• 2:49 Bakara: 49

    (Hani) Dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, sizi Firavun ailesinin (ve zalim hükümetinin) elinden kurtardığımızı da hatırlayın. (Ki) Onlar, kadınlarınızı (kızlarınızı) diri (sağ) bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir (bela) imtihan vardı.

  • 7:141 A'raf: 141

    (Oysa hatırlayın ki) Hani bir zamanlar size dayanılmaz azap ve işkenceler reva gören, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden (ve zulüm sisteminden) sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir bela ve imtihan vardı.

  • 14:6 İbrahim: 6

    (Hani) Bir zaman (Hz.) Musa da kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın; ki bir vakit O sizi Firavun ailesinden (ve zorba sülalesinden) kurtarmıştı; öyle ki onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir bela (imtihan) vardı. (Böylece sabrınız ve sadakatiniz denenmekteydi.)”

  • 14:12 İbrahim: 12

    “(Hem) Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim (ve teslimiyet göstermeyelim)!? Bize (hidayet rehberi ile) doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız eziyet ve işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler sadece Allah'ı vekil edinip (O’na güvenmelidirler).”

  • 16:110 Nahl: 110

    Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra (dini ve davası yolunda) hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz Senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten Bağışlayandır, Esirgeyendir.

  • 29:10 Ankebut: 10

    İnsanlardan öylesi vardır ki (sözde), “Allah'a iman ettik” demektedir; fakat Allah için (bir zahmet ve) eziyet gördüğü zaman (hemen şikâyetlenir), insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi değerlendirir; ama yemin olsun ki, eğer Rabbinden (sadık ve mücahit mü’minlere) 'bir yardım ve zafer' gelirse, o zaman da hemen: “Biz gerçekten sizlerle birlikteydik (gizlice sizi desteklerdik)” diyecek (ve münafıklık edecek)lerdir. Oysa Allah, âlemlerin (her şeyin ve herkesin) sinelerinde (gönüllerinde) olanı daha iyi Bilen değil midir?

  • 85:10 Bürûc: 10

    Gerçek şu ki, mü’min erkeklerle mü’min kadınlara (her türlü fitne-fesat) işkence ve hakaret uygulayanlar, sonra (pişmanlık duyup) tevbekâr da olmayanlar; işte onlar için (dehşetli) cehennem azabı vardır ve (bütün hücrelere nüfuz eden) yakıcı azap onlaradır.

  • 2:49 Bakara: 49

    وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ

    (Hani) Dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, sizi Firavun ailesinin (ve zalim hükümetinin) elinden kurtardığımızı da hatırlayın. (Ki) Onlar, kadınlarınızı (kızlarınızı) diri (sağ) bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir (bela) imtihan vardı.

  • 7:141 A'raf: 141

    وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۚ يُقَتِّلُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟

    (Oysa hatırlayın ki) Hani bir zamanlar size dayanılmaz azap ve işkenceler reva gören, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden (ve zulüm sisteminden) sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir bela ve imtihan vardı.

  • 14:6 İbrahim: 6

    وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟

    (Hani) Bir zaman (Hz.) Musa da kavmine şöyle demişti: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın; ki bir vakit O sizi Firavun ailesinden (ve zorba sülalesinden) kurtarmıştı; öyle ki onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir bela (imtihan) vardı. (Böylece sabrınız ve sadakatiniz denenmekteydi.)”

  • 14:12 İbrahim: 12

    وَمَا لَنَٓا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَاۜ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلٰى مَٓا اٰذَيْتُمُونَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ۟

    “(Hem) Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim (ve teslimiyet göstermeyelim)!? Bize (hidayet rehberi ile) doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız eziyet ve işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler sadece Allah'ı vekil edinip (O’na güvenmelidirler).”

  • 16:110 Nahl: 110

    ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُٓواۙ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ۟

    Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra (dini ve davası yolunda) hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz Senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten Bağışlayandır, Esirgeyendir.

  • 29:10 Ankebut: 10

    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا فٖي صُدُورِ الْعَالَمٖينَ

    İnsanlardan öylesi vardır ki (sözde), “Allah'a iman ettik” demektedir; fakat Allah için (bir zahmet ve) eziyet gördüğü zaman (hemen şikâyetlenir), insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi değerlendirir; ama yemin olsun ki, eğer Rabbinden (sadık ve mücahit mü’minlere) 'bir yardım ve zafer' gelirse, o zaman da hemen: “Biz gerçekten sizlerle birlikteydik (gizlice sizi desteklerdik)” diyecek (ve münafıklık edecek)lerdir. Oysa Allah, âlemlerin (her şeyin ve herkesin) sinelerinde (gönüllerinde) olanı daha iyi Bilen değil midir?

  • 85:10 Bürûc: 10

    اِنَّ الَّذٖينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرٖيقِۜ

    Gerçek şu ki, mü’min erkeklerle mü’min kadınlara (her türlü fitne-fesat) işkence ve hakaret uygulayanlar, sonra (pişmanlık duyup) tevbekâr da olmayanlar; işte onlar için (dehşetli) cehennem azabı vardır ve (bütün hücrelere nüfuz eden) yakıcı azap onlaradır.

  • 2:49 Bakara: 49

    وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ

  • 7:141 A'raf: 141

    وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۚ يُقَتِّلُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟

  • 14:6 İbrahim: 6

    وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ اَنْجٰيكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ۟

  • 14:12 İbrahim: 12

    وَمَا لَنَٓا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَاۜ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلٰى مَٓا اٰذَيْتُمُونَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ۟

  • 16:110 Nahl: 110

    ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُٓواۙ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ۟

  • 29:10 Ankebut: 10

    وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا فٖي صُدُورِ الْعَالَمٖينَ

  • 85:10 Bürûc: 10

    اِنَّ الَّذٖينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرٖيقِۜ