-
2:45
Bakara: 45
(Her konuda ve zorluk durumunda) Sabır (sebat)la ve namazla (Allah’a sığınıp) yardım isteyin. Ancak bu, (Rablerine kavuşacaklarına, O’na dönüp huzuruna çıkacaklarına inanan ve) Allah’tan saygıyla korkanlardan (başkasına namaz ve sabır) elbette büyük ve ağır (bir yük gibi) gelir (altında ezilip kalırlar; ya terk edip bırakırlar veya baştan savma kılarlar).
-
2:46
Bakara: 46
(Kötülük dürtülerine ve ibadetlerin zahmetine sabırlı Müslümanlar ise) Onlar şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini (huzuruna varacaklarını) bilirler. (Ve ona göre davranırlar.)
-
2:223
Bakara: 223
Kadınlarınız sizin tarlanızdır (onlar bebeklerinizin ve neslinizin analarıdır, huzur ve onurunuzun sigortalarıdır); tarlanıza (meşru yerden ve yöntemlerle, insani edep ve erdemle) dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim etmeye (bakın). Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşacaksınız. İman edenlere müjde ver (ki ahiret ve sonsuz saadet kendilerinindir).
-
2:249
Bakara: 249
(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) “Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)” dedi. (Ama) Az bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur” diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına kesinlikle iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnüzanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: “Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.”
-
6:31
En'am: 31
(Böylece) Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkmayı ve amellerinin karşılığını bulmayı) yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, "Dünyada yaptığımız kusurlardan ve sorumsuz davranışlardan dolayı yazıklar olsun bize” diye (hayıflanacak ve pişmanlık duyacaklardır. Öyle ise) Dikkatle bakın (ve ibret alın)! Yüklendikleri günah ne kadar kötü ve (cezası çok) ağırdır.
-
10:7
Yunus: 7
Gerçekten (öldükten sonra dirilmeyi inkâr edip, hesap vermek üzere) Bize kavuşmayı ummayanlar, (ahiretten gafil olduklarından dolayı) dünya hayatına (geçici servet, şöhret ve lezzet ortamına) razı olmuşlardır ve bununla tatmin olup rahatlamışlardır ki, onlar ayetlerimizden (Yüce Yaratan’ın varlığını gösteren delillerden ve Kur’ani hükümlerden) gafil olanlardır.
-
10:8
Yunus: 8
İşte bunların, kazandıkları (küfür ve kötülükler) yüzünden varacakları yer cehennem ateşi (olacaktır.)
-
10:11
Yunus: 11
Şayet insanların hayrı istemelerinde acele ettikleri gibi, Allah da onlara, şerri (ve cezalarını) vermekte acele etseydi, (alınan) karar gereği ecel süreleri hemen bitirilmiş (ve sonları getirilmiş) olurdu. Ama Biz huzurumuza çıkacağına (ve ettiklerine kavuşacağına) inanmayanları (bir zaman kendi hallerine) bırakırız, (onlara tevbe fırsatı tanırız) böylece (yine) azgınlık ve şaşkınlık içinde bocalayıp duracaklardır (ve sonunda hak ettiklerini bulacaklardır.)
-
10:15
Yunus: 15
Onlara (münafıklara ve inkârcılara); apaçık belgeler olan ayetlerimiz okunduğu zaman, (günahları ve din tahribatları nedeniyle) Bizimle karşılaşmayı (ve huzurumuza çıkmayı ummayan ve) arzulamayanlar: “(Bu hükümler ve haberler bize ağır geliyor) Bundan başka bir Kur’an getir, veya (nefsimizin hoşuna gidecek şekilde) Onu değiştir” derler. (Ey Resulüm!) Onlara de ki: “Onu (Kur’an’ın apaçık hüküm ve haberlerini) kendi nefsi tahmin ve tedbirimle değiştirmem asla olacak şey değildir. Ben sadece Bana vahyedilene tâbiyim. Eğer Rabbime isyan ederek (Kur’ani haber ve hükümleri değiştirir ve yanlış mana verirsem) gerçekten büyük bir günün azabından korkup çekinirim.”
-
10:45
Yunus: 45
(Allah’ın) Onları (mahşere) toplayacağı günde, sanki onlar dünyada sadece gündüzün bir parçası (kadar) kalmışlar da, (o sırada) aralarında tanışmışlar gibi olacaklardır. Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkacaklarını) inkâr edip de, (hidayetten mahrum kalanlar,) elbette en büyük ziyana uğrayacaklardır. Zaten onlar hidayete ermiş (kimseler) değillerdi.
-
13:2
Ra'd: 2
Allah O'dur ki, (muhteşem) gökleri direksiz ve dayanaksız olarak yükseltti; ki onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngesinde ve bağlı olduğu merkezi yıldız kümesinde) akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir). [Not: Şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar güneş gibi yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte bu Dünya’mız bütün kâinatın bir özeti ve örneği konumundadır. İnsan ise dünyanın ve tüm kâinatın hulasası makamındadır.]
-
18:110
Kehf: 110
De ki: “Şüphesiz Ben, sadece sizin benzeriniz olan bir beşerim; ancak Bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir. (Ben size Allah’ın emirlerini tebliğ etmekteyim.) Kim Rabbine (O’nun rahmetine, cennetine ve rü’yetine) kavuşmayı umuyor (ve arzuluyor)sa, artık (İslami, insani ve milli görevlerini, meslek ve memuriyetini tam ve sağlam yaparak) salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O’na ortak etmesin (insanlara gösteriş ve riyakârlık yapıp amellerini boşa vermesin).”
-
29:5
Ankebut: 5
Her kim Allah’a kavuşmayı (O’nun va’adine ulaşmayı) umarsa, (acele etmesin) Allah’ın (tayin ve takdir ettiği) süresi gelmektedir. O (her şeyi) İşiten ve Bilendir.
-
29:23
Ankebut: 23
(Nemrut gibi) Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı (hesaba ve huzura çıkmayı) inkâr eden kimseler (var ya), işte onlar Benim rahmetimden (ve ebedi ahiret nimetlerinden) ümitlerini kesenlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
-
30:8
Rum: 8
Onlar kendi iç (dünyalarında ve vicdanlarında,) nefislerinin yapısını, (bedenlerinin, beyinlerinin ve tüm vücut sistemlerinin nasıl harika şekilde ayarlanıp ortaya çıktığını), Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları; ancak (kudret, rahmet ve hikmetini tanıtmak üzere) Hakk olarak ve belli bir süre için yarattığını hiç düşünmezler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı (ve ahiret hesabını) gerçekten inkâr etmektedirler.
-
32:10
Secde: 10
(Kâfirler ve gafiller:) “Biz (ölüp) toprakta kaybolduğumuz zaman, gerçekten biz (tekrar) yeniden yaratılacak mıyız?” diyorlar. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar. (De ki; yakında anlarsınız!)
-
32:14
Secde: 14
“Öyleyse bu (azap) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza (küfür ve kötülüklere dalmanıza) karşılık (şimdi) azabı tadın (bakalım)! Biz de şimdi gerçekten sizi (nimet ve rahmetimden mahrum etmekle) unuttuk; (unutacağız ve cehennemde kendi halinize bırakacağız,) yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın!” (buyrulacaktır.)
-
41:54
Fussilet: 54
Dikkatli olun; gerçekten onlar (kâfirler ve münafıklar), Rablerine kavuşma (hesaba çağrılma ve Allah’ın huzuruna çıkarılma) konusunda şüphe içindedirler. (Kesin ve yakin bir iman sahibi değildirler. Yaptıkları yanlarına kâr kalacak zannederler.) Ama mutlaka bilesiniz ki, O (Allah) her şeyi kuşatmış vaziyettedir.
-
45:34
Câsiye: 34
(Cehenneme atılanlara:) “Bugüne (hesaba çekilmeye ve ahirete) kavuşacağınızı unuttuğunuz (inkâra ve isyana yüz tuttuğunuz) gibi, Biz de bugün sizi (rahmet ve nimetimizden mahrum edip) unutarak (cezalandırırız). Artık yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur. (Sizi cehennem azabından hiç kimse kurtaramaz)” denilecektir.
-
84:6
İnşikak: 6
Ey insan! Gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine (O’nun va’adine ve müjdesine) doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; (ve elbette) sonunda O'na varacaksın (mülaki olacaksın).
-
2:45
Bakara: 45
وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَۙ
(Her konuda ve zorluk durumunda) Sabır (sebat)la ve namazla (Allah’a sığınıp) yardım isteyin. Ancak bu, (Rablerine kavuşacaklarına, O’na dönüp huzuruna çıkacaklarına inanan ve) Allah’tan saygıyla korkanlardan (başkasına namaz ve sabır) elbette büyük ve ağır (bir yük gibi) gelir (altında ezilip kalırlar; ya terk edip bırakırlar veya baştan savma kılarlar).
-
2:46
Bakara: 46
اَلَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟
(Kötülük dürtülerine ve ibadetlerin zahmetine sabırlı Müslümanlar ise) Onlar şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini (huzuruna varacaklarını) bilirler. (Ve ona göre davranırlar.)
-
2:223
Bakara: 223
نِسَٓاؤُ۬كُمْ حَرْثٌ لَكُمْۖ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْۘ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ
Kadınlarınız sizin tarlanızdır (onlar bebeklerinizin ve neslinizin analarıdır, huzur ve onurunuzun sigortalarıdır); tarlanıza (meşru yerden ve yöntemlerle, insani edep ve erdemle) dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim etmeye (bakın). Allah'tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşacaksınız. İman edenlere müjde ver (ki ahiret ve sonsuz saadet kendilerinindir).
-
2:249
Bakara: 249
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَلٖيكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّٖيۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّٖٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهٖۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖۜ قَالَ الَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) “Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)” dedi. (Ama) Az bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur” diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına kesinlikle iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnüzanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: “Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.”
-
6:31
En'am: 31
قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَا حَسْرَتَنَا عَلٰى مَا فَرَّطْنَا فٖيهَاۙ وَهُمْ يَحْمِلُونَ اَوْزَارَهُمْ عَلٰى ظُهُورِهِمْۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَزِرُونَ
(Böylece) Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkmayı ve amellerinin karşılığını bulmayı) yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, "Dünyada yaptığımız kusurlardan ve sorumsuz davranışlardan dolayı yazıklar olsun bize” diye (hayıflanacak ve pişmanlık duyacaklardır. Öyle ise) Dikkatle bakın (ve ibret alın)! Yüklendikleri günah ne kadar kötü ve (cezası çok) ağırdır.
-
10:7
Yunus: 7
اِنَّ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذٖينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَۙ
Gerçekten (öldükten sonra dirilmeyi inkâr edip, hesap vermek üzere) Bize kavuşmayı ummayanlar, (ahiretten gafil olduklarından dolayı) dünya hayatına (geçici servet, şöhret ve lezzet ortamına) razı olmuşlardır ve bununla tatmin olup rahatlamışlardır ki, onlar ayetlerimizden (Yüce Yaratan’ın varlığını gösteren delillerden ve Kur’ani hükümlerden) gafil olanlardır.
-
10:8
Yunus: 8
اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
İşte bunların, kazandıkları (küfür ve kötülükler) yüzünden varacakları yer cehennem ateşi (olacaktır.)
-
10:11
Yunus: 11
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
Şayet insanların hayrı istemelerinde acele ettikleri gibi, Allah da onlara, şerri (ve cezalarını) vermekte acele etseydi, (alınan) karar gereği ecel süreleri hemen bitirilmiş (ve sonları getirilmiş) olurdu. Ama Biz huzurumuza çıkacağına (ve ettiklerine kavuşacağına) inanmayanları (bir zaman kendi hallerine) bırakırız, (onlara tevbe fırsatı tanırız) böylece (yine) azgınlık ve şaşkınlık içinde bocalayıp duracaklardır (ve sonunda hak ettiklerini bulacaklardır.)
-
10:15
Yunus: 15
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ لٖٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْسٖيۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّٖٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖي عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
Onlara (münafıklara ve inkârcılara); apaçık belgeler olan ayetlerimiz okunduğu zaman, (günahları ve din tahribatları nedeniyle) Bizimle karşılaşmayı (ve huzurumuza çıkmayı ummayan ve) arzulamayanlar: “(Bu hükümler ve haberler bize ağır geliyor) Bundan başka bir Kur’an getir, veya (nefsimizin hoşuna gidecek şekilde) Onu değiştir” derler. (Ey Resulüm!) Onlara de ki: “Onu (Kur’an’ın apaçık hüküm ve haberlerini) kendi nefsi tahmin ve tedbirimle değiştirmem asla olacak şey değildir. Ben sadece Bana vahyedilene tâbiyim. Eğer Rabbime isyan ederek (Kur’ani haber ve hükümleri değiştirir ve yanlış mana verirsem) gerçekten büyük bir günün azabından korkup çekinirim.”
-
10:45
Yunus: 45
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْۜ قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ
(Allah’ın) Onları (mahşere) toplayacağı günde, sanki onlar dünyada sadece gündüzün bir parçası (kadar) kalmışlar da, (o sırada) aralarında tanışmışlar gibi olacaklardır. Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkacaklarını) inkâr edip de, (hidayetten mahrum kalanlar,) elbette en büyük ziyana uğrayacaklardır. Zaten onlar hidayete ermiş (kimseler) değillerdi.
-
13:2
Ra'd: 2
اَللّٰهُ الَّذٖي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
Allah O'dur ki, (muhteşem) gökleri direksiz ve dayanaksız olarak yükseltti; ki onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngesinde ve bağlı olduğu merkezi yıldız kümesinde) akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir). [Not: Şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar güneş gibi yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte bu Dünya’mız bütün kâinatın bir özeti ve örneği konumundadır. İnsan ise dünyanın ve tüm kâinatın hulasası makamındadır.]
-
18:110
Kehf: 110
قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّهٖ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهٖٓ اَحَدًا
De ki: “Şüphesiz Ben, sadece sizin benzeriniz olan bir beşerim; ancak Bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir. (Ben size Allah’ın emirlerini tebliğ etmekteyim.) Kim Rabbine (O’nun rahmetine, cennetine ve rü’yetine) kavuşmayı umuyor (ve arzuluyor)sa, artık (İslami, insani ve milli görevlerini, meslek ve memuriyetini tam ve sağlam yaparak) salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O’na ortak etmesin (insanlara gösteriş ve riyakârlık yapıp amellerini boşa vermesin).”
-
29:5
Ankebut: 5
مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
Her kim Allah’a kavuşmayı (O’nun va’adine ulaşmayı) umarsa, (acele etmesin) Allah’ın (tayin ve takdir ettiği) süresi gelmektedir. O (her şeyi) İşiten ve Bilendir.
-
29:23
Ankebut: 23
وَالَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِهٖٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتٖي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
(Nemrut gibi) Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı (hesaba ve huzura çıkmayı) inkâr eden kimseler (var ya), işte onlar Benim rahmetimden (ve ebedi ahiret nimetlerinden) ümitlerini kesenlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
-
30:8
Rum: 8
اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فٖٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ
Onlar kendi iç (dünyalarında ve vicdanlarında,) nefislerinin yapısını, (bedenlerinin, beyinlerinin ve tüm vücut sistemlerinin nasıl harika şekilde ayarlanıp ortaya çıktığını), Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları; ancak (kudret, rahmet ve hikmetini tanıtmak üzere) Hakk olarak ve belli bir süre için yarattığını hiç düşünmezler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı (ve ahiret hesabını) gerçekten inkâr etmektedirler.
-
32:10
Secde: 10
وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَفٖي خَلْقٍ جَدٖيدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ
(Kâfirler ve gafiller:) “Biz (ölüp) toprakta kaybolduğumuz zaman, gerçekten biz (tekrar) yeniden yaratılacak mıyız?” diyorlar. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar. (De ki; yakında anlarsınız!)
-
32:14
Secde: 14
فَذُوقُوا بِمَا نَسٖيتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَسٖينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
“Öyleyse bu (azap) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza (küfür ve kötülüklere dalmanıza) karşılık (şimdi) azabı tadın (bakalım)! Biz de şimdi gerçekten sizi (nimet ve rahmetimden mahrum etmekle) unuttuk; (unutacağız ve cehennemde kendi halinize bırakacağız,) yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın!” (buyrulacaktır.)
-
41:54
Fussilet: 54
اَلَٓا اِنَّهُمْ فٖي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓاءِ رَبِّهِمْۜ اَلَٓا اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحٖيطٌ
Dikkatli olun; gerçekten onlar (kâfirler ve münafıklar), Rablerine kavuşma (hesaba çağrılma ve Allah’ın huzuruna çıkarılma) konusunda şüphe içindedirler. (Kesin ve yakin bir iman sahibi değildirler. Yaptıkları yanlarına kâr kalacak zannederler.) Ama mutlaka bilesiniz ki, O (Allah) her şeyi kuşatmış vaziyettedir.
-
45:34
Câsiye: 34
وَقٖيلَ الْيَوْمَ نَنْسٰيكُمْ كَمَا نَسٖيتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرٖينَ
(Cehenneme atılanlara:) “Bugüne (hesaba çekilmeye ve ahirete) kavuşacağınızı unuttuğunuz (inkâra ve isyana yüz tuttuğunuz) gibi, Biz de bugün sizi (rahmet ve nimetimizden mahrum edip) unutarak (cezalandırırız). Artık yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur. (Sizi cehennem azabından hiç kimse kurtaramaz)” denilecektir.
-
84:6
İnşikak: 6
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقٖيهِۚ
Ey insan! Gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine (O’nun va’adine ve müjdesine) doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; (ve elbette) sonunda O'na varacaksın (mülaki olacaksın).
-
2:45
Bakara: 45
وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَۙ
-
2:46
Bakara: 46
اَلَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟
-
2:223
Bakara: 223
نِسَٓاؤُ۬كُمْ حَرْثٌ لَكُمْۖ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْۘ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ
-
2:249
Bakara: 249
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَلٖيكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّٖيۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّٖٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهٖۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهٖۜ قَالَ الَّذٖينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلٖيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثٖيرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
-
6:31
En'am: 31
قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَا حَسْرَتَنَا عَلٰى مَا فَرَّطْنَا فٖيهَاۙ وَهُمْ يَحْمِلُونَ اَوْزَارَهُمْ عَلٰى ظُهُورِهِمْۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَزِرُونَ
-
10:7
Yunus: 7
اِنَّ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذٖينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَۙ
-
10:8
Yunus: 8
اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
-
10:11
Yunus: 11
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
-
10:15
Yunus: 15
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ لٖٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْسٖيۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّٖٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖي عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
-
10:45
Yunus: 45
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْۜ قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ
-
13:2
Ra'd: 2
اَللّٰهُ الَّذٖي رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْرٖي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
-
18:110
Kehf: 110
قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّهٖ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهٖٓ اَحَدًا
-
29:5
Ankebut: 5
مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
-
29:23
Ankebut: 23
وَالَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِهٖٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتٖي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
-
30:8
Rum: 8
اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فٖٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ
-
32:10
Secde: 10
وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَفٖي خَلْقٍ جَدٖيدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ
-
32:14
Secde: 14
فَذُوقُوا بِمَا نَسٖيتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَسٖينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
-
41:54
Fussilet: 54
اَلَٓا اِنَّهُمْ فٖي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓاءِ رَبِّهِمْۜ اَلَٓا اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحٖيطٌ
-
45:34
Câsiye: 34
وَقٖيلَ الْيَوْمَ نَنْسٰيكُمْ كَمَا نَسٖيتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرٖينَ
-
84:6
İnşikak: 6
يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقٖيهِۚ