-
20:5
Taha: 5
O Rahman (olan Allah) Arş’a istiva etmiştir. (Kudretiyle âlemleri kuşatıvermiştir. Kâinatın kumanda merkezi ve her zerresi O’nun hükmündedir.)
-
20:90
Taha: 90
Andolsun, Harun daha önceden onlara: “Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (imtihana çekildiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin” diye (uyarmıştı).
-
20:108
Taha: 108
O gün, kendisinden sapma ve kaçma imkânı olmayan davetçiye (Hz. İsrafil’e insanlar mecburen) uyacaklar (büyük mahkemeye toplanacaklar)dır. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin. (Çünkü herkes bu dehşetten korkup sinmiştir.)
-
20:109
Taha: 109
O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin (müsaade) buyurduğu ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati de bir yarar vermeyecektir. (Demek ki mahşerde, sadece Allah’ın razı olduğu ve müsaade buyurduğu kimseler şefaat edeceklerdir.)
-
21:26
Enbiya: 26
(Müşrikler) "Rahman (olan Allah) çocuk edindi" diyerek (küfre sapmışlardır). O (Allah, bu yakıştırmadan) Yücedir. Hayır, onlar (melekler ve Hz. İsa gibi nebiler sadece) ikrama layık görülmüş (mükerrem ve muhterem kılınmış) kullardır.
-
21:36
Enbiya: 36
(Ey Resulüm!) İnkâr edenler Seni gördüklerinde, Seni ancak alay konusu ediniyorlar (ve yandaşlarına bakıp): "Sizin ilahlarınızı (putlarınızı ve tağutlarınızı) diline dolayan (ve zulüm saltanatının yıkılacağını konuşan) bu mu?" (diyorlar.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkâr edenler kendileridir. (Bu ne küstahlıktır?)
-
21:42
Enbiya: 42
(Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.
-
21:112
Enbiya: 112
(Ve nihayet Peygamber) Dedi ki: “Rabbim (aramızda) Hakk ile (adaletle) hükmet! (Zaten) Bizim Rabbimiz, sizin her türlü (akıl ve ahlâk dışı) nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan Rahman’dır (ki bizi terk etmeyecektir.)”
-
25:26
Furkan: 26
İşte o gün, gerçek mülk ve hükümranlığın, (tek egemenlik hakkının) Rahman (olan Allah)ın (olduğunu herkes görüp bilecektir). İnkâr eden (dinsizler ve Darwinist)ler için ise oldukça zorlu bir gün (gerçekleşecektir).
-
25:59
Furkan: 59
O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günlerde (dönemde) yaratan ve sonra Arş’a istiva edip (ilmiyle ve kudretiyle kuşatan) Rahman (olan Allah)dır. (Bu yaratılış sırlarını ve safhalarını) Ondan (ayrıntılarıyla) haberi olana (Rabbine) sor (ki O Seni vahiyle bilgilendirecektir).
-
25:60
Furkan: 60
Secde
(Cahil ve gafil takımına) Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz Senin bize emrettiğine (âlemlerin Rabbine) mi secde edecekmişiz?” derler ve (bu davetin) onların (sadece) nefretini artırıverir.
-
25:63
Furkan: 63
Rahman’ın (akıllı, hayırlı ve has) kulları (onlardır ki;) gezip dolaştıkları (her) yerde, (münasip ve) mütevazı yürürler. Bilgisiz (ve görgüsüz) kimseler kendilerine sataştıklarında ise onlara: “Selametle (barış ve güvenlik içinde olun)!” derler (ve geçiştirirler, yersiz tartışma ve kapışmalara girişmezler. Ama kutsallarına sataşıldığında gerekli tepkiyi gösterirler).
-
26:5
Şuarâ: 5
(O inkârcılara ve şeytanlaşmış insanlara) Onlara Rahman (olan Allah)dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız (hemen) ondan yüz çevirirler (böylece inkâra ve isyana yönelirler ve yönelecekler)di.
-
27:30
Neml: 30
“Bu mektup (peygamber) Süleyman’dandır ve Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.”
-
36:11
Yâsin: 11
(Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).
-
36:15
Yâsin: 15
Onlar dediler ki: "Siz ancak bizim benzerimiz olan bir beşersiniz!.. (Sıradan kişilersiniz…) Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş (ve göndermiş) değildir. Siz, sadece yalan söyleyen kimselersiniz.”
-
36:23
Yâsin: 23
“Ben (akıllı ve anlayışlı biri isem) hiç, O’ndan başka ilahlar edinir miyim? Çünkü eğer O Rahman bana bir (keder ve) zarar verecek olursa, (O’nun dışındaki putların ve sahte ma’budların) onların şefaati bana hiçbir şeyle (ve hiçbir şekilde) yarar sağlamayacak ve beni asla kurtaramayacaktır.”
-
36:52
Yâsin: 52
(Orada şaşkınlıkla ve pişmanlıkla) Diyecekler ki: “Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden (iyi veya kötü rüya gibi geçen kabir sürecinden sonra, şimdi) bizi kim diriltip kaldırıverdi? Herhalde bu, Rahman (olan Allah)ın va’ad ettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemişlerdi!”
-
43:17
Zuhruf: 17
Oysa kendilerinden (cahil ve gafil müşriklerden) birisi, O Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, kahrından yutkundukça yutkunur ve yüzü simsiyah kesilir.
-
43:19
Zuhruf: 19
Onlar ki, Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler kıldılar (onları kadınlar ve kızlar gibi saydılar). Kendileri onların yaratılışlarına şahit mi olmuşlardı? Onların (bu yalancı) şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) elbette sorumlu tutulacaklar.
-
43:20
Zuhruf: 20
(Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)
-
43:33
Zuhruf: 33
Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olarak (şeytana hizmet edecek) olmasalardı, Rahman'ı (Allah'ı) inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar (göz alıcı süslemeler) ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler (asansörler) yapardık.
-
43:36
Zuhruf: 36
(Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (hükümlerinden ve haberlerinden yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine ağaç kabuğu gibi sardırıp bağlatırız ve iblisin kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan ve saptırıcı insan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır.
-
43:45
Zuhruf: 45
(Ey Nebim!) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Biz, Rahman (olan Allah)ın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı? (Hiçbir dönemde şirke ve Allah’tan bağımsız şefaatçilere izin çıkarmış mıyız?)
-
43:81
Zuhruf: 81
De ki: "Eğer Rahman (olan Allah)'ın (hâşâ) çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum" (ki bu asla mümkün değildir).
-
50:33
Kaf: 33
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek ve korku duyarak' (kötülükten çekinen) ve ‘samimiyetle Allah'a yönelmiş’ bir kalp ile gelen (kimseler) içindir.
-
59:22
Haşr: 22
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de (görülmeyen gizlilikleri de, görülebilen her şeyi de) Bilen’dir. O Rahman’dır, Rahim’dir.
-
67:3
Mülk: 3
O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi (tabaka) gök yaratmıştır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin (bulamazsın). İşte gözü(nü) çevirip-gezdir (ve dikkatle bak; göklerde ve galaksilerde) herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görebiliyor musun? (Kâinatta ve tabiatta bir kusur ve noksanlık var mıdır?)
-
67:19
Mülk: 19
(Onlar) Üstlerinde kanat süzerken ve açıp yumarken sıra sıra uçanlara (gökyüzündeki kuşlara ve uçaklara) bakıp görmüyorlar mı (ve hiç düşünüp ibret almıyorlar mı)? Ki onları (bütün kuşları, uçakları ve uzay araçlarını havada) Rahman’dan başkası tutmuyor (her şey O’nun koyduğu tabii kanunlarla ve insana verdiği akıl yoluyla yürüyor). Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla (ve bütün incelik ve gizlilikleriyle) görüp durandır.
-
67:20
Mülk: 20
(Ey Siyonist ve emperyalist zalim güçler ve Allah’tan ziyade bunlardan çekinen ve güvenen gafiller! İşte bu yegâne kuvvet ve kudret sahibi olan) Rahman’a karşı (ve O’na rağmen), size yardım edeceğine (inandığınız ve süper güç sandığınız) şu sizin ordunuz (uçak gemilerinizden, balistik füzelerinizden ve tank roketlerinizden oluşan bir sürü devasa filonuz; Cenab-ı Hakkın Kudreti karşısında neymiş ve) kimmiş (ki korkup onlara sığınmaktasınız…?) Oysa gerçekte bütün kâfirler, (ve onlardan korkan gafiller) sadece boş bir gurur ve aldanış içinde bulunmaktadırlar.
-
67:29
Mülk: 29
De ki: “(Bizim inandığımız ve sığındığımız) O Rahman’dır. İşte O’na iman (ve itaat) etmekte ve O’na tevekkül ve teslimiyet göstermekteyiz. Artık kimin açık ve kesin bir sapkınlık içinde olduğunu ileride (görüp) bileceksiniz!”
-
78:37
Nebe': 37
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, Rahman olan (Allah’tır ki mahşerde hiç kimse); O’na hitap etmeye güç yetiremeyecektir.
-
78:38
Nebe': 38
O gün Ruh ve melekler sıra sıra (huzura) duruvereceklerdir. Rahman’ın izin verdikleri dışında hiç kimse (tek kelime) konuşamaz. (İzin verilenler de ancak) Doğruyu söyleyeceklerdir. (Çünkü onlar dünyada iken de doğru sözlülerdir.)
-
20:5
Taha: 5
اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى
O Rahman (olan Allah) Arş’a istiva etmiştir. (Kudretiyle âlemleri kuşatıvermiştir. Kâinatın kumanda merkezi ve her zerresi O’nun hükmündedir.)
-
20:90
Taha: 90
وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هٰرُونُ مِنْ قَبْلُ يَا قَوْمِ اِنَّمَا فُتِنْتُمْ بِهٖۚ وَاِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمٰنُ فَاتَّبِعُونٖي وَاَطٖيعُٓوا اَمْرٖي
Andolsun, Harun daha önceden onlara: “Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (imtihana çekildiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin” diye (uyarmıştı).
-
20:108
Taha: 108
يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا
O gün, kendisinden sapma ve kaçma imkânı olmayan davetçiye (Hz. İsrafil’e insanlar mecburen) uyacaklar (büyük mahkemeye toplanacaklar)dır. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin. (Çünkü herkes bu dehşetten korkup sinmiştir.)
-
20:109
Taha: 109
يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا
O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin (müsaade) buyurduğu ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati de bir yarar vermeyecektir. (Demek ki mahşerde, sadece Allah’ın razı olduğu ve müsaade buyurduğu kimseler şefaat edeceklerdir.)
-
21:26
Enbiya: 26
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ
(Müşrikler) "Rahman (olan Allah) çocuk edindi" diyerek (küfre sapmışlardır). O (Allah, bu yakıştırmadan) Yücedir. Hayır, onlar (melekler ve Hz. İsa gibi nebiler sadece) ikrama layık görülmüş (mükerrem ve muhterem kılınmış) kullardır.
-
21:36
Enbiya: 36
وَاِذَا رَاٰكَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي يَذْكُرُ اٰلِهَتَكُمْۚ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمٰنِ هُمْ كَافِرُونَ
(Ey Resulüm!) İnkâr edenler Seni gördüklerinde, Seni ancak alay konusu ediniyorlar (ve yandaşlarına bakıp): "Sizin ilahlarınızı (putlarınızı ve tağutlarınızı) diline dolayan (ve zulüm saltanatının yıkılacağını konuşan) bu mu?" (diyorlar.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkâr edenler kendileridir. (Bu ne küstahlıktır?)
-
21:42
Enbiya: 42
قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ
(Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.
-
21:112
Enbiya: 112
قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّۜ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
(Ve nihayet Peygamber) Dedi ki: “Rabbim (aramızda) Hakk ile (adaletle) hükmet! (Zaten) Bizim Rabbimiz, sizin her türlü (akıl ve ahlâk dışı) nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan Rahman’dır (ki bizi terk etmeyecektir.)”
-
25:26
Furkan: 26
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرٖينَ عَسٖيرًا
İşte o gün, gerçek mülk ve hükümranlığın, (tek egemenlik hakkının) Rahman (olan Allah)ın (olduğunu herkes görüp bilecektir). İnkâr eden (dinsizler ve Darwinist)ler için ise oldukça zorlu bir gün (gerçekleşecektir).
-
25:59
Furkan: 59
اَلَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهٖ خَبٖيرًا
O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günlerde (dönemde) yaratan ve sonra Arş’a istiva edip (ilmiyle ve kudretiyle kuşatan) Rahman (olan Allah)dır. (Bu yaratılış sırlarını ve safhalarını) Ondan (ayrıntılarıyla) haberi olana (Rabbine) sor (ki O Seni vahiyle bilgilendirecektir).
-
25:60
Furkan: 60
ساجدSecde
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا۟
(Cahil ve gafil takımına) Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz Senin bize emrettiğine (âlemlerin Rabbine) mi secde edecekmişiz?” derler ve (bu davetin) onların (sadece) nefretini artırıverir.
-
25:63
Furkan: 63
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Rahman’ın (akıllı, hayırlı ve has) kulları (onlardır ki;) gezip dolaştıkları (her) yerde, (münasip ve) mütevazı yürürler. Bilgisiz (ve görgüsüz) kimseler kendilerine sataştıklarında ise onlara: “Selametle (barış ve güvenlik içinde olun)!” derler (ve geçiştirirler, yersiz tartışma ve kapışmalara girişmezler. Ama kutsallarına sataşıldığında gerekli tepkiyi gösterirler).
-
26:5
Şuarâ: 5
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضٖينَ
(O inkârcılara ve şeytanlaşmış insanlara) Onlara Rahman (olan Allah)dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız (hemen) ondan yüz çevirirler (böylece inkâra ve isyana yönelirler ve yönelecekler)di.
-
27:30
Neml: 30
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِۙ
“Bu mektup (peygamber) Süleyman’dandır ve Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.”
-
36:11
Yâsin: 11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ
(Ey Nebim!) Sen ancak, Zikre (Kur’an-ı Kerim'e) uyan ve gayb ile (zahiren görmedikleri, ama harika yaratılış eserleriyle tanıyıp iman ettikleri) Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylelerini, bir bağışlanma, yüksek ve cömertçe bir mükâfatla müjdele (ki onlar dünyada izzet ve devlete, ahirette ise cennete ulaşacaklardır).
-
36:15
Yâsin: 15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ
Onlar dediler ki: "Siz ancak bizim benzerimiz olan bir beşersiniz!.. (Sıradan kişilersiniz…) Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş (ve göndermiş) değildir. Siz, sadece yalan söyleyen kimselersiniz.”
-
36:23
Yâsin: 23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّٖي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ
“Ben (akıllı ve anlayışlı biri isem) hiç, O’ndan başka ilahlar edinir miyim? Çünkü eğer O Rahman bana bir (keder ve) zarar verecek olursa, (O’nun dışındaki putların ve sahte ma’budların) onların şefaati bana hiçbir şeyle (ve hiçbir şekilde) yarar sağlamayacak ve beni asla kurtaramayacaktır.”
-
36:52
Yâsin: 52
قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ ۔هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ
(Orada şaşkınlıkla ve pişmanlıkla) Diyecekler ki: “Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden (iyi veya kötü rüya gibi geçen kabir sürecinden sonra, şimdi) bizi kim diriltip kaldırıverdi? Herhalde bu, Rahman (olan Allah)ın va’ad ettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemişlerdi!”
-
43:17
Zuhruf: 17
وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظٖيمٌ
Oysa kendilerinden (cahil ve gafil müşriklerden) birisi, O Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, kahrından yutkundukça yutkunur ve yüzü simsiyah kesilir.
-
43:19
Zuhruf: 19
وَجَعَلُوا الْمَلٰٓئِكَةَ الَّذٖينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمٰنِ اِنَاثًاۜ اَشَهِدُوا خَلْقَهُمْۜ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ
Onlar ki, Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler kıldılar (onları kadınlar ve kızlar gibi saydılar). Kendileri onların yaratılışlarına şahit mi olmuşlardı? Onların (bu yalancı) şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) elbette sorumlu tutulacaklar.
-
43:20
Zuhruf: 20
وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ
(Müşrikler) Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş (ve kaderimizde kaydedilmemiş) olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık).” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar.’ (Ve kaderi, kendi küfürlerine bahane ediyorlar!)
-
43:33
Zuhruf: 33
وَلَوْلَٓا اَنْ يَكُونَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِنْ فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَۙ
Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olarak (şeytana hizmet edecek) olmasalardı, Rahman'ı (Allah'ı) inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar (göz alıcı süslemeler) ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler (asansörler) yapardık.
-
43:36
Zuhruf: 36
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ
(Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (hükümlerinden ve haberlerinden yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine ağaç kabuğu gibi sardırıp bağlatırız ve iblisin kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan ve saptırıcı insan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır.
-
43:45
Zuhruf: 45
وَسْـَٔلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَاۗ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ اٰلِهَةً يُعْبَدُونَ۟
(Ey Nebim!) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Biz, Rahman (olan Allah)ın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı? (Hiçbir dönemde şirke ve Allah’tan bağımsız şefaatçilere izin çıkarmış mıyız?)
-
43:81
Zuhruf: 81
قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌۗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِدٖينَ
De ki: "Eğer Rahman (olan Allah)'ın (hâşâ) çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum" (ki bu asla mümkün değildir).
-
50:33
Kaf: 33
مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek ve korku duyarak' (kötülükten çekinen) ve ‘samimiyetle Allah'a yönelmiş’ bir kalp ile gelen (kimseler) içindir.
-
59:22
Haşr: 22
هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de (görülmeyen gizlilikleri de, görülebilen her şeyi de) Bilen’dir. O Rahman’dır, Rahim’dir.
-
67:3
Mülk: 3
اَلَّذٖي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۜ مَا تَرٰى فٖي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ
O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi (tabaka) gök yaratmıştır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin (bulamazsın). İşte gözü(nü) çevirip-gezdir (ve dikkatle bak; göklerde ve galaksilerde) herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görebiliyor musun? (Kâinatta ve tabiatta bir kusur ve noksanlık var mıdır?)
-
67:19
Mülk: 19
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَصٖيرٌ
(Onlar) Üstlerinde kanat süzerken ve açıp yumarken sıra sıra uçanlara (gökyüzündeki kuşlara ve uçaklara) bakıp görmüyorlar mı (ve hiç düşünüp ibret almıyorlar mı)? Ki onları (bütün kuşları, uçakları ve uzay araçlarını havada) Rahman’dan başkası tutmuyor (her şey O’nun koyduğu tabii kanunlarla ve insana verdiği akıl yoluyla yürüyor). Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla (ve bütün incelik ve gizlilikleriyle) görüp durandır.
-
67:20
Mülk: 20
اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا فٖي غُرُورٍۚ
(Ey Siyonist ve emperyalist zalim güçler ve Allah’tan ziyade bunlardan çekinen ve güvenen gafiller! İşte bu yegâne kuvvet ve kudret sahibi olan) Rahman’a karşı (ve O’na rağmen), size yardım edeceğine (inandığınız ve süper güç sandığınız) şu sizin ordunuz (uçak gemilerinizden, balistik füzelerinizden ve tank roketlerinizden oluşan bir sürü devasa filonuz; Cenab-ı Hakkın Kudreti karşısında neymiş ve) kimmiş (ki korkup onlara sığınmaktasınız…?) Oysa gerçekte bütün kâfirler, (ve onlardan korkan gafiller) sadece boş bir gurur ve aldanış içinde bulunmaktadırlar.
-
67:29
Mülk: 29
قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
De ki: “(Bizim inandığımız ve sığındığımız) O Rahman’dır. İşte O’na iman (ve itaat) etmekte ve O’na tevekkül ve teslimiyet göstermekteyiz. Artık kimin açık ve kesin bir sapkınlık içinde olduğunu ileride (görüp) bileceksiniz!”
-
78:37
Nebe': 37
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, Rahman olan (Allah’tır ki mahşerde hiç kimse); O’na hitap etmeye güç yetiremeyecektir.
-
78:38
Nebe': 38
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
O gün Ruh ve melekler sıra sıra (huzura) duruvereceklerdir. Rahman’ın izin verdikleri dışında hiç kimse (tek kelime) konuşamaz. (İzin verilenler de ancak) Doğruyu söyleyeceklerdir. (Çünkü onlar dünyada iken de doğru sözlülerdir.)
-
20:5
Taha: 5
اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى
-
20:90
Taha: 90
وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هٰرُونُ مِنْ قَبْلُ يَا قَوْمِ اِنَّمَا فُتِنْتُمْ بِهٖۚ وَاِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمٰنُ فَاتَّبِعُونٖي وَاَطٖيعُٓوا اَمْرٖي
-
20:108
Taha: 108
يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا
-
20:109
Taha: 109
يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا
-
21:26
Enbiya: 26
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ
-
21:36
Enbiya: 36
وَاِذَا رَاٰكَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي يَذْكُرُ اٰلِهَتَكُمْۚ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمٰنِ هُمْ كَافِرُونَ
-
21:42
Enbiya: 42
قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ
-
21:112
Enbiya: 112
قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّۜ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
-
25:26
Furkan: 26
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرٖينَ عَسٖيرًا
-
25:59
Furkan: 59
اَلَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهٖ خَبٖيرًا
-
25:60
Furkan: 60
ساجد
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا۟
-
25:63
Furkan: 63
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
-
26:5
Şuarâ: 5
وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضٖينَ
-
27:30
Neml: 30
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِۙ
-
36:11
Yâsin: 11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ
-
36:15
Yâsin: 15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ
-
36:23
Yâsin: 23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّٖي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ
-
36:52
Yâsin: 52
قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ ۔هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ
-
43:17
Zuhruf: 17
وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظٖيمٌ
-
43:19
Zuhruf: 19
وَجَعَلُوا الْمَلٰٓئِكَةَ الَّذٖينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمٰنِ اِنَاثًاۜ اَشَهِدُوا خَلْقَهُمْۜ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ
-
43:20
Zuhruf: 20
وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْۜ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَۜ
-
43:33
Zuhruf: 33
وَلَوْلَٓا اَنْ يَكُونَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِنْ فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَۙ
-
43:36
Zuhruf: 36
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ
-
43:45
Zuhruf: 45
وَسْـَٔلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَاۗ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ اٰلِهَةً يُعْبَدُونَ۟
-
43:81
Zuhruf: 81
قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌۗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِدٖينَ
-
50:33
Kaf: 33
مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ
-
59:22
Haşr: 22
هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ
-
67:3
Mülk: 3
اَلَّذٖي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۜ مَا تَرٰى فٖي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ
-
67:19
Mülk: 19
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَصٖيرٌ
-
67:20
Mülk: 20
اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا فٖي غُرُورٍۚ
-
67:29
Mülk: 29
قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
-
78:37
Nebe': 37
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ
-
78:38
Nebe': 38
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا