-
2:146
Bakara: 146
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hristiyan bilginleri), Onu (Kur'an’ı ve Resulüllah’ı) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirlerdi. (Hz. Peygamberin özelliklerini ve güzelliklerini kitaplarında okurlardı ve gelişini beklerlerdi.) Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile (kasten haset ve hıyanet dürtüleriyle) kesinlikle gerçeği gizlerlerdi.
-
4:41
Nisa: 41
Her ümmetten (onların hayat boyu davranışlarına) birer şahit getirdiğimiz ve (ey Resulüm,) Seni de onların üzerine (baş) şahit olarak getirdiğimiz zaman, (hesap gününde halleri) nasıl olacak (göreceklerdir)?
-
4:113
Nisa: 113
Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti Senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup Seni de saptırmak ve şaşırtmak için (çeşitli entrikalara) yeltenmişlerdi. (Ama Rabbin fırsat vermemişti.) Çünkü onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve Sana hiçbir şeyle zarar veremezlerdi. Allah, Sana Kitabı ve Hikmeti (Sünneti) indirdi ve Sana bilmediklerini öğretti. (İlham ve vicdani itminan yoluyla, Allah dilediği kullarına da bazı önemli ve gizemli gerçekleri bildirmektedir.) Allah'ın Senin üzerindeki fazlı (ihsanı ve ikramı) çok büyüktür (bunların kıymeti yüksektir, şükrü ödenmelidir).
-
5:49
Maide: 49
(Ey Nebim! İnsanların) Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve (sakın) onların hevâlarına (bâtıl ve bozuk kurallarına) uyma! (Çeşitli fitneler ve nefsi bahanelerle) Allah'ın Sana indirdiklerinin bir kısmından Seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Şayet (yine de Hakk’tan) yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti (fitne ve tehlikeleri) tattırmak istemektedir. Şüphesiz insanların çoğu fasık kimselerdir.
-
5:50
Maide: 50
Onlar hâlâ cahiliye hükümlerini (Kur’an’ın tabii ve temel hukuk kurallarına, evrensel insan haklarına ve en güzel İslam ahlâkına aykırı düzenleri ve dönemleri) mi arıyorlar? Kesin bilgiye (yakine) dayanan sağlam inanca sahip bir topluluk için, hüküm ve hikmeti (kural ve prensipleri) Allah'tan daha güzel (ve mükemmel) olan kimdir?
-
6:104
En'am: 104
Gerçek şu ki; size Rabbinizden (O’nun kâinattaki zuhuratını ve Kur’an’ın hakikatini anlayıp kavrayacak) basiretler (yaratılış gerçeğini gösteren belgeler) gelmiştir. Kim (hikmet ve ibretle bakıp) basiretle görürse, kendi lehinedir; kim de (tabiat kanunlarındaki ve Kur’ani kurallardaki gerçeklere karşı) kör davranıp (görmek istemezse) bu da kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde bir bekçi (zorla imana getirici) değilim.
-
6:105
En'am: 105
İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: "Sen (bu sözleri birilerinden) ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!)” desinler ve (günahını yüklensinler.) Biz ise (akledip) bilen bir topluluğa Onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (hikmet ve hakikatini beyan etmiş) olalım.
-
6:107
En'am: 107
Eğer Allah dileseydi (herkesi imana mecbur kılar) onlar da şirk koşmazlardı. Biz Seni onlar üzerinde bir gözetleyici bekçi (zorla İslam’a getirici) kılmadık; Sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin. (Suçları ve sorumlulukları kendilerine aittir.)
-
7:157
A'raf: 157
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan Elçiye (Hz. Muhammed’e) tâbi olurlar. Ki, O onlara ma’rufu (iyiliği) emreder, münkeri (kötülüğü) nehyeder, tertemiz şeyleri helâl; (ama) murdar (pis) şeyleri ise haram kılıp (öğütler) ve onların ağır yüklerini (ibadet ve günahlara kefaret kasıtlı zor hükümlerini ve), üzerlerindeki zincirleri (hayatı güdükleştiren yasak çemberini) indirip hafifletir. İşte Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edip (işini kolaylaştıranlar) ve Onunla birlikte indirilen nura (Kur’an’a ve Sünnet-i Resulüllah’a) tâbi olanlar, elbette kurtuluşa erenler bunlardır. [Not: Bu Ayet-i Kerime, Tevrat ve İncil ehli olan Yahudi ve Hristiyanların, son Elçi Hz. Muhammed Aleyhisselam’a iman ve itaat etmeden felaha kavuşamayacaklarını vurgulamaktadır.]
-
7:188
A'raf: 188
De ki: “Allah'ın dilemesi dışında, kendi nefsim için (bile) yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı daha çok artırırdım ve (önceden tedbir alacağımdan) Bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, iman eden bir topluluk için, ancak bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.”
-
9:128
Tevbe: 128
Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.
-
10:94
Yunus: 94
(Ey Resulüm!) Eğer Sana indirdiğimizden (ve geçmiş peygamberlerin hayat hikâyelerinden) kuşkudaysan (ve şayet bunların Rahmani mi şeytani mi olduğu konusunda şüphe duyuyorsan), Senden önce kitabı (Tevrat’ı) okuyanlara (Yahudi ve Hristiyanların âlim ve insaflı takımına) sor. Andolsun ki, Rabbinden Sana Hakk ve gerçek gelmiştir, şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olmayasın!
-
10:95
Yunus: 95
Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan (hükümlerini gereksiz ve geçersiz sayanlardan) da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olup kalırsın.
-
18:6
Kehf: 6
Şimdi onlar bu (Hakk) söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa, belki de Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi ve buna değer mi? Bu nedenle imandan ve İslam’dan nasibi ve liyakati olmayanları kendi haline bırakmalıdır.)
-
18:28
Kehf: 28
Sen de, sabah akşam, (her zaman) O’nun rızasını dileyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte (olmaya, hizmet ve ibadet üzerinde durmaya) sabret. Dünya hayatının (geçici ve çekici) süsünü isteyerek gözlerini onlardan (Allah dostlarından) ayırıp kaydırma! (Sakın) Kalplerini, Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘hevâ ve heveslerine’ tâbi olan (ve nefsi arzularına tapan) ve (her) işinde aşırılığa kayan (ve ölçüyü kaçıran) kimselere uyma! (Ki bunun sonu hasarettir.)
-
21:41
Enbiya: 41
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden (elçiler ve davetçilerle) o dalga geçenleri, alaya aldıkları o (azap) sarıp-kuşatmıştı.
-
21:42
Enbiya: 42
(Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.
-
21:43
Enbiya: 43
Yoksa Bize karşı kendilerini, (gazabımızı) engelleyerek koruyabilecek ilahları (ve hazırlıkları) mı var? (Ki böyle sorumsuz hareket edilmektedir. Halbuki) Onların (putlarının ve tabulaştırılmış şahısların) kendi nefislerine bile yardıma güçleri yetmemektedir ve onlar Bizden (hiçbir yardım ve) yakınlık da görmeyeceklerdir.
-
21:45
Enbiya: 45
(Ey Nebim, müşriklere) De ki: “Ben sizi ancak (Allah’ın Bana) vahy(ettikleri Kur’an-ı Kerim ayetleri) ile uyarıp-korkutuyorum. Ama sağır olanlar, korkutulup uyarıldıkları zaman da, bu çağrıya kulak vermemektedirler-işitmemektedirler.”
-
21:46
Enbiya: 46
Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'ufacık bir esinti' (bir kasırga yeli bile) dokunacak olsa kesinlikle; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler (ve dövünecekler)dir.
-
22:42
Hacc: 42
(Ey Resulüm!) Eğer Seni yalanlıyorlarsa (üzülme ve sonlarını gözle. Zira), onlardan önceki Nuh, Ad, Semud kavmi de (elçilerini) yalanlamışlardı.
-
22:43
Hacc: 43
İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de (yalanlayıp isyana kalkışmışlardı);
-
25:41
Furkan: 41
(Ey Nebim!) Onlar Seni gördükleri zaman, Seni sadece alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?" (diyerek, kendi akıllarınca ve ayarlarınca güya dalga geçmektedirler.)
-
25:42
Furkan: 42
(İnkârcılar ve münafıklar) Diyorlar ki: "Eğer bunların (bâtıl yollarımızın ve putlarımızın) üzerinde (inadımızla sabır ve) kararlılık göstermeseydik, (bu Peygamber) neredeyse bizi ilahlarımızdan (kapıldığımız zulüm ve günah ortamından bizi ayırıp) saptıracaktı." Oysa azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, yakın bir gelecekte bilip öğreneceklerdir.
-
25:43
Furkan: 43
(Ey Nebim ve Hakk elçilerim!) Kendi istek ve tutkularını (nefsi hevâsını) ilah edinen(ler)i gördün mü? Şimdi ona karşı Sen mi vekil olacaksın? (Bırak, herkes hak ettiğine erişecektir.)
-
25:44
Furkan: 44
Yoksa Sen, onların çoğunu (Hakk sözü) duyar, ya da aklını kullanır (gerçeği dinleyip anlar ve vicdanına uyar) mı sanıyorsun? Oysa onlar ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar (tuttukları) yol bakımından (hayvanlardan) daha şaşkın (ve aşağı)dırlar.
-
25:77
Furkan: 77
(Ey Resulüm!) De ki: “Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbim size ne diye değer versindi? Fakat siz (mademki) kesin şekilde yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz); artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve elbette çekilecektir).”
-
26:215
Şuarâ: 215
Ve mü'minlerden, Sana tâbi olanlara (koruyucu) kanatlarını gerip indir. (Onları sahiplenip sevindir.)
-
26:216
Şuarâ: 216
(Kâfirler, zalimler ve döneklik edenler) Eğer Sana isyan edecek olurlarsa, (üzülme:) "Gerçekten Ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım" diyerek (kalbini Allah’a çevir)!
-
29:48
Ankebut: 48
(Ey Nebim!) Bundan (Kur’an’dan) önce Sen hiç kitap okuyan birisi değildin ve onu kendi elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, bâtılda olanlar (bunları kendisi uydurup yazdı diye) kuşkuya kapılırlardı. (Bu nedenle Allah CC Seni “Ümmiy” kıldı.)
-
32:3
Secde: 3
Yoksa onlar: “Bunu (Peygamber kendisi) uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O Rabbinden (gelmiş olan) bir Hakk’tır. Senden önce kendilerine (izah ve irşad edici) uyarıcı (bir peygamber) gelmemiş (olan Arabistan’daki) topluluğu uyarman (ve ardından tüm insanlığa duyurman) için (Kur’an indirilmiş bulunmaktadır). Umulur ki hidayet bulurlar (diye onlara okunmaktadır).
-
33:57
Ahzâb: 57
Şüphesiz, (her asırda ve her fırsatta) Allah'a ve Elçisine eziyet verenler (Resulüllah’ın ailesine ve sadık sahabesine hakarete yönelip dinine ve davasına hıyanet edenler ve Peygamberin öğüt ve öğretilerini gereksiz görenler) var ya; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiştir ve onlar için (her iki âlemde) aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır. (Şimdilik tayin ve takdir edilen cezalandırma vakti beklenmektedir.)
-
33:69
Ahzâb: 69
Ey iman edenler, (sağlığı ve ahlâkı konusunda haksız ithamlarda bulunarak) Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu (iftiracıların) demekte olduklarından temize çıkardı. Zaten o, Allah katında vecih (seçkin ve şahsiyetli) olan birisiydi.
-
37:35
Sâffât: 35
Çünkü onlara: "Allah'tan başka (hüküm koyan, rızası aranan ve ibadet olunan) ilah yoktur" denildiği zaman, kibirlenip büyüklük taslarlardı.
-
37:36
Sâffât: 36
Ve; "Biz, cinnlenmiş (deli gibi, Hakk düzen hayallerine kapılıvermiş) bir şair için ilahlarımızı (servet ve şehvet putlarımızı) terk edecek (kadar aptal mıyız?” diye hava atarlardı).
-
37:37
Sâffât: 37
Hayır, O (Peygamber size) Hakkı getirmiş ve gönderilen (diğer elçi)leri de doğrulamıştı.
-
41:6
Fussilet: 6
(Onlara) De ki: "Ben ancak (beşer cinsinden) sizin benzeriniz olan bir insanım. Bana sadece, (yaratan, yaşatan ve tapınılacak olan) sizin İlahınızın bir tek İlah olduğu vahyolunmaktadır. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin (ki kurtulasınız). Vay haline o müşriklerin! (Ki sonunda pişman ve perişan olacaklardır.)”
-
42:15
Şûrâ: 15
(Ey Nebim!) O halde Sen (sürekli) davet et (herkesi Hakka çağırıp dur) ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamete koyul… Onların hevâ(i arzularına ve dünyevi tutkularına) uyma! Ve “Ben Allah’ın indirdiği Kitaptan (her hüküm ve habere) inandım ve aranızda (Kur’an) adaletiyle (davranmakla) emrolunup (görevli kılındım)” deyip (Hakkı uygula… De ki): “Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. (Artık) Bizimle aranızda (uydurma) ‘deliller getirerek boşuna tartışma(ya, hüccetli münakaşaya' gerek) yoktur. (Nasıl olsa) Allah (ahiret günü) bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş O'nadır (herkesin hesabını bizzat görecektir).”
-
46:35
Ahkaf: 35
(Ey Nebim!) O halde, Ulü'l-Azim (azim sahibi, kararlılık ve dayanıklılık ehli) peygamberler gibi Sen de sabret. (Zalimler ve hainler hakkında) Onlarla ilgili (kararım konusunda) acele etme! Onlara va’ad edilen azabı (yakında) gördükleri gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar (çok az bir zaman kalmış) gibi olacaklar (başlarına gelen beladan ve kötü sondan dolayı yaşadıkları saltanat dönemleri kendileri için zillete ve nedamete dönüşmüş bulunacak)dır. Bu bir tebliğ (ve hatırlatma)dır. Artık fasık olan (günahlara dalıp Hakk yoldan sapıtan) kimselerden başkası helake uğratılır mı?
-
52:31
Tûr: 31
De ki: “(Öyle ise) Siz gözetleyedurun; çünkü Ben de sizinle birlikte (Allah’ın; inkârcıları ve münafıkları rezil ve zelil duruma sokacağını, sadıkları da aziz ve muzaffer kılacağını) gözetleyip bekleyenlerdenim.”
-
52:48
Tûr: 48
(Ey Resulüm! Sen) Rabbinin hükmüne sabret, çünkü kesinlikle Sen (sürekli) gözlerimiz(in önün)desin. (Biz Seni her halde görüp gözetmekteyiz.) Ve her (ibadet ve hizmet için) kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et (ki kulluk bunu gerektirir.)
-
62:2
Cum'a: 2
O (Allah), ümmiler içinde(n seçip), kendilerinden (biri olan) ve onlara ayetlerini okuyan, onları (Kur’an’la ve izahıyla) temizleyip arındıran ve onlara Kitap ve hikmeti (Sünneti) öğretip (açıklayan kutlu) bir Elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir şaşkınlık ve sapkınlık içindeydiler.
-
68:1
Kalem: 1
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki;
-
68:2
Kalem: 2
Sen, Rabbinin nimetiyle (O’nun hidayet ve inayeti sayesinde) bir mecnun (cinnlenmiş ve şeytani çevrelerin güdümüne girmiş birisi) değilsin.
-
68:3
Kalem: 3
Gerçekten Senin için (asla tükenmeyen ve hiç) kesintisi olmayan (temenni ve memnuniyetin çok ötesinde şerefli ve izzetli) bir ecir verilecektir. [Not: “Bugün onların ağızlarını mühürleriz; -iman ve iyilikten, küfür ve kötülükten yana- bütün yapıp kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (işlediklerine) şahitlik etmektedir” (Yasin: 65) ayetinin haber verdiği gibi, “Hayat; iman ve cihaddır” şuuru ve imtihan-kulluk sorumluluğuyla, Hakkı tebliğ ve tavsiye yolunda, bugün bile hâlâ kalemle ve satır satır gerçekleri yazan, her türlü sıkıntı ve saldırıya rağmen davasından ve Rabbinin rızasından caymayan mü’minler için, tuttuğu kalemlerin, yazdığı sahifelerin, harflerin, kelimelerin ve cümlelerin bir gün dile gelip şahitlik ve şefaatçilik edeceklerine dair İlahi mesaj ve müjdeler içermektedir.]
-
68:4
Kalem: 4
(Ey Resulüm!) Gerçekten Sen, pek yüce ve ulu bir ahlâk üzerindesin. [Not: Bu cümlede iki anlam vardır. Birincisi; insanları hidayete yönlendirmek için Aleyhisselatüvesselam Efendimizin katlandığı bütün bu zahmet ve eziyetler, O’nun çok yüksek ve örnek bir ahlâk üzere olduğunun en açık belgesidir. Aksi takdirde, zayıf ahlâklı ve sabırsız olan bir insanın bunlara tahammül etmesi mümkün değildir. İkincisi; Kur'an'ın terbiyesiyle Peygamberimizin, bu yüksek ve temiz ahlâkı, kâfirlerin O’na delilik ithamlarına karşı en açık bir yanıt gibidir.]
-
68:5
Kalem: 5
(Ey Nebim, sabırla bekle ve görevine devam et.) Artık yakında Sen de göreceksin ve onlar da göreceklerdir.
-
68:6
Kalem: 6
Sizden, hanginizin fitneye tutulup çıldırdığını (kimin meftun ve mecnun halini aldığını ve kimleri gizli güçlerin kullandığını Allah ortaya dökecektir).
-
68:7
Kalem: 7
Elbette Senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi Bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi Bilendir.
-
68:51
Kalem: 51
O inkâr edenler, Zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, (kıskançlık dürtüsüyle) Seni neredeyse (kem) gözleriyle devirecekler gibi (haset ve hıyanetle bakıp) nazar ediyorlardı. (Senin için ise:) "O, kesinlikle delirmiş bir insandır (cinnlerin ve karanlık güçlerin adamıdır)” diyorlardı. [Not: "Sanki bakışlarıyla (Seni) yiyecekler" gibi davranıyorlardı. Mekke kâfirleri o kadar kızgındılar ve haset-fesat içinde kıvranıyorlardı ki, Kur'an'ı işittikleri zaman Hz. Peygamber'i sanki gözleriyle yiyecek ve yıkacaklardı. Onların bu hali İsra Suresi 73. ve 77. ayetler arasında da anlatılmaktaydı.]
-
72:18
Cinn: 18
Şüphesiz mescitler, (yalnızca) Allah'a ait (kutsal kurumlardır). Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk yapmayın. (Fani ve aciz kimselere dua edip tapmayın.)
-
72:19
Cinn: 19
Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed), O'na dua (ibadet ve Hakkın hâkimiyeti) için her kalktığında, onlar (müşrikler) neredeyse çevresinde keçeleşiyor (kümeleşiyor)lardı; (yani bütün kötü cinnler, müşrikler ve münafık kimseler, Hz. Peygamber Efendimize düşmanlık hususunda birleşip kenetleşiyorlardı.)
-
72:20
Cinn: 20
(Ey Nebim!) "Ben gerçekten, sadece Rabbime dua (ve ibadet) ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum" diyerek (Allah’a sığınmalı ve görevini yapmalısın).
-
72:21
Cinn: 21
(Ey Nebim!) De ki: "Doğrusu Ben, sizin için ne bir zarar verebilirim, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim (Allah’ın izni ve iradesi dışında bunlara malik değilim; görevim tebliğimi tamamlamaktır)."
-
72:22
Cinn: 22
De ki: “Şüphesiz, Allah'tan (gelebilecek bir azaba karşı) Beni hiç kimse kesinlikle (koruyup) kurtaramayacaktır ve O'nun dışında asla bir sığınak da bulamayacağım.”
-
72:23
Cinn: 23
"(Benim görevim) Sadece Allah'tan olanı ve O'nun risalet mesajını tebliğ edip (açıklamaktır). Kim Allah'a ve O'nun Elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır."
-
72:24
Cinn: 24
Hatta ki onlar, kendilerine va’ad edileni (tehdit olundukları hezimet ve akıbeti, eceli ve ahireti) gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış (kimlerin destek çıkanları aciz ve çaresiz kalacakmış) ve sayı bakımından kim daha azmış (ve zavallıymış), artık öğrenmiş olacaklardır.
-
88:21
Gâşiye: 21
Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.
-
88:22
Gâşiye: 22
Sen, onlar üzerine (tahakküm ve baskı kullanacak) bir zorlayıcı değilsin. (Çünkü dinde zorlama olmayacaktır.)
-
2:146
Bakara: 146
اَلَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَرٖيقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hristiyan bilginleri), Onu (Kur'an’ı ve Resulüllah’ı) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirlerdi. (Hz. Peygamberin özelliklerini ve güzelliklerini kitaplarında okurlardı ve gelişini beklerlerdi.) Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile (kasten haset ve hıyanet dürtüleriyle) kesinlikle gerçeği gizlerlerdi.
-
4:41
Nisa: 41
فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَهٖيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شَهٖيدًاۜ
Her ümmetten (onların hayat boyu davranışlarına) birer şahit getirdiğimiz ve (ey Resulüm,) Seni de onların üzerine (baş) şahit olarak getirdiğimiz zaman, (hesap gününde halleri) nasıl olacak (göreceklerdir)?
-
4:113
Nisa: 113
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظٖيمًا
Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti Senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup Seni de saptırmak ve şaşırtmak için (çeşitli entrikalara) yeltenmişlerdi. (Ama Rabbin fırsat vermemişti.) Çünkü onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve Sana hiçbir şeyle zarar veremezlerdi. Allah, Sana Kitabı ve Hikmeti (Sünneti) indirdi ve Sana bilmediklerini öğretti. (İlham ve vicdani itminan yoluyla, Allah dilediği kullarına da bazı önemli ve gizemli gerçekleri bildirmektedir.) Allah'ın Senin üzerindeki fazlı (ihsanı ve ikramı) çok büyüktür (bunların kıymeti yüksektir, şükrü ödenmelidir).
-
5:49
Maide: 49
وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ اَنْ يُصٖيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ
(Ey Nebim! İnsanların) Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve (sakın) onların hevâlarına (bâtıl ve bozuk kurallarına) uyma! (Çeşitli fitneler ve nefsi bahanelerle) Allah'ın Sana indirdiklerinin bir kısmından Seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Şayet (yine de Hakk’tan) yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti (fitne ve tehlikeleri) tattırmak istemektedir. Şüphesiz insanların çoğu fasık kimselerdir.
-
5:50
Maide: 50
اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟
Onlar hâlâ cahiliye hükümlerini (Kur’an’ın tabii ve temel hukuk kurallarına, evrensel insan haklarına ve en güzel İslam ahlâkına aykırı düzenleri ve dönemleri) mi arıyorlar? Kesin bilgiye (yakine) dayanan sağlam inanca sahip bir topluluk için, hüküm ve hikmeti (kural ve prensipleri) Allah'tan daha güzel (ve mükemmel) olan kimdir?
-
6:104
En'am: 104
قَدْ جَٓاءَكُمْ بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنْ اَبْصَرَ فَلِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَاۜ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِحَفٖيظٍ
Gerçek şu ki; size Rabbinizden (O’nun kâinattaki zuhuratını ve Kur’an’ın hakikatini anlayıp kavrayacak) basiretler (yaratılış gerçeğini gösteren belgeler) gelmiştir. Kim (hikmet ve ibretle bakıp) basiretle görürse, kendi lehinedir; kim de (tabiat kanunlarındaki ve Kur’ani kurallardaki gerçeklere karşı) kör davranıp (görmek istemezse) bu da kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde bir bekçi (zorla imana getirici) değilim.
-
6:105
En'am: 105
وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: "Sen (bu sözleri birilerinden) ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!)” desinler ve (günahını yüklensinler.) Biz ise (akledip) bilen bir topluluğa Onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (hikmet ve hakikatini beyan etmiş) olalım.
-
6:107
En'am: 107
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكُواۜ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفٖيظًاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكٖيلٍ
Eğer Allah dileseydi (herkesi imana mecbur kılar) onlar da şirk koşmazlardı. Biz Seni onlar üzerinde bir gözetleyici bekçi (zorla İslam’a getirici) kılmadık; Sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin. (Suçları ve sorumlulukları kendilerine aittir.)
-
7:157
A'raf: 157
اَلَّذٖينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْاُمِّيَّ الَّذٖي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِۘ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهٰيهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَٓائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ اِصْرَهُمْ وَالْاَغْلَالَ الَّتٖي كَانَتْ عَلَيْهِمْۜ فَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِهٖ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذٖٓي اُنْزِلَ مَعَهُٓۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ۟
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan Elçiye (Hz. Muhammed’e) tâbi olurlar. Ki, O onlara ma’rufu (iyiliği) emreder, münkeri (kötülüğü) nehyeder, tertemiz şeyleri helâl; (ama) murdar (pis) şeyleri ise haram kılıp (öğütler) ve onların ağır yüklerini (ibadet ve günahlara kefaret kasıtlı zor hükümlerini ve), üzerlerindeki zincirleri (hayatı güdükleştiren yasak çemberini) indirip hafifletir. İşte Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edip (işini kolaylaştıranlar) ve Onunla birlikte indirilen nura (Kur’an’a ve Sünnet-i Resulüllah’a) tâbi olanlar, elbette kurtuluşa erenler bunlardır. [Not: Bu Ayet-i Kerime, Tevrat ve İncil ehli olan Yahudi ve Hristiyanların, son Elçi Hz. Muhammed Aleyhisselam’a iman ve itaat etmeden felaha kavuşamayacaklarını vurgulamaktadır.]
-
7:188
A'raf: 188
قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْسٖي نَفْعًا وَلَا ضَرًّا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَلَوْ كُنْتُ اَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنَ الْخَيْرِۚ وَمَا مَسَّنِيَ السُّٓوءُ اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذٖيرٌ وَبَشٖيرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟
De ki: “Allah'ın dilemesi dışında, kendi nefsim için (bile) yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı daha çok artırırdım ve (önceden tedbir alacağımdan) Bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, iman eden bir topluluk için, ancak bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.”
-
9:128
Tevbe: 128
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ
Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.
-
10:94
Yunus: 94
فَاِنْ كُنْتَ فٖي شَكٍّ مِمَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ فَسْـَٔلِ الَّذٖينَ يَقْرَؤُ۫نَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَقَدْ جَٓاءَكَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرٖينَۙ
(Ey Resulüm!) Eğer Sana indirdiğimizden (ve geçmiş peygamberlerin hayat hikâyelerinden) kuşkudaysan (ve şayet bunların Rahmani mi şeytani mi olduğu konusunda şüphe duyuyorsan), Senden önce kitabı (Tevrat’ı) okuyanlara (Yahudi ve Hristiyanların âlim ve insaflı takımına) sor. Andolsun ki, Rabbinden Sana Hakk ve gerçek gelmiştir, şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olmayasın!
-
10:95
Yunus: 95
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan (hükümlerini gereksiz ve geçersiz sayanlardan) da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olup kalırsın.
-
18:6
Kehf: 6
فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَدٖيثِ اَسَفًا
Şimdi onlar bu (Hakk) söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa, belki de Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi ve buna değer mi? Bu nedenle imandan ve İslam’dan nasibi ve liyakati olmayanları kendi haline bırakmalıdır.)
-
18:28
Kehf: 28
وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا
Sen de, sabah akşam, (her zaman) O’nun rızasını dileyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte (olmaya, hizmet ve ibadet üzerinde durmaya) sabret. Dünya hayatının (geçici ve çekici) süsünü isteyerek gözlerini onlardan (Allah dostlarından) ayırıp kaydırma! (Sakın) Kalplerini, Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘hevâ ve heveslerine’ tâbi olan (ve nefsi arzularına tapan) ve (her) işinde aşırılığa kayan (ve ölçüyü kaçıran) kimselere uyma! (Ki bunun sonu hasarettir.)
-
21:41
Enbiya: 41
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Andolsun, Senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden (elçiler ve davetçilerle) o dalga geçenleri, alaya aldıkları o (azap) sarıp-kuşatmıştı.
-
21:42
Enbiya: 42
قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ
(Ey Resulüm!) De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan (gelecek belalardan) kim koruyabilir?" Hayır, bilakis onlar Rablerini zikirden (ve Kur’an-ı Kerim’den) yüz çevirenler (onun mana ve mealine önem vermeyenler)dir.
-
21:43
Enbiya: 43
اَمْ لَهُمْ اٰلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَاۜ لَا يَسْتَطٖيعُونَ نَصْرَ اَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ
Yoksa Bize karşı kendilerini, (gazabımızı) engelleyerek koruyabilecek ilahları (ve hazırlıkları) mı var? (Ki böyle sorumsuz hareket edilmektedir. Halbuki) Onların (putlarının ve tabulaştırılmış şahısların) kendi nefislerine bile yardıma güçleri yetmemektedir ve onlar Bizden (hiçbir yardım ve) yakınlık da görmeyeceklerdir.
-
21:45
Enbiya: 45
قُلْ اِنَّمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ
(Ey Nebim, müşriklere) De ki: “Ben sizi ancak (Allah’ın Bana) vahy(ettikleri Kur’an-ı Kerim ayetleri) ile uyarıp-korkutuyorum. Ama sağır olanlar, korkutulup uyarıldıkları zaman da, bu çağrıya kulak vermemektedirler-işitmemektedirler.”
-
21:46
Enbiya: 46
وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖينَ
Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'ufacık bir esinti' (bir kasırga yeli bile) dokunacak olsa kesinlikle; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler (ve dövünecekler)dir.
-
22:42
Hacc: 42
وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ
(Ey Resulüm!) Eğer Seni yalanlıyorlarsa (üzülme ve sonlarını gözle. Zira), onlardan önceki Nuh, Ad, Semud kavmi de (elçilerini) yalanlamışlardı.
-
22:43
Hacc: 43
وَقَوْمُ اِبْرٰهٖيمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ
İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de (yalanlayıp isyana kalkışmışlardı);
-
25:41
Furkan: 41
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا
(Ey Nebim!) Onlar Seni gördükleri zaman, Seni sadece alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?" (diyerek, kendi akıllarınca ve ayarlarınca güya dalga geçmektedirler.)
-
25:42
Furkan: 42
اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حٖينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبٖيلًا
(İnkârcılar ve münafıklar) Diyorlar ki: "Eğer bunların (bâtıl yollarımızın ve putlarımızın) üzerinde (inadımızla sabır ve) kararlılık göstermeseydik, (bu Peygamber) neredeyse bizi ilahlarımızdan (kapıldığımız zulüm ve günah ortamından bizi ayırıp) saptıracaktı." Oysa azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, yakın bir gelecekte bilip öğreneceklerdir.
-
25:43
Furkan: 43
اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكٖيلًاۙ
(Ey Nebim ve Hakk elçilerim!) Kendi istek ve tutkularını (nefsi hevâsını) ilah edinen(ler)i gördün mü? Şimdi ona karşı Sen mi vekil olacaksın? (Bırak, herkes hak ettiğine erişecektir.)
-
25:44
Furkan: 44
اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَبٖيلًا۟
Yoksa Sen, onların çoğunu (Hakk sözü) duyar, ya da aklını kullanır (gerçeği dinleyip anlar ve vicdanına uyar) mı sanıyorsun? Oysa onlar ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar (tuttukları) yol bakımından (hayvanlardan) daha şaşkın (ve aşağı)dırlar.
-
25:77
Furkan: 77
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّٖي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
(Ey Resulüm!) De ki: “Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbim size ne diye değer versindi? Fakat siz (mademki) kesin şekilde yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz); artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve elbette çekilecektir).”
-
26:215
Şuarâ: 215
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَۚ
Ve mü'minlerden, Sana tâbi olanlara (koruyucu) kanatlarını gerip indir. (Onları sahiplenip sevindir.)
-
26:216
Şuarâ: 216
فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَۚ
(Kâfirler, zalimler ve döneklik edenler) Eğer Sana isyan edecek olurlarsa, (üzülme:) "Gerçekten Ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım" diyerek (kalbini Allah’a çevir)!
-
29:48
Ankebut: 48
وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِهٖ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمٖينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ
(Ey Nebim!) Bundan (Kur’an’dan) önce Sen hiç kitap okuyan birisi değildin ve onu kendi elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, bâtılda olanlar (bunları kendisi uydurup yazdı diye) kuşkuya kapılırlardı. (Bu nedenle Allah CC Seni “Ümmiy” kıldı.)
-
32:3
Secde: 3
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذٖيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
Yoksa onlar: “Bunu (Peygamber kendisi) uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O Rabbinden (gelmiş olan) bir Hakk’tır. Senden önce kendilerine (izah ve irşad edici) uyarıcı (bir peygamber) gelmemiş (olan Arabistan’daki) topluluğu uyarman (ve ardından tüm insanlığa duyurman) için (Kur’an indirilmiş bulunmaktadır). Umulur ki hidayet bulurlar (diye onlara okunmaktadır).
-
33:57
Ahzâb: 57
اِنَّ الَّذٖينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهٖينًا
Şüphesiz, (her asırda ve her fırsatta) Allah'a ve Elçisine eziyet verenler (Resulüllah’ın ailesine ve sadık sahabesine hakarete yönelip dinine ve davasına hıyanet edenler ve Peygamberin öğüt ve öğretilerini gereksiz görenler) var ya; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiştir ve onlar için (her iki âlemde) aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır. (Şimdilik tayin ve takdir edilen cezalandırma vakti beklenmektedir.)
-
33:69
Ahzâb: 69
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُواۜ وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَجٖيهًا
Ey iman edenler, (sağlığı ve ahlâkı konusunda haksız ithamlarda bulunarak) Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu (iftiracıların) demekte olduklarından temize çıkardı. Zaten o, Allah katında vecih (seçkin ve şahsiyetli) olan birisiydi.
-
37:35
Sâffât: 35
اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا قٖيلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ
Çünkü onlara: "Allah'tan başka (hüküm koyan, rızası aranan ve ibadet olunan) ilah yoktur" denildiği zaman, kibirlenip büyüklük taslarlardı.
-
37:36
Sâffât: 36
وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ
Ve; "Biz, cinnlenmiş (deli gibi, Hakk düzen hayallerine kapılıvermiş) bir şair için ilahlarımızı (servet ve şehvet putlarımızı) terk edecek (kadar aptal mıyız?” diye hava atarlardı).
-
37:37
Sâffât: 37
بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلٖينَ
Hayır, O (Peygamber size) Hakkı getirmiş ve gönderilen (diğer elçi)leri de doğrulamıştı.
-
41:6
Fussilet: 6
قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقٖيمُٓوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُۜ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِكٖينَۙ
(Onlara) De ki: "Ben ancak (beşer cinsinden) sizin benzeriniz olan bir insanım. Bana sadece, (yaratan, yaşatan ve tapınılacak olan) sizin İlahınızın bir tek İlah olduğu vahyolunmaktadır. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin (ki kurtulasınız). Vay haline o müşriklerin! (Ki sonunda pişman ve perişan olacaklardır.)”
-
42:15
Şûrâ: 15
فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُۜ
(Ey Nebim!) O halde Sen (sürekli) davet et (herkesi Hakka çağırıp dur) ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamete koyul… Onların hevâ(i arzularına ve dünyevi tutkularına) uyma! Ve “Ben Allah’ın indirdiği Kitaptan (her hüküm ve habere) inandım ve aranızda (Kur’an) adaletiyle (davranmakla) emrolunup (görevli kılındım)” deyip (Hakkı uygula… De ki): “Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. (Artık) Bizimle aranızda (uydurma) ‘deliller getirerek boşuna tartışma(ya, hüccetli münakaşaya' gerek) yoktur. (Nasıl olsa) Allah (ahiret günü) bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş O'nadır (herkesin hesabını bizzat görecektir).”
-
46:35
Ahkaf: 35
فَاصْبِرْ كَمَا صَبَرَ اُو۬لُوا الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِلْ لَهُمْۜ كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَۙ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنْ نَهَارٍۜ بَلَاغٌۚ فَهَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ
(Ey Nebim!) O halde, Ulü'l-Azim (azim sahibi, kararlılık ve dayanıklılık ehli) peygamberler gibi Sen de sabret. (Zalimler ve hainler hakkında) Onlarla ilgili (kararım konusunda) acele etme! Onlara va’ad edilen azabı (yakında) gördükleri gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar (çok az bir zaman kalmış) gibi olacaklar (başlarına gelen beladan ve kötü sondan dolayı yaşadıkları saltanat dönemleri kendileri için zillete ve nedamete dönüşmüş bulunacak)dır. Bu bir tebliğ (ve hatırlatma)dır. Artık fasık olan (günahlara dalıp Hakk yoldan sapıtan) kimselerden başkası helake uğratılır mı?
-
52:31
Tûr: 31
قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنّٖي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصٖينَۜ
De ki: “(Öyle ise) Siz gözetleyedurun; çünkü Ben de sizinle birlikte (Allah’ın; inkârcıları ve münafıkları rezil ve zelil duruma sokacağını, sadıkları da aziz ve muzaffer kılacağını) gözetleyip bekleyenlerdenim.”
-
52:48
Tûr: 48
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حٖينَ تَقُومُۙ
(Ey Resulüm! Sen) Rabbinin hükmüne sabret, çünkü kesinlikle Sen (sürekli) gözlerimiz(in önün)desin. (Biz Seni her halde görüp gözetmekteyiz.) Ve her (ibadet ve hizmet için) kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et (ki kulluk bunu gerektirir.)
-
62:2
Cum'a: 2
هُوَ الَّذٖي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّٖنَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍۙ
O (Allah), ümmiler içinde(n seçip), kendilerinden (biri olan) ve onlara ayetlerini okuyan, onları (Kur’an’la ve izahıyla) temizleyip arındıran ve onlara Kitap ve hikmeti (Sünneti) öğretip (açıklayan kutlu) bir Elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir şaşkınlık ve sapkınlık içindeydiler.
-
68:1
Kalem: 1
نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki;
-
68:2
Kalem: 2
مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ
Sen, Rabbinin nimetiyle (O’nun hidayet ve inayeti sayesinde) bir mecnun (cinnlenmiş ve şeytani çevrelerin güdümüne girmiş birisi) değilsin.
-
68:3
Kalem: 3
وَاِنَّ لَكَ لَاَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۚ
Gerçekten Senin için (asla tükenmeyen ve hiç) kesintisi olmayan (temenni ve memnuniyetin çok ötesinde şerefli ve izzetli) bir ecir verilecektir. [Not: “Bugün onların ağızlarını mühürleriz; -iman ve iyilikten, küfür ve kötülükten yana- bütün yapıp kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (işlediklerine) şahitlik etmektedir” (Yasin: 65) ayetinin haber verdiği gibi, “Hayat; iman ve cihaddır” şuuru ve imtihan-kulluk sorumluluğuyla, Hakkı tebliğ ve tavsiye yolunda, bugün bile hâlâ kalemle ve satır satır gerçekleri yazan, her türlü sıkıntı ve saldırıya rağmen davasından ve Rabbinin rızasından caymayan mü’minler için, tuttuğu kalemlerin, yazdığı sahifelerin, harflerin, kelimelerin ve cümlelerin bir gün dile gelip şahitlik ve şefaatçilik edeceklerine dair İlahi mesaj ve müjdeler içermektedir.]
-
68:4
Kalem: 4
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
(Ey Resulüm!) Gerçekten Sen, pek yüce ve ulu bir ahlâk üzerindesin. [Not: Bu cümlede iki anlam vardır. Birincisi; insanları hidayete yönlendirmek için Aleyhisselatüvesselam Efendimizin katlandığı bütün bu zahmet ve eziyetler, O’nun çok yüksek ve örnek bir ahlâk üzere olduğunun en açık belgesidir. Aksi takdirde, zayıf ahlâklı ve sabırsız olan bir insanın bunlara tahammül etmesi mümkün değildir. İkincisi; Kur'an'ın terbiyesiyle Peygamberimizin, bu yüksek ve temiz ahlâkı, kâfirlerin O’na delilik ithamlarına karşı en açık bir yanıt gibidir.]
-
68:5
Kalem: 5
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ
(Ey Nebim, sabırla bekle ve görevine devam et.) Artık yakında Sen de göreceksin ve onlar da göreceklerdir.
-
68:6
Kalem: 6
بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ
Sizden, hanginizin fitneye tutulup çıldırdığını (kimin meftun ve mecnun halini aldığını ve kimleri gizli güçlerin kullandığını Allah ortaya dökecektir).
-
68:7
Kalem: 7
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ
Elbette Senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi Bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi Bilendir.
-
68:51
Kalem: 51
وَاِنْ يَكَادُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ
O inkâr edenler, Zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, (kıskançlık dürtüsüyle) Seni neredeyse (kem) gözleriyle devirecekler gibi (haset ve hıyanetle bakıp) nazar ediyorlardı. (Senin için ise:) "O, kesinlikle delirmiş bir insandır (cinnlerin ve karanlık güçlerin adamıdır)” diyorlardı. [Not: "Sanki bakışlarıyla (Seni) yiyecekler" gibi davranıyorlardı. Mekke kâfirleri o kadar kızgındılar ve haset-fesat içinde kıvranıyorlardı ki, Kur'an'ı işittikleri zaman Hz. Peygamber'i sanki gözleriyle yiyecek ve yıkacaklardı. Onların bu hali İsra Suresi 73. ve 77. ayetler arasında da anlatılmaktaydı.]
-
72:18
Cinn: 18
وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ
Şüphesiz mescitler, (yalnızca) Allah'a ait (kutsal kurumlardır). Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk yapmayın. (Fani ve aciz kimselere dua edip tapmayın.)
-
72:19
Cinn: 19
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًاۜ۟
Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed), O'na dua (ibadet ve Hakkın hâkimiyeti) için her kalktığında, onlar (müşrikler) neredeyse çevresinde keçeleşiyor (kümeleşiyor)lardı; (yani bütün kötü cinnler, müşrikler ve münafık kimseler, Hz. Peygamber Efendimize düşmanlık hususunda birleşip kenetleşiyorlardı.)
-
72:20
Cinn: 20
قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّٖي وَلَٓا اُشْرِكُ بِهٖٓ اَحَدًا
(Ey Nebim!) "Ben gerçekten, sadece Rabbime dua (ve ibadet) ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum" diyerek (Allah’a sığınmalı ve görevini yapmalısın).
-
72:21
Cinn: 21
قُلْ اِنّٖي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
(Ey Nebim!) De ki: "Doğrusu Ben, sizin için ne bir zarar verebilirim, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim (Allah’ın izni ve iradesi dışında bunlara malik değilim; görevim tebliğimi tamamlamaktır)."
-
72:22
Cinn: 22
قُلْ اِنّٖي لَنْ يُجٖيرَنٖي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًاۙ
De ki: “Şüphesiz, Allah'tan (gelebilecek bir azaba karşı) Beni hiç kimse kesinlikle (koruyup) kurtaramayacaktır ve O'nun dışında asla bir sığınak da bulamayacağım.”
-
72:23
Cinn: 23
اِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِهٖۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ
"(Benim görevim) Sadece Allah'tan olanı ve O'nun risalet mesajını tebliğ edip (açıklamaktır). Kim Allah'a ve O'nun Elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır."
-
72:24
Cinn: 24
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا
Hatta ki onlar, kendilerine va’ad edileni (tehdit olundukları hezimet ve akıbeti, eceli ve ahireti) gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış (kimlerin destek çıkanları aciz ve çaresiz kalacakmış) ve sayı bakımından kim daha azmış (ve zavallıymış), artık öğrenmiş olacaklardır.
-
88:21
Gâşiye: 21
فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ
Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.
-
88:22
Gâşiye: 22
لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍۙ
Sen, onlar üzerine (tahakküm ve baskı kullanacak) bir zorlayıcı değilsin. (Çünkü dinde zorlama olmayacaktır.)
-
2:146
Bakara: 146
اَلَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَرٖيقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
-
4:41
Nisa: 41
فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَهٖيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شَهٖيدًاۜ
-
4:113
Nisa: 113
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظٖيمًا
-
5:49
Maide: 49
وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ اَنْ يُصٖيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ
-
5:50
Maide: 50
اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟
-
6:104
En'am: 104
قَدْ جَٓاءَكُمْ بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنْ اَبْصَرَ فَلِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَاۜ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِحَفٖيظٍ
-
6:105
En'am: 105
وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
-
6:107
En'am: 107
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكُواۜ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفٖيظًاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكٖيلٍ
-
7:157
A'raf: 157
اَلَّذٖينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْاُمِّيَّ الَّذٖي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِۘ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهٰيهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَٓائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ اِصْرَهُمْ وَالْاَغْلَالَ الَّتٖي كَانَتْ عَلَيْهِمْۜ فَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِهٖ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذٖٓي اُنْزِلَ مَعَهُٓۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ۟
-
7:188
A'raf: 188
قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْسٖي نَفْعًا وَلَا ضَرًّا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَلَوْ كُنْتُ اَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنَ الْخَيْرِۚ وَمَا مَسَّنِيَ السُّٓوءُ اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذٖيرٌ وَبَشٖيرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟
-
9:128
Tevbe: 128
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ
-
10:94
Yunus: 94
فَاِنْ كُنْتَ فٖي شَكٍّ مِمَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ فَسْـَٔلِ الَّذٖينَ يَقْرَؤُ۫نَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَقَدْ جَٓاءَكَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرٖينَۙ
-
10:95
Yunus: 95
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
-
18:6
Kehf: 6
فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَدٖيثِ اَسَفًا
-
18:28
Kehf: 28
وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا
-
21:41
Enbiya: 41
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذٖينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
-
21:42
Enbiya: 42
قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ
-
21:43
Enbiya: 43
اَمْ لَهُمْ اٰلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَاۜ لَا يَسْتَطٖيعُونَ نَصْرَ اَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ
-
21:45
Enbiya: 45
قُلْ اِنَّمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ
-
21:46
Enbiya: 46
وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖينَ
-
22:42
Hacc: 42
وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ
-
22:43
Hacc: 43
وَقَوْمُ اِبْرٰهٖيمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ
-
25:41
Furkan: 41
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًاۜ اَهٰذَا الَّذٖي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا
-
25:42
Furkan: 42
اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حٖينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبٖيلًا
-
25:43
Furkan: 43
اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكٖيلًاۙ
-
25:44
Furkan: 44
اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَبٖيلًا۟
-
25:77
Furkan: 77
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّٖي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
-
26:215
Şuarâ: 215
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَۚ
-
26:216
Şuarâ: 216
فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَۚ
-
29:48
Ankebut: 48
وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِهٖ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمٖينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ
-
32:3
Secde: 3
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذٖيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
-
33:57
Ahzâb: 57
اِنَّ الَّذٖينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهٖينًا
-
33:69
Ahzâb: 69
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُواۜ وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَجٖيهًا
-
37:35
Sâffât: 35
اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا قٖيلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ
-
37:36
Sâffât: 36
وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ
-
37:37
Sâffât: 37
بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلٖينَ
-
41:6
Fussilet: 6
قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقٖيمُٓوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُۜ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِكٖينَۙ
-
42:15
Şûrâ: 15
فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُۜ
-
46:35
Ahkaf: 35
فَاصْبِرْ كَمَا صَبَرَ اُو۬لُوا الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِلْ لَهُمْۜ كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَۙ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنْ نَهَارٍۜ بَلَاغٌۚ فَهَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ
-
52:31
Tûr: 31
قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنّٖي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصٖينَۜ
-
52:48
Tûr: 48
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حٖينَ تَقُومُۙ
-
62:2
Cum'a: 2
هُوَ الَّذٖي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّٖنَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍۙ
-
68:1
Kalem: 1
نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ
-
68:2
Kalem: 2
مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ
-
68:3
Kalem: 3
وَاِنَّ لَكَ لَاَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۚ
-
68:4
Kalem: 4
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
-
68:5
Kalem: 5
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ
-
68:6
Kalem: 6
بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ
-
68:7
Kalem: 7
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ
-
68:51
Kalem: 51
وَاِنْ يَكَادُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ
-
72:18
Cinn: 18
وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ
-
72:19
Cinn: 19
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًاۜ۟
-
72:20
Cinn: 20
قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّٖي وَلَٓا اُشْرِكُ بِهٖٓ اَحَدًا
-
72:21
Cinn: 21
قُلْ اِنّٖي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
-
72:22
Cinn: 22
قُلْ اِنّٖي لَنْ يُجٖيرَنٖي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًاۙ
-
72:23
Cinn: 23
اِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِهٖۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ
-
72:24
Cinn: 24
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا
-
88:21
Gâşiye: 21
فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ
-
88:22
Gâşiye: 22
لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍۙ