• 12:72 Yusuf: 72

    قَالُوا نَفْقِدُ صُوَاعَ الْمَلِكِ وَلِمَنْ جَٓاءَ بِهٖ حِمْلُ بَعٖيرٍ وَاَنَا۬ بِهٖ زَعٖيمٌ

    Dediler ki: (Mısır Meliki olan) "Hükümdarın (kıymetli) su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. (Yetkili şahıs:) Ben de buna kefilim" (demişti).

  • 16:91 Nahl: 91

    وَاَوْفُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ اِذَا عَاهَدْتُمْ وَلَا تَنْقُضُوا الْاَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكٖيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّٰهَ عَلَيْكُمْ كَفٖيلًاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

    (İslam’a uygun olarak bir konuda) Ahitleştiğiniz (senetleşip sözleştiğiniz) zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin, (böyle sağlamca) pekiştirdikten sonra yeminleri bozup çiğnemeyin; çünkü Allah'ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

  • 68:40 Kalem: 40

    سَلْهُمْ اَيُّهُمْ بِذٰلِكَ زَعٖيمٌۚۛ

    (Ey Resulüm!) Onlara sor: “İçlerinden hangisi bunlara (kefil olacak, sorumluluğunu alacak ve) savunuculuğunu yapacaktır?” [Not: Burada "Zaîm" kelimesi kullanılmaktadır. Arapçada bu kelime, başkasına kefil olan, zimmetini alan, bir topluluğa sözcülük yapan kimse anlamındadır.]