-
22:7
Hacc: 7
Gerçek şu ki, kıyamet saati (ve herkesin ölüm vakti) yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Ve mutlaka Allah kabirlerde olanların (hepsini) diriltecek (ve hesaba çekecek)tir.
-
35:22
Fâtır: 22
(Bunun gibi) Dirilerle ölüler de bir olamaz, (bunlar farklı ve aykırı şeylerdir, aynı değildir); şüphesiz Allah (hikmet ve hakikati) dilediği kimseye duyurup işittirir. Sen ise kabirlerde olanlara (canlı cenaze hükmündeki gafil ve kâfir insanlara) işittirebilecek değilsin. (Sadece tebliğ görevini yapmalı, sonuçlarına kafayı takmamalısın.)
-
36:51
Yâsin: 51
(Dünyada böyle rezil ve zelil edildikten sonra, kıyamette de) Sur'a üfürülecektir; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde ve mecburen) akın edip gideceklerdir.
-
50:42
Kaf: 42
O gün, (herkes) o çığlığı bir gerçek (Hakk) olarak işitecek (ve mecburen icabet edecek)lerdir. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür (ve herkes hesaba çekilecektir).
-
54:7
Kamer: 7
Onların gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş, (bakışları baygın ve perişan) olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkacaklardır.
-
70:43
Meâric: 43
(Ahirette) Kabirlerinden şaşkın ve telaşlı (bir halde) çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibi (panikle koşuşacaklardır).
-
80:21
Abese: 21
Sonra onu öldürüp, böylece kabre sokacak, (mahşere kadar orada tutacaktır.)
-
82:4
İnfitâr: 4
Ve kabirlerin içi 'deşilip (bütün mevtalar) dışa atıldığı' zaman;
-
100:9
Âdiyât: 9
(O gafil ve nankör insan) Kabirlerin içerisinde olanların ‘deşilip dışarı atılacağı’;
-
100:10
Âdiyât: 10
Göğüslerde (gönüllerde gizli) olanların derlenip toparlanıp (hepsinin) ortaya çıkarılacağı o zamanı (düşünüp), hâlâ (gerçeği) bilmeyecek (ve anlamayacak mıdır?)
-
22:7
Hacc: 7
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ فٖيهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ
Gerçek şu ki, kıyamet saati (ve herkesin ölüm vakti) yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Ve mutlaka Allah kabirlerde olanların (hepsini) diriltecek (ve hesaba çekecek)tir.
-
35:22
Fâtır: 22
وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِعُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ
(Bunun gibi) Dirilerle ölüler de bir olamaz, (bunlar farklı ve aykırı şeylerdir, aynı değildir); şüphesiz Allah (hikmet ve hakikati) dilediği kimseye duyurup işittirir. Sen ise kabirlerde olanlara (canlı cenaze hükmündeki gafil ve kâfir insanlara) işittirebilecek değilsin. (Sadece tebliğ görevini yapmalı, sonuçlarına kafayı takmamalısın.)
-
36:51
Yâsin: 51
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ
(Dünyada böyle rezil ve zelil edildikten sonra, kıyamette de) Sur'a üfürülecektir; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde ve mecburen) akın edip gideceklerdir.
-
50:42
Kaf: 42
يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ
O gün, (herkes) o çığlığı bir gerçek (Hakk) olarak işitecek (ve mecburen icabet edecek)lerdir. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür (ve herkes hesaba çekilecektir).
-
54:7
Kamer: 7
خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ
Onların gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş, (bakışları baygın ve perişan) olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkacaklardır.
-
70:43
Meâric: 43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ
(Ahirette) Kabirlerinden şaşkın ve telaşlı (bir halde) çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibi (panikle koşuşacaklardır).
-
80:21
Abese: 21
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ
Sonra onu öldürüp, böylece kabre sokacak, (mahşere kadar orada tutacaktır.)
-
82:4
İnfitâr: 4
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ
Ve kabirlerin içi 'deşilip (bütün mevtalar) dışa atıldığı' zaman;
-
100:9
Âdiyât: 9
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
(O gafil ve nankör insan) Kabirlerin içerisinde olanların ‘deşilip dışarı atılacağı’;
-
100:10
Âdiyât: 10
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ
Göğüslerde (gönüllerde gizli) olanların derlenip toparlanıp (hepsinin) ortaya çıkarılacağı o zamanı (düşünüp), hâlâ (gerçeği) bilmeyecek (ve anlamayacak mıdır?)
-
22:7
Hacc: 7
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ فٖيهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ
-
35:22
Fâtır: 22
وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِعُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ
-
36:51
Yâsin: 51
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ
-
50:42
Kaf: 42
يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ
-
54:7
Kamer: 7
خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ
-
70:43
Meâric: 43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ
-
80:21
Abese: 21
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ
-
82:4
İnfitâr: 4
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ
-
100:9
Âdiyât: 9
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
-
100:10
Âdiyât: 10
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ