-
6:86
En'am: 86
İsmail'i, Elyesa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik ve nübüvvetle görevlendirdik). Onların hepsini âlemlere (ülkelerindeki ve yeryüzündeki kimselere) üstün kılıverdik.
-
7:80
A'raf: 80
Hani Lut da kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden (geçmiş kavimlerden) hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsız-çirkinliği mi yapıyorsunuz?”
-
7:81
A'raf: 81
“Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz! Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir topluluksunuz” (ve azabı hak ediyorsunuz!..)
-
7:82
A'raf: 82
Kavminin cevabı ise: “Onları yurdunuzdan sürüp çıkarın, çünkü bunlar çok temizlenen (kötü ve çirkin işlere tenezzül etmeyen) insanlarmış!” demekten başkası olmamıştı.
-
7:83
A'raf: 83
Bunun üzerine Biz, (Hz. Lut’un) karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Çünkü o, fuhşiyatı yapanları hoş karşılardı.)
-
7:84
A'raf: 84
Ve onların üzerine (taşlardan) bir (azap) sağanağı yağdırdık ki, utanmaz günahkârların uğradıkları sona işte bir bak hele, nasıl (kahru perişan) olmuşlardı! [Not: Bu asırda da, eşcinselliği ve başka cinsi rezaletleri meşrulaştırıp yaygınlaştıran Batı ülkelerinin ve işbirlikçi takipçilerinin aynı korkunç sonuçlara uğratılmayacağını sananlar aldanmaktaydı.]
-
11:70
Hud: 70
(Misafirlerin) Ellerinin ona (kızartılmış buzağı sofrasına) uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı (kuşkulandı) ve onlardan (dolayı) içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik. (O sapkınları helak etmekle görevlendirildik.)”
-
11:74
Hud: 74
İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi(nin helak edilmesi) konusunda bizimle (görevli meleklerle) çekişip-tartışmalara girişti. [Not: Bu ayetle; Allah’ın melek elçilerine itirazın, Allah’a itiraz gibi olduğuna dikkat çekilmektedir.]
-
11:77
Hud: 77
Elçilerimiz (görevli meleklerimiz) Lut'a geldikleri zaman, onlar(ın alacağı intikam)dan dolayı fenalaşıp kaygılanmış, göğsünü bir sıkıntı basmıştı ve: "Bu, çok zorlu ve korkunç bir gün" diye (duygulanıp üzülüvermişti).
-
11:78
Hud: 78
(Evine genç ve güzel erkek misafirlerin geldiğini duyan azgın ve sapkın) Kavmi ona (Hz. Lut'un yanına) doğru koşarak geldiler; onlar daha önceden de (böylesi çirkin) kötülükler işlemekteydiler. (Onlara:) "Ey kavmim, işte bunlar (kavminizin bekâr kadınları) benim kızlarım (sayılır; nikâhlamak isterseniz) onlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirlerimin önünde küçük düşürmeyin. İçinizde (sizi uyaracak) hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?" demişti.
-
11:79
Hud: 79
Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim bir hak talebimiz (ilgimiz ve isteğimiz) olmadığını sen de bilip duruyorsun. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen de biliyorken (ne diye işimizi engelleme gayretindesin?)"
-
11:80
Hud: 80
(Hz. Lut onlara) Dedi ki: "Ah keşke size yetecek gücüm kuvvetim olsaydı, veya sığınabileceğim sağlam ve sıkı taraftarlarım ve dayanaklarım bulunsaydı!" (Zira zalimlerin kötülüklerini önlemek için zahiri güç de gerekliydi.)
-
11:81
Hud: 81
(Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”
-
11:82
Hud: 82
Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.
-
11:83
Hud: 83
(Bu azap taşlarını) Rabbin katında belirli biçimlere sokulup (kime isabet edeceği ayarlanıp) damgalanmış (sanki füze, roket ve mermiler misali hazırlanmış) olarak (gönderdik ve sapkın zalimleri mahvu perişan ettik). Bu (ve benzeri felaketler her asırdaki) zalimlerden (ve eşcinsellik gibi rezaletleri tasvip ve teşvik eden hükümetlerden) de uzak değildir.
-
11:89
Hud: 89
(Ey Nebim! Müşriklere de ki:) “Ey kavmim, Bana karşı gelişiniz (ve Allah'ın hükümlerini çiğnemeniz), sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin (ve zalim yönetimlerinin) başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin! Üstelik (sapık) Lut kavmi sizden (zaman, mekân ve ahlâk yönünden) pek uzak değildir.” (Şam’a giderken yolunuz üzerindedir.)
-
15:57
Hicr: 57
(İbrahim) Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ve göreviniz nedir? (Niye geldiniz?)"
-
15:58
Hicr: 58
Dediler ki: "Gerçekte biz, (azıtıp sapkınlaşmış) suçlu-günahkâr olan bir topluluğa (helak için) gönderildik."
-
15:59
Hicr: 59
"Ancak Lut ailesi(nden kendisine sadık iki kızı mücrimlerden) değildir; (çünkü) biz (iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin) hepsini (ve her devirde) muhakkak kurtarıvereceğiz."
-
15:60
Hicr: 60
“Fakat (Hz. Lut’un) karısı hariçtir. (Onu kurtaracaklarımızın dışında bırakıvereceğiz. Çünkü) O geride kalan (ve fasıklarla işbirliği yapan) birisidir. (Bu nedenle azaba uğramasını) takdir ettik!"
-
15:61
Hicr: 61
Böylelikle elçiler (helak için görevli melekler) vaktâki Lut ailesine geldiklerinde;
-
15:62
Hicr: 62
(Lut) Dedi ki: “Sizler belli ki tanınmadık kimselersiniz. (Söyleyin niçin geldiniz?)”
-
15:63
Hicr: 63
Dediler ki: "Doğrusu biz sana, onların (sapkın halkının) hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle (azap emriyle) geldik."
-
15:64
Hicr: 64
"Sana (va’ad olunan acı) gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
-
15:65
Hicr: 65
(Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"
-
15:66
Hicr: 66
Ve ona (Lut’a) şu hükmün (kesinleştiğini haber) verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecek (azgın ve sapkın kavim hepten helak edilecek)tir."
-
15:67
Hicr: 67
(O azgın ve sapkın) Şehir halkı (Lut'un evindeki genç ve güzel erkek misafirleri duyunca) birbirlerine müjdeler vererek (kapısına) gelmişlerdi.
-
15:68
Hicr: 68
(Lut onlara) "İşte bunlar kesinlikle benim konuklarımdır, (aman haksız ve ahlâksız tekliflerle) beni utandırıp mahcup etmeyin” demişti.
-
15:69
Hicr: 69
"Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının ve beni küçük düşürmeyin" (diye ikaz etmişti).
-
15:70
Hicr: 70
(Onlar ise) Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' menetmemiş miydik?”
-
15:71
Hicr: 71
(Hz. Lut) Dedi ki: "Eğer (mutlaka) yapmak-istiyorsanız, işte bunlar (kavminizin kadınları) benim kızlarım (sayılır. Helâl usullerle nikâhlayıverin.)"
-
15:72
Hicr: 72
(Ey Resulüm; Senin mübarek) Ömrüne andolsun ki onlar, (şehvet) sarhoşlukları içinde kör-sersem vaziyettelerdi.
-
15:73
Hicr: 73
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıvermişti.
-
15:74
Hicr: 74
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirmiş ve üzerlerine (siccil’den: Öğütülmüş taş ve toprak unundan imal edilmiş, çimento ve maden gibi) balçıktan pişirilmiş (özel) taşlar (sert ve sağlam cevherden yapılma araçlar) yağdırıp (helak etmiştik).
-
15:75
Hicr: 75
Elbette bunda “mütevessim”ler (özel feraset ve ilham sahipleri ve derin kavrayış ehli) için gerçekten ayetler (ve ibretler) vardır (nice hikmetler saklıdır.)
-
15:76
Hicr: 76
O (harabe olmuş şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır. (Bir mucize olarak bu kalıntılar 2000’li yılların başlarında ortaya çıkarılmıştır.)
-
15:77
Hicr: 77
Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler (ibret ve hikmet dersleri) vardır.
-
21:74
Enbiya: 74
Lut'a da bir hüküm (hikmet ve yönetme bilgisi) ve ilim verdik ve onu, (eşcinsellik gibi) habis-çirkin işler yapmakta olan şehirden (ve sapık ahalisinden) kurtardık. Şüphesiz onlar, (fıtraten) bozulmaya uğrayıp yoldan çıkan (fasık) kötü ve ahlâkı düşük bir kavim olmuşlardı.
-
21:75
Enbiya: 75
Onu (Hz. Lut’u da) rahmetimizin (hidayet ve himayemizin tam) içine aldık; çünkü o, salihlerden (seçkin bir şahıstı).
-
26:160
Şuarâ: 160
Lut kavmi de gönderilen (elçi)leri yalanlayıvermişti.
-
26:161
Şuarâ: 161
Hani onlara (şefkatli) kardeşleri (gibi davranan) Lut: "(Allah’tan korkmaz ve bu kötü ahlâktan) Sakınmaz mısınız?" demişti.
-
26:162
Şuarâ: 162
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
-
26:163
Şuarâ: 163
"Artık Allah'tan korkup (inkârdan ve isyandan) sakının ve bana itaat edin."
-
26:164
Şuarâ: 164
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (makam ve menfaat beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir."
-
26:165
Şuarâ: 165
"(Buna rağmen hâlâ) Siz (cinsel arzuyla helâl ve meşru kadınlar dururken) insanlar (arasın)dan erkeklere mi gidiyorsunuz?" (Bu ne rezilliktir.)
-
26:166
Şuarâ: 166
"Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıp (çirkin bir çirkefliğe yönelmektesiniz). Hayır, siz sınırı çiğneyen (ve rezilliği işleyen) bir kavimsiniz."
-
26:167
Şuarâ: 167
Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (buradan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."
-
26:168
Şuarâ: 168
(Onlara) Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza (eşcinsellik sapkınlığınıza) öfke ile karşı çıkıp kızanlardanım!"
-
26:169
Şuarâ: 169
(Ardından:) "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından (dolayı gelecek beladan) kurtar" (diye yalvarmıştı).
-
26:170
Şuarâ: 170
Bunun üzerine onu ve bütün ehlini (iman edenlerini) kurtardık.
-
26:171
Şuarâ: 171
Ancak geri kalanlar içinde (Hz. Lut’un eşi olan) bir kocakarıyı ayırıp bıraktık (çünkü o, hain sapkınlara destek çıkmıştı).
-
26:172
Şuarâ: 172
Sonra geride kalanları yerle bir edip helake uğrattık. (Onların hepsi o ahlâksızlığa kaymamıştı, aralarında mü’min ve erdemli insanlar da vardı, ancak yapılan kötülüğe karşı çıkmamışlardı.)
-
26:173
Şuarâ: 173
Ve üzerlerine (öylesine şiddetli ve dehşetli) bir (felaket) yağmur(u) yağdırdık; ki uyarılıp-korkutulanların (ama bu uyarıları dikkate almayanların azap) yağmuru(nun) ne kötü (olduğunu sonunda görmüşlerdi).
-
26:174
Şuarâ: 174
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdi.
-
26:175
Şuarâ: 175
Ve şüphesiz Senin Rabbin, Güçlü ve Üstün olandır, Esirgeyendir.
-
27:54
Neml: 54
Lut da; hani kavmine demişti ki: "Siz, (rezilliğini) açıkça fark edip bildiğiniz halde, (göz göre göre) yine de o çirkin utanmazlığı (ve eşcinsellik fuhşiyatını hâlâ) yapıp işleyecek misiniz?”
-
27:55
Neml: 55
"Siz gerçekten kadınları bırakıp, ille de şehvetle erkeklere mi gideceksiniz? (Nasıl bir sapıklığa kaymışsınız.) Belli ki, siz (yaptığınız haksızlık ve ahlâksızlığın acı akıbetini düşünmeyen ve) cahillik eden bir kavimsiniz."
-
27:56
Neml: 56
(Buna karşı azgın ve ahlâksız) Kavminin cevabı ise sadece: "(İşlerimize engel olan bu) Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. (Baksanıza) Çünkü onlar (erdemlilik taslayarak) temiz kalmak (ve iffetli yaşamak) isteyen insanlarmış (biz ise rezil ve çirkin işler yapanlarmışız!?)" demekten başka (bir sözleri) olmamıştı.
-
27:57
Neml: 57
Bunun üzerine Biz de, onu (Hz. Lut’u) ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç (bırakıldı;) onu geride (azap içinde kalanlar arasında bulunmasını) kararlaştırdık (çünkü bu belaya layıktı).
-
27:58
Neml: 58
Ve onların (eşcinsel sapıkların) üzerlerine (çok şiddetli ve dehşetli) bir (bela olarak taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılıp korkutulan (ama bu çağrıları takmayınca intikam alınan)ların (felaket) yağmuru ne kötü (ve acıdır).
-
27:59
Neml: 59
(Ey Resulüm!) De ki: “Hamd olsun Allah'a ve selam olsun O'nun seçtiği kullarına! (Şimdi düşünün bakalım) Allah mı (kullarına yararlı ve) daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?”
-
29:25
Ankebut: 25
(İbrahim) Dedi ki: “Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp; dünya hayatında aranızda (geçici ve değersiz) bir sevgi-bağı(na ve çıkar ittifakına vesile) olarak putları (ve tabulaştırdığınız şahısları ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, sizler kiminiz kiminizi inkâr edip-tanımayacak ve birbirinize lanet okuyacaksınız! Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız bulunmayacaktır.”
-
29:26
Ankebut: 26
Bunun üzerine (önce ve sadece) Lut, ona (Hz. İbrahim’e) iman edip dedi ki: “Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim (gaflet, cehalet ve rezaletten uzaklaşıp Hakka ve hayra yöneleceğim). Çünkü şüphesiz O, Güçlü ve Üstün olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
-
29:27
Ankebut: 27
(Ardından) Biz ona (İbrahim Aleyhisselam’a) İshak'ı ve Yakub’u da (bağışlayıp) armağan ettik ve onun soyundan (seçtiklerimize) peygamberlik ve kitabı (ikram ve ihsan olarak) gönderdik; ona dünyada da ecrini (ve şerefini) verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır, (iyilik ve cennet ehlidir.)
-
29:28
Ankebut: 28
Lut da hani kavmine (şöyle) demişti: "Siz gerçekten, sizden önce âlemlerden (geçmiş kavimlerden) hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' (eşcinsellik ahlâksızlığını) yapıyorsunuz (öyle mi?)"
-
29:29
Ankebut: 29
(Bu uyarılara rağmen) “Siz (hâlâ şehvetle ve şekavetle) erkeklere yaklaşacak, yol kesip (eşkıyalıkla uğraşacak) ve (her toplanıp) bir araya gelişlerinizde (bu rezillik ve) çirkinlikleri (hiç utanmadan) yapıp duracak mısınız?” Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: “Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir (de görelim)” demekten ibaretti.
-
29:30
Ankebut: 30
(Hz. Lut ise:) “Rabbim, (şehvet sapkınlığıyla) fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et” diye (dua etmişti).
-
29:31
Ankebut: 31
(Hani bu inkâr ve ahlâksızlıklar üzerine) Bizim elçilerimiz (insan suretli meleklerimiz) İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman dediler ki: "Gerçek şu ki, biz (eşcinselliği yapan ve yaygınlaştıran) şu bölgenin halkını helak edip yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı gerçekten zalim (ve sapkın) olan kimselerdir."
-
29:32
Ankebut: 32
(Hz. İbrahim) Dedi ki: “Ama onun içinde Lut da vardır!.. (Bu masum insanların durumu ne olacaktır?” Melekler) Dediler ki: “Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. O (karısı ise) arkada kalacak olanlardan birisidir.” (Çünkü rezillerle işbirlikçidir!)
-
29:33
Ankebut: 33
Vaktâki elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman o, bunların (gazap görevlerini sezmesi) dolayısıyla fenalaşıp (kendini kötü hissetmeye) başladı ve içi daralıp sıkıntı bastı. Ona dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de, ehlini ve aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalanlardan (bâtıl ve bozuk hayat tarzına kapılanlardan) olacaktır. (Böylece hıyaneti nedeniyle helak olmayı hak etmiştir.)”
-
29:34
Ankebut: 34
(Görevli melekler dediler ki:) “Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından (ve eşcinsellik sapkınlığından) dolayı, bu bölge halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz (ve onları yerin dibine batıracağız).”
-
29:35
Ankebut: 35
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır. [Not: Hâlâ Filistin-Ürdün sınırındaki Lut Gölü civarında o büyük felaketin ve eşcinsellerin akıbetinin izleri bulunmaktadır.]
-
37:133
Sâffât: 133
Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerden (olmaktaydı).
-
37:134
Sâffât: 134
Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
-
37:135
Sâffât: 135
Geride bırakılanlar arasında (kalan ve karısı olan) bir yaşlı kadın dışında.
-
37:136
Sâffât: 136
Sonra geride kalanları (yerleşik ahlâksızlık sistemine ve haksızlık düzenine kapılanları) yerle bir ettik (helake uğrattık).
-
37:137
Sâffât: 137
Siz (Hicaz’dan Şam’a giderken) onların (helak edilen sapkınların kalıntıları) üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; (gerek) sabah vakti (uğramaktasınız).
-
37:138
Sâffât: 138
Ve (gerekse) geceleyin (yolunuz üzerindeki kalıntılarını görüp durmaktasınız). Yine de akıllanmayacak mısınız?
-
38:13
Sâd: 13
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da (elçilerin davetine aldırmamıştı). İşte bunlar da (Rablerine ve resullerine karşı birleşip güç toplayan bâtıl partiler ve) fırkalardı.
-
50:13
Kaf: 13
Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri (de İlahi davete karşı çıkmışlardı),
-
54:33
Kamer: 33
Lut kavmi de (yapılan) uyarıları yalanlamıştı.
-
54:34
Kamer: 34
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga yollamıştık. Sadece Lut ailesini (bu azaptan ayrı tutmuş;) onları seher vakti kurtarmıştık. [Not: Bugünkü terörist İsrail'in işgal ettiği topraklarda yaşayan, gemicilik ve inşaatlarda kullanılan asfalt, (kara sakız ve katran) madeni ile zengin olup şımaran... Böylece eşcinsellik sapkınlığına bulaşan Lut kavmi, volkan patlamasıyla oluşan lav parçalarının başlarına yağdırılması, korkunç bir depremle yurtlarının altüst olması ve şiddetli kasırgalarla savrulmaları sonucu yerin dibine batırılmışlardı.]
-
54:35
Kamer: 35
(Mü’min ve müstakim kullarımıza ve elçilikle görevli kıldıklarımıza) Tarafımızdan bir nimet olarak (böyle yapmıştık). İşte Biz, şükredenleri böyle mükâfatlandırırız.
-
54:36
Kamer: 36
Oysa andolsun (Hz. Lut), zorlu yakalamamıza (ve kahrımıza) karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla ve kafa tutmakla karşılayıp (yalanlamakta diretmişlerdi).
-
54:37
Kamer: 37
Andolsun onlar, onun konuklarından da (şehvetle) murad almak için baskı yapmaya (girişmişlerdi). Biz de onların (gönül) gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın" (dedik ve sonlarını getirdik).
-
54:38
Kamer: 38
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, bir daha yakalarını bırakmayacak şekilde kararlaştırılmış bir azap yakalayıp üzerlerine bastırıverdi.
-
54:39
Kamer: 39
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın! (denildi.) [Not: Lut kavminden eşcinselliğe bulaşan 38 kişiydi. Ama 80 bin kişi, neme lazım deyip bu rezalete ve buna izin veren sisteme karşı çıkmadıklarından hepsi helak edildi.]
-
6:86
En'am: 86
وَاِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًاۜ وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمٖينَۙ
İsmail'i, Elyesa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik ve nübüvvetle görevlendirdik). Onların hepsini âlemlere (ülkelerindeki ve yeryüzündeki kimselere) üstün kılıverdik.
-
7:80
A'raf: 80
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
Hani Lut da kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden (geçmiş kavimlerden) hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsız-çirkinliği mi yapıyorsunuz?”
-
7:81
A'raf: 81
اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
“Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz! Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir topluluksunuz” (ve azabı hak ediyorsunuz!..)
-
7:82
A'raf: 82
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Kavminin cevabı ise: “Onları yurdunuzdan sürüp çıkarın, çünkü bunlar çok temizlenen (kötü ve çirkin işlere tenezzül etmeyen) insanlarmış!” demekten başkası olmamıştı.
-
7:83
A'raf: 83
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Bunun üzerine Biz, (Hz. Lut’un) karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Çünkü o, fuhşiyatı yapanları hoş karşılardı.)
-
7:84
A'raf: 84
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ۟
Ve onların üzerine (taşlardan) bir (azap) sağanağı yağdırdık ki, utanmaz günahkârların uğradıkları sona işte bir bak hele, nasıl (kahru perişan) olmuşlardı! [Not: Bu asırda da, eşcinselliği ve başka cinsi rezaletleri meşrulaştırıp yaygınlaştıran Batı ülkelerinin ve işbirlikçi takipçilerinin aynı korkunç sonuçlara uğratılmayacağını sananlar aldanmaktaydı.]
-
11:70
Hud: 70
فَلَمَّا رَآٰ اَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ اِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خٖيفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْ اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمِ لُوطٍۜ
(Misafirlerin) Ellerinin ona (kızartılmış buzağı sofrasına) uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı (kuşkulandı) ve onlardan (dolayı) içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik. (O sapkınları helak etmekle görevlendirildik.)”
-
11:74
Hud: 74
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ اِبْرٰهٖيمَ الرَّوْعُ وَجَٓاءَتْهُ الْبُشْرٰى يُجَادِلُنَا فٖي قَوْمِ لُوطٍۜ
İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi(nin helak edilmesi) konusunda bizimle (görevli meleklerle) çekişip-tartışmalara girişti. [Not: Bu ayetle; Allah’ın melek elçilerine itirazın, Allah’a itiraz gibi olduğuna dikkat çekilmektedir.]
-
11:77
Hud: 77
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَصٖيبٌ
Elçilerimiz (görevli meleklerimiz) Lut'a geldikleri zaman, onlar(ın alacağı intikam)dan dolayı fenalaşıp kaygılanmış, göğsünü bir sıkıntı basmıştı ve: "Bu, çok zorlu ve korkunç bir gün" diye (duygulanıp üzülüvermişti).
-
11:78
Hud: 78
وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتٖي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ فٖي ضَيْفٖيۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَشٖيدٌ
(Evine genç ve güzel erkek misafirlerin geldiğini duyan azgın ve sapkın) Kavmi ona (Hz. Lut'un yanına) doğru koşarak geldiler; onlar daha önceden de (böylesi çirkin) kötülükler işlemekteydiler. (Onlara:) "Ey kavmim, işte bunlar (kavminizin bekâr kadınları) benim kızlarım (sayılır; nikâhlamak isterseniz) onlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirlerimin önünde küçük düşürmeyin. İçinizde (sizi uyaracak) hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?" demişti.
-
11:79
Hud: 79
قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فٖي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرٖيدُ
Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim bir hak talebimiz (ilgimiz ve isteğimiz) olmadığını sen de bilip duruyorsun. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen de biliyorken (ne diye işimizi engelleme gayretindesin?)"
-
11:80
Hud: 80
قَالَ لَوْ اَنَّ لٖي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰوٖٓي اِلٰى رُكْنٍ شَدٖيدٍ
(Hz. Lut onlara) Dedi ki: "Ah keşke size yetecek gücüm kuvvetim olsaydı, veya sığınabileceğim sağlam ve sıkı taraftarlarım ve dayanaklarım bulunsaydı!" (Zira zalimlerin kötülüklerini önlemek için zahiri güç de gerekliydi.)
-
11:81
Hud: 81
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُصٖيبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرٖيبٍ
(Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar kesin olarak sana (ve konuklarına) ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”
-
11:82
Hud: 82
فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍۙ مَنْضُودٍۙ
Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.
-
11:83
Hud: 83
مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَۜ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِمٖينَ بِبَعٖيدٍ۟
(Bu azap taşlarını) Rabbin katında belirli biçimlere sokulup (kime isabet edeceği ayarlanıp) damgalanmış (sanki füze, roket ve mermiler misali hazırlanmış) olarak (gönderdik ve sapkın zalimleri mahvu perişan ettik). Bu (ve benzeri felaketler her asırdaki) zalimlerden (ve eşcinsellik gibi rezaletleri tasvip ve teşvik eden hükümetlerden) de uzak değildir.
-
11:89
Hud: 89
وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقٖٓي اَنْ يُصٖيبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعٖيدٍ
(Ey Nebim! Müşriklere de ki:) “Ey kavmim, Bana karşı gelişiniz (ve Allah'ın hükümlerini çiğnemeniz), sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin (ve zalim yönetimlerinin) başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin! Üstelik (sapık) Lut kavmi sizden (zaman, mekân ve ahlâk yönünden) pek uzak değildir.” (Şam’a giderken yolunuz üzerindedir.)
-
15:57
Hicr: 57
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
(İbrahim) Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ve göreviniz nedir? (Niye geldiniz?)"
-
15:58
Hicr: 58
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
Dediler ki: "Gerçekte biz, (azıtıp sapkınlaşmış) suçlu-günahkâr olan bir topluluğa (helak için) gönderildik."
-
15:59
Hicr: 59
اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
"Ancak Lut ailesi(nden kendisine sadık iki kızı mücrimlerden) değildir; (çünkü) biz (iman ve güzel ahlâk sahibi kimselerin) hepsini (ve her devirde) muhakkak kurtarıvereceğiz."
-
15:60
Hicr: 60
اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرٖينَ۟
“Fakat (Hz. Lut’un) karısı hariçtir. (Onu kurtaracaklarımızın dışında bırakıvereceğiz. Çünkü) O geride kalan (ve fasıklarla işbirliği yapan) birisidir. (Bu nedenle azaba uğramasını) takdir ettik!"
-
15:61
Hicr: 61
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ
Böylelikle elçiler (helak için görevli melekler) vaktâki Lut ailesine geldiklerinde;
-
15:62
Hicr: 62
قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
(Lut) Dedi ki: “Sizler belli ki tanınmadık kimselersiniz. (Söyleyin niçin geldiniz?)”
-
15:63
Hicr: 63
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فٖيهِ يَمْتَرُونَ
Dediler ki: "Doğrusu biz sana, onların (sapkın halkının) hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle (azap emriyle) geldik."
-
15:64
Hicr: 64
وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
"Sana (va’ad olunan acı) gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz."
-
15:65
Hicr: 65
فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
(Ey Lut!) "Hemen aileni (alıp) gecenin bir bölümünde yola çıkarıver, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına dönüp bakmaya (Allah yolunda; evini, barkını, mallarını ve yakınlarını terk ettiği için pişmanlığa) yeltenmesin, emrolunduğunuz yere (doğru geçip) gidin!"
-
15:66
Hicr: 66
وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحٖينَ
Ve ona (Lut’a) şu hükmün (kesinleştiğini haber) verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecek (azgın ve sapkın kavim hepten helak edilecek)tir."
-
15:67
Hicr: 67
وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَدٖينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
(O azgın ve sapkın) Şehir halkı (Lut'un evindeki genç ve güzel erkek misafirleri duyunca) birbirlerine müjdeler vererek (kapısına) gelmişlerdi.
-
15:68
Hicr: 68
قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْفٖي فَلَا تَفْضَحُونِۙ
(Lut onlara) "İşte bunlar kesinlikle benim konuklarımdır, (aman haksız ve ahlâksız tekliflerle) beni utandırıp mahcup etmeyin” demişti.
-
15:69
Hicr: 69
وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ
"Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının ve beni küçük düşürmeyin" (diye ikaz etmişti).
-
15:70
Hicr: 70
قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمٖينَ
(Onlar ise) Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' menetmemiş miydik?”
-
15:71
Hicr: 71
قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتٖٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖينَۜ
(Hz. Lut) Dedi ki: "Eğer (mutlaka) yapmak-istiyorsanız, işte bunlar (kavminizin kadınları) benim kızlarım (sayılır. Helâl usullerle nikâhlayıverin.)"
-
15:72
Hicr: 72
لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفٖي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
(Ey Resulüm; Senin mübarek) Ömrüne andolsun ki onlar, (şehvet) sarhoşlukları içinde kör-sersem vaziyettelerdi.
-
15:73
Hicr: 73
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقٖينَۙ
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıvermişti.
-
15:74
Hicr: 74
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍۜ
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirmiş ve üzerlerine (siccil’den: Öğütülmüş taş ve toprak unundan imal edilmiş, çimento ve maden gibi) balçıktan pişirilmiş (özel) taşlar (sert ve sağlam cevherden yapılma araçlar) yağdırıp (helak etmiştik).
-
15:75
Hicr: 75
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمٖينَ
Elbette bunda “mütevessim”ler (özel feraset ve ilham sahipleri ve derin kavrayış ehli) için gerçekten ayetler (ve ibretler) vardır (nice hikmetler saklıdır.)
-
15:76
Hicr: 76
وَاِنَّهَا لَبِسَبٖيلٍ مُقٖيمٍ
O (harabe olmuş şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır. (Bir mucize olarak bu kalıntılar 2000’li yılların başlarında ortaya çıkarılmıştır.)
-
15:77
Hicr: 77
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِنٖينَۜ
Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler (ibret ve hikmet dersleri) vardır.
-
21:74
Enbiya: 74
وَلُوطًا اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتٖي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَٓائِثَۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقٖينَۙ
Lut'a da bir hüküm (hikmet ve yönetme bilgisi) ve ilim verdik ve onu, (eşcinsellik gibi) habis-çirkin işler yapmakta olan şehirden (ve sapık ahalisinden) kurtardık. Şüphesiz onlar, (fıtraten) bozulmaya uğrayıp yoldan çıkan (fasık) kötü ve ahlâkı düşük bir kavim olmuşlardı.
-
21:75
Enbiya: 75
وَاَدْخَلْنَاهُ فٖي رَحْمَتِنَاۜ اِنَّهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ۟
Onu (Hz. Lut’u da) rahmetimizin (hidayet ve himayemizin tam) içine aldık; çünkü o, salihlerden (seçkin bir şahıstı).
-
26:160
Şuarâ: 160
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَلٖينَۚ
Lut kavmi de gönderilen (elçi)leri yalanlayıvermişti.
-
26:161
Şuarâ: 161
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
Hani onlara (şefkatli) kardeşleri (gibi davranan) Lut: "(Allah’tan korkmaz ve bu kötü ahlâktan) Sakınmaz mısınız?" demişti.
-
26:162
Şuarâ: 162
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
"Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
-
26:163
Şuarâ: 163
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
"Artık Allah'tan korkup (inkârdan ve isyandan) sakının ve bana itaat edin."
-
26:164
Şuarâ: 164
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (makam ve menfaat beklemiyorum.) Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir."
-
26:165
Şuarâ: 165
اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمٖينَۙ
"(Buna rağmen hâlâ) Siz (cinsel arzuyla helâl ve meşru kadınlar dururken) insanlar (arasın)dan erkeklere mi gidiyorsunuz?" (Bu ne rezilliktir.)
-
26:166
Şuarâ: 166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
"Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıp (çirkin bir çirkefliğe yönelmektesiniz). Hayır, siz sınırı çiğneyen (ve rezilliği işleyen) bir kavimsiniz."
-
26:167
Şuarâ: 167
قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجٖينَ
Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (buradan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."
-
26:168
Şuarâ: 168
قَالَ اِنّٖي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالٖينَۜ
(Onlara) Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza (eşcinsellik sapkınlığınıza) öfke ile karşı çıkıp kızanlardanım!"
-
26:169
Şuarâ: 169
رَبِّ نَجِّنٖي وَاَهْلٖي مِمَّا يَعْمَلُونَ
(Ardından:) "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından (dolayı gelecek beladan) kurtar" (diye yalvarmıştı).
-
26:170
Şuarâ: 170
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
Bunun üzerine onu ve bütün ehlini (iman edenlerini) kurtardık.
-
26:171
Şuarâ: 171
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَۚ
Ancak geri kalanlar içinde (Hz. Lut’un eşi olan) bir kocakarıyı ayırıp bıraktık (çünkü o, hain sapkınlara destek çıkmıştı).
-
26:172
Şuarâ: 172
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَۚ
Sonra geride kalanları yerle bir edip helake uğrattık. (Onların hepsi o ahlâksızlığa kaymamıştı, aralarında mü’min ve erdemli insanlar da vardı, ancak yapılan kötülüğe karşı çıkmamışlardı.)
-
26:173
Şuarâ: 173
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ
Ve üzerlerine (öylesine şiddetli ve dehşetli) bir (felaket) yağmur(u) yağdırdık; ki uyarılıp-korkutulanların (ama bu uyarıları dikkate almayanların azap) yağmuru(nun) ne kötü (olduğunu sonunda görmüşlerdi).
-
26:174
Şuarâ: 174
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdi.
-
26:175
Şuarâ: 175
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
Ve şüphesiz Senin Rabbin, Güçlü ve Üstün olandır, Esirgeyendir.
-
27:54
Neml: 54
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ
Lut da; hani kavmine demişti ki: "Siz, (rezilliğini) açıkça fark edip bildiğiniz halde, (göz göre göre) yine de o çirkin utanmazlığı (ve eşcinsellik fuhşiyatını hâlâ) yapıp işleyecek misiniz?”
-
27:55
Neml: 55
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
"Siz gerçekten kadınları bırakıp, ille de şehvetle erkeklere mi gideceksiniz? (Nasıl bir sapıklığa kaymışsınız.) Belli ki, siz (yaptığınız haksızlık ve ahlâksızlığın acı akıbetini düşünmeyen ve) cahillik eden bir kavimsiniz."
-
27:56
Neml: 56
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
(Buna karşı azgın ve ahlâksız) Kavminin cevabı ise sadece: "(İşlerimize engel olan bu) Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. (Baksanıza) Çünkü onlar (erdemlilik taslayarak) temiz kalmak (ve iffetli yaşamak) isteyen insanlarmış (biz ise rezil ve çirkin işler yapanlarmışız!?)" demekten başka (bir sözleri) olmamıştı.
-
27:57
Neml: 57
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖينَ
Bunun üzerine Biz de, onu (Hz. Lut’u) ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç (bırakıldı;) onu geride (azap içinde kalanlar arasında bulunmasını) kararlaştırdık (çünkü bu belaya layıktı).
-
27:58
Neml: 58
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ۟
Ve onların (eşcinsel sapıkların) üzerlerine (çok şiddetli ve dehşetli) bir (bela olarak taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılıp korkutulan (ama bu çağrıları takmayınca intikam alınan)ların (felaket) yağmuru ne kötü (ve acıdır).
-
27:59
Neml: 59
قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذٖينَ اصْطَفٰىۜ آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَۜ
(Ey Resulüm!) De ki: “Hamd olsun Allah'a ve selam olsun O'nun seçtiği kullarına! (Şimdi düşünün bakalım) Allah mı (kullarına yararlı ve) daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?”
-
29:25
Ankebut: 25
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًاۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرٖينَۗ
(İbrahim) Dedi ki: “Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp; dünya hayatında aranızda (geçici ve değersiz) bir sevgi-bağı(na ve çıkar ittifakına vesile) olarak putları (ve tabulaştırdığınız şahısları ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, sizler kiminiz kiminizi inkâr edip-tanımayacak ve birbirinize lanet okuyacaksınız! Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız bulunmayacaktır.”
-
29:26
Ankebut: 26
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّٖي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّٖيۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Bunun üzerine (önce ve sadece) Lut, ona (Hz. İbrahim’e) iman edip dedi ki: “Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim (gaflet, cehalet ve rezaletten uzaklaşıp Hakka ve hayra yöneleceğim). Çünkü şüphesiz O, Güçlü ve Üstün olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
-
29:27
Ankebut: 27
وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فٖي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحٖينَ
(Ardından) Biz ona (İbrahim Aleyhisselam’a) İshak'ı ve Yakub’u da (bağışlayıp) armağan ettik ve onun soyundan (seçtiklerimize) peygamberlik ve kitabı (ikram ve ihsan olarak) gönderdik; ona dünyada da ecrini (ve şerefini) verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır, (iyilik ve cennet ehlidir.)
-
29:28
Ankebut: 28
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
Lut da hani kavmine (şöyle) demişti: "Siz gerçekten, sizden önce âlemlerden (geçmiş kavimlerden) hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' (eşcinsellik ahlâksızlığını) yapıyorsunuz (öyle mi?)"
-
29:29
Ankebut: 29
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبٖيلَ وَتَأْتُونَ فٖي نَادٖيكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ
(Bu uyarılara rağmen) “Siz (hâlâ şehvetle ve şekavetle) erkeklere yaklaşacak, yol kesip (eşkıyalıkla uğraşacak) ve (her toplanıp) bir araya gelişlerinizde (bu rezillik ve) çirkinlikleri (hiç utanmadan) yapıp duracak mısınız?” Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: “Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir (de görelim)” demekten ibaretti.
-
29:30
Ankebut: 30
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدٖينَ۟
(Hz. Lut ise:) “Rabbim, (şehvet sapkınlığıyla) fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et” diye (dua etmişti).
-
29:31
Ankebut: 31
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰهٖيمَ بِالْبُشْرٰىۙ قَالُٓوا اِنَّا مُهْلِكُٓوا اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِۚ اِنَّ اَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمٖينَۚ
(Hani bu inkâr ve ahlâksızlıklar üzerine) Bizim elçilerimiz (insan suretli meleklerimiz) İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman dediler ki: "Gerçek şu ki, biz (eşcinselliği yapan ve yaygınlaştıran) şu bölgenin halkını helak edip yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı gerçekten zalim (ve sapkın) olan kimselerdir."
-
29:32
Ankebut: 32
قَالَ اِنَّ فٖيهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ فٖيهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
(Hz. İbrahim) Dedi ki: “Ama onun içinde Lut da vardır!.. (Bu masum insanların durumu ne olacaktır?” Melekler) Dediler ki: “Orada kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. O (karısı ise) arkada kalacak olanlardan birisidir.” (Çünkü rezillerle işbirlikçidir!)
-
29:33
Ankebut: 33
وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Vaktâki elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman o, bunların (gazap görevlerini sezmesi) dolayısıyla fenalaşıp (kendini kötü hissetmeye) başladı ve içi daralıp sıkıntı bastı. Ona dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de, ehlini ve aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalanlardan (bâtıl ve bozuk hayat tarzına kapılanlardan) olacaktır. (Böylece hıyaneti nedeniyle helak olmayı hak etmiştir.)”
-
29:34
Ankebut: 34
اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
(Görevli melekler dediler ki:) “Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından (ve eşcinsellik sapkınlığından) dolayı, bu bölge halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz (ve onları yerin dibine batıracağız).”
-
29:35
Ankebut: 35
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır. [Not: Hâlâ Filistin-Ürdün sınırındaki Lut Gölü civarında o büyük felaketin ve eşcinsellerin akıbetinin izleri bulunmaktadır.]
-
37:133
Sâffât: 133
وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ
Gerçekten Lut da gönderilmiş (elçi)lerden (olmaktaydı).
-
37:134
Sâffât: 134
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
-
37:135
Sâffât: 135
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَ
Geride bırakılanlar arasında (kalan ve karısı olan) bir yaşlı kadın dışında.
-
37:136
Sâffât: 136
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَ
Sonra geride kalanları (yerleşik ahlâksızlık sistemine ve haksızlık düzenine kapılanları) yerle bir ettik (helake uğrattık).
-
37:137
Sâffât: 137
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحٖينَۙ
Siz (Hicaz’dan Şam’a giderken) onların (helak edilen sapkınların kalıntıları) üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; (gerek) sabah vakti (uğramaktasınız).
-
37:138
Sâffât: 138
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
Ve (gerekse) geceleyin (yolunuz üzerindeki kalıntılarını görüp durmaktasınız). Yine de akıllanmayacak mısınız?
-
38:13
Sâd: 13
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da (elçilerin davetine aldırmamıştı). İşte bunlar da (Rablerine ve resullerine karşı birleşip güç toplayan bâtıl partiler ve) fırkalardı.
-
50:13
Kaf: 13
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ
Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri (de İlahi davete karşı çıkmışlardı),
-
54:33
Kamer: 33
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
Lut kavmi de (yapılan) uyarıları yalanlamıştı.
-
54:34
Kamer: 34
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga yollamıştık. Sadece Lut ailesini (bu azaptan ayrı tutmuş;) onları seher vakti kurtarmıştık. [Not: Bugünkü terörist İsrail'in işgal ettiği topraklarda yaşayan, gemicilik ve inşaatlarda kullanılan asfalt, (kara sakız ve katran) madeni ile zengin olup şımaran... Böylece eşcinsellik sapkınlığına bulaşan Lut kavmi, volkan patlamasıyla oluşan lav parçalarının başlarına yağdırılması, korkunç bir depremle yurtlarının altüst olması ve şiddetli kasırgalarla savrulmaları sonucu yerin dibine batırılmışlardı.]
-
54:35
Kamer: 35
نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَاۜ كَذٰلِكَ نَجْزٖي مَنْ شَكَرَ
(Mü’min ve müstakim kullarımıza ve elçilikle görevli kıldıklarımıza) Tarafımızdan bir nimet olarak (böyle yapmıştık). İşte Biz, şükredenleri böyle mükâfatlandırırız.
-
54:36
Kamer: 36
وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
Oysa andolsun (Hz. Lut), zorlu yakalamamıza (ve kahrımıza) karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla ve kafa tutmakla karşılayıp (yalanlamakta diretmişlerdi).
-
54:37
Kamer: 37
وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهٖ فَطَمَسْنَٓا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابٖي وَنُذُرِ
Andolsun onlar, onun konuklarından da (şehvetle) murad almak için baskı yapmaya (girişmişlerdi). Biz de onların (gönül) gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın" (dedik ve sonlarını getirdik).
-
54:38
Kamer: 38
وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, bir daha yakalarını bırakmayacak şekilde kararlaştırılmış bir azap yakalayıp üzerlerine bastırıverdi.
-
54:39
Kamer: 39
فَذُوقُوا عَذَابٖي وَنُذُرِ
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın! (denildi.) [Not: Lut kavminden eşcinselliğe bulaşan 38 kişiydi. Ama 80 bin kişi, neme lazım deyip bu rezalete ve buna izin veren sisteme karşı çıkmadıklarından hepsi helak edildi.]
-
6:86
En'am: 86
وَاِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًاۜ وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمٖينَۙ
-
7:80
A'raf: 80
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
-
7:81
A'raf: 81
اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
-
7:82
A'raf: 82
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
-
7:83
A'raf: 83
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
7:84
A'raf: 84
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ۟
-
11:70
Hud: 70
فَلَمَّا رَآٰ اَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ اِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خٖيفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْ اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمِ لُوطٍۜ
-
11:74
Hud: 74
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ اِبْرٰهٖيمَ الرَّوْعُ وَجَٓاءَتْهُ الْبُشْرٰى يُجَادِلُنَا فٖي قَوْمِ لُوطٍۜ
-
11:77
Hud: 77
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَصٖيبٌ
-
11:78
Hud: 78
وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتٖي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ فٖي ضَيْفٖيۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَشٖيدٌ
-
11:79
Hud: 79
قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فٖي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرٖيدُ
-
11:80
Hud: 80
قَالَ لَوْ اَنَّ لٖي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰوٖٓي اِلٰى رُكْنٍ شَدٖيدٍ
-
11:81
Hud: 81
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُصٖيبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرٖيبٍ
-
11:82
Hud: 82
فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍۙ مَنْضُودٍۙ
-
11:83
Hud: 83
مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَۜ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِمٖينَ بِبَعٖيدٍ۟
-
11:89
Hud: 89
وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقٖٓي اَنْ يُصٖيبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعٖيدٍ
-
15:57
Hicr: 57
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
-
15:58
Hicr: 58
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
-
15:59
Hicr: 59
اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
-
15:60
Hicr: 60
اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرٖينَ۟
-
15:61
Hicr: 61
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ
-
15:62
Hicr: 62
قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
-
15:63
Hicr: 63
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فٖيهِ يَمْتَرُونَ
-
15:64
Hicr: 64
وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
-
15:65
Hicr: 65
فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
-
15:66
Hicr: 66
وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحٖينَ
-
15:67
Hicr: 67
وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَدٖينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
-
15:68
Hicr: 68
قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْفٖي فَلَا تَفْضَحُونِۙ
-
15:69
Hicr: 69
وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ
-
15:70
Hicr: 70
قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمٖينَ
-
15:71
Hicr: 71
قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتٖٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖينَۜ
-
15:72
Hicr: 72
لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفٖي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
-
15:73
Hicr: 73
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقٖينَۙ
-
15:74
Hicr: 74
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍۜ
-
15:75
Hicr: 75
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمٖينَ
-
15:76
Hicr: 76
وَاِنَّهَا لَبِسَبٖيلٍ مُقٖيمٍ
-
15:77
Hicr: 77
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِنٖينَۜ
-
21:74
Enbiya: 74
وَلُوطًا اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتٖي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَٓائِثَۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقٖينَۙ
-
21:75
Enbiya: 75
وَاَدْخَلْنَاهُ فٖي رَحْمَتِنَاۜ اِنَّهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ۟
-
26:160
Şuarâ: 160
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَلٖينَۚ
-
26:161
Şuarâ: 161
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
-
26:162
Şuarâ: 162
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
-
26:163
Şuarâ: 163
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
-
26:164
Şuarâ: 164
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
-
26:165
Şuarâ: 165
اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمٖينَۙ
-
26:166
Şuarâ: 166
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
-
26:167
Şuarâ: 167
قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجٖينَ
-
26:168
Şuarâ: 168
قَالَ اِنّٖي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالٖينَۜ
-
26:169
Şuarâ: 169
رَبِّ نَجِّنٖي وَاَهْلٖي مِمَّا يَعْمَلُونَ
-
26:170
Şuarâ: 170
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
-
26:171
Şuarâ: 171
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَۚ
-
26:172
Şuarâ: 172
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَۚ
-
26:173
Şuarâ: 173
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ
-
26:174
Şuarâ: 174
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
-
26:175
Şuarâ: 175
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
-
27:54
Neml: 54
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ
-
27:55
Neml: 55
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
-
27:56
Neml: 56
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
-
27:57
Neml: 57
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
27:58
Neml: 58
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ۟
-
27:59
Neml: 59
قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذٖينَ اصْطَفٰىۜ آٰللّٰهُ خَيْرٌ اَمَّا يُشْرِكُونَۜ
-
29:25
Ankebut: 25
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًاۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرٖينَۗ
-
29:26
Ankebut: 26
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّٖي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّٖيۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
-
29:27
Ankebut: 27
وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فٖي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحٖينَ
-
29:28
Ankebut: 28
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
-
29:29
Ankebut: 29
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبٖيلَ وَتَأْتُونَ فٖي نَادٖيكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ
-
29:30
Ankebut: 30
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدٖينَ۟
-
29:31
Ankebut: 31
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰهٖيمَ بِالْبُشْرٰىۙ قَالُٓوا اِنَّا مُهْلِكُٓوا اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِۚ اِنَّ اَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمٖينَۚ
-
29:32
Ankebut: 32
قَالَ اِنَّ فٖيهَا لُوطًاۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ فٖيهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
29:33
Ankebut: 33
وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
-
29:34
Ankebut: 34
اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
-
29:35
Ankebut: 35
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
-
37:133
Sâffât: 133
وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ
-
37:134
Sâffât: 134
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
-
37:135
Sâffât: 135
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرٖينَ
-
37:136
Sâffât: 136
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَ
-
37:137
Sâffât: 137
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحٖينَۙ
-
37:138
Sâffât: 138
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
-
38:13
Sâd: 13
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ
-
50:13
Kaf: 13
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ
-
54:33
Kamer: 33
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
-
54:34
Kamer: 34
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ
-
54:35
Kamer: 35
نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَاۜ كَذٰلِكَ نَجْزٖي مَنْ شَكَرَ
-
54:36
Kamer: 36
وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
-
54:37
Kamer: 37
وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهٖ فَطَمَسْنَٓا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابٖي وَنُذُرِ
-
54:38
Kamer: 38
وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ
-
54:39
Kamer: 39
فَذُوقُوا عَذَابٖي وَنُذُرِ