• 2:185 Bakara: 185

    Ramazan ayı (niye böylesine mübarek ve muhteremdir? Çünkü) insanlar için hidayet rehberi olan (ve doğru yolu tanıtan) Kur'an bu ayda indirilmiştir. (O Kur’an ki) Furkan olan (Hakk ile Bâtıl’ı birbirinden ayıran) apaçık belgeleri (kapsayan ve gerçekleri açıklayan Kitaptır.) Öyleyse sizden kim bu aya yetişip şahit olursa artık onu (orucunu) tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık ve ikram) Sayıyı tamamlamanız (orucunuzu tutup bayrama ulaşmanız) ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı en büyük tanımanız (kalbinizdeki sahte putları kırmanız ve sadece Allah’ın rızasını arayıp O’na tapınmanız) içindir. Umulur ki (bu nimetlerin kıymetini fark edip) şükredersiniz (diye oruç size farz kılınmıştır). [Not: Yani oruç; her konuda yol göstericimiz olan Kur’an nimetine eriştirilmeye karşılık Cenab-ı Hakka bir teşekkür tavrıdır.]

  • 2:196 Bakara: 196

    (Size emredildiği ve öğretildiği biçimde) Haccı ve umreyi Allah için tamamlayıverin. Eğer (düşman tehlikesi, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılır, kısıtlanır ve engel olunursanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta ise veya başından şikâyeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi yeterlidir). Ne zaman güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç (tutması tavsiye edilmiştir). Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, muhakkak Allah’ın cezası pek çetindir.

  • 7:199 A'raf: 199

    (Ey Elçim!) Sen (yine de) af (veya kolaylık) yolunu tutup benimse, (İslam'a ve insan fıtratına, hayırlı ve yararlı gelenek kurallarına) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Onların kabalık ve kabahatlerine aldırış etme!)

  • 16:66 Nahl: 66

    (Kuşkusuz) Sizin için (evcil) hayvanlarda da elbette ibretler vardır ki, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru ve halis bir süt içirmekteyiz.

  • 16:69 Nahl: 69

    Sonra (arılara; bu) meyvelerin (ve çiçeklerin) hepsinden ye, böylece Rabbinin sana (ilham edip) kolaylaştırdığı yayılım yollarında yürüyüp-uçuver (dedi. İşte bunun sonucu) Onların karınlarından türlü renklerde (tatlı) şerbetler çıkmaktadır ki, onda insanlar için bir şifa (ve üstün bir gıda) bulunmaktadır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda ibretli bir ayet (ve hikmet sezilip görülecek)tir. (Ki Allah yiyeceklerin en güzeli balı bir sineğe, giyeceklerin en güzeli ipeği bir böceğe, içeceklerin en güzeli sütü ise bir ineğe yaptırıvermektedir.)

  • 16:80 Nahl: 80

    Allah size evlerinizi; (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız (sükûnet ve saadet) yerleri" kıldı ve size hayvan derilerinden; hem göç gününde (yolculuk halinde), hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz (çadır) evler (yapmanızı sağladı); yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından da bir zamana kadar giyimlikler-döşemelikler ve (alışveriş için) bir meta (ve ticaret malı) yaptı.

  • 18:10 Kehf: 10

    O gençler, (mallarını, makamlarını ve yakınlarını bırakıp, imanlarını korumak gayretiyle) mağaraya sığındıkları zaman: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet verip (kutlu amacımıza) ulaştır ve şu işimizden (dolayı sıkıntılarımızı kaldırıp) bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl)” diyerek (yalvarmışlardı).

  • 18:16 Kehf: 16

    (Bunun üzerine zalim Kralın zulmünden korunmaları için vicdanlı biri onlara şöyle demişti:) “Mademki siz onlardan ve onların Allah’tan başka tapındıklarından (putlarından ve tağuti nizamlarından) ayrılıp uzaklaştınız; o halde (hemen buradan kaçıp, emniyetli ve gizli bir) mağaraya sığının ki, Rabbiniz Kendi rahmetinden (sizin şeref ve şöhretinizi) yaysın ve (şu Hakkı savunmak ve küfre teslim olmamak) işiniz ve gayretinizden dolayı size yararlı şeyler hazırlasın.”

  • 18:88 Kehf: 88

    “Her kim de iman (ve itaat) eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz.”

  • 19:97 Meryem: 97

    (Ey Resulüm!) Biz Bunu (Kur’an'ı) Senin dilinle kolaylaştırdık, (Sana açıklatıp insanları aydınlattık ki; bu) takva sahiplerine müjde vermen ve (küfür ve zulümde) inatla direnen bir kavmi de uyarıp (ikaz ve ihtar etmen) içindir.

  • 20:26 Taha: 26

    “(Risalet) İşimi bana kolaylaştır.”

  • 44:58 Duhân: 58

    (Ey Resulüm!) Biz O (Kur’an’ı) Senin dilinle (indirip açıklattık ve anlaşılmasını) kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar (böylece gerçeği ve görevlerini öğrensinler).

  • 54:17 Kamer: 17

    Andolsun, Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Ama düşünüp öğüt alan var mı?

  • 54:22 Kamer: 22

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:32 Kamer: 32

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve her türlü sorunlarınıza çare üretmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:40 Kamer: 40

    Yemin olsun ki Kur’an, öğüt almak ve gerçeği bulmak için kolaylaştırılmıştır, fakat öğüt alıp düşünen var mı?

  • 55:54 Rahmân: 54

    (Mü’minler cennette) Astarları, ağır işlenmiş kalın atlastan koltuklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır.

  • 57:22 Hadid: 22

    Ne yeryüzünde ne de kendi nefislerinizde (gerek genel ve gerekse özel olsun), hiçbir (hadise ve) musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, o bir kitapta (ezeli takdir programında tayin ve tespit edilmiş) bulunmasın. (Her şey belirlenmiştir, bilinmektedir. Ancak; Allah ezelden öyle yazdığı için, kullar mecburen böyle hareket etmemekte; doğrusu Rabbimiz kimin ne yapacağını bildiği için bunları önceden kaydetmiştir. Çünkü ilim maluma tâbidir.) Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolay bir şeydir.

  • 58:4 Mücâdele: 4

    Ancak (buna imkân) bulamayan kimse, (eşiyle) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (tutmalıdır); buna da güç yetiremeyen ise altmış yoksulu doyurmalıdır. Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resulüne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın (kuralları ve) sınırlarıdır. (Bunları tanımayan) Kâfirler içinse acı bir azap vardır.

  • 64:7 Teğabün: 7

    İnkâr edenler, (vicdani rahatsızlıklarını ve korkularını bastırmak için sürekli; öldükten sonra) asla diriltilmeyeceklerini öne sürmektedirler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecek (herkes hesaba çekilecek)tir. Bu da Allah'a göre oldukça kolaydır."

  • 65:4 Talâk: 4

    (Yaşlılık sebebiyle) Kadınlarınızdan artık âdetten kesilmiş (menopoza girmiş veya ameliyatla aybaşı özelliğini yitirmiş) bulunanlarla; (ve yine evlenme çağına geldiği halde tıbbi nedenler ve fıtri -doğuştan gelen- bazı engellerle) âdet görmemiş olanların iddet (bekleme süre)leri ise -eğer şüpheye düşecek olursanız- (biliniz ki) üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları ile sona ulaşır). Kim Allah’tan korkup (haksızlık ve hayâsızlıktan) sakınırsa (Allah) ona (her) işinde bir kolaylık kılacaktır. [Not: Nisa Suresi 6. ayeti; kızlar için “nikâh-evlenme” çağının; “büluğa-ergenliğe” erişmeleri şartından öte; rüşd’e, yani akli ve bedeni olgunluğa ulaşmış olmalarını da şart koşmaktadır. Bu nedenle çocuk evlilikleri İslam’a da insanlık fıtratına da aykırıdır. Hz. Peygamberimizden sonra kaç yıl yaşadığı ve kaç yaşında bu dünyadan ayrıldığı tarihi belgelerle hesaplandığında Aiyşe validemizin Aleyhissalatü Vesselam Efendimizle 18 (on sekiz) yaşında evlendiği ortaya çıkmaktadır. Çünkü sağlam kaynaklara göre Hz. Fatıma ile aynı yılda (M.605) doğmuşlardır.]

  • 65:7 Talâk: 7

    Geniş imkânları olan, (boşadığı hanımına) nafakayı geniş imkânlarına göre verip karşılasın. Rızkı kısıtlı tutulan (ve geçim darlığı içinde olan) da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla verip (boşadığı hanımlarını mahrum bırakmasın). Allah, hiçbir nefse=kişiye ona verdiği (nimetler)den başkasıyla (fazlasıyla) yükümlülük koymamıştır. Allah, bir güçlüğün ardından (mutlaka) bir kolaylığı (nasip) kılıp (kulunu darlıktan kurtaracaktır).

  • 73:20 Müzzemmil: 20

    Gerçekten Rabbin, Senin gecenin üçte ikisinden biraz noksanında, (bazen) yarısında ve üçte biri kadarında (namaz kılmak ve Kur’an okumak için) kalktığını bilmektedir; Seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı (vakitleri ayarlamakta zorlanacağınızı) bildiği için, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etmiştir. Şu halde (namazlarınızda) Kur'an'dan (size) kolay geleni (en iyi ezberlenen bölümleri) okuyuverin. Allah sizden hastalar bulunacağını, bazılarının Allah'ın fazlından (rızıklarını) aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah yolunda (cihad için yola çıkıp) çarpışacaklarını bilmektedir de, işte bu yüzden (cemaatle kılınan namazları fazla uzatmayıp Kur'an'dan) kolay geleni okuyun diye izin vermektedir. Artık namazı dosdoğru eda edin, zekâtı ödeyin ve (bolca infak edip) Allah'a güzel bir borç verin, ki hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir (sonsuz merhametli olandır).

  • 74:10 Müddessir: 10

    (Ve hele) Kâfirler içinse (kıyamet ve mahşer) hiç kolay değildir. (Bunu başlarına gelince anlayacaklardır.)

  • 76:14 İnsan: 14

    (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakındır ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmıştır. (Mü’minlerin cennette “ol!” dedikleri olacaktır!)

  • 80:20 Abese: 20

    Sonra ona (hayat) yolu(nu; doğumunu, ihtiyaçlarına rahat ulaşma durumunu, doğaya ve yaşam şartlarına uyumu, mutluluğu, onurlu ve huzurlu duruşu, kutlu oluşu ve kurtuluşu) kolaylaştırmıştır.

  • 84:8 İnşikak: 8

    O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilip (azaptan kurtulacaktır.)

  • 87:8 A'lâ: 8

    (Ey Nebim!) Seni (ve ümmetini) en kolay (ve yararlı) olan (fıtrat dini İslam’ı uygulaman) için kolaylık (sağlayıp) muvaffak (başarılı) kılacağız.

  • 92:7 Leyl: 7

    Biz de onu; kolay olan (fıtrat dini İslam) için (çabalarını rahatlatıp) başarılı kılacağız (ona hidayet, ibadet ve hizmet yolunu kolaylaştıracağız).

  • 92:10 Leyl: 10

    Biz ona da en zorlu (ve zararlı) olanı (kötülük yollarını ve azaba uğramasını) kolaylaştıracağız (böylece adım adım rezalet ve felaketlere hazırlayacağız).

  • 94:5 İnşirâh: 5

    Demek ki, gerçekten her zorlukla beraber (ona dayanacak ve aşacak bir) kolaylık da vardır.

  • 94:6 İnşirâh: 6

    (Evet unutma) Kesinlikle her zorlukla beraber, elbette bir kolaylık (ve rahatlık) da olacaktır. (Sabret ki; her usr, iki yusr doğuracaktır. Çünkü gerçekten her zorluk iki kolaylığa gebe bulunmaktadır.)

  • 2:185 Bakara: 185

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖٓي اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَرٖيضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُرٖيدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرٖيدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Ramazan ayı (niye böylesine mübarek ve muhteremdir? Çünkü) insanlar için hidayet rehberi olan (ve doğru yolu tanıtan) Kur'an bu ayda indirilmiştir. (O Kur’an ki) Furkan olan (Hakk ile Bâtıl’ı birbirinden ayıran) apaçık belgeleri (kapsayan ve gerçekleri açıklayan Kitaptır.) Öyleyse sizden kim bu aya yetişip şahit olursa artık onu (orucunu) tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık ve ikram) Sayıyı tamamlamanız (orucunuzu tutup bayrama ulaşmanız) ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı en büyük tanımanız (kalbinizdeki sahte putları kırmanız ve sadece Allah’ın rızasını arayıp O’na tapınmanız) içindir. Umulur ki (bu nimetlerin kıymetini fark edip) şükredersiniz (diye oruç size farz kılınmıştır). [Not: Yani oruç; her konuda yol göstericimiz olan Kur’an nimetine eriştirilmeye karşılık Cenab-ı Hakka bir teşekkür tavrıdır.]

  • 2:196 Bakara: 196

    وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضًا اَوْ بِهٖٓ اَذًى مِنْ رَأْسِهٖ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ۟

    (Size emredildiği ve öğretildiği biçimde) Haccı ve umreyi Allah için tamamlayıverin. Eğer (düşman tehlikesi, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılır, kısıtlanır ve engel olunursanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta ise veya başından şikâyeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi yeterlidir). Ne zaman güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç (tutması tavsiye edilmiştir). Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, muhakkak Allah’ın cezası pek çetindir.

  • 7:199 A'raf: 199

    خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖينَ

    (Ey Elçim!) Sen (yine de) af (veya kolaylık) yolunu tutup benimse, (İslam'a ve insan fıtratına, hayırlı ve yararlı gelenek kurallarına) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Onların kabalık ve kabahatlerine aldırış etme!)

  • 16:66 Nahl: 66

    وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًۜ نُسْقٖيكُمْ مِمَّا فٖي بُطُونِهٖ مِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَبَنًا خَالِصًا سَٓائِغًا لِلشَّارِبٖينَ

    (Kuşkusuz) Sizin için (evcil) hayvanlarda da elbette ibretler vardır ki, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru ve halis bir süt içirmekteyiz.

  • 16:69 Nahl: 69

    ثُمَّ كُلٖي مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكٖي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًاۜ يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ فٖيهِ شِفَٓاءٌ لِلنَّاسِۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    Sonra (arılara; bu) meyvelerin (ve çiçeklerin) hepsinden ye, böylece Rabbinin sana (ilham edip) kolaylaştırdığı yayılım yollarında yürüyüp-uçuver (dedi. İşte bunun sonucu) Onların karınlarından türlü renklerde (tatlı) şerbetler çıkmaktadır ki, onda insanlar için bir şifa (ve üstün bir gıda) bulunmaktadır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda ibretli bir ayet (ve hikmet sezilip görülecek)tir. (Ki Allah yiyeceklerin en güzeli balı bir sineğe, giyeceklerin en güzeli ipeği bir böceğe, içeceklerin en güzeli sütü ise bir ineğe yaptırıvermektedir.)

  • 16:80 Nahl: 80

    وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ جُلُودِ الْاَنْعَامِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ اِقَامَتِكُمْۙ وَمِنْ اَصْوَافِهَا وَاَوْبَارِهَا وَاَشْعَارِهَٓا اَثَاثًا وَمَتَاعًا اِلٰى حٖينٍ

    Allah size evlerinizi; (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız (sükûnet ve saadet) yerleri" kıldı ve size hayvan derilerinden; hem göç gününde (yolculuk halinde), hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz (çadır) evler (yapmanızı sağladı); yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından da bir zamana kadar giyimlikler-döşemelikler ve (alışveriş için) bir meta (ve ticaret malı) yaptı.

  • 18:10 Kehf: 10

    اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

    O gençler, (mallarını, makamlarını ve yakınlarını bırakıp, imanlarını korumak gayretiyle) mağaraya sığındıkları zaman: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet verip (kutlu amacımıza) ulaştır ve şu işimizden (dolayı sıkıntılarımızı kaldırıp) bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl)” diyerek (yalvarmışlardı).

  • 18:16 Kehf: 16

    وَاِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ فَأْوُ۫ٓا اِلَى الْكَهْفِ يَنْشُرْ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ رَحْمَتِهٖ وَيُهَيِّئْ لَكُمْ مِنْ اَمْرِكُمْ مِرْفَقًا

    (Bunun üzerine zalim Kralın zulmünden korunmaları için vicdanlı biri onlara şöyle demişti:) “Mademki siz onlardan ve onların Allah’tan başka tapındıklarından (putlarından ve tağuti nizamlarından) ayrılıp uzaklaştınız; o halde (hemen buradan kaçıp, emniyetli ve gizli bir) mağaraya sığının ki, Rabbiniz Kendi rahmetinden (sizin şeref ve şöhretinizi) yaysın ve (şu Hakkı savunmak ve küfre teslim olmamak) işiniz ve gayretinizden dolayı size yararlı şeyler hazırlasın.”

  • 18:88 Kehf: 88

    وَاَمَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُ جَزَٓاءًۨ الْحُسْنٰىۚ وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ اَمْرِنَا يُسْرًاۜ

    “Her kim de iman (ve itaat) eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz.”

  • 19:97 Meryem: 97

    فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقٖينَ وَتُنْذِرَ بِهٖ قَوْمًا لُدًّا

    (Ey Resulüm!) Biz Bunu (Kur’an'ı) Senin dilinle kolaylaştırdık, (Sana açıklatıp insanları aydınlattık ki; bu) takva sahiplerine müjde vermen ve (küfür ve zulümde) inatla direnen bir kavmi de uyarıp (ikaz ve ihtar etmen) içindir.

  • 20:26 Taha: 26

    وَيَسِّرْ لٖٓي اَمْرٖيۙ

    “(Risalet) İşimi bana kolaylaştır.”

  • 44:58 Duhân: 58

    فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    (Ey Resulüm!) Biz O (Kur’an’ı) Senin dilinle (indirip açıklattık ve anlaşılmasını) kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar (böylece gerçeği ve görevlerini öğrensinler).

  • 54:17 Kamer: 17

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun, Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Ama düşünüp öğüt alan var mı?

  • 54:22 Kamer: 22

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:32 Kamer: 32

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve her türlü sorunlarınıza çare üretmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?

  • 54:40 Kamer: 40

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

    Yemin olsun ki Kur’an, öğüt almak ve gerçeği bulmak için kolaylaştırılmıştır, fakat öğüt alıp düşünen var mı?

  • 55:54 Rahmân: 54

    مُتَّكِـٖٔينَ عَلٰى فُرُشٍ بَطَٓائِنُهَا مِنْ اِسْتَبْرَقٍۜ وَجَنَا الْجَنَّتَيْنِ دَانٍۚ

    (Mü’minler cennette) Astarları, ağır işlenmiş kalın atlastan koltuklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır.

  • 57:22 Hadid: 22

    مَٓا اَصَابَ مِنْ مُصٖيبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فٖٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا فٖي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌۚ

    Ne yeryüzünde ne de kendi nefislerinizde (gerek genel ve gerekse özel olsun), hiçbir (hadise ve) musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, o bir kitapta (ezeli takdir programında tayin ve tespit edilmiş) bulunmasın. (Her şey belirlenmiştir, bilinmektedir. Ancak; Allah ezelden öyle yazdığı için, kullar mecburen böyle hareket etmemekte; doğrusu Rabbimiz kimin ne yapacağını bildiği için bunları önceden kaydetmiştir. Çünkü ilim maluma tâbidir.) Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolay bir şeydir.

  • 58:4 Mücâdele: 4

    فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۚ فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتّٖينَ مِسْكٖينًاۜ ذٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَلِلْكَافِرٖينَ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

    Ancak (buna imkân) bulamayan kimse, (eşiyle) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (tutmalıdır); buna da güç yetiremeyen ise altmış yoksulu doyurmalıdır. Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resulüne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın (kuralları ve) sınırlarıdır. (Bunları tanımayan) Kâfirler içinse acı bir azap vardır.

  • 64:7 Teğabün: 7

    زَعَمَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُواۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُ۬نَّ بِمَا عَمِلْتُمْۜ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ

    İnkâr edenler, (vicdani rahatsızlıklarını ve korkularını bastırmak için sürekli; öldükten sonra) asla diriltilmeyeceklerini öne sürmektedirler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecek (herkes hesaba çekilecek)tir. Bu da Allah'a göre oldukça kolaydır."

  • 65:4 Talâk: 4

    وَالّٰٓـٖٔي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحٖيضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓـٖٔي لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِهٖ يُسْرًا

    (Yaşlılık sebebiyle) Kadınlarınızdan artık âdetten kesilmiş (menopoza girmiş veya ameliyatla aybaşı özelliğini yitirmiş) bulunanlarla; (ve yine evlenme çağına geldiği halde tıbbi nedenler ve fıtri -doğuştan gelen- bazı engellerle) âdet görmemiş olanların iddet (bekleme süre)leri ise -eğer şüpheye düşecek olursanız- (biliniz ki) üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları ile sona ulaşır). Kim Allah’tan korkup (haksızlık ve hayâsızlıktan) sakınırsa (Allah) ona (her) işinde bir kolaylık kılacaktır. [Not: Nisa Suresi 6. ayeti; kızlar için “nikâh-evlenme” çağının; “büluğa-ergenliğe” erişmeleri şartından öte; rüşd’e, yani akli ve bedeni olgunluğa ulaşmış olmalarını da şart koşmaktadır. Bu nedenle çocuk evlilikleri İslam’a da insanlık fıtratına da aykırıdır. Hz. Peygamberimizden sonra kaç yıl yaşadığı ve kaç yaşında bu dünyadan ayrıldığı tarihi belgelerle hesaplandığında Aiyşe validemizin Aleyhissalatü Vesselam Efendimizle 18 (on sekiz) yaşında evlendiği ortaya çıkmaktadır. Çünkü sağlam kaynaklara göre Hz. Fatıma ile aynı yılda (M.605) doğmuşlardır.]

  • 65:7 Talâk: 7

    لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهٖۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا۟

    Geniş imkânları olan, (boşadığı hanımına) nafakayı geniş imkânlarına göre verip karşılasın. Rızkı kısıtlı tutulan (ve geçim darlığı içinde olan) da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla verip (boşadığı hanımlarını mahrum bırakmasın). Allah, hiçbir nefse=kişiye ona verdiği (nimetler)den başkasıyla (fazlasıyla) yükümlülük koymamıştır. Allah, bir güçlüğün ardından (mutlaka) bir kolaylığı (nasip) kılıp (kulunu darlıktan kurtaracaktır).

  • 73:20 Müzzemmil: 20

    اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذٖينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

    Gerçekten Rabbin, Senin gecenin üçte ikisinden biraz noksanında, (bazen) yarısında ve üçte biri kadarında (namaz kılmak ve Kur’an okumak için) kalktığını bilmektedir; Seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı (vakitleri ayarlamakta zorlanacağınızı) bildiği için, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etmiştir. Şu halde (namazlarınızda) Kur'an'dan (size) kolay geleni (en iyi ezberlenen bölümleri) okuyuverin. Allah sizden hastalar bulunacağını, bazılarının Allah'ın fazlından (rızıklarını) aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah yolunda (cihad için yola çıkıp) çarpışacaklarını bilmektedir de, işte bu yüzden (cemaatle kılınan namazları fazla uzatmayıp Kur'an'dan) kolay geleni okuyun diye izin vermektedir. Artık namazı dosdoğru eda edin, zekâtı ödeyin ve (bolca infak edip) Allah'a güzel bir borç verin, ki hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir (sonsuz merhametli olandır).

  • 74:10 Müddessir: 10

    عَلَى الْكَافِرٖينَ غَيْرُ يَسٖيرٍ

    (Ve hele) Kâfirler içinse (kıyamet ve mahşer) hiç kolay değildir. (Bunu başlarına gelince anlayacaklardır.)

  • 76:14 İnsan: 14

    وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلٖيلًا

    (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakındır ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmıştır. (Mü’minlerin cennette “ol!” dedikleri olacaktır!)

  • 80:20 Abese: 20

    ثُمَّ السَّبٖيلَ يَسَّرَهُۙ

    Sonra ona (hayat) yolu(nu; doğumunu, ihtiyaçlarına rahat ulaşma durumunu, doğaya ve yaşam şartlarına uyumu, mutluluğu, onurlu ve huzurlu duruşu, kutlu oluşu ve kurtuluşu) kolaylaştırmıştır.

  • 84:8 İnşikak: 8

    فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسٖيرًاۙ

    O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilip (azaptan kurtulacaktır.)

  • 87:8 A'lâ: 8

    وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰىۚ

    (Ey Nebim!) Seni (ve ümmetini) en kolay (ve yararlı) olan (fıtrat dini İslam’ı uygulaman) için kolaylık (sağlayıp) muvaffak (başarılı) kılacağız.

  • 92:7 Leyl: 7

    فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ

    Biz de onu; kolay olan (fıtrat dini İslam) için (çabalarını rahatlatıp) başarılı kılacağız (ona hidayet, ibadet ve hizmet yolunu kolaylaştıracağız).

  • 92:10 Leyl: 10

    فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ

    Biz ona da en zorlu (ve zararlı) olanı (kötülük yollarını ve azaba uğramasını) kolaylaştıracağız (böylece adım adım rezalet ve felaketlere hazırlayacağız).

  • 94:5 İnşirâh: 5

    فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ

    Demek ki, gerçekten her zorlukla beraber (ona dayanacak ve aşacak bir) kolaylık da vardır.

  • 94:6 İnşirâh: 6

    اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ

    (Evet unutma) Kesinlikle her zorlukla beraber, elbette bir kolaylık (ve rahatlık) da olacaktır. (Sabret ki; her usr, iki yusr doğuracaktır. Çünkü gerçekten her zorluk iki kolaylığa gebe bulunmaktadır.)