• 12:10 Yusuf: 10

    İçlerinden söz alan birisi dedi ki: “Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, Yusuf'u öldürmeyin; onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alıp (gitsin).”

  • 12:70 Yusuf: 70

    (Vaktâki Hz. Yusuf kardeşlerinin) Erzak yüklerini kendilerine hazırlatınca da, (kıymetli) su kabını kardeşinin yükü içine bırakıp yerleştirmişti. Sonra bir müezzin=ilan edici (şöyle) seslenmişti: “Ey kafile, sizler gerçekten hırsız(lık yapmış)sınız!” (diyerek onları durduruvermişti.)

  • 12:94 Yusuf: 94

    İşte o kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: “Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum.” (Böylece keramet ve beşaret izhar etmişti.) [Not: Ama her şey Allah’ın emriyle ve izniyle gerçekleşmekteydi. Birkaç yüz metre yakınındaki kuyuda oğlu Yusuf’un yerini sezip bilemeyen Hz. Yakub, Cenab-ı Hakkın hissettirmesiyle yüzlerce kilometre uzaklıktaki Yusuf’un kokusunu gömleğinden alıvermişti.]

  • 12:10 Yusuf: 10

    قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فٖي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖينَ

    İçlerinden söz alan birisi dedi ki: “Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, Yusuf'u öldürmeyin; onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alıp (gitsin).”

  • 12:70 Yusuf: 70

    فَلَمَّا جَهَّزَهُمْ بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ السِّقَايَةَ فٖي رَحْلِ اَخٖيهِ ثُمَّ اَذَّنَ مُؤَذِّنٌ اَيَّتُهَا الْعٖيرُ اِنَّكُمْ لَسَارِقُونَ

    (Vaktâki Hz. Yusuf kardeşlerinin) Erzak yüklerini kendilerine hazırlatınca da, (kıymetli) su kabını kardeşinin yükü içine bırakıp yerleştirmişti. Sonra bir müezzin=ilan edici (şöyle) seslenmişti: “Ey kafile, sizler gerçekten hırsız(lık yapmış)sınız!” (diyerek onları durduruvermişti.)

  • 12:94 Yusuf: 94

    وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعٖيرُ قَالَ اَبُوهُمْ اِنّٖي لَاَجِدُ رٖيحَ يُوسُفَ لَوْلَٓا اَنْ تُفَنِّدُونِ

    İşte o kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: “Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum.” (Böylece keramet ve beşaret izhar etmişti.) [Not: Ama her şey Allah’ın emriyle ve izniyle gerçekleşmekteydi. Birkaç yüz metre yakınındaki kuyuda oğlu Yusuf’un yerini sezip bilemeyen Hz. Yakub, Cenab-ı Hakkın hissettirmesiyle yüzlerce kilometre uzaklıktaki Yusuf’un kokusunu gömleğinden alıvermişti.]