-
2:267
Bakara: 267
(Öyle ise) Ey iman edenler! Kazandıklarınızın (ticari kârlarınızın) ve sizin için yerden çıkardıklarımızın (meyve ve hububatların) temiz ve kıymetli tarafından infak yapın. (Fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar Allah yolunda harcayın.) Kendiniz, gözünüzü yummadan almaya tenezzül etmeyeceğiniz kötü (çürümüş, eskimiş, işe yaramaz ve hiçbir ihtiyacı karşılayamaz derecede az) şeyleri infak etmeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengin (ve cömerttir. Size bol bol ihsan ve ikram ettiği gibi, sizden de öyle iyilik ve infak ister.) Övülmeye ve şükredilmeye layık (olan yalnız Kendisidir).
-
3:188
Âl-i İmrân: 188
(Meydana) Getirdikleri (mal ve makam gibi imrendirici, ama geçici bazı sonuçlarla) sevinip gururla ferahlananları ve yapmadıkları (ve başaramadıkları) şeyler (ve sahip olmadıkları meziyet ve marifetler) nedeniyle övülüp (sahte kahraman gibi alkışlanmaktan) hoşlananları (kazançlı ve kıymetli) sayma (bu gibilere boşuna imrenip durma) ve onları azaptan (ve Allah’ın gazabından) kurtulmuş da sanma! Onlar için acı bir azap (ve alçaltıcı bir akıbet) vardır.
-
11:73
Hud: 73
(Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"
-
14:8
İbrahim: 8
(Buna dayanarak) Musa demişti ki: "Siz ve yeryüzündekilerin hepsi eğer inkâr ve nankörlük edecek olsanız bile (Allah’a zerre zarar erişmeyecektir), şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye ve hamdedilmeye layık olan HAMÎD'dir."
-
17:79
İsrâ: 79
(Ey Nebim!) Gecenin bir kısmında uyanarak, Sana mahsus (faziletli bir) nafile (faydalı ve manevi kuvvet kazandırıcı ibadet) olmak üzere Onunla (Kur’an’la) namaz kıl. (Böylece) Umulur ki Rabbin Seni övgüye değer bir makama (Makam-ı Mahmud’a) ulaştırır.
-
22:24
Hacc: 24
(Çünkü) Onlar, (dünyada hidayetle) sözün en güzeline (Kur’an ayetlerine, Hz. Peygamberin hadislerine ve hakikat ehlinin hikmetlerine) iletilmişlerdir ve övülen doğru yola eriştirilmişlerdir.
-
22:64
Hacc: 64
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nun (mülkü ve mahlûkatıdır). Şüphesiz Allah Ğaniy’dir. (Hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır); Hamîd’dir (hakkıyla övülmeye layık olandır).
-
34:6
Sebe': 6
Kendilerine ilim verilen (ve gereğince amel eden iman ve istikamet ehli) kimselere gelince; Rabbinden Sana indirilenin, Hakkın ta kendisi olduğu gerçeğini ve (Kur’an’ın) Üstün, Güçlü, Övülmeye layık olan (Allah)ın yoluna yöneltip-ilettiğini (anlayıp feraset ve basiretle) görmekte (ve ona göre davranmaktadırlar).
-
41:42
Fussilet: 42
(Yanlış ve yararsız olan) Bâtıl, Ona önünden de, ardından da gelemez. (Bâtılın temsilcileri İslam’dan daha adil hukuki ve ahlâki ölçüler getiremez. Çünkü Kur'an) Hüküm ve Hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir (ve O’nun hıfzu himayesindedir. Bu nedenle Kur’an; kıyamete kadar mutlak doğruların ve kesin yanlışların şaşmaz mihengidir).
-
2:267
Bakara: 267
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبٖيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذٖيهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا فٖيهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمٖيدٌ
(Öyle ise) Ey iman edenler! Kazandıklarınızın (ticari kârlarınızın) ve sizin için yerden çıkardıklarımızın (meyve ve hububatların) temiz ve kıymetli tarafından infak yapın. (Fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar Allah yolunda harcayın.) Kendiniz, gözünüzü yummadan almaya tenezzül etmeyeceğiniz kötü (çürümüş, eskimiş, işe yaramaz ve hiçbir ihtiyacı karşılayamaz derecede az) şeyleri infak etmeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengin (ve cömerttir. Size bol bol ihsan ve ikram ettiği gibi, sizden de öyle iyilik ve infak ister.) Övülmeye ve şükredilmeye layık (olan yalnız Kendisidir).
-
3:188
Âl-i İmrân: 188
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
(Meydana) Getirdikleri (mal ve makam gibi imrendirici, ama geçici bazı sonuçlarla) sevinip gururla ferahlananları ve yapmadıkları (ve başaramadıkları) şeyler (ve sahip olmadıkları meziyet ve marifetler) nedeniyle övülüp (sahte kahraman gibi alkışlanmaktan) hoşlananları (kazançlı ve kıymetli) sayma (bu gibilere boşuna imrenip durma) ve onları azaptan (ve Allah’ın gazabından) kurtulmuş da sanma! Onlar için acı bir azap (ve alçaltıcı bir akıbet) vardır.
-
11:73
Hud: 73
قَالُٓوا اَتَعْجَبٖينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ
(Melekler) Dediler ki: "Allah'ın emrine (ve kudretine) mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey (İbrahim’in kutlu) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecîd'tir. (Şanı çok yücedir.)"
-
14:8
İbrahim: 8
وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمٖيعًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَمٖيدٌ
(Buna dayanarak) Musa demişti ki: "Siz ve yeryüzündekilerin hepsi eğer inkâr ve nankörlük edecek olsanız bile (Allah’a zerre zarar erişmeyecektir), şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye ve hamdedilmeye layık olan HAMÎD'dir."
-
17:79
İsrâ: 79
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهٖ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا
(Ey Nebim!) Gecenin bir kısmında uyanarak, Sana mahsus (faziletli bir) nafile (faydalı ve manevi kuvvet kazandırıcı ibadet) olmak üzere Onunla (Kur’an’la) namaz kıl. (Böylece) Umulur ki Rabbin Seni övgüye değer bir makama (Makam-ı Mahmud’a) ulaştırır.
-
22:24
Hacc: 24
وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَمٖيدِ
(Çünkü) Onlar, (dünyada hidayetle) sözün en güzeline (Kur’an ayetlerine, Hz. Peygamberin hadislerine ve hakikat ehlinin hikmetlerine) iletilmişlerdir ve övülen doğru yola eriştirilmişlerdir.
-
22:64
Hacc: 64
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ۟
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nun (mülkü ve mahlûkatıdır). Şüphesiz Allah Ğaniy’dir. (Hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır); Hamîd’dir (hakkıyla övülmeye layık olandır).
-
34:6
Sebe': 6
وَيَرَى الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ الَّذٖٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ هُوَ الْحَقَّۙ وَيَهْدٖٓي اِلٰى صِرَاطِ الْعَزٖيزِ الْحَمٖيدِ
Kendilerine ilim verilen (ve gereğince amel eden iman ve istikamet ehli) kimselere gelince; Rabbinden Sana indirilenin, Hakkın ta kendisi olduğu gerçeğini ve (Kur’an’ın) Üstün, Güçlü, Övülmeye layık olan (Allah)ın yoluna yöneltip-ilettiğini (anlayıp feraset ve basiretle) görmekte (ve ona göre davranmaktadırlar).
-
41:42
Fussilet: 42
لَا يَأْتٖيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهٖۜ تَنْزٖيلٌ مِنْ حَكٖيمٍ حَمٖيدٍ
(Yanlış ve yararsız olan) Bâtıl, Ona önünden de, ardından da gelemez. (Bâtılın temsilcileri İslam’dan daha adil hukuki ve ahlâki ölçüler getiremez. Çünkü Kur'an) Hüküm ve Hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir (ve O’nun hıfzu himayesindedir. Bu nedenle Kur’an; kıyamete kadar mutlak doğruların ve kesin yanlışların şaşmaz mihengidir).
-
2:267
Bakara: 267
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبٖيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذٖيهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا فٖيهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمٖيدٌ
-
3:188
Âl-i İmrân: 188
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
11:73
Hud: 73
قَالُٓوا اَتَعْجَبٖينَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ رَحْمَتُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ اَهْلَ الْبَيْتِۜ اِنَّهُ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ
-
14:8
İbrahim: 8
وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمٖيعًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَمٖيدٌ
-
17:79
İsrâ: 79
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهٖ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا
-
22:24
Hacc: 24
وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَمٖيدِ
-
22:64
Hacc: 64
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ۟
-
34:6
Sebe': 6
وَيَرَى الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ الَّذٖٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ هُوَ الْحَقَّۙ وَيَهْدٖٓي اِلٰى صِرَاطِ الْعَزٖيزِ الْحَمٖيدِ
-
41:42
Fussilet: 42
لَا يَأْتٖيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهٖۜ تَنْزٖيلٌ مِنْ حَكٖيمٍ حَمٖيدٍ