-
2:189
Bakara: 189
Sana, hilalleri (doğuş halindeki “ay” şekillerini) sorarlar. De ki: “O, insanlar ve hacc için belirlenmiş vakitlerdir. İyilik (birr, cahiliye âdetinde olduğu gibi), evlere arkalarından gelmeniz (şeklindeki asılsız ve yararsız hurafeler) değildir, ama (asıl) iyilik (küfür ve kötülükten) sakınan(ın halidir). Artık evlere (ön dış) kapılarından girin. Allah'tan sakının, umulur ki kurtuluşa ulaşırsınız.”
-
4:13
Nisa: 13
İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu (ağaçları) altından (ve zemin kısmından) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte asıl büyük başarı ve kurtuluş bu (olacaktır).
-
4:73
Nisa: 73
(Ama) Eğer size Allah’tan bir fazıl (zafer ve ferahlık) isabet ederse, o zaman da sanki kendisiyle aranızda hiçbir samimi yakınlık (tanışıklık ve sevgi bağı) yokmuş gibi, kuşkusuz şöyle deyip (sızlanır): “Ah keşke onlarla birlikte olsaydım. (Bazı fedakârlıklara katlansaydım ve ucuz kahramanlıklar yapsaydım da;) Ben de, (şimdi onlar gibi) büyük kurtuluş ve mutluluğa ulaşsaydım” (şeklinde ve maalesef ahiret endişesiyle değil, hâlâ dünyalık düşüncesiyle pişmanlık gösterirler).
-
5:119
Maide: 119
Allah buyuracak ki: "İşte bu (sorgulama ve hesaplaşma, va’ad edildiği gibi); doğrulara, doğru söylemelerinin (sadakat ve samimiyet göstermelerinin) yarar sağladığı gündür!.. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler vardır. Artık Allah onlardan razıdır, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte (asıl) büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır.)"
-
6:16
En'am: 16
(Mahşerde) O gün kimden (azap) savuşturulup (cehennemden) korunmuş olursa, elbette O (Allah), onu esirgeyip kurtarmıştır. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır).
-
9:20
Tevbe: 20
İman edenlerin, hicret edenlerin ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin, Allah katında çok büyük dereceleri vardır. İşte (asıl) 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
-
9:72
Tevbe: 72
Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler (ve çok özel ve mükemmel malikâneler) va’ad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk (O’nun rıdvanı ve rızası) ise en büyük (derecedir). İşte bu, büyük kurtuluş ve mutluluk (saadetidir).
-
9:89
Tevbe: 89
Allah onlar için, (ahirette) süresiz kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte (asıl) büyük “kurtuluş (ve mutluluk)” bu (olacaktır).
-
9:100
Tevbe: 100
(Sahabe’den İslam’a girmede ve hayırlı hizmetlerde) Öne geçen ilklerden olan Muhacirler ve Ensar ile, onlara iyilik ve güzellikle uyanlar (var ya); Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Fevz-ü Azim, -en ulu ve kutlu bahtiyarlık- mü’min ve mücahit kulların olacaktır.)
-
9:111
Tevbe: 111
Hiç şüphesiz Allah, -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- mü’minlerden, canlarını ve mallarını satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda çalışıp-çarpışırlar, (gerektiğinde) öldürürler ve öldürülürler; (bu) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir va’addir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (ey mücahit mü’minler) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Çünkü mücahit mü’minler ebedi cennete erişeceklerdir.)
-
10:64
Yunus: 64
Her türlü mutluluk ve müjdeler; dünya hayatında da, ahirette de onlar içindir. (Dünyada izzete ve devlete, ahirette cennete ve rü’yete erişeceklerdir.) Allah'ın sözleri (va’adleri) için değişiklik söz konusu değildir. İşte bu en “büyük kurtuluş, zafer ve huzur” (saadetidir.)
-
11:105
Hud: 105
(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun (Allah’ın) izni olmaksızın, hiç kimse konuşamayacaktır. Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır.
-
11:108
Hud: 108
(İman ve itaatle) Mutlu olanlar ise, artık onlar da cennette (bahtiyardır). Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) Asla kesintisi olmayan bir ikramdır.
-
13:26
Ra'd: 26
(Oysa imtihan için) Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve (istediğini ise) daraltır (ve fakirleştirir). Onlar (gafiller) ise sadece dünya hayatına (nimetlerine) ferahlanıp sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.
-
13:29
Ra'd: 29
(Gerçekten) İman edip salih amellerde bulunan kimseler (var ya), ne mutlu bunlara ki; varılacak olan yerin en güzeli onlarındır.
-
22:77
Hacc: 77
Ey iman edenler, rükû edin (Kur’ani hükümlere boyun eğin), secdeye gidin (tevazu ve teslimiyet gösterin, başta namaz ve diğer emirleri yerine getirip), Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin; umulur ki (bu sayede) kurtuluşa erişir (felaha, refaha ve huzura yetişir)siniz.
-
23:111
Mü'minun: 111
(İşte) "Bugün Ben de, gerçekten onların (Hakk’ta sabit ve mücahit kullarımın) sabretmelerinin karşılığını (ebedi cennet ve saadet olarak) verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir" (buyrulacaktır).
-
24:52
Nur: 52
Kim (her konuda) Allah'a ve Resulüne itaat eder de (Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Sünnetini ölçü alırsa) ve Allah'tan saygıyla korkup O'ndan (kahrına uğramaktan) sakınırsa, işte bunlar ‘başarı ve mutluluğa’ erecek kimselerdir.
-
36:55
Yâsin: 55
Gerçek şu ki o gün cennet halkı, (tadılacak nimetlerin ve yaşanacak zevklerin en güzeline kavuştukları için) 'sevinç ve mutluluk dolu' sürekli bir meşguliyet içindedirler.
-
37:60
Sâffât: 60
(Dünyada iken Allah’a itaat ve din yolunda cihad edip sonsuz ahiret ve cenneti kazanmak!) İşte bu, şüphe yok ki en büyük kurtuluş(a ve en yüce mutluluğa ulaşmaktır).
-
40:9
Mü'min: 9
Ve onları (dünyada ve ahirette) kötülüklerden koru. (Burada) Kimi kötülüklerden korumuşsan, o gün (mahşerde) Sen gerçekten ona rahmet buyurmuşsundur. İşte bu, büyük “kurtuluş, mutluluk ve bahtiyarlıktır.”
-
44:27
Duhân: 27
Ve içlerinde 'sevinç, mutluluk (ve gaflet) içinde' yaşadıkları nimetler (hepsi ellerinden gitmişti).
-
44:57
Duhân: 57
Senin Rabbinden bir fazıl (lütfu inayet ve üstün nimet) olarak (mü’minler bu saadete kavuşturulmuştur). İşte asıl “büyük mutluluk ve kurtuluş” budur.
-
45:30
Câsiye: 30
(Ancak) Artık iman edip salih ameller işleyenleri ise; Rableri onları Kendi rahmetine (ve sonsuz cennetine) sokacaktır. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur. (Akıllı ve kazançlı insanlar bu kutlu akıbet için çalışanlardır.)
-
48:5
Fetih: 5
(Her şeye gücü yeten, göklerdeki ve yerdeki ordularıyla işlerini yürüten Cenab-ı Hakkın ayrıca cihadı emretmesi; bu hizmet ve gayretleri sebebiyle) Mü’min erkek ve kadınları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere sokması ve onların günahlarını örtüp bağışlaması içindir. İşte Allah katında gerçek kurtuluş ve büyük mutluluk budur (ve sonsuz huzura bu sayede erişilir).
-
52:18
Tûr: 18
Rablerinin verdikleriyle (çeşitli ve lezzetli nimetler içinde) 'sevinçli ve mutludurlar.' (Üstelik) Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından da koruyup (kurtarmıştır).
-
57:12
Hadid: 12
(Mahşerde) O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, önlerinde ve sağlarında (dört yanında kutlu aydınlık) nurları koşarken (ışık ve saygınlık saçarken) göreceksin. "Bugün sizin müjdeniz (ve kutlu hediyeniz), içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur” (denilecektir).
-
59:20
Haşr: 20
Ateş halkı ile cennet halkı (asla) bir ve eşit değildir. (Çünkü) Cennet halkı 'umduklarına kavuşup mutluluk içinde olan (ve sonsuz saadete ulaşan) kimselerdir.'
-
61:12
Saff: 12
(Böyle yaparsanız) O (Allah) sizin günahlarınızı bağışlayacak, sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacak ve Adn cennetlerinde çok güzel (ve görkemli) saraylara yerleştirecektir. İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur (ve böyle elde edilir).
-
62:10
Cum'a: 10
(Cuma öğlende) Namaz kıldıktan sonra ise (artık) yeryüzüne dağılıverin ve Allah'ın fazlı kereminden (helâl ve meşru yöntemlerle nasibinizi) aramaya girişin. Ve Allah’ı çokça zikredip (Kur’ani ve Nebevi ölçüleri sürekli hatırlayıp ona göre hareket edin), ki böylece felaha (huzura ve başarıya) erişesiniz.
-
64:9
Teğabün: 9
Sizi (mahşerde hesaplaşmak üzere) toplanma vakti için bir araya getireceği gün; işte bu “Teğabün” (dünyaya kapılıp ahireti unutanların pişman ve perişan olacakları aldanma) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örtecek ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' bu (olacaktır).
-
78:31
Nebe': 31
(Ancak) Kesinlikle (küfür ve kötülükten sakınan) müttakiler için (ebedi cennet hayatında) gerçek 'bir kurtuluş ve (murada erdirici bir) mutluluk' vardır.
-
85:11
Bürûc: 11
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan (sonsuz ve kusursuz) cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu olacaktır.
-
88:8
Gâşiye: 8
(Ama mü’minlerden) O gün öyle (nurlu ve onurlu) yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde) bahtiyardır.
-
92:1
Leyl: 1
Andolsun (Dünya’nın yarısını karanlığıyla) sarıp-örttüğü zaman geceye,
-
92:2
Leyl: 2
Açılıp ağardığı (ve parıldayıp-aydınlandığı) zaman gündüze,
-
92:3
Leyl: 3
(Her canlıda) Erkeği ve dişiyi halk edene... (Yüce Rabbe yemin olsun!)
-
92:4
Leyl: 4
Ki gerçekten, sizin sa’yü gayretleriniz (ilgi, bilgi, beceri ve hedefleriniz) elbette pek çeşitli, çelişkili (ve darmadağınıktır). [Bu nedenle üretime ve verime katkıları farklı olacağından, emeklerinin karşılığı olan ücretleri de farklı olacaktır.]
-
92:5
Leyl: 5
Amma, her kim (elindeki nimetlerden başkalarına da ve Allah yolunda) verip (hayırda harcarsa) ve (her türlü küfür ve kötülükten) korkup sakınırsa,
-
92:6
Leyl: 6
Ve en güzel (daveti ve davayı ve İslam-barış nizamına çağrıyı) doğrular (ve destek çıkıp tâbi olur)sa,
-
92:7
Leyl: 7
Biz de onu; kolay olan (fıtrat dini İslam) için (çabalarını rahatlatıp) başarılı kılacağız (ona hidayet, ibadet ve hizmet yolunu kolaylaştıracağız).
-
94:1
İnşirâh: 1
(Ey Resulüm!) Biz, Senin göğsünü yarıp-genişleterek (gönlünü hikmet ve huzurla doldurmadık mı)?
-
94:2
İnşirâh: 2
Ve (ağır) yükünü (hafifletip) indirip atarak (sıkıntılarını) rahatlatmadık mı?
-
94:3
İnşirâh: 3
Ki o (risaletle ve ümmetinle ilgili; sorumluluk duygusu ve görev kaygusu) Senin belini bükmüştü (sırtını çatırdatmıştı);
-
94:4
İnşirâh: 4
(Ve ey Nebim, Kelime-i Tevhid’de ve her Ezan-ı Şerif’te adını adımla birlikte anmak, böylece yerde ve göklerde saygınlığa ulaştırılmak suretiyle) Senin zikrini (şanını ve ünvanını) yükseltip (şerefini) artırmadık mı?
-
94:5
İnşirâh: 5
Demek ki, gerçekten her zorlukla beraber (ona dayanacak ve aşacak bir) kolaylık da vardır.
-
94:6
İnşirâh: 6
(Evet unutma) Kesinlikle her zorlukla beraber, elbette bir kolaylık (ve rahatlık) da olacaktır. (Sabret ki; her usr, iki yusr doğuracaktır. Çünkü gerçekten her zorluk iki kolaylığa gebe bulunmaktadır.)
-
2:189
Bakara: 189
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِۜ قُلْ هِيَ مَوَاقٖيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّۜ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰىۚ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Sana, hilalleri (doğuş halindeki “ay” şekillerini) sorarlar. De ki: “O, insanlar ve hacc için belirlenmiş vakitlerdir. İyilik (birr, cahiliye âdetinde olduğu gibi), evlere arkalarından gelmeniz (şeklindeki asılsız ve yararsız hurafeler) değildir, ama (asıl) iyilik (küfür ve kötülükten) sakınan(ın halidir). Artık evlere (ön dış) kapılarından girin. Allah'tan sakının, umulur ki kurtuluşa ulaşırsınız.”
-
4:13
Nisa: 13
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu (ağaçları) altından (ve zemin kısmından) ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada ebedi kalacaklardır. İşte asıl büyük başarı ve kurtuluş bu (olacaktır).
-
4:73
Nisa: 73
وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنٖي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظٖيمًا
(Ama) Eğer size Allah’tan bir fazıl (zafer ve ferahlık) isabet ederse, o zaman da sanki kendisiyle aranızda hiçbir samimi yakınlık (tanışıklık ve sevgi bağı) yokmuş gibi, kuşkusuz şöyle deyip (sızlanır): “Ah keşke onlarla birlikte olsaydım. (Bazı fedakârlıklara katlansaydım ve ucuz kahramanlıklar yapsaydım da;) Ben de, (şimdi onlar gibi) büyük kurtuluş ve mutluluğa ulaşsaydım” (şeklinde ve maalesef ahiret endişesiyle değil, hâlâ dünyalık düşüncesiyle pişmanlık gösterirler).
-
5:119
Maide: 119
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقٖينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Allah buyuracak ki: "İşte bu (sorgulama ve hesaplaşma, va’ad edildiği gibi); doğrulara, doğru söylemelerinin (sadakat ve samimiyet göstermelerinin) yarar sağladığı gündür!.. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler vardır. Artık Allah onlardan razıdır, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte (asıl) büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır.)"
-
6:16
En'am: 16
مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْمُبٖينُ
(Mahşerde) O gün kimden (azap) savuşturulup (cehennemden) korunmuş olursa, elbette O (Allah), onu esirgeyip kurtarmıştır. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' bu (olacaktır).
-
9:20
Tevbe: 20
اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
İman edenlerin, hicret edenlerin ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin, Allah katında çok büyük dereceleri vardır. İşte (asıl) 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
-
9:72
Tevbe: 72
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler (ve çok özel ve mükemmel malikâneler) va’ad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk (O’nun rıdvanı ve rızası) ise en büyük (derecedir). İşte bu, büyük kurtuluş ve mutluluk (saadetidir).
-
9:89
Tevbe: 89
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
Allah onlar için, (ahirette) süresiz kalacakları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte (asıl) büyük “kurtuluş (ve mutluluk)” bu (olacaktır).
-
9:100
Tevbe: 100
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
(Sahabe’den İslam’a girmede ve hayırlı hizmetlerde) Öne geçen ilklerden olan Muhacirler ve Ensar ile, onlara iyilik ve güzellikle uyanlar (var ya); Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler hazırlamıştır. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Fevz-ü Azim, -en ulu ve kutlu bahtiyarlık- mü’min ve mücahit kulların olacaktır.)
-
9:111
Tevbe: 111
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذٖي بَايَعْتُمْ بِهٖۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Hiç şüphesiz Allah, -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- mü’minlerden, canlarını ve mallarını satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda çalışıp-çarpışırlar, (gerektiğinde) öldürürler ve öldürülürler; (bu) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir va’addir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (ey mücahit mü’minler) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Çünkü mücahit mü’minler ebedi cennete erişeceklerdir.)
-
10:64
Yunus: 64
لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْدٖيلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۜ
Her türlü mutluluk ve müjdeler; dünya hayatında da, ahirette de onlar içindir. (Dünyada izzete ve devlete, ahirette cennete ve rü’yete erişeceklerdir.) Allah'ın sözleri (va’adleri) için değişiklik söz konusu değildir. İşte bu en “büyük kurtuluş, zafer ve huzur” (saadetidir.)
-
11:105
Hud: 105
يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ اِلَّا بِاِذْنِهٖۚ فَمِنْهُمْ شَقِيٌّ وَسَعٖيدٌ
(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun (Allah’ın) izni olmaksızın, hiç kimse konuşamayacaktır. Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır.
-
11:108
Hud: 108
وَاَمَّا الَّذٖينَ سُعِدُوا فَفِي الْجَنَّةِ خَالِدٖينَ فٖيهَا مَا دَامَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اِلَّا مَا شَٓاءَ رَبُّكَۜ عَطَٓاءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ
(İman ve itaatle) Mutlu olanlar ise, artık onlar da cennette (bahtiyardır). Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) Asla kesintisi olmayan bir ikramdır.
-
13:26
Ra'd: 26
اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟
(Oysa imtihan için) Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve (istediğini ise) daraltır (ve fakirleştirir). Onlar (gafiller) ise sadece dünya hayatına (nimetlerine) ferahlanıp sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.
-
13:29
Ra'd: 29
اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ
(Gerçekten) İman edip salih amellerde bulunan kimseler (var ya), ne mutlu bunlara ki; varılacak olan yerin en güzeli onlarındır.
-
22:77
Hacc: 77
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ
Ey iman edenler, rükû edin (Kur’ani hükümlere boyun eğin), secdeye gidin (tevazu ve teslimiyet gösterin, başta namaz ve diğer emirleri yerine getirip), Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin; umulur ki (bu sayede) kurtuluşa erişir (felaha, refaha ve huzura yetişir)siniz.
-
23:111
Mü'minun: 111
اِنّٖي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
(İşte) "Bugün Ben de, gerçekten onların (Hakk’ta sabit ve mücahit kullarımın) sabretmelerinin karşılığını (ebedi cennet ve saadet olarak) verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir" (buyrulacaktır).
-
24:52
Nur: 52
وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Kim (her konuda) Allah'a ve Resulüne itaat eder de (Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Sünnetini ölçü alırsa) ve Allah'tan saygıyla korkup O'ndan (kahrına uğramaktan) sakınırsa, işte bunlar ‘başarı ve mutluluğa’ erecek kimselerdir.
-
36:55
Yâsin: 55
اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ
Gerçek şu ki o gün cennet halkı, (tadılacak nimetlerin ve yaşanacak zevklerin en güzeline kavuştukları için) 'sevinç ve mutluluk dolu' sürekli bir meşguliyet içindedirler.
-
37:60
Sâffât: 60
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
(Dünyada iken Allah’a itaat ve din yolunda cihad edip sonsuz ahiret ve cenneti kazanmak!) İşte bu, şüphe yok ki en büyük kurtuluş(a ve en yüce mutluluğa ulaşmaktır).
-
40:9
Mü'min: 9
وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِۜ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
Ve onları (dünyada ve ahirette) kötülüklerden koru. (Burada) Kimi kötülüklerden korumuşsan, o gün (mahşerde) Sen gerçekten ona rahmet buyurmuşsundur. İşte bu, büyük “kurtuluş, mutluluk ve bahtiyarlıktır.”
-
44:27
Duhân: 27
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فٖيهَا فَاكِهٖينَۙ
Ve içlerinde 'sevinç, mutluluk (ve gaflet) içinde' yaşadıkları nimetler (hepsi ellerinden gitmişti).
-
44:57
Duhân: 57
فَضْلًا مِنْ رَبِّكَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Senin Rabbinden bir fazıl (lütfu inayet ve üstün nimet) olarak (mü’minler bu saadete kavuşturulmuştur). İşte asıl “büyük mutluluk ve kurtuluş” budur.
-
45:30
Câsiye: 30
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فٖي رَحْمَتِهٖۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْمُبٖينُ
(Ancak) Artık iman edip salih ameller işleyenleri ise; Rableri onları Kendi rahmetine (ve sonsuz cennetine) sokacaktır. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur. (Akıllı ve kazançlı insanlar bu kutlu akıbet için çalışanlardır.)
-
48:5
Fetih: 5
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظٖيمًاۙ
(Her şeye gücü yeten, göklerdeki ve yerdeki ordularıyla işlerini yürüten Cenab-ı Hakkın ayrıca cihadı emretmesi; bu hizmet ve gayretleri sebebiyle) Mü’min erkek ve kadınları, altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere sokması ve onların günahlarını örtüp bağışlaması içindir. İşte Allah katında gerçek kurtuluş ve büyük mutluluk budur (ve sonsuz huzura bu sayede erişilir).
-
52:18
Tûr: 18
فَاكِهٖينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۚ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ
Rablerinin verdikleriyle (çeşitli ve lezzetli nimetler içinde) 'sevinçli ve mutludurlar.' (Üstelik) Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından da koruyup (kurtarmıştır).
-
57:12
Hadid: 12
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۚ
(Mahşerde) O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, önlerinde ve sağlarında (dört yanında kutlu aydınlık) nurları koşarken (ışık ve saygınlık saçarken) göreceksin. "Bugün sizin müjdeniz (ve kutlu hediyeniz), içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlerdir. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur” (denilecektir).
-
59:20
Haşr: 20
لَا يَسْتَوٖٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Ateş halkı ile cennet halkı (asla) bir ve eşit değildir. (Çünkü) Cennet halkı 'umduklarına kavuşup mutluluk içinde olan (ve sonsuz saadete ulaşan) kimselerdir.'
-
61:12
Saff: 12
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۙ
(Böyle yaparsanız) O (Allah) sizin günahlarınızı bağışlayacak, sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacak ve Adn cennetlerinde çok güzel (ve görkemli) saraylara yerleştirecektir. İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur (ve böyle elde edilir).
-
62:10
Cum'a: 10
فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
(Cuma öğlende) Namaz kıldıktan sonra ise (artık) yeryüzüne dağılıverin ve Allah'ın fazlı kereminden (helâl ve meşru yöntemlerle nasibinizi) aramaya girişin. Ve Allah’ı çokça zikredip (Kur’ani ve Nebevi ölçüleri sürekli hatırlayıp ona göre hareket edin), ki böylece felaha (huzura ve başarıya) erişesiniz.
-
64:9
Teğabün: 9
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهٖ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
Sizi (mahşerde hesaplaşmak üzere) toplanma vakti için bir araya getireceği gün; işte bu “Teğabün” (dünyaya kapılıp ahireti unutanların pişman ve perişan olacakları aldanma) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örtecek ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onu altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetlere sokacaktır. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' bu (olacaktır).
-
78:31
Nebe': 31
اِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ مَفَازًاۙ
(Ancak) Kesinlikle (küfür ve kötülükten sakınan) müttakiler için (ebedi cennet hayatında) gerçek 'bir kurtuluş ve (murada erdirici bir) mutluluk' vardır.
-
85:11
Bürûc: 11
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُۜ
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan (sonsuz ve kusursuz) cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu olacaktır.
-
88:8
Gâşiye: 8
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ
(Ama mü’minlerden) O gün öyle (nurlu ve onurlu) yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde) bahtiyardır.
-
92:1
Leyl: 1
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ
Andolsun (Dünya’nın yarısını karanlığıyla) sarıp-örttüğü zaman geceye,
-
92:2
Leyl: 2
وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ
Açılıp ağardığı (ve parıldayıp-aydınlandığı) zaman gündüze,
-
92:3
Leyl: 3
وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ
(Her canlıda) Erkeği ve dişiyi halk edene... (Yüce Rabbe yemin olsun!)
-
92:4
Leyl: 4
اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ
Ki gerçekten, sizin sa’yü gayretleriniz (ilgi, bilgi, beceri ve hedefleriniz) elbette pek çeşitli, çelişkili (ve darmadağınıktır). [Bu nedenle üretime ve verime katkıları farklı olacağından, emeklerinin karşılığı olan ücretleri de farklı olacaktır.]
-
92:5
Leyl: 5
فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ
Amma, her kim (elindeki nimetlerden başkalarına da ve Allah yolunda) verip (hayırda harcarsa) ve (her türlü küfür ve kötülükten) korkup sakınırsa,
-
92:6
Leyl: 6
وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ
Ve en güzel (daveti ve davayı ve İslam-barış nizamına çağrıyı) doğrular (ve destek çıkıp tâbi olur)sa,
-
92:7
Leyl: 7
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ
Biz de onu; kolay olan (fıtrat dini İslam) için (çabalarını rahatlatıp) başarılı kılacağız (ona hidayet, ibadet ve hizmet yolunu kolaylaştıracağız).
-
94:1
İnşirâh: 1
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
(Ey Resulüm!) Biz, Senin göğsünü yarıp-genişleterek (gönlünü hikmet ve huzurla doldurmadık mı)?
-
94:2
İnşirâh: 2
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
Ve (ağır) yükünü (hafifletip) indirip atarak (sıkıntılarını) rahatlatmadık mı?
-
94:3
İnşirâh: 3
اَلَّذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ
Ki o (risaletle ve ümmetinle ilgili; sorumluluk duygusu ve görev kaygusu) Senin belini bükmüştü (sırtını çatırdatmıştı);
-
94:4
İnşirâh: 4
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ
(Ve ey Nebim, Kelime-i Tevhid’de ve her Ezan-ı Şerif’te adını adımla birlikte anmak, böylece yerde ve göklerde saygınlığa ulaştırılmak suretiyle) Senin zikrini (şanını ve ünvanını) yükseltip (şerefini) artırmadık mı?
-
94:5
İnşirâh: 5
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ
Demek ki, gerçekten her zorlukla beraber (ona dayanacak ve aşacak bir) kolaylık da vardır.
-
94:6
İnşirâh: 6
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ
(Evet unutma) Kesinlikle her zorlukla beraber, elbette bir kolaylık (ve rahatlık) da olacaktır. (Sabret ki; her usr, iki yusr doğuracaktır. Çünkü gerçekten her zorluk iki kolaylığa gebe bulunmaktadır.)
-
2:189
Bakara: 189
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِۜ قُلْ هِيَ مَوَاقٖيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّۜ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰىۚ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
-
4:13
Nisa: 13
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
4:73
Nisa: 73
وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنٖي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظٖيمًا
-
5:119
Maide: 119
قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقٖينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
6:16
En'am: 16
مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْمُبٖينُ
-
9:20
Tevbe: 20
اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
-
9:72
Tevbe: 72
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
-
9:89
Tevbe: 89
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
-
9:100
Tevbe: 100
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
9:111
Tevbe: 111
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذٖي بَايَعْتُمْ بِهٖۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
10:64
Yunus: 64
لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْدٖيلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۜ
-
11:105
Hud: 105
يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ اِلَّا بِاِذْنِهٖۚ فَمِنْهُمْ شَقِيٌّ وَسَعٖيدٌ
-
11:108
Hud: 108
وَاَمَّا الَّذٖينَ سُعِدُوا فَفِي الْجَنَّةِ خَالِدٖينَ فٖيهَا مَا دَامَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اِلَّا مَا شَٓاءَ رَبُّكَۜ عَطَٓاءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ
-
13:26
Ra'd: 26
اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟
-
13:29
Ra'd: 29
اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبٰى لَهُمْ وَحُسْنُ مَاٰبٍ
-
22:77
Hacc: 77
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ
-
23:111
Mü'minun: 111
اِنّٖي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
-
24:52
Nur: 52
وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
-
36:55
Yâsin: 55
اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ
-
37:60
Sâffât: 60
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
40:9
Mü'min: 9
وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِۜ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ۟
-
44:27
Duhân: 27
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فٖيهَا فَاكِهٖينَۙ
-
44:57
Duhân: 57
فَضْلًا مِنْ رَبِّكَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
45:30
Câsiye: 30
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فٖي رَحْمَتِهٖۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْمُبٖينُ
-
48:5
Fetih: 5
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظٖيمًاۙ
-
52:18
Tûr: 18
فَاكِهٖينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۚ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحٖيمِ
-
57:12
Hadid: 12
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۚ
-
59:20
Haşr: 20
لَا يَسْتَوٖٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
-
61:12
Saff: 12
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُۙ
-
62:10
Cum'a: 10
فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
-
64:9
Teğabün: 9
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهٖ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
-
78:31
Nebe': 31
اِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ مَفَازًاۙ
-
85:11
Bürûc: 11
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبٖيرُۜ
-
88:8
Gâşiye: 8
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ
-
92:1
Leyl: 1
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ
-
92:2
Leyl: 2
وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ
-
92:3
Leyl: 3
وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ
-
92:4
Leyl: 4
اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ
-
92:5
Leyl: 5
فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ
-
92:6
Leyl: 6
وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ
-
92:7
Leyl: 7
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ
-
94:1
İnşirâh: 1
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
-
94:2
İnşirâh: 2
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
-
94:3
İnşirâh: 3
اَلَّذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ
-
94:4
İnşirâh: 4
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ
-
94:5
İnşirâh: 5
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ
-
94:6
İnşirâh: 6
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ