-
2:60
Bakara: 60
(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için (içecek) su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur!" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı; böylece (on iki aşiretten) her insan topluluğu içeceği yeri bilmiş (ve rahatlamıştı. Onlara) Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesat) yaparak karışıklık çıkarmayın (demiştik).
-
7:160
A'raf: 160
Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar (kabile ve torunlar) halinde on iki topluluk (ümmet-aşiret) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden (ihtiyaç duydukları) su(yu) istediğinde ise Musa'ya: "Asan'la taşa vur!" diye vahyedip (uyardık). Ondan hemen on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan topluluğu kendi su içecekleri yeri (çeşmeyi) öğrenmiş durumdaydı. (Ayrıca İsrailoğullarının) Üzerlerine bulutla gölge çekip (aşırı sıcaktan rahatlattık) ve onlara (gökten her gün iki öğün) kudret helvası ile (hazır pişmiş) bıldırcın (kızartması) indirip (hayatlarını kolaylaştırdık. Sonra da onlara:) "Size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin (sakın nankörlük etmeyin” diye hatırlattık. Ama yine de itiraz ve isyan etmekle) Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.
-
15:45
Hicr: 45
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve (gölgelik ve yeşillikler içindeki) pınar başlarındadırlar.
-
17:90
İsrâ: 90
Onlar (peygamberlerine) dediler ki: “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça Sana kesinlikle inanmayız (ve inanmayacağız).”
-
26:57
Şuarâ: 57
Ama (buna rağmen sonunda) Biz onları (Firavun ve etbaını saltanat sürdükleri) bahçelerden ve pınarlardan (Musa’yı yakalamak telaşıyla) çıkardık.
-
26:134
Şuarâ: 134
"Bahçeler ve pınarlar da (lütfedip sizi yararlandırdı)."
-
26:147
Şuarâ: 147
"(Böyle) Bahçelerin, pınarların içinde(ki bu gaflet ortamında),"
-
36:34
Yâsin: 34
Biz, orada (yeryüzündeki toprak alanlarda) hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık (ki bunların hepsi Bizim nimetlerimizdir).
-
44:25
Duhân: 25
(Firavun ve adamları boğulup gidince, arkalarında) Onlar nice bahçeler-bağlar ve pınarları terk etmişlerdi;
-
44:52
Duhân: 52
Cennetlerde ve pınar (baş)larında (huzurlu ve onurludurlar),
-
51:15
Zâriyât: 15
(Allah'tan saygıyla korkan, her türlü küfür ve kötülükten sakınan) Müttakiler ise sonsuz cennetlerde ve pınarların çevresinde (zevk edip sevinmekte)dirler.
-
55:50
Rahmân: 50
İkisinde de (sürekli) akmakta (ve gönülleri ferahlatmakta) olan iki pınar vardır.
-
55:66
Rahmân: 66
(O cennetlerde) İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan (sıcak ve soğuk) iki pınar vardır.
-
76:18
İnsan: 18
(Ve yine cennette) Bir pınar var ki orada "selsebil" (akışı sürekli ve içimi lezzetli) olarak adlandırılır.
-
77:41
Mürselât: 41
Şüphesiz müttaki olanlar ise, (cennetlerdeki) gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar;
-
2:60
Bakara: 60
وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِهٖ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدٖينَ
(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için (içecek) su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur!" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı; böylece (on iki aşiretten) her insan topluluğu içeceği yeri bilmiş (ve rahatlamıştı. Onlara) Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesat) yaparak karışıklık çıkarmayın (demiştik).
-
7:160
A'raf: 160
وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطًا اُمَمًاۜ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۚ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar (kabile ve torunlar) halinde on iki topluluk (ümmet-aşiret) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden (ihtiyaç duydukları) su(yu) istediğinde ise Musa'ya: "Asan'la taşa vur!" diye vahyedip (uyardık). Ondan hemen on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan topluluğu kendi su içecekleri yeri (çeşmeyi) öğrenmiş durumdaydı. (Ayrıca İsrailoğullarının) Üzerlerine bulutla gölge çekip (aşırı sıcaktan rahatlattık) ve onlara (gökten her gün iki öğün) kudret helvası ile (hazır pişmiş) bıldırcın (kızartması) indirip (hayatlarını kolaylaştırdık. Sonra da onlara:) "Size rızık olarak verdiklerimizin (helâl ve) temiz olanlarından yiyin (sakın nankörlük etmeyin” diye hatırlattık. Ama yine de itiraz ve isyan etmekle) Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.
-
15:45
Hicr: 45
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve (gölgelik ve yeşillikler içindeki) pınar başlarındadırlar.
-
17:90
İsrâ: 90
وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْاَرْضِ يَنْبُوعًاۙ
Onlar (peygamberlerine) dediler ki: “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça Sana kesinlikle inanmayız (ve inanmayacağız).”
-
26:57
Şuarâ: 57
فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
Ama (buna rağmen sonunda) Biz onları (Firavun ve etbaını saltanat sürdükleri) bahçelerden ve pınarlardan (Musa’yı yakalamak telaşıyla) çıkardık.
-
26:134
Şuarâ: 134
وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
"Bahçeler ve pınarlar da (lütfedip sizi yararlandırdı)."
-
26:147
Şuarâ: 147
فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
"(Böyle) Bahçelerin, pınarların içinde(ki bu gaflet ortamında),"
-
36:34
Yâsin: 34
وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِۙ
Biz, orada (yeryüzündeki toprak alanlarda) hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık (ki bunların hepsi Bizim nimetlerimizdir).
-
44:25
Duhân: 25
كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
(Firavun ve adamları boğulup gidince, arkalarında) Onlar nice bahçeler-bağlar ve pınarları terk etmişlerdi;
-
44:52
Duhân: 52
فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
Cennetlerde ve pınar (baş)larında (huzurlu ve onurludurlar),
-
51:15
Zâriyât: 15
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
(Allah'tan saygıyla korkan, her türlü küfür ve kötülükten sakınan) Müttakiler ise sonsuz cennetlerde ve pınarların çevresinde (zevk edip sevinmekte)dirler.
-
55:50
Rahmân: 50
فٖيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ
İkisinde de (sürekli) akmakta (ve gönülleri ferahlatmakta) olan iki pınar vardır.
-
55:66
Rahmân: 66
فٖيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِۚ
(O cennetlerde) İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan (sıcak ve soğuk) iki pınar vardır.
-
76:18
İnsan: 18
عَيْنًا فٖيهَا تُسَمّٰى سَلْسَبٖيلًا
(Ve yine cennette) Bir pınar var ki orada "selsebil" (akışı sürekli ve içimi lezzetli) olarak adlandırılır.
-
77:41
Mürselât: 41
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ
Şüphesiz müttaki olanlar ise, (cennetlerdeki) gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar;
-
2:60
Bakara: 60
وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِهٖ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدٖينَ
-
7:160
A'raf: 160
وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطًا اُمَمًاۜ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۚ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
-
15:45
Hicr: 45
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ
-
17:90
İsrâ: 90
وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْاَرْضِ يَنْبُوعًاۙ
-
26:57
Şuarâ: 57
فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
-
26:134
Şuarâ: 134
وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
-
26:147
Şuarâ: 147
فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
-
36:34
Yâsin: 34
وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِۙ
-
44:25
Duhân: 25
كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
-
44:52
Duhân: 52
فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
-
51:15
Zâriyât: 15
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
-
55:50
Rahmân: 50
فٖيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ
-
55:66
Rahmân: 66
فٖيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِۚ
-
76:18
İnsan: 18
عَيْنًا فٖيهَا تُسَمّٰى سَلْسَبٖيلًا
-
77:41
Mürselât: 41
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ