• 6:55 En'am: 55

    (Ayrıca mücrim insanların) Suçlu-günahkârların yolu (ve hainlerin şeytanlık huyu) apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz.

  • 8:6 Enfâl: 6

    (Her konuda) Hakk (ve hayır, artık İslam’la) ortaya çıkmış iken, sanki göz göre göre (gereksiz yere ve kesin bir) ölüme sürülüyorlarmış gibi (cihad hususunda) Seninle (boşuna) tartışıp duruyorlardı.

  • 9:48 Tevbe: 48

    Andolsun, (Uhud savunmasında ve başka sahalarda olduğu gibi) onlar daha önce de fitne (çıkarmak için fırsat) aramışlardı. Ve (münafıklar) Sana karşı birtakım (kötü niyetli) işler çevirip tezgâhlamışlardı. Sonunda onlar, istemedikleri halde Hakk geldi ve Allah'ın emri (Kur’an’ın müjdesi) ortaya çıkıp, üstünlük sağladı.

  • 12:51 Yusuf: 51

    (Bunun üzerine hükümdar topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak (onu zinaya zorlamak) istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, hâşâ" dediler. "Biz onun aleyhinde kötülükten (yana hiçbir şey) bilmiyoruz (görmedik!..)" Aziz’in (Vezir’in) karısı da dedi ki: "İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; (aslında) ben onun nefsinden murad almak istemiştim. O (Yusuf) ise gerçekten doğru (ve onurlu) kimselerdendir (ve itibarının iade edilmesi lazım gelir).”

  • 13:12 Ra'd: 12

    O size şimşeği korku ve umut (hem bazı felaket ve ürküntülerin sebebi, hem rahmet ve bereket müjdesi) olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (inşa edip) ortaya çıkarandır.

  • 27:25 Neml: 25
    Secde

    “Dikkat edin, ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkarıveren ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (böyle aldatılıp saptırılıyorlar).”

  • 30:41 Rum: 41

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı (tahribat ve talanlarının yol açmasıyla, doğal ve sosyal yapıyı bozmaları) dolayısıyla, karada ve denizde (nice) fesat (bozulma) ortaya çıktı (çıkacaktır). Umulur ki, (fesatlık ve fırsatçılık yapıp doğayı tahribattan) dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını (felaket ve musibet olarak) kendilerine tattırmaktadır. [Not: Bu yüzden deprem ve sel gibi çeşitli afetler ve felaketler yaşanmaktadır. Faiz ve rant ekonomisi de emek ve üretime dayalı doğal ve doğru iktisadi hayatı temelinden bozmakta ve hayatı yozlaştırmaktadır.]

  • 34:14 Sebe': 14

    Vaktâki onun ölümüne karar verdiğimiz zaman, (vefat ettiği halde, asasına dayalı olarak günlerce ayakta tutulan Hz. Süleyman’ın) ölümünü onlara (cinn takımına, ancak) asasını yemekte olan bir ağaç kurdu fark ettirmişti. (Hz. Süleyman’ın dayandığı değnek kırılıp yere düşünceye kadar, cinnler onun öldüğünü anlamamışlardı.) Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinnler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azap içinde kalıp (bu utancı yaşayıp) durmazlardı.

  • 34:49 Sebe': 49

    De ki: "(Artık) Hakk gelmiştir; Bâtıl ise (bundan böyle) ne (yeni ve gerçekçi bir şey) ortaya çıkarabilir, ne (eski düzeni ve dönemi) geri getirebilir. (Hakkın yegâne kaynağı Kur’an’dır ve İslam hükümran olacaktır.)"

  • 40:16 Mü'min: 16

    O gün onlar (bütün bu olaylar ve yaratılış sırları) orta yere çıkacaklardır. Onlardan (insanlardan ve cinnlerden zuhur eden) hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz (kalmayacaktır. Ve Allah soracaktır:) "Bugün mülk ve hükümranlık kimindir? (Herkes ve her şey şöyle cevap verip haykıracaklardır:) Bir olan, Kahhâr olan Allah'ındır. (Hüküm ve egemenlik sadece O’nun hakkıdır.)" [Not: Kahhâr: Allah’ın bir ismi olup; mutlak galip gelen, asla yenilmeyen, karşı durulmaz gücüyle her şeyi ve herkesi ezip itaat ettiren, emrini ve takdirini her yerde ve her halde yürüten anlamındadır.]

  • 47:31 Muhammed: 31

    Andolsun, Biz içinizden (gerçek) mücahit olanlarla (davasında) sabredip (dik duranları) bilip, (onları kaypaklardan ayırıncaya ve sadıkları belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, sizi imtihana tâbi tutacağız ve (İslam davası ve Allah rızası konusunda iddia edip) haber verdiklerinizin (doğruluk derecesini) sınayıp (herkesin ayarını ve amacını ortaya koyacağız).

  • 47:37 Muhammed: 37

    Eğer sizden; onları (mallarınızın tamamını Allah yolunda harcamak üzere) isteyip sizi zorlayacak olsaydı, cimrilik yapardınız ve böylece sizin kinlerinizi de ortaya çıkarırdı.

  • 53:58 Necm: 58

    Onu (müjdelenen ve beklenen büyük değişim ve dönüşümü) Allah'ın dışında ortaya çıkaracak (ve zorlukları aşıp kutlu fetihler açacak) başkası yoktur! (Ondan bağımsız hiçbir güç bulunmamaktadır.)

  • 86:9 Târık: 9

    (Artık bütün) Sırların orta yere çıkarılacağı gün (yakındır);

  • 6:55 En'am: 55

    وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَبٖينَ سَبٖيلُ الْمُجْرِمٖينَ۟

    (Ayrıca mücrim insanların) Suçlu-günahkârların yolu (ve hainlerin şeytanlık huyu) apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz.

  • 8:6 Enfâl: 6

    يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ

    (Her konuda) Hakk (ve hayır, artık İslam’la) ortaya çıkmış iken, sanki göz göre göre (gereksiz yere ve kesin bir) ölüme sürülüyorlarmış gibi (cihad hususunda) Seninle (boşuna) tartışıp duruyorlardı.

  • 9:48 Tevbe: 48

    لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوا لَكَ الْاُمُورَ حَتّٰى جَٓاءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كَارِهُونَ

    Andolsun, (Uhud savunmasında ve başka sahalarda olduğu gibi) onlar daha önce de fitne (çıkarmak için fırsat) aramışlardı. Ve (münafıklar) Sana karşı birtakım (kötü niyetli) işler çevirip tezgâhlamışlardı. Sonunda onlar, istemedikleri halde Hakk geldi ve Allah'ın emri (Kur’an’ın müjdesi) ortaya çıkıp, üstünlük sağladı.

  • 12:51 Yusuf: 51

    قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ اِذْ رَاوَدْتُنَّ يُوسُفَ عَنْ نَفْسِهٖۜ قُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِنْ سُٓوءٍۜ قَالَتِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ الْـٰٔنَ حَصْحَصَ الْحَقُّۘ اَنَا۬ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِهٖ وَاِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقٖينَ

    (Bunun üzerine hükümdar topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak (onu zinaya zorlamak) istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, hâşâ" dediler. "Biz onun aleyhinde kötülükten (yana hiçbir şey) bilmiyoruz (görmedik!..)" Aziz’in (Vezir’in) karısı da dedi ki: "İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; (aslında) ben onun nefsinden murad almak istemiştim. O (Yusuf) ise gerçekten doğru (ve onurlu) kimselerdendir (ve itibarının iade edilmesi lazım gelir).”

  • 13:12 Ra'd: 12

    هُوَ الَّذٖي يُرٖيكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَۚ

    O size şimşeği korku ve umut (hem bazı felaket ve ürküntülerin sebebi, hem rahmet ve bereket müjdesi) olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (inşa edip) ortaya çıkarandır.

  • 27:25 Neml: 25
    ساجد
    Secde

    اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

    “Dikkat edin, ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkarıveren ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (böyle aldatılıp saptırılıyorlar).”

  • 30:41 Rum: 41

    ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذٖيقَهُمْ بَعْضَ الَّذٖي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    İnsanların kendi ellerinin kazandığı (tahribat ve talanlarının yol açmasıyla, doğal ve sosyal yapıyı bozmaları) dolayısıyla, karada ve denizde (nice) fesat (bozulma) ortaya çıktı (çıkacaktır). Umulur ki, (fesatlık ve fırsatçılık yapıp doğayı tahribattan) dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını (felaket ve musibet olarak) kendilerine tattırmaktadır. [Not: Bu yüzden deprem ve sel gibi çeşitli afetler ve felaketler yaşanmaktadır. Faiz ve rant ekonomisi de emek ve üretime dayalı doğal ve doğru iktisadi hayatı temelinden bozmakta ve hayatı yozlaştırmaktadır.]

  • 34:14 Sebe': 14

    فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِهٖٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهٖينِ

    Vaktâki onun ölümüne karar verdiğimiz zaman, (vefat ettiği halde, asasına dayalı olarak günlerce ayakta tutulan Hz. Süleyman’ın) ölümünü onlara (cinn takımına, ancak) asasını yemekte olan bir ağaç kurdu fark ettirmişti. (Hz. Süleyman’ın dayandığı değnek kırılıp yere düşünceye kadar, cinnler onun öldüğünü anlamamışlardı.) Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinnler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azap içinde kalıp (bu utancı yaşayıp) durmazlardı.

  • 34:49 Sebe': 49

    قُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُعٖيدُ

    De ki: "(Artık) Hakk gelmiştir; Bâtıl ise (bundan böyle) ne (yeni ve gerçekçi bir şey) ortaya çıkarabilir, ne (eski düzeni ve dönemi) geri getirebilir. (Hakkın yegâne kaynağı Kur’an’dır ve İslam hükümran olacaktır.)"

  • 40:16 Mü'min: 16

    يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَۚ لَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ شَيْءٌۜ لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَۜ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

    O gün onlar (bütün bu olaylar ve yaratılış sırları) orta yere çıkacaklardır. Onlardan (insanlardan ve cinnlerden zuhur eden) hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz (kalmayacaktır. Ve Allah soracaktır:) "Bugün mülk ve hükümranlık kimindir? (Herkes ve her şey şöyle cevap verip haykıracaklardır:) Bir olan, Kahhâr olan Allah'ındır. (Hüküm ve egemenlik sadece O’nun hakkıdır.)" [Not: Kahhâr: Allah’ın bir ismi olup; mutlak galip gelen, asla yenilmeyen, karşı durulmaz gücüyle her şeyi ve herkesi ezip itaat ettiren, emrini ve takdirini her yerde ve her halde yürüten anlamındadır.]

  • 47:31 Muhammed: 31

    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدٖينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِرٖينَۙ وَنَبْلُوَ۬ا اَخْبَارَكُمْ

    Andolsun, Biz içinizden (gerçek) mücahit olanlarla (davasında) sabredip (dik duranları) bilip, (onları kaypaklardan ayırıncaya ve sadıkları belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, sizi imtihana tâbi tutacağız ve (İslam davası ve Allah rızası konusunda iddia edip) haber verdiklerinizin (doğruluk derecesini) sınayıp (herkesin ayarını ve amacını ortaya koyacağız).

  • 47:37 Muhammed: 37

    اِنْ يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا وَيُخْرِجْ اَضْغَانَكُمْ

    Eğer sizden; onları (mallarınızın tamamını Allah yolunda harcamak üzere) isteyip sizi zorlayacak olsaydı, cimrilik yapardınız ve böylece sizin kinlerinizi de ortaya çıkarırdı.

  • 53:58 Necm: 58

    لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ

    Onu (müjdelenen ve beklenen büyük değişim ve dönüşümü) Allah'ın dışında ortaya çıkaracak (ve zorlukları aşıp kutlu fetihler açacak) başkası yoktur! (Ondan bağımsız hiçbir güç bulunmamaktadır.)

  • 86:9 Târık: 9

    يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ

    (Artık bütün) Sırların orta yere çıkarılacağı gün (yakındır);