• 7:62 A'raf: 62

    اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖي وَاَنْصَحُ لَكُمْ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    "Size Rabbimin risaletini (bana vahyettiklerini) tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (bir vahiyle) biliyorum" (diye uyarmıştı).

  • 7:68 A'raf: 68

    اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖي وَاَنَا۬ لَكُمْ نَاصِحٌ اَمٖينٌ

    "Ben size Rabbimin risaletini (gönderdiği emir ve haberleri) tebliğ ediyorum. Ve ben sizin için güvenilir bir öğüt vericiyim" (diyerek onların hakaretlerini sabır ve dirayetle karşılamıştı).

  • 7:79 A'raf: 79

    فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبّٖي وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُحِبُّونَ النَّاصِحٖينَ

    O da onlardan yüz çevirdi ve (Hz. Salih şöyle) dedi: "Ey kavmim! Andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz (ve işte belanızı buldunuz)!"

  • 7:93 A'raf: 93

    فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖي وَنَصَحْتُ لَكُمْۚ فَكَيْفَ اٰسٰى عَلٰى قَوْمٍ كَافِرٖينَ۟

    O da onlardan ayrılıp yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim! Andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, (bile bile) inkâra sapan (ve İslam’la savaşan) bir topluluğa nasıl üzülebilirim?" (Çünkü herkesin hak ettiği akıbete uğraması gerekir.)

  • 7:144 A'raf: 144

    قَالَ يَا مُوسٰٓى اِنِّي اصْطَفَيْتُكَ عَلَى النَّاسِ بِرِسَالَاتٖي وَبِكَلَامٖيۘ فَخُذْ مَٓا اٰتَيْتُكَ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرٖينَ

    (Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmam sayesinde, seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. (Gereksiz işlere ve isteklere kalkışma!” diye uyarıvermişti.)

  • 33:39 Ahzâb: 39

    اَلَّذٖينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَدًا اِلَّا اللّٰهَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَسٖيبًا

    (Rabbinin seçtiği ve rehber tayin ettiği kutlu insanlar) Ki onlar; Allah’ın risaletini (mesaj ve müjdesini öğrenip öğreten ve) tebliğ edip (yayanlardır). Bunlar O'ndan (Allah’tan) içleri titreyerek (havf ve haşyet duyanlar ve) saygısızlıktan sakınanlardır; ve Allah'ın dışında hiç kimseden (böyle) korkmayanlardır. (Zaten) Hesap görücü olarak Allah kâfidir.

  • 72:28 Cinn: 28

    لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا

    (Allah, nebilerine de bazı gaybi bilgiler aktarır) Öyle ki (insanlar) onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilip (anlasınlar. Allah) Onların nezdinde olanları sarıp kuşatmış ve her şeyi tek tek sayıp tespitini yapmış bulunmaktadır.