• 2:3 Bakara: 3

    Onlar; (o müttakiler ki kesinlikle ve içtenlikle) gaybe (yani görmedikleri, ama varlıklarından asla şüphe de etmedikleri gerçeklere) iman edenlerdir, namazı dosdoğru (şuurlu ve huzurlu şekilde kılıp) ikame edenlerdir, ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (Helâl ve meşru kazançlarından, Allah rızası için, gerekli yerlere ve ihtiyaç giderici ölçüde verenlerdir. Farklı Din ve kavimden herkesin insanca yaşayacağı Adil bir Düzeni ve devlet disiplinli infak sistemini kurma gayreti güdenlerdir.) [Not: Ğayb; olmayan ve aslı bulunmayan şey değildir, çünkü olmayana iman, akla muhaliftir. Oysa Ğayb; zahiren görünmeyen, ama mevcudiyeti ve etkileri; eserleriyle, tecelli ve tezahürleriyle kesin bilinen ve inkârı akla ve vicdana ters düşen hakikatlerdir.]

  • 2:22 Bakara: 22

    O (Rabbiniz ki), sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina (gibi) kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah’a eşler koşmayın.

  • 2:25 Bakara: 25

    (Ey Resulüm!) İman edip salih amellerde bulunanları müjdele! Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu (üstün) ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır" diyerek (sevinip ferahlayacaklardır). Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır). Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.

  • 2:57 Bakara: 57

    (Ey Beni İsrail, hani Mısır'dan çıktıktan sonra) Bulutları üzerinize gölge yapıp (sizleri kavurucu çöl ortamında serinletmiş) ve size (gökten hazır) kudret helvası ve bıldırcın (eti) indirmiş, “Size rızık olarak verdiklerimizin (bu en lezizinden ve) temizinden yiyin” (demiştik). Ama onlar (isyan ve nankörlüğe yönelmekle) Bize zulmetmediler, lâkin kendi nefislerine zulmetmiş olmaktalardı.

  • 2:60 Bakara: 60

    (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için (içecek) su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur!" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı; böylece (on iki aşiretten) her insan topluluğu içeceği yeri bilmiş (ve rahatlamıştı. Onlara) Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesat) yaparak karışıklık çıkarmayın (demiştik).

  • 2:126 Bakara: 126

    O zaman İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve (Mekke) ahalisinden Allah'a ve ahiret gününe inananları (dünyanın farklı yerlerinde yetişen her çeşit) ürünlerle rızıklandır" demişti de; (Allah: "Sadece inananları değil,) inkâr edeni de az bir süre (dünyada) yararlandıracağım, sonra onu ateşin azabına uğratacağım; ne kötü bir dönüştür o!.." demişti.

  • 2:172 Bakara: 172

    Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin ve eğer (her türlü şirkten ve şerli düşüncelerden uzak) sadece O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.

  • 2:212 Bakara: 212

    İnkâr edenlere (kâfirlere ve gafillere) dünya hayatı çekici kılındı (ve süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa (takva ehli olarak) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

  • 2:254 Bakara: 254

    Ey iman edenler, içinde hiçbir alış-verişin (çıkar ilişkisinin), hiçbir dostluğun (ve kişisel muhabbetin bulunmadığı) ve (Allah’ın izni hariç) hiçbir şefaatin olmadığı (aracıların bulunmadığı) gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. (Ahireti ve ona hazırlık görmeyi inkâr eden) Kâfirler (var ya); onlar (kendilerine ve yakın çevrelerine) zulmedenlerin ta kendileridir.

  • 3:27 Âl-i İmrân: 27

    "Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; (yerkürenin ve Güneş sisteminin muntazam deveranını her an yaratırsın,) diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık veren (Yüce Rabbimizsin).”

  • 3:37 Âl-i İmrân: 37

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu (Meryem’i) güzel bir bitki gibi (özel olarak eğitip) yetiştirdi. Zekeriya'yı da ondan sorumlu kıldı. (Hz. Meryem’i, Hz. Zekeriya’nın kefalet ve terbiyesine verdi.) Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, (onun) yanında (temiz ve leziz) bir yiyecek bulurdu. “Bu sana nereden geldi ey Meryem?” diye sorunca: “Bu, Allah katından (mucize bir nimettir.) Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir” derdi. [Not: Mihrab; Nefsi düşünceler, şeytani dürtüler ve zalim düzenlerle harb=mücadele edilen kutsal mekân, camilerin ön tarafındaki imam makamı.]

  • 3:169 Âl-i İmrân: 169

    Sakın Allah yolunda öldürülmüş olanları ölmüşler sanma, hayır onlar (sonsuz bir) hayattadırlar ve Rableri yanında yaşayıp rızıklanırlar. (Onlar böyle kutlu ve mutlu bir ortamdadırlar.)

  • 4:5 Nisa: 5

    Allah'ın sizin için (geçiminizi sağlamaya yarar bir araç) kıldığı ve kaim (başlarına yönetici) yaptığı mallarınızı, düşük akıllılara (hayırsız ve yararsız yere harcayacaklara) vermeyin; bunlarla onları (velisi ve vasisi olduğunuz insanları) rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel (ma’ruf) söz söyleyin.

  • 4:8 Nisa: 8

    (Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları da bundan (mahrum bırakmayıp) rızıklandırın ve onlara (gönül alıcı) güzel (ma’ruf) söz söyleyin.

  • 4:39 Nisa: 39

    Şayet bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanarak, Allah'ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onları (niyetleri ve mahiyetleriyle çok) iyi Bilendir.

  • 5:88 Maide: 88

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helâl ve temiz olarak yiyin (yararlanın.) Kendisine inanmakta olduğunuz Allah'tan korkup (her türlü aşırılıktan) sakının.

  • 5:114 Maide: 114

    Meryem oğlu İsa: “Ey Rabbimiz (olan) Allah'ım! Bize gökten bir sofra (maide-faide) indir ki; öncemiz ve sonramız için bir bayram (şöleni) ve Senden de bir (mucize) belgesi olsun. Bizi (her türlü nimet ve faziletinle) rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın” demişti. [Not: Maide; “Tepsi şeklindeki arz dairesi (ekvator) üzerinde, (yani yeryüzünde) Hakk davetimizin hâkimiyetiyle bizleri sevindirip şereflendir.” şeklinde bir teşbih ve temenni de olabilir ki, bu Hz. İsa’nın dünyaya ikinci gelişinde gerçekleşecektir.]

  • 6:140 En'am: 140

    (Meşru ve makbul) Hiçbir bilgiye (ve yetkiye) dayanmaksızın (masum) çocuklarını akılsızca (ve vicdansızca) öldürenler, (kürtajla bebeklerini katledenler, nesillerini ahlâk ve maneviyatla terbiye etmeyenler) ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini (kendi kafalarından ve takvalık taslayarak) haram kılanlar, elbette hüsrana (büyük bir kayba) düşmüşlerdir. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu da bulamamış kimselerdir.

  • 6:142 En'am: 142

    Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek (ve türlü giyecek) yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyip (yararlanın) ve şeytanın adımlarına uymayın (şaşkınlık ve şımarıklığa kaymayın). Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Şeytani dürtüleri ve düzenleri terk edin.)

  • 6:151 En'am: 151

    De ki: “Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi (hiçbir şekilde) asla ortak koşmayın. Ana-Baba’ya ihsan ve ikramla (hizmet yapın, kalplerini kırmayın ve isyandan sakının), yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeye (kalkışmayın. Nüfus planlaması bahanesiyle anne karnında şekillenmiş bebekleri aldırmayın.) Sizin de, onların da, rızıklarını Bizim verdiğimizi (unutmayın.) Çirkin kötülüklerin (her türlü fuhuş ve rezaletlerin) açığına da, gizli saklısına da yaklaşmayın. (Savaş, eşkıyalık, devlete isyan, adam öldürmek gibi) Hak etmeleri dışında, Allah’ın haram kıldığı hiçbir cana kıymayın. İşte böylece (Allah) bunlarla size emredip tavsiyede bulunuyor (huzur ve kurtuluş yolunu öğretiyor). Umulur ki akıl erdirir (ve düşünüp gereğince amel edersiniz).”

  • 7:32 A'raf: 32

    (Ey Resulüm!) De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı (helâl) süsü ve ziyneti ve (her türlü) temiz rızkı (ve nimeti) haram kılan kimdir? (Ki o haddini bilmemiştir ve fesatlık etmiştir.)” De ki: “Bunlar dünya hayatında da mü’minlerindir. (Zenginlik ve refah asıl mü’minlere yakışır nimetlerdir.) Ahirette de sadece onlar içindir.” Bilen (ilim ve gayretle bilenen) bir topluluk için ayetleri işte böyle birer birer açıklamaktayız.

  • 7:50 A'raf: 50

    Cehennem ehli cennet ehline: "(Ne olur) Bize biraz (serin) sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın" diye seslenip (yalvaracaklardır.) Onlar da derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkâr edenlere (ve nankörlere) haram (yasak) kılmıştır."

  • 7:160 A'raf: 160

    Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar (kabile ve torunlar) halinde on iki topluluk (ümmet-aşiret) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden (ihtiyaç duydukları) su(yu) istediğinde ise Musa'ya: "Asan'la taşa vur!" diye vahyedip (uyardık). Ondan hemen on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan topluluğu kendi su içecekleri yeri (çeşmeyi) öğrenmiş durumdaydı. (Ayrıca İsrailoğullarının) Üzerlerine bulutla gölge çekip (aşırı sıcaktan rahatlattık) ve onlara (gökten her gün iki öğün) kudret helvası ile (hazır pişmiş) bıldırcın (kızartması) indirip (hayatlarını kolaylaştırdık. Sonra da onlara:) "Size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin (sakın nankörlük etmeyin” diye hatırlattık. Ama yine de itiraz ve isyan etmekle) Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.

  • 8:3 Enfâl: 3

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (severek ve sadece Allah’ın rızasını gözeterek) infak ederler. (Mallarını hayırda ve Hakk yolunda harcayıverirler.)

  • 8:4 Enfâl: 4

    İşte gerçek mü’minler bunlardır. Rableri katında onlar için (cennette) dereceler, (manevi huzur ve makamlar, ayrıca günahlarından) bağışlanma, üstün (ve sürekli) bir rızık vardır.

  • 8:26 Enfâl: 26

    Hatırlayın ki bir zaman siz çok azdınız, yeryüzünde (ve ülkenizde) müstaz’aftınız (zayıf bırakılmıştınız, bulunduğunuz her) yerde hırpalanmakta, (hakaret ve haksızlığa uğratılmaktaydınız. Hatta o hale gelmiştiniz ki) insanların sizi kapıp götürmesinden (tutuklayıvermesinden) korku duymakta (ve kuşku içinde yaşamaktaydınız. Ama Allah CC bütün bu olumsuz şartlarda bile) size sahip çıktı ve barındırdı. Sizi (manevi) yardımıyla destekledi (ve başarılı kıldı. Sizi en güzel şekilde) ve en temiz şeylerle rızıklandırdı... Ta ki şükredesiniz (şuurlu ve sorumlu davranasınız).

  • 8:74 Enfâl: 74

    Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda cihad ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar (Muhacirin ve Ensar) gerçek (hakkıyla) mü'minlerdir ve onlar için (günahlardan) bağışlanma ve (cennette) bol ve üstün rızık vardır. (Büyük nimet ve faziletlere erişeceklerdir.)

  • 10:31 Yunus: 31

    De ki: “Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan (insanlara ve hayvanlara görme ve işitme imkânı sağlayan) kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve (bu muhteşem kâinattaki bütün) işleri evirip-çeviren (tedbir ve takdir edip duran) kimdir?” Onlar: 'Allah' diyeceklerdir. Öyleyse de ki: “Peki siz yine de korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınmayacak mısınız?”

  • 10:59 Yunus: 59

    De ki: “Görüşünüz nedir, söyler misiniz? Allah'ın sizin için indirip (yararlandığınız), sizin de (kendi kafanızdan) bir kısmını haram ve helâl kıldığınız rızık(lar)dan (dolayı sorgulanacağınızdan) haberiniz var mı?” De ki: “(İslamiyet ve ahiret hakkında cahilce konuşmayı) Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı etmektesiniz?”

  • 10:93 Yunus: 93

    Andolsun (ardından) Biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık(lar) verdik. Kendilerine ilim gelinceye (kitap ve peygamber gönderilinceye) kadar ihtilafa-anlaşmazlığa düşmemişler, (bâtıl ve bozuk hayat sistemi üzerinde uyuşagelmişlerdi.) Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hükmünü verecektir.

  • 11:6 Hud: 6

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın. (Tek hücreli canlılardan balinalara kadar) Onun yuvasını ve yaşadığı yeri de, gezip dolaştığı geçici yerleri de her an bilir. (Ve zaten) Bunların hepsi, her şeyi açıklayan (ve kayıt altına alan) bir kitabın içindedir.

  • 11:88 Hud: 88

    (Şuayb) Dedi ki: “Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde bulunuyorsam ve O da beni Kendisinden güzel bir (manevi) rızık (iman ve irfan) ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım durumlardan (sakınmayarak) ve size muhalefet ettiğim (hususları kendim yaparak, tutarsız bir konuma düşmek) istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ise ancak Allah iledir (O’nun yardımı sayesindedir); ben O'na tevekkül ettim, (her halde ve sadece) içtenlikle O'na yönelip-dönerim.”

  • 12:37 Yusuf: 37

    (Hz. Yusuf bunu bir tebliğ fırsatı bilerek) Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber verebilirim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan, ahireti de inkâr edenlerin ta kendileri olan bir topluluğun dinini ve küfür milletini terk ettim" deyip (onlara iman ve İslam gerçeğini tebliğ etmişti).

  • 13:22 Ra'd: 22

    Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek (ibadet ve musibetlere) sabrederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle (küfrü İslamiyetle) savıp defederler. İşte bunlar var ya; bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (izzet ve devlet onuru ve ebedi ahiret mutluluğu) onlar içindir.

  • 13:26 Ra'd: 26

    (Oysa imtihan için) Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve (istediğini ise) daraltır (ve fakirleştirir). Onlar (gafiller) ise sadece dünya hayatına (nimetlerine) ferahlanıp sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.

  • 14:31 İbrahim: 31

    (Ey Resulüm!) İman etmiş kullarıma söyle: “Alış-verişin ve dostluğun olmadığı (paranın ve arkadaşlığın fayda sağlamadığı) o gün gelmezden evvel, dosdoğru (huşû ve şuurla ve İslam’ın tamamına teslimiyet huzuruyla) namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infakta bulunsunlar (helâl kazançlarını hayırda harcasınlar ki, kurtuluş bundadır).”

  • 14:32 İbrahim: 32

    Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su (yağmur) indirip, onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O’nun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için sizin emrinize âmade kılandır. Irmakları da (tarla sulama, içme suyu olarak kullanma, elektrik üretmek üzere baraj kurma, gemi taşımacılığı yapma ve balık yetiştirip satma gibi) sizin yararlanmanıza müsait kılıp (akıtandır).

  • 14:37 İbrahim: 37

    (İbrahim;) “Rabbimiz gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını (Hz. İsmail’i ve annesi Hacer’i) Beyt-i Haram (Kutsal Ev’in-Kâbe’nin) yanında, ekini olmayan (ıssız ve çorak) bir vadiye yerleştirdim; (ki Mekke’yi kutlu yerleşim alanı yapsınlar…) Rabbimiz, (orada) dosdoğru namazı kılsınlar (ve devamlı ihtiyaç duyup Sana yalvarsınlar) diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara (ve mübarek topraklara) ilgi duyar kıl ve onları (dünyanın her tarafında yetişen çeşitli) ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.”

  • 15:20 Hicr: 20

    Ve orada (dünyada) sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız (beslemekle başa çıkamayacağınız) kimseler (bütün varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

  • 16:56 Nahl: 56

    (Cahiller) Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, (aslında) hiçbir şey bilmeyenlere (uyduruk şefaatçilere) paylar ayırıyorlar (ve böylece Allah’ın elinden kurtulacaklarını sanıyorlar). Andolsun, Allah'a iftira ettiklerinizden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.

  • 16:67 Nahl: 67

    Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden de; hem (haram kıldığımız halde) sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, kesinlikle bunlar birer ayet (Allah'ın kudret ve inayetine bir delil ve işaret)tir. [Not: Bu ayet içki yasaklanmadan önce gelmiştir ve güzel-iyi rızıktan ayrı ve farklı zikredilmiştir.]

  • 16:71 Nahl: 71

    Allah rızıkta (zenginlik konusunda) kiminizi kiminize üstün kıldı; ama kendilerine (diğerlerinden) fazla verilenler, (maalesef) rızıklarını (imkânlarını) ellerinin altındakilere (aile bireylerine, hizmetçi ve işçilerine) onda eşit olacak (insanca yaşama şartlarına kavuşacak) şekilde aktarıp vermiyorlar. Yoksa Allah’ın nimetlerine (ve infak emirlerine) karşı itiraz, isyan ve inkâr mı ediyorlar?

  • 16:72 Nahl: 72

    Allah size kendi nefislerinizden (kendi cinsinizden ferahlanıp rahatlayacağınız) eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar var edip (çoğalttı) ve sizi en temiz ve en güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, (hâlâ) bâtıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkâra (ve isyana) mı kalkışıyorlar?

  • 16:73 Nahl: 73

    Onlar; (şu kâfir ve gafil insanlar, hâlâ) Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden rızıktan (nimet ulaştırma konusunda) hiçbir şeye malik bulunmayan ve buna asla güçleri de yetmeyecek olan başka şeylere tapıyorlar! (Bu ne cahilliktir!)

  • 16:75 Nahl: 75

    Allah (düşünesiniz diye şöyle) misal getirdi; gücü hiçbir şeye yeterli-başarılı olamayan ve başkalarının mülkünde (ve güdümünde) bulunan (birisi) ile; kendisine tarafımızdan güzel bir rızık (çeşitli ve etkili nimet ve fazilet) verdiğimiz, böylece ondan gizli ve açık infak eden (toplum kendisinden fayda gören) kimseyi (karşılaştırın diye örnek gösterdi; şimdi) bunlar hiç eşit olur (ve aynı tutulur) mu? (Oysa Allah Adildir ve herkese hak ettiğini verecektir.) Hamd (övgü ve teşekkür) Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bunu bilmez (cahillerdir.)

  • 16:112 Nahl: 112

    Allah (ibret ve ders almanız için) bir şehri örnek verdi ki: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, (onların) rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük etmelerine karşılık, Allah da ‘(kılıfına uydurarak) yaptıkları (kötülükler)’ nedeniyle onlara açlık ve korku elbisesini (bela ve musibetini) tattırdı. [Not: Ayetin sonundaki yesneun=bir işi sanatlı ve ustalıklı yapmak, yani kötülükleri iyilik kılıfına sarmak anlamındadır.]

  • 16:114 Nahl: 114

    Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helâl (ve) temiz olanlarını yiyin (için); eğer (sadece ve samimiyetle) O'na kulluk ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin (ki kurtulasınız)!

  • 17:30 İsrâ: 30

    Şüphesiz Senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve (dilediğine de imtihan gereği) daraltır. Gerçekten O, kullarından Haberi olandır, (her yaptıklarını her an) Görendir.

  • 17:31 İsrâ: 31

    (Sakın) Yoksulluk endişesiyle (anne karnından itibaren) çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size Biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir suç ve günahtır (ağır bir vebaldir).

  • 17:70 İsrâ: 70

    Doğrusu Biz, Ademoğlunu (maymun dönüşümünden değil, insan neslinden çoğaltıp) kerametli kıldık; (değerli ve şerefli konumda yarattık. Böylece insanları çok özel bir ikrama ve iltifata mazhar yaptık.) Karada, (havada) ve denizde (kolaylıkla) taşıdık (en rahat vasıtalarla gezip dolaşacak imkânlar sağladık), en temiz ve leziz nimetlerle rızıklandırdık, ve yarattıklarımızın pek çoğundan faziletli ve üstün kıldık.

  • 18:19 Kehf: 19

    Derken, aralarında bir sorgulama yapsınlar (ve Allah’ın hikmet ve kudretini kavrasınlar) diye onları diriltip (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: “(Biliyor musunuz, acaba burada) Ne kadar kaldınız?” (Diğerleri) Dediler ki: “(Herhalde) Bir gün veya günün bir(kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.” (Bu sefer) Diğer bir kısmı: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir...” demişlerdi. “Şimdi içinizden birinizi, (yanınızdaki) bu (gümüş) paranızla, şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek temiz (taze ve tabii) ise, size ondan (alıp) rızık getirsin. Ama çok dikkatli ve temkinli hareket etsin ve sakın sizi kimseye sezdirmesin” diye uyarmışlardı.

  • 19:62 Meryem: 62

    Orada (cennet ortamında) 'boş (ve nahoş) bir söz' işitmezler; sadece (meleklerin ve mü’minlerin övgü ve müjde nidası olan) selam(ı işitirler). Sabah akşam (sürekli), onların rızıkları (ve cennet sofraları) orada hazır vaziyettedir.

  • 20:81 Taha: 81

    “Size rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda haddinizi aşıp azgınlığa düşmeyin, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner ki: Benim gazabım, kimin üzerine inip (çarpıverirse), muhakkak o, tepetaklak düşmüş ve yıkılıp gitmiştir” (dedik.)

  • 20:131 Taha: 131

    (Ey Nebim!) Onlardan bazı gruplara (inkârcı ve münafık takımına), kendilerini denemek (üzere fitne olması) için yararlandırdığımız dünya hayatının süsü olan (mal, makam, şöhret-şan ve iktidar gibi) iştah çekici benzer şeylere gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

  • 20:132 Taha: 132

    Ehline (ailene ve ümmetine) namazı emret ve Sen de onda (namaz ve ibadet konusunda) kararlı ve sabırlı davran. Biz Senden rızık istemiyoruz, (aksine) Biz Sana rızık veriyoruz. (En hayırlı ve başarılı) Sonuç da takva (sahibi olanların)dır.

  • 22:28 Hacc: 28

    Kendileri için (bu seyahat ve ziyaretten dolayı maddi ve manevi) birtakım yararlara şahitlik etsinler ve kendilerine rızık olarak verdiği (dört ayaklı deve, sığır, koyun ve keçi gibi) hayvanlar üzerine, belli günlerde (kurban keserken) Allah'ın adını zikretsinler. (Besmele ve tekbir çeksinler.) Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun (ki sevinsinler).

  • 22:34 Hacc: 34

    Biz her ümmet için bir “Mensek (ibadet ve hizmet şekli)” kıldık, O'nun kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar diye (bunları kararlaştırdık). İşte sizin İlahınız bir tek İlahtır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara (ve mütevazı kullarıma) müjde ver.

  • 22:35 Hacc: 35

    Onlar ki, Allah anıldığı (ve Kur’an ayetleri hatırlatıldığı) zaman kalpleri ürperenler; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler (Hakkın hâkimiyeti için dirayetle direnenler), namazı dosdoğru ikame edenler (zahiri ve bâtıni şartlarını yerine getirenler) ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

  • 22:50 Hacc: 50

    Artık, iman edip (yararlı ve hayırlı işlerde ve) salih amellerde bulunanlar (kurtulacaktır), işte onlar için bir bağışlanma (mağfiret) ve üstün bir rızık vardır.

  • 22:58 Hacc: 58

    Allah yolunda hicret edip sonra öldürülenleri veya (bu gayret ve istikamet üzerindeyken) ölenleri ise; muhakkak Allah, onları (cennet ortamında) güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  • 23:72 Mü'minun: 72

    (Ey Nebim!) Yoksa Sen onlardan (davetine ve hizmetine karşılık bir ücret) bir haraç mı istiyorsun? Halbuki Rabbinin (mükâfat) vergisi daha hayırlıdır. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  • 24:26 Nur: 26

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır (ve layıktır). İyi kadınlar ise iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışır. Bunlar (iyi ve temiz insanlar), onların (iftiracı münafıkların) demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır. [Not: Kadın istemediği ve beğenmediği insanla evlenmeye zorlanamaz. Evlilikte “denk”liğe, yani ekonomik, sosyal, kültürel, fiziksel ve yaş cihetinden yakınlığa ve uygunluğa önem verilecektir. Bu ayete: “Kötü, bozuk ve ahlâksız toplumlar, bozuk ve bâtıl sistem ve yönetimlere müstahaktır… İyi, erdemli ve istikametli insanlar ise, iyi ve adil düzenlere ve yöneticilere layıktır” manası da münasiptir.]

  • 24:38 Nur: 38

    Çünkü Allah, yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecek ve onlara Kendi ihsan ve ikramından (olmak üzere ecrini) ziyadeleştirecektir. Allah, dilediğine hesapsız rızık(lar) verendir.

  • 27:64 Neml: 64

    Ya da (bütün mahlûkatı) önce hiç yoktan yaratan (ve sürekli yaratmakta olan), sonra onu iade edecek (öldükten sonra yeniden diriltecek) olan (mı İlahlığa daha layıktır? Düşünün ve anlayıp görün ki, yaratılışı ilkten başlatan, sonra onu sürekli yenileyip duran kimdir?) Ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı (gerçek Rabbinizdir, yoksa put ve tağut cinsinden aciz şeyler mi?) Hâlâ (inatla) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu ne imansızlık ve akılsızlıktır!) De ki: “Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin bürhanınızı (kanıtınızı) getirin (de görelim).”

  • 28:54 Kasas: 54

    İşte bunlara, (önceki sahte dindar dostlarının; “Niye gerçek İslam’a tâbi oldunuz?” diye sataşmalarına) sabrettiklerinden dolayı mükâfatları iki defa verilecektir. (Hem dünyada ödüllendirilecek hem de ahirette sevindirileceklerdir ve) Onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (hayırda harcayıp) infak edenlerdir.

  • 28:57 Kasas: 57

    (İslami hüküm ve hakikatler işlerine gelmeyen inkârcılar ve münafıklar) Dediler ki: (Evet Sen haklısın ve doğru yoldasın, ama) “Eğer Seninle birlikte (aynen ve alenen) hidayete uyacak olursak; yerimizden ve yurdumuzdan (bâtıl ve zalim düzen içindeki saygın konumumuzdan) çekilip kopartılıveririz (makam ve menfaatimizden mahrum ediliriz)!” Oysa Biz onları, Kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir Harem'de (Mekke ve Medine’de) yerleşik kılmış değil miydik? Fakat onların çoğu (yaratılış gayelerini) bilmeyen (cahil ve gafil kimselerdir).

  • 28:82 Kasas: 82

    Daha dün onun (Karun’un) yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: “Vay be! Demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip-yaymakta ve (istediği anda) kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz (kahredip yere) batırırdı. Vay be! Demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz” demeye başlamışlardı.

  • 29:17 Ankebut: 17

    (Halbuki) “Siz ancak Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor (ve bunu meşru ve mazur göstermek için ‘bunlar şefaatçilerimiz ve aracılarımızdır’ gibi) bir sürü yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye (ve her türlü ihtiyacınızı temin etmeye) güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında (meşru, doğru ve doğal metotlarla) arayın, sadece O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz.” (Bunu asla unutmayın.)

  • 29:60 Ankebut: 60

    (Görmüyor musunuz?) Kendi rızkını taşımaktan (ve toplamaktan aciz) nice canlı vardır ki, onları ve sizi Allah rızıklandırıp beslemektedir. O, (her sesi ve Rabbine seslenişi) İşitendir, (ve her şeyi hakkıyla) Bilendir.

  • 29:62 Ankebut: 62

    Ve yine Allah’ın kullarından dilediğine rızkı yayıp genişlettiğini, (ve bir kesime de rızkı) kısıp (böylece imtihan ettiğini ve işçi-işveren dengesini düzenlediğini nasıl unutuyorlardı?) Şüphesiz Allah her şeyi (hakkıyla) bilip durmaktadır.

  • 30:23 Rum: 23

    Geceleyin ve gündüzün uyumanız (dinlenip yorgunluğunuzu atmanız) ile, (yine) O'nun lütfundan (geçiminizi temin etmek üzere rızkınızı) aramanız (için Güneş sistemini ve gezegenleri ve yerküreyi böylesine dengeli yaratıp yürütmesi) de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz (düşünüp) duyabilen bir kavim için, gerçekten bunda ayetler ve ibretler vardır (ve açıktır).

  • 30:28 Rum: 28

    (Allah) Size kendi nefislerinizden (şöyle) bir örnek vermektedir: “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerde (şahsi servet ve mülkünüzde); ellerinizin altındakilerden (işçi, memur ve hizmetlilerinizden bir kısmının), sizinle eşit ortak sayılmasına (yanaşır mısınız?) Kendi kendinizden (ve aile fertlerinizin bile malınızı serbestçe tasarruf etmesinden) korkup sakındığınız gibi, bunların (işçi ve memurlarınızın) da (hiçbir hakları olmadıkları halde; kendi malınızı, yetki ve imkânlarınızı, istedikleri gibi harcamasından) endişeye kapılacağınız ortaklarınız (bulunmasından rahatsızlık duymayacak kimseler) var mıdır? (Siz buna razı olur musunuz ki, Allah da mülküne ortak kabul etsin?)” İşte Biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

  • 30:37 Rum: 37

    (Oysa) Görmüyorlar mı ki, Allah dilediğine rızkı yayıp-genişletir ve (istediğine de rızkını) kısıp daraltır. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler (ibret alınacak dersler) vardır.

  • 30:40 Rum: 40

    (O) Allah (ki); sizi yaratıp (yoktan var etmekte), sonra size rızık verip (hayat sürdürmekte), sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi (ahiret hesabı ve hayatı için) diriltmektedir. (O şirk koştuğunuz veya şefaatçi olup sizi kurtaracağını savunduğunuz) Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O (Allah), şirk koştuklarından münezzeh ve Yüce olandır (Sübhan’dır).

  • 32:16 Secde: 16

    Onların (sadık Müslümanların) yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua edip (yaklaşırlar) ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edip (ahirete hazırlanırlar).

  • 33:31 Ahzâb: 31

    (Ama) Sizden kim Allah'a ve Resulüne gönülden itaat eder (her konuda hayırlı ve yararlı işlerde) ve salih amelde bulunursa, ona da ecrini iki kere (hem dünya hem ahirette) veririz. Ve Biz ona (ayrıca cennette) üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

  • 34:4 Sebe': 4

    (Çünkü Allah) İman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirecek (diye her şeyi kayıt altına almaktadır). İşte mağfiret (bağışlanma) ve üstün değerli rızık(la sonsuz yaşama kavuşma) onlarındır.

  • 34:15 Sebe': 15

    Andolsun, Sebe’ (halkı)nın oturduğu yerlerde de nice ayetler (ve medeniyetlerine ait işaretler) vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. (İstifadenize sunulan) Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz vardır).”

  • 34:24 Sebe': 24

    (Kâfirlere sorup) De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kimdir?" (Ve yine kendin cevap verip) De ki: "(Elbette) Allah’tır, (o halde) gerçekten doğru yolda olan veya apaçık bir sapkınlıkta (bulunan), ya biziz veya sizlersiniz!" (Yani biz mü’minler ve siz münkirler olarak aynı değiliz.)

  • 34:36 Sebe': 36

    (Ey Resulüm!) De ki: "Şüphesiz Benim Rabbim rızkı dilediğine genişletip-yayar ve (istediğinde de) kısıp daraltır. Ancak insanların çoğu (gerçekleri ve başlarına gelecekleri) bilmeyen (cahil kesimidir)."

  • 34:39 Sebe': 39

    De ki: "Şüphesiz Benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar (lütfuyla zengin kılar) ve (dilediği kullarının da rızkını) kısıp daraltır. (Hatta zengin iken fakir bırakır.) Artık siz her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını (daha hayırlısını ve fazlasını) verir; O, rızık verenlerin en Hayırlısıdır." (Her iyiliğin karşılığı mutlaka verilecektir.)

  • 35:3 Fâtır: 3

    Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki (sayısız) nimetini (sürekli) hatırlayıp (şükrünüzü yapın). Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı mı var? Kesinlikle O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da (Hakk’tan ve hayırdan) çevriliyorsunuz? (Bu ne derin bir gaflettir!)

  • 35:29 Fâtır: 29

    Gerçekten Allah'ın Kitab'ını (dikkatle) okuyanlar (mana ve mealini anlayıp uygulayanlar), namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık (Hakk ve hayır yolunda ve ihtiyaç giderici oranda) infak yapanlar (var ya, işte bunlar) kesin olarak asla zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Bunlar her halde kazançlı çıkacaklardır.)

  • 36:47 Yâsin: 47

    Ve onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden (hayır ve hizmet yolunda) infak edin" denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere derler ki: "Eğer dilemiş olsaydı (zaten) Allah’ın yedireceği (ve zengin edebileceği) kimseyi biz mi doyurup besleyecekmişiz? (Allah onlara da servet ve genişlik verseydi, bize ne!..) Gerçekten siz (ey iman ehli, fakirlere zekât vermek ve infak etmekle) apaçık bir şaşkınlık içindesiniz" (diyerek mü’minlerle dalga geçilmektedir.)

  • 37:41 Sâffât: 41

    İşte bunlar (var ya); onlar için belirli (ve çok değerli) bir rızık (cennet azığı ve göz aydınlığı) vardır.

  • 38:54 Sâd: 54

    Şüphesiz bunlar, asla bitip tükenmesi olmayan rızıklarımız (ve ihsanımız)dır.

  • 39:52 Zümer: 52

    Onlar (hâlâ akledip) bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah; dilediğine (imtihan gereği) rızkı genişletip yaymakta ve (dilediğine ise imkânları) kısıp daraltmaktadır. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler (ibret ve hikmetler) vardır.

  • 40:13 Mü'min: 13

    O (Allah) size ayetlerini (böyle) gösteriyor ve sizin için gökten (maddi ve manevi) rızık indiriyor. (Ama) İçtenlikle (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez (durumdadır).

  • 40:40 Mü'min: 40

    “Kim bir kötülük (suç) işlerse, kendi mislinden (ve hak ettiğinden) başkasıyla cezalandırılmayacaktır. Erkek olsun, kadın olsun, kim de mü’min olarak (Hakka uyarlı ve halka yararlı) salih bir amelde bulunursa işte onlar, içinde hesapsız rızıklandırılmak üzere cennete sokulacaklardır.”

  • 40:64 Mü'min: 64

    Allah, yeryüzünü sizin için bir karar (yaşam ve yerleşim alanı), gökyüzünü (kubbemsi) bir bina kıldı; sizi (mükemmelce) şekillendirip (donattı), suretinizi de en güzel (bir şekil ve özellikte) yaptı ve size güzel-temiz (ve leziz) şeylerden rızık verip (yararlandırdı). İşte sizin Rabbiniz bu (Kâdir ve Kerim olan) Allah’tır. Âlemlerin Rabbi Allah ne Mübarektir (ve Şanı çok Yüce olandır).

  • 41:10 Fussilet: 10

    (Ki Allah) Orada (Dünya’nın) üstünde (kendisinin ve Güneş’in etrafında hızla dönerken dengeler bozulup savrulmasın diye) sarsılmaz dağlar var etmiş, onda (dağlarda madenler ve ilaç bitkileri gibi) bereketler yaratıp yerleştirmiş ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (dört ayrı süreçte; 1- Bitki ve hayvanlarda tohum ekilmesi, 2-Filizlenme ve yetişme süreci, 3-Meyve-sebze ve yavruların olgunlaşıp büyümesi, 4-Bunların pişirilip sofraya getirilmesini.) takdir etmiştir.

  • 42:12 Şûrâ: 12

    Göklerin ve yerin anahtarları O'nun (kudret elindedir). O, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve (dilediğinden de) kısıp daraltır. (Bu imtihanın icabıdır.) Çünkü O, her şeyi hakkıyla Bilendir.

  • 42:19 Şûrâ: 19

    Allah, (bütün) kullarına karşı lütuf (karşılıksız iyilik ve ikram) sahibidir; (ama) dilediğini (ise farklı ve faziletli şekilde) rızıklandırıp (sevindirir ve şereflendirir). O (Allah, sınırsız) kuvvetlidir, (sürekli) Azîz’dir (her zaman galip ve izzetli olandır).

  • 42:27 Şûrâ: 27

    Eğer Allah, (bütün) kulları için rızkı (sınırsızca) geniş tutup-yaysaydı, gerçekten yeryüzünde (sapıtıp) azgınlaşıverirlerdi. Ancak O, (nimetlerini) dilediği miktar (tayin ve tespit edilmiş ölçü) ile indirir. Çünkü O, muhakkak kullarının (biyolojik, psikolojik ve sosyolojik durumlarından) Haberi olandır, (herkesi, her şeyi ve her halinde) Görendir. (Allah imtihan gereği yeryüzündeki imkânları ihtiyaç nispetinde ve emek harcamakla ulaşılacak şekilde var etmektedir.)

  • 42:38 Şûrâ: 38

    Onlar Rablerinin (her emrine) icabet ederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, (devlet, millet ve hükümet) işlerinde meşveret ederler (ülkeyi danışma ve dayanışma sonucu alınan ortak kararla yönetirler.) Kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Allah yolunda) harcayıp infak ederler. [Not: Bu ayet, cumhuriyete ve demokratik yönetime işarettir.]

  • 45:5 Câsiye: 5

    Gece ile gündüzün (birbirinin halifesi, takipçisi gibi) art arda gelişinde (Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın muhteşem bir düzen ve disiplin içinde dönüşlerinde), Allah’ın gökten rızık indirip (her kışın) ölümünden sonra (baharda tekrar) yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) çevirip yönetmesinde; (evet, bunların hepsi de) aklını kullanan bir kavim için ayetler (hikmetler ve ibretler barındırır).

  • 45:16 Câsiye: 16

    Andolsun Biz İsrailoğullarına kitap, hüküm (hikmet ve siyasi hâkimiyet) ve peygamberlik verip (onurlandırdık ve uyardık), onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları (insanlık) âleminden (birçok kavimlere) üstün (ve şanslı) kıldık. (Ama buna rağmen küfre ve nankörlüğe sapmışlardır.)

  • 50:11 Kaf: 11

    Kullara rızık olmak üzere (bu nimetleri verdik). Ve onunla (o suyla) ölü bir beldeye (ve bölgeye hayat verip yeniden) dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.

  • 51:22 Zâriyât: 22

    Gökte (uzayın derinliklerinde) de rızkınız vardır (uzaydan büyük faydalar sağlayacağınız dönemler olacaktır. Daha şimdiden Ay’da; Titanyum, Platin ve Helyum-3 gibi stratejik metalleri çıkarıp taşıma çabaları başlatılmıştır) ve size va'ad olunmakta olan da (kesinlikle Hakk’tır, buna giderek yaklaşıyorsunuz).

  • 51:57 Zâriyât: 57

    Ben, onlardan bir rızık dileyip beklemiyorum. (Zaten herkesi ve her şeyi Ben yediriyorum) Ve onların Beni doyurup-beslemelerini de emredip istemiyorum. (Çünkü bütün nimetlerin hazineleri Benim katımdadır. Benim Elçim Hz. Muhammed’in de sizden dünyalık bir talebi bulunmamaktadır.)

  • 51:58 Zâriyât: 58

    Hiç şüphesiz, (her bir mahlûkuna uygun ve yararlı şekilde) rızık veren; O (asla sarsılmaz ve sağlam olan) Metin ve (sonsuz) Kuvvet sahibi olan Allah'tır.

  • 56:82 Vâkıa: 82

    Ve (manevi) rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini ve fırsatını bırakıp, bütün nasibinizi sadece Onu anlamadan okumak ve hükümlerini) yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

  • 56:89 Vâkıa: 89

    Bu durumda, ferahlık, reyhan (sonsuz ve kusursuz güzellikler) ve Naim cennetleri onlarındır.

  • 62:11 Cum'a: 11

    (Ey Resulüm!) Oysa onlar, (hayat; iman ve imtihandır şuuruna ulaşmayanlar) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona yönelip sökün ederek dağılıp gittiler ve Seni (hutbede) ayakta (yalnız) bırakıverdiler. (Kalben ve tamamen Allah'a ve İslam'a teslim olmayanların tavrı böyledir.) De ki: "Allah'ın katında bulunan (nimet ve faziletler), eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (O, takdir ve taksiminde Kerim’dir, cömerttir, adildir ve rızkınıza kefildir.)

  • 63:10 Münâfikun: 10

    Herhangi birinize ölüm gelip de: “Rabbim! Ne olursun, beni yakın bir süreye (ecele) kadar erteleyip geciktirsen de, (İslam'ı bütünüyle) tasdik edenlerden ve (malımı İslam ve insanlık uğrunda harcayıp) sadaka verenlerden ve (her türlü küfür ve kötülükten uzaklaşıp) salih amel işleyenlerden olsam!” diye (boşuna yalvaracağı ve bu dileğinin asla kabul olunmayacağı gün) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edip (harcayın. Her çeşit imkân ve fırsatı hayır ve hizmet yolunda kullanın.)

  • 65:3 Talâk: 3

    Ve onu hesaba katmadığı (hiç ummadığı) bir yönden rızıklandıracaktır. Kim de Allah'a tevekkül ederse O, kendisine yeterlidir (onu asla sahipsiz bırakmayacaktır). Elbette Allah, Kendi emrini (ve takdir projelerini) yerine getirip amacına ulaştırandır. Allah, her şey için bir ölçü koyup (geçerli) kılmıştır. (O her konuyla ilgili bir miktar ve mikyas=tartma ve kıyaslama ayarı yaratmıştır.)

  • 65:7 Talâk: 7

    Geniş imkânları olan, (boşadığı hanımına) nafakayı geniş imkânlarına göre verip karşılasın. Rızkı kısıtlı tutulan (ve geçim darlığı içinde olan) da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla verip (boşadığı hanımlarını mahrum bırakmasın). Allah, hiçbir nefse=kişiye ona verdiği (nimetler)den başkasıyla (fazlasıyla) yükümlülük koymamıştır. Allah, bir güçlüğün ardından (mutlaka) bir kolaylığı (nasip) kılıp (kulunu darlıktan kurtaracaktır).

  • 65:11 Talâk: 11

    İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için, Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir Elçi de (yollamışızdır). Artık kim iman edip salih (hayırlı ve yararlı) amellerde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir.

  • 67:15 Mülk: 15

    Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren (onu ziraate ve madenciliğe uygun hale getiren) O'dur. Şu halde onun (dünyanın) omuzlarında (her tarafında) yürüyüp gezin (ekip biçin ve kazılara girişin) ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır. (Buna göre davranın.)

  • 67:21 Mülk: 21

    Veya O (Allah) eğer rızkını (size ikram ve ihsanı olan her türlü nimet ve faziletini) tutup kesecek olsa; sizi kim rızıklandıracak (maddi ve manevi ihtiyacınızı kim karşılayacak)tır? Hayır, onlar (nankör inkârcılar ve münafıklar, Hakka karşı derin bir gaflet ve) nefret içinde, inatla ve azgınlıkla direnip bocalamaktadırlar.

  • 72:16 Cinn: 16

    (Rabbimiz buyurdu;) Eğer onlar (insanlar ve cinnler, İslam’ın çizdiği) yol üzerinde (gerçek şeriat ve tarikat çizgisinde) 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (bereketli bir rızık ve nimet verir, böylece huzur ve mutluluğu tattırırdık). [Not: Tarikat, Arapça'da yol demektir. Kur'an'da ise, mezhep, yol, tarz, metot, hareket biçimi anlamlarında kullanılmıştır.]

  • 89:16 Fecr: 16

    Ama ne zamanki onu sınamak (üzere, biraz) kendisine rızkını (ve rahatını) kısıverse, hemen “Rabbim bana hainlik ve haksızlık etti (bak beni alçaltıp böyle hakir ve fakir hale getirdi)” diyerek (itiraz ve isyana kalkışır).

  • 2:3 Bakara: 3

    اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

    Onlar; (o müttakiler ki kesinlikle ve içtenlikle) gaybe (yani görmedikleri, ama varlıklarından asla şüphe de etmedikleri gerçeklere) iman edenlerdir, namazı dosdoğru (şuurlu ve huzurlu şekilde kılıp) ikame edenlerdir, ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (Helâl ve meşru kazançlarından, Allah rızası için, gerekli yerlere ve ihtiyaç giderici ölçüde verenlerdir. Farklı Din ve kavimden herkesin insanca yaşayacağı Adil bir Düzeni ve devlet disiplinli infak sistemini kurma gayreti güdenlerdir.) [Not: Ğayb; olmayan ve aslı bulunmayan şey değildir, çünkü olmayana iman, akla muhaliftir. Oysa Ğayb; zahiren görünmeyen, ama mevcudiyeti ve etkileri; eserleriyle, tecelli ve tezahürleriyle kesin bilinen ve inkârı akla ve vicdana ters düşen hakikatlerdir.]

  • 2:22 Bakara: 22

    اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

    O (Rabbiniz ki), sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina (gibi) kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah’a eşler koşmayın.

  • 2:25 Bakara: 25

    وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذٖي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

    (Ey Resulüm!) İman edip salih amellerde bulunanları müjdele! Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu (üstün) ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır" diyerek (sevinip ferahlayacaklardır). Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır). Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.

  • 2:57 Bakara: 57

    وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    (Ey Beni İsrail, hani Mısır'dan çıktıktan sonra) Bulutları üzerinize gölge yapıp (sizleri kavurucu çöl ortamında serinletmiş) ve size (gökten hazır) kudret helvası ve bıldırcın (eti) indirmiş, “Size rızık olarak verdiklerimizin (bu en lezizinden ve) temizinden yiyin” (demiştik). Ama onlar (isyan ve nankörlüğe yönelmekle) Bize zulmetmediler, lâkin kendi nefislerine zulmetmiş olmaktalardı.

  • 2:60 Bakara: 60

    وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِهٖ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدٖينَ

    (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için (içecek) su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur!" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı; böylece (on iki aşiretten) her insan topluluğu içeceği yeri bilmiş (ve rahatlamıştı. Onlara) Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesat) yaparak karışıklık çıkarmayın (demiştik).

  • 2:126 Bakara: 126

    وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلٖيلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ

    O zaman İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve (Mekke) ahalisinden Allah'a ve ahiret gününe inananları (dünyanın farklı yerlerinde yetişen her çeşit) ürünlerle rızıklandır" demişti de; (Allah: "Sadece inananları değil,) inkâr edeni de az bir süre (dünyada) yararlandıracağım, sonra onu ateşin azabına uğratacağım; ne kötü bir dönüştür o!.." demişti.

  • 2:172 Bakara: 172

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin ve eğer (her türlü şirkten ve şerli düşüncelerden uzak) sadece O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.

  • 2:212 Bakara: 212

    زُيِّنَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذٖينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    İnkâr edenlere (kâfirlere ve gafillere) dünya hayatı çekici kılındı (ve süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa (takva ehli olarak) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

  • 2:254 Bakara: 254

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ

    Ey iman edenler, içinde hiçbir alış-verişin (çıkar ilişkisinin), hiçbir dostluğun (ve kişisel muhabbetin bulunmadığı) ve (Allah’ın izni hariç) hiçbir şefaatin olmadığı (aracıların bulunmadığı) gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. (Ahireti ve ona hazırlık görmeyi inkâr eden) Kâfirler (var ya); onlar (kendilerine ve yakın çevrelerine) zulmedenlerin ta kendileridir.

  • 3:27 Âl-i İmrân: 27

    تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    "Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; (yerkürenin ve Güneş sisteminin muntazam deveranını her an yaratırsın,) diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık veren (Yüce Rabbimizsin).”

  • 3:37 Âl-i İmrân: 37

    فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَاَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًاۙ وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۜ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًاۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu (Meryem’i) güzel bir bitki gibi (özel olarak eğitip) yetiştirdi. Zekeriya'yı da ondan sorumlu kıldı. (Hz. Meryem’i, Hz. Zekeriya’nın kefalet ve terbiyesine verdi.) Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, (onun) yanında (temiz ve leziz) bir yiyecek bulurdu. “Bu sana nereden geldi ey Meryem?” diye sorunca: “Bu, Allah katından (mucize bir nimettir.) Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir” derdi. [Not: Mihrab; Nefsi düşünceler, şeytani dürtüler ve zalim düzenlerle harb=mücadele edilen kutsal mekân, camilerin ön tarafındaki imam makamı.]

  • 3:169 Âl-i İmrân: 169

    وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ قُتِلُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًاۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ

    Sakın Allah yolunda öldürülmüş olanları ölmüşler sanma, hayır onlar (sonsuz bir) hayattadırlar ve Rableri yanında yaşayıp rızıklanırlar. (Onlar böyle kutlu ve mutlu bir ortamdadırlar.)

  • 4:5 Nisa: 5

    وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّتٖي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ فٖيهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

    Allah'ın sizin için (geçiminizi sağlamaya yarar bir araç) kıldığı ve kaim (başlarına yönetici) yaptığı mallarınızı, düşük akıllılara (hayırsız ve yararsız yere harcayacaklara) vermeyin; bunlarla onları (velisi ve vasisi olduğunuz insanları) rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel (ma’ruf) söz söyleyin.

  • 4:8 Nisa: 8

    وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

    (Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları da bundan (mahrum bırakmayıp) rızıklandırın ve onlara (gönül alıcı) güzel (ma’ruf) söz söyleyin.

  • 4:39 Nisa: 39

    وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَلٖيمًا

    Şayet bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanarak, Allah'ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onları (niyetleri ve mahiyetleriyle çok) iyi Bilendir.

  • 5:88 Maide: 88

    وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓي اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helâl ve temiz olarak yiyin (yararlanın.) Kendisine inanmakta olduğunuz Allah'tan korkup (her türlü aşırılıktan) sakının.

  • 5:114 Maide: 114

    قَالَ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا عٖيدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    Meryem oğlu İsa: “Ey Rabbimiz (olan) Allah'ım! Bize gökten bir sofra (maide-faide) indir ki; öncemiz ve sonramız için bir bayram (şöleni) ve Senden de bir (mucize) belgesi olsun. Bizi (her türlü nimet ve faziletinle) rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın” demişti. [Not: Maide; “Tepsi şeklindeki arz dairesi (ekvator) üzerinde, (yani yeryüzünde) Hakk davetimizin hâkimiyetiyle bizleri sevindirip şereflendir.” şeklinde bir teşbih ve temenni de olabilir ki, bu Hz. İsa’nın dünyaya ikinci gelişinde gerçekleşecektir.]

  • 6:140 En'am: 140

    قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ قَتَلُٓوا اَوْلَادَهُمْ سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللّٰهُ افْتِرَٓاءً عَلَى اللّٰهِۜ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ۟

    (Meşru ve makbul) Hiçbir bilgiye (ve yetkiye) dayanmaksızın (masum) çocuklarını akılsızca (ve vicdansızca) öldürenler, (kürtajla bebeklerini katledenler, nesillerini ahlâk ve maneviyatla terbiye etmeyenler) ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini (kendi kafalarından ve takvalık taslayarak) haram kılanlar, elbette hüsrana (büyük bir kayba) düşmüşlerdir. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu da bulamamış kimselerdir.

  • 6:142 En'am: 142

    وَمِنَ الْاَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًاۜ كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌۙ

    Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek (ve türlü giyecek) yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyip (yararlanın) ve şeytanın adımlarına uymayın (şaşkınlık ve şımarıklığa kaymayın). Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Şeytani dürtüleri ve düzenleri terk edin.)

  • 6:151 En'am: 151

    قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْـًٔاۜ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۚ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْۚ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَۚ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    De ki: “Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi (hiçbir şekilde) asla ortak koşmayın. Ana-Baba’ya ihsan ve ikramla (hizmet yapın, kalplerini kırmayın ve isyandan sakının), yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeye (kalkışmayın. Nüfus planlaması bahanesiyle anne karnında şekillenmiş bebekleri aldırmayın.) Sizin de, onların da, rızıklarını Bizim verdiğimizi (unutmayın.) Çirkin kötülüklerin (her türlü fuhuş ve rezaletlerin) açığına da, gizli saklısına da yaklaşmayın. (Savaş, eşkıyalık, devlete isyan, adam öldürmek gibi) Hak etmeleri dışında, Allah’ın haram kıldığı hiçbir cana kıymayın. İşte böylece (Allah) bunlarla size emredip tavsiyede bulunuyor (huzur ve kurtuluş yolunu öğretiyor). Umulur ki akıl erdirir (ve düşünüp gereğince amel edersiniz).”

  • 7:32 A'raf: 32

    قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖٓي اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    (Ey Resulüm!) De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı (helâl) süsü ve ziyneti ve (her türlü) temiz rızkı (ve nimeti) haram kılan kimdir? (Ki o haddini bilmemiştir ve fesatlık etmiştir.)” De ki: “Bunlar dünya hayatında da mü’minlerindir. (Zenginlik ve refah asıl mü’minlere yakışır nimetlerdir.) Ahirette de sadece onlar içindir.” Bilen (ilim ve gayretle bilenen) bir topluluk için ayetleri işte böyle birer birer açıklamaktayız.

  • 7:50 A'raf: 50

    وَنَادٰٓى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَفٖيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَٓاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۜ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرٖينَۙ

    Cehennem ehli cennet ehline: "(Ne olur) Bize biraz (serin) sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın" diye seslenip (yalvaracaklardır.) Onlar da derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkâr edenlere (ve nankörlere) haram (yasak) kılmıştır."

  • 7:160 A'raf: 160

    وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطًا اُمَمًاۜ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۚ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar (kabile ve torunlar) halinde on iki topluluk (ümmet-aşiret) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden (ihtiyaç duydukları) su(yu) istediğinde ise Musa'ya: "Asan'la taşa vur!" diye vahyedip (uyardık). Ondan hemen on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan topluluğu kendi su içecekleri yeri (çeşmeyi) öğrenmiş durumdaydı. (Ayrıca İsrailoğullarının) Üzerlerine bulutla gölge çekip (aşırı sıcaktan rahatlattık) ve onlara (gökten her gün iki öğün) kudret helvası ile (hazır pişmiş) bıldırcın (kızartması) indirip (hayatlarını kolaylaştırdık. Sonra da onlara:) "Size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin (sakın nankörlük etmeyin” diye hatırlattık. Ama yine de itiraz ve isyan etmekle) Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.

  • 8:3 Enfâl: 3

    اَلَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (severek ve sadece Allah’ın rızasını gözeterek) infak ederler. (Mallarını hayırda ve Hakk yolunda harcayıverirler.)

  • 8:4 Enfâl: 4

    اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌۚ

    İşte gerçek mü’minler bunlardır. Rableri katında onlar için (cennette) dereceler, (manevi huzur ve makamlar, ayrıca günahlarından) bağışlanma, üstün (ve sürekli) bir rızık vardır.

  • 8:26 Enfâl: 26

    وَاذْكُرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَلٖيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهٖ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Hatırlayın ki bir zaman siz çok azdınız, yeryüzünde (ve ülkenizde) müstaz’aftınız (zayıf bırakılmıştınız, bulunduğunuz her) yerde hırpalanmakta, (hakaret ve haksızlığa uğratılmaktaydınız. Hatta o hale gelmiştiniz ki) insanların sizi kapıp götürmesinden (tutuklayıvermesinden) korku duymakta (ve kuşku içinde yaşamaktaydınız. Ama Allah CC bütün bu olumsuz şartlarda bile) size sahip çıktı ve barındırdı. Sizi (manevi) yardımıyla destekledi (ve başarılı kıldı. Sizi en güzel şekilde) ve en temiz şeylerle rızıklandırdı... Ta ki şükredesiniz (şuurlu ve sorumlu davranasınız).

  • 8:74 Enfâl: 74

    وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

    Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda cihad ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar (Muhacirin ve Ensar) gerçek (hakkıyla) mü'minlerdir ve onlar için (günahlardan) bağışlanma ve (cennette) bol ve üstün rızık vardır. (Büyük nimet ve faziletlere erişeceklerdir.)

  • 10:31 Yunus: 31

    قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُۚ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

    De ki: “Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan (insanlara ve hayvanlara görme ve işitme imkânı sağlayan) kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve (bu muhteşem kâinattaki bütün) işleri evirip-çeviren (tedbir ve takdir edip duran) kimdir?” Onlar: 'Allah' diyeceklerdir. Öyleyse de ki: “Peki siz yine de korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınmayacak mısınız?”

  • 10:59 Yunus: 59

    قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ

    De ki: “Görüşünüz nedir, söyler misiniz? Allah'ın sizin için indirip (yararlandığınız), sizin de (kendi kafanızdan) bir kısmını haram ve helâl kıldığınız rızık(lar)dan (dolayı sorgulanacağınızdan) haberiniz var mı?” De ki: “(İslamiyet ve ahiret hakkında cahilce konuşmayı) Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı etmektesiniz?”

  • 10:93 Yunus: 93

    وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْضٖي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فٖيمَا كَانُوا فٖيهِ يَخْتَلِفُونَ

    Andolsun (ardından) Biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık(lar) verdik. Kendilerine ilim gelinceye (kitap ve peygamber gönderilinceye) kadar ihtilafa-anlaşmazlığa düşmemişler, (bâtıl ve bozuk hayat sistemi üzerinde uyuşagelmişlerdi.) Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hükmünü verecektir.

  • 11:6 Hud: 6

    وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ فٖي كِتَابٍ مُبٖينٍ

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın. (Tek hücreli canlılardan balinalara kadar) Onun yuvasını ve yaşadığı yeri de, gezip dolaştığı geçici yerleri de her an bilir. (Ve zaten) Bunların hepsi, her şeyi açıklayan (ve kayıt altına alan) bir kitabın içindedir.

  • 11:88 Hud: 88

    قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّٖي وَرَزَقَنٖي مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ اُخَالِفَكُمْ اِلٰى مَٓا اَنْهٰيكُمْ عَنْهُۜ اِنْ اُرٖيدُ اِلَّا الْاِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُۜ وَمَا تَوْفٖيقٖٓي اِلَّا بِاللّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ

    (Şuayb) Dedi ki: “Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde bulunuyorsam ve O da beni Kendisinden güzel bir (manevi) rızık (iman ve irfan) ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım durumlardan (sakınmayarak) ve size muhalefet ettiğim (hususları kendim yaparak, tutarsız bir konuma düşmek) istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ise ancak Allah iledir (O’nun yardımı sayesindedir); ben O'na tevekkül ettim, (her halde ve sadece) içtenlikle O'na yönelip-dönerim.”

  • 12:37 Yusuf: 37

    قَالَ لَا يَأْتٖيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهٖٓ اِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوٖيلِهٖ قَبْلَ اَنْ يَأْتِيَكُمَاۜ ذٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنٖي رَبّٖيۜ اِنّٖي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَۙ

    (Hz. Yusuf bunu bir tebliğ fırsatı bilerek) Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber verebilirim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan, ahireti de inkâr edenlerin ta kendileri olan bir topluluğun dinini ve küfür milletini terk ettim" deyip (onlara iman ve İslam gerçeğini tebliğ etmişti).

  • 13:22 Ra'd: 22

    وَالَّذٖينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ

    Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek (ibadet ve musibetlere) sabrederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle (küfrü İslamiyetle) savıp defederler. İşte bunlar var ya; bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (izzet ve devlet onuru ve ebedi ahiret mutluluğu) onlar içindir.

  • 13:26 Ra'd: 26

    اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟

    (Oysa imtihan için) Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve (istediğini ise) daraltır (ve fakirleştirir). Onlar (gafiller) ise sadece dünya hayatına (nimetlerine) ferahlanıp sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.

  • 14:31 İbrahim: 31

    قُلْ لِعِبَادِيَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خِلَالٌ

    (Ey Resulüm!) İman etmiş kullarıma söyle: “Alış-verişin ve dostluğun olmadığı (paranın ve arkadaşlığın fayda sağlamadığı) o gün gelmezden evvel, dosdoğru (huşû ve şuurla ve İslam’ın tamamına teslimiyet huzuruyla) namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infakta bulunsunlar (helâl kazançlarını hayırda harcasınlar ki, kurtuluş bundadır).”

  • 14:32 İbrahim: 32

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهٖۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْاَنْهَارَۚ

    Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su (yağmur) indirip, onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O’nun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için sizin emrinize âmade kılandır. Irmakları da (tarla sulama, içme suyu olarak kullanma, elektrik üretmek üzere baraj kurma, gemi taşımacılığı yapma ve balık yetiştirip satma gibi) sizin yararlanmanıza müsait kılıp (akıtandır).

  • 14:37 İbrahim: 37

    رَبَّنَٓا اِنّٖٓي اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتٖي بِوَادٍ غَيْرِ ذٖي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ رَبَّنَا لِيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْـِٔدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖٓي اِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

    (İbrahim;) “Rabbimiz gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını (Hz. İsmail’i ve annesi Hacer’i) Beyt-i Haram (Kutsal Ev’in-Kâbe’nin) yanında, ekini olmayan (ıssız ve çorak) bir vadiye yerleştirdim; (ki Mekke’yi kutlu yerleşim alanı yapsınlar…) Rabbimiz, (orada) dosdoğru namazı kılsınlar (ve devamlı ihtiyaç duyup Sana yalvarsınlar) diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara (ve mübarek topraklara) ilgi duyar kıl ve onları (dünyanın her tarafında yetişen çeşitli) ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.”

  • 15:20 Hicr: 20

    وَجَعَلْنَا لَكُمْ فٖيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقٖينَ

    Ve orada (dünyada) sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız (beslemekle başa çıkamayacağınız) kimseler (bütün varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

  • 16:56 Nahl: 56

    وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصٖيبًا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْۜ تَاللّٰهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَفْتَرُونَ

    (Cahiller) Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, (aslında) hiçbir şey bilmeyenlere (uyduruk şefaatçilere) paylar ayırıyorlar (ve böylece Allah’ın elinden kurtulacaklarını sanıyorlar). Andolsun, Allah'a iftira ettiklerinizden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.

  • 16:67 Nahl: 67

    وَمِنْ ثَمَرَاتِ النَّخٖيلِ وَالْاَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًاۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden de; hem (haram kıldığımız halde) sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, kesinlikle bunlar birer ayet (Allah'ın kudret ve inayetine bir delil ve işaret)tir. [Not: Bu ayet içki yasaklanmadan önce gelmiştir ve güzel-iyi rızıktan ayrı ve farklı zikredilmiştir.]

  • 16:71 Nahl: 71

    وَاللّٰهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍ فِي الرِّزْقِۚ فَمَا الَّذٖينَ فُضِّلُوا بِرَٓادّٖي رِزْقِهِمْ عَلٰى مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فٖيهِ سَوَٓاءٌۜ اَفَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ

    Allah rızıkta (zenginlik konusunda) kiminizi kiminize üstün kıldı; ama kendilerine (diğerlerinden) fazla verilenler, (maalesef) rızıklarını (imkânlarını) ellerinin altındakilere (aile bireylerine, hizmetçi ve işçilerine) onda eşit olacak (insanca yaşama şartlarına kavuşacak) şekilde aktarıp vermiyorlar. Yoksa Allah’ın nimetlerine (ve infak emirlerine) karşı itiraz, isyan ve inkâr mı ediyorlar?

  • 16:72 Nahl: 72

    وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَنٖينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ اللّٰهِ هُمْ يَكْفُرُونَۙ

    Allah size kendi nefislerinizden (kendi cinsinizden ferahlanıp rahatlayacağınız) eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar var edip (çoğalttı) ve sizi en temiz ve en güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, (hâlâ) bâtıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkâra (ve isyana) mı kalkışıyorlar?

  • 16:73 Nahl: 73

    وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطٖيعُونَۚ

    Onlar; (şu kâfir ve gafil insanlar, hâlâ) Allah'ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden rızıktan (nimet ulaştırma konusunda) hiçbir şeye malik bulunmayan ve buna asla güçleri de yetmeyecek olan başka şeylere tapıyorlar! (Bu ne cahilliktir!)

  • 16:75 Nahl: 75

    ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَمَنْ رَزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًاۜ هَلْ يَسْتَوُ۫نَۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Allah (düşünesiniz diye şöyle) misal getirdi; gücü hiçbir şeye yeterli-başarılı olamayan ve başkalarının mülkünde (ve güdümünde) bulunan (birisi) ile; kendisine tarafımızdan güzel bir rızık (çeşitli ve etkili nimet ve fazilet) verdiğimiz, böylece ondan gizli ve açık infak eden (toplum kendisinden fayda gören) kimseyi (karşılaştırın diye örnek gösterdi; şimdi) bunlar hiç eşit olur (ve aynı tutulur) mu? (Oysa Allah Adildir ve herkese hak ettiğini verecektir.) Hamd (övgü ve teşekkür) Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bunu bilmez (cahillerdir.)

  • 16:112 Nahl: 112

    وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَأْتٖيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

    Allah (ibret ve ders almanız için) bir şehri örnek verdi ki: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, (onların) rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük etmelerine karşılık, Allah da ‘(kılıfına uydurarak) yaptıkları (kötülükler)’ nedeniyle onlara açlık ve korku elbisesini (bela ve musibetini) tattırdı. [Not: Ayetin sonundaki yesneun=bir işi sanatlı ve ustalıklı yapmak, yani kötülükleri iyilik kılıfına sarmak anlamındadır.]

  • 16:114 Nahl: 114

    فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًاۖ وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helâl (ve) temiz olanlarını yiyin (için); eğer (sadece ve samimiyetle) O'na kulluk ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin (ki kurtulasınız)!

  • 17:30 İsrâ: 30

    اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا۟

    Şüphesiz Senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve (dilediğine de imtihan gereği) daraltır. Gerçekten O, kullarından Haberi olandır, (her yaptıklarını her an) Görendir.

  • 17:31 İsrâ: 31

    وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَبٖيرًا

    (Sakın) Yoksulluk endişesiyle (anne karnından itibaren) çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size Biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir suç ve günahtır (ağır bir vebaldir).

  • 17:70 İsrâ: 70

    وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنٖٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَثٖيرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضٖيلًا۟

    Doğrusu Biz, Ademoğlunu (maymun dönüşümünden değil, insan neslinden çoğaltıp) kerametli kıldık; (değerli ve şerefli konumda yarattık. Böylece insanları çok özel bir ikrama ve iltifata mazhar yaptık.) Karada, (havada) ve denizde (kolaylıkla) taşıdık (en rahat vasıtalarla gezip dolaşacak imkânlar sağladık), en temiz ve leziz nimetlerle rızıklandırdık, ve yarattıklarımızın pek çoğundan faziletli ve üstün kıldık.

  • 18:19 Kehf: 19

    وَكَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَٓاءَلُوا بَيْنَهُمْۜ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْۜ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالُوا رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُٓوا اَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هٰذِهٖٓ اِلَى الْمَدٖينَةِ فَلْيَنْظُرْ اَيُّهَٓا اَزْكٰى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ اَحَدًا

    Derken, aralarında bir sorgulama yapsınlar (ve Allah’ın hikmet ve kudretini kavrasınlar) diye onları diriltip (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: “(Biliyor musunuz, acaba burada) Ne kadar kaldınız?” (Diğerleri) Dediler ki: “(Herhalde) Bir gün veya günün bir(kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.” (Bu sefer) Diğer bir kısmı: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir...” demişlerdi. “Şimdi içinizden birinizi, (yanınızdaki) bu (gümüş) paranızla, şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek temiz (taze ve tabii) ise, size ondan (alıp) rızık getirsin. Ama çok dikkatli ve temkinli hareket etsin ve sakın sizi kimseye sezdirmesin” diye uyarmışlardı.

  • 19:62 Meryem: 62

    لَا يَسْمَعُونَ فٖيهَا لَغْوًا اِلَّا سَلَامًاۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فٖيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

    Orada (cennet ortamında) 'boş (ve nahoş) bir söz' işitmezler; sadece (meleklerin ve mü’minlerin övgü ve müjde nidası olan) selam(ı işitirler). Sabah akşam (sürekli), onların rızıkları (ve cennet sofraları) orada hazır vaziyettedir.

  • 20:81 Taha: 81

    كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فٖيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٖيۚ وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبٖي فَقَدْ هَوٰى

    “Size rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda haddinizi aşıp azgınlığa düşmeyin, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner ki: Benim gazabım, kimin üzerine inip (çarpıverirse), muhakkak o, tepetaklak düşmüş ve yıkılıp gitmiştir” (dedik.)

  • 20:131 Taha: 131

    وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فٖيهِۜ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

    (Ey Nebim!) Onlardan bazı gruplara (inkârcı ve münafık takımına), kendilerini denemek (üzere fitne olması) için yararlandırdığımız dünya hayatının süsü olan (mal, makam, şöhret-şan ve iktidar gibi) iştah çekici benzer şeylere gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

  • 20:132 Taha: 132

    وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاۜ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًاۜ نَحْنُ نَرْزُقُكَۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى

    Ehline (ailene ve ümmetine) namazı emret ve Sen de onda (namaz ve ibadet konusunda) kararlı ve sabırlı davran. Biz Senden rızık istemiyoruz, (aksine) Biz Sana rızık veriyoruz. (En hayırlı ve başarılı) Sonuç da takva (sahibi olanların)dır.

  • 22:28 Hacc: 28

    لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ فٖٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖيمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَقٖيرَۘ

    Kendileri için (bu seyahat ve ziyaretten dolayı maddi ve manevi) birtakım yararlara şahitlik etsinler ve kendilerine rızık olarak verdiği (dört ayaklı deve, sığır, koyun ve keçi gibi) hayvanlar üzerine, belli günlerde (kurban keserken) Allah'ın adını zikretsinler. (Besmele ve tekbir çeksinler.) Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun (ki sevinsinler).

  • 22:34 Hacc: 34

    وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖيمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِتٖينَۙ

    Biz her ümmet için bir “Mensek (ibadet ve hizmet şekli)” kıldık, O'nun kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar diye (bunları kararlaştırdık). İşte sizin İlahınız bir tek İlahtır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara (ve mütevazı kullarıma) müjde ver.

  • 22:35 Hacc: 35

    اَلَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرٖينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُقٖيمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

    Onlar ki, Allah anıldığı (ve Kur’an ayetleri hatırlatıldığı) zaman kalpleri ürperenler; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler (Hakkın hâkimiyeti için dirayetle direnenler), namazı dosdoğru ikame edenler (zahiri ve bâtıni şartlarını yerine getirenler) ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

  • 22:50 Hacc: 50

    فَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

    Artık, iman edip (yararlı ve hayırlı işlerde ve) salih amellerde bulunanlar (kurtulacaktır), işte onlar için bir bağışlanma (mağfiret) ve üstün bir rızık vardır.

  • 22:58 Hacc: 58

    وَالَّذٖينَ هَاجَرُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    Allah yolunda hicret edip sonra öldürülenleri veya (bu gayret ve istikamet üzerindeyken) ölenleri ise; muhakkak Allah, onları (cennet ortamında) güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  • 23:72 Mü'minun: 72

    اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌۗ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    (Ey Nebim!) Yoksa Sen onlardan (davetine ve hizmetine karşılık bir ücret) bir haraç mı istiyorsun? Halbuki Rabbinin (mükâfat) vergisi daha hayırlıdır. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  • 24:26 Nur: 26

    اَلْخَبٖيثَاتُ لِلْخَبٖيثٖينَ وَالْخَبٖيثُونَ لِلْخَبٖيثَاتِۚ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبٖينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ۟

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır (ve layıktır). İyi kadınlar ise iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışır. Bunlar (iyi ve temiz insanlar), onların (iftiracı münafıkların) demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır. [Not: Kadın istemediği ve beğenmediği insanla evlenmeye zorlanamaz. Evlilikte “denk”liğe, yani ekonomik, sosyal, kültürel, fiziksel ve yaş cihetinden yakınlığa ve uygunluğa önem verilecektir. Bu ayete: “Kötü, bozuk ve ahlâksız toplumlar, bozuk ve bâtıl sistem ve yönetimlere müstahaktır… İyi, erdemli ve istikametli insanlar ise, iyi ve adil düzenlere ve yöneticilere layıktır” manası da münasiptir.]

  • 24:38 Nur: 38

    لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزٖيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهٖۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Çünkü Allah, yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecek ve onlara Kendi ihsan ve ikramından (olmak üzere ecrini) ziyadeleştirecektir. Allah, dilediğine hesapsız rızık(lar) verendir.

  • 27:64 Neml: 64

    اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ

    Ya da (bütün mahlûkatı) önce hiç yoktan yaratan (ve sürekli yaratmakta olan), sonra onu iade edecek (öldükten sonra yeniden diriltecek) olan (mı İlahlığa daha layıktır? Düşünün ve anlayıp görün ki, yaratılışı ilkten başlatan, sonra onu sürekli yenileyip duran kimdir?) Ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı (gerçek Rabbinizdir, yoksa put ve tağut cinsinden aciz şeyler mi?) Hâlâ (inatla) Allah ile beraber başka bir ilah mı? (Bu ne imansızlık ve akılsızlıktır!) De ki: “Eğer doğru söylüyor iseniz, kesin bürhanınızı (kanıtınızı) getirin (de görelim).”

  • 28:54 Kasas: 54

    اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ اَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

    İşte bunlara, (önceki sahte dindar dostlarının; “Niye gerçek İslam’a tâbi oldunuz?” diye sataşmalarına) sabrettiklerinden dolayı mükâfatları iki defa verilecektir. (Hem dünyada ödüllendirilecek hem de ahirette sevindirileceklerdir ve) Onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (hayırda harcayıp) infak edenlerdir.

  • 28:57 Kasas: 57

    وَقَالُٓوا اِنْ نَتَّبِعِ الْهُدٰى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَاۜ اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    (İslami hüküm ve hakikatler işlerine gelmeyen inkârcılar ve münafıklar) Dediler ki: (Evet Sen haklısın ve doğru yoldasın, ama) “Eğer Seninle birlikte (aynen ve alenen) hidayete uyacak olursak; yerimizden ve yurdumuzdan (bâtıl ve zalim düzen içindeki saygın konumumuzdan) çekilip kopartılıveririz (makam ve menfaatimizden mahrum ediliriz)!” Oysa Biz onları, Kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir Harem'de (Mekke ve Medine’de) yerleşik kılmış değil miydik? Fakat onların çoğu (yaratılış gayelerini) bilmeyen (cahil ve gafil kimselerdir).

  • 28:82 Kasas: 82

    وَاَصْبَحَ الَّذٖينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَاۜ وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ۟

    Daha dün onun (Karun’un) yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: “Vay be! Demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip-yaymakta ve (istediği anda) kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz (kahredip yere) batırırdı. Vay be! Demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz” demeye başlamışlardı.

  • 29:17 Ankebut: 17

    اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ اِفْكًاۜ اِنَّ الَّذٖينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    (Halbuki) “Siz ancak Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor (ve bunu meşru ve mazur göstermek için ‘bunlar şefaatçilerimiz ve aracılarımızdır’ gibi) bir sürü yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye (ve her türlü ihtiyacınızı temin etmeye) güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında (meşru, doğru ve doğal metotlarla) arayın, sadece O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz.” (Bunu asla unutmayın.)

  • 29:60 Ankebut: 60

    وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْۘ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

    (Görmüyor musunuz?) Kendi rızkını taşımaktan (ve toplamaktan aciz) nice canlı vardır ki, onları ve sizi Allah rızıklandırıp beslemektedir. O, (her sesi ve Rabbine seslenişi) İşitendir, (ve her şeyi hakkıyla) Bilendir.

  • 29:62 Ankebut: 62

    اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

    Ve yine Allah’ın kullarından dilediğine rızkı yayıp genişlettiğini, (ve bir kesime de rızkı) kısıp (böylece imtihan ettiğini ve işçi-işveren dengesini düzenlediğini nasıl unutuyorlardı?) Şüphesiz Allah her şeyi (hakkıyla) bilip durmaktadır.

  • 30:23 Rum: 23

    وَمِنْ اٰيَاتِهٖ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

    Geceleyin ve gündüzün uyumanız (dinlenip yorgunluğunuzu atmanız) ile, (yine) O'nun lütfundan (geçiminizi temin etmek üzere rızkınızı) aramanız (için Güneş sistemini ve gezegenleri ve yerküreyi böylesine dengeli yaratıp yürütmesi) de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz (düşünüp) duyabilen bir kavim için, gerçekten bunda ayetler ve ibretler vardır (ve açıktır).

  • 30:28 Rum: 28

    ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ فٖي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ فٖيهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخٖيفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    (Allah) Size kendi nefislerinizden (şöyle) bir örnek vermektedir: “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerde (şahsi servet ve mülkünüzde); ellerinizin altındakilerden (işçi, memur ve hizmetlilerinizden bir kısmının), sizinle eşit ortak sayılmasına (yanaşır mısınız?) Kendi kendinizden (ve aile fertlerinizin bile malınızı serbestçe tasarruf etmesinden) korkup sakındığınız gibi, bunların (işçi ve memurlarınızın) da (hiçbir hakları olmadıkları halde; kendi malınızı, yetki ve imkânlarınızı, istedikleri gibi harcamasından) endişeye kapılacağınız ortaklarınız (bulunmasından rahatsızlık duymayacak kimseler) var mıdır? (Siz buna razı olur musunuz ki, Allah da mülküne ortak kabul etsin?)” İşte Biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

  • 30:37 Rum: 37

    اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    (Oysa) Görmüyorlar mı ki, Allah dilediğine rızkı yayıp-genişletir ve (istediğine de rızkını) kısıp daraltır. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler (ibret alınacak dersler) vardır.

  • 30:40 Rum: 40

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيٖيكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟

    (O) Allah (ki); sizi yaratıp (yoktan var etmekte), sonra size rızık verip (hayat sürdürmekte), sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi (ahiret hesabı ve hayatı için) diriltmektedir. (O şirk koştuğunuz veya şefaatçi olup sizi kurtaracağını savunduğunuz) Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O (Allah), şirk koştuklarından münezzeh ve Yüce olandır (Sübhan’dır).

  • 32:16 Secde: 16

    تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًاۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

    Onların (sadık Müslümanların) yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua edip (yaklaşırlar) ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edip (ahirete hazırlanırlar).

  • 33:31 Ahzâb: 31

    وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرٖيمًا

    (Ama) Sizden kim Allah'a ve Resulüne gönülden itaat eder (her konuda hayırlı ve yararlı işlerde) ve salih amelde bulunursa, ona da ecrini iki kere (hem dünya hem ahirette) veririz. Ve Biz ona (ayrıca cennette) üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

  • 34:4 Sebe': 4

    لِيَجْزِيَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

    (Çünkü Allah) İman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirecek (diye her şeyi kayıt altına almaktadır). İşte mağfiret (bağışlanma) ve üstün değerli rızık(la sonsuz yaşama kavuşma) onlarındır.

  • 34:15 Sebe': 15

    لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ فٖي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ يَمٖينٍ وَشِمَالٍۜ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۜ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

    Andolsun, Sebe’ (halkı)nın oturduğu yerlerde de nice ayetler (ve medeniyetlerine ait işaretler) vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. (İstifadenize sunulan) Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz vardır).”

  • 34:24 Sebe': 24

    قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۙ وَاِنَّٓا اَوْ اِيَّاكُمْ لَعَلٰى هُدًى اَوْ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    (Kâfirlere sorup) De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kimdir?" (Ve yine kendin cevap verip) De ki: "(Elbette) Allah’tır, (o halde) gerçekten doğru yolda olan veya apaçık bir sapkınlıkta (bulunan), ya biziz veya sizlersiniz!" (Yani biz mü’minler ve siz münkirler olarak aynı değiliz.)

  • 34:36 Sebe': 36

    قُلْ اِنَّ رَبّٖي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟

    (Ey Resulüm!) De ki: "Şüphesiz Benim Rabbim rızkı dilediğine genişletip-yayar ve (istediğinde de) kısıp daraltır. Ancak insanların çoğu (gerçekleri ve başlarına gelecekleri) bilmeyen (cahil kesimidir)."

  • 34:39 Sebe': 39

    قُلْ اِنَّ رَبّٖي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُۜ وَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    De ki: "Şüphesiz Benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar (lütfuyla zengin kılar) ve (dilediği kullarının da rızkını) kısıp daraltır. (Hatta zengin iken fakir bırakır.) Artık siz her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını (daha hayırlısını ve fazlasını) verir; O, rızık verenlerin en Hayırlısıdır." (Her iyiliğin karşılığı mutlaka verilecektir.)

  • 35:3 Fâtır: 3

    يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۜ هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللّٰهِ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ

    Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki (sayısız) nimetini (sürekli) hatırlayıp (şükrünüzü yapın). Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı mı var? Kesinlikle O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da (Hakk’tan ve hayırdan) çevriliyorsunuz? (Bu ne derin bir gaflettir!)

  • 35:29 Fâtır: 29

    اِنَّ الَّذٖينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ

    Gerçekten Allah'ın Kitab'ını (dikkatle) okuyanlar (mana ve mealini anlayıp uygulayanlar), namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık (Hakk ve hayır yolunda ve ihtiyaç giderici oranda) infak yapanlar (var ya, işte bunlar) kesin olarak asla zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Bunlar her halde kazançlı çıkacaklardır.)

  • 36:47 Yâsin: 47

    وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Ve onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden (hayır ve hizmet yolunda) infak edin" denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere derler ki: "Eğer dilemiş olsaydı (zaten) Allah’ın yedireceği (ve zengin edebileceği) kimseyi biz mi doyurup besleyecekmişiz? (Allah onlara da servet ve genişlik verseydi, bize ne!..) Gerçekten siz (ey iman ehli, fakirlere zekât vermek ve infak etmekle) apaçık bir şaşkınlık içindesiniz" (diyerek mü’minlerle dalga geçilmektedir.)

  • 37:41 Sâffât: 41

    اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ

    İşte bunlar (var ya); onlar için belirli (ve çok değerli) bir rızık (cennet azığı ve göz aydınlığı) vardır.

  • 38:54 Sâd: 54

    اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ

    Şüphesiz bunlar, asla bitip tükenmesi olmayan rızıklarımız (ve ihsanımız)dır.

  • 39:52 Zümer: 52

    اَوَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟

    Onlar (hâlâ akledip) bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah; dilediğine (imtihan gereği) rızkı genişletip yaymakta ve (dilediğine ise imkânları) kısıp daraltmaktadır. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler (ibret ve hikmetler) vardır.

  • 40:13 Mü'min: 13

    هُوَ الَّذٖي يُرٖيكُمْ اٰيَاتِهٖ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقًاۜ وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُنٖيبُ

    O (Allah) size ayetlerini (böyle) gösteriyor ve sizin için gökten (maddi ve manevi) rızık indiriyor. (Ama) İçtenlikle (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez (durumdadır).

  • 40:40 Mü'min: 40

    مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَاۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فٖيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ

    “Kim bir kötülük (suç) işlerse, kendi mislinden (ve hak ettiğinden) başkasıyla cezalandırılmayacaktır. Erkek olsun, kadın olsun, kim de mü’min olarak (Hakka uyarlı ve halka yararlı) salih bir amelde bulunursa işte onlar, içinde hesapsız rızıklandırılmak üzere cennete sokulacaklardır.”

  • 40:64 Mü'min: 64

    اَللّٰهُ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ

    Allah, yeryüzünü sizin için bir karar (yaşam ve yerleşim alanı), gökyüzünü (kubbemsi) bir bina kıldı; sizi (mükemmelce) şekillendirip (donattı), suretinizi de en güzel (bir şekil ve özellikte) yaptı ve size güzel-temiz (ve leziz) şeylerden rızık verip (yararlandırdı). İşte sizin Rabbiniz bu (Kâdir ve Kerim olan) Allah’tır. Âlemlerin Rabbi Allah ne Mübarektir (ve Şanı çok Yüce olandır).

  • 41:10 Fussilet: 10

    وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖيهَا وَقَدَّرَ فٖيهَٓا اَقْوَاتَهَا فٖٓي اَرْبَعَةِ اَيَّامٍۜ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِلٖينَ

    (Ki Allah) Orada (Dünya’nın) üstünde (kendisinin ve Güneş’in etrafında hızla dönerken dengeler bozulup savrulmasın diye) sarsılmaz dağlar var etmiş, onda (dağlarda madenler ve ilaç bitkileri gibi) bereketler yaratıp yerleştirmiş ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde (dört ayrı süreçte; 1- Bitki ve hayvanlarda tohum ekilmesi, 2-Filizlenme ve yetişme süreci, 3-Meyve-sebze ve yavruların olgunlaşıp büyümesi, 4-Bunların pişirilip sofraya getirilmesini.) takdir etmiştir.

  • 42:12 Şûrâ: 12

    لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

    Göklerin ve yerin anahtarları O'nun (kudret elindedir). O, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve (dilediğinden de) kısıp daraltır. (Bu imtihanın icabıdır.) Çünkü O, her şeyi hakkıyla Bilendir.

  • 42:19 Şûrâ: 19

    اَللّٰهُ لَطٖيفٌ بِعِبَادِهٖ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزٖيزُ۟

    Allah, (bütün) kullarına karşı lütuf (karşılıksız iyilik ve ikram) sahibidir; (ama) dilediğini (ise farklı ve faziletli şekilde) rızıklandırıp (sevindirir ve şereflendirir). O (Allah, sınırsız) kuvvetlidir, (sürekli) Azîz’dir (her zaman galip ve izzetli olandır).

  • 42:27 Şûrâ: 27

    وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهٖ لَبَغَوْا فِي الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرٌ بَصٖيرٌ

    Eğer Allah, (bütün) kulları için rızkı (sınırsızca) geniş tutup-yaysaydı, gerçekten yeryüzünde (sapıtıp) azgınlaşıverirlerdi. Ancak O, (nimetlerini) dilediği miktar (tayin ve tespit edilmiş ölçü) ile indirir. Çünkü O, muhakkak kullarının (biyolojik, psikolojik ve sosyolojik durumlarından) Haberi olandır, (herkesi, her şeyi ve her halinde) Görendir. (Allah imtihan gereği yeryüzündeki imkânları ihtiyaç nispetinde ve emek harcamakla ulaşılacak şekilde var etmektedir.)

  • 42:38 Şûrâ: 38

    وَالَّذٖينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ

    Onlar Rablerinin (her emrine) icabet ederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, (devlet, millet ve hükümet) işlerinde meşveret ederler (ülkeyi danışma ve dayanışma sonucu alınan ortak kararla yönetirler.) Kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Allah yolunda) harcayıp infak ederler. [Not: Bu ayet, cumhuriyete ve demokratik yönetime işarettir.]

  • 45:5 Câsiye: 5

    وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرٖيفِ الرِّيَاحِ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ

    Gece ile gündüzün (birbirinin halifesi, takipçisi gibi) art arda gelişinde (Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın muhteşem bir düzen ve disiplin içinde dönüşlerinde), Allah’ın gökten rızık indirip (her kışın) ölümünden sonra (baharda tekrar) yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) çevirip yönetmesinde; (evet, bunların hepsi de) aklını kullanan bir kavim için ayetler (hikmetler ve ibretler barındırır).

  • 45:16 Câsiye: 16

    وَلَقَدْ اٰتَيْنَا بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى الْعَالَمٖينَۚ

    Andolsun Biz İsrailoğullarına kitap, hüküm (hikmet ve siyasi hâkimiyet) ve peygamberlik verip (onurlandırdık ve uyardık), onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları (insanlık) âleminden (birçok kavimlere) üstün (ve şanslı) kıldık. (Ama buna rağmen küfre ve nankörlüğe sapmışlardır.)

  • 50:11 Kaf: 11

    رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتًاۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

    Kullara rızık olmak üzere (bu nimetleri verdik). Ve onunla (o suyla) ölü bir beldeye (ve bölgeye hayat verip yeniden) dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.

  • 51:22 Zâriyât: 22

    وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

    Gökte (uzayın derinliklerinde) de rızkınız vardır (uzaydan büyük faydalar sağlayacağınız dönemler olacaktır. Daha şimdiden Ay’da; Titanyum, Platin ve Helyum-3 gibi stratejik metalleri çıkarıp taşıma çabaları başlatılmıştır) ve size va'ad olunmakta olan da (kesinlikle Hakk’tır, buna giderek yaklaşıyorsunuz).

  • 51:57 Zâriyât: 57

    مَٓا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ

    Ben, onlardan bir rızık dileyip beklemiyorum. (Zaten herkesi ve her şeyi Ben yediriyorum) Ve onların Beni doyurup-beslemelerini de emredip istemiyorum. (Çünkü bütün nimetlerin hazineleri Benim katımdadır. Benim Elçim Hz. Muhammed’in de sizden dünyalık bir talebi bulunmamaktadır.)

  • 51:58 Zâriyât: 58

    اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ

    Hiç şüphesiz, (her bir mahlûkuna uygun ve yararlı şekilde) rızık veren; O (asla sarsılmaz ve sağlam olan) Metin ve (sonsuz) Kuvvet sahibi olan Allah'tır.

  • 56:82 Vâkıa: 82

    وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

    Ve (manevi) rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini ve fırsatını bırakıp, bütün nasibinizi sadece Onu anlamadan okumak ve hükümlerini) yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

  • 56:89 Vâkıa: 89

    فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعٖيمٍ

    Bu durumda, ferahlık, reyhan (sonsuz ve kusursuz güzellikler) ve Naim cennetleri onlarındır.

  • 62:11 Cum'a: 11

    وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًاۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِمًاۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    (Ey Resulüm!) Oysa onlar, (hayat; iman ve imtihandır şuuruna ulaşmayanlar) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona yönelip sökün ederek dağılıp gittiler ve Seni (hutbede) ayakta (yalnız) bırakıverdiler. (Kalben ve tamamen Allah'a ve İslam'a teslim olmayanların tavrı böyledir.) De ki: "Allah'ın katında bulunan (nimet ve faziletler), eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (O, takdir ve taksiminde Kerim’dir, cömerttir, adildir ve rızkınıza kefildir.)

  • 63:10 Münâfikun: 10

    وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنٖٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَرٖيبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِحٖينَ

    Herhangi birinize ölüm gelip de: “Rabbim! Ne olursun, beni yakın bir süreye (ecele) kadar erteleyip geciktirsen de, (İslam'ı bütünüyle) tasdik edenlerden ve (malımı İslam ve insanlık uğrunda harcayıp) sadaka verenlerden ve (her türlü küfür ve kötülükten uzaklaşıp) salih amel işleyenlerden olsam!” diye (boşuna yalvaracağı ve bu dileğinin asla kabul olunmayacağı gün) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edip (harcayın. Her çeşit imkân ve fırsatı hayır ve hizmet yolunda kullanın.)

  • 65:3 Talâk: 3

    وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهٖۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

    Ve onu hesaba katmadığı (hiç ummadığı) bir yönden rızıklandıracaktır. Kim de Allah'a tevekkül ederse O, kendisine yeterlidir (onu asla sahipsiz bırakmayacaktır). Elbette Allah, Kendi emrini (ve takdir projelerini) yerine getirip amacına ulaştırandır. Allah, her şey için bir ölçü koyup (geçerli) kılmıştır. (O her konuyla ilgili bir miktar ve mikyas=tartma ve kıyaslama ayarı yaratmıştır.)

  • 65:7 Talâk: 7

    لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهٖۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا۟

    Geniş imkânları olan, (boşadığı hanımına) nafakayı geniş imkânlarına göre verip karşılasın. Rızkı kısıtlı tutulan (ve geçim darlığı içinde olan) da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla verip (boşadığı hanımlarını mahrum bırakmasın). Allah, hiçbir nefse=kişiye ona verdiği (nimetler)den başkasıyla (fazlasıyla) yükümlülük koymamıştır. Allah, bir güçlüğün ardından (mutlaka) bir kolaylığı (nasip) kılıp (kulunu darlıktan kurtaracaktır).

  • 65:11 Talâk: 11

    رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا

    İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için, Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir Elçi de (yollamışızdır). Artık kim iman edip salih (hayırlı ve yararlı) amellerde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir.

  • 67:15 Mülk: 15

    هُوَ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فٖي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِهٖۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ

    Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren (onu ziraate ve madenciliğe uygun hale getiren) O'dur. Şu halde onun (dünyanın) omuzlarında (her tarafında) yürüyüp gezin (ekip biçin ve kazılara girişin) ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır. (Buna göre davranın.)

  • 67:21 Mülk: 21

    اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا فٖي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ

    Veya O (Allah) eğer rızkını (size ikram ve ihsanı olan her türlü nimet ve faziletini) tutup kesecek olsa; sizi kim rızıklandıracak (maddi ve manevi ihtiyacınızı kim karşılayacak)tır? Hayır, onlar (nankör inkârcılar ve münafıklar, Hakka karşı derin bir gaflet ve) nefret içinde, inatla ve azgınlıkla direnip bocalamaktadırlar.

  • 72:16 Cinn: 16

    وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرٖيقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ

    (Rabbimiz buyurdu;) Eğer onlar (insanlar ve cinnler, İslam’ın çizdiği) yol üzerinde (gerçek şeriat ve tarikat çizgisinde) 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (bereketli bir rızık ve nimet verir, böylece huzur ve mutluluğu tattırırdık). [Not: Tarikat, Arapça'da yol demektir. Kur'an'da ise, mezhep, yol, tarz, metot, hareket biçimi anlamlarında kullanılmıştır.]

  • 89:16 Fecr: 16

    وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَهَانَنِۚ

    Ama ne zamanki onu sınamak (üzere, biraz) kendisine rızkını (ve rahatını) kısıverse, hemen “Rabbim bana hainlik ve haksızlık etti (bak beni alçaltıp böyle hakir ve fakir hale getirdi)” diyerek (itiraz ve isyana kalkışır).

  • 2:3 Bakara: 3

    اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

  • 2:22 Bakara: 22

    اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

  • 2:25 Bakara: 25

    وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذٖي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًاۜ وَلَهُمْ فٖيهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

  • 2:57 Bakara: 57

    وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

  • 2:60 Bakara: 60

    وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِهٖ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدٖينَ

  • 2:126 Bakara: 126

    وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلٖيلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ

  • 2:172 Bakara: 172

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

  • 2:212 Bakara: 212

    زُيِّنَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذٖينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

  • 2:254 Bakara: 254

    يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ

  • 3:27 Âl-i İmrân: 27

    تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

  • 3:37 Âl-i İmrân: 37

    فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَاَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًاۙ وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۜ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًاۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

  • 3:169 Âl-i İmrân: 169

    وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ قُتِلُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًاۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ

  • 4:5 Nisa: 5

    وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّتٖي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ فٖيهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

  • 4:8 Nisa: 8

    وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

  • 4:39 Nisa: 39

    وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَلٖيمًا

  • 5:88 Maide: 88

    وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓي اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ

  • 5:114 Maide: 114

    قَالَ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا عٖيدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

  • 6:140 En'am: 140

    قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ قَتَلُٓوا اَوْلَادَهُمْ سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللّٰهُ افْتِرَٓاءً عَلَى اللّٰهِۜ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ۟

  • 6:142 En'am: 142

    وَمِنَ الْاَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًاۜ كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌۙ

  • 6:151 En'am: 151

    قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْـًٔاۜ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۚ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْۚ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَۚ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

  • 7:32 A'raf: 32

    قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖٓي اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

  • 7:50 A'raf: 50

    وَنَادٰٓى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَفٖيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَٓاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۜ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرٖينَۙ

  • 7:160 A'raf: 160

    وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطًا اُمَمًاۜ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۚ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

  • 8:3 Enfâl: 3

    اَلَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ

  • 8:4 Enfâl: 4

    اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌۚ

  • 8:26 Enfâl: 26

    وَاذْكُرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَلٖيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهٖ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

  • 8:74 Enfâl: 74

    وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

  • 10:31 Yunus: 31

    قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُۚ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

  • 10:59 Yunus: 59

    قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ

  • 10:93 Yunus: 93

    وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْضٖي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فٖيمَا كَانُوا فٖيهِ يَخْتَلِفُونَ

  • 11:6 Hud: 6

    وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ فٖي كِتَابٍ مُبٖينٍ

  • 11:88 Hud: 88

    قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّٖي وَرَزَقَنٖي مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ اُخَالِفَكُمْ اِلٰى مَٓا اَنْهٰيكُمْ عَنْهُۜ اِنْ اُرٖيدُ اِلَّا الْاِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُۜ وَمَا تَوْفٖيقٖٓي اِلَّا بِاللّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ

  • 12:37 Yusuf: 37

    قَالَ لَا يَأْتٖيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهٖٓ اِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوٖيلِهٖ قَبْلَ اَنْ يَأْتِيَكُمَاۜ ذٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنٖي رَبّٖيۜ اِنّٖي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَۙ

  • 13:22 Ra'd: 22

    وَالَّذٖينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ

  • 13:26 Ra'd: 26

    اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟

  • 14:31 İbrahim: 31

    قُلْ لِعِبَادِيَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خِلَالٌ

  • 14:32 İbrahim: 32

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِاَمْرِهٖۚ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْاَنْهَارَۚ

  • 14:37 İbrahim: 37

    رَبَّنَٓا اِنّٖٓي اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتٖي بِوَادٍ غَيْرِ ذٖي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ رَبَّنَا لِيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْـِٔدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖٓي اِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

  • 15:20 Hicr: 20

    وَجَعَلْنَا لَكُمْ فٖيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقٖينَ

  • 16:56 Nahl: 56

    وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصٖيبًا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْۜ تَاللّٰهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَفْتَرُونَ

  • 16:67 Nahl: 67

    وَمِنْ ثَمَرَاتِ النَّخٖيلِ وَالْاَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًاۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

  • 16:71 Nahl: 71

    وَاللّٰهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍ فِي الرِّزْقِۚ فَمَا الَّذٖينَ فُضِّلُوا بِرَٓادّٖي رِزْقِهِمْ عَلٰى مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فٖيهِ سَوَٓاءٌۜ اَفَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ

  • 16:72 Nahl: 72

    وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَنٖينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ اللّٰهِ هُمْ يَكْفُرُونَۙ

  • 16:73 Nahl: 73

    وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطٖيعُونَۚ

  • 16:75 Nahl: 75

    ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَمَنْ رَزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًاۜ هَلْ يَسْتَوُ۫نَۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

  • 16:112 Nahl: 112

    وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَأْتٖيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

  • 16:114 Nahl: 114

    فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًاۖ وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

  • 17:30 İsrâ: 30

    اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا۟

  • 17:31 İsrâ: 31

    وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَبٖيرًا

  • 17:70 İsrâ: 70

    وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنٖٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَثٖيرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضٖيلًا۟

  • 18:19 Kehf: 19

    وَكَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَٓاءَلُوا بَيْنَهُمْۜ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْۜ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالُوا رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُٓوا اَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هٰذِهٖٓ اِلَى الْمَدٖينَةِ فَلْيَنْظُرْ اَيُّهَٓا اَزْكٰى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ اَحَدًا

  • 19:62 Meryem: 62

    لَا يَسْمَعُونَ فٖيهَا لَغْوًا اِلَّا سَلَامًاۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فٖيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

  • 20:81 Taha: 81

    كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فٖيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٖيۚ وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبٖي فَقَدْ هَوٰى

  • 20:131 Taha: 131

    وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖٓ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فٖيهِۜ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

  • 20:132 Taha: 132

    وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاۜ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًاۜ نَحْنُ نَرْزُقُكَۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى

  • 22:28 Hacc: 28

    لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ فٖٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖيمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَقٖيرَۘ

  • 22:34 Hacc: 34

    وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖيمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِتٖينَۙ

  • 22:35 Hacc: 35

    اَلَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرٖينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُقٖيمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

  • 22:50 Hacc: 50

    فَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

  • 22:58 Hacc: 58

    وَالَّذٖينَ هَاجَرُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

  • 23:72 Mü'minun: 72

    اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌۗ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

  • 24:26 Nur: 26

    اَلْخَبٖيثَاتُ لِلْخَبٖيثٖينَ وَالْخَبٖيثُونَ لِلْخَبٖيثَاتِۚ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبٖينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ۟

  • 24:38 Nur: 38

    لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزٖيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهٖۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

  • 27:64 Neml: 64

    اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ

  • 28:54 Kasas: 54

    اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ اَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

  • 28:57 Kasas: 57

    وَقَالُٓوا اِنْ نَتَّبِعِ الْهُدٰى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَاۜ اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

  • 28:82 Kasas: 82

    وَاَصْبَحَ الَّذٖينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَاۜ وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ۟

  • 29:17 Ankebut: 17

    اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ اِفْكًاۜ اِنَّ الَّذٖينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

  • 29:60 Ankebut: 60

    وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْۘ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

  • 29:62 Ankebut: 62

    اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

  • 30:23 Rum: 23

    وَمِنْ اٰيَاتِهٖ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِهٖۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

  • 30:28 Rum: 28

    ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلًا مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ فٖي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ فٖيهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخٖيفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

  • 30:37 Rum: 37

    اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

  • 30:40 Rum: 40

    اَللّٰهُ الَّذٖي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيٖيكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟

  • 32:16 Secde: 16

    تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًاۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

  • 33:31 Ahzâb: 31

    وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرٖيمًا

  • 34:4 Sebe': 4

    لِيَجْزِيَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

  • 34:15 Sebe': 15

    لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ فٖي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ يَمٖينٍ وَشِمَالٍۜ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۜ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

  • 34:24 Sebe': 24

    قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۙ وَاِنَّٓا اَوْ اِيَّاكُمْ لَعَلٰى هُدًى اَوْ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

  • 34:36 Sebe': 36

    قُلْ اِنَّ رَبّٖي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟

  • 34:39 Sebe': 39

    قُلْ اِنَّ رَبّٖي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُۜ وَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

  • 35:3 Fâtır: 3

    يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۜ هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللّٰهِ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ

  • 35:29 Fâtır: 29

    اِنَّ الَّذٖينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ

  • 36:47 Yâsin: 47

    وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

  • 37:41 Sâffât: 41

    اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ

  • 38:54 Sâd: 54

    اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ

  • 39:52 Zümer: 52

    اَوَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟

  • 40:13 Mü'min: 13

    هُوَ الَّذٖي يُرٖيكُمْ اٰيَاتِهٖ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقًاۜ وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُنٖيبُ

  • 40:40 Mü'min: 40

    مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَاۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فٖيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ

  • 40:64 Mü'min: 64

    اَللّٰهُ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ

  • 41:10 Fussilet: 10

    وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖيهَا وَقَدَّرَ فٖيهَٓا اَقْوَاتَهَا فٖٓي اَرْبَعَةِ اَيَّامٍۜ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِلٖينَ

  • 42:12 Şûrâ: 12

    لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

  • 42:19 Şûrâ: 19

    اَللّٰهُ لَطٖيفٌ بِعِبَادِهٖ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزٖيزُ۟

  • 42:27 Şûrâ: 27

    وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهٖ لَبَغَوْا فِي الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرٌ بَصٖيرٌ

  • 42:38 Şûrâ: 38

    وَالَّذٖينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ

  • 45:5 Câsiye: 5

    وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرٖيفِ الرِّيَاحِ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ

  • 45:16 Câsiye: 16

    وَلَقَدْ اٰتَيْنَا بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى الْعَالَمٖينَۚ

  • 50:11 Kaf: 11

    رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتًاۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

  • 51:22 Zâriyât: 22

    وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

  • 51:57 Zâriyât: 57

    مَٓا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ

  • 51:58 Zâriyât: 58

    اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ

  • 56:82 Vâkıa: 82

    وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

  • 56:89 Vâkıa: 89

    فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعٖيمٍ

  • 62:11 Cum'a: 11

    وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًاۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِمًاۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

  • 63:10 Münâfikun: 10

    وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنٖٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَرٖيبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِحٖينَ

  • 65:3 Talâk: 3

    وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهٖۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

  • 65:7 Talâk: 7

    لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهٖۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا۟

  • 65:11 Talâk: 11

    رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا

  • 67:15 Mülk: 15

    هُوَ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فٖي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِهٖۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ

  • 67:21 Mülk: 21

    اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا فٖي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ

  • 72:16 Cinn: 16

    وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرٖيقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ

  • 89:16 Fecr: 16

    وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَهَانَنِۚ