-
4:101
Nisa: 101
Ne zaman ki (cihad ve seyahat maksadıyla) yeryüzünde sefere çıktığınızda (hayırlı atılımlara ve Hakkı hâkim kılmaya kalkıştığınızda), eğer kâfirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Seferde ve savaş halinde, dört rekâtlı namazlar iki rekât kılınır.) Şüphesiz (zalim) kâfirler, sizin için apaçık düşmanlarınızdır. (Can emniyeti, namaz ibadetinden önemli sayılmıştır. Ama cihad yolunda gerekirse can feda kılınır.)
-
4:102
Nisa: 102
(Ey Resulüm, seferde ve cephede iken Sen de mü’minlerin) İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, Seninle birlikte (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar; böylece onlar secde ettiklerinde, (diğerleri düşman saldırılarına karşı nöbet tutmak üzere) arkalarınızda olsunlar. (Ardından) Namazlarını kılmayan diğer grup gelip Seninle namaz kılsınlar, onlar da (tedbir amaçlı) 'korunma araçlarını' ve silahlarını yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler (ve zalim güçler), size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve (erzak, mühimmat gibi) eşyanızdan ayrılmış olmanızı isteyip (fırsat kollarlar. Bu arada) eğer yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. (Böylece bütün) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
-
4:103
Nisa: 103
(Nerede olursanız olun) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allah’ı zikredin (tesbihatı yaparak; her halde Allah’ı çağırıp yalvarın ve Kur'an’ı okuyup anlayarak sorumluluklarınızı hatırlayın). Artık 'güvenliğe kavuşursanız' (o durumda) namazı dosdoğru (ve tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. [Not: Askerlikte, mevcudiyetini ve görev mecburiyetini kanıtlamak üzere her gün belli vakitlerde “içtima” yoklaması gibi; günde beş vakit namazla da mü’minler, Allah’la irtibatlarını ve sadakatlerini ispatlamaktadırlar.]
-
4:101
Nisa: 101
وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذٖينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِرٖينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُبٖينًا
Ne zaman ki (cihad ve seyahat maksadıyla) yeryüzünde sefere çıktığınızda (hayırlı atılımlara ve Hakkı hâkim kılmaya kalkıştığınızda), eğer kâfirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Seferde ve savaş halinde, dört rekâtlı namazlar iki rekât kılınır.) Şüphesiz (zalim) kâfirler, sizin için apaçık düşmanlarınızdır. (Can emniyeti, namaz ibadetinden önemli sayılmıştır. Ama cihad yolunda gerekirse can feda kılınır.)
-
4:102
Nisa: 102
وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا
(Ey Resulüm, seferde ve cephede iken Sen de mü’minlerin) İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, Seninle birlikte (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar; böylece onlar secde ettiklerinde, (diğerleri düşman saldırılarına karşı nöbet tutmak üzere) arkalarınızda olsunlar. (Ardından) Namazlarını kılmayan diğer grup gelip Seninle namaz kılsınlar, onlar da (tedbir amaçlı) 'korunma araçlarını' ve silahlarını yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler (ve zalim güçler), size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve (erzak, mühimmat gibi) eşyanızdan ayrılmış olmanızı isteyip (fırsat kollarlar. Bu arada) eğer yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. (Böylece bütün) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
-
4:103
Nisa: 103
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَأْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا
(Nerede olursanız olun) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allah’ı zikredin (tesbihatı yaparak; her halde Allah’ı çağırıp yalvarın ve Kur'an’ı okuyup anlayarak sorumluluklarınızı hatırlayın). Artık 'güvenliğe kavuşursanız' (o durumda) namazı dosdoğru (ve tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. [Not: Askerlikte, mevcudiyetini ve görev mecburiyetini kanıtlamak üzere her gün belli vakitlerde “içtima” yoklaması gibi; günde beş vakit namazla da mü’minler, Allah’la irtibatlarını ve sadakatlerini ispatlamaktadırlar.]
-
4:101
Nisa: 101
وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذٖينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِرٖينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُبٖينًا
-
4:102
Nisa: 102
وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا
-
4:103
Nisa: 103
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَأْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا