır, sen mü’min değilsin!” demeyin. (‘Ganimeti bize kalır veya ileride bizi gölgede bırakır, köşemizi koltuğumuzu elimizden alır’ düşüncesiyle onları dışlamayın ve suçlamayın.) Çünkü Allah’ın yanında daha çok ganimetler (ve tükenmez hazineler) vardır. (İnsafla düşünün!) Önceden siz de onlar gibiydiniz. Allah size lütfetti de (iman ettiniz ve hidayete erdiniz); öyle ise iyice araştırın (anlayıp dinleyin ve peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan Haberdardır (ve niyetlerinize göre hesaba çekecektir).
-
4:95
Nisa: 95
Mü’minlerden (Hakkın hâkimiyetini ve zulüm düzeninin değişmesini samimiyetle istemek şartıyla, bazı mazeretleri sebebiyle cihada katılamayanlar hariç) bir özürü olmaksızın (evinde ve iş yerinde, ibadet, ticaret ve diğer dini gayretler bahanesiyle) durup oturanlarla; Allah yolunda, (adalet nizamı kurulsun ve insanlar huzura kavuşsun amacıyla) mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, asla müsavi (eşit) değildir (bunlar bir tutulmayacaktır). Allah, malları ve canları ile (ülkesinde ve yeryüzünde Hakk hâkim olsun diye Kendi yolunda) cehdü gayret edenleri, yerinde oturanlara nazaran, derece bakımından çok daha faziletli kılmıştır. Gerçi Allah (İslam düzeni ve disiplini içinde yaşamayı arzu eden mü'minlerin) hepsine güzellikler va’ad etmiştir; ancak Allah, mücahitleri, oturanlardan çok daha büyük ecirlerle üstün kılmıştır. (Meşru mazeretleri dışında, yapılan genel cihad çağrısına ve milli savunmaya katılmak ise farz-ı ayındır.)
-
4:100
Nisa: 100
Kim de Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde barınacak çok güzel ve bereketli yerler bulacak, genişlik (ve bollukla karşılaşacaktır). Allah'a ve Resulüne hicret yapmak (Kur'an ve Sünnet nizamına kavuşmak) üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelip (bu dünyadan ayrılan) kişinin ecri ise şüphesiz Allah'a (kalmıştır). Allah Bağışlayıcıdır, esirgeyip merhamet buyurandır.
-
4:102
Nisa: 102
(Ey Resulüm, seferde ve cephede iken Sen de mü’minlerin) İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, Seninle birlikte (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar; böylece onlar secde ettiklerinde, (diğerleri düşman saldırılarına karşı nöbet tutmak üzere) arkalarınızda olsunlar. (Ardından) Namazlarını kılmayan diğer grup gelip Seninle namaz kılsınlar, onlar da (tedbir amaçlı) 'korunma araçlarını' ve silahlarını yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler (ve zalim güçler), size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve (erzak, mühimmat gibi) eşyanızdan ayrılmış olmanızı isteyip (fırsat kollarlar. Bu arada) eğer yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. (Böylece bütün) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
-
4:104
Nisa: 104
(Düşmanınız olan) Topluluğu (takip edip) aramakta (şerli merkezlere ve şeytani kesimlere karşı uyanık ve hazırlıklı olmak ve istihbarat faaliyetleri yapmak hususunda, aleyhinize yazılan internet sitelerini ve gazeteleri araştırıp gerekli tedbirleri almak ve teknolojik üstünlüğü sağlamak konusunda) gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı ve sıkıntı çekiyorsanız, şüphesiz onlar (düşmanlarınız) da sizin acı çektiğiniz gibi (çeşitli) acı ve sıkıntı(lar) çekiyorlar. Üstelik siz (çok farklı ve şanslı durumdasınız çünkü), onların (asla) umut etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz (dünyada zafer ve izzet, ahirette ise cennet bekliyor ve bunun huzur ve onurunu yaşıyorsunuz). Allah; (her şeyi, niyetinizi, gayretinizi ve teslimiyetinizi hakkıyla) bilip durmaktadır, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.
-
5:33
Maide: 33
Allah’a ve Resulüne (bunlara bağlı adil bir devlete ve hükümete karşı) savaş açanların ve yeryüzünde (ülkesinde ve bölgesinde) bozgunculuk çıkaranların (anarşiye ve isyana kalkışanların) cezası; (vuruşma anında) öldürülmeleri, (çarpışma sonucu yakalananlardan tedhişçi ve tehlikeli olanların) asılarak idam edilmeleri (ve ibreti âlem olsun ve caydırıcılığı bulunsun diye herkese gösterilmeleri), veya (terörde çok ileri gitmiş, nice asker ve sivil masum insanı katletmiş, isyan ve bölücülüğe önderlik etmiş ise sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çaprazlama kesilmesidir. Yok eğer (istemeden ve bazı mazeret ve mecburiyetlerle anarşiye katılmış, sonra pişmanlık duymuşsa ve kendi bölgesinde kalması fitne ve fesada yol açacaksa, bunların ve yakınlarının da bulundukları) yerden (başka yörelere) sürgün edilmeleri (veya hapsedilerek böylece uyumlu ve yararlı vatandaş haline gelmelerine fırsat verilmesidir). Bunlar (onların) dünyadaki eziyetleri ve rezillikleridir, ahirette ise onlar için daha büyük bir azap (var edilmiştir).
-
5:34
Maide: 34
Ancak, siz onlara güç yetirmenizden (terör şebekesini tepelemenizden) önce tevbe edip (anarşiden vazgeçen ve pişmanlıkla devlete teslimiyeti seçenler) hariçtir; (onlar için genel af çıkarmak suretiyle bu kandırılmış ve mecbur bırakılmış kimseleri yeniden topluma kazandırmak gerekir. Çünkü) Biliniz ki Allah da Bağışlayıcı ve Esirgeyicidir.
-
8:15
Enfâl: 15
Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız (ve onların hücumuna uğradığınız) zaman, hemen (korkup gevşeyerek kaçmak üzere) onlara arkanızı dönmeyin (direnin ve mücadeleyi bırakmayın)!
-
8:16
Enfâl: 16
Kim böyle bir günde -yine tekrar savaşmak için (taktik gereği) bir yana çekilen, ya da bir başka bölüğe katılmak için yer değiştiren dışında- (her kim kaçmak için düşmanlara) onlara arkasını çevirir (de cihaddan ve Hakk davadan vazgeçerse), gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri de cehennem olacaktır. O ne kötü bir yataktır.
-
8:17
Enfâl: 17
(Aslında) Onları (savaşta saf dışı bıraktığınız düşmanları) siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top güllelerine ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da (ey Nebim!) Sen atmadın, fakat Allah attı (ve düşman birliklerini etkisiz bıraktı. Bunu da) Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla denemek (ve nankörlükten sakındırıvermek) için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, (her şeyi ve hakkıyla) İşitendir, Bilendir.
-
8:18
Enfâl: 18
İşte size (hikmet ve hakikatleri) böyle (açıklıyorum)… Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli düzenlerini (ve bütün tedbirlerini) boşa çıkarıverendir.
-
8:58
Enfâl: 58
Amma bir kavmin ihanet edeceğinden (ve huzur ve hürriyet içinde yaşadığınız ülkenize hücuma geçeceğinden) kesin olarak korkarsan, (ve özel casusların vasıtasıyla bunu saptarsan) Sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) bozup atabilirsin. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.
-
8:60
Enfâl: 60
Onlara (gizli, açık düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar (bütün imkânları kullanarak siyasi, askeri ve iktisadi her türlü) kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar, (bugün ise üretilip devamlı bakımı yapılan uçaklar, füzeler ve tanklar) hazırlayın. Ki bunlarla Allah'ın ve sizin düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği (ama) sizin bilmediğiniz diğer (gizli şer ve nifak odaklarını) korkutasınız (ve caydırıcılık gücüne sahip olasınız. Bu konuda cimrilik ve tedbirsizlik yapmayasınız). Allah yolunda (cihad uğrunda ve milli savunma amacıyla) her ne harcarsanız, (nasıl bir katkı sunarsanız, o ahirette) size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. (Allah adalet sahibidir.)
-
8:61
Enfâl: 61
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, Sen de onlara yanaş ve (siyasi kabiliyetini kullanarak bu anlaşmadan kârlı çıkmak hususunda tedbir al ve) Allah'a güven. Zira O gerçekten İşitendir ve her şeyi hakkıyla Bilendir.
-
8:62
Enfâl: 62
Ve eğer onlar (düşmanlar) Seni aldatmak ve hile yapmak isterlerse, şüphesiz Allah Sana yeterlidir. O Seni yardımıyla ve mü’minlerle te’yid edip destekledi (ve destekleyecektir).
-
8:63
Enfâl: 63
Ve (bak) onların (Hakk çağrıya uyanların) kalplerini uzlaştırıp birbirlerine bağladı. Şayet Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların (birbirlerine düşman tarafların) kalplerini kaynaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
8:64
Enfâl: 64
Ey Nebi(m), Sana ve Seni izleyen (tâbi olup rehber edinen) mü'minlere (her hususta) Allah kâfidir. (Allah’ın koruyup desteklediğine hiç kimse zarar veremeyecektir.)
-
8:65
Enfâl: 65
Ey Nebi(m, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, muhtemel sıkıntı ve saldırıları engellemek üzere) mü’minleri savaşa hazırlıklı olmaya (sürekli ve sistemli olarak) teşvik et. Sizden sabırlı (eğitimli, kararlı ve cesur) yirmi kişi(lik özel bir ekip oluşursa,) iki yüz kâfire galip gelirler. Sizden (sadık ve sağlam) yüz kişi(lik özel bir birlik hazırlanırsa; bunlar, iman sözleşmesindeki taahhütlerini unutanlardan; yani Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile) küfre sapanlardan bin kişiye galip gelirler. Bu, onların (Kur’an davetini ve akıbetlerini düşünmeyen) kavrayışı kıt ve anlayışsız bir toplum olmaları nedeniyledir.
-
8:66
Enfâl: 66
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi(ği için sayı oranını değiştirdi. Artık) Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratabilir; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
-
8:67
Enfâl: 67
Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya (ve duruma hâkim oluncaya) kadar, (düşmanlarından) esirler alması (ve onları diyet karşılığı bırakması) yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size dünyada zafer ve izzeti ve asıl) ahiret (saadetini) istemektedir. Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
8:68
Enfâl: 68
Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (takdir buyurup bağışlaması) olmasaydı, (esirleri bırakıp fidye olarak) alıverdiğiniz (menfaate) karşılık size gerçekten büyük bir azap dokunuverecekti.
-
8:69
Enfâl: 69
Artık (savaşta galip gelip) ganimet olarak elde ettiklerinizden (yetkililerce size pay olarak verilenlerden) helâl ve temiz olarak (yararlanıp) yiyin ve (ganimette hilekârlık ve haksızlık yapma konusunda) Allah'tan korkup (nankörlük ve kötülükten) sakınıverin. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.
-
8:70
Enfâl: 70
Ey Nebi(m), ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalplerinizde bir hayır(lı niyet taşıdığınızı görüp) bilirse (ve bunu Bize de hissettirirse), sizden alınan (esaretten kurtulma parasın)dan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir."
-
8:74
Enfâl: 74
Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda cihad ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar (Muhacirin ve Ensar) gerçek (hakkıyla) mü'minlerdir ve onlar için (günahlardan) bağışlanma ve (cennette) bol ve üstün rızık vardır. (Büyük nimet ve faziletlere erişeceklerdir.)
-
8:75
Enfâl: 75
Bundan sonra da, (gerçekten) iman edip (dinleri ve davaları uğrunda) hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar da sizdendirler. Akrabalar ise, Allah'ın Kitabına göre (mirasta) birbirlerine (yakınlık derecesi nispetinde) önceliklidirler. Doğrusu Allah her şeyi Bilendir.
-
9:46
Tevbe: 46
Aslında (o münafıklar) eğer (cihad için yola) çıkmak isteselerdi (herhalde) bu maksatla bir hazırlık görür (ve gayret gösterirlerdi). Ancak Allah, onların harekete geçip (aranıza katılmalarını) kerih bulup (münasip görmemiştir) de (bu yüzden) ayaklarını dolayıp oyalayıvermiş ve (onlara); “siz de (cihaddan ve sorumluluktan kaytarıp evlerinde) oturanlarla birlikte oturun (da Allah’ın rahmetinden mahrum olun!..)” denilmiştir.
-
9:122
Tevbe: 122
Bununla beraber (umumi seferberlik dışında) mü'minlerin tümünün öne fırlayıp (hepsinin topyekûn gazaya) çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup (sefere) çıktığında, (bir grup da) dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta ve ilmi araştırmalarda bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak (ve aydınlatmak) için (evinde kalabilirler). Umulur ki onlar da (kötülükten) kaçınıp-sakınıverirler.
-
16:81
Nahl: 81
Allah, sizin için yarattığı şeylerden (ağaçlardan ve çadırlardan) gölgelikler hazırladı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler yaptı; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak (zırhlı) giyimlikler de var edip sağladı. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki (Allah’ın dinine) teslim olursunuz (ve Müslümanca yaşarsınız diye bütün bunları yarattı).
-
16:92
Nahl: 92
Bir ümmet (kavim, kabile ve devlet) diğer bir ümmetten (ekonomik, askeri ve teknolojik yönden) daha güçlü ve gelişkindir diye, aranızdaki yeminleri (barış ve ticaret sözleşmelerini) bozmaya yeltenmeyin. İpini kuvvetle eğirdikten (ve ördükten) sonra (tekrar dönüp) sökerek çözen (kadın) gibi olmayın! (Yeminlerinize, ahitlerinize, senet ve sözleşmelerinize riayet edin, asla hile ve hıyanete girişmeyin.) Çünkü kesinlikle Allah sizleri bütün bunlarla (İslami emir ve yasaklarla) imtihan etmektedir ve hulf ettiğiniz (haksızlık ve hırsızlığa yöneldiğiniz) durumları kıyamet günü size elbette (belgeleriyle) açıklayıverecektir.
-
21:80
Enbiya: 80
Bir de ona (Davud’a) harbin şiddetinden korunmanız için elbise (zırh) yapma sanatını (ve tekniğini) öğrettik (ki), bunlara karşılık siz şükredenlerden misiniz? (Deneyip görelim.) [Not: Bu ayet: a- Hem her türlü savaş tehdidine karşı alınması gereken çeşitli tedbirlere, hatta zehirli gazlardan koruyucu maskelerin üretilmesine işarettir. b- Hem de; bütün işlerin ve üretimlerin sanat ve ustalık içerikli, yani teknik ve estetik özellikli yapılması gerektiğini öğütlemektedir. Çünkü Hz. Peygamber Efendimiz; “Allah güzeldir, güzeli sever” demişlerdir. Yani özenli ve düzenli işleri, cezbedici ve yarar verici şeyleri ve sanat eserlerini teşvik etmiştir.]
-
4:71
Nisa: 71
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمٖيعًا
Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı uyanık bulunup her türlü) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın (ihtiyatlı ve hazırlıklı davranın) da bölük bölük, ya da (gerekirse) hep birlikte (cihada çıkıp, topyekûn düşman üzerine) gidin.
-
4:94
Nisa: 94
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ضَرَبْتُمْ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰٓى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًاۚ تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۘ فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَثٖيرَةٌۜ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Ey iman edenler! Allah yolunda (cihad için) adım attığınızda (sefere çıktığınızda, rakiplerinizi) iyice araştırıp anlamaya çalışın. Dünya hayatının geçici menfaatlerini gözeterek, size selam verene (ve Müslüman olduğunu söyleyene): “Hayır, sen mü’min değilsin!” demeyin. (‘Ganimeti bize kalır veya ileride bizi gölgede bırakır, köşemizi koltuğumuzu elimizden alır’ düşüncesiyle onları dışlamayın ve suçlamayın.) Çünkü Allah’ın yanında daha çok ganimetler (ve tükenmez hazineler) vardır. (İnsafla düşünün!) Önceden siz de onlar gibiydiniz. Allah size lütfetti de (iman ettiniz ve hidayete erdiniz); öyle ise iyice araştırın (anlayıp dinleyin ve peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan Haberdardır (ve niyetlerinize göre hesaba çekecektir).
-
4:95
Nisa: 95
لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدٖينَ دَرَجَةًۜ وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ عَلَى الْقَاعِدٖينَ اَجْرًا عَظٖيمًاۙ
Mü’minlerden (Hakkın hâkimiyetini ve zulüm düzeninin değişmesini samimiyetle istemek şartıyla, bazı mazeretleri sebebiyle cihada katılamayanlar hariç) bir özürü olmaksızın (evinde ve iş yerinde, ibadet, ticaret ve diğer dini gayretler bahanesiyle) durup oturanlarla; Allah yolunda, (adalet nizamı kurulsun ve insanlar huzura kavuşsun amacıyla) mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, asla müsavi (eşit) değildir (bunlar bir tutulmayacaktır). Allah, malları ve canları ile (ülkesinde ve yeryüzünde Hakk hâkim olsun diye Kendi yolunda) cehdü gayret edenleri, yerinde oturanlara nazaran, derece bakımından çok daha faziletli kılmıştır. Gerçi Allah (İslam düzeni ve disiplini içinde yaşamayı arzu eden mü'minlerin) hepsine güzellikler va’ad etmiştir; ancak Allah, mücahitleri, oturanlardan çok daha büyük ecirlerle üstün kılmıştır. (Meşru mazeretleri dışında, yapılan genel cihad çağrısına ve milli savunmaya katılmak ise farz-ı ayındır.)
-
4:100
Nisa: 100
وَمَنْ يُهَاجِرْ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثٖيرًا وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهٖ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا۟
Kim de Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde barınacak çok güzel ve bereketli yerler bulacak, genişlik (ve bollukla karşılaşacaktır). Allah'a ve Resulüne hicret yapmak (Kur'an ve Sünnet nizamına kavuşmak) üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelip (bu dünyadan ayrılan) kişinin ecri ise şüphesiz Allah'a (kalmıştır). Allah Bağışlayıcıdır, esirgeyip merhamet buyurandır.
-
4:102
Nisa: 102
وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا
(Ey Resulüm, seferde ve cephede iken Sen de mü’minlerin) İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, Seninle birlikte (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar; böylece onlar secde ettiklerinde, (diğerleri düşman saldırılarına karşı nöbet tutmak üzere) arkalarınızda olsunlar. (Ardından) Namazlarını kılmayan diğer grup gelip Seninle namaz kılsınlar, onlar da (tedbir amaçlı) 'korunma araçlarını' ve silahlarını yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler (ve zalim güçler), size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve (erzak, mühimmat gibi) eşyanızdan ayrılmış olmanızı isteyip (fırsat kollarlar. Bu arada) eğer yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. (Böylece bütün) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
-
4:104
Nisa: 104
وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَٓاءِ الْقَوْمِۜ اِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَۚ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا۟
(Düşmanınız olan) Topluluğu (takip edip) aramakta (şerli merkezlere ve şeytani kesimlere karşı uyanık ve hazırlıklı olmak ve istihbarat faaliyetleri yapmak hususunda, aleyhinize yazılan internet sitelerini ve gazeteleri araştırıp gerekli tedbirleri almak ve teknolojik üstünlüğü sağlamak konusunda) gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı ve sıkıntı çekiyorsanız, şüphesiz onlar (düşmanlarınız) da sizin acı çektiğiniz gibi (çeşitli) acı ve sıkıntı(lar) çekiyorlar. Üstelik siz (çok farklı ve şanslı durumdasınız çünkü), onların (asla) umut etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz (dünyada zafer ve izzet, ahirette ise cennet bekliyor ve bunun huzur ve onurunu yaşıyorsunuz). Allah; (her şeyi, niyetinizi, gayretinizi ve teslimiyetinizi hakkıyla) bilip durmaktadır, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.
-
5:33
Maide: 33
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذٖينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْدٖيهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظٖيمٌۙ
Allah’a ve Resulüne (bunlara bağlı adil bir devlete ve hükümete karşı) savaş açanların ve yeryüzünde (ülkesinde ve bölgesinde) bozgunculuk çıkaranların (anarşiye ve isyana kalkışanların) cezası; (vuruşma anında) öldürülmeleri, (çarpışma sonucu yakalananlardan tedhişçi ve tehlikeli olanların) asılarak idam edilmeleri (ve ibreti âlem olsun ve caydırıcılığı bulunsun diye herkese gösterilmeleri), veya (terörde çok ileri gitmiş, nice asker ve sivil masum insanı katletmiş, isyan ve bölücülüğe önderlik etmiş ise sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çaprazlama kesilmesidir. Yok eğer (istemeden ve bazı mazeret ve mecburiyetlerle anarşiye katılmış, sonra pişmanlık duymuşsa ve kendi bölgesinde kalması fitne ve fesada yol açacaksa, bunların ve yakınlarının da bulundukları) yerden (başka yörelere) sürgün edilmeleri (veya hapsedilerek böylece uyumlu ve yararlı vatandaş haline gelmelerine fırsat verilmesidir). Bunlar (onların) dünyadaki eziyetleri ve rezillikleridir, ahirette ise onlar için daha büyük bir azap (var edilmiştir).
-
5:34
Maide: 34
اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْۚ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
Ancak, siz onlara güç yetirmenizden (terör şebekesini tepelemenizden) önce tevbe edip (anarşiden vazgeçen ve pişmanlıkla devlete teslimiyeti seçenler) hariçtir; (onlar için genel af çıkarmak suretiyle bu kandırılmış ve mecbur bırakılmış kimseleri yeniden topluma kazandırmak gerekir. Çünkü) Biliniz ki Allah da Bağışlayıcı ve Esirgeyicidir.
-
8:15
Enfâl: 15
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَقٖيتُمُ الَّذٖينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ
Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız (ve onların hücumuna uğradığınız) zaman, hemen (korkup gevşeyerek kaçmak üzere) onlara arkanızı dönmeyin (direnin ve mücadeleyi bırakmayın)!
-
8:16
Enfâl: 16
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ
Kim böyle bir günde -yine tekrar savaşmak için (taktik gereği) bir yana çekilen, ya da bir başka bölüğe katılmak için yer değiştiren dışında- (her kim kaçmak için düşmanlara) onlara arkasını çevirir (de cihaddan ve Hakk davadan vazgeçerse), gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri de cehennem olacaktır. O ne kötü bir yataktır.
-
8:17
Enfâl: 17
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنٖينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
(Aslında) Onları (savaşta saf dışı bıraktığınız düşmanları) siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top güllelerine ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da (ey Nebim!) Sen atmadın, fakat Allah attı (ve düşman birliklerini etkisiz bıraktı. Bunu da) Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla denemek (ve nankörlükten sakındırıvermek) için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, (her şeyi ve hakkıyla) İşitendir, Bilendir.
-
8:18
Enfâl: 18
ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِرٖينَ
İşte size (hikmet ve hakikatleri) böyle (açıklıyorum)… Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli düzenlerini (ve bütün tedbirlerini) boşa çıkarıverendir.
-
8:58
Enfâl: 58
وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِنٖينَ۟
Amma bir kavmin ihanet edeceğinden (ve huzur ve hürriyet içinde yaşadığınız ülkenize hücuma geçeceğinden) kesin olarak korkarsan, (ve özel casusların vasıtasıyla bunu saptarsan) Sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) bozup atabilirsin. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.
-
8:60
Enfâl: 60
وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهٖ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَرٖينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Onlara (gizli, açık düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar (bütün imkânları kullanarak siyasi, askeri ve iktisadi her türlü) kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar, (bugün ise üretilip devamlı bakımı yapılan uçaklar, füzeler ve tanklar) hazırlayın. Ki bunlarla Allah'ın ve sizin düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği (ama) sizin bilmediğiniz diğer (gizli şer ve nifak odaklarını) korkutasınız (ve caydırıcılık gücüne sahip olasınız. Bu konuda cimrilik ve tedbirsizlik yapmayasınız). Allah yolunda (cihad uğrunda ve milli savunma amacıyla) her ne harcarsanız, (nasıl bir katkı sunarsanız, o ahirette) size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. (Allah adalet sahibidir.)
-
8:61
Enfâl: 61
وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, Sen de onlara yanaş ve (siyasi kabiliyetini kullanarak bu anlaşmadan kârlı çıkmak hususunda tedbir al ve) Allah'a güven. Zira O gerçekten İşitendir ve her şeyi hakkıyla Bilendir.
-
8:62
Enfâl: 62
وَاِنْ يُرٖيدُٓوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُۜ هُوَ الَّذٖٓي اَيَّدَكَ بِنَصْرِهٖ وَبِالْمُؤْمِنٖينَۙ
Ve eğer onlar (düşmanlar) Seni aldatmak ve hile yapmak isterlerse, şüphesiz Allah Sana yeterlidir. O Seni yardımıyla ve mü’minlerle te’yid edip destekledi (ve destekleyecektir).
-
8:63
Enfâl: 63
وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَمٖيعًا مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
Ve (bak) onların (Hakk çağrıya uyanların) kalplerini uzlaştırıp birbirlerine bağladı. Şayet Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların (birbirlerine düşman tarafların) kalplerini kaynaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
8:64
Enfâl: 64
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ۟
Ey Nebi(m), Sana ve Seni izleyen (tâbi olup rehber edinen) mü'minlere (her hususta) Allah kâfidir. (Allah’ın koruyup desteklediğine hiç kimse zarar veremeyecektir.)
-
8:65
Enfâl: 65
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفًا مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ
Ey Nebi(m, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, muhtemel sıkıntı ve saldırıları engellemek üzere) mü’minleri savaşa hazırlıklı olmaya (sürekli ve sistemli olarak) teşvik et. Sizden sabırlı (eğitimli, kararlı ve cesur) yirmi kişi(lik özel bir ekip oluşursa,) iki yüz kâfire galip gelirler. Sizden (sadık ve sağlam) yüz kişi(lik özel bir birlik hazırlanırsa; bunlar, iman sözleşmesindeki taahhütlerini unutanlardan; yani Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile) küfre sapanlardan bin kişiye galip gelirler. Bu, onların (Kur’an davetini ve akıbetlerini düşünmeyen) kavrayışı kıt ve anlayışsız bir toplum olmaları nedeniyledir.
-
8:66
Enfâl: 66
اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فٖيكُمْ ضَعْفًاۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi(ği için sayı oranını değiştirdi. Artık) Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratabilir; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
-
8:67
Enfâl: 67
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُرٖيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُرٖيدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya (ve duruma hâkim oluncaya) kadar, (düşmanlarından) esirler alması (ve onları diyet karşılığı bırakması) yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size dünyada zafer ve izzeti ve asıl) ahiret (saadetini) istemektedir. Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
-
8:68
Enfâl: 68
لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فٖيمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ
Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (takdir buyurup bağışlaması) olmasaydı, (esirleri bırakıp fidye olarak) alıverdiğiniz (menfaate) karşılık size gerçekten büyük bir azap dokunuverecekti.
-
8:69
Enfâl: 69
فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
Artık (savaşta galip gelip) ganimet olarak elde ettiklerinizden (yetkililerce size pay olarak verilenlerden) helâl ve temiz olarak (yararlanıp) yiyin ve (ganimette hilekârlık ve haksızlık yapma konusunda) Allah'tan korkup (nankörlük ve kötülükten) sakınıverin. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.
-
8:70
Enfâl: 70
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِمَنْ فٖٓي اَيْدٖيكُمْ مِنَ الْاَسْرٰٓىۙ اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ فٖي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّٓا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Ey Nebi(m), ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalplerinizde bir hayır(lı niyet taşıdığınızı görüp) bilirse (ve bunu Bize de hissettirirse), sizden alınan (esaretten kurtulma parasın)dan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir."
-
8:74
Enfâl: 74
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ
Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda cihad ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar (Muhacirin ve Ensar) gerçek (hakkıyla) mü'minlerdir ve onlar için (günahlardan) bağışlanma ve (cennette) bol ve üstün rızık vardır. (Büyük nimet ve faziletlere erişeceklerdir.)
-
8:75
Enfâl: 75
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ فٖي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ
Bundan sonra da, (gerçekten) iman edip (dinleri ve davaları uğrunda) hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar da sizdendirler. Akrabalar ise, Allah'ın Kitabına göre (mirasta) birbirlerine (yakınlık derecesi nispetinde) önceliklidirler. Doğrusu Allah her şeyi Bilendir.
-
9:46
Tevbe: 46
وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقٖيلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِدٖينَ
Aslında (o münafıklar) eğer (cihad için yola) çıkmak isteselerdi (herhalde) bu maksatla bir hazırlık görür (ve gayret gösterirlerdi). Ancak Allah, onların harekete geçip (aranıza katılmalarını) kerih bulup (münasip görmemiştir) de (bu yüzden) ayaklarını dolayıp oyalayıvermiş ve (onlara); “siz de (cihaddan ve sorumluluktan kaytarıp evlerinde) oturanlarla birlikte oturun (da Allah’ın rahmetinden mahrum olun!..)” denilmiştir.
-
9:122
Tevbe: 122
وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّٖينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟
Bununla beraber (umumi seferberlik dışında) mü'minlerin tümünün öne fırlayıp (hepsinin topyekûn gazaya) çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup (sefere) çıktığında, (bir grup da) dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta ve ilmi araştırmalarda bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak (ve aydınlatmak) için (evinde kalabilirler). Umulur ki onlar da (kötülükten) kaçınıp-sakınıverirler.
-
16:81
Nahl: 81
وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِمَّا خَلَقَ ظِلَالًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْجِبَالِ اَكْنَانًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَابٖيلَ تَقٖيكُمُ الْحَرَّ وَسَرَابٖيلَ تَقٖيكُمْ بَأْسَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ
Allah, sizin için yarattığı şeylerden (ağaçlardan ve çadırlardan) gölgelikler hazırladı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler yaptı; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak (zırhlı) giyimlikler de var edip sağladı. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki (Allah’ın dinine) teslim olursunuz (ve Müslümanca yaşarsınız diye bütün bunları yarattı).
-
16:92
Nahl: 92
وَلَا تَكُونُوا كَالَّتٖي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثًاۜ تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍۜ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِهٖۜ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ فٖيهِ تَخْتَلِفُونَ
Bir ümmet (kavim, kabile ve devlet) diğer bir ümmetten (ekonomik, askeri ve teknolojik yönden) daha güçlü ve gelişkindir diye, aranızdaki yeminleri (barış ve ticaret sözleşmelerini) bozmaya yeltenmeyin. İpini kuvvetle eğirdikten (ve ördükten) sonra (tekrar dönüp) sökerek çözen (kadın) gibi olmayın! (Yeminlerinize, ahitlerinize, senet ve sözleşmelerinize riayet edin, asla hile ve hıyanete girişmeyin.) Çünkü kesinlikle Allah sizleri bütün bunlarla (İslami emir ve yasaklarla) imtihan etmektedir ve hulf ettiğiniz (haksızlık ve hırsızlığa yöneldiğiniz) durumları kıyamet günü size elbette (belgeleriyle) açıklayıverecektir.
-
21:80
Enbiya: 80
وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْۚ فَهَلْ اَنْتُمْ شَاكِرُونَ
Bir de ona (Davud’a) harbin şiddetinden korunmanız için elbise (zırh) yapma sanatını (ve tekniğini) öğrettik (ki), bunlara karşılık siz şükredenlerden misiniz? (Deneyip görelim.) [Not: Bu ayet: a- Hem her türlü savaş tehdidine karşı alınması gereken çeşitli tedbirlere, hatta zehirli gazlardan koruyucu maskelerin üretilmesine işarettir. b- Hem de; bütün işlerin ve üretimlerin sanat ve ustalık içerikli, yani teknik ve estetik özellikli yapılması gerektiğini öğütlemektedir. Çünkü Hz. Peygamber Efendimiz; “Allah güzeldir, güzeli sever” demişlerdir. Yani özenli ve düzenli işleri, cezbedici ve yarar verici şeyleri ve sanat eserlerini teşvik etmiştir.]
-
4:71
Nisa: 71
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمٖيعًا
-
4:94
Nisa: 94
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ضَرَبْتُمْ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰٓى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًاۚ تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۘ فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَثٖيرَةٌۜ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
-
4:95
Nisa: 95
لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدٖينَ دَرَجَةًۜ وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ عَلَى الْقَاعِدٖينَ اَجْرًا عَظٖيمًاۙ
-
4:100
Nisa: 100
وَمَنْ يُهَاجِرْ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثٖيرًا وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهٖ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا۟
-
4:102
Nisa: 102
وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا
-
4:104
Nisa: 104
وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَٓاءِ الْقَوْمِۜ اِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَۚ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا۟
-
5:33
Maide: 33
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذٖينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْدٖيهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظٖيمٌۙ
-
5:34
Maide: 34
اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْۚ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
-
8:15
Enfâl: 15
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَقٖيتُمُ الَّذٖينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ
-
8:16
Enfâl: 16
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ
-
8:17
Enfâl: 17
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنٖينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
-
8:18
Enfâl: 18
ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِرٖينَ
-
8:58
Enfâl: 58
وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِنٖينَ۟
-
8:60
Enfâl: 60
وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهٖ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَرٖينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
-
8:61
Enfâl: 61
وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
-
8:62
Enfâl: 62
وَاِنْ يُرٖيدُٓوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُۜ هُوَ الَّذٖٓي اَيَّدَكَ بِنَصْرِهٖ وَبِالْمُؤْمِنٖينَۙ
-
8:63
Enfâl: 63
وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَمٖيعًا مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
-
8:64
Enfâl: 64
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ۟
-
8:65
Enfâl: 65
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفًا مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ
-
8:66
Enfâl: 66
اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فٖيكُمْ ضَعْفًاۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
-
8:67
Enfâl: 67
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُرٖيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُرٖيدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
-
8:68
Enfâl: 68
لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فٖيمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ
-
8:69
Enfâl: 69
فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ۟
-
8:70
Enfâl: 70
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِمَنْ فٖٓي اَيْدٖيكُمْ مِنَ الْاَسْرٰٓىۙ اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ فٖي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّٓا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
-
8:74
Enfâl: 74
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ
-
8:75
Enfâl: 75
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ فٖي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ
-
9:46
Tevbe: 46
وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقٖيلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِدٖينَ
-
9:122
Tevbe: 122
وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّٖينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟
-
16:81
Nahl: 81
وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِمَّا خَلَقَ ظِلَالًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْجِبَالِ اَكْنَانًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَابٖيلَ تَقٖيكُمُ الْحَرَّ وَسَرَابٖيلَ تَقٖيكُمْ بَأْسَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ
-
16:92
Nahl: 92
وَلَا تَكُونُوا كَالَّتٖي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثًاۜ تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍۜ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِهٖۜ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ فٖيهِ تَخْتَلِفُونَ
-
21:80
Enbiya: 80
وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْۚ فَهَلْ اَنْتُمْ شَاكِرُونَ