• 6:109 En'am: 109

    Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet (mucize, elçi ve hak ölçüleri-adalet sistemi) gelirse, kesin olarak ona inanacaklarına (ve tâbi olacaklarına) dair Allah'a yemin ettiler. De ki: “Ayetler (mucizeler), ancak Allah katındadır.” Kaldı ki onlara (mucizeler) geldiği vakit bile, yine kesinlikle inanmayacaklarının farkında ve şuurunda değil misiniz?

  • 7:73 A'raf: 73

    Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih onlara): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (Bakın) Gerçekten size Rabbinizden (mucize olarak kayalardan çıkardığı) apaçık bir belge (bürhan-delil) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size açık bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın Arz’ında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azap yakalar (sakın nefsinize ve şeytani heveslerinize kapılmayın)" diye (uyarmıştı).

  • 7:85 A'raf: 85

    (Sina Yarımadası’nda ve Tûr Dağı civarında yaşayan) Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (İşte) Size (benimle) Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını ve) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin (hırsızlık ve haksızlık yapmayın) ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız (her türlü zulüm ve sömürüden sakının.) Bu sizin için daha hayırlıdır."

  • 7:132 A'raf: 132

    Onlar: “Bizi büyülemek (etkilemek) için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz. (Bu küfür ve zulüm düzenini bile bile tercih etmişiz)” dediler.

  • 7:133 A'raf: 133

    Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ve musibetler) olarak üzerlerine tufan (kasırga felaketi, ekinleri ve meyveleri yiyip bitiren) çekirge (sürüleri), buğday güvesi (gibi haşereleri, gökten) kurbağa ve kan (yağıvermesi gibi musibetleri) musallat kıldık. Yine de büyüklük tasladılar (imana ve istiğfara yanaşmadılar) ve suçlu-günahkâr bir kavim olmayı (terk etmediler).

  • 10:20 Yunus: 20

    Bir de derler ki: "Rabbinden (Peygamberinin) üzerine (bizi ikna ve mecbur edici) bir ayet (mucize) indirilse ya!.." De ki: "Gayb (görünmeyen gerçekler ve gelecek bilgisi) yalnızca Allah'ındır, siz bekleyedurun; Ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."

  • 11:53 Hud: 53

    (Haksızlık ve ahlâksızlık düzenlerine alışmış kimseler) "Ey Hud!" dediler. "Sen bize apaçık mucizelerle gelmiş değilsin ki, bizler senin sözünle ilahlarımızı (cansız putlarımızı, canlı tağutlarımızı ve nefsimize hoş ve kolay gelen bâtıl ve bozuk hayat tarzlarımızı) terk edelim... (Peşimizi bırak) Biz sana (asla) iman edecek değiliz!"

  • 13:7 Ra'd: 7

    Kâfirler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." (Oysa) Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve bütün toplumlar için bir hidayet önderi makamındasın (veya; her kavmin İslam’ı öğretecek ve yol gösterecek kendi "hâdi"leri ve Mehdileri vardır).

  • 13:27 Ra'd: 27

    İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini (küfür ve kötülük ehlini) şaşırtıp-saptırıverir, Kendisine tam bir bağlılıkla yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Kim gönlünü Kendisine çevirirse, Allah onu hidayete eriştirir.)"

  • 13:38 Ra'd: 38

    Kesinlikle, Senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. (Zaten) Allah'ın izni olmaksızın (hiç)bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmesi olacak iş değildir. Her ecel (her varlığın hayat serüveni ve belirlenmiş süresi) için bir kitap (yazılmış ve karar kılınmış bir kader kaydı) vardır.

  • 17:59 İsrâ: 59

    Bizi (müşrik ve münafıkların her istedikleri) ayet (ve mucize)leri göndermekten alıkoyan şey; (daha) öncekilerin (yaptığı gibi) onu yalanlamalarından (kendilerinin de inkâr ve isyana kalkışıp daha büyük belalara uğramalarından) başka bir şey değildir. (Hani Hz. Salih’in kavmi) Semud'a dişi deveyi gözle görünür (açık bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmişlerdi. Oysa Biz ayetleri (mucizeleri) ancak (gafil ve cahil takımını) korkutmak (uyarıp uyandırmak) için göndeririz.

  • 17:101 İsrâ: 101

    Andolsun, Biz Musa'ya apaçık dokuz (çeşit) ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; (Hz. Musa İlahi emirler ve mucizelerle) onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş (boş hayal ve kuruntulara sürüklenmiş) sanıyorum" diyerek (reddetmişti).

  • 20:22 Taha: 22

    (Ayrıca) "Elini koltuğuna sok, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın ve (sakın ürküp, bu durumu) bir kötülük=hastalık (sanmayasın).”

  • 20:23 Taha: 23

    "Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini daha) göstermiş olalım."

  • 20:133 Taha: 133

    (Müşrikler ve münafıklar ikide bir) Derler ki: "(Bu peygamber ise;) Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" (Halbuki) Onlara önceki kitaplardaki açık belgeleri (barındıran Kur'an) gelmedi mi? (Hidayet ve istikamet bulmak için Kur’an yeterli sayılmadı mı?)

  • 21:5 Enbiya: 5

    Fakat onlar: “(Hayır bunlar) Karmakarışık düşlerdir (kurgulanmış hayallerdir); belki, Onu (Kur’an’ı) kendisi uyduruvermiştir; veya O bir şairdir; (eğer böyle değilse,) o halde önceki (kavimlere ve peygamber)lere gönderildiği gibi, bize de (haydi) bir ayet (mucize) getirsin (de görelim)!” demişlerdi.

  • 26:4 Şuarâ: 4

    (Oysa) Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, (mecburen) ona boyunları eğilmiş (ve imanı kabullenmiş olarak) kalıverirlerdi.

  • 26:154 Şuarâ: 154

    "Sen sadece bizim benzerimiz olan bir insandan başkası değilsin; eğer doğru söylüyor isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim."

  • 27:12 Neml: 12

    "Ve (ey Musa, ayrıca) elini koynuna sok ki (ardından) kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin! (Bu) Firavun ve kavmine yönelik dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir."

  • 28:32 Kasas: 32

    (İkinci bir alâmet olmak üzere) “Şimdi elini koynuna sok, (ardından) kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşet ve tehlike durumunda (rakiplerini ürkütmek ve dizginlemek üzere) kanatlarını (kollarını) koltuklarının altına sok (ki bembeyaz olarak ve ışıklar saçarak çıkarasın). İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına (yönelik) iki kesin-kanıt (mucize)dir. Gerçekten onlar, (küfür ve kötülüklere dalmış) fasıklardan olan bir kavimdir.”

  • 29:50 Ankebut: 50

    “Ona Rabbinden (başkaca) ayetler (mucizeler) de indirilmeli değil miydi?” dediler. De ki: “O ayetler ancak Allah’ın nezdinde (ve takdirinde)dir. Ben sadece (inkârcıları ve isyancıları, uğrayacakları kötü neticelerden) apaçık bir uyarıcı ve sakındırıcıyım.”

  • 37:14 Sâffât: 14

    Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.

  • 54:2 Kamer: 2

    Onlar (inkârcılar ve kalbi marazlılar) bir ayet (mucize) görseler, hemen sırt çeviriyorlar (normal ve doğal bir şey gibi yorumluyorlar) ve: "(Bu öteden beri) Süregelen bir büyüdür" deyip çıkıyorlardı.

  • 79:20 Nazi’ât: 20

    Derken (Musa) ona büyük mucizeyi (de) göstermişti.

  • 6:109 En'am: 109

    وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَاۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْۙ اَنَّهَٓا اِذَا جَٓاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet (mucize, elçi ve hak ölçüleri-adalet sistemi) gelirse, kesin olarak ona inanacaklarına (ve tâbi olacaklarına) dair Allah'a yemin ettiler. De ki: “Ayetler (mucizeler), ancak Allah katındadır.” Kaldı ki onlara (mucizeler) geldiği vakit bile, yine kesinlikle inanmayacaklarının farkında ve şuurunda değil misiniz?

  • 7:73 A'raf: 73

    وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًاۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فٖٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

    Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih onlara): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (Bakın) Gerçekten size Rabbinizden (mucize olarak kayalardan çıkardığı) apaçık bir belge (bürhan-delil) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size açık bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın Arz’ında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azap yakalar (sakın nefsinize ve şeytani heveslerinize kapılmayın)" diye (uyarmıştı).

  • 7:85 A'raf: 85

    وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَۚ

    (Sina Yarımadası’nda ve Tûr Dağı civarında yaşayan) Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (İşte) Size (benimle) Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını ve) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin (hırsızlık ve haksızlık yapmayın) ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız (her türlü zulüm ve sömürüden sakının.) Bu sizin için daha hayırlıdır."

  • 7:132 A'raf: 132

    وَقَالُوا مَهْمَا تَأْتِنَا بِهٖ مِنْ اٰيَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَاۙ فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنٖينَ

    Onlar: “Bizi büyülemek (etkilemek) için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz. (Bu küfür ve zulüm düzenini bile bile tercih etmişiz)” dediler.

  • 7:133 A'raf: 133

    فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ

    Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ve musibetler) olarak üzerlerine tufan (kasırga felaketi, ekinleri ve meyveleri yiyip bitiren) çekirge (sürüleri), buğday güvesi (gibi haşereleri, gökten) kurbağa ve kan (yağıvermesi gibi musibetleri) musallat kıldık. Yine de büyüklük tasladılar (imana ve istiğfara yanaşmadılar) ve suçlu-günahkâr bir kavim olmayı (terk etmediler).

  • 10:20 Yunus: 20

    وَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّٖي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرٖينَ۟

    Bir de derler ki: "Rabbinden (Peygamberinin) üzerine (bizi ikna ve mecbur edici) bir ayet (mucize) indirilse ya!.." De ki: "Gayb (görünmeyen gerçekler ve gelecek bilgisi) yalnızca Allah'ındır, siz bekleyedurun; Ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."

  • 11:53 Hud: 53

    قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكٖٓي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنٖينَ

    (Haksızlık ve ahlâksızlık düzenlerine alışmış kimseler) "Ey Hud!" dediler. "Sen bize apaçık mucizelerle gelmiş değilsin ki, bizler senin sözünle ilahlarımızı (cansız putlarımızı, canlı tağutlarımızı ve nefsimize hoş ve kolay gelen bâtıl ve bozuk hayat tarzlarımızı) terk edelim... (Peşimizi bırak) Biz sana (asla) iman edecek değiliz!"

  • 13:7 Ra'd: 7

    وَيَقُولُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖۜ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ۟

    Kâfirler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." (Oysa) Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve bütün toplumlar için bir hidayet önderi makamındasın (veya; her kavmin İslam’ı öğretecek ve yol gösterecek kendi "hâdi"leri ve Mehdileri vardır).

  • 13:27 Ra'd: 27

    وَيَقُولُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْدٖٓي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَۚ

    İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini (küfür ve kötülük ehlini) şaşırtıp-saptırıverir, Kendisine tam bir bağlılıkla yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Kim gönlünü Kendisine çevirirse, Allah onu hidayete eriştirir.)"

  • 13:38 Ra'd: 38

    وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ اَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةًۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَأْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ لِكُلِّ اَجَلٍ كِتَابٌ

    Kesinlikle, Senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. (Zaten) Allah'ın izni olmaksızın (hiç)bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmesi olacak iş değildir. Her ecel (her varlığın hayat serüveni ve belirlenmiş süresi) için bir kitap (yazılmış ve karar kılınmış bir kader kaydı) vardır.

  • 17:59 İsrâ: 59

    وَمَا مَنَعَنَٓا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَۜ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَاۜ وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْوٖيفًا

    Bizi (müşrik ve münafıkların her istedikleri) ayet (ve mucize)leri göndermekten alıkoyan şey; (daha) öncekilerin (yaptığı gibi) onu yalanlamalarından (kendilerinin de inkâr ve isyana kalkışıp daha büyük belalara uğramalarından) başka bir şey değildir. (Hani Hz. Salih’in kavmi) Semud'a dişi deveyi gözle görünür (açık bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmişlerdi. Oysa Biz ayetleri (mucizeleri) ancak (gafil ve cahil takımını) korkutmak (uyarıp uyandırmak) için göndeririz.

  • 17:101 İsrâ: 101

    وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَنٖٓي اِسْرَٓاءٖيلَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّٖي لَاَظُنُّكَ يَا مُوسٰى مَسْحُورًا

    Andolsun, Biz Musa'ya apaçık dokuz (çeşit) ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; (Hz. Musa İlahi emirler ve mucizelerle) onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş (boş hayal ve kuruntulara sürüklenmiş) sanıyorum" diyerek (reddetmişti).

  • 20:22 Taha: 22

    وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ

    (Ayrıca) "Elini koltuğuna sok, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın ve (sakın ürküp, bu durumu) bir kötülük=hastalık (sanmayasın).”

  • 20:23 Taha: 23

    لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ

    "Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini daha) göstermiş olalım."

  • 20:133 Taha: 133

    وَقَالُوا لَوْلَا يَأْتٖينَا بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّهٖۜ اَوَلَمْ تَأْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْاُولٰى

    (Müşrikler ve münafıklar ikide bir) Derler ki: "(Bu peygamber ise;) Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" (Halbuki) Onlara önceki kitaplardaki açık belgeleri (barındıran Kur'an) gelmedi mi? (Hidayet ve istikamet bulmak için Kur’an yeterli sayılmadı mı?)

  • 21:5 Enbiya: 5

    بَلْ قَالُٓوا اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ بَلِ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌۚ فَلْيَأْتِنَا بِاٰيَةٍ كَمَٓا اُرْسِلَ الْاَوَّلُونَ

    Fakat onlar: “(Hayır bunlar) Karmakarışık düşlerdir (kurgulanmış hayallerdir); belki, Onu (Kur’an’ı) kendisi uyduruvermiştir; veya O bir şairdir; (eğer böyle değilse,) o halde önceki (kavimlere ve peygamber)lere gönderildiği gibi, bize de (haydi) bir ayet (mucize) getirsin (de görelim)!” demişlerdi.

  • 26:4 Şuarâ: 4

    اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعٖينَ

    (Oysa) Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, (mecburen) ona boyunları eğilmiş (ve imanı kabullenmiş olarak) kalıverirlerdi.

  • 26:154 Şuarâ: 154

    مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ

    "Sen sadece bizim benzerimiz olan bir insandan başkası değilsin; eğer doğru söylüyor isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim."

  • 27:12 Neml: 12

    وَاَدْخِلْ يَدَكَ فٖي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ فٖي تِسْعِ اٰيَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهٖۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖينَ

    "Ve (ey Musa, ayrıca) elini koynuna sok ki (ardından) kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin! (Bu) Firavun ve kavmine yönelik dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir."

  • 28:32 Kasas: 32

    اُسْلُكْ يَدَكَ فٖي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍۘ وَاضْمُمْ اِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖينَ

    (İkinci bir alâmet olmak üzere) “Şimdi elini koynuna sok, (ardından) kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşet ve tehlike durumunda (rakiplerini ürkütmek ve dizginlemek üzere) kanatlarını (kollarını) koltuklarının altına sok (ki bembeyaz olarak ve ışıklar saçarak çıkarasın). İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına (yönelik) iki kesin-kanıt (mucize)dir. Gerçekten onlar, (küfür ve kötülüklere dalmış) fasıklardan olan bir kavimdir.”

  • 29:50 Ankebut: 50

    وَقَالُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّهٖۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذٖيرٌ مُبٖينٌ

    “Ona Rabbinden (başkaca) ayetler (mucizeler) de indirilmeli değil miydi?” dediler. De ki: “O ayetler ancak Allah’ın nezdinde (ve takdirinde)dir. Ben sadece (inkârcıları ve isyancıları, uğrayacakları kötü neticelerden) apaçık bir uyarıcı ve sakındırıcıyım.”

  • 37:14 Sâffât: 14

    وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ

    Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.

  • 54:2 Kamer: 2

    وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ

    Onlar (inkârcılar ve kalbi marazlılar) bir ayet (mucize) görseler, hemen sırt çeviriyorlar (normal ve doğal bir şey gibi yorumluyorlar) ve: "(Bu öteden beri) Süregelen bir büyüdür" deyip çıkıyorlardı.

  • 79:20 Nazi’ât: 20

    فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْكُبْرٰىۘ

    Derken (Musa) ona büyük mucizeyi (de) göstermişti.